Daily Agenda
Başkan Erdoğan: İstanbul’u barışın merkezi yapalım
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, terör sorunu başta olmak üzere her türlü meselesini çözecek kudrete, iradeye ve demokratik olgunluğa sahiptir. Terörsüz Türkiye sürecimiz inşallah bunun mihengi ve miğferi olacaktır.” dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Toplantıda tarım, ulaştırma, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere Türkiye’nin gündeminde yer alan kritik konuları değerlendirdiklerini aktaran Erdoğan, 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinin siyasi hayatlarının dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçtiğini söyledi.
Milletin, her iki seçimde de istikbaline dair çok önemli kararlar verdiğini, insicam sorunu olan, içeride kavgalı, sürekli kriz üretmeye meyyal bir yapı yerine, tercihini Mecliste Cumhur İttifakı’ndan, Cumhurbaşkanlığında da şahsından yana kullandığını belirten Erdoğan, “Bugün bir kez daha şahsımı yüzde 52,18 oy oranıyla Cumhurbaşkanlığı makamına layık gören 27 milyon 835 bin vatandaşımın her birine yürekten teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Tercihleri farklı yönde tecelli etse de sandığa giderek demokrasiye sahip çıkan tüm vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, bugün geriye dönüp bakıldığında hem 14 Mayıs’ta hem de 28 Mayıs’ta yapılan tercihin ne kadar hayati olduğunun daha net görüldüğünü kaydetti.
Erdoğan, Türkiye’nin derin bir uçurumun kenarından nasıl döndüğünün bugün daha iyi anlaşıldığına işaret ederek Erdoğan, “Son iki yılda yaşanan gelişmeleri, tartışmaları, ayrışmaları düşününce, dili dualı bu aziz milletin verilmiş sadakası varmış. Sadece son bir haftada şahit olduğumuz meydan muharebesi bile bunu görmek için ziyadesiyle kafidir. Düşünebiliyor musunuz? Daha iki yıl öncesine kadar beyaz gömlek giyip, video çekerek, birbirlerini övgü yağmuruna tutanlar, bakıyorsunuz gırtlak gırtlağa bir kavganın baş aktörleri olarak her gün manşetleri süslüyor.” diye konuştu.
“Koalisyon dönemlerini tecrübe etmemiş 30 yaş altı gençlerimize eski Türkiye’nin neden sürekli patinaj yaptığını örnekleriyle gösteriyorlar.” diyen Erdoğan, ülkenin atlattığı tehlikenin büyüklüğünün zamanla daha iyi anlaşılacağının altını çizdi.
“MESELELERİMİZİ KONUŞMANIN EN SAĞLAM ZEMİNİ SİYASETTİR”
Kabinenin görevdeki ikinci yılını yarın tamamlayacağını anımsatan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak tam bir uyum içinde iki senedir ülkeye ve millete aşkla hizmet ettiklerini söyledi.
Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar!
“Kalan üç yıllık sürede de gayemiz, ülkemizi kalkındırmak, insanımızın refah seviyesini yükseltmek, demokrasimizi güçlendirmek, milletimizin ezeli ve ebedi kardeşliğine vurulan paslı zincirleri birer birer söküp atmaktır.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şurası bir gerçek ki Türkiye terör sorunu başta olmak üzere her türlü meselesini çözecek kudrete, iradeye ve demokratik olgunluğa sahiptir. Terörsüz Türkiye sürecimiz inşallah bunun mihengi ve miğferi olacaktır. Suhuletle geçilen her aşamayla birlikte toplumumuz rahatlamakta, devlet-millet kaynaşması daha da artmaktadır. Her zaman söylüyorum, bugün tekrar vurgulamak istiyorum. Ne kadar çetrefil olursa olsun, Türkiye’nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Meselelerimizi konuşmanın en sağlam zemini şüphesiz siyasettir. 23 yıllık kazanımlar sayesinde demokrasimiz karşılıklı saygı çerçevesinde her türlü sorunu tartışacak, dahası bunlara ortak akılla çözüm bulacak yetkinliğe kavuşmuştur. Bundan kimse kuşku duymuyor.
Yıllardır acıdan ve gözyaşından beslenenlerin, Türkiye’nin yüklerinden kurtulma ihtimalinin kuvvetlenmesinden endişe etmesi gayet doğaldır. Biz, bunlara aldırmadık ve aldırmayacağız. Çözüm yerine sorunun parçası olmakta ısrar edenleri, milletimizin engin ferasetine havale ediyoruz. Bu vesileyle gerek Başbakanlık gerekse Cumhurbaşkanlığımız süresince millete ve memlekete hizmet mücadelemize omuz vermiş tüm arkadaşlarımıza, hükümet ve kabine üyelerimize bugün bir kez daha en kalbi şükranımı sunuyorum. Rabbim bizlere daha nice yıllar azimle, şevkle, heyecanla milletimize hizmet üretmeyi nasip eylesin.”
Son toplantıdan bu yana içeride ve dışarıda çok önemli toplantılara, açılışlara, ziyaretlere iştirak ettiklerini dile getiren Erdoğan, 13 Mayıs’ta yapılan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında savunma projelerini masaya yatırdıklarını, 14 Mayıs’ta toplanan 4. Tarım Şurası’nda önemli kararlar aldıklarını anımsattı.
“İSTANBUL’U ADETA BİR BARIŞ MERKEZİ HALİNE GETİRELİM İSTİYORUM”
Çevrim içi gerçekleştirilen Türkiye, Amerika, Suudi Arabistan ve Suriye toplantısının komşu Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması bakımından yeni bir dönemi başlattığına işaret eden Erdoğan, 15 Mayıs’ta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği delegesi olarak 10 yılını, 20 yılını ve 30 yılını tamamlayan 98 kişiye belge ve plaketlerini takdim ettiklerini, aynı gün Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve heyetini Ankara’da misafir ettiklerini hatırlattı.
Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşının adil bir barışla sona erdirilmesine yönelik ilkeli politikanın bu vesileyle tekrar teyit edildiğini söyledi.
Bugün İstanbul’da Rusya-Ukrayna heyetlerinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın riyasetinde bir araya geldiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“Gerçekten çok muhteşem bir buluşma oldu. Bu buluşma neticesinde özellikle bundan önce biner esir değişimi olduğu halde bu defa bu esir değişimleri binin üzerine çıktı. Binin üzerine çıkmanın ötesinde bir de bu esir değişiminin dışında gerek Rusya gerek Ukrayna tarafında bazı cesetlerin de birbirlerine iadesi söz konusu oldu. Bu rakamlar da gerçekten çok büyük. Gerek Rusya tarafından gerek Ukrayna tarafından verilen bu rakamlar ki Dışişleri Bakanım ve medya bu rakamları da İstanbul’da yapılan basın açıklamasıyla taraflar bunları dünya kamuoyuna açıklıyorlar. Bu da tabii İstanbul’daki bu buluşmaların ne kadar büyük önem ifade ettiğini ortaya koyması bakımından çok önemli. Biz de bundan dolayı doğrusu iftihar ediyoruz.
