Daily Agenda
Başkan Erdoğan: İstanbul’u barışın merkezi yapalım
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye, terör sorunu başta olmak üzere her türlü meselesini çözecek kudrete, iradeye ve demokratik olgunluğa sahiptir. Terörsüz Türkiye sürecimiz inşallah bunun mihengi ve miğferi olacaktır.” dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Toplantıda tarım, ulaştırma, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere Türkiye’nin gündeminde yer alan kritik konuları değerlendirdiklerini aktaran Erdoğan, 14-28 Mayıs 2023 seçimlerinin siyasi hayatlarının dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçtiğini söyledi.
Milletin, her iki seçimde de istikbaline dair çok önemli kararlar verdiğini, insicam sorunu olan, içeride kavgalı, sürekli kriz üretmeye meyyal bir yapı yerine, tercihini Mecliste Cumhur İttifakı’ndan, Cumhurbaşkanlığında da şahsından yana kullandığını belirten Erdoğan, “Bugün bir kez daha şahsımı yüzde 52,18 oy oranıyla Cumhurbaşkanlığı makamına layık gören 27 milyon 835 bin vatandaşımın her birine yürekten teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Tercihleri farklı yönde tecelli etse de sandığa giderek demokrasiye sahip çıkan tüm vatandaşlara teşekkür eden Erdoğan, bugün geriye dönüp bakıldığında hem 14 Mayıs’ta hem de 28 Mayıs’ta yapılan tercihin ne kadar hayati olduğunun daha net görüldüğünü kaydetti.
Erdoğan, Türkiye’nin derin bir uçurumun kenarından nasıl döndüğünün bugün daha iyi anlaşıldığına işaret ederek Erdoğan, “Son iki yılda yaşanan gelişmeleri, tartışmaları, ayrışmaları düşününce, dili dualı bu aziz milletin verilmiş sadakası varmış. Sadece son bir haftada şahit olduğumuz meydan muharebesi bile bunu görmek için ziyadesiyle kafidir. Düşünebiliyor musunuz? Daha iki yıl öncesine kadar beyaz gömlek giyip, video çekerek, birbirlerini övgü yağmuruna tutanlar, bakıyorsunuz gırtlak gırtlağa bir kavganın baş aktörleri olarak her gün manşetleri süslüyor.” diye konuştu.
“Koalisyon dönemlerini tecrübe etmemiş 30 yaş altı gençlerimize eski Türkiye’nin neden sürekli patinaj yaptığını örnekleriyle gösteriyorlar.” diyen Erdoğan, ülkenin atlattığı tehlikenin büyüklüğünün zamanla daha iyi anlaşılacağının altını çizdi.
“MESELELERİMİZİ KONUŞMANIN EN SAĞLAM ZEMİNİ SİYASETTİR”
Kabinenin görevdeki ikinci yılını yarın tamamlayacağını anımsatan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak tam bir uyum içinde iki senedir ülkeye ve millete aşkla hizmet ettiklerini söyledi.
Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar!
“Kalan üç yıllık sürede de gayemiz, ülkemizi kalkındırmak, insanımızın refah seviyesini yükseltmek, demokrasimizi güçlendirmek, milletimizin ezeli ve ebedi kardeşliğine vurulan paslı zincirleri birer birer söküp atmaktır.” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şurası bir gerçek ki Türkiye terör sorunu başta olmak üzere her türlü meselesini çözecek kudrete, iradeye ve demokratik olgunluğa sahiptir. Terörsüz Türkiye sürecimiz inşallah bunun mihengi ve miğferi olacaktır. Suhuletle geçilen her aşamayla birlikte toplumumuz rahatlamakta, devlet-millet kaynaşması daha da artmaktadır. Her zaman söylüyorum, bugün tekrar vurgulamak istiyorum. Ne kadar çetrefil olursa olsun, Türkiye’nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Meselelerimizi konuşmanın en sağlam zemini şüphesiz siyasettir. 23 yıllık kazanımlar sayesinde demokrasimiz karşılıklı saygı çerçevesinde her türlü sorunu tartışacak, dahası bunlara ortak akılla çözüm bulacak yetkinliğe kavuşmuştur. Bundan kimse kuşku duymuyor.
Yıllardır acıdan ve gözyaşından beslenenlerin, Türkiye’nin yüklerinden kurtulma ihtimalinin kuvvetlenmesinden endişe etmesi gayet doğaldır. Biz, bunlara aldırmadık ve aldırmayacağız. Çözüm yerine sorunun parçası olmakta ısrar edenleri, milletimizin engin ferasetine havale ediyoruz. Bu vesileyle gerek Başbakanlık gerekse Cumhurbaşkanlığımız süresince millete ve memlekete hizmet mücadelemize omuz vermiş tüm arkadaşlarımıza, hükümet ve kabine üyelerimize bugün bir kez daha en kalbi şükranımı sunuyorum. Rabbim bizlere daha nice yıllar azimle, şevkle, heyecanla milletimize hizmet üretmeyi nasip eylesin.”
Son toplantıdan bu yana içeride ve dışarıda çok önemli toplantılara, açılışlara, ziyaretlere iştirak ettiklerini dile getiren Erdoğan, 13 Mayıs’ta yapılan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında savunma projelerini masaya yatırdıklarını, 14 Mayıs’ta toplanan 4. Tarım Şurası’nda önemli kararlar aldıklarını anımsattı.
“İSTANBUL’U ADETA BİR BARIŞ MERKEZİ HALİNE GETİRELİM İSTİYORUM”
Çevrim içi gerçekleştirilen Türkiye, Amerika, Suudi Arabistan ve Suriye toplantısının komşu Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılması bakımından yeni bir dönemi başlattığına işaret eden Erdoğan, 15 Mayıs’ta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği delegesi olarak 10 yılını, 20 yılını ve 30 yılını tamamlayan 98 kişiye belge ve plaketlerini takdim ettiklerini, aynı gün Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve heyetini Ankara’da misafir ettiklerini hatırlattı.
Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşının adil bir barışla sona erdirilmesine yönelik ilkeli politikanın bu vesileyle tekrar teyit edildiğini söyledi.
Bugün İstanbul’da Rusya-Ukrayna heyetlerinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın riyasetinde bir araya geldiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“Gerçekten çok muhteşem bir buluşma oldu. Bu buluşma neticesinde özellikle bundan önce biner esir değişimi olduğu halde bu defa bu esir değişimleri binin üzerine çıktı. Binin üzerine çıkmanın ötesinde bir de bu esir değişiminin dışında gerek Rusya gerek Ukrayna tarafında bazı cesetlerin de birbirlerine iadesi söz konusu oldu. Bu rakamlar da gerçekten çok büyük. Gerek Rusya tarafından gerek Ukrayna tarafından verilen bu rakamlar ki Dışişleri Bakanım ve medya bu rakamları da İstanbul’da yapılan basın açıklamasıyla taraflar bunları dünya kamuoyuna açıklıyorlar. Bu da tabii İstanbul’daki bu buluşmaların ne kadar büyük önem ifade ettiğini ortaya koyması bakımından çok önemli. Biz de bundan dolayı doğrusu iftihar ediyoruz.
Hamdolsun Türkiye bu iş için İstanbul’la bir dönüm noktası oldu. Her iki taraf için de benim en büyük arzum gerek Sayın Vladimir Putin’i gerekse Zelenskiy’i aynı şekilde İstanbul veya Ankara’da bir araya getirmek. Hatta Sayın Trump’ı da bunların yanına almak. Eğer kabul buyururlarsa ben de kendileriyle bu buluşmada bir araya gelir ve böylece İstanbul’u adeta bir barış merkezi haline getirelim istiyorum. Bunun girişimlerinin de şu son buluşmadan sonra adımını atacağız.”

