Daily Agenda
BREAKING NEWS I He was arrested in a drug investigation: An indictment was accepted against Mehmet Akif Ersoy!
Breaking News… After the indictment prepared against Mehmet Akif Ersoy and 6 defendants, who were arrested within the scope of the drug investigation, was returned by the Istanbul 19th High Criminal Court to which it was sent, on the grounds that the missing issues were eliminated, the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office completed the deficiencies in the indictment.
Istanbul 19th High Criminal Court decided to accept the indictment sent for re-evaluation. The trial is expected to begin after the memorandum of intent will be prepared.
DETAILS FROM THE INDICTMENT
In the indictment, Burcu Akyüz, Dilek Olgun, Melis Asena Özkan, Reyhan Köse, Buse Öztay, Ebru Gülan, Ece Topgül, Elif Kılınç, Gizem Ayabaktı, Meltem Acet and Şevkiye Dilara Yıldız are “victims”, Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Göçmez, Mustafa Manaz, Nurullah Mahmut Dündar, Taner Çağlı, Tolga Aykut. and Ufuk Tetik were listed as “suspect”.
In the indictment, in the notice sent to the Istanbul Provincial Gendarmerie Command on November 2, 2025, it was stated that “HaberTürk Television Editor-in-Chief Mehmet Akif Ersoy, Ela Rümeysa Cebeci and Merve S, who previously worked on this channel, used drugs and stimulants, that Ersoy organized entertainment-style events and provided drugs and stimulants in this environment, that he made the women around him use drugs and stimulants, weakened the will of women and had sexual intercourse with these women with more than one person.” It is stated that there is information about “what they experienced”.
Daily Agenda
Appointment decisions are in the Official Gazette! Significant change of duties in many ministries
According to the decisions published with the signature of President Recep Tayyip Erdoğan, Ministry of National Defense Deputy General Manager of Personnel Sadık Erbay and Deputy General Manager of Supply Services Ali Külüş were dismissed, while Muhammet Samet Bulat was appointed as the Deputy General Manager of Personnel and İlyas Aktiken was appointed as the Deputy General Manager of Supply Services.
Ministry of Family and Social Services Adıyaman Provincial Director Hasan Bilici and Giresun Provincial Director Mustafa Modaoğlu were dismissed.
In addition, Adem Yücel was appointed as Amasya Provincial Directorate of the Ministry, Ender Yanık was appointed as Giresun Provincial Directorate, Murat Karaarslan was appointed as Mardin Provincial Directorate, Fatih Yılmaz was appointed as Şanlıurfa Provincial Directorate and Alper Alp was appointed as Yozgat Provincial Directorate.
With the decision, Türkay Dalan, General Director of Information Technologies of the Ministry of Culture and Tourism, was dismissed and replaced by Ferit Meftun Harmankaya.
On the other hand, Ministry of National Education Bolu Provincial Director of National Education Fatih Öncü was dismissed from his post and Cemal Turan was appointed in his place.
News Entry
Daily Agenda
Bakan Fidan’dan CAATSA ve F-35 açıklaması: “Kısa sürede sonuca ulaşacağız”
Fidan, “külfet paylaşımı” kavramına ilişkin “Ankara Zirvesi’nde de bu, kavram olmaktan çıkıp artık pratikte uygulanır bir politikaya döndü. Bu önemli, en önemli çıktısı aslında, somut çıktısı bu. Külfet paylaşımının konsept olmaktan çıkıp artık uygulamaya dönüşmesi ve bu konuda herhangi bir şekilde tartışmanın artık yapılmaması, bu önemliydi.” değerlendirmesinde bulundu.
Savunma sanayisinin, en az askeri unsurlar kadar önemli olduğunu ve artık yalnızca destekleyici değil, güvenliğin temel bileşenlerinden biri olarak görüldüğünü vurgulayan Fidan, NATO’nun savunma planlaması ve strateji oluşturma süreçlerinde savunma sanayisine verilen önemin kurumsal düzeyde kabul edildiğini ve bu yaklaşımın, NATO’nun resmi kayıtlarına ve stratejik doktrinine de yansıdığını dile getirdi.
Fidan, en fazla konuşulan konulardan birinin dayanıklılık konusu olduğunu aktararak, “Ordularınızı hazırlıyorsunuz ama ne kadar süreyle mühimmat olacak? Ne kadar süreyle savunma mekanizmaları olacak? Lojistik ne kadar iyi olacak? Bütün bunların hepsi bir kez daha yaşanan savaşlarda görüldüğü için gündeme geldi ve burada yapılan savunma sanayisi ile ilgili hem forum, hem de politik çerçeve gerçekten çok belirleyici oldu.” diye konuştu.
Fidan, uluslararası basının da zirveye muazzam bir teveccüh gösterdiğine işaret ederek, Atlantik’in iki tarafında yapılan tartışmaların heyecanı yükselttiğini ve Zirve’den “bir trajedi çıkıp çıkmayacağı” sorusunu doğurduğunu kaydetti.