Hamdolsun Türkiye bu iş için İstanbul’la bir dönüm noktası oldu. Her iki taraf için de benim en büyük arzum gerek Sayın Vladimir Putin’i gerekse Zelenskiy’i aynı şekilde İstanbul veya Ankara’da bir araya getirmek. Hatta Sayın Trump’ı da bunların yanına almak. Eğer kabul buyururlarsa ben de kendileriyle bu buluşmada bir araya gelir ve böylece İstanbul’u adeta bir barış merkezi haline getirelim istiyorum. Bunun girişimlerinin de şu son buluşmadan sonra adımını atacağız.”

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “ABD Başkanı Sayın Trump’ın dönüm noktası niteliğindeki açıklamaları sonrasında Avrupa ülkelerinin de Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararı almasından büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi.
Arnavutluk’un ev sahipliğinde 16 Mayıs’ta düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 6. Zirvesi’ne katılmak üzere Tiran’da bulunduklarını anımsatan Erdoğan, aynı günün akşamında AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen GENÇFEST programında binlerce gençle bir araya geldiklerini söyledi.
Festivalde sahne alan sanatçılar ve programa katkıda bulunanları tebrik eden Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı Millet Kütüphanesi’nde 81 ilden gelen gençler ve milli sporcularla yaptıkları hoş bir sohbetle kutladıklarını hatırlattı.
Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne katılmak üzere 21 Mayıs’ta Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın davetine icabetle Budapeşte’ye gittiklerine işaret ederek, “Teklifimiz üzerine 21 Mart’ın bundan böyle Türk Devletleri Teşkilatı Nevruz Anma ve Kutlama Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. Aldığımız bu kararın Türk dünyasına hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.
“NÜFUS ARTIŞ HIZIMIZI TEKRAR OLMASI GEREKEN DÜZEYE ÇIKARTACAK ADIMLAR ATACAĞIZ”
Türkiye’de bu yılın “Aile Yılı” olarak ilan edildiğine dikkati çeken Erdoğan, farklı etkinlikler, programlar, projelerle Aile Yılı’nı anlamına ve önemine uygun şekilde idrak etmeye çalıştıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 ülkeden bakanların hazır bulunduğu Uluslararası Aile Forumu’nda birçok kıymetli isimle bir araya geldiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sadece bu yılı değil önümüzdeki 10 seneyi aileyi önceleyen politikaları hayata geçirmek amacıyla değerlendireceğiz. Artan tehditler karşısında aile müessesesini güçlendirecek, gençlerimizin yuva kurmalarını kolaylaştıracak, tehlike çanlarının çaldığı nüfus artış hızımızı tekrar olması gereken düzeye çıkartacak adımlar atacağız. Küresel zorbalığa dönüşen cinsiyetsizleştirme politikalarıyla mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.”

Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfının “Bir Şiir Bir Hayat Canım İstanbul Sergisi”nin 24 Mayıs’taki açılışına katıldıklarını aktaran Erdoğan, “Vefatının 42. yıl dönümünde Sultanu’ş Şuara ünvanıyla Türk edebiyatında mümtaz bir yeri olan büyük dava ve fikir adamı üstat Necip Fazıl’ı bir kez daha rahmetle hürmetle yad ettik.” ifadelerini kullandı.
“SURİYE HAVAYOLLARI YAKINDA TÜRKİYE UÇUŞLARINA BAŞLAYACAK”
Aynı gün Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve heyetinin İstanbul’da misafirleri olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:
“8 Aralık devriminden sonra başta Katar ve Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki tüm kardeş ülkelerin de desteğiyle Suriye’nin süratle kendini toparladığını müşahede ediyoruz. Amerika Başkanı Sayın Trump’ın dönüm noktası niteliğindeki açıklamaları sonrasında Avrupa ülkelerinin de Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararı almasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Suriye halkını ve hükümetini, komşuları ve kardeşleri olarak inşallah bundan sonra da tüm imkanlarımızla destekleyeceğiz.”
Erdoğan, bugünkü Kabine Toplantısı’nda, Kurban Bayramı’na yönelik tedbirlerin yanı sıra bu konuyu da görüştüklerini belirtti.
Enerji konusunda çok yakında müjdeli haberler olacağını aktaran Erdoğan, “Suriye Havayolları yakında Türkiye uçuşlarına başlayacak. AJet şirketimiz inşallah Suriye’ye düzenli seferler düzenleyecek. Bunların dışında farklı alanlarda da Suriye halkının yanında olacağız. Her türlü engelleme girişimine rağmen ülkelerinin birlik ve bütünlüğü için sabırla çalışan Suriye hükümetini canı gönülden tebrik ediyorum, Allah yar ve yardımcıları olsun.” dedi.
“TELKİNLERİMİZ DİYALOGDAN, SÜKUNETTEN YANA OLMUŞTUR”
Erdoğan, 25 Mayıs’ta Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve heyetini Türkiye’de ağırladıklarını, bu ziyaretin her bakımdan anlamlı olduğunu söyledi.
Pakistan hükümetinin, Hindistan’da yaşanan son gerilimde izlediği sağduyulu tutumun çatışmanın felakete dönüşmesini engellediğine dikkati çeken Erdoğan, “Bizim de telkinlerimiz diyalogdan, sükunetten, sorunların müzakereyle çözülmesinden yana olmuştur.” ifadesini kullandı.
Etik Haftasını, Kamu Görevlileri Etik Kurulu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan “Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İşbirliği Protokolü” ile taçlandırdıklarını anlatan Erdoğan, 27 Mayıs’ta önce Sayıştay’ın 163. Kuruluş Yıl Dönümü programına iştirak ettiklerini ardından AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısını gerçekleştirdiklerini aktardı.
Erdoğan, 27 Mayıs Darbesi’nin 65. yıl dönümünde demokrasiyi koruma kararlılığının altını tekrar çizdiklerini de vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Millete, memlekete ve demokrasiye yaptıkları eşsiz hizmetlerinin bedelini canlarıyla ödeyen şehit Başbakan Adnan Menderes’i ve arkadaşlarını bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. 15 Temmuz Gecesi FETÖ’cü hainlere karşı milletimizle birlikte yazdığımız milli irade destanıyla darbe defterini bir daha açılmamak üzere bu ülkede inşallah kapatmış bulunuyoruz. Milletimizin aynı acıları tekrar yaşamaması için gereken her türlü tedbiri almaya devam edeceğiz.”
“KARABAĞ’IN HER YANINDA KALKINMA VE ALTYAPI SEFERBERLİĞİ YAŞANIYOR”
Erdoğan, 28 Mayıs’ta Azerbaycan’ın Müstakillik Günü vesilesiyle Karabağ’ın Laçin şehrinde bulunduklarını, Pakistan Başbakanı Şerif ile bu önemli günü, 3 ülkenin ebedi kardeşliğine yaraşır şekilde birlikte idrak ettiklerini belirtti.
Ziyarette ayrıca Laçin Havalimanı’nı hizmete açtıklarını anımsatan Erdoğan, “Burada şunu büyük bir memnuniyetle söylemek arzusundayım, muzaffer lider Cumhurbaşkanı İlham Aliyev kardeşimin gayretleriyle 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’ın her yanında kelimenin tam anlamıyla kalkınma ve altyapı seferberliği yaşanıyor. Yollar, köprüler, tüneller, yerleşim alanları, tarım bölgeleriyle Karabağ maşallah işgalin yaralarını süratle sarıyor. Türkiye olarak biz de bu çalışmalara her türlü desteği veriyoruz.” diye konuştu.
