Daily Agenda
Başkan Erdoğan’dan Gazze açıklaması: Hamas İsrail’den önde gidiyor
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Başkan Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde;
Sayın Cumhurbaşkanım dünyada büyük gerilimler yaşanıyor. Bu gerilimlerin bir küresel çatışmaya dönüşme riski var. Bu kapsamda bazı ülkeler arasında savunma anlaşmaları yapılıyor. Türk Devletleri Teşkilatında savunma ve güvenlik konusunda daha ileri adımlar mümkün mü? Bu konuda bir değerlendirmeniz olur mu?

Değerli arkadaşlar öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı artık sadece kültürel bir birliktelik değil. Stratejik bir dayanışma platformudur. Dünyadaki gerilimler herkesi etkilediği gibi, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Çatışma bölgelerine yakınlıkları da hesaba katılırsa aile meclisimizin bu gerilimlerden dünyanın diğer ülkelerine nazaran daha fazla etkilendiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla riskin olduğu yerde tedbir de muhakkak beraberinde gelecektir. Ancak her türlü duruma karşı da hazırlıklıyız. İstihbarattan, sınır güvenliğinden siber alana kadar çok boyutlu iş birliğini konuşuyoruz. Dünyada savunma harcamalarını artırma ve güvenlik konusunda ileri adımlar atma hususunda bir eğilim söz konusu. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri olarak bizler de bu yönde adımlar atıyoruz. İleri adımlar da her açıdan değerlendirilir ve gerektiğinde atılır.

Birleşmiş Milletler ziyareti dönüşünüzde ABD Başkanı Sayın Donald Trump’la görüşmenize ilişkin “hem Gazze ile hem de Filistin ile ilgili önce ateşkes, sonra kalıcı barışa ilişkin atılacak adımların yollarını anlattık” dediniz. Sonrasında arka arkaya adımlar geldi. Donald Trump Hamas’a geçtiğimiz cuma günü bir süre vermişti. Sonra sizinle telefon görüşmesi yaptılar. Bu süreçte Türkiye’nin hem Amerika Birleşik Devletleri’ni hem de Hamas’ı ikna yolları ne oldu?
Filistinlilerin tamamı bilir ki Türkiye, Filistin’in menfaatini korur ve gözetir. Gazzeli mazlumların hakkını da, Filistin’in diğer bölgelerindeki kardeşlerimizin hukukunu da kendimizi savunur gibi müdafaa ederiz. Gazze’de akan kanın durması, mazlumların güvenliğinin sağlanması için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Hamas ile bu süreçte de hep temas halinde olduk. Şu anda yine temas halindeyiz. En makul yolun ne olduğunu, Filistin’in geleceğe emin adımlarla yürüyebilmesi için ne yapılması gerektiğini anlatıyoruz. İşte şu anda arkadaşlarımız Şarm El-Şeyh’teler. Tüm gün oradaydılar. Yarın sabahtan itibaren de görüşmelere başlayacaklar. Hem Amerika ziyaretimizde hem de en son telefon görüşmemizde Filistin’de çözümün nasıl gerçekleşebileceğini Sayın Trump’a izah ettik. Onun da bizden özellikle Hamas’la görüşme, Hamas’ın ikna edilmesi ricası oldu. Bu konuda muhataplarımızla süratle irtibata geçtik. Sayın Trump’ın barış çabalarını desteklediğimizi ben kendisine söyledim. Bunu ayrıca kamuoyuna da ilan ettik. Hamas verdiği cevapla barışa ve müzakerelere hazır olduğunu bize ifade etti. Yani ters bir söylem içerisine girmedi. Bu bana göre çok çok değerli bir adımdır. Hamas, İsrail’den önde gidiyor. Niye bunu söylüyorum? Çünkü bu kadar kayıp verdi. 100 binin üzerinde yaralısı var. Bütün kaldıkları yerler yer ile yeksan oldu. Artık başlarını sokacakları herhangi bir yerleri dahi yok. İsrail’in benzer ve yapıcı tavırlar sergilediğini biz şu ana kadar görmedik, görmüyoruz. Zaten onlardan böyle bir tutum da beklemiyoruz. İki devletli çözüm temelinde İsrail-Filistin sorununu ortadan kaldırmaya çalışacağız, gayret edeceğiz. Temennimiz odur ki; inşallah bunu sizlerin de verdiğiniz desteklerle başarırız.