Bakan Fidan, “Zirve yapılırken görüldü ki gerçekten Cumhurbaşkanımızın uzun erimli tarihi liderliği sayesinde ortaya koyduğu politik çerçeve, tavır, tarafları birleştirmesi, bir noktada çözülmemiş meselelere ilişkin alternatif perspektif getirilmesi aslında bu zirveyi gerçekten hem NATO açısından hem ülkemiz açısından tarihi başarılı bir zirve yaptı.” dedi.
NATO’NUN GELECEĞİNE MÜTTEFİKLER KARAR VERECEK
NATO’nun geleceğine bütün NATO üyelerinin beraber karar vermek zorunda olduğunun altını çizen Fidan, Avrupa güvenliği konusunun Avrupa Birliği (AB) tarafından mı, yoksa Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa’daki diğer ülkeler tarafından mı götürüleceği meselesinin önemine değindi.
Fidan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un 2019’da yaptığı “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” açıklamasına ilişkin, şöyle konuştu:
“Şimdi aslında Macron’un ortaya attığı NATO’yla ilgili cümlelerin de geri planında yatan temel husus, burada Avrupa’da artık Avrupa Birliği’nin öncülük etmesi. Avrupa Birliği’nin de İngiltere çıktıktan sonra iki önemli gücü kim? Fransa ve Almanya. Almanya ekonomik bir dev, Fransa askeri bir dev. Dolayısıyla Fransa’nın aslında öncülük edeceği yeni bir güvenlik alanının olması arzusu veya stratejisini de orada görebiliyoruz.”
Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan, NATO’nun iki kanadının da birbirine ihtiyaç duyduğu dersinin çıkarıldığını vurgulayan Fidan, “İlk önce Amerika ‘Ben yükü gerçekten paylaştırmak istiyorum.’ dedi, ‘Hepsini taşımak istemiyorum’ dedi. Tamam, Avrupalılar bunu üstüne aldılar, buradan bir maliyet ödeme var. Çünkü siyasiler için zor bir karar. Sosyal hizmetlerden, temel hizmetlerden kesip savunmaya bütçe ayırmak her iktidarın bir noktada sıkıntıya düşeceği alanlardan biri olabilir özellikle Avrupa’da.” ifadelerini kullandı.
Fidan, iki sene önce ABD Başkanı Trump iktidara geldiğinde, her ülkenin kendi sanayi yeterliliğini kendi geliştirmesinin öne çıktığına ve bunun denendiğine dikkati çekerek, “Konu çok ciddi tartışıldı ama gelinen noktada görüldü ki hiç kimse bu ekosistemini tek başına üretmeye uygun değil. Yani şimdi o zaman ne olacak? İttifak üyeleri arasında külfet paylaşımı değil, ekosistemin kurulumu da önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daveti üzerine dar katılımlı bir toplantı yaptıkları bilgisini paylaşan Fidan, savunma sanayisiyle ilgili bir ekosistemin, sanayi gücü olan müttefiklerin katılımıyla yeni bir politika alanına dönüştürülmesinin önemine işaret etti.
Fidan, NATO’nun insanların zihninde Soğuk Savaş dönemindeki haliyle yer ettiğine değinerek, “Ama modern zamanlara geldiğiniz zaman olan şu: Evrilen tehditler karşısında İttifakla üye ülkelerin hem askeri kabiliyetlerini hem savunma sanayine ilişkin diğer kabiliyetlerini bir arada tutabilme yeteneğini nasıl yürütürüz sorusuna aradıkları bir cevap.” dedi. Bakan Fidan, NATO 1.0’ın Soğuk Savaş dönemini, sonrasının NATO 2.0 olarak tanımlandığını belirterek, artık NATO 3.0’a geçildiğini kaydetti.
“LİDERLERİN UZLAŞMASI TARİHİ BİR BAŞARI”
Jeostratejik ve küresel sarsıntıların, kafa karmaşasının, fikir ayrılıklarının, stratejik hedef farklılıklarının olduğu bir dönemde, NATO müttefiklerinin bir araya gelerek uzlaşmasının önemine değinen Fidan, Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın da aralarında olduğu belli başlı liderlerin önemli pozisyonlar ortaya koyarak belli kavramlar ve hedefler etrafında uzlaşmasının “tarihi bir başarı” olduğunu vurguladı.
Fidan, NATO üyelerinin savunma harcamalarının artması ve NATO Ankara Zirvesi sonuç bildirisindeki 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmasının imzalanmasının Türk savunma sanayisine etkisi hakkındaki soruyu şu şekilde cevapladı:
“Bu kararlar iyi ilerletilirse esas itibarıyla gerçekten çok olumlu etkilerini göreceğimizi düşünüyorum. Sanayinin en önemli iki tane alanından birincisi tedarik zincirlerinin kesintisiz çalışabilmesi ki bu tedarik zincirlerine başka ülkelerin sağladığı malzemeler de giriyor. Bunda sıkıntı olmaması lazım. İkincisi markete erişimde sıkıntının olmaması. Böylesine büyük bir ekosistem, ittifaka üye olan ülkeler bir araya geldiğinde bu anlayışla bir savunma sanayisi ekosistemi kurarlarsa hem tedarikte hem pazarda sorun olmaz. Dolayısıyla sanayinin kendi kendini yürütme, idame etme yeterliliği ortaya çıkar. Aksi takdirde sürekli sübvanse edilmesi gerekir. Bu sürekli sübvanse etme de her ülkenin tek başına karşılayabileceği bir durum değil.”
