Connect with us

Daily Agenda

Başkan Erdoğan’dan Gazze açıklaması: Hamas İsrail’den önde gidiyor

Published

on


Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başkan Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde;

Sayın Cumhurbaşkanım dünyada büyük gerilimler yaşanıyor. Bu gerilimlerin bir küresel çatışmaya dönüşme riski var. Bu kapsamda bazı ülkeler arasında savunma anlaşmaları yapılıyor. Türk Devletleri Teşkilatında savunma ve güvenlik konusunda daha ileri adımlar mümkün mü? Bu konuda bir değerlendirmeniz olur mu?

Değerli arkadaşlar öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı artık sadece kültürel bir birliktelik değil. Stratejik bir dayanışma platformudur. Dünyadaki gerilimler herkesi etkilediği gibi, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Çatışma bölgelerine yakınlıkları da hesaba katılırsa aile meclisimizin bu gerilimlerden dünyanın diğer ülkelerine nazaran daha fazla etkilendiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla riskin olduğu yerde tedbir de muhakkak beraberinde gelecektir. Ancak her türlü duruma karşı da hazırlıklıyız. İstihbarattan, sınır güvenliğinden siber alana kadar çok boyutlu iş birliğini konuşuyoruz. Dünyada savunma harcamalarını artırma ve güvenlik konusunda ileri adımlar atma hususunda bir eğilim söz konusu. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri olarak bizler de bu yönde adımlar atıyoruz. İleri adımlar da her açıdan değerlendirilir ve gerektiğinde atılır.

Birleşmiş Milletler ziyareti dönüşünüzde ABD Başkanı Sayın Donald Trump’la görüşmenize ilişkin “hem Gazze ile hem de Filistin ile ilgili önce ateşkes, sonra kalıcı barışa ilişkin atılacak adımların yollarını anlattık” dediniz. Sonrasında arka arkaya adımlar geldi. Donald Trump Hamas’a geçtiğimiz cuma günü bir süre vermişti. Sonra sizinle telefon görüşmesi yaptılar. Bu süreçte Türkiye’nin hem Amerika Birleşik Devletleri’ni hem de Hamas’ı ikna yolları ne oldu?

Filistinlilerin tamamı bilir ki Türkiye, Filistin’in menfaatini korur ve gözetir. Gazzeli mazlumların hakkını da, Filistin’in diğer bölgelerindeki kardeşlerimizin hukukunu da kendimizi savunur gibi müdafaa ederiz. Gazze’de akan kanın durması, mazlumların güvenliğinin sağlanması için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Hamas ile bu süreçte de hep temas halinde olduk. Şu anda yine temas halindeyiz. En makul yolun ne olduğunu, Filistin’in geleceğe emin adımlarla yürüyebilmesi için ne yapılması gerektiğini anlatıyoruz. İşte şu anda arkadaşlarımız Şarm El-Şeyh’teler. Tüm gün oradaydılar. Yarın sabahtan itibaren de görüşmelere başlayacaklar. Hem Amerika ziyaretimizde hem de en son telefon görüşmemizde Filistin’de çözümün nasıl gerçekleşebileceğini Sayın Trump’a izah ettik. Onun da bizden özellikle Hamas’la görüşme, Hamas’ın ikna edilmesi ricası oldu. Bu konuda muhataplarımızla süratle irtibata geçtik. Sayın Trump’ın barış çabalarını desteklediğimizi ben kendisine söyledim. Bunu ayrıca kamuoyuna da ilan ettik. Hamas verdiği cevapla barışa ve müzakerelere hazır olduğunu bize ifade etti. Yani ters bir söylem içerisine girmedi. Bu bana göre çok çok değerli bir adımdır. Hamas, İsrail’den önde gidiyor. Niye bunu söylüyorum? Çünkü bu kadar kayıp verdi. 100 binin üzerinde yaralısı var. Bütün kaldıkları yerler yer ile yeksan oldu. Artık başlarını sokacakları herhangi bir yerleri dahi yok. İsrail’in benzer ve yapıcı tavırlar sergilediğini biz şu ana kadar görmedik, görmüyoruz. Zaten onlardan böyle bir tutum da beklemiyoruz. İki devletli çözüm temelinde İsrail-Filistin sorununu ortadan kaldırmaya çalışacağız, gayret edeceğiz. Temennimiz odur ki; inşallah bunu sizlerin de verdiğiniz desteklerle başarırız.