Gazze için bir barış umudu doğdu. ABD Başkanı Trump’ın barış planını kabul ettiler. Gerçi bazı maddeler üzerinde müzakereler de sürüyor. Şimdi o barış planına baktığımızda dikkat çeken iki uluslararası oluşum var. Biri Filistin’deki geçici yönetiminin üzerine konumlanan bir Barış Konseyi. Diğeri de güvenlik için bir Uluslararası İstikrar Gücü… Siz her konuşmanızda “Gazze için, her türlü çaba için biz varız” diyorsunuz. Merak ettiğim bu iki uluslararası oluşumda Barış Konseyi ve Uluslararası İstikrar Gücü’nde Türkiye yer alabilecek mi? Ya da şöyle sorayım, Türk askeri Gazze’de olacak mı?
Önceliğimiz acil ve kapsamlı ateşkesin bir an önce sağlanması. Önce bunu başarmamız lazım. İnsani yardımların Gazze’ye bir an evvel kesintisiz biçimde ulaştırılması şart. Gazze’nin İsrail saldırıları neticesinde yok edilen alt yapısının bir an önce ayağa kaldırılması, bu da önceliklerimiz arasında. Bunun için yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyoruz. Gazze’nin Filistin halkının toprağı olarak kalması ise çok çok önemli. Gazze’yi nihayetinde Filistinlilerin yönetmesi de çok mühim. Güvenliğin hangi yolla sağlanacağı konusu, istikrar gücünün nasıl kurulup işletileceği konusu ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Bunun için ben doğrusu Şarm El-Şeyh’teki müzakereleri çok çok önemsiyorum. Bugün de görüşmeler başladı ama yarınki görüşmeler mühim. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız da orada olacak. Oradan çıkacak netice büyük önem arz ediyor. “Her türlü çabaya destek veririz” derken tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak bu açıklamayı yaptım. Umarız İsrail verdiği sözleri tutar ve bu barışı sabote edecek adımlar atmaz. Biz kalıcı ateşkes ve barış için umutlu olduğumuz kadar aynı zamanda da ihtiyatlıyız.
Sayın Cumhurbaşkanım, Sumud Filosu’ndan 36’sı Türk, 137 aktivisti ülkemize getirdiniz. Yabancı aktivistler uçaktan Türkiye’ye teşekkür ederek indiler. Burada Türkiye’nin küresel gücü daha da belirginleşti. Ülkemizin bölgemizdeki tüm konularda etkin ve yetkin olduğu, ikili pozisyonda olduğunu görüyoruz. Bundan sonraki süreci nasıl okumalıyız?