Müttefiklerin kendi aralarında yaptığı 50 milyar dolarlık sözleşmeye işaret eden Fidan, “Buna benzer sözleşmeler savunma sanayimizin geleceği açısından fevkalade önemli. Çünkü Türk savunma sanayisine baktığınız zaman bizim için küçük ve orta ölçekli savunma araçları değil, çok yüksek stratejik öneme haiz teknolojiler ve silahlar üzerinde yoğunlaştığını da görüyoruz. Hava savunma sistemleri, füze sistemleri, jet uçakları, yeni nesil, ileri nesil, insansız hava araçları, sürü dronları ve siber araçlar gibi. Bunların belli bir kolektif çerçevede yapılabilir olması esas itibarıyla maddi külfeti de azaltır ve savunma direncini de yükseltir.” dedi.
Fidan, Türkiye’nin ortaya koyduğu politikaların isabetli sonuçlar ürettiğini vurgulayarak, NATO’nun Rusya-Ukrayna Savaşı’na baktığında neye ihtiyacı olduğunu gördüğünü söyledi.
“(NATO) Türkiye örneğine baktığı zaman bu ihtiyaçların nasıl hayata geçirilebileceğini gördü.” ifadesini kullanan Fidan, Türkiye’nin tek başına savunma sanayisi alanında yaptıklarının İttifak’ın bunu daha kolayca yapabileceği ve yapması gerektiği fikrine yol açtığını kaydetti.
Fidan, bir şeyin hayata geçmiş olmasının onunla ilgili politika üretilmesini daha kolay hale getirdiğinin altını çizerek, “Türkiye de bu noktada aslında örneklik teşkil etmesi açısından da NATO’ya çok ciddi bir katkı sunmuş oldu.” diye konuştu.
TRUMP-ERDOĞAN GÖRÜŞMESİ
Fidan, Trump’ın Türkiye’ye 7 Temmuz’daki resmi ziyaretinin NATO Ankara Zirvesi’nden ayrılması gerektiğini belirterek, programın tamamında yaklaşık 6 saat süren bir diyalog olduğunu söyledi.
Trump’ın, kendisinin de ifade ettiği gibi, Başkan Erdoğan için zirveye geldiğini anımsatan Fidan, “Onu kendisi söyledi, bu önemli bir husus. Biz çoğu zaman ifade ediyoruz, bazı çevreler bunu anlamamakta ısrar ediyorlar ama Cumhurbaşkanımızın uzun erimli liderliği ve dünya liderleri arasında bulunduğu yer, Türkiye’nin imajı, bakın neleri beraberinde getiriyor. Bu fevkalade önemli bir şey. Bu derece güçlü bir liderlik artık Türkiye’nin milli bir değeri ve bizim bir uluslararası kabiliyetimiz haline geldi. Şimdi bu Türk diplomasisi için muazzam bir katkı. Trump’ın da bunu ifade ediyor olması aslında bunu bir şekilde perçinliyor.” ifadelerini kullandı.
Fidan, Trump’ın Başkan Erdoğan’a liderden lidere olan ilişki seviyesinde verdiği öneme dikkati çekerek, bunun hükümete, ABD sistemine ve Türkiye’ye yansımaları olduğunu dile getirdi.
İkili görüşmede her iki liderin de ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerin her alanda ilerletilmesi konusundaki iradeleri yenilediğini aktaran Fidan, “Var olan sorunların kaldırılması, çözülmesi alanındaki iradeler de yenilendi. Bizlere bu konuda büyük işler düşüyor bakanlar olarak, uygun çözümler bulmakla alakalı.” dedi.
Fidan, özellikle sanayi alanında işbirliğine ilişkin yeni düşüncelerin ortaya atıldığını kaydederek, ticaret alanında daha fazla ne yapılabileceği üzerine konuşulduğunu söyledi.
Trump Türkiye’deyken, bölgedeki Lübnan, Filistin, Suriye, İran’la yürüyen müzakereler ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi son derece önemli olan meseleleri de görüşme imkanı bulduklarını anlatan Fidan, “Bütün bunların hepsinde Türkiye gibi Amerika da başat aktör ve iki liderin bu konuda bir senkronizasyon içerisinde bulunması, bir ortak anlayışla pratik ortaya dökmeleri fevkalade önemli stratejide. Bu görüşmenin bence ikinci önemli ayağı da bölgesel ve uluslararası sorunlarda nerede duruyoruz meselesine liderlerimizin karşılıklı verdiği cevap oldu ve burada oluşturulan anlayış birliği oldu.” diye konuştu.
