Daily Agenda
Başkan Erdoğan: Yeni bir Sykes-Picot’a izin vermeyeceğiz
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “İsrail’in terör saldırılarında, bombardıman ve suikastlarında vefat eden İranlı kardeşlerimiz için ülkem ve milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Binlerce yıllık tarihiyle, zorluklar karşısında sergilediği dayanışmayla ve güçlü devlet tecrübesiyle İran halkının inşallah bugünleri de atlatacağından hiçbir şüphe duymuyoruz.” dedi.
Başkan Erdoğan: “Yeni bir Sykes-Picot’a izin vermeyeceğiz” | Video
Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 51. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda yaptığı konuşmada İslam dünyasının temsilcileriyle İstanbul’da bir araya gelmekten bahtiyarlık duyduğunu söyledi.
Toplantıda alınan kararların İslam ümmeti ve insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, “Teşkilatın küresel barış ve refahın sağlanmasına verdiği desteği alacağınız kararlarla bir kez daha dünyaya duyuracağınızdan eminim. Fevkalade kritik bir dönemde gerçekleştirdiğiniz toplantının etkileri sadece ülkelerimizde değil inşallah tüm dünyada hissedilecektir.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında yüzde 65’inden fazlasını çocuk ve kadınların oluşturduğu 55 bini aşkın kişinin şehit olduğunu aktararak, saldırılarda hayatını kaybedenleri rahmetle yad ettiğini, yaralanan 128 bin Filistin vatandaşına Allah’tan şifa dilediğini belirtti.
Türkiye’nin Filistin halkıyla acıyı ve hüznü paylaştığını dile getiren Erdoğan, “Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimiz acısını acımız, hüznünü hüznümüz biliyoruz. Filistinli kardeşlerimiz de bilsinler ki zulmün bugün karanlığı ne kadar koyu olsa da inşallah adalet tecelli edecek, zafer mutlaka inananların olacaktır. Allah’ın izniyle acıları, zulümleri, ölümleri değil zaferleri, sevinçleri ve barışı konuşacağımız güzel günleri göreceğimize ben yürekten inanıyorum.” diye konuştu.
“İSRAİL’İN İRAN’A GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SALDIRILARI EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE TELİN EDİYORUM”
Erdoğan, İsrail’in işgal, istila, yıkım ve katliam politikalarının son iki yıldır giderek arttığını belirterek, şunları kaydetti:
“Batılı güçlerin koşulsuz desteğini arkasına alan İsrail bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemeye devam ediyor. Önce Gazze’ye ve Batı Şeria’ya saldırdılar. Tüm dünyanın gözleri önünde Gazze’yi devasa bir enkaza çevirdiler. Sağlık tesislerini, okulları, camileri ve kiliseleri bombaladılar. Sadece bir çuval un almak, bir tas çorba, bir kuru ekmek alabilmek için yardım sırası bekleyen insanları hunharca katlettiler. Her gün çoğu çocuk ve kadın yüzlerce masum sivil, İsrail güçleri tarafından bilerek şehit ediliyor. Gazze’de yaşayan 2 milyon kardeşimiz, Nazilerin temerküz kamplarını bile geride bırakan kötü şartlarda tam 21 aydır hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gazze ile birlikte İsrail, Lübnan’ı, Yemen’i ve Suriye’yi de hedef aldı. Hava bombardımanlarının yanı sıra Suriye’deki çeşitli grupları yönetime karşı kışkırtarak orayı da karıştırmaya ve kargaşa çıkarmaya çalıştı.”