Gazze için bir barış umudu doğdu. ABD Başkanı Trump’ın barış planını kabul ettiler. Gerçi bazı maddeler üzerinde müzakereler de sürüyor. Şimdi o barış planına baktığımızda dikkat çeken iki uluslararası oluşum var. Biri Filistin’deki geçici yönetiminin üzerine konumlanan bir Barış Konseyi. Diğeri de güvenlik için bir Uluslararası İstikrar Gücü… Siz her konuşmanızda “Gazze için, her türlü çaba için biz varız” diyorsunuz. Merak ettiğim bu iki uluslararası oluşumda Barış Konseyi ve Uluslararası İstikrar Gücü’nde Türkiye yer alabilecek mi? Ya da şöyle sorayım, Türk askeri Gazze’de olacak mı?

Önceliğimiz acil ve kapsamlı ateşkesin bir an önce sağlanması. Önce bunu başarmamız lazım. İnsani yardımların Gazze’ye bir an evvel kesintisiz biçimde ulaştırılması şart. Gazze’nin İsrail saldırıları neticesinde yok edilen alt yapısının bir an önce ayağa kaldırılması, bu da önceliklerimiz arasında. Bunun için yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyoruz. Gazze’nin Filistin halkının toprağı olarak kalması ise çok çok önemli. Gazze’yi nihayetinde Filistinlilerin yönetmesi de çok mühim. Güvenliğin hangi yolla sağlanacağı konusu, istikrar gücünün nasıl kurulup işletileceği konusu ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Bunun için ben doğrusu Şarm El-Şeyh’teki müzakereleri çok çok önemsiyorum. Bugün de görüşmeler başladı ama yarınki görüşmeler mühim. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız da orada olacak. Oradan çıkacak netice büyük önem arz ediyor. “Her türlü çabaya destek veririz” derken tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak bu açıklamayı yaptım. Umarız İsrail verdiği sözleri tutar ve bu barışı sabote edecek adımlar atmaz. Biz kalıcı ateşkes ve barış için umutlu olduğumuz kadar aynı zamanda da ihtiyatlıyız.

Sayın Cumhurbaşkanım, Sumud Filosu’ndan 36’sı Türk, 137 aktivisti ülkemize getirdiniz. Yabancı aktivistler uçaktan Türkiye’ye teşekkür ederek indiler. Burada Türkiye’nin küresel gücü daha da belirginleşti. Ülkemizin bölgemizdeki tüm konularda etkin ve yetkin olduğu, ikili pozisyonda olduğunu görüyoruz. Bundan sonraki süreci nasıl okumalıyız?