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “ABD Başkanı Sayın Trump’ın dönüm noktası niteliğindeki açıklamaları sonrasında Avrupa ülkelerinin de Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararı almasından büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi.
Arnavutluk’un ev sahipliğinde 16 Mayıs’ta düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu’nun 6. Zirvesi’ne katılmak üzere Tiran’da bulunduklarını anımsatan Erdoğan, aynı günün akşamında AK Parti Gençlik Kolları tarafından düzenlenen GENÇFEST programında binlerce gençle bir araya geldiklerini söyledi.
Festivalde sahne alan sanatçılar ve programa katkıda bulunanları tebrik eden Erdoğan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı Millet Kütüphanesi’nde 81 ilden gelen gençler ve milli sporcularla yaptıkları hoş bir sohbetle kutladıklarını hatırlattı.
Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi’ne katılmak üzere 21 Mayıs’ta Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın davetine icabetle Budapeşte’ye gittiklerine işaret ederek, “Teklifimiz üzerine 21 Mart’ın bundan böyle Türk Devletleri Teşkilatı Nevruz Anma ve Kutlama Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı. Aldığımız bu kararın Türk dünyasına hayırlı olmasını diliyorum.” diye konuştu.
“NÜFUS ARTIŞ HIZIMIZI TEKRAR OLMASI GEREKEN DÜZEYE ÇIKARTACAK ADIMLAR ATACAĞIZ”
Türkiye’de bu yılın “Aile Yılı” olarak ilan edildiğine dikkati çeken Erdoğan, farklı etkinlikler, programlar, projelerle Aile Yılı’nı anlamına ve önemine uygun şekilde idrak etmeye çalıştıklarını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 ülkeden bakanların hazır bulunduğu Uluslararası Aile Forumu’nda birçok kıymetli isimle bir araya geldiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sadece bu yılı değil önümüzdeki 10 seneyi aileyi önceleyen politikaları hayata geçirmek amacıyla değerlendireceğiz. Artan tehditler karşısında aile müessesesini güçlendirecek, gençlerimizin yuva kurmalarını kolaylaştıracak, tehlike çanlarının çaldığı nüfus artış hızımızı tekrar olması gereken düzeye çıkartacak adımlar atacağız. Küresel zorbalığa dönüşen cinsiyetsizleştirme politikalarıyla mücadelemiz kararlılıkla devam edecektir.”

Necip Fazıl Kısakürek Kültür ve Araştırma Vakfının “Bir Şiir Bir Hayat Canım İstanbul Sergisi”nin 24 Mayıs’taki açılışına katıldıklarını aktaran Erdoğan, “Vefatının 42. yıl dönümünde Sultanu’ş Şuara ünvanıyla Türk edebiyatında mümtaz bir yeri olan büyük dava ve fikir adamı üstat Necip Fazıl’ı bir kez daha rahmetle hürmetle yad ettik.” ifadelerini kullandı.
“SURİYE HAVAYOLLARI YAKINDA TÜRKİYE UÇUŞLARINA BAŞLAYACAK”
Aynı gün Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve heyetinin İstanbul’da misafirleri olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:
“8 Aralık devriminden sonra başta Katar ve Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki tüm kardeş ülkelerin de desteğiyle Suriye’nin süratle kendini toparladığını müşahede ediyoruz. Amerika Başkanı Sayın Trump’ın dönüm noktası niteliğindeki açıklamaları sonrasında Avrupa ülkelerinin de Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma kararı almasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Suriye halkını ve hükümetini, komşuları ve kardeşleri olarak inşallah bundan sonra da tüm imkanlarımızla destekleyeceğiz.”
Erdoğan, bugünkü Kabine Toplantısı’nda, Kurban Bayramı’na yönelik tedbirlerin yanı sıra bu konuyu da görüştüklerini belirtti.
Enerji konusunda çok yakında müjdeli haberler olacağını aktaran Erdoğan, “Suriye Havayolları yakında Türkiye uçuşlarına başlayacak. AJet şirketimiz inşallah Suriye’ye düzenli seferler düzenleyecek. Bunların dışında farklı alanlarda da Suriye halkının yanında olacağız. Her türlü engelleme girişimine rağmen ülkelerinin birlik ve bütünlüğü için sabırla çalışan Suriye hükümetini canı gönülden tebrik ediyorum, Allah yar ve yardımcıları olsun.” dedi.
“TELKİNLERİMİZ DİYALOGDAN, SÜKUNETTEN YANA OLMUŞTUR”
Erdoğan, 25 Mayıs’ta Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve heyetini Türkiye’de ağırladıklarını, bu ziyaretin her bakımdan anlamlı olduğunu söyledi.
Pakistan hükümetinin, Hindistan’da yaşanan son gerilimde izlediği sağduyulu tutumun çatışmanın felakete dönüşmesini engellediğine dikkati çeken Erdoğan, “Bizim de telkinlerimiz diyalogdan, sükunetten, sorunların müzakereyle çözülmesinden yana olmuştur.” ifadesini kullandı.
Etik Haftasını, Kamu Görevlileri Etik Kurulu ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan “Etik Eğitimi ve Etik Eğitici Yetiştirilmesi İşbirliği Protokolü” ile taçlandırdıklarını anlatan Erdoğan, 27 Mayıs’ta önce Sayıştay’ın 163. Kuruluş Yıl Dönümü programına iştirak ettiklerini ardından AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısını gerçekleştirdiklerini aktardı.
Erdoğan, 27 Mayıs Darbesi’nin 65. yıl dönümünde demokrasiyi koruma kararlılığının altını tekrar çizdiklerini de vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Millete, memlekete ve demokrasiye yaptıkları eşsiz hizmetlerinin bedelini canlarıyla ödeyen şehit Başbakan Adnan Menderes’i ve arkadaşlarını bir kez daha rahmetle yad ediyoruz. 15 Temmuz Gecesi FETÖ’cü hainlere karşı milletimizle birlikte yazdığımız milli irade destanıyla darbe defterini bir daha açılmamak üzere bu ülkede inşallah kapatmış bulunuyoruz. Milletimizin aynı acıları tekrar yaşamaması için gereken her türlü tedbiri almaya devam edeceğiz.”
“KARABAĞ’IN HER YANINDA KALKINMA VE ALTYAPI SEFERBERLİĞİ YAŞANIYOR”
Erdoğan, 28 Mayıs’ta Azerbaycan’ın Müstakillik Günü vesilesiyle Karabağ’ın Laçin şehrinde bulunduklarını, Pakistan Başbakanı Şerif ile bu önemli günü, 3 ülkenin ebedi kardeşliğine yaraşır şekilde birlikte idrak ettiklerini belirtti.
Ziyarette ayrıca Laçin Havalimanı’nı hizmete açtıklarını anımsatan Erdoğan, “Burada şunu büyük bir memnuniyetle söylemek arzusundayım, muzaffer lider Cumhurbaşkanı İlham Aliyev kardeşimin gayretleriyle 30 yıllık işgalin ardından Karabağ’ın her yanında kelimenin tam anlamıyla kalkınma ve altyapı seferberliği yaşanıyor. Yollar, köprüler, tüneller, yerleşim alanları, tarım bölgeleriyle Karabağ maşallah işgalin yaralarını süratle sarıyor. Türkiye olarak biz de bu çalışmalara her türlü desteği veriyoruz.” diye konuştu.
“MİLLET BAHÇELERİMİZİN 20’SİNİN YAPIMI DEVAM EDİYOR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Mayıs’ta İstanbul’un Fethi’nin 572 sene-i devriyesini büyük bir coşkuyla ve gururla kutladıklarını dile getirdi.