“MİLLET BAHÇELERİMİZİN 20’SİNİN YAPIMI DEVAM EDİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Mayıs’ta İstanbul’un Fethi’nin 572 sene-i devriyesini büyük bir coşkuyla ve gururla kutladıklarını dile getirdi.
Önce Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nu Karadeniz’e uğurladıklarını anlatan Erdoğan, “300 metre uzunluğunda dev bir platform. 56 metre genişliğinde, maşallah, böyle bir platformu Karadeniz’i uğurladık. Şimdi orada 20 sene sondaj çalışmalarını yapacak.” ifadelerini kullandı.
Ardından Beykoz, Arnavutköy, Kağıthane ve Sultangazi Cebeci Millet Bahçelerinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Hep diyoruz ya ‘durmak yok yola devam.’ Toplam büyüklüğü 428 bin metrekareyi aşan 4 yeni millet bahçemizin İstanbul’umuza tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Deprem anlarında birer toplanma alanına dönüşen millet bahçelerimizin 20’sinin yapımı halen devam ediyor. İnşallah onları da tamamlayarak milletimizin hizmetine sunacağız. ‘Benim kudretimin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz’ diyen Sultan Fatih’in izinden gitmeyi sürdüreceğiz.’ Rabb’im bir kez daha o büyük sultan ve kahraman ordusundan razı olsun diyorum.”
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin gayretleri neticesinde Rusya ve Ukrayna heyetlerinin müzakereler için Türkiye’de bir araya geldiğini anımsatarak, “Dünkü hadiseye rağmen, toplantının gerçekleşmesi başlı başına önemli bir başarıdır.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, 30 Mayıs’ta 2. Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’nin açılışını gerçekleştirdiklerini, ertesi gün ise bu yıl dördüncüsü düzenlenen Türkiye Gençlik Zirvesi’nde sivil toplum kuruluşları ve başarılı gençlerle hasret giderdiklerini hatırlattı.
Erdoğan, Kabine Toplantısı öncesinde, orman filosuna katılan yeni hava araçlarını görev yerlerine uğurladıklarını dile getirerek, bu programlar haricinde birçok telefon görüşmesi, kabul, toplantı yaparak, Türkiye’ye hizmet mücadelesini kesintisiz devam ettirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin, barış diplomasisinin ana merkezlerinden biri haline dönüştüğüne dikkati çeken Erdoğan, “Gayretlerimiz neticesinde, Rusya ve Ukrayna heyetleri ülkemizde bir araya geldiler. 3 yıllık aradan sonra ilki önceki hafta gerçekleştirilen ve bin savaş esirinin takasıyla sonuçlanan toplantının ardından ikinci toplantı bugün yapıldı. Dünkü hadiseye rağmen, toplantının gerçekleşmesi başlı başına önemli bir başarıdır.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Türkiye’nin tavrının savaşın ilk gününden beri belli olduğunu, bölgede çatışma, kavga, savaş ve zulüm görmeyi asla istemediklerini vurguladı.
Barışın kaybedeninin olmayacağına inandıklarını belirten Erdoğan, “Her iki tarafın da kabul edeceği sürdürülebilir bir barışın tesisi için samimi bir çaba içindeyiz. Türkiye, hakkaniyetli tutumuyla herkesin güvenini kazanmış bir ülkedir. Türkiye sözü, duruşu, tavrı çok yakından takip edilen bir devlettir.” dedi.
“TÜRKİYE HER ALANDA TAM BAĞIMSIZLIĞA DOĞRU HIZLA YOL ALMAKTADIR”
Erdoğan, birçok ülkenin Türkiye’nin artan etkinliğinden övgüyle bahsettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“CHP eski Genel Başkanının ülkemize yönelik ‘vasal’ benzetmesi son derece çirkin, hakaretamiz bir yaklaştırma veyahut da yakınlaşmadır. ‘Türkiye’yi kimi güçlerin vekil aktörü’ olarak tanımlaması ise bu zatın kendi ülkesine dair bir türlü düzelmeyen çarpık bakış açısının yeni bir tezahürüdür. Türkiye, kimsenin vasalı da paryası da vekil aktörü de değildir, bunun böyle bilinmesi lazım. Türkiye, CHP eski Genel Başkanının iddia ettiği gibi vasallığa doğru değil, her alanda tam bağımsızlığa doğru hızla yol almaktadır. Biz, onun dış politikadaki öngörülerinin sıhhatsizliğini ‘ne bayır kaldı ne bucak’ diyerek ahkam kestiği Suriye değerlendirmelerinden gayet iyi hatırlıyoruz.14-28 Mayıs seçimleri öncesinde Batı başkentlerinde kapı kapı dolaşan, hatta ekonomist ithal etmekle övünen yine kendisinden başkası değildir. Biz, kendisini ademe mahkum ettikçe, maalesef o bizim üzerimizden hem de kendi devletine bühtan ederek prim kazanma arayışlarını sürdürüyor. Gördüğümüz kadarıyla köşe yazarlığı da tıpkı siyasetçiliği gibi pek parlak ilerlemiyor. Hazır bol bol vakti varken, kimsenin itibar etmediği marjinal tezlere kalemşörlük yapmak yerine kendisini biraz geliştirmesini tavsiye ediyorum.”
“CUMHURİYET TARİHİMİZİN MAYIS AYI İHRACAT REKORUNU KIRDIK”
Erdoğan, küçük hesapların değil, büyük hedeflerin peşinde olduklarına dikkati çekerek, sadece diplomaside değil, ulaştırmadan tarıma, eğitimden sağlığa, ekonomiden ticarete, turizmden savunma ve güvenliğe hemen her alanda başarı tablolarına yeni yıldızlar eklemenin derdinde olduklarını anlattı.
Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat penceresinin açıldığına işaret eden Erdoğan, olumsuz düşünmek, karamsarlığa kapılmak, sabah akşam korku yayan felaket tellallarına kulak asmak için hiçbir sebep olmadığının altını çizdi.
Erdoğan, Türkiye’nin emin ve ehil kadroların riyasetinde güvende olduğunu belirterek, cuma günü açıklanan 2025 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarından sonra bugün de ihracat tarafından son derece umut verici haberler aldıklarını ifade etti.
Mayıs 2025’te ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,7 oranında artış kaydedip, 24,8 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildiren Erdoğan, “Böylece Cumhuriyet tarihimizin mayıs ayı ihracat rekorunu kırdık. Bu senenin ilk 5 ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ihracatımız 3,5 oranında artarak toplam 111 milyar dolara ulaştı.” dedi.
“BAYRAM ÖNCESİNDE TOPLAM 6 MİLYAR 300 MİLYON LİRA ÖDEYECEĞİZ”
Erdoğan, bir diğer olumlu gelişmenin de yıllıklandırılmış mal ihracatının Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan 265,5 milyar dolara yükselmesi olduğunu vurgulayarak, “Mal ihracatında son bir yılda tüm olumsuzluklara rağmen yüzde 1,9 oranında yani 5 milyar dolar net artış sağladık. Hizmetler ihracatımızın ise mayıs ayında yıllıklandırılmış olarak 116,4 milyar dolara yükseleceğini tahmin ediyoruz. İhracatçılarımız başta olmak üzere bu önemli başarıda emeği geçen tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Son 2 yıldır uygulanan ekonomi programının olumlu neticelerini farklı başlıklarda görmeye gelecekte de devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Milletimiz müsterih olsun. Dönemsel sıkıntılarımızı beraberce aşacağız. Engellerin üstesinden beraberce gelecek, hedeflerimize doğru sağlam adımlarla beraberce yürüyeceğiz. Mevla yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Cuma günü müşerref olacağımız mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Karayollarımız ve emniyet birimlerimiz vatandaşlarımızın güvenli, huzurlu ve konforlu yolculuk yapabilmeleri için gerekli tedbirleri alıyorlar. Vatandaşlarımızdan da trafik kurallarına riayet ederek yüreklerimize ateş düşüren acıların yaşanmasına engel olmalarını bekliyorum.”