“BEKLENTİMİZ MÜTTEFİKLER ARASINDA YAPTIRIM OLMAMASI”
Fidan, Trump ile Erdoğan arasındaki görüşmede CAATSA yaptırımlarının gündeme gelmesine ve Türkiye’nin beklentisine ilişkin, “Beklentimizi aslında Sayın Trump ifade ediyor. Biz baştan beri hiçbir şekilde müttefikler arasında yaptırım olmasını istemiyoruz. Bunlar siyasi veya idari kararlar olmamalı. Teknik olarak firmalar, kurumlar alışverişte anlaşırlar, anlaşamazlar o başka bir konu. Ama en başta seçilmiş siyasal liderlik ve kongre, bizde parlamento, bu konuda engelleyici bir rol oynamamalı müttefikler arasında. Türkiye baştan beri liderliğiyle, parlamentosuyla bu fikirde.” ifadelerini kullandı.
Uzun zamandır ABD ve Avrupa’da Türkiye’ye yönelik ilan edilmemiş ve edilmiş yaptırımlar bulunduğuna işaret eden Fidan, bunları sistemli şekilde kaldırmaya yönelik çok ciddi diplomatik çalışmaları olduğunu ve Avrupa’da artık bunu bir sorun olmaktan çıkardıklarını belirtti.
“TÜRKİYE’NİN DOSTU KADAR HASMI DA ÇOK”
Fidan, ABD’de idari kararlarla alınabilecek konuların da sorun olmaktan çıktığını ancak yasayla bağlanmış bir iki tane konu olduğunu aktararak, “CAATSA bunlardan biri. F-35’le ilgili konu da bunlardan biri. Şimdi bu irade burada olduğu sürece iki liderde de, biz bakanlar olarak bunları çözme konusunda da uygun adımları atıyoruz. İnşallah yakında bir neticeye ulaşacağız, yani bunda bir sıkıntı olmayacağını düşünüyorum.” dedi.
Türkiye’nin dostu kadar hasmının da çok olduğunu ve zaman zaman sevmeyeninin de olabildiğini dile getiren Fidan, şunları kaydetti:
“Bazı ülkelerin Amerika nezdinde lobi faaliyetlerinde bulunduğunu da açıkçası görüyoruz. Şimdi Türkiye’nin bu kadar saygınlık kazandığı, etki ürettiği bir yerde başkaları da farklı şekilde harekete geçiyorlar. Amerikan siyasetinin yine yani Türkiye’nin önemiyle onlara etki eden negatif manadaki aktörlerin çabası arasında bir ikilem içerisinde kalacağı bir sürece giriyoruz. Bunu yönetmek de diplomasinin işi, zaten bizler de bunun için varız. İnşallah bunu daha ileri bir şekilde çözeceğiz.”
Fidan, dışişleri bakanlığı görevine başladığından bu yana 4-5 önemli başlığı kendisine ödev olarak gördüğünü ve bunlardan birinin de Türkiye’nin hiçbir konuda yaptırıma tabi olmaması olduğunu anlattı.
Bunun için de bütün kurumlardan nitelikli verileri alıp kimin hangi konuda sıkıntı çektiğini gördüklerini aktaran Fidan, envanter oluşturmalarının ardından ülkeler nezdinde çok sistemli çalışmaya başladıklarını söyledi.
Fidan, birçok çalışmanın perde gerisinden sessizce yürütülmesinin önemine değinerek, bunları açıktan diğer ülkeleri de belli noktalarda zor durumda bırakacak şekilde yürütmemeleri gerektiğini ifade etti.
“TÜRKİYE GÜVENİLİR, GÜÇLÜ VE BÖLGESİNDE ETKİN BİR ÜLKE”
Ülkelerin teker teker bu konuda pozisyonlarını değiştirdiklerini kaydeden Fidan, “Çünkü bizim ortaya koyduğumuz çok ciddi nitelikli bir ortaklık var her alanda. Türkiye güvenilir, güçlü ve bölgesinde etkin bir ülke. Yani böyle bir ülkeyle siz ortak müttefik olmayacaksınız da kiminle olacaksınız?” dedi.
Fidan, ikinci olarak uygun politikalar geliştirdiklerine işaret ederek, ülkelerin Türkiye’nin kendi milli güvenliğinden asla ve asla taviz vermeyeceğini anlaması gerektiğinin altını çizdi.
Birçok konuda uzlaşabileceklerini ancak milli güvenliğin Türkiye için birinci derecede önemli bir konu olduğunu vurgulayan Fidan, “Eğer biz kendi müttefiklerimizle belli yetenekleri elde etme veya geliştirme konusunda sıkıntı yaşıyorsak biz orada beklemeyiz, biz alternatif alanlara da döner bakarız. Müttefiklerimiz bunu da gördüler, aslında Türkiye alternatifsiz bir ülke değil. Gerçekten artık daha sağlıklı düşünülmesi gerekiyor. Biraz da normal politikanın etkisinden kurtulması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Fidan, Türkiye’deki siyasal bölünmenin, Avrupa parlamentolarına ithal edildiğini belirterek, “Bazen bizde muhalefette olan görüş başka bir Avrupa parlamentosunda ve ülkesinde iktidarda olabiliyor. Bu gerçekten çok etkili olabiliyor. Ülke parlamentolarında değil, Avrupa Birliği parlamentosunda da biz bunu görebiliyoruz.” dedi.