Önce Osman Gazi Yüzer Üretim Platformu’nu Karadeniz’e uğurladıklarını anlatan Erdoğan, “300 metre uzunluğunda dev bir platform. 56 metre genişliğinde, maşallah, böyle bir platformu Karadeniz’i uğurladık. Şimdi orada 20 sene sondaj çalışmalarını yapacak.” ifadelerini kullandı.
Ardından Beykoz, Arnavutköy, Kağıthane ve Sultangazi Cebeci Millet Bahçelerinin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Hep diyoruz ya ‘durmak yok yola devam.’ Toplam büyüklüğü 428 bin metrekareyi aşan 4 yeni millet bahçemizin İstanbul’umuza tekrar hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Deprem anlarında birer toplanma alanına dönüşen millet bahçelerimizin 20’sinin yapımı halen devam ediyor. İnşallah onları da tamamlayarak milletimizin hizmetine sunacağız. ‘Benim kudretimin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz’ diyen Sultan Fatih’in izinden gitmeyi sürdüreceğiz.’ Rabb’im bir kez daha o büyük sultan ve kahraman ordusundan razı olsun diyorum.”
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin gayretleri neticesinde Rusya ve Ukrayna heyetlerinin müzakereler için Türkiye’de bir araya geldiğini anımsatarak, “Dünkü hadiseye rağmen, toplantının gerçekleşmesi başlı başına önemli bir başarıdır.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, 30 Mayıs’ta 2. Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi’nin açılışını gerçekleştirdiklerini, ertesi gün ise bu yıl dördüncüsü düzenlenen Türkiye Gençlik Zirvesi’nde sivil toplum kuruluşları ve başarılı gençlerle hasret giderdiklerini hatırlattı.
Erdoğan, Kabine Toplantısı öncesinde, orman filosuna katılan yeni hava araçlarını görev yerlerine uğurladıklarını dile getirerek, bu programlar haricinde birçok telefon görüşmesi, kabul, toplantı yaparak, Türkiye’ye hizmet mücadelesini kesintisiz devam ettirdiklerini söyledi.
Türkiye’nin, barış diplomasisinin ana merkezlerinden biri haline dönüştüğüne dikkati çeken Erdoğan, “Gayretlerimiz neticesinde, Rusya ve Ukrayna heyetleri ülkemizde bir araya geldiler. 3 yıllık aradan sonra ilki önceki hafta gerçekleştirilen ve bin savaş esirinin takasıyla sonuçlanan toplantının ardından ikinci toplantı bugün yapıldı. Dünkü hadiseye rağmen, toplantının gerçekleşmesi başlı başına önemli bir başarıdır.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Türkiye’nin tavrının savaşın ilk gününden beri belli olduğunu, bölgede çatışma, kavga, savaş ve zulüm görmeyi asla istemediklerini vurguladı.
Barışın kaybedeninin olmayacağına inandıklarını belirten Erdoğan, “Her iki tarafın da kabul edeceği sürdürülebilir bir barışın tesisi için samimi bir çaba içindeyiz. Türkiye, hakkaniyetli tutumuyla herkesin güvenini kazanmış bir ülkedir. Türkiye sözü, duruşu, tavrı çok yakından takip edilen bir devlettir.” dedi.
“TÜRKİYE HER ALANDA TAM BAĞIMSIZLIĞA DOĞRU HIZLA YOL ALMAKTADIR”
Erdoğan, birçok ülkenin Türkiye’nin artan etkinliğinden övgüyle bahsettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“CHP eski Genel Başkanının ülkemize yönelik ‘vasal’ benzetmesi son derece çirkin, hakaretamiz bir yaklaştırma veyahut da yakınlaşmadır. ‘Türkiye’yi kimi güçlerin vekil aktörü’ olarak tanımlaması ise bu zatın kendi ülkesine dair bir türlü düzelmeyen çarpık bakış açısının yeni bir tezahürüdür. Türkiye, kimsenin vasalı da paryası da vekil aktörü de değildir, bunun böyle bilinmesi lazım. Türkiye, CHP eski Genel Başkanının iddia ettiği gibi vasallığa doğru değil, her alanda tam bağımsızlığa doğru hızla yol almaktadır. Biz, onun dış politikadaki öngörülerinin sıhhatsizliğini ‘ne bayır kaldı ne bucak’ diyerek ahkam kestiği Suriye değerlendirmelerinden gayet iyi hatırlıyoruz.14-28 Mayıs seçimleri öncesinde Batı başkentlerinde kapı kapı dolaşan, hatta ekonomist ithal etmekle övünen yine kendisinden başkası değildir. Biz, kendisini ademe mahkum ettikçe, maalesef o bizim üzerimizden hem de kendi devletine bühtan ederek prim kazanma arayışlarını sürdürüyor. Gördüğümüz kadarıyla köşe yazarlığı da tıpkı siyasetçiliği gibi pek parlak ilerlemiyor. Hazır bol bol vakti varken, kimsenin itibar etmediği marjinal tezlere kalemşörlük yapmak yerine kendisini biraz geliştirmesini tavsiye ediyorum.”
“CUMHURİYET TARİHİMİZİN MAYIS AYI İHRACAT REKORUNU KIRDIK”
Erdoğan, küçük hesapların değil, büyük hedeflerin peşinde olduklarına dikkati çekerek, sadece diplomaside değil, ulaştırmadan tarıma, eğitimden sağlığa, ekonomiden ticarete, turizmden savunma ve güvenliğe hemen her alanda başarı tablolarına yeni yıldızlar eklemenin derdinde olduklarını anlattı.
Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat penceresinin açıldığına işaret eden Erdoğan, olumsuz düşünmek, karamsarlığa kapılmak, sabah akşam korku yayan felaket tellallarına kulak asmak için hiçbir sebep olmadığının altını çizdi.
Erdoğan, Türkiye’nin emin ve ehil kadroların riyasetinde güvende olduğunu belirterek, cuma günü açıklanan 2025 yılı ilk çeyrek büyüme rakamlarından sonra bugün de ihracat tarafından son derece umut verici haberler aldıklarını ifade etti.
Mayıs 2025’te ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,7 oranında artış kaydedip, 24,8 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildiren Erdoğan, “Böylece Cumhuriyet tarihimizin mayıs ayı ihracat rekorunu kırdık. Bu senenin ilk 5 ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ihracatımız 3,5 oranında artarak toplam 111 milyar dolara ulaştı.” dedi.
“BAYRAM ÖNCESİNDE TOPLAM 6 MİLYAR 300 MİLYON LİRA ÖDEYECEĞİZ”
Erdoğan, bir diğer olumlu gelişmenin de yıllıklandırılmış mal ihracatının Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan 265,5 milyar dolara yükselmesi olduğunu vurgulayarak, “Mal ihracatında son bir yılda tüm olumsuzluklara rağmen yüzde 1,9 oranında yani 5 milyar dolar net artış sağladık. Hizmetler ihracatımızın ise mayıs ayında yıllıklandırılmış olarak 116,4 milyar dolara yükseleceğini tahmin ediyoruz. İhracatçılarımız başta olmak üzere bu önemli başarıda emeği geçen tüm kardeşlerimi tebrik ediyorum.” diye konuştu.