Söylediğiniz ilk etaptı. İkinci etapta 14’ü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı toplam 16 kişi İsrail’den alındı. Ürdün’e geçtiler oradan da İstanbul’a geldiler. Yani iki ayrı parti halinde İsrail’deki Sumud gruplarını almış olduk. Bu filo İsrail’in Gazze’ye uyguladığı hukuksuz ablukanın görünür olmasını sağlamıştır. Bu bakımdan önem arz ediyor. Sadece insani yardım taşıyan gemilerini, Gazze karasularına kadar ulaştırmış ve ablukayı kırmışlardır. Başarının bana göre en önemli yanı bu. Türkiye olarak Sumud Filosu harekete geçtiği ilk andan itibaren insansız hava araçlarımız ve gemilerimizle süreci yakından takip ettik. Örneğin pazar günü Akıncılarımızın elde ettiği görüntülerden, ben de neredeyse sabahtan akşama kadar Sumud Filosunun nerede ne yaptığını, ne durumda olduğunu izledim. Ekiplerimiz zaten sürekli izliyorlardı. Dışişleri Bakanlığımız ve istihbaratımız bu süreçte gerçekten çok çalıştı. Maalesef İsrail, uluslararası hukuku çiğneyerek uluslararası sularda filoya müdahale etti. Hem kendi vatandaşlarımızı hem de filodaki diğer ülke vatandaşlarını İsrail’in elinden almak için yoğun çalıştık. Kısa sürede de vatandaşlarımızın tahliyesine başladık. Zaten ilk heyet geldiğinde arkadaşlarımız, kendi kızım da dahil olmak üzere, vatandaşlarımız ve diğer ülkelerden gelenler onları karşıladı. Türk Hava Yolları hepsi için gayet güzel bir şekilde hazırlıklarını yaptı. Onlar için giysiler hazırladı. Vejetaryen menüye varıncaya kadar yemekler sunuldu. “Hiçbir yerde görmediğimiz ilgi ve alakayı Türk Hava Yolları’ndan gördük” dediler. Orada uluslararası diplomasinin ötesinde farklı bir güzellik ortaya çıktı. Bütün arkadaşlardan Allah razı olsun. Türk Hava Yolları yöneticilerinden Allah razı olsun. İkinci etaptakiler de Ürdün üzerinden geldiler. Onlar da yine sahil-i selamete en güzel şekilde çıktılar. Türkiye’ye ulaşan aktivistlerin yaşadıklarını hem doktor raporları hem hukuki metinlerle kayıt altına aldık. Hem diplomasi hem hukuk cephesinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Bundan bir milim geri adım atmayacağız.
2023 7 Ekim’inden bu yana Gazze’de olanlar nedeniyle hem uluslararası sistem hem insanlık ailesi hem de tek tek her birimiz çok sarsıcı ve yaralayıcı bir iki yıl geçirdik. Lakin kuşkusuz siz konumunuz, Filistin davasına sadakatiniz ve tecrübeniz gereği olup bitenleri farklı bir yüzünü, perdesiz bir şekilde gördünüz. Bizim gördüğümüzden farklı bir boyutunu arka bahçeyi de gördünüz. Tarihe kayıt düşmek bakımından sormak istiyorum. Gazze özelinde siz ne gördünüz? Değerlendirmeniz ne olur?
Gazze diyebilirim ki; adeta kıyametin dünyada görünen bir ön yüzü oldu. Düşünün, 67 bin Gazzeli şehit. Öbür tarafta 169 binden fazla yaralı. Fakat çok daha enteresanı var. Bugün yanımdaki arkadaşlardan bir tanesi “Bu rakamlar yanlış” dedi. “Neden?” dedim. “Rakamlar böyle değil. Enkaz altında kalanları da masaya yatırdığımız zaman rakamların 600 bin civarında olduğu söyleniyor.” dedi. Hadi biz şu anda sadece 169 bin yaralıyı konuşuyoruz. Şehitlerimizi konuşuyoruz. Ama insanlık bütün bu olanlar karşısında sessiz. Yapılan herhangi bir şey ne yazık ki yok. Acı dolu, kan ve gözyaşı dolu iki yılı artık geride bıraktık. Gazze’de büyük bir drama, soykırıma şahit olduk. İsrail’in uluslararası hukuku ayaklar altına alan saldırıları tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İsrail’in yaptıkları meşru müdafaa değil, planlı bir soykırımdır ve terördür. İsrail’in gözler önünde pervasızca gerçekleştirdiği katliamları ve onları görmezden gelenler, insanlık tarihinin utanç kayıtlarına geçmiştir. Bunların affedilir yanı yok. İsrail bebekleri öldürürken, hastaneleri, ambulansları, pazar yerlerini, mülteci çadırlarını, Birleşmiş Milletler misyonlarını, okulları, ibadethaneleri hedef alırken, “ama”lı “fakat”lı cümleler kuranlar, gelecek nesillere bu tutumlarını izah edemeyeceklerdir. Tarih doğru tarafta duranları da yanlışta ısrar edenleri de kayda alıyor. Nazilerin soykırımında kimin nerede durduğu ortadadır. Bosna’da ve diğer coğrafyalarda soykırımlar yaşanırken görmezden gelenler de ortadadır. Onları bizim jenerasyon gayet iyi biliyor. Bugün onlar nasıl bir utanç yaşıyor ise Gazze soykırımına sessiz kalanları da yarın benzer bir akıbet beklemektedir. Biz dün de bugün de tarihin doğru tarafında durmanın övüncünü yaşıyoruz. Bundan dolayı huzurluyuz.