Belli yerlerde yüksek stratejiyle iç siyaseti ayırabilme yeteneğinin de geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Fidan, “Bunu uygun dille ve kavramlarla, stratejilerle karşı tarafa da anlatmak gerekiyor. Başka dış politika organları, konuları vardı, onlarla teati ederek götürdük. F-110 motorlarıyla ilgili kongrenin yasal bildirim süresi de dün itibarıyla doldu, yani inşallah bundan sonra bir sorun çıkmamasını bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“HAFTA SONU İTİBARIYLA BEN BİR ÇÖZÜME ULAŞILABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
Fidan, ABD-İran arasında İsviçre’de Pakistan arabuluculuğunda mutabakat imzalandığını hatırlatarak, “O mutabakata baktığımızda, o 15 maddeye, gerçekten genel ifadelerle yazılmış birçok konu var. Şimdi boğazın açılması meselesi en önemli şartlardan biriydi ve taraflar bu şekilde hareket ettiler.” dedi.
Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş regülasyonunun bir şekilde ortak anlayışa bağlanması gerektiğine dikkati çeken Fidan, şunları söyledi:
“Hafta sonu Umman’da bir araya gelecek Ummanlı mevkidaşıyla (Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi) Sayın Erakçi (İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi). Çünkü boğaza baktığınız zaman bir tarafında İran, bir tarafında Umman var. Şimdi İran’ın uluslararası sularda kendi hakkı var 12 mil. Umman tarafının var, bir de arada kalan yaklaşık 20 mile yakın başka bir alan var. Şimdi hangi alan kullanılacak, nasıl kullanılacak, burada bir farklılık var. Bunun detayına girmek istemiyorum. Buradan hareketle bir taraf kendinden habersiz bir şey yapıldığını düşündü, öbür taraf da İran geçişi engelliyor dedi ve çatışma başladı.”
Fidan, taraflar arasında şu anda bir sessizlik sürecine girildiğini aktararak, “Ama bunun tekrar bir ortak anlayışa bağlanması gerekiyor. Hafta sonu itibarıyla ben bir çözüme ulaşılabileceğini düşünüyorum, bu geçişteki anlayış farklılığının izale edilmesi hususunda.” diye konuştu.
“HİÇ DİKKATİMİZDEN KAÇIRMADIĞIMIZ KONULARDAN BİRİ”
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erdirilmesi konusunda Türkiye’nin kesintisiz çalıştığını ifade eden Fidan, şunları kaydetti:
“Hiç dikkatimizden kaçırmadığımız konulardan biri. Bizi çok yakından ilgilendiriyor, direkt etkiliyor. Karadeniz’in güvenliği, seyrüsefer emniyeti sadece milli güvenlik, fiziki güvenlik ile ilgili değil, yani ticaretin direkt etkilendiğini görüyoruz. Giderek şu anda daha artan şiddetle ticari gemilere saldırılar var. Çünkü tam da korktuğumuz oluyor, baştan beri uyardığımız konular, giderek savaş yaygınlaşıyor. Yani bölgesel olarak yaygınlaşıyor, hedef olarak yaygınlaşıyor, yöntem olarak yaygınlaşıyor. Allah korusun daha ileri seviyelere taşınma durumu var.”
Geçen ay Rusya’ya yaptığı ziyareti hatırlatan Fidan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer Rus meslektaşlarıyla görüşme imkanı elde ettiğine değinerek, şöyle devam etti:
“Cumhurbaşkanımızın mesajlarını iletme imkanım oldu. Ve aynı zamanda NATO Zirvesi yapılacağı için ve Amerikan Devlet Başkanı geleceği için Sayın Putin’in nerede durduğunu öğrenmek de önemliydi. Cumhurbaşkanımız o noktada bir fikir sahibi olmak istediler. Biz yaptığımız görüşmeleri Cumhurbaşkanımıza ifade ettik. O da Avrupalı liderlerle ve Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump’la görüşürken aslında kendi yorumunu yaptı.”
Fidan, yakın zamanda Ukrayna’ya da gideceğini belirterek, “Aynı türden görüşmeleri Ukraynalı muhataplarımızla da yapacağım. Bunu biz yaptığımız zaman aslında şimdi şöyle bir şey var, şimdi Avrupalılar savaşın bir tarafı ama Ruslarla görüşmüyorlar, Ruslar bir taraf ama Avrupalılarla görüşmüyorlar. Tabii iletişim kanalları var ama şimdi bu kadar hayati bir savaşta insanlar mümkün olduğunca fazla kanaldan fazla bilgi alıp kararlarını kesinleştirmek istiyorlar. Tek bir kanala, tek bir ifadeye veya tek taraflı kendi yaptıkları istihbari analizlere bağlı kalmak istemiyorlar.” diye konuştu.