Son 2 yıldır uygulanan ekonomi programının olumlu neticelerini farklı başlıklarda görmeye gelecekte de devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Milletimiz müsterih olsun. Dönemsel sıkıntılarımızı beraberce aşacağız. Engellerin üstesinden beraberce gelecek, hedeflerimize doğru sağlam adımlarla beraberce yürüyeceğiz. Mevla yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Cuma günü müşerref olacağımız mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum. Karayollarımız ve emniyet birimlerimiz vatandaşlarımızın güvenli, huzurlu ve konforlu yolculuk yapabilmeleri için gerekli tedbirleri alıyorlar. Vatandaşlarımızdan da trafik kurallarına riayet ederek yüreklerimize ateş düşüren acıların yaşanmasına engel olmalarını bekliyorum.”
Erdoğan, emeklilerin 4 bin lira olan bayram ikramiyelerinin 31 Mayıs’tan itibaren ödemeye başladıklarını hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu kapsamda 4 Haziran’a kadar 15,9 milyon emeklimize toplam 57,4 milyar liralık ödeme gerçekleştireceğiz. Yaşlı aylığı ve engelli aylıklarının ödemelerini de yarın yapıyoruz. Böylece 1 milyon 350 bin kardeşimize, bayram öncesinde toplam 6 milyar 300 milyon lira ödeyeceğiz. Ödemelerimizin emeklilerimize, engellilerimize ve yaşlılarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”
Daily Agenda
Minister Fidan talked to his Iranian counterpart on the phone!
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan had a telephone conversation with his Iranian counterpart. During the meeting, evaluations were made about the ongoing nuclear negotiations between Iran and the USA.
ARAKÇİ SAID, “A BIG WALL OF SECURITY HAS BEEN CREATED”
According to Fars News Agency, Arakchi addressed the ambassadors in Tehran at the ceremony held on the occasion of the 47th anniversary of the revolution in Iran. Regarding the renewed negotiations with the USA, Araqchi stated that his country was serious in the negotiations and aimed to achieve real results, and that the USA should show the same seriousness and be ready for result-oriented negotiations. Arakchi said, “A huge wall of mistrust has been created due to the US’s attitude in the past and even within a year. A year ago, we were in the negotiation process when the US attacked us. I hope that trust will be created so that progress can be made in the negotiations.” he said. Hoping that diplomacy will prevail over war and attacks, Arakchi emphasized that Iran’s policy is close cooperation with neighbors and said that they will continue to work for regional peace, stability and reducing tension. Arakchi apologized to foreign mission chiefs for the difficulties they encountered due to the crisis and internet outages during the 12-day war in June 2025 and the demonstrations that started on December 28, 2025 and lasted about 10 days.
Daily Agenda
Bakan Fidan: ABD-İran savaşı felaket olur
“NÜKLEER ADALETSİZLİK”
Anlaşmaya göre, anlaşmanın imzalandığı tarih itibarıyla nükleer silah sahibi olan ülkelerin nükleer silah sahibi olmaya devam edeceği maddesine dikkati çeken Fidan, “Bunlar BM’nin 5 daimi üyesi. Diğer hiç kimse olamayacak. Bunun karşılığında da bu ülkelere barışçıl nükleer enerji için teknoloji aktarımında bulunacak ve nükleer silah sahibi olan ülkeler de bu silahlardan kurtulmak için ellerinden geleni yapacaklar. Ama son iki maddenin hiçbiri olmadı. Dolayısıyla bir nükleer adaletsizlik var.” değerlendirmesinde bulundu. Fidan, ABD’nin geleneksel müttefiklerine sağladığı koruma kalkanının kalkma ihtimaline yönelik birtakım senaryolardan hareketle, belli ülkelerin de hızla nükleerleşebileceğine ilişkin bazı senaryolar olduğunu belirterek, “İleride daha fazla sayıda ülkeyi nükleer silah ararken görebiliriz ve bu İran veya Orta Doğu’dan herhangi bir ülke olmayacak. Asya Pasifik’ten ve Avrupa’dan olacak.” dedi. Türkiye’nin İran’ın nükleer silah sahibi olmasına nasıl yaklaştığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, “Bölgede dengeyi değiştirecek dramatik değişimleri görmek istemiyoruz açıkçası. Yani bir güç dengesi var. Bunun bozulması bölgedeki işbirliği ruhunu ciddi oranda zedeler. İkincisi bunu farklı okuyan, İran’la birtakım daha farklı sorunları olan ülkeleri nükleer silah sahibi yapma çabası içine sokar ve aynı yarışa bizim de ister istemez katılmamız gerekebilir. Dolayısıyla bunun bölge için çok faydalı olacağını düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı. Fidan, Türkiye’nin nükleer silaha sahip olması gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise “Bunlar tabii birtakım stratejik yüksek konular. Bunlar geniş, büyük resim içerisinde düşünülmesi gereken hususlar.” yanıtını verdi.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER
Suriye’nin esas itibarıyla önemli bir yol katettiğini dile getiren Fidan, “Suriye’nin birliği, bütünlüğü, istikrarı adına ve bunun kan dökülmeden, diyalog yoluyla gelişiyor olması bizim için önemli bir husus. Biraz daha gidilmesi gereken mesafe var ama.” diye konuştu. Fidan, “Büyük ölçüde YPG’nin işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve şu anda Kürt nüfusun yaşadığı yerde esas itibarıyla pozisyon alması, bir önceki haritaya göre çok daha sağlıklı olması gereken bir durum. Ama bu durumdan daha iyi duruma da gidilebilir.” dedi. Suriye’de terör örgütü YPG ile varılan mutabakat gereği tamamlanması gereken adımlar bulunduğuna dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu adımlar her gün öyle veya böyle atılarak bir noktaya gidilmeye çalışılıyor. Burada iki tarafta da belli miktarda güvensizlik var ama belli adımlar atıp hayata geçtikçe güvenin artacağını düşünüyorum. Diğer taraftan YPG’nin de kendi içerisinde tarihi bir dönüşüm yaşaması gerekiyor ki o tartışmalar da şu anda orada oluyor. YPG’de bu tartışmaların olması önemli. Yani daha gerçekçi, daha Suriyeli, Türkiye’nin güvenlik tehdidiyle veya Irak’ın güvenliğiyle tehdit edecek bir durumda olmayan, yani PKK’nın kendi orijinal dört ülkedeki Kürt varlığına yönelik emellerinin artık bir parçası olmayan, bir durumda olurlarsa, bu hiç kimseye tehdit etmeden kendi ülkelerindeki Kürtlerin duruşuyla ilgili bir mücadele zemini olur. Burada siyasal mücadele esastır. Biz zaten Kürtlerin hakkını baştan beri destekliyoruz. (Suriye Cumhurbaşkanı) Ahmed Şara’ya hep nasihatimiz de bu oldu. Onun getirdiği başkanlık kararnameleri var, ama dediğim gibi yani bunu büyük bir dikkatle takip etmeye devam edeceğiz.” Fidan, terör örgütü YPG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin’in PKK’yla olan bağlantısının güçlü şekilde sürüp sürmediğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “An itibarıyla sürüyor. Ama dediğim gibi alandaki değişimin önüne geçecek bir durumda da değil. Çünkü alandaki değişim kendini güçle veya güç kullanıp tekniğiyle dayatan bir konu. Bir de yani Amerikalıların durduğu yer, DEAŞ’lıların artık oradan istifade edilme sürelerinin dolmuş olması, birçok parametre var burada. Belli bir realiteye uyanmaları gerekiyor yoksa kayıpları daha büyük olurdu.”Suriye’de aşiretlerin ayaklandığına işaret eden Fidan, “Biz bu realitenin zaten hayata geçeceğini biliyorduk. Bakın böyle bir realite var. Bu realite, buralara gelmeden tatlılıkla hallolsun. Bir balon içerisinde yaşıyorsunuz, bir hayal içerisindesiniz. Bu realite kendisini dayatacak. Sadece zaman meselesi, an meselesi. Uyanın, daha büyük kayıp olmadan. Bunu hep söyledik.” dedi.