Şimdi de İsrail’in devlet terörüne 13 Haziran’dan itibaren Türkiye’nin komşusu İran’ın muhatap olduğunu aktaran Erdoğan, “Şunu bir defa açık ve net söylemek isterim. Bütün bu saldırılarıyla, Netanyahu hükümeti bölgesel barışın önündeki en büyük engel olduğunu bir kez daha ispat etmiştir. İsrail’in İran’a gerçekleştirdiği saldırıları en güçlü şekilde telin ediyorum. İsrail’in terör saldırılarında, bombardıman ve suikastlarında vefat eden İranlı kardeşlerimiz için ülkem ve milletim adına taziyelerimi sunuyorum. Binlerce yıllık tarihiyle, zorluklar karşısında sergilediği dayanışmayla ve güçlü devlet tecrübesiyle İran halkının inşallah bugünleri de atlatacağından hiçbir şüphe duymuyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası hukuku ihlal eden bu mütecaviz eylemlerin, İsrail’in bölgede yürüttüğü stratejik istikrarsızlaştırma politikasına hizmet ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Saldırıların, İran’ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerin yoğunlaştığı bir dönemde vuku bulması elbette manidardır. Nükleer çalışmalarında hiçbir denetime tabi olmayan, şeffaflık noktasında kimseyi umursamayan İsrail’in, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi anlaşmasına taraf başkalarına söz söylemesi büyük bir riyakarlıktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, Netanyahu hükümetinin 13 Haziran’daki saldırılarıyla aslında müzakere sürecini baltalamayı hedeflediğini belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yaşananlar aynı zamanda Netanyahu ve cinayet şebekesinin herhangi bir meselenin diplomatik yollarla çözülmesini istemediğini de gösteriyor. Yine İsrail, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğü haiz bağımsız bir Filistin devletiyle yan yana barış içinde yaşamak yerine savaşı tüm bölgeye yaymaya çalışıyor. Bakınız, bundan tam 90 yıl önce Hitler’in çaktığı kıvılcım nasıl ki Pasifik’ten Atlantik’e, Hint Okyanusu’ndan Kuzey Denizi’ne kadar bütün dünyayı ateşe attıysa, bugün Netanyahu’nun siyonist emelleri de bölgemizi ve tüm dünyayı büyük bir felakete sürüklemekten başka bir gaye taşımıyor. İlk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’nın kutsiyetine el uzatılmasını, Kudüs-ü Şerif’in tarihi statüsünün gasp edilmeye çalışılmasını, çeşitli haritalar üzerinden bölgemizi parçalama niyetlerinin artık ulu orta konuşulmasını, bu sinsi planın birer hamleleri olarak görüyoruz.”
“İSRAİL KOMŞULARININ GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEREK KENDİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYAMAZ”
Netanyahu’nun yapmak istediklerinin gayet bilincinde olduklarını dile getiren Erdoğan, “Bölgeyi ateşe, çatışmaya, kaosa ve gözyaşına boğarak güvenliklerini tesis edeceklerini zannedenler, ham bir hayalin peşinden gitmektedir. İsrail, komşularının güvenliğini tehdit ederek kendi güvenliğini sağlayamaz. Evdeki hesabın, çarşıya uymadığını onlar da yavaş yavaş göreceklerdir.” dedi.
Erdoğan, İsrail’in kanlı elleriyle bölgede düzen kuracağını iddia etmesinin, bu ülkeyi yönetenlerin nasıl bir körlük ve karanlık içinde olduklarını ortaya koyduğuna dikkati çekerek, “Türkiye olarak bölgemizde sınırları kanla çizilecek yeni bir Sykes-Picot düzeninin kurulmasına izin vermeyeceğimizi burada önemle vurguluyorum. Gazze halkının açlıkla cezalandırılmasına, Batı Şeria’da, devlet ve yerleşimci terörüne, Mescid-i Aksa ile semavi dinlerin beşiği Kudüs’ün tarihi statükosunu yok etme teşebbüslerine asla seyirci kalmayacağız.” diye konuştu.
Uluslararası topluma ve özellikle İsrail üzerinde etki sahibi olan ülkelere seslenen Erdoğan, “Netanyahu’nun çatışmaları daha da derinleştirmek amacıyla söylediği övgü ambalajına sarılmış zehirli sözlerine kimse itibar etmesin. Bölgemizin yeni bir savaşı ve istikrarsızlığı kaldırmaya tahammülü yoktur. İhtiyacımız olan aklıselimdir, sağduyudur, temkindir, yanlışı daha büyük bir yanlışla kapatma gafletine asla düşmemektir.” ifadelerini kullandı.