Söylediğiniz ilk etaptı. İkinci etapta 14’ü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı toplam 16 kişi İsrail’den alındı. Ürdün’e geçtiler oradan da İstanbul’a geldiler. Yani iki ayrı parti halinde İsrail’deki Sumud gruplarını almış olduk. Bu filo İsrail’in Gazze’ye uyguladığı hukuksuz ablukanın görünür olmasını sağlamıştır. Bu bakımdan önem arz ediyor. Sadece insani yardım taşıyan gemilerini, Gazze karasularına kadar ulaştırmış ve ablukayı kırmışlardır. Başarının bana göre en önemli yanı bu. Türkiye olarak Sumud Filosu harekete geçtiği ilk andan itibaren insansız hava araçlarımız ve gemilerimizle süreci yakından takip ettik. Örneğin pazar günü Akıncılarımızın elde ettiği görüntülerden, ben de neredeyse sabahtan akşama kadar Sumud Filosunun nerede ne yaptığını, ne durumda olduğunu izledim. Ekiplerimiz zaten sürekli izliyorlardı. Dışişleri Bakanlığımız ve istihbaratımız bu süreçte gerçekten çok çalıştı. Maalesef İsrail, uluslararası hukuku çiğneyerek uluslararası sularda filoya müdahale etti. Hem kendi vatandaşlarımızı hem de filodaki diğer ülke vatandaşlarını İsrail’in elinden almak için yoğun çalıştık. Kısa sürede de vatandaşlarımızın tahliyesine başladık. Zaten ilk heyet geldiğinde arkadaşlarımız, kendi kızım da dahil olmak üzere, vatandaşlarımız ve diğer ülkelerden gelenler onları karşıladı. Türk Hava Yolları hepsi için gayet güzel bir şekilde hazırlıklarını yaptı. Onlar için giysiler hazırladı. Vejetaryen menüye varıncaya kadar yemekler sunuldu. “Hiçbir yerde görmediğimiz ilgi ve alakayı Türk Hava Yolları’ndan gördük” dediler. Orada uluslararası diplomasinin ötesinde farklı bir güzellik ortaya çıktı. Bütün arkadaşlardan Allah razı olsun. Türk Hava Yolları yöneticilerinden Allah razı olsun. İkinci etaptakiler de Ürdün üzerinden geldiler. Onlar da yine sahil-i selamete en güzel şekilde çıktılar. Türkiye’ye ulaşan aktivistlerin yaşadıklarını hem doktor raporları hem hukuki metinlerle kayıt altına aldık. Hem diplomasi hem hukuk cephesinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Bundan bir milim geri adım atmayacağız.

2023 7 Ekim’inden bu yana Gazze’de olanlar nedeniyle hem uluslararası sistem hem insanlık ailesi hem de tek tek her birimiz çok sarsıcı ve yaralayıcı bir iki yıl geçirdik. Lakin kuşkusuz siz konumunuz, Filistin davasına sadakatiniz ve tecrübeniz gereği olup bitenleri farklı bir yüzünü, perdesiz bir şekilde gördünüz. Bizim gördüğümüzden farklı bir boyutunu arka bahçeyi de gördünüz. Tarihe kayıt düşmek bakımından sormak istiyorum. Gazze özelinde siz ne gördünüz? Değerlendirmeniz ne olur?

Gazze diyebilirim ki; adeta kıyametin dünyada görünen bir ön yüzü oldu. Düşünün, 67 bin Gazzeli şehit. Öbür tarafta 169 binden fazla yaralı. Fakat çok daha enteresanı var. Bugün yanımdaki arkadaşlardan bir tanesi “Bu rakamlar yanlış” dedi. “Neden?” dedim. “Rakamlar böyle değil. Enkaz altında kalanları da masaya yatırdığımız zaman rakamların 600 bin civarında olduğu söyleniyor.” dedi. Hadi biz şu anda sadece 169 bin yaralıyı konuşuyoruz. Şehitlerimizi konuşuyoruz. Ama insanlık bütün bu olanlar karşısında sessiz. Yapılan herhangi bir şey ne yazık ki yok. Acı dolu, kan ve gözyaşı dolu iki yılı artık geride bıraktık. Gazze’de büyük bir drama, soykırıma şahit olduk. İsrail’in uluslararası hukuku ayaklar altına alan saldırıları tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İsrail’in yaptıkları meşru müdafaa değil, planlı bir soykırımdır ve terördür. İsrail’in gözler önünde pervasızca gerçekleştirdiği katliamları ve onları görmezden gelenler, insanlık tarihinin utanç kayıtlarına geçmiştir. Bunların affedilir yanı yok. İsrail bebekleri öldürürken, hastaneleri, ambulansları, pazar yerlerini, mülteci çadırlarını, Birleşmiş Milletler misyonlarını, okulları, ibadethaneleri hedef alırken, “ama”lı “fakat”lı cümleler kuranlar, gelecek nesillere bu tutumlarını izah edemeyeceklerdir. Tarih doğru tarafta duranları da yanlışta ısrar edenleri de kayda alıyor. Nazilerin soykırımında kimin nerede durduğu ortadadır. Bosna’da ve diğer coğrafyalarda soykırımlar yaşanırken görmezden gelenler de ortadadır. Onları bizim jenerasyon gayet iyi biliyor. Bugün onlar nasıl bir utanç yaşıyor ise Gazze soykırımına sessiz kalanları da yarın benzer bir akıbet beklemektedir. Biz dün de bugün de tarihin doğru tarafında durmanın övüncünü yaşıyoruz. Bundan dolayı huzurluyuz.