SURİYE’DEKİ KÜRTLERE İLİŞKİN DURUM
Fidan, Şam’daki hükümetin bütün vatandaşlara sağladığı hak, eşitlik ve özgürlük ortamının önemli olduğuna dikkati çekerek, “Ülke olarak, devlet olarak, başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere, Suriye’deki Kürtlerle ilgili inanılmaz büyük hassasiyetimiz oldu.” ifadesini kullandı. MİT Müsteşarı iken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adına ülkede iç savaşın çıkmasını engellemek için Suriye’ye gittiğini anımsatan Fidan, “Kürtlerle ilgili durumu çok anlattık. Bakın bunların büyük bir kısmının vatandaşlıkları yok. Bunlar kendilerine ait hissetmiyorlar. Bu ait olmama hissinin getireceği çok fazla sıkıntı var. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Bunun için çok fazla çalışmamız oldu. Bir de biz kendimiz için ne istiyorsak bölgemiz için de aynısını istiyoruz.” diye konuştu. Fidan, Suriye’deki Kürtlerin hala bir güvensizliği olduğuna işaret ederek, “Her Sünni Arap’ı, DEAŞ’lı ilan eden bir PKK propagandası oldu. Bugün bile bazı milletvekilleri veya PKK sözcüleri, Suriye hükümetine şey yaparken hep böyle DEAŞ’lı dediler. Her Sünni Arap’ı DEAŞ’lı ilan ettiler veya mukabilinde de her Kürt’ü PKK’lı, YPG’li gören bir anlayış iki taraflı pompalandı. Şimdi bu toksik anlayışların bir izale edilmesi gerekiyor ki yani güvende bir sıkıntı olmasın. Ben şuna seviniyorum açıkçası yani Ahmed Şara ve arkadaşlarının bu konudaki çizgisi, perspektifi düzgün. Şu ana kadar geldikleri yerlerde herhangi bir katliam veya halka gerçekten zulmeden bir durum da yok. Bu önemli. İnşallah bu sayfa da Kürtlerin ve Arapların lehine güzel bir şekilde kapanır. Türkiye de kendi milli güvenlik endişelerini artık giderilmiş varsayar ve Suriye daha iyi geleceğe yol alır.” görüşünü paylaştı. Bölgenin yeryüzü cenneti olmaması için hiçbir neden olmadığını vurgulayan Fidan, şöyle devam etti: “Suni kavgalar, tarihten devraldığımız anlaşmazlıklar, üstesinden gelemediğimiz kavram kargaşaları, çözemediğimiz siyasal problemler, etnik problemler, mezhebi kavgalar. Bunlardan dolayı öyle bir zaman kaybı, kan kaybı, enerji kaybı oluyor ki bölgede. Dünyanın birçok yerinde muazzam mesafeler katedilirken burada kan, gözyaşı oluyor. Aslında dünyanın insanlığın ürettiği diğer çözümlere de bakıp dersler alıp yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bence bu konuda epey bir mesafe katettik ve bölgenin en büyük şansı esas itibarıyla gerçekten uzun yıllardır Türkiye’de istikrarlı bir yönetimin olması ve Cumhurbaşkanı’mızın irade makamında bulunması. Bu gerçekten sadece Türkiye için değil, bölgenin de büyük bir şansı.”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Irak hükümeti kendi topraklarının başka bir silahlı unsur tarafından işgal edilmesine izin verir bir durumda. Bunu kendisinin bir milli güvenlik tehdidi olarak algılamıyor.” dedi. Bakan Fidan kendisinin Suriye hakkındaki politika ve söylemlerine ilişkin eleştirilere cevaben “Biz ne zaman YPG’yi eleştirsek, YPG’nin işgal ettiği yerlerden bahsetsek, bunlar şöyle diyorlar, ‘Kürtlerin kazanımlarına karşı bir hamle’ diyorlar.” dedi. “YPG’nin örgütsel aklının Kürtlerin bulundukları bölgede komşularıyla husumet ilişkisi geliştirmelerine, refahlarının gittikçe daha düşük olmalarına ve onları bulundukları bölgede çoğunluğun bir parçası değil, azınlık haline getirmeye yönelik bir ideoloji” olduğunu vurgulayan Fidan, örgütün küçük bir alan da olsa yönetme isteğinde olduğuna işaret etti.
Fidan, Kürt halkına imkan ve alternatif tanınırsa, duruma Türkiye’de olduğu gibi başka bir yerden bakacağını dile getirerek, “Bunu söylediğiniz zaman, bu fikrin sahibi olanlar, YPG’yle, örgütle Kürt’ü eşitleyen kafa buradan Kürtlerin kazanımını şey yapıyor diyor. Halbuki biz görüyoruz. Sen adamın olduğu yeri işgal etmişsin, Deyrizor’u, Rakka’yı. Burada yıllardır aşiretlerle ilişkilerimiz var. Hangi aktörün ne yaptığını, ne zaman olacağını da görüyoruz.” diye konuştu. Kürtleri örgüt adına birtakım politikaları uygulamak için daha fazla bölgede nefret objesi haline getirilmesine gerek olmadığının altını çizen Fidan, bölge halklarının başka ülkelere şikayet edilmesi ve bölgeye İsrail ile Fransa gibi ülkelerin çağrılmasına tepki gösterdi.
Fidan, “Bölgenin halkısınız. Herkes nasıl konuşuyor, siz de gelin konuşun aktörlerle. Gelin Türkiye’yle konuşun, gelin onunla konuşun, gelin bununla konuşun ama siz bir ön şartla geliyorsunuz.” diyerek, bu metodolojinin neyle sonuçlanacağını önceden gördüklerini belirtti.
IRAK’TAKİ TERÖR ÖRGÜTÜ PKK VARLIĞI
“Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak’ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur.” ifadelerini kullanan Fidan, Irak’taki terör örgütü PKK varlığının da büyük bir mesele haline geleceğini kaydetti. Fidan, Irak hükümetinin PKK konusunda bir irade ortaya koymak zorunda kalacağını vurgulayarak, Sincar’daki yapılanmanın orada duramayacağı ve durmaması gerektiğini söyledi. “Irak, ben bir egemen devletim, benim topraklarımın içinde silahlı bir örgüt olamaz noktasına mı gelecek?” sorusuna “Evet.” yanıtını veren Fidan, “Irak hükümetinin özellikle PKK ile ilgili sorunu sahiplenmesi son 5 yılın bir meselesi, söylem bazında.” dedi. Fidan, eski Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’nin göreve gelmesiyle Irak hükümetinin ilk defa bu konuyu dillendirmeye başladığına değinerek, şöyle devam etti:
“Sayın Sudani döneminde ve o günkü yapılan MGK toplantılarıyla PKK giderek daha fazla Bağdat merkezine oturmaya başladı. Bizim de hep argümanımız şu oldu: PKK Türkiye’ye karşı kurulmuş bir organizasyon ama Türkiye’de işgal ettiği, edebildiği hiçbir alan yok. Ama Irak’ta, buna mukabil, çok geniş toprak parçalarını işgal ediyor. Suriye’de işgal ediyor. Sorun benim sorunum olmaktan ziyade senin sorunun olmuş. Sen nasıl bir egemen devletsin ki bunu varlığına bu şekilde izin veriyorsun?” Irak’ın gücünün terör örgütüne yeteceğini belirten Fidan, bu yapılanmanın ülkede barındırılmasının sebebini bildiklerini ifade etti. Fidan, Sincar’ın etrafının Haşdi Şabi unsurlarıyla çevrelendiği ve Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı Falih el-Feyyad ile yirmiye yakın toplantı yaptığı bilgisini paylaşarak, “Haşdi Şabi karadan ilerleyip biz havadan harekat yaptığımız zaman, olay 2 veya 3 gün. Fazla bir süresi yok. Bu kadar basit bir askeri operasyon.” diye konuştu. “Irak hükümeti kendi topraklarının başka bir silahlı unsur tarafından işgal edilmesine izin verir bir durumda. Bunu kendisinin bir milli güvenlik tehdidi olarak algılamıyor. Kimin milli güvenlik tehdidi olarak görüyor? Bilmiyorum. 6-7 sene önce Türkiye’ye yönelikti. Şimdi öyle bir husus da pratikte yok.” ifadelerini kullanan Fidan, ülke içerisinde başka dengeler bulunduğuna işaret etti. Fidan, Irak’ta Nuri el-Maliki’nin başbakan olması ihtimalinin ortaya çıkmasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, “Bizim resmi politikamız hiçbir zaman için, özellikle Irak’ta seçimle gelen, parlamento yoluyla gelen bir hükümeti, bir başbakanı herhangi bir şekilde tercih etmeme gibi bir durumumuz yok. Kim gelirse gelsin, biz orada çalışırız.” dedi.