Bazı ülkelerin liderleriyle konuşma fırsatı elde ettiğini söyleyen Fidan, “Dinlediğim analizler gerçekten ürkütücü. Kimsenin duymak istemeyeceği analizler de var. Ama bizim baktığımız yerden görüyoruz ki iki tarafa da, savaş alanına, aslında bu analizler çok gerçekçi olmayabiliyor.” dedi.
Fidan, Türkiye’nin faaliyetlerinin her iki taraf için de karar almada, bir sonraki müzakere adımını atmada çok belirleyici olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Aynı zamanda biz yaptığımız gözlemlerle ana müzakereci rolünü resmi olarak şu anda, bazen işte Türkiye geliyor, İstanbul’da yaptığımız gibi bazen Amerikalılara gidiyor, iki taraf nezdinde yaptırım kullanabildiği için Amerikalılarla da bu konuyu yakından müzakere etme ve görüşme imkanımız oluyor. Bu açıdan Cumhurbaşkanımızın bu inisiyatifi inanılmaz derecede önemli. Biz bunu mümkün olduğunca etkin ama sessiz yapmaya çalışıyoruz. Netice almak önemli ifade ettiğim gibi.”
“İNANILMAZ DERECEDE BAŞARILI BİR ORGANİZASYONDU”
NATO Zirvesi için “Hem organizasyonu hem içeriği itibariyle inanılmaz derecede başarılı bir organizasyondu.” değerlendirmesinde bulunan Fidan, birçok kişiden inanılmaz derecede samimi ve içten tebrikler aldığını söyledi.
Fidan, Türkiye’nin zirveyi keyifli bir ortama dönüştürmeyi başardığını, organizasyondaki başarı ve gelenleri mutlu ve rahat hissettirmeyle alınan kararlardaki olumluluk arasında da doğrudan bir bağlantı olduğunu vurguladı.
Zirve öncesi binlerce insanın, farklı kurumların içinde yer aldığı bir organizasyonel başarı olduğuna dikkat çeken Fidan, şöyle devam etti:
“Aylardır süren hazırlık çalışmaları var. Keza zirve alanının NATO standartlarına uygun yeniden yapılması, öyle bir yaptı ki arkadaşlar. Cumhurbaşkanlığımız buna öncülük etti, şu ana kadar yapılan NATO zirve alanlarının hepsinin çok fevkinde bir yer oldu. Ben yemeklerle ilgili çok güzel yorumlar aldım, trafikle ilgili aldım, salonlarla ilgili aldım.”
Fidan, bir yıldır binlerce kişinin zirvenin hazırlıklarını yaptığını, bütün resmi kurumlar ile gayriresmi kurumların inanılmaz bir bütünlük içerisinde organizasyon becerisi ortaya koyduklarını söyledi.
LİDERLERİN MEHTER MARŞIYLA, YENİÇERİLERLE KARŞILANMASI
Fidan, liderlerin mehter marşıyla, yeniçerilerle karşılanmasına liişkin de şöyle konuştu:
“O otantizmi görmeleri, o orijinalliği görmeleri önemli, bu bizim tarihimize ait çok kıymetli bir şey, bazılarının da yakından bildiği duyduğu konular onu yakından görmesi, yani bunun bizim dünyamızda yer alması ve bu etkinliğin bir parçası olması da bir o kadar açıkçası renkliydi. Yani olayı biz böyle sadece çok can sıkıcı insanları bunaltan ve burada nasıl karar alacağız diye stratejik konularla baş başa bıraktığımız bir alan olmaktan çıkartıp, zaten önemli alan o. Ama o alana gelirken onların psikolojileri, etrafında bulundukları atmosferleri önemliydi. Biraz gastronomi, biraz kültürümüz, biraz Ankara’nın güzelliği, Ankara’dan da çok etkilenen oldu bu arada. Bakın onu da ifade etmek gerekiyor.”
Daily Agenda
Minister of National Defense Güler: Our country’s prestige is increasing even more
Speaking at the MSÜ War Institutes 16th Term Joint Command and Staff Training and 8th Term Command and Staff Training Graduation Ceremony held at the Yenilevent Campus of the National Defense University (MSÜ) with the participation of President Recep Tayyip Erdoğan, Güler wished the graduation ceremony to be beneficial and auspicious for the officers, their families and the Turkish Armed Forces (TAF).
Güler said that today, when geopolitical fractures are experienced, the balances in the international system are changing rapidly, and conflicts, wars and security crises are occurring simultaneously in a wide area.
Stating that the developments, especially in the nearby geography, once again reveal how vital security and defense issues are, Güler emphasized that, as a country, they follow all developments closely and that they have resolutely taken the necessary measures on all issues concerning national security in line with the effective diplomacy and strong state will carried out under the leadership of President Erdoğan.