Erdoğan, emeklilerin 4 bin lira olan bayram ikramiyelerinin 31 Mayıs’tan itibaren ödemeye başladıklarını hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kapsamda 4 Haziran’a kadar 15,9 milyon emeklimize toplam 57,4 milyar liralık ödeme gerçekleştireceğiz. Yaşlı aylığı ve engelli aylıklarının ödemelerini de yarın yapıyoruz. Böylece 1 milyon 350 bin kardeşimize, bayram öncesinde toplam 6 milyar 300 milyon lira ödeyeceğiz. Ödemelerimizin emeklilerimize, engellilerimize ve yaşlılarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Daily Agenda
The critical threshold is exceeded in the National Combat Aircraft KAAN! US approves $700 million sale
According to information based on sources close to the subject in the international news agency Reuters; The giant defense package includes engines produced by General Electric, which are KAAN’s lifeblood in the testing and first production stages. It is stated that the total financial value of the agreement will exceed 700 million dollars.
STRATEGIC GESTURE BEFORE THE NATO SUMMIT!
The fact that the Washington administration brought this sale to the approval stage before the critical NATO Leaders Summit that Türkiye will host on July 7-8 is interpreted as a very important “alliance gesture” towards Ankara. This move, which comes at a time when defense expenditures are being discussed within the alliance, is clear evidence that the ice between the two countries is melting.
NO STEP BACK DESPITE THE “DEMOCRAT” OBSTACLE IN CONGRESS
There was also a behind-the-scenes war of diplomacy behind the sales process. It was learned that Gregory Meeks, the senior Democrat member of the US House of Representatives Foreign Affairs Committee, opposed the package and resisted approving it. However, the Trump administration is expected to bypass these objections and officially complete the sale in the coming days and make an official notification to Congress through the US State Department.
Daily Agenda
Speaker of the Grand National Assembly of Turkey Kurtulmuş attended the İSİPAB Conference
Numan Kurtulmuş, Speaker of the Grand National Assembly of Turkey (TBMM), in his post on his virtual media account, said, “We came together with the valuable parliament heads of Islamic countries in Baku, the capital of our brother country Azerbaijan, on the occasion of the 20th Conference of the Organization of Islamic Cooperation Parliamentary Union (İSİPAB). There are historical opportunities in front of the Islamic world, which has a great potential. In this period, it is not possible for any country to have a recipe for salvation on its own. Developing common strategies that will strengthen our unity, brotherhood and solidarity, working together “We have to mobilize around projects and implement a reform process that covers the Islamic world from A to Z. It is the common need of humanity to establish a more just, equitable and humane global order instead of the international system that is destroyed today. It is clear that the fate of the world cannot be left to the mercy of a few countries. In this regard, we must work together to offer a new and fair system to the whole world.”
Stating that the Palestine issue is one of the most important political agendas that unites the Islamic world, Kurtulmuş said, “Palestine has become a common issue not only for Muslims, but for all people with conscience and fairness. We will continue to stand by the Palestinian people until there is a free Palestine from the river to the sea, with Jerusalem as its capital. We declare once again at the 20th Meeting of İSİPAB that what the Zionist regime in Israel calls ‘The Promised Land’ is a promise that can never be implemented.” “The people of the region will never give an opportunity to the understanding of lands and will not give credit to these ambitions. Because we know that God has not promised any land to any member of any religion or race. On this occasion, I hope that the Islamic world will take a leading role in the construction of a new world where justice, equity and peace are essential and that it will prepare for the new era in the strongest possible way with unity, solidarity and common vision.”
Daily Agenda
Son dakika haberi | Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar: Muhalefette kaos ve kargaşa hakim
Son dakika! Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.” dedi. Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa’da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.
“Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum.” diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.
“PARTİMİZİ YENİ KATILIMLARLA BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:
“Bugün bir kez daha AK Parti’nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah’a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye’ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz.”
“CESUR VE KARARLI ADIMLARLA HEDEFLERİMİZE İLERLEYECEĞİZ”
Başkan Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, Türkiye siyasetine kazandırdıkları seviyenin böyle zamanlarda kendini daha fazla hissettirdiğini dile getirdi.
İç politikadan dış politikaya her alanda partileri ve ittifakları ile muhalefet arasındaki ufuk ve anlayış farkının giderek daha fazla berraklaştığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde ittifak olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz. Dikkat ederseniz, gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz. Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir olgunluk içinde, millete hizmet yolculuğumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz. Hangi siyasi görüşten, kökenden olursa olsun, 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu ülkenin bütün vatandaşlarını samimiyetle bağrına basan bir tasavvurla yolumuza devam ediyoruz. Bunu da dostlar alışverişte görsün anlayışıyla değil, tüm kalbimizle, buna yüreğimizi koyduğumuz için yapıyoruz. Engellere takılmadan, zorluklar karşısında pes etmeden, çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden, cesur ve kararlı adımlarla belirlediğimiz hedeflerimize doğru inşallah hep birlikte ilerleyeceğiz.”
“BU KUTLU HAREKET, YILMADAN, SARSILMADAN YOLUNA DEVAM EDECEKTİR”
İstiklal Marşı Şairi merhum Mehmet Akif’in “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki hakk yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz. Değil mi cephemizin sinesinde iman bir, sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir. Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz. Cihan yıkılsa emin ol, bu cephe sarsılmaz.” dizelerini okuyan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Evet, ilhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket, Allah’ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir. Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye’yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla, heyecanla baktığı müreffeh Türkiye’yi, aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir. Rabb’im dayanışmamızı daim eylesin, son nefesimize kadar bizi bu aziz millete hizmetkarlık yapmaktan alıkoymasın, diyorum.”
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, CHP’de yaşananlara ilişkin, “Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor.” dedi.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, İstiklal Harbi’ni sevk ve idare eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni, “millete hizmet mücadelesinin kurmay aklı, merkez üssü, lokomotifi” şeklinde nitelendirdi.
TBMM’nin, bu misyonunu etkin yerine getirdiğinde bunun kazananının, sorunlarına çözüm bekleyen 86 milyon ve halkın umut kapısı siyaset kurumu olacağını ifade eden Erdoğan, bu mesuliyet bilinciyle parlamento çatısı altındaki yasama görevlerini en iyi şekilde ifa etmenin çabası içerisinde bulunduklarını vurguladı.
Erdoğan, yakın dönemde şikayetlere konu fahiş site aidatlarından, Türkiye’nin yatırım cazibesini artıracak çeşitli teşviklere, tarım arazilerinin korunmasından, iklim kriziyle mücadeleye kadar farklı başlıklarda çok sayıda düzenlemeyi hayata geçirdiklerini aktardı.