Eskiden Maliki’nin başbakanlığı döneminde ortaya çıkan problemlerin insanları aynı sorunların yeniden ortaya çıkacağı endişesine sevk ettiğini anlatan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin adaylığına karşı çıkmasının Irak’ta dikkate alınacağı değerlendirmesinde bulundu. Fidan, Irak’la ilgili alınmış Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının bulunduğunu ve Irak petrollerinin parasının hala ABD’ye gittiğini belirterek, “New York’tan her ay belli miktar dolar Irak bankalarına gelmezse Irak ekonomisinin yürüme şansı yok. Böyle bir mekanizma hala var. Amerika’nın elinde çok fazla şey var.” ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, ABD’nin elinde Irak’a yönelik yaptırım aracı bulunduğunu ve bunu belli noktalarda hatırlattığını dile getirdi. Mahmur’da genellikle terör örgütünün sivil organlarının, Sincar’da askeri unsurların, Kandil’de komuta kontrol unsurlarının bulunduğunu belirten Fidan, Pençe-Kilit Harekatı’nın kapsadığı alanın öbür tarafındaki Gare blokunda örgütün yüklenmelerinin bulunduğunu söyledi. Fidan, bu bölgelerde çok uzak olmayan bir zamanda da birtakım değişiklikler olabileceğini kaydetti.
TÜRKİYE, SURİYE’DE OLUMLU YAKLAŞIMLARIN ARKASINDA
Kendisinin SDG hakkındaki söylemlerine getirilen eleştiriler ve şikayetlere ilişkin konuşan Fidan, “Ben bu hükümetin Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) tarafından atanmış bir dışişleri bakanıyım. Belli bir hiyerarşi içerisinde çalışıyorum. Bu kadar hayati konularda Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir çerçeve çizmemiz, bir görüş oluşturmamız mümkün değil.” dedi. Fidan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye konusunda isabetli ve dengeli yorumlarının bulunduğuna değindi. Suriye’deki gelişmelerin Kürtlerin ve bölge halkının lehine sonuçlandığından bahseden Fidan, kan dökülmeden bu aşamaya gelinmesinin iyi bir gelişme olduğunu söyledi ve diyalogla devam edilmesini temenni etti. Fidan, Türkiye’nin olumlu bütün yaklaşımların arkasında olduğunu vurgulayarak, 50-60 yıl önceki “kır gerillacılığının” oluşturduğu zihniyetle menfaat elde etme çabasının beyhude olduğunu anlattı.
TÜRKİYE VE ABD’NİN LİDERLER DÜZEYİNDEKİ İLİŞKİSİ
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun süreli mücadeleyle başarı elde etmesine ve oluşturduğu istikrarlı havzaya liderlik etmesinin ABD Başkanı Trump tarafından saygıyla karşılandığına işaret eden Fidan, muhalefetin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump sayesinde ayakta durduğu” yönündeki eleştirilerine tepki gösterdi. Fidan, Trump’ın Gazze’deki ateşkes, Suriye’deki gelişmeler ve Ukrayna’da ortaya konan duruş konusunda Türkiye ile temas halinde olduğunu ve Türkiye’nin politikalarının Trump’ın bazı politikalarıyla örtüştüğünü dile getirerek, “Bu, Sayın Erdoğan’ın kişisel olarak lehine olan bir şey mi? Bu, bu milleti, bu devleti, bizim ali çıkarlarımızı ilgilendiren stratejik konular.” diye konuştu. Muhalefetin, ülkenin aleyhine de olsa iktidarın başarısızlığını dilemesinin sorunlu olduğunu vurgulayan Fidan, “Cumhurbaşkanımıza bu dış politikadaki genel uyum konuları, beraber hareket etme, bundan dolayı bölgesel liderliğine olan gösterilen saygı ve oradan bir uyum çıkmasının ülkemize kazandırdığı menfaat veya gelmesini önlediği diğer sıkıntılar dışında ne katkısı var şahsi olarak Cumhurbaşkanımıza? Cumhurbaşkanımızın bu türden şeylere ihtiyacı mı var?” dedi. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu çabaların Gazze, Suriye, Ukrayna gibi bölgesel meseleleri çözmeye yönelik olduğundan bahsetti. Dışişleri Bakanı, Kafkaslar’daki barışa verilen destek ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi gibi gelişmelerin Türkiye ile ABD politikalarının örtüştüğü alanlar olduğuna değindi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 Şubat’ta ABD’de düzenlenecek Gazze zirvesine davet aldığını ancak kimin katılacağının henüz belirlenmediğini söyledi. 19 Şubat’ın ramazan ayının başlangıcı olduğuna işaret eden Fidan, İslam dünyasından zirveye davet edilen diğer liderler de bulunduğunu ve bazı ülkelerden zirveye katılım olmama ihtimalinin olduğunu belirtti.
AVRUPA BİRLİĞİ’YLE İLİŞKİLER
Son birkaç yıldır ortaya konan çalışmalarla Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkilerinin daha kötüye gitmediğini ve daha iyiye götürmenin yollarının arandığını ifade eden Fidan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konulara önem atfettiklerini aktardı. Fidan, Avrupa’nın kıta dışına çıkması ve bağlantısallık konuları gündeme geldiğinde önemli aktörlerden birisinin de Türkiye olduğunun altını çizerek, Rusya-Ukrayna Savaşı ile kuzeydeki doğu-batı aksının ortadan kalktığını ve Türkiye’nin bağlantısallık açısından coğrafi öneminin arttığını söyledi. AB ile 230 milyar dolar civarında ticaret hacmine sahip olduklarını hatırlatan Fidan, sağlıklı bir güncelleme olması durumunda bunun 2 katına çıkarak her iki tarafın lehine olabileceğini vurguladı. Fidan, Gümrük Birliği gibi konuların ilerletilebilmesi için AB’deki Güney Kıbrıs Rum Kesimi gibi tarafların rezervini kaldırması gerektiğine dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 Şubat’ta Türkiye’yi ziyaret etmesi beklenen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’e bu konuyu gündeme getirebileceğinden bahsetti.