Suriye’de SDG zaten 10 Mart mutabakatına ısrarla uymuyor. Hatta dün itibarıyla da Suriye ordusuna bir saldırı da gerçekleştirdiler. Ortam şimdilik durulmuş gibi görünüyor ama herhalde devamı da gelecek. En azından işaretler öyle. Siz defalarca uyarılarınızı yaptınız. Farklı gruplarla birlikte SDG’yi de İsrail’in kışkırttığı ortada. Bugün bazı görüşmeler de var. Onun ötesinde de Suriye ile İsrail arasında güvenlik görüşmelerinden, anlaşmalarından da bahsediliyor. Bizim bundan sonraki süreçte hareket planımız ne olacak?
Biz bu konuda net bir duruş sergiliyoruz. Suriye’nin yeniden istikrarsızlığa sürüklenmesine asla müsaade etmeyiz. Türkiye, sahadaki tüm gelişmeleri yakından izliyor. Sabırlı, sağduyulu, vakur tavrımız, bir acziyet olarak asla algılanmamalıdır. Suriye Demokratik Güçleri verdiği sözü tutmalı. Suriye ile bütünleşmeyi tamamlamalıdır. Ortak tarih, ortak gelecek ruhuyla hareket edilirse inanıyorum ki birçok sorun çözülür. Daha önce söyledim. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır. Türk, Kürt ve Arap ittifakı bölgede ebedi barışın ve huzurun anahtarıdır. Kimse provokasyonlara gelmemeli, yanlış heveslere kapılmamalı. Halep’teki gerginlikte Suriye yönetimi hassasiyetini korumuş ve Suriye Demokratik Güçlerinden 10 Mart mutabakatına uygun davranmasının beklendiğini de ilan etmiştir. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için olmazsa olmazdır. Bunun aleyhine tutumları kabul etmemiz mümkün değildir. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi de bizimle aynı görüşte. Türkiye olarak Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.
Amerika’dan döndükten sonra Trump’la bir görüşme daha gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede hangi konuları ele aldınız? F-35 konusu gündeme geldi mi? CAATSA yaptırımları kalkacak mı?
Türkiye ile Amerika arasında her alanda olduğu gibi savunma sanayii alanında da bir iş birliği mevcut. Bu ilişkileri geliştirmek amacıyla her iki konuyu da Amerika ile müzakere ediyor ve olumlu sonuçlar bekliyoruz. Sayın Trump’la yaptığımız görüşmede bu yönde müspet mesajlar aldık. F-35 konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirdik. Bunun yanında Türkiye bu projede ortak, parasını ödemiş, yükümlülüklerini yerine getirmiş bir ülke. Bizi bu programdan çıkaran gerekçelerin hiçbir meşruiyeti yok. Bunu Sayın Trump da daha önce dolaylı olarak dile getirmişti. Somut adımların atılması için gerekli teknik görüşmeler de her düzeyde yapılıyor. Umarız neticede hem F-35 konusu çözülür, hem de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması sağlanır. Bunu da başarmamız gerekiyor. Ziyaretimiz, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmış, aramızdaki diyalog ve dostluğu daha da güçlendirmiştir.
Sayın Cumhurbaşkanım, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığınız görüşmelerde gündeme gelen önemli konulardan biri de Halk Bankası’nın durumuydu. Bu görüşmeden acaba nasıl bir sonuç elde edildi?
Sayın Trump gerek Amerika’daki temaslarımızda gerek son telefon görüşmemizde “Halk Bankası’nın problemi bizim için bitmiştir” dedi. Tabii bu önemli bir siyasi irade beyanıdır, bizim için de kıymetlidir. Diğer yandan, tamamlanması gereken bazı süreçlerin olduğunu da biliyoruz. Temennimiz, bu süreçlerin bir an önce olumlu şekilde neticelenmesidir.