Milletvekillerini fedakar gayretlerinden dolayı tebrik eden Erdoğan, şöyle konuştu:
“12. Yargı Paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki Meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak, milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.”
Başkan Erdoğan, millete karşı görevlerini yerine getirmek için samimiyetle çalışırken muhalefetin Meclis çalışmalarını tıkamaktan vazgeçmediğini söyledi.
“YÜCE MECLİS, HAK ETMEDİĞİ GÖRÜNTÜLERLE GÜNDEME GELMEYE BAŞLAMIŞTIR”
“İş yapmak, milletin derdine derman olmak varken, ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz.” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını Gazi Meclis’e taşıyanlar eklenmiştir. Yüce Meclis, siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarlarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz. Sabahın 9’unda gelip salon işgal edeni mi ararsın, birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün avuçları çatlayıncaya kadar alkışladıklarına bugün duvar olanları mı ararsın, dün ‘halkın kahramanı’ ilan edip adına şarkı bestelediklerini bugün ‘halk düşmanı’ diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın, tekmili birden mevcut. Çerçici dükkanı gibi yok yok. Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan hepsi var. İzahı olmayan şeyin mizahı olurmuş. Karşımızdaki manzara tam olarak bu.”
Erdoğan, her siyasi partinin kendisinden sorumlu olduğunu, başka siyasi partilerin ne yaptığıyla, neleri tartıştığıyla ilgilenmediklerini ifade etti.
Rakiplerinin kendi içinde ne yaptıklarının, birbirlerine ne dediklerinin, partilerini neye çevirdiklerinin, kendilerini alakadar etmediğine dikkati çeken Erdoğan, “Tartışmayı sokaklara ve Meclis koridorlarına taşımadıkları sürece biz, bu yaşananları sadece üzüntüyle izlemekle yetiniriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bir partinin iç meselesinin, TBMM çatısının ve demokrasinin meselesi haline getirilmeye çalışıldığında buna kayıtsız kalamayacaklarını belirten Erdoğan, şunları ifade etti:
“Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde aynen buna evrilmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır. Lafa gelince ‘Cumhuriyet’i biz kurduk’, Atatürk’ün partisi olmakla övünen bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık, muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor. Açık söyleyeyim, biz, bu durumun sürdürebilir olmadığına inanıyoruz. Bizim duruşumuz ilk günden beri bellidir, iktidarı denetleme görevini layıkıyla ifa eden güçlü bir muhalefet, güçlü bir demokrasinin mütemmim cüzüdür.”
Vesayet altındaki bir muhalefet, demokrasi için ne kadar tehlikeliyse toplumdan kopuk, tamamen kendi iç gündemine sıkışmış, politika ve değer üretemeyen bir muhalefetin de aynı ölçüde riskli olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye’nin selameti açısından muhalefetin de iktidar kadar dinamik, hızlı, üretken, çalışkan olması gerektiğini dile getirdi.
“MECLİS’İ ÇALIŞTIRMA GÖREVİ ÖNCELİKLE BİZİM OMUZLARIMIZDADIR”
“Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır.” ifadesini kullanan Erdoğan, Türkiye siyasetinde yıkıcı rekabet yerine eserlerin, fikirlerin, hizmetlerin yarıştığı yeni bir iklimin hakim olmasını istediklerini söyledi.
Erdoğan, muhalefet partilerinin özellikle gelecekteki 1,5-2 senelik zaman diliminde Meclis gündemine gelen konularda çözümsüzlüğü savunmak yerine, Türkiye’nin ve Türk milletinin menfaatlerini önceleyen bir tavır sergilemesi gerektiğini dile getirdi.
Başkan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Sırf iktidara yarayacak diye ülkenin hayrına olacak işlere takoz koymak doğru bir yöntem olmaz. Şunu ifade etmek isterim ki, ister iktidar ister muhalefet sıralarında olalım, hepimiz, ifadesini ve iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Hepimiz, milletin vazife yüklediği, milletin emanetini omuzlamış insanlarız. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmettir. Hiçbirimizin bundan daha büyük bir işi yoktur ve olamaz. İktidar partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclis’i çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis’in mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını, bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum.”
Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar: “Muhalefette kaos ve kargaşa hakim” | Video
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır.” dedi.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık Cumhuriyet tarihinde ve 76 yıllık demokrasi mücadelesinde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmaları yoğun bir şekilde sürdürdüklerini söyledi.
“İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz.” diyen Erdoğan, AK Parti’yle özdeşleşen İstişare ve Değerlendirme Toplantılarından 33’üncüsünü Sakarya’nın Sapanca ilçesinde yapılacağını anımsattı.
Erdoğan, “Kampımızda, bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken, diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yad edecek, hem de milli irade destanımızı hatırlayacağız.” ifadelerini kullandı.
AK Parti’yi tanımlayan en iyi kavramlardan birinin “mücadele” olduğunu vurgulayan Erdoğan, partinin kuruluşundan itibaren hep bir mücadele içinde olduklarını kaydetti.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anti-demokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ’ından FETÖ’süne eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik. Kızlarımızın baş örtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşından rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik. Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik. Eser ve hizmet namına ne yapılırsa, engellemeyi marifet zanneden ‘takoz zihniyetle’ mücadele ettik. AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük.”
“VERDİĞİMİZ MÜCADELENİN, ÇEKTİĞİMİZ ÇİLENİN, ÖDEDİĞİMİZ BEDELİN KARŞILIĞINI ALMAYA BAŞLADIĞIMIZ BİR DÖNEMDEYİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Şimdi isterseniz kimlerle hangi mücadeleleri vererek bugünlere geldiğimizi şöyle bir hatırlayalım” sözlerinin ardından Grup Toplantısı Salonu’nda video izletildi.
Videonun ardından konuşmasına devam eden Erdoğan, 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduklarını, bu şekilde de yola devam ettiklerini söyledi.
Sadece AK Parti’ye oy verenlerin değil, her vatandaşın yüzünü güldürmek, refahını artırmak için çalıştıklarını, bugün de aynı halisane niyetlerle çalıştıklarının altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Şunu tüm samimiyetimle dile getirmek arzusundayım, verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek, bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkanlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde, Türkiye’nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkanı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu, hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail’in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki, İran krizi sürecinde yaşananlar Türkiye Cumhuriyeti’nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye’nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar berraklaşmıştır.”
“ŞİMDİ DAHA HASSAS YÜRÜTÜLMESİ GEREKEN BİR SÜRECİN İÇİNDEYİZ”
Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki en riskli çatışmalardan birinin, partisinin ve ittifaklarının basiretli siyaseti sayesinde başarıyla idare edildiğini vurgulayarak, bu zor süreçte başta dışişleri ve güvenlik bürokrasisi olmak üzere tüm kurumların büyük bir gayret ve emek ortaya koyduklarını dile getirdi.