Suriye’de SDG zaten 10 Mart mutabakatına ısrarla uymuyor. Hatta dün itibarıyla da Suriye ordusuna bir saldırı da gerçekleştirdiler. Ortam şimdilik durulmuş gibi görünüyor ama herhalde devamı da gelecek. En azından işaretler öyle. Siz defalarca uyarılarınızı yaptınız. Farklı gruplarla birlikte SDG’yi de İsrail’in kışkırttığı ortada. Bugün bazı görüşmeler de var. Onun ötesinde de Suriye ile İsrail arasında güvenlik görüşmelerinden, anlaşmalarından da bahsediliyor. Bizim bundan sonraki süreçte hareket planımız ne olacak?

Biz bu konuda net bir duruş sergiliyoruz. Suriye’nin yeniden istikrarsızlığa sürüklenmesine asla müsaade etmeyiz. Türkiye, sahadaki tüm gelişmeleri yakından izliyor. Sabırlı, sağduyulu, vakur tavrımız, bir acziyet olarak asla algılanmamalıdır. Suriye Demokratik Güçleri verdiği sözü tutmalı. Suriye ile bütünleşmeyi tamamlamalıdır. Ortak tarih, ortak gelecek ruhuyla hareket edilirse inanıyorum ki birçok sorun çözülür. Daha önce söyledim. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır. Türk, Kürt ve Arap ittifakı bölgede ebedi barışın ve huzurun anahtarıdır. Kimse provokasyonlara gelmemeli, yanlış heveslere kapılmamalı. Halep’teki gerginlikte Suriye yönetimi hassasiyetini korumuş ve Suriye Demokratik Güçlerinden 10 Mart mutabakatına uygun davranmasının beklendiğini de ilan etmiştir. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için olmazsa olmazdır. Bunun aleyhine tutumları kabul etmemiz mümkün değildir. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi de bizimle aynı görüşte. Türkiye olarak Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.

Amerika’dan döndükten sonra Trump’la bir görüşme daha gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede hangi konuları ele aldınız? F-35 konusu gündeme geldi mi? CAATSA yaptırımları kalkacak mı?

Türkiye ile Amerika arasında her alanda olduğu gibi savunma sanayii alanında da bir iş birliği mevcut. Bu ilişkileri geliştirmek amacıyla her iki konuyu da Amerika ile müzakere ediyor ve olumlu sonuçlar bekliyoruz. Sayın Trump’la yaptığımız görüşmede bu yönde müspet mesajlar aldık. F-35 konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirdik. Bunun yanında Türkiye bu projede ortak, parasını ödemiş, yükümlülüklerini yerine getirmiş bir ülke. Bizi bu programdan çıkaran gerekçelerin hiçbir meşruiyeti yok. Bunu Sayın Trump da daha önce dolaylı olarak dile getirmişti. Somut adımların atılması için gerekli teknik görüşmeler de her düzeyde yapılıyor. Umarız neticede hem F-35 konusu çözülür, hem de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması sağlanır. Bunu da başarmamız gerekiyor. Ziyaretimiz, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmış, aramızdaki diyalog ve dostluğu daha da güçlendirmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanım, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığınız görüşmelerde gündeme gelen önemli konulardan biri de Halk Bankası’nın durumuydu. Bu görüşmeden acaba nasıl bir sonuç elde edildi?

Sayın Trump gerek Amerika’daki temaslarımızda gerek son telefon görüşmemizde “Halk Bankası’nın problemi bizim için bitmiştir” dedi. Tabii bu önemli bir siyasi irade beyanıdır, bizim için de kıymetlidir. Diğer yandan, tamamlanması gereken bazı süreçlerin olduğunu da biliyoruz. Temennimiz, bu süreçlerin bir an önce olumlu şekilde neticelenmesidir.