Güler said, “The constructive attitude we have demonstrated in resolving many crises and conflicts, the diplomatic initiatives we carry out, our humanitarian aid and the missions undertaken by our heroic army in different geographies further increase our country’s prestige and influence in the international arena. The successfully held NATO Leaders Summit has been a clear reflection of our country’s international influence.” he said.
Expressing their gratitude to President Erdoğan on behalf of the Ministry of National Defense and the Turkish Armed Forces, Güler said:
“Experienced crises and wars show that strong armies can survive with qualified personnel who can think strategically, make accurate analysis, and quickly adapt to changing conditions along with modern weapon systems. In fact, today’s operational environment requires having knowledge, developing foresight, making multidimensional evaluations and making the right decisions at the right time, in addition to having military power and high technology. However, we know very well that no matter how much technology develops, the human resources that will use it effectively will always remain the most decisive factor. Therefore, education “We consider improving our activities, the quality and leadership capacity of our staff among our priorities.”
Güler stated that they consider staff training, which is an important development stage in the military profession, as a strategic investment that shapes the future of the Turkish Armed Forces.
Stating that the joint command staff and command and staff trainings carried out within MSÜ have contributed greatly to the training of leading personnel who have a joint operations understanding, can think at a strategic level, and can accurately read the changing security environment, Güler stated that the staff officers graduating today will act with a high sense of duty in every task they will undertake in the light of the knowledge and experience they have acquired here.
Güler stated that he congratulated the guest military personnel who came from friendly, brotherly and allied countries and successfully completed their training, and that he wholeheartedly believes that the friendships established here and the shared knowledge will make significant contributions to the cooperation and mutual understanding between the countries.
Stating that he commemorates with respect all the statesmen and commanders from Metehan to Sultan Alparslan, from Mehmet the Conqueror to Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Güler concluded his words as follows:
“I commemorate our beloved martyrs and our heroic veterans who passed away with mercy and gratitude, and I express my respect and gratitude to our veterans and the precious families of our martyrs and veterans. Once again, I wholeheartedly congratulate my graduates and wish them great success. Mr. President, I would like to thank you for honoring us with your presence at our ceremony on this meaningful day, by never sparing your support in reaching the strong level of our heroic Turkish Armed Forces today. I express my gratitude and greet you with respect.”
News Entry
Daily Agenda
BREAKING NEWS | New wave of ‘purification’ in CHP: 7 more provincial leaders were dismissed
Kemal Kılıçdaroğlu, who returned to his post as CHP Chairman with the “absolute nullity” decision of the court, chaired the Central Executive Board (MYK) meeting of his party. While decisions were taken at the meeting to discipline and dismiss some provincial heads, appointments were made to replace the provincial heads who were previously dismissed by the Central Executive Board decision.
APPOINTMENTS WERE MADE TO THE TERMINATED PROVINCES, 7 PROVINCIAL HEADS WERE DISMISSED
MYK, under the management of Kılıçdaroğlu, made new appointments to some of the previously terminated provincial presidencies and dismissed the provincial and central district administrations in 7 provinces. Izmir Provincial President Çağatay Güç, who was previously dismissed, and Giresun and Trabzon provincial heads, who were dismissed today, were referred to discipline with a request for definitive expulsion.
New appointments were officially made to the currently vacant provincial heads of Bitlis, Aksaray, Bilecik, Denizli, Diyarbakır, Ağrı, Iğdır, Kırıkkale, Manisa, Muğla, Muş, Nevşehir, Yozgat and Tekirdağ.
Making a statement after the Central Executive Board meeting, CHP Spokesperson Müslim Sarı said, “We dismissed our Afyonkarahisar, Giresun, Trabzon, Yozgat, Burdur, Aydın, Tekirdağ Provincial Mayors.” he said
News Entry
Daily Agenda
MSÜ Rector Erhan Afyoncu: “Our institutions were revived with the support of our President”
Speaking at the MSÜ War Institutes 16th Term Joint Command and Staff Training and 8th Term Command and Staff Training Graduation Ceremony held at Yenilevent Campus with the participation of President Recep Tayyip Erdoğan, National Defense University (MSÜ) Rector Prof. Dr. Erhan Afyoncu reminded that the university was founded on July 31, 2016, after the treacherous coup attempt of July 15, 2016.
“OUR UNIVERSITIES WERE RESTORED IN A SHORT TIME”
Stating that the university started training with 126 guest military personnel from 17 countries on October 31, 27 days after the appointment of the rector, Afyoncu said, “Our military education institutions, which were seriously injured in the treacherous coup attempt of July 15, were quickly restored to their feet with the support of our President, our Ministry of National Defense, our General Staff, our Force Commands and civilian universities. As a matter of fact, since its establishment, the National Defense University has received 3 thousand 52 friendly and brother officers and non-commissioned officers from 44 countries, 64 thousand “It has graduated 67 thousand 396 student and trainee officers, 344 of whom are Turkish. This number, Mr. President, is more than the officers and non-commissioned officers of many of our neighbors around us. I thank you for all your support.” he said.