Kimi zaman arka kapı diplomasisiyle, kimi zaman doğrudan tavır alarak, kimi zaman anlaşmazlıklar büyümeden müdahale ederek, çok dikkatli bir şekilde müzakere sürecine katkı sunduklarını anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
“Şimdi daha hassas yürütülmesi gereken bir sürecin içindeyiz. İsrail’in en küçük bir barış ihtimaline bile tahammül edemediğini biliyoruz. Son 10 gündür yaptıkları açıklamalara bakıldığında, aslında karşımızda bir devlet aklından ziyade, çıldırmış bir grup radikalin olduğu görülecektir. Durum öyle vahim ki, herkes birbirini daha az insan öldürmekle, daha az kan dökmekle suçluyor. İktidarı ve muhalefetiyle herkes soykırımcılıkta sürekli el yükseltiyor. Gözü dönmüşlükle birbiriyle yarışan azgın bir güruh, bölgemizde silahların susmasını asla istemiyor. Ulusal güvenliğini, komşuları dahil kendisi dışındaki herkesin istikrarsızlık içinde olmasında gören, terörü ve işgali bir devlet politikası haline getiren bu katliam şebekesi, tüm tarafların büyük emeğiyle varılan mutabakatı dinamitlemek için son 10 gündür elinden geleni yapmaktadır. Amaçlarına ulaşana kadar her türlü şirretliği yapmaya devam edeceklerdir.
Bölgemizde barış eğer gelecekse, İsrail’e rağmen gelecek. Bölgemizde huzur olacaksa, İsrail’in fitnelerine rağmen olacak. Katliam şebekesi ne yaparsa yapsın, bölgemizde sulhu sükunun, adaletin, istikrarın, refahın egemen olmasını, Allah’ın izniyle, engelleyemeyecek. Türkiye olarak iğne ucu kadar bile olsa, barış şansının değerlendirilmesi için üzerimize ne düşüyorsa yapmaktan geri durmayacağız. Önümüzdeki dönemde İran krizinin kalıcı çözümüne yönelik çabalara her türlü desteği vermeyi sürdüreceğiz.”
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin, “Örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra fazla da uzatmadan söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız.” dedi.
Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Cumhur İttifakı ortakları MHP ile birlikte başlattıkları, akabinde devlet politikasına dönüştürerek bugünlere getirdikleri Terörsüz Türkiye sürecinde önemli merhaleler katettiklerini belirtti.
23 Ekim 2024 tarihinde yaşanan TUSAŞ saldırısı başta olmak üzere, süreç boyunca karşılaşılan sabotajlara rağmen sabır ve sağduyuyla çalışmaları yönettiklerini ifade eden Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinde geride bırakılan zamanda ciddi direnç testlerinden başarıyla geçtiklerini vurguladı.
Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sürecin önündeki en önemli engellerden biri olan Suriye’nin kuzeyindeki sorun, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın kuşatıcı yaklaşımıyla büyük ölçüde çözüme kavuştu. Entegrasyon süreci çeşitli güçlerle karşılaşmasına rağmen, hamdolsun, başarıyla hayata geçiriliyor. Biz de süreci yakından takip ediyor, gerekli katkıyı sunuyoruz. 13,5 yıllık iç savaşın ardından Suriyeli kardeşlerimizin ülkelerine yeniden sahip çıkmalarını memnuniyetle karşılıyoruz. Bunun korunarak devam ettirilmesi samimi temennimizdir. İran krizi, sürecin, sadece ülkemiz ve bölgemiz için değil, Kürt kardeşlerimiz için de hayati önemde olduğunu tescil etmiştir. Sürecin sağladığı müspet atmosfer ve diyalog kanalları sayesinde, Kürt kardeşlerimizin de zarar göreceği daha büyük fitnelerin önüne geçilmiştir. Burada sadece şunu söylemekle iktifa ediyorum: Türkler, Kürtler, Araplar, Farslar olarak ne kadar kanlı, ne kadar sinsi bir oyunu bozduğumuz ilerde daha net görülecektir. Bölgemizin nasıl bir uçurumun kıyısından döndüğü daha iyi anlaşılacak. Şunu bir defa artık herkes kabul etmeli: Terör çıkmaz yoldur ve miadını doldurmuştur.”
“ÜZERİMİZE DÜŞENLERİ FAZLASIYLA YAPTIK, YAPIYORUZ, BUNDAN SONRA DA YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Başkan Erdoğan, terörün her türlü gelişmenin, ekonomik kalkınmanın, refahın, siyasi ve demokratik atılımın önündeki en büyük engel olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Terörün gölgesi çekildikçe, turizmden istihdama, güvenlikten tarıma her alanda nasıl bir bahar havasının estiğini hep birlikte görüyoruz ve göreceğiz. Diyarbakır’ın sokakları, kahvehaneleri bugün cıvıl cıvıl. Hakkari’nin dağlarında ülkemizin dört bir yanından turistler geziyor. Dicle’nin kenarında serinlemek için herkes sıraya giriyor. Kars’tan Van’a, Batman’dan Ağrı’ya, Mardin’den Şırnak’a her tarafta esnafımızın yüzü gülüyor, bölgeye gelen yeni yatırımlarla özellikle gençlerimizin umudu güçleniyor. İnşallah çok daha iyi olacak. Terör defteri tamamen kapanınca, 86 milyonun tamamı yaklaşık yarım asır sonra derin bir nefes alacak. Terörle mücadele için ayrılan kaynaklar yatırıma harcandıkça, milletimizin her bir ferdinin refahı artacak. Türkiye, artık yeni bir kulvarda ilerlemeye başlayacak.”
Milletin artık bu sorundan kalıcı biçimde kurtulma isteğinin ortada olduğunu kaydeden Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak milletin bu beklentisini karşılamak istediklerini dile getirdi.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gönül ister ki, 50 yıllık bu sorunu süratle çözelim ve geride bırakalım. Maalesef bölgemizin içinden geçtiği dinamik jeopolitik, hem aynı anda pek çok krize vaziyet etmemizi hem de çok hassas olmamızı elzem kılıyor. Gelinen noktada, örgütün tasfiye sürecini hızlandıracak bir yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz. Gerekli istişareleri yaptıktan sonra, fazla da uzatmadan, söz konusu düzenlemeyi sorunların çözüm adresi olan Meclis’in takdirine sunacağız.
Devletimizin niteliklerinden, milletimizin değerlerinden taviz vermeden bu meseleyi çözecek kapasiteye ziyadesiyle sahip olduğumuza inanıyorum. Cumhur İttifakı olarak Meclisimizin de desteğiyle inşallah bu hayırlı süreci tamama erdirecek, tarihe, gururla anacağımız bir kayıt düşeceğiz. Tekrar bir ‘Yenikapı Ruhu’ aranıyorsa, bunun vücut bulması gereken zemin, Terörsüz Türkiye sürecidir. Siyaset kurumu, tıpkı Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarında olduğu gibi farklılıklarını bir yana koymalı, sürece destek olmalı, bu meselenin milletin gündeminden çıkması için yük almalıdır. Biz, İttifak ve iktidar olarak, iradeyse irade, kararlılıksa kararlılık, uzlaşıysa uzlaşı, cesaretse cesaret, üzerimize düşenleri fazlasıyla yaptık, yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.”
Başkan Erdoğan, konuşmasının ardından, geçen hafta CHP’den istifa eden Bağımsız İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir’e AK Parti rozeti taktı.
“YETİŞTİREBİLDİĞİMİZ KADAR İNŞALLAH YETİŞTİRECEĞİZ”
Başkan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, “Terörsüz Türkiye’ye ilişkin yasal düzenlemeler Meclis kapanmadan gelir mi?” sorusu üzerine, “Yetiştirebildiğimiz kadar inşallah yetiştireceğiz.” dedi.