Sayın Cumhurbaşkanım, saygılar sunuyorum. Meclisin açıldığı 1 Ekim resepsiyonunda bir fotoğraf verildi. Bu fotoğrafı çok kamuoyunda tartışıldığını da gördük. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Meclis açılış resepsiyonu davetine katılanların oradaki yer alışı bizim için çok çok önemliydi. DEM Grubuyla da orada bir araya geldik, sohbetlerimiz oldu. Bu sohbetlerin dışında da geleceğe yönelik neler yapılabilir? Bunları konuşma, görüşme fırsatımız oldu. Bundan sonrası da inşallah hayır olur diye düşünüyorum. Resepsiyonda çekilen fotoğraf karesine gelirsek. O kare, gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Birileri Türkiye’yi kamplara bölünmüş, paramparça gibi göstermeye çalışıyor, ancak hakikat oradaki birlik ve beraberlik tablosudur. O tablonun parçası olamayanlar, oturup kendilerini hesaba çekmelidir.

Son dönemde terör örgütleri ve çetelerin çocukları ve genellikle 18 yaşın altındaki çocukları kullanmaları, ailelerimizde hassasiyetle karşılanıyor. Bu konuyla ilgili biliyorum ki 11. Yargı Paketinde, cezalandırmalarda artış sağlanacak. Ama bunların yanı sıra başka yaptırımlar da olacak mı?

18 yaş altı kişilerin işlediği cinayetler yüreğimizi yaktı, yakıyor. Çocuklarımızı terör örgütlerinin, suç çetelerinin elinden kurtarmakta kararlıyız. Devlet olarak bu konuda topyekün bir mücadele içindeyiz. 11. Yargı Paketiyle cezalarda caydırıcılığı arttırıyoruz. Ama sadece ceza yetmez. Aileyi güçlendirmeden, eğitimi desteklemeden, sosyal dayanışmayı büyütmeden kalıcı çözüm olmaz. Yalnızca ceza ile, yalnızca eğitim sisteminde yapılacak düzenlemelerle çözülemeyecek kadar komplike bir sorunla maalesef karşı karşıyayız. Ceza düzenlemelerinin yanı sıra yalnızlaşan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların suça bulaşmadan korunmasını önceleyen tedbirler üzerinde çalışıyoruz. Yani suça bulaşan çocukların yanı sıra suça sürükleyen etkenlere de yoğunlaşmış durumdayız.

Enflasyon eylül ayında beklentilerin üzerinde çıktı. Bunun üzerine malum çevreler, ekonomik yapı üzerinde, yeniden eleştirilere başladılar. Bu karamsarlık üreten merkezlere ve sağduyulu vatandaşlarımıza bu konuda bir mesaj vermek ister misiniz?

Dönemsel etkilerden dolayı eylül ayında enflasyon, beklentilerin üzerinde geldi, doğru. Ama kimse bu durumu, Türkiye ekonomisine yönelik bir karamsarlık tablosuna dönüştürmesin. Çünkü biz günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir program yürütüyoruz. Programımızı kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya da devam ediyoruz. Bütün bunlarla beraber dönemsel dalgalanmalara değil, ekonomide tablonun tamamına odaklanmış durumdayız. Enflasyonla mücadele şüphesiz ki kolay değil. Geçmişte bu mücadeleyi biz başarıya ulaştırdık. Bugün yine biz ulaşırız. Çünkü biz bu konuda deneyimliyiz. Bu işi biliyoruz ve bundan nasıl sıyrılırız, bunun gayreti içerisindeyiz. Türkiye ekonomisi, hiç endişe etmeyin, güçlü temeller üzerinde yükseliyor.

Sizin çocuklar konusunda Filistin konusundaki hassasiyetiniz kadar anneniz konusundaki hassasiyetinizi de biliyoruz. Bugün sosyal medyada rastlamıştık. Bugün 7 Ekim. Hiç şüphesiz unutmamışsınızdır.