Afyoncu stated that the educational institution that suffered the most on July 15 was staff training, the staff system was reconsidered, the curriculum and system were changed and training started in 2017.
Stating that the staff position has become widespread and no longer a privilege, Afyoncu said, “With the newly established gradual staff system, the need for staff officers of the Turkish Armed Forces (TAF) has been significantly met. Our war institutes have provided training to approximately 5 thousand trainee officers, including Turkish and guest military personnel.” he said.
“WE MUST ADAPT TO THE CHANGING COMMUNICATION SYSTEM”
Afyoncu stated that Pleven and Gazi Osman Pasha were one of the rare fronts that were successful in the War of ’93, one of the biggest defeats in Ottoman history, and said:
“One of the important reasons for our defeat was that we had fewer soldiers due to our population being less than the Russians. Another reason was the inflexible management style of the Ottoman commanders, except for Gazi Osman Pasha, who were far from initiative, reacted late to enemy moves, and were inflexible. Instead of adhering to fixed and unchangeable plans, Gazi Osman Pasha achieved results by constantly changing the order of the army in line with the course of the battle and the available means and capabilities.”
Explaining that it is not who is stronger in the changing battlefield, but whoever adapts faster wins, Afyoncu stated that the operational environment is no longer limited to the struggle in land, sea and air spaces, but that space, cyberspace, information environment have become integral fronts of war with the influence of artificial intelligence, unmanned systems, big data and electromagnetic spectrum.
Afyoncu stated that wars have moved beyond the front lines and have turned into a multi-layered and constant field of competition with economic pressures, cognitive operations, disinformation activities and the use of proxy elements.
Noting that the duty of a staff officer in such a security environment is not only to direct and manage the battle, Afyoncu emphasized that the staff officer must be a leader who can read the direction of change, manage uncertainties, plan joint and multi-area operations, combine technology with strategic intelligence and take initiative under all circumstances.
Daily Agenda
President Erdoğan: Wars are not fought only on the fronts
President Recep Tayyip Erdoğan made a statement at the National Defense University Staff Officers Graduation Ceremony. Emphasizing the home front and national security, President Erdoğan said, “We talked about the future of NATO in Türkiye” regarding the 36th NATO Summit held on July 7-8.
The highlights of President Erdoğan’s statements are as follows:
Today, we are participating in the pride day of our 301 officers, 125 of whom are guest military personnel from friendly and brotherly countries. I congratulate all our officers individually. Our officers who receive their diplomas will serve our state and nation at different levels with a high sense of duty.
I also congratulate our guest soldiers who came from 26 different countries and received modern, comprehensive and qualified training here. I also express my appreciation and congratulations to our commanders who meticulously train our officers and equip our young staff with their knowledge and experience.
Our beloved martyrs, the tribes of freedom of our nation who brought literature to the Turkish nation, will continue to illuminate our path with their epic struggles and memories.
I have no doubt that the staff officers we graduated today will adequately carry out the duties they will perform in our country, our region and beyond our borders, as well as the duties of our martyrs and veterans.
“MSÜ HAS BECOME ONE OF OUR SHINING INSTITUTIONS”
On July 31, we will celebrate the 10th anniversary of our National Defense University. I would especially like to express this: In a short period of 10 years, our National Defense University has become one of our most distinguished institutions. This quarry, where officers and petty officers who are devoted to their country and nation are trained, is the source of pride of our nation.
WARS ARE NOT FIGHTED JUST ON THE FRONT
Wars are no longer fought only on the fronts. It is carried out together with cyber attacks and disinformation campaigns. Trade routes are being targeted. We are faced with a new equation centered on artificial intelligence, where unmanned air and sea vehicles directly intervene in the outcome.
“WE ARE PROGRESSING WITH CONFIDENT STEPS AS THE POLE HEAD OF THE NEW SYSTEM”
As a state, we are taking firm steps forward as the pole head of the new system in these periods when the international security paradigm has undergone a radical transformation. We made defense exports worth 11 billion dollars. Our nationality in defense is 82 percent.
WE TALKED ABOUT THE FUTURE OF NATO IN Türkiye
We will strengthen our inner castle. We do not compromise on national security. We hosted the NATO leaders’ summit 2 days ago. We discussed the future of the alliance in Türkiye.
-
Economy2 days agoIMF says global growth weighed down by Iran war but helped by AI
-
Economy2 days agoExplainer: What to know about Trump’s Spain embargo threat
-
Politics1 day agoTürkiye helps mediate talks between govt, opposition in Somalia
-
Refugees3 days agoTrump sidetracks NATO with new Iran strikes while in Turkey
-
Refugees2 days agoTrump flies home in an old Air Force One after Iran strikes
-
Daily Agenda7 hours agoMSÜ Rector Erhan Afyoncu: “Our institutions were revived with the support of our President”
-
Economy23 hours agoTackling historic crisis, Volkswagen to cut capacity, model lineup
-
Economy2 days agoTrump orders cutoff of US trade with Spain over NATO spending, Iran