“NATO Liderler Zirvesi’nde, ABD Başkanı Donald Trump ile özel bir görüşmeniz olacak mı?” sorusuna Erdoğan, “Büyük ihtimalle olur.” yanıtını verdi.
Erdoğan, daha önce sigarayı bırakması tavsiyesinde bulunduğu İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin sigarayı bırakmasına ilişkin değerlendirilmesinin sorulmasına karşılık, “Ne kadar güzel. Keşke ülkemdekilere de sigarayı bıraktırsam.” ifadesini kullandı.
Daily Agenda
NATO preparations continue in Ankara! 56 thousand 288 security personnel will work during the summit.
Head of Communications Prof. Dr. Burhanettin Duran met with Ankara representatives of newspapers and television channels on 23 June 2026, within the scope of the 36th NATO Summit. The statements made at the meeting and the highlights are as follows:
HISTORICAL DEVELOPMENT OF NATO AND THE CHANGING SECURITY ARCHITECTURE
NATO is one of the longest-lasting and most institutional security alliances, surviving since 1949. Throughout history, many alliances were established against certain threats, but when the threat changed, they either dissolved or lost their influence.
NATO’s difference lies in its ability to renew itself as the threat changes. NATO, which provided deterrence against the Soviet threat during the Cold War, took on new roles after the Cold War with its Balkans, terrorism and peacekeeping duties.
In the past, security was thought more in terms of borders, army, tanks, planes, ships and front lines. Security today; It also covers cyberspace, power lines, critical infrastructures, supply chains, public perception, disinformation and social resilience.
Today, it is transforming itself again in the face of conventional war, cyber threat, hybrid attacks and nuclear risks. Therefore, NATO’s power stems not only from its military capacity, but also from its ability to reproduce itself in every historical rupture.
Türkiye’S PLACE IN NATO
“Turkey is moving from the periphery to the center in NATO”: While Turkey was positioned as a front country on the southeastern wing of the Alliance when it joined NATO in 1952, today we see that this role has changed and Türkiye has moved from the periphery to the center in NATO. Türkiye is no longer just a country protecting NATO borders, but an ally in a central position in almost every issue concerning NATO.
“Türkiye is at the center of NATO’s 360-degree security approach”: Today, it would be a deficiency for NATO to focus only on threats from the east. Because threats no longer come from a single direction. The Russia-Ukraine War, the genocide in Gaza, and US-Iran tensions are the most significant crises facing NATO on multiple fronts.
“Türkiye is the actor that reduces tension in crises”: Türkiye’s approach is not to increase tension, not to deepen the conflict, and to open space for diplomacy. In this respect, Türkiye stands out as a country that has both deterrence and can keep diplomacy channels open.
“Safe Harbor Türkiye”: Türkiye under the leadership of our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan; It has become an active actor on a global scale, taking decisive initiative in resolving crises, leading the establishment of diplomacy tables, striving for regional and global peace and assuming responsibilities in many areas from security to humanitarian aid. Under the leadership of our President, Türkiye stands out as a safe haven and is building a “Türkiye axis”.
NATO Land Command is located in Izmir, and NATO Rapid Deployment Corps Headquarters is located in Istanbul.
The Turkish Naval Task Force, led by TCG Anadolu, participated in the NATO exercise Steadfast Dart-26, which will extend to the Baltic in 2026.
There are commitments within the scope of Air Policing in Estonia (2026), Romania (2027) and Lithuania (2028).
IMPORTANCE OF ANKARA SUMMIT
The 36th NATO Summit, hosted by Türkiye, which is preparing to celebrate the 75th anniversary of its NATO membership next year, is of critical importance for the future of the alliance and the future of the global security architecture.
“NATO Ankara Summit will make Türkiye’s diplomatic weight visible”: The 2026 Ankara Summit is not just a matter of hosting. A diplomatic scene showing Türkiye’s rising weight within NATO. The summit will make Türkiye’s military contribution, defense industry, crisis management capacity and leading diplomacy visible at the same time.
Ankara’s hosting of the Summit is also powerful in symbolic terms: NATO’s security map should be considered not only centered on Western Europe, but also in connection with Southern and Eastern Europe, the Black Sea and the Middle East.
“Burden sharing is one of the main agenda items of the Summit”: The changing security architecture is pushing NATO Allies to re-evaluate their defense spending. In this context, Ankara aims to reach the 3.5 + 1.5 percent target by the end of 2030. The new concept expressed as NATO 3.0 discourse; It envisages a more capable and burden-sharing Alliance. Türkiye has supported this approach from the beginning.
“Türkiye’s domestic and national defense industry is also a force multiplier for NATO”: The Turkish Defense industry is an element that increases Türkiye’s strategic autonomy and contributes to the total capacity of NATO. Türkiye’s capacity in these areas is also important for NATO, as NATO will need not only the number of soldiers but also production capacity, technological flexibility and security of supply in the future.
Türkiye’s rise in the defense industry is a strategic force multiplier not only for our national security but also for NATO’s deterrence capacity.
Turkey therefore sees any restriction on the defense capacity of a NATO ally as a restriction on the overall deterrence of the Alliance.
“The Defense Industry Forum will become a part of the official program of the Summit for the first time”: The Forum, which was designed as a side event of the Summit in the last 3-4 years, became a part of the official program of the Ankara Summit for the first time.
“Istanbul Cooperation Initiative Foreign Ministers Meeting will be held”: Within the scope of the Istanbul Cooperation Initiative, which was implemented at the NATO Summit in Istanbul in 2004 and includes Qatar, Bahrain, Kuwait and the United Arab Emirates, a special session will be held at the level of foreign ministers and the NATO Istanbul Cooperation Initiative Foreign Ministers Meeting will be held.
“Turkey will host many international events in 2026”: It will host the NATO Parliamentary Summit in Istanbul on 28-29 June, the 13th Heads of State Meeting of the Organization of Turkic States in Ankara in the autumn, and the 77th International Astronautical Congress and the United Nations Climate Change Conference of the Parties (COP-31) in Antalya in October and November.
TECHNICAL AND NUMERICAL DATA ABOUT THE ANKARA SUMMIT
Our country; It will host 32 NATO member heads of state and government, as well as many invited leaders, nearly 100 ministers, many high-level diplomats, representatives of international organizations and thousands of foreign guests.
Nearly 3 thousand journalists, television crews, photojournalists, digital media representatives and international broadcasters from all over the world applied for accreditation to cover the summit.
A total of 56,288 security personnel will be assigned within the scope of the summit, of which 48,841 are Police personnel and 7,447 are Gendarmerie personnel. In addition, 639 personnel will be assigned to carry out virtual patrol activities in the cyber environment on a 24/7 basis in order to combat crime and criminals.
Within the scope of the summit, participants will be served at 3 airports: Ankara, Esenboğa and Mürted.
NATO summits are organized within the framework of a standard template determined by the NATO Secretariat, regardless of the host country.
The meeting between the leaders is held in a completely closed session and is conducted in a NATO-level confidential format.
The meeting is only opened to the press for a short time at the beginning. In this live broadcast section, a 1-2 minute pool footage is usually taken. In this section, the NATO Secretary General makes a brief statement on behalf of the Alliance and outlines the agenda of the summit, the topics to be discussed and the current situation.