Çözümün diplomasi ve diyalogdan geçtiğini vurgulayan Erdoğan, kolaylaştırıcılık dahil üzerlerine ne düşüyorsa yapmaya hazır olduklarını ifade etti.
Erdoğan, 13 Haziran’dan bugüne kadar adeta yüreklerini ortaya koyarak sükunetin tesisi için çok ciddi gayret sarf ettiklerini, netice alıncaya kadar bu temasları sabırla sürdüreceklerini söyledi.
“ARAMIZDAKİ TUTUM FARKLILIKLARININ BU KRİTİK DÖNEMDE BİZLERE AYAK BAĞI OLMASINA İZİN VEREMEYİZ”
Bu şartlarda iki devletli çözüme ulaşılmasının çok daha hayati hale geldiğine dikkati çeken Erdoğan, “Daha fazla ülkenin Filistin Devletini tanımasını teşvik etmeye devam etmeli, İsrail’e karşı uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler şartı temelinde zorlayıcı tedbirler alınması için girişimlerimizi eşgüdüm halinde sürdürmeliyiz.” dedi.
Erdoğan, iki devletli çözümü ilerletmek için bu hafta New York’ta Suudi Arabistan’ın öncülüğünde yapılması planlanan ancak son saldırılar nedeniyle ertelenen uluslararası konferansın da ilk fırsatta tertiplenmesini temenni ederek, Suudi Arabistan’a bu girişiminde muvaffakiyetler diledi.
Aynı ananın evladı olan iki kardeş arasında görüş ayrılıkları, yol yöntem ayrılıkları olabileceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bunlar hayatın olduğu gibi siyasetin de diplomasinin de doğal gerçekleridir ama kardeş demek, aynı zamanda kaderdaş demektir. İstanbul’un kaderi, Şam’ın kaderinden, Bağdat’ın, Kahire’nin, Sana’nın kaderinden, İslamabad’ın, Kabil’in, Trablus’un, Tahran’ın kaderinden, Mekke ile Medine’nin ve elbette Kudüs’ün ve Gazze’nin kaderinden ayrı değildir. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Fars’ıyla, Sünni’siyle, Şii’siyle, Alevi’siyle, Afrikalı, Asyalı ve Latin Amerikalı’sıyla ve diğer tüm mezhep ve kökenleriyle Müslümanların kıblesi gibi kaderleri de ortaktır. Her birimiz, ‘La ilahe illallah Muhammedün Resulullah’ diyoruz. Söz konusu ortak davalarımız, ortak çıkarlarımız olunca farklılıkları bir yana koyup kenetlenmek boynumuzun borcudur. Aramızdaki tutum ve farklılıklarının özellikle içinden geçtiğimiz bu kritik dönemde bizlere ayak bağı olmasına izin veremeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son süreçte dengeler, siyasetler ve kırılgan ilişkilerin bir yere kadar olduğunu gördüklerini dile getirerek, “Ümmetin sesini ve vicdanını temsil eden Teşkilatımızın bu toplantısında, İsrail’in tüm bölgeyi yangın yerine çeviren politikalarına karşı duruşumuzu açıkça dünya kamuoyuna duyurmamız gerekiyor. Bugün birbirimize daha sıkı sarılmaya, saflarımızı daha da sıkılaştırmaya, birbirimize karşı hoşgörü sınırlarımızı daha da genişletmeye ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Filistinlilerin kendi içlerinde milli birlik sağlayacakları günlere ulaşmasını canıgönülden arzu ettiklerini kaydeden Erdoğan, “İşte bugün, burada olduğu gibi hepimiz Filistin halkı için seferber olmuşken kardeşlerimiz arasında bölünmüşlük, parçalanmışlık görmek bizleri üzüyor.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, nerede olursa olsun ayrışmayı, kutuplaşmayı, birlikteliğe ve dayanışmaya tahvil etmenin en samimi arzuları olduğunu belirterek “Çok kutuplu dünyada, 2 milyarlık İslam aleminin tek başına bir kutup haline gelmesi şarttır. İslam dünyasının çok daha büyük rol oynayacağı ancak aynı zamanda daha fazla sorumluluk üstleneceği bir dönemin arifesindeyiz. Türkiye’nin Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanlığı bölgemizdeki şiddet sarmalının İsrail tarafından yeniden tetiklendiği, istikrar ve barışın tehdit edildiği bir ortamda başlıyor. İsrail’in Filistin’de olduğu gibi Suriye, Lübnan ve İran’daki haydutluklarını durdurmak için daha fazla dayanışma sergilememiz şart.” ifadelerini kullandı.