Allah razı olsun. Kolay değil. Rabbim annesiz bir yaşamı kimseye vermesin. Onunla da imtihan etmesin. Yani bu kadar süre geçti ama bütünüyle ilk andan itibaren buraya gelene kadar annesiz yaşam çekilir gibi değil. Rabbim cennetiyle, cemaliyle annelerimizle beraber bizleri haşru cem eylesin.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

AK Party Deputy Chairman Hüseyin Yayman: Digital addiction has become a national security problem

Published

on


AK Party Deputy Chairman Hüseyin Yayman participated in the “Specialized Academy” program organized in cooperation with the Provincial Representation of the Turkish Youth Foundation (TÜGVA) and Hatay Mustafa Kemal University (HMKÜ). Yayman, who came together with a large student group here, drew attention to the armed attacks at schools in Şanlıurfa and Kahramanmaraş at the beginning of his speech, and wished God’s mercy to those who lost their lives in the incident and patience to their families. He said, “As 86 million of us, we are in mourning as a nation, we have experienced a very painful event, we are living in times when words are stuck in our throats.”

Saying that he was from Hatay and was very interested in reading from a young age; Explaining that he worked hard to make his dreams come true and the importance of setting goals, Yayman advised students to follow their dreams.

AK Party Deputy Chairman Hüseyin Yayman: Digital addiction has become a national security problem

DIGITAL ADDICTION HAS BECOME A NATIONAL SECURITY PROBLEM

Drawing attention to digital addiction, Yayman said, “The scourge called digital addiction has taken not only Türkiye but the world hostage. Please, let’s act more consciously against this, because this situation has become as dangerous as substance addiction.” he said.

Yayman stated that there are 20 million young people in Türkiye and that it is very important for these young people to be more educated, equipped and keep up with the digital age, and said that we need to declare national mobilization on this issue. In his speech, Yayman stated that the population of 20 million young people is more than the population of the Netherlands, Greece, Portugal and Bulgaria and that the youth issue has now become a national security issue for Türkiye.

AK Party Deputy Chairman Hüseyin Yayman: Digital addiction has become a national security problem

“THE LOVE TO RECEIVE INTERACTION IS ONE OF TODAY’S BIGGEST TRAPS”

Emphasizing the importance of digital literacy, Yayman continued as follows:

“We have always said that young people are our future and we need to take care of our young people and enable them to pursue their dreams. In Türkiye, people spend 7 hours out of 24 hours online. A third of 24 hours are on the internet for 7 hours. We spend 4 hours of this on social media, 4 hours. Please check yourself, how much do you look at social media a day. All of us, including me, first look at Instagram, then look at X, then look at Facebook, our e-mail, newspapers. We are looking at the news, already 1 hour has passed. We are back to the beginning and wondering who shared our post and liked it? Unfortunately, this love of interaction is one of the biggest traps of our time. Unfortunately, transnational digital companies have become the mother and center of evil. Racism, violence against women, substance abuse, cyber addiction, hate crimes, genderlessness, LGBT propaganda, Islam and hostility towards religion are definitely here. We definitely need to take these places under control with harsher measures.

Yayman: We know that bans are not the solution, but if we have to close, we will. We need to take urgent measures not only regarding digital networks, but also mafia series, morning women’s programs and game programs. As a nation, we need to face the facts



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Urban transformation does not slow down in Tokat: 114 houses are rising, 71 buildings were demolished

Published

on


Tokat Municipality continues its urban transformation works, which it initiated in order to renew the earthquake-risk building stock, without slowing down. Within the scope of the 1st Stage Urban Transformation Project, centered in Kaleardı District, both demolition and new housing construction continue simultaneously. In his statement regarding the works, Tokat Mayor Mehmet Kemal Yazıcıoğlu said, “While we are rapidly continuing the construction of 114 houses within the scope of the 1st stage of our Urban Transformation Project, we have started the demolition of 71 houses with which we reached an agreement.”

RISKY BUILDINGS ARE BEING DEMOLISHED AND SAFE HOUSES ARE RISING IN THEIR PLACE.

In Tokat, located on the Anatolian Fault Line, the construction of structures resistant to possible earthquakes is of great importance. In this context, while the first mortar was poured for the new residences to be built on Melik Ahmet Gazi Street in Kaleardı District, the demolition of risky buildings was also accelerated.

With the project, not only housing production but also environmental regulations that will change the face of the region are implemented. It is aimed to increase green areas, create alternative transportation routes and provide social living spaces.