ACTIVITIES OF THE PRESIDENTIAL COMMUNICATION DIRECTORATE
Media and Publication Activities: The Directorate of Communications established a NATO task force to carry out media and publication activities, accreditation processes, promotional activities, crisis communication and public diplomacy practices within the scope of the 36th NATO Summit.
500 people in the summit areas, including the Directorate of Communications and broadcaster TRT staff; It will work with a total of 850 personnel, 350 of whom will work within the scope of side events and crisis communication.
The broadcasting company TRT will serve under the coordination and responsibility of our Presidency; It will broadcast the summit to the whole world from 26 different points with 80 cameras.
Nearly 3,000 national and international press members applied for accreditation for the summit.
In the media center, there are approximately 1,600 work areas for press members in the Presidential National Library, nearly 100 live broadcast points, 54 of which are fixed, interview areas, studios, press mixers, directional signs, 40 editing rooms, announcement and broadcast screens (IPTV) and all related planning and infrastructure works are carried out in cooperation with the General Directorate of Administrative Affairs of the Presidency.
Press Accreditation: Press Accreditation will be carried out by NATO and foreign press members will stay in 7 designated hotels, be transported by 45 buses, and receive their cards from the accreditation center to be established in our Presidency.
Promotion Campaign: The entire outdoor campaign, designs and installation plans of the summit have been prepared. During the summit week in Ankara, promotions will be made in four different concepts at a total of 4,434 outdoor communication points (billboards, digital screens, etc.) throughout the city. These concepts will be messages for the NATO summit, Türkiye’s COP31 Presidency, defense industry products and the GoTürkiye (tourism promotion) campaign.
Public Diplomacy Activities:
On July 5, a dinner will be organized for press members in the context of gastro-diplomacy activities.
Round table meetings, panels, seminars and meetings with members of the press are held in the capitals of the alliance member countries. In this context, NATO-themed events have been held in 10 different capitals since March. The event series will be held in Budapest on 24 June, in Sofia on 25 June and in Vilnius on 1 July; It will be completed with 13 countries in total.
The “NATO Allies in Ankara” program will be held at Ankara Palace on 7-8 July, in cooperation with the Munich Security Conference and the Foundation for Politics, Economics and Social Research (SETA).
Book Studies: To be gifted to leaders who will attend the Summit; Three new books are being prepared to be distributed to media members, diplomats and senior civil-military state officials: Turkey’s Strategic Role in NATO, NATO Resilience in the Age of Rising Threats and a book containing the NATO speeches of our President at previous summits.
Crisis Communication Task Force: With the task force that will be established for communication-based risks and hybrid threats that may arise during the NATO Summit, coordination between institutions, especially the Ministries of Foreign Affairs, Internal Affairs, National Defense and the National Intelligence Organization, will be ensured under the coordination of the Directorate of Communications, for early detection, intervention and rapid information sharing of crises.
OTHER SIDE EVENTS HELD AT THE SUMMIT MARGIN
28–29 June 2026, NATO Parliamentary Summit (Dolmabahçe Palace)
6 July 2027, informal invitation for Allied Permanent Representatives and Ambassadors resident in Ankara to attend the Summit
6 July 2026, SAM-Chatham House Workshop
7 July 2026, panel series titled “NATO Ankara Summit Dialogues”
7-8 July 2026, SETA-MSC event titled “Allies at Ankara”
7-8 July 2026, Transatlantic Political Planners Roundtable Meeting
Daily Agenda
President Erdoğan: We can meet Trump privately at the summit
Regarding whether the legal regulations to be made within the scope of the Terror-Free Türkiye process will be completed before the end of the legislative period, President Recep Tayyip Erdoğan said, “I hope we will complete them as much as we can.”
Erdoğan answered the questions of the press members after his party’s Group Meeting held in the Turkish Grand National Assembly. When asked whether the legal regulations to be made within the scope of the Terror-Free Türkiye process will be completed before the end of the legislative period, Erdoğan replied, “I hope we will complete as much as we can.”
When asked whether there would be a one-on-one meeting with US President Donald Trump, who is expected to come to Türkiye as part of the 36th NATO summit to be held in Ankara on July 7-8, Erdogan said, “Most likely.”
When asked about Italian Prime Minister Meloni’s decision to quit smoking, Erdoğan said, “How nice. I wish I could make people in my country quit smoking too.”
TRUMP HAD ANNOUNCED PERSONALLY: I WILL VISIT Türkiye
US President Donald Trump announced for the first time that he will attend the NATO Summit in Ankara recently. Trump said, “I will go to Türkiye and visit China at a certain time this year.” he said.
US President Donald Trump said, “I will visit Türkiye,” pointing to the NATO Summit to be held on July 7-8.
Daily Agenda
Breathtaking exercise in our young homeland
This year, the 22nd search and rescue exercise, held every year in TRNC, was held in memory of Lieutenant Caner Gönyeli, who was martyred on the ‘TCG Kocatepe’ ship that sank with friendly fire during the Cyprus Peace Operation carried out by the Turkish Armed Forces (TSK) on 21 July 1974. Turkish and Turkish Republic of Northern Cyprus (TRNC) military and civilian elements have once again proven that they are always prepared for any situation, thanks to their coordination, planning abilities and ability to react in a short time. Azerbaijan, Pakistan, Libya, Gambia, Zambia, Rwanda, Sierra Leone and Somalia participated in the exercise as observers. The land phase of the exercise, in which the victims of a crashed plane were treated, was carried out yesterday. The Ministry of National Defense (MSB) is participating in the exercise with 6 aircraft, 1 ship, 1 search and rescue team, the Ministry of Internal Affairs 6 aircraft, 1 ship, 3 search and rescue teams, and 5 search and rescue teams from the TRNC as well as aircraft and ships. A total of 14 aircraft, 13 ships and 9 search and rescue teams take part in the exercise. The drill was followed by national observers, especially TRNC President Tufan Erhürman.
GREEK PRESS: ANKARA DETERMINES NEW BALANCES
It was noted on the Greece-based Newsbeast website that the Ankara-Damascus-Beirut line could change the balance. It was emphasized that Türkiye increased its influence through Syria and Lebanon and that Ankara created a new equation for Israel. In the analysis, it was written that it became a decisive actor in the new balance of power in the Middle East.
-
Daily Agenda3 days agoMinister Çiftçi: We will build the Türkiye Century by touching the hearts of every citizen
-
Daily Agenda3 days agoForeign ministers of Türkiye, Pakistan, Egypt and Saudi Arabia welcomed the US-Iran memorandum
-
Daily Agenda2 days agoIllegal betting and fraud operation based in Mardin: 10.4 billion lira profiteering
-
Sports2 days agoSerena’s Wimbledon return confirmed with singles wild card
-
Politics2 days agoRussian strike on Turkish cargo ship kills one: Ukraine
-
Daily Agenda2 days agoBREAKING NEWS | The bribery scheme was exposed in the license and settlement investigation in the Adalar Municipality: Millions of liras in the name of donations…
-
Daily Agenda2 days agoFlash development in the robbery in Silifke Municipality: Suspects are in the courthouse!
-
Politics2 days ago‘Türkiye can expose realities of war’: Sudanese official