Teşkilatın kurulduğu günden bu yana hep barış ve diyalog mesajı taşıdığına, her türlü aşırıcılığa karşı dimdik durduğuna dikkati çeken Erdoğan, bundan sonra da sırt sırta verip zorlukların üstesinden beraber geleceklerini, 57 üyesiyle Birleşmiş Milletlerden sonra en büyük ikinci uluslararası örgüt olan teşkilatı daha iyi işletmek, verimli hale getirmek, ekonomik ve toplumsal gelişmenin bir aracı olarak çalıştırmak mecburiyetinde olduklarını kaydetti.
Erdoğan, Hucurat suresinin “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse, kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki rahmete eresiniz.” ifadelerini içeren 10. ayetini aktararak “Bunun için önce kendi içimizdeki ihtilafları çözeceğiz. Kendi meselelerimizi, kendi ortak aklımızla ve irademizle sahiplenmezsek başkalarının çıkarlarına hizmet etmiş oluruz. Ortak bir tarihin, ortak bir medeniyetin hepsinden önemlisi ortak bir inancın mensupları olarak, istikbalimizi ilgilendiren her konuda çözüm üretecek irade ve kapasiteye ziyadesiyle sahibiz.” değerlendirmesini yaptı.

“SURİYE HALKI, HAMDOLSUN GELECEĞİNE HER BAKIMDAN ÇOK DAHA UMUTLU BAKIYOR”
Dönem başkanlığı sırasında da İslam düşmanlığıyla mücadeleyi aktif şekilde sürdürmeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu vesileyle Suriye’nin İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliğine dönmüş olmasından ve uluslararası topluma yeniden entegrasyonu yönünde alınan mesafeden duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Suriyeli kardeşlerimizin yüz binlerce şehit vererek kazandığı muhteşem zafer, yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Suriye halkı, hamdolsun geleceğine her bakımdan çok daha umutlu bakıyor. Türkiye olarak, Suriye’nin kendi ayakları üzerinde durması için bu ülkeye çok boyutlu desteğimizi artırarak devam ettireceğiz. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve milli birliğinin korunmasıyla kalıcı istikrara kavuşması için hepimizin yani tüm İslam aleminin desteğine ihtiyacı var. Bu konuda teşkilat üyesi tüm ülkelerin Suriye’ye gereken katkıyı vereceğine yürekten inanıyorum.”
Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı ülkeleriyle diğer ülkeler arasında güçlü bir köprü vazifesi gören Müslüman azınlıkların ve toplulukların sorunlarıyla daima yakından ilgilenilmesi, onlarla sarsılmaz bir dayanışma içinde olunması gerektiğini ifade ederek, bu konuda teşkilatın şimdiye kadar izlediği tutumu ve aldığı kararları önemsediklerini dile getirdi.