Sayın Cumhurbaşkanım, saygılar sunuyorum. Meclisin açıldığı 1 Ekim resepsiyonunda bir fotoğraf verildi. Bu fotoğrafı çok kamuoyunda tartışıldığını da gördük. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?
Meclis açılış resepsiyonu davetine katılanların oradaki yer alışı bizim için çok çok önemliydi. DEM Grubuyla da orada bir araya geldik, sohbetlerimiz oldu. Bu sohbetlerin dışında da geleceğe yönelik neler yapılabilir? Bunları konuşma, görüşme fırsatımız oldu. Bundan sonrası da inşallah hayır olur diye düşünüyorum. Resepsiyonda çekilen fotoğraf karesine gelirsek. O kare, gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Birileri Türkiye’yi kamplara bölünmüş, paramparça gibi göstermeye çalışıyor, ancak hakikat oradaki birlik ve beraberlik tablosudur. O tablonun parçası olamayanlar, oturup kendilerini hesaba çekmelidir.
Son dönemde terör örgütleri ve çetelerin çocukları ve genellikle 18 yaşın altındaki çocukları kullanmaları, ailelerimizde hassasiyetle karşılanıyor. Bu konuyla ilgili biliyorum ki 11. Yargı Paketinde, cezalandırmalarda artış sağlanacak. Ama bunların yanı sıra başka yaptırımlar da olacak mı?
18 yaş altı kişilerin işlediği cinayetler yüreğimizi yaktı, yakıyor. Çocuklarımızı terör örgütlerinin, suç çetelerinin elinden kurtarmakta kararlıyız. Devlet olarak bu konuda topyekün bir mücadele içindeyiz. 11. Yargı Paketiyle cezalarda caydırıcılığı arttırıyoruz. Ama sadece ceza yetmez. Aileyi güçlendirmeden, eğitimi desteklemeden, sosyal dayanışmayı büyütmeden kalıcı çözüm olmaz. Yalnızca ceza ile, yalnızca eğitim sisteminde yapılacak düzenlemelerle çözülemeyecek kadar komplike bir sorunla maalesef karşı karşıyayız. Ceza düzenlemelerinin yanı sıra yalnızlaşan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların suça bulaşmadan korunmasını önceleyen tedbirler üzerinde çalışıyoruz. Yani suça bulaşan çocukların yanı sıra suça sürükleyen etkenlere de yoğunlaşmış durumdayız.
Enflasyon eylül ayında beklentilerin üzerinde çıktı. Bunun üzerine malum çevreler, ekonomik yapı üzerinde, yeniden eleştirilere başladılar. Bu karamsarlık üreten merkezlere ve sağduyulu vatandaşlarımıza bu konuda bir mesaj vermek ister misiniz?
Dönemsel etkilerden dolayı eylül ayında enflasyon, beklentilerin üzerinde geldi, doğru. Ama kimse bu durumu, Türkiye ekonomisine yönelik bir karamsarlık tablosuna dönüştürmesin. Çünkü biz günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir program yürütüyoruz. Programımızı kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya da devam ediyoruz. Bütün bunlarla beraber dönemsel dalgalanmalara değil, ekonomide tablonun tamamına odaklanmış durumdayız. Enflasyonla mücadele şüphesiz ki kolay değil. Geçmişte bu mücadeleyi biz başarıya ulaştırdık. Bugün yine biz ulaşırız. Çünkü biz bu konuda deneyimliyiz. Bu işi biliyoruz ve bundan nasıl sıyrılırız, bunun gayreti içerisindeyiz. Türkiye ekonomisi, hiç endişe etmeyin, güçlü temeller üzerinde yükseliyor.
Sizin çocuklar konusunda Filistin konusundaki hassasiyetiniz kadar anneniz konusundaki hassasiyetinizi de biliyoruz. Bugün sosyal medyada rastlamıştık. Bugün 7 Ekim. Hiç şüphesiz unutmamışsınızdır.