YUNANİSTAN’LA TEMASLAR
Başbakan Miçotakis ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in sorunları çözecek niyet ve kapasiteye sahip olduğuna inandığını dile getiren Fidan, ülke içerisindeki siyasal ortamın stratejik sorunları çözmeye elverişli bir ortama imkan vermediğine değindi. Fidan, “(Yunanistan’dan) Gelen liderler bu tarihi sorunu çözmek ile siyasi bedel ödemek arasında sürekli bir ikilem içerisindeler.” diyerek, bu konuda muhataplarına yaratıcı çözümler sundukları bilgisini paylaştı. Avrupalı muhataplarla en çok konuştukları konuların başında vize sorununun geldiğini aktaran Fidan, vize serbestisinin dondurulması konusunu tartışmanın gündemine aldıklarını söyledi. Fidan, Avrupalıların Kovid-19 salgınında vize hizmetleri konusunda düşen kapasitenin güncellenmesi için çalıştığını dile getirerek, daha önce çoklu vize almış olan Türk vatandaşlarına kolaylık getirdildiğini hatırlattı. Türkiye’den Avrupa’ya vize taleplerinin arttığına dikkati çeken Fidan, “Vize politikalarında Avrupa’da çok ciddi bir sıkıntı var. Çünkü merkez sağ ve sol hükümetleri göçmen sorunundan dolayı politik zemini aşırı sağa kaybetmiş durumdalar.” dedi.
SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ GELİŞMELER
Fidan, Dışişleri Bakanlığının mili güvenlik sisteminin bir parçası olduğunu belirterek, savunma sanayisinde geliştirilen yeteneklerin kullanılmasının terörle mücadelede avantaj sağladığını kaydetti. Savunma sanayisi ürünlerinin savaş şartlarında kullanıldığını ve güncellendiğini dile getiren Fidan, bu ürünleri satın alanların en az 1000 kez denenmiş ürünleri envanterine kattığını söyledi. Fidan, Dışişleri Bakanlığında İkili Savunma İşbirliğinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı kurulduğunu ifade ederek, “Başka ülkelerle olan savunma sanayi işbirliğimiz, askeri işbirliğimiz artık dış politikamızın önemli bir alanı oldu.” dedi. Afrika’dan birçok ülkenin Türkiye’den savunma sanayi ürünü almak ve işbirliği yapmak istediğini ve terörle mücadelede yanında olunmasını beklediğini ifade eden Fidan, bu kümenin giderek büyüdüğünü söyledi. Fidan, Türkiye’nin savunma sanayisinin büyümesi sayesinde havadan müdahale imkanlarının geliştiğine işaret ederek, bu imkanlara daha erkenden sahip olunsaydı Türkiye’nin terörden daha erken kurtulabileceğine değindi ve “Çünkü bunu bilen ülkeler vermiyorlar, müttefikiniz de olsa. Amerika vermedi bunu bize.” dedi.
Daily Agenda
He described the parties at the mansion: Phones were taken and cocaine was distributed.
Atilla Aydın, the bartender of Kasım Garipoğlu, the fugitive name in the drug and prostitution investigation, recently made confessions about the waterside parties in Yeniköy. A new one was added to the confessions and another bartender became a confessor. Here are the statements of bartender Ozan Kılıç: The parties organized by Kasım Garipoğlu and Fatih Garipoğlu sometimes lasted 24 hours and sometimes up to 120 hours. Participants used drugs. The rooms were used for this purpose. It was dark. We wouldn’t charge people for alcohol. He was welcomed by Kasım Garipoğlu, who organized the party. Our phones were in a locked cabinet and we were not allowed to take them out during the party. We were seeing drug residue in empty glasses and plates. The rooms were entered in groups of 5-6 people. During the party, rolls of money were found on the ground, and transparent bags were found thrown on the ground in various parts of many houses. With this money, participants would inhale cocaine into their noses. Garipoğlu’s driver İsmail Ahmet Akçay would check the place. The confessor bartender attended the parties with model Şevval Şahin, fugitive businessman Burak Ateş, Kasım Garipoğlu’s brother Fatih Garipoğlu, phenomenon Merve Taşkın, Şeyma Subaşı, Buse İskenderoğlu, Defne Samyeli’s daughter Derin Talu, Sima Tarkan, Mert Ayaydın, Fatih Garipoğlu and Kasım Garipoğlu’s partner Gökmen Kadir Şeynova and his wife Ayşegül Şeynova, Seray Kurt and model Bilge. He said that Yenigül participated.
Daily Agenda
“From the first moment, our state came to the field with all its means and units.”
Duran, in his speech at the “Revival Vision Panel of Strong Türkiye, Building the Century” held at the Directorate of Communications, stated that they came together today to take stock of the 3 years that have passed since that great test they experienced, to keep memories alive against disasters and to share their common perspective on the future of Türkiye.
Stating that he believes that this meeting is an expression of being able to walk forward, towards the future without forgetting what he has experienced, and growing hope without leaving the pain behind, Duran reminded that he faced one of the heaviest tests in the country’s history with two major earthquakes centered in Kahramanmaraş on the morning of February 6, exactly 3 years ago.
Duran stated that this great test deeply shook every segment of society, but it brought solidarity with pain, and wisdom with patience.
Stating that the earthquakes, which they described as the disaster of the century, left deep traces in 11 provinces and directly affected the lives of 14 million citizens, Duran said, “We lost over 53 thousand lives due to the earthquakes. More than 107 thousand of our brothers were injured. On this occasion, I once again wish God’s mercy to our citizens who passed away. May they rest in peace and be in high ranks. I also wish patience and fortitude to our brothers who personally experienced that destruction and had to bury their relatives.” he said.

“FROM THE FIRST MOMENT, OUR STATE HAS BEEN ON THE FIELD WITH ALL ITS FACILITIES AND UNITS”
Director of Communications Duran stated that major disasters do not only produce destruction, but also make the character and spirit of solidarity of a nation clearly visible.
“The period after February 6 is a story of resurrection for Türkiye, where the solidarity of the state and the nation is manifested in the strongest way.” Using the expression, Duran continued his words as follows:
“As a matter of fact, from the first moment, our state came to the field with all its resources and units. Our non-governmental organizations took on tasks with a spirit of dedication without any hesitation. Our citizens rushed to help not only with what they had, but also with their hearts, prayers and hopes. We made a great effort together to reach one more life, to bring hope to life at the beginning of the rubble, to make another disaster victim feel that he was not alone. Therefore, I must say this. We will overcome this disaster with both our technical capacity, our conscience and our conscience.” “We came with our strength of solidarity. This strong will and spirit of unity has been provided with an institutional framework by a permanent and comprehensive reconstruction and revival process that is not satisfied with the temporary solutions initiated under the leadership of our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan.”
“HUMAN-CENTERED APPROACH”
Duran stated that Türkiye, in this process, did what was said to be impossible with the cooperation of the nation and the state and offered a new standard to the world with its human-centered approach.
Pointing out that the process is not just an effort to replace the destroyed ones, Duran said:
“This process, as our President underlines at every opportunity, is the realization of the understanding of not leaving any citizen unattended and the responsibility of being the orphan of the homeless. The delivery of 455 thousand houses to our citizens is one of the most important manifestations of this. All of our cities, which were seriously damaged in the earthquake, with the construction and renovation works, have today reached brand new standards and faces. All of these are not limited to a physical structuring. It also expresses the re-establishment of social justice, economic resistance and social recovery. Environment, Urbanization and “Our Minister of Climate Change, Mr. Murat Kurum, will explain the issue to you in detail, as someone who knows the work done in the region closely and undertakes very important duties in this regard.”
DISASTER COMMUNICATION
Duran said that the disaster and the aftermath showed once again how important a strong communication environment that centers on the truth is.
Stating that they have made intense efforts to establish a healthy communication environment and that they continue to do so, Duran stated that, while on the one hand they came to the aid of earthquake-affected citizens in this difficult period, on the other hand they had to fight against an intense disinformation campaign that targets the truth, aims to disrupt search and rescue efforts and harm social peace.