“ÜYE ÜLKELERİMİZİN UNRWA’YI MADDEN VE MANEN DESTEKLEYEREK İSRAİL’İN OYUNLARINI BOZMALARINI BEKLİYORUZ”
Filistinli mültecilere sahip çıkma noktasında yeri doldurulamaz görev icra eden Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansının (UNRWA) İsrail tarafından felç edilmesine müsaade edilmemesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, “Teşkilatımızın ve tek tek üye ülkelerimizin UNRWA’yı madden ve manen destekleyerek İsrail’in oyunlarını bozmalarını bekliyoruz. Ankara’da açılacak temsilcilik ofisiyle bundan sonra ajansa olan desteğimizi inşallah daha görünür hale getireceğiz. Bu vesileyle Kamerun’u başarılı dönem başkanlığı için tebrik ediyor, Afrikalı üyelerinin teşkilatımız bünyesinde ağırlığının giderek, artmasından mutluluk duyduğumuzu bilhassa ifade ediyorum.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT’nin 51. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nın İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Daily Agenda
Tree Inc. Confession of bribery from manager
In the last hearing on the eighth day of the Istanbul Metropolitan Municipality trial, where the corruption of the century, 161 billion public losses, and bribery and corruption in 143 actions were discussed, Ağaç A.Ş. General Manager Ali Sukas started his defense. At yesterday’s hearing, which started after the 4-day holiday, it was seen that at least 50 seats were empty in the section reserved for the audience. Businessman Ahmet Sarı had to pay a total of 232.5 million TL in bribes to Ekrem İmamoğlu’s advisors and relatives in order to receive his due payment from IMM. Ahmet Sarı, who testified during the investigation phase, noted that Sukas called him and requested 10 vehicles to use in the election campaign during the CHP Istanbul 2nd Region parliamentary candidacy process for his wife, Berna Sukas, and said, “I could not refuse the offer due to our ongoing work and receivables.” It was revealed that 10 vehicles with CHP logos were delivered to Berna Sukas, wife of Istanbul Metropolitan Municipality bureaucrat Ali Sukas, who is a parliamentary candidate.

‘WE WERE LATE, WE FOUND 8-10 VEHICLES’
Sukas made confessions of this situation in his defense at yesterday’s hearing. In his defense, Sukas said, “I will express it with all my sincerity, there was a lot of attack from here. We did not make any preliminary preparations for my wife’s election campaign in the 2023 elections, we were late. I am at peace in conscience. We needed small commercial vehicles to work in the election. I talked about this issue with Ahmet Sarı (businessman) and he said ‘We found 8-10’. We talked about the price. There was 1 month until the election. He quoted a 1 month rental fee for all of them around 180-200 thousand. “We agreed,” he said.

I AM READY TO PAY THIS PUNISHMENT
Stating that they wanted to pay when they delivered the vehicles after the election, but they were told ‘Let us support you, let us contribute’, Sukas said, “If Ahmet Sarı looks me in the eye and says ‘I cannot get what I owe from Ağaç AŞ. That’s why I had to pay these,’ I am ready to pay this penalty.”

‘WE COULD NOT PAY OUR DEBT’
Sukas continued his defense by saying that Sarı said to him, “We will handle it”: “I repeated it 4-5 times. When we handed over the vehicles after the election, I asked for the account number. He said, ‘We took care of that, let’s support our sister, she couldn’t be elected anyway. You are so worn out’. There is such an open, sincere relationship between us.”
LACK OF IQ LEVEL!
The court president gave İmamoğlu, who wanted to ask a question to Ali Sukas, the right to speak. However, İmamoğlu targeted the prosecution before the question. Prosecutor’s decision against Ağaç A.Ş. İmamoğlu, who called the comparative table of money outflows related to the year ‘a lie’, said to the presiding judge, “The tables are intended to be complete garbage. This table is wrong. I say that the table presented by the prosecution is a lie. Even with a secondary school IQ, he would have been better prepared.” He made insulting remarks to the prosecutor.
HE CALLED HELP CARDS ‘TRADITION’
Sukas answered the Presiding Judge’s question about aid cards as follows: “Traditionally, during Ramadan, companies bring whatever they want and leave it to us. There would not be a record with figures regarding this. Since there is nothing systematic, there is no such record.”