TRANSFORMATION CONTINUES IN 6 NEIGHBORHOODS

Urban transformation works carried out under the coordination of Tokat Municipality continue in a total of 6 neighborhoods. In this context, it is planned to transform the region into a recreation area, following the demolition of the Kaleardı District, which has touristic importance.

Within the scope of the project, a total of 264 houses are expected to be built in Kaleardı District. With the new residences, it is aimed for citizens to have safer and more modern living spaces.

“WE WILL MAKE TOKAT BREATHE”

Mayor Yazıcıoğlu pointed out that the process is progressing quickly and said, “By demolishing 71 of our houses quickly, we will get rid of this bad appearance at the foot of the castle and provide healthier homes for our citizens. New houses are also rising in other neighborhoods undergoing urban transformation. This process is progressing very quickly, our citizens see this as well. Now the process of the second stage will begin, we will give Tokat a breath of fresh air.”

Within the scope of the urban transformation project, it is planned to build social reinforcement areas as well as residences. Thus, it is aimed to increase not only building safety but also the quality of life in Tokat.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan makes a statement at the Antalya Diploma Forum

Published

on


Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan made a statement at the closing of the Antalya Diploma Forum…

The highlights of Minister Fidan’s statements are as follows:

For 3 days, the pulse of global diplomacy beat in Antalya. 23 heads of state and government, 13 deputy heads of state and government and 50 ministers were hosted. We had the opportunity to take stock of the current crises in 52 sessions. We had the opportunity to listen to leaders and experts from all over the world at the same time. 6,400 participants from 150 countries and 66 international organizations attended our forum. This is a huge number when compared to its peers. We discussed joint plans and evaluated concrete steps through which we can establish lasting peace in our region.

WE WILL CONTINUE TO PLAY THE MEDIATOR ROLE

We discussed the phases of the Gaza Peace Plan. At the meeting where 6 Muslim countries came together, we discussed the Gaza Peace Plan and confirmed our common will regarding the process. The Gaza Peace Plan has an implementation process. Mechanisms such as the Peace Board began to be implemented. We mainly discussed where the vision to stop and reverse the Gaza Genocide brought us. We see diplomacy as the key to peace. We will continue to act as a mediator between the parties.

“WE ARE CLOSELY FOLLOWING THE DEVELOPMENTS RELATED TO THE STRAIT OF HORmuz”

We held the 3rd Pakistan-Türkiye-Saudi Arabia-Egypt meeting. From the beginning, we held consultations so that the four countries could continue on their path realistically by addressing all issues. There is a region around these 4 countries. We want to bring concrete issues to life. Our concern is “how to extinguish the conflicts in our region and how to bring stability to life”.

“THE PERIOD OF THE CEASE MUST BE EXTENDED”

There is a confused situation in minds regarding the Strait of Hormuz. We also follow the application closely. We will continue to inform the public as developments occur. The ceasefire period needs to be extended. It is not easy for the USA and Iran to solve the problems in two weeks. Türkiye continues its diplomatic traffic to extend the ceasefire between the USA and Iran.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Parents will be taught about the risks of the digital world

Published

on


Following the school attacks, the Ministry of Family and Social Services continues its work to protect children from the influence of the digital world. Action will be taken to increase digital awareness among children and families and to make necessary legislative arrangements. Within the scope of the “Action Plan 2026-2030 for the Empowerment of Children in the Digital World” prepared by the Ministry of Family, in which many institutions such as the Ministries of National Education, Health, Transport and Infrastructure are stakeholders, content will be created for parents, caregivers and educators about digital games appropriate to the age and development of children and the issues to be considered in the selection of these games. Both families and children will be informed about digital security, conscious use and protection from online risks. Artistic, sports and cultural activities will be held to encourage children to spend time outside of the digital environment.