Emphasizing that they are experiencing a difficult period in which the opportunities offered by sophisticated communication tools and the weaknesses they bring are exploited, Duran made the following evaluations:
“We have all experienced together how quickly lies, fictionalized content and distorted information can spread and have an impact, especially in times of crisis. During this period, we witnessed that disinformation spread, sometimes with deliberate guidance and sometimes with false transfers resulting from lack of information. It was extremely important to fight against this misleading information, which harms the peace of the society, harms the public order in the disaster area and disrupts search and rescue activities. In this context, as the Directorate of Communications, nearly 200 people We intervened in the disinformative content and shared the truth with our nation. We did our best to inform the public accurately in coordination with the relevant institutions of our state. In addition, we immediately implemented the CİMER Crisis Communication Strategy in order to maintain uninterrupted communication with our nation. In this context, as of 08.30 on the morning of February 6, we launched the CİMER Earthquake Emergency Application as a special communication channel for our earthquake victims. “We tried to follow up and find a solution. We answered more than 220 thousand calls on a 24/7 basis in the 3-month period after the earthquake through the CİMER Call Center. On the other hand, we established press centers to facilitate the work of journalists in the region and met their needs.”
“THIS IS THE RESURRECTION STORY OF OUR PEOPLE, IT IS A SUCCESS STORY”
Presidential Communications Director Duran stated that they are a host to international reporters and that they provide information with the Turkish and English bulletins they publish every day.
Reminding that 32 international journalists from 11 countries, who worked in the region after the February 6 earthquakes, came to the region again last week and met with the Minister of Environment, Urbanization and Climate Change, Duran said that these press members, who also witnessed the destruction of the earthquake, had the opportunity to observe and witness the great revival that took place after 3 years.
Stating that with the program in question, they have enabled 366 journalists from 26 countries to see the revival and construction works carried out by Türkiye since 2024, Duran said, “This is the resurrection story of our people, a success story, and it is appropriate that the whole world applauds it.” he said.
BOOK “3RD YEAR OF THE DISASTER OF THE CENTURY, CONSTRUCTION AND REVIVAL WORKS”
Director of Communications Duran stated that they made the public aware of the intensive work in the earthquake region with the publications they made, panels and symposiums they organized in the post-disaster period.
Explaining that they have presented the book “Today, their new work, 3rd Year of the Disaster of the Century, Construction and Revival Works” to the public, Duran said:
“Our work, the introductory text of which was written by our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan, includes the studies carried out from the first moment on the disaster of the century. In the content of the book, major disasters in the world and the global effects of the February 6 earthquakes were evaluated. Detailed data on the disaster was also shared in the form of infographics. In addition to all these, the studies carried out after the disaster were evaluated from a holistic perspective under many headings such as health, education, economy, social services and communication. In this respect, our book, solidarity It has become a reference work that records the construction and revival experience we carried out with our spirit and tells it to future generations. On the other hand, I would like to mention one of the titles of our panels, ‘Disaster Journalism, Preventing News Without Turning It into a Disaster’ Project. Within the scope of this project, carried out under the coordination of Selçuk University and of which our institution is a partner, the internationally valid disaster journalism course curriculum for communication faculties and training guides for media professionals were developed, God forbid, when disasters come again. “They should have known what to do in advance. I believe that these studies will make significant contributions to increasing awareness about disaster communication in our country and in the world and strengthening ethics on this issue.”
Duran emphasized that establishing a healthy communication environment is more important in times of disaster, and that this issue is the common responsibility of the Directorate of Communications and relevant institutions of the state, the media community, the academic world, non-governmental organizations and all segments of society.
Stating that AFAD is very valuable in times of disaster, that it does important work, but that they must assume responsibility as all citizens, Duran expressed his gratitude to all institutions that contributed to the great revival process, public personnel who worked devotedly in the field, academics, media members and citizens.
Daily Agenda
President Erdoğan gathered the A Team: Here are the topics on the table..
At the most important meeting of the week, details of the report prepared in line with the “Terror-free Türkiye” goal and the latest developments in Syria will be discussed. At the meeting, where strategic scenarios regarding the tension in the US-Iran line will be analyzed, important moves are planned regarding domestic politics as well as foreign policy. It is expected that President Erdoğan will give a comprehensive field instruction to the organizations before the upcoming month of Ramadan and direct all levels of the party to meet with the citizens.

TERRORIST-FREE Türkiye VISION AND CRITICAL REPORT
One of the most critical topics of the meeting is the work carried out by the National Solidarity, Fraternity and Democracy Commission. In the report prepared in line with the “Terror-free Türkiye” target, the final stage and concrete steps to be taken will be shared with the board members. In addition to the social and political reflections of the process, the road map of the report, which is expected to be shared with the public in the coming days, will be shaped at the MYK table.
President Erdoğan convenes the AK Party MYK | Video
BALANCES IN SYRIA AND SDG INTEGRATION
Under the regional security heading, the activities in the Syrian arena are closely followed. The implementation of the integration process between the Syrian administration and the SDF in Hasakah as of January 30 is another issue on Ankara’s radar. The practical implications of this development on the field and its possible effects on Türkiye’s border security will be thoroughly evaluated by President Erdoğan and his staff. In addition, the humanitarian situation in Gaza and permanent solutions continue to remain on the table as an integral part of the foreign policy agenda.
GLOBAL TENSION: USA AND IRAN LINE
Negotiations between Washington and Tehran based in Oman and increasing tension are among the strategic analysis topics of MYK. Türkiye’s preparations against possible scenarios and the details of its balance policy will be discussed. At the meeting, where data on the current situation of the economy and local governments will be shared, Türkiye’s general road map for the coming period will be drawn.
Daily Agenda
Sharing from First Lady Erdoğan regarding “World No Tobacco Day”
In her post on her NSosyal account, First Lady Erdoğan stated that each addiction is an invisible prison with millions of prisoners.
Noting that today, 1.3 billion people over the age of 15 in the world are addicted to tobacco, Erdoğan said, “Globally, 7 million people die annually due to smoking. This situation is not only an individual health issue, but also a deep reality that lies at the basis of many social problems. In the Year of Independence, 2026, I hope that the fight against this addiction, which silently consumes people, families, society and nature, will be strengthened decisively.” he said.
The video of First Lady Erdoğan’s speech at the Independence Pioneers Summit organized by the Turkish Green Crescent Society was also included in the post.
Each addiction is an invisible prison with millions of prisoners. Today, 1.3 billion people over the age of 15 in the world are addicted to tobacco. Globally, 7 million people die annually due to smoking. This chart is for an individual only… pic.twitter.com/5N8ASryWHR
— Emine Erdoğan (@EmineErdogan) February 9, 2026
-
Daily Agenda3 days agoHistorical blow from MİT to Mossad: Trade-masked assassination network collapsed
-
Daily Agenda1 day agoMinister of Justice Tunç: “The regulation regarding children involved in crime will come to the parliament after the commission works are completed.”
-
Daily Agenda1 day agoParliamentary Foreign Affairs Committee is going to the USA! Fuat Oktay: The constructive attitude of the congress is of critical importance in Türkiye-US relations
-
Economy1 day agoFacing US tariffs, South Africa steps toward trade deal with China
-
Sports13 hours agoAkar carries Türkiye’s hopes into Olympic short track spotlight
-
Politics13 hours agoArrest, outrage after far-right man targets Turkish mayor’s dress
-
Daily Agenda2 days agoA Akıncı passed from this world
-
Daily Agenda17 hours agoImmoral and excessive attack on women