Daily Agenda
I couldn’t even build the roof of this house
Halit and Fatma Erdem couple, who have 3 children and 9 grandchildren, are happy in their new home, as their house was heavily damaged in Hatay during the disaster of the century. Halit Erdem (65) expressed his joy by saying, “My state gave me the house that I couldn’t even roof, literally for free.” Erdem Family, whose 2-storey detached houses in Hatay’s Ötençay District were destroyed in the earthquakes centered in Kahramanmaraş, settled in the village houses built by the state for earthquake victims in the same neighborhood. “We were not expecting such a beautiful and big house,” said Halit Erdem, adding, “The real surprise for us was the payments. We were expecting a payment of at least 2 million TL. We were thinking about how we would pay, but the moment our President announced the payments, our happiness doubled.

Our state has once again shown how it protects the people. If I wanted to build this house myself, I couldn’t even build the roof for 448 thousand liras. We became homeowners for the cost of a roof. I will take out a loan and pay it immediately. “May God grant everyone such a beautiful house,” she said. Stating that her house is spacious, Fatma Erdem (61) said, “People around us were telling us, ‘Even if he did, you wouldn’t be able to handle that debt.’ Thank God, our President embarrassed those who could not bear it. I even enjoy cleaning my house. “My grandchildren are having fun in the garden,” he said.
Daily Agenda
The joy of life in a solid and safe house is another
The urban transformation project carried out in Tozkoparan, Istanbul, in cooperation with the Ministry of Environment, Urbanization and Climate Change and Güngören Municipality, continues successfully. In the project, 1179 residences and 43 workplaces have been completed so far and delivered to their beneficiaries. Citizens experienced the joy of Ramadan Feast in their new homes this year. The first 3 stages of the Tozkoparan Urban Transformation Project, implemented by Emlak Konut GYO, have been completed. In the 4th stage, which continues under the coordination of the Urban Transformation Directorate, the construction of 2 thousand 498 residences and 133 workplaces continues.

Murat Kurum, Minister of Environment, Urbanization and Climate Change, shared the images of citizens who have new and solid houses in Tozkoparan, Güngören district, and said, “The joy of living in solid and safe houses with their parks, gardens, and our children without being left behind is different. This is how the holiday was spent in the transformed Tozkoparan.”

‘WE SLEEP EASILY NOW’
Neighborhood residents, who gained solid homes with urban transformation, also talked about the great change they experienced. Serhan Yıldız said, “This place is modern and spacious, designed with beautiful engineering. I personally came and saw it during the construction phases, I think it is quite solid. Now, when we put our heads on the pillow, we sleep comfortably. The payment plan is very good. So, I think it is suitable for all budgets.” Explaining that their old house was very humid, Ali Yalçın summarized the happiness of his new home with the following sentences: “All those who ask say, ‘Uncle Ali, it is really as you described.’ I say, ‘Come’, let’s take a tour. I say, ‘Come’, enter the house together. Let’s go to my flat. I say, ‘Come’, let’s go to the garages. Let’s go downstairs to the garages. I say, ‘Come’ and watch me enter the door. I said, ‘You can’t enter without a card. You can’t enter without a card.’ “They made it into a stanza.” ANKARA
‘I FEEL SAFE HERE’
Melisa Şahin, who has been living in the region for 30 years, drew particular attention to the security and social facilities and said, “I feel safe. I have a baby, I may not be able to take him to a park outside, but I can go out here immediately, there is a park opposite my house, and the garden is very large. Also, the neighborly culture still continues, which is very important in this era.”