UPDATE IS ON THE AGENDA
Awareness and response training programs for digital risks will be developed and implemented for educators and school staff. All personnel working in the field of addiction in healthy life centers will be trained on early diagnosis, intervention and guidance in children. Within the scope of the Law No. 5651 on the Regulation of Publications Made on the Internet and Combating Crimes Committed through These Publications, legislative updates will be made for social network providers and digital game providers/distributors, taking into account international regulations. Family and child-friendly productions will be encouraged in the context of supporting the integrity and continuity of the family and the physical, mental and moral development of children and young people.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Family decency collapsed, crime increased

Published

on


While the school attacks in Kahramanmaraş and Şanlıurfa shocked the society, President of Religious Affairs Safi Arpaguş and Religious Affairs officials evaluated the dragging of children into crime. Arpaguş, who came together with the Grand National Assembly of Turkey Research Commission on Children Driven to Crime, noted that family separations, which become widespread due to divorce, are the most important factor in children being dragged into crime. Arpaguş said, “We used to have a large family structure; if the parents did not take care of their children, the family and the adults would take care of them. Now, with the nuclear family, the children are left homeless in the slightest disturbance or thing. Therefore, whoever is in their hands is pushed into crime. Since everyone acts with the principle of ‘Everyone hangs on his own legs’, when the parents first stumble or stumble in society, the children are left homeless and exposed to great dangers. These children are the biggest danger I see in the family structure.” “disinformation and the children left homeless as a result,” he said.

Referring to the importance of the environment in which the child is pushed to commit crime, Arpaguş argued that while the child gains self-confidence, the upbringing methods are destroyed. Arpaguş noted the following: “For example, when we say ‘Let the child gain self-confidence and develop personality’, we seem to have renounced our traditional education methods. The child sees a movie figure who fires the gun he draws without thinking. He sees another argument that stabs the knife he has taken without any fear, and he comes face to face with great examples of this in a digital media that is so open to violence. After a while, he sees this as something in the flow of normal life. So, the fear of God, okay ‘He does not fear God, he does not fear the servant. We have the expression ‘shameless’, but we have gone beyond that, we have come to a point as a society, we have missed that aspect of personal development and discipline that modern life offers us, and after that we cannot control it. When an official says to his child, ‘My child, there is worship being done here, be quiet for a bit’, that mother or father says ‘How can you say such a thing to my child?’ We encounter things that he approaches with his attitude. It seems that there is serious wear and tear in our social structure, as if we have been surrounded by such selfishness. Then, gradually, after the test is broken, we try to put the pieces together.”

WE MISSED TRAINING
While Arpaguş stated that preventive mechanisms should be developed, he emphasized that, as Diyanet, they are trying to make progress with guidance activities, Friday sermons and other projects, and said, “But the destruction is so fast and large that it is not possible for us to keep up with it alone. This is an issue that must be addressed together with all our stakeholders as a state policy.”

EMPHASIS ON STRUGGLE TOGETHER
Arpaguş continued as follows: “Now, if a crying child is given a phone, if the television is turned on in front of the misbehaving child, and if the misbehaving child is exposed to this bombardment, neither the Religious Affairs Directorate nor theology can cope with this. We do not have preventive measures, we need to take preventive measures. In other words, we need to stop the destruction so that we can start repairing it.” On the other hand, other religious authorities also presented their findings on the solution of the problem in the Turkish Grand National Assembly Commission.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Vehicle reign in Istanbul Metropolitan Municipality – Breaking News

Published

on


The dissenting opinion added to the Istanbul Metropolitan Municipality (IMM) 2025 Audit Report brought to the agenda the large increase in car rental expenses in the municipality. According to the report, vehicle rental expenditures increased by 153.25% compared to 2024 and reached 4 billion 854 million 233 thousand TL at the end of 2025. The Audit Commission stated that these expenditures were used inefficiently under the name of “service tools” and contradicted the concept of savings. The report also stated that advertising, concert and organization expenditures continued. It was noted that despite the circular stating that representation, hosting and promotion expenses should be limited, tenders for these items continue and resources are directed to these areas instead of priority services.

THEY DID NOT LISTEN TO THE WARNINGS
Another striking factor was that, in some tenders, although the IMM Preliminary Financial Control Unit expressed a “negative opinion”, the expenditures were carried out on the instructions of the relevant unit heads. It was stated that this situation became concrete especially in the purchase of equipment for the AKOM building. In the dissenting opinion, it was concluded that the municipal administration made high-budget expenditures despite the financial crisis discourses and that public resources were not used effectively and efficiently.



Source link

Continue Reading

Trending