Daily Agenda
18 thousand 860 children benefited from the Child Support Program
Minister of Family and Social Services Mahinur Özdemir Göktaş announced that 18 thousand 860 children have benefited from the Anka Child Support Program since 2014. The program is implemented to ensure the psychosocial recovery of traumatized children and strengthen their social adaptation. Within the scope of the program carried out within the Specialized Children’s Homes Site (İÇES), the rehabilitation process is planned taking into account the individual needs of the children. While a counselor is assigned to each child admitted to the institution, an Individual Needs and Risk Assessment Form (BIRDEF) is filled out within the first 10 days. With this evaluation, the child’s social, psychological and family situation is analyzed and appropriate support mechanisms are put into action. Program; It consists of individual counseling, group studies, family support services and crisis intervention processes. Group studies are carried out in 78 sessions under 5 headings, each session lasting 45 minutes. In addition, through work with families, parenting skills are strengthened and child-family relationships are supported. As a result of the evaluations made every three months, the service process of the children is replanned. The program aims for the healthy development of children with its reward-oriented approach and versatile support system.
Daily Agenda
Türkiye is looking for technology stars – Last Minute News
New term student applications continue for DENEYAP Technology Workshops operating throughout Türkiye. Students interested in technology can apply until March 30. With workshops, students will have the opportunity to receive applied training in areas such as design, production and software. The new term student recruitment process continues for DENEYAP Technology Workshops, which were implemented in cooperation with the Ministry of Industry and Technology, TUBITAK and the Ministry of Youth and Sports. Applications for the program, which aims to train competent individuals in the field of technology throughout Türkiye, can be made until March 30.
Within the scope of the program, it is aimed to introduce students to technology development processes at an early age and to strengthen their production-oriented thinking skills. For the new semester, 4th and 5th grade, 8th grade, high school preparatory and 9th grade students will be able to apply.
Students who successfully complete all stages will have the right to participate in the 3-year free training program at DENEYAP Technology Workshops.
Daily Agenda
New science base from Bayraktar – Last Minute News
Selçuk Bayraktar, Chairman of Baykar, one of the leading companies in Türkiye’s defense industry, made important contacts in his hometown Trabzon, where he came for Ramadan Feast.
Following the Özdemir Bayraktar Science Center brought to the city, Bayraktar started work on a second science center, this time in Sürmene district. At the same time, Bayraktar, Chairman of the Board of Trustees of the Turkish Technology Team Foundation and Chairman of the Board of TEKNOFEST, examined the area planned for the implementation of the new project on site.

Previous science center project; It was implemented in cooperation with Trabzon Metropolitan Municipality, Ministry of Industry and Technology, TÜBİTAK, Eastern Black Sea Development Agency (DOKA) and T3 Foundation. Bayraktar’s ancestral land, Sürmene, was chosen as the new address.
In his statement regarding the visit, Sürmene Mayor Hüseyin Azizoğlu emphasized that the project is of great importance for young people. Azizoğlu said, “We were honored to host the precious children of the late Özdemir Bayraktar, the pioneer of the National Technology Move, the pride of our country, Mr. Selçuk Bayraktar, and our precious lady, Ms. Sümeyye Erdoğan Bayraktar, in our district.

We examined our Science Center project, which we plan to bring to Sürmene, on site and held fruitful consultations on the content and vision of the project. “We continue to shape this important step together that will shed light on the future of our young people,” he said.
The new science center is aimed to bring together young people in the region with technology and science.
-
Daily Agenda17 hours agoCulture and tourism cooperation between Türkiye and North Macedonia is getting stronger
-
Politics19 hours agoConfidence in Türkiye rises for fair approach to ongoing war: Minister
-
Sports3 days agoHakimi rejects Morocco’s AFCON title, cites Senegal’s on-field win
-
Daily Agenda3 days agoA new citizen-focused security architecture is on the way
-
Economy21 hours agoEU-Mercosur trade accord to apply provisionally from May 1
-
Politics21 hours agoTürkiye maps social risks for preemptive action
-
Politics16 hours agoFormer ministers injured in pileup in central Türkiye
-
Daily Agenda22 hours agoA helicopter was destroyed in an accident in Qatar: Last farewell to heroic martyrs!