Allah razı olsun. Kolay değil. Rabbim annesiz bir yaşamı kimseye vermesin. Onunla da imtihan etmesin. Yani bu kadar süre geçti ama bütünüyle ilk andan itibaren buraya gelene kadar annesiz yaşam çekilir gibi değil. Rabbim cennetiyle, cemaliyle annelerimizle beraber bizleri haşru cem eylesin.
Daily Agenda
AFAD President met with search and rescue teams working in Venezuela: We stand by people who need support
AFAD President Ali Hamza Pehlivan met with Turkish search and rescue teams working in Venezuela and reiterated Türkiye’s support to Venezuela.
The wrestler met online with Turkish search and rescue teams working in the city of La Guaira, which was most affected by the earthquake in Venezuela. At the meeting attended by Turkish Armed Forces Humanitarian Aid Brigade Commander Brigadier General Mehmet Bahtiyar and AFAD Denizli Deputy Provincial Director Haluk Önay Erten, Pehlivan talked about AFAD’s work in Venezuela.
Pehlivan said, “We work with an understanding for our people in our country and for humanity beyond our borders. We are in communication with 84 countries on 5 continents on humanitarian aid and disaster management. We strive to be with people in need of support wherever they are in the world.” he said.
Pehlivan thanked the Turkish search and rescue teams in Venezuela and underlined that they are in solidarity with Venezuela.
Denizli Deputy Provincial Director Haluk Erten and Humanitarian Aid Brigade Commander Brigadier General Bahtiyar also talked about the search and rescue efforts in Venezuela.
Daily Agenda
BREAKING NEWS… Arrest request for Veli Ağbaba’s nephew Ahmet Can Ağbaba and Sadık Can Köksal: They were referred to the court!
Within the scope of the corruption investigation carried out by the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office, CHP Malatya Deputy Veli Ağbaba’s nephew Ahmet Can Ağbaba and Çankaya Mayor Hüseyin Can Güner’s private secretary and close friend Sadık Can Köksal were detained. The statements of both of them at the prosecutor’s office have been completed.
MONEY INPUT FROM UNKNOWN SOURCE
In the statement made by the Chief Public Prosecutor’s Office, it was stated that it was determined that large amounts of money had been transferred to Yeğen Ağbaba’s account from an unknown source.
ARREST REQUEST FOR BOTH NAMES
Ahmet Can Ağbaba, the nephew of CHP Malatya Deputy Veli Ağbaba, who was detained within the scope of the corruption investigation, and Sadık Can Köksal, the private secretary and close friend of Çankaya Mayor Hüseyin Can Güner, who was detained within the scope of the drug – prostitution investigation, were referred to the court with a request for arrest after their statement at the prosecutor’s office.
(Image: Ahmet Can Ağbaba)
MUNICIPAL TENDERS, MONEY TRANSFERS AND “WHERE IS THE 100 THOUSAND DOLLARS” CORRESPONDENCE
It was learned that CHP’s Veli Ağbaba’s nephew, Ahmet Can Ağbaba, was referred to the Criminal Court of Peace with a request for arrest on the charge of “influence trading”. In the referral letter of the prosecutor’s office, it was stated that Ahmet Can Ağbaba received 150 thousand TL from Turgut Koç, who was detained in another investigation file, to his bank account on April 24, 2024. The file also included findings regarding the money traffic between Veli Ağbaba, Gökhan Cumalı, who is said to be his driver, Özlem Akyılmaz Mercan, a council employee, and Turgut Koç.
150 THOUSAND TL BRIBERY FROM TURGUT KOÇ TO YEGEN AĞBABA
In the referral letter, it was determined that Ahmet Can Ağbaba received 150 thousand TL from the suspect Turgut Koç, who was detained within the scope of another investigation, to his bank account on April 24, 2024. The prosecutor’s office also emphasized that there is no kinship bond between Ahmet Can Ağbaba and Turgut Koç.
VELİ AĞBABA, HIS DRIVER AND COUNCIL EMPLOYEES ARE ON FILE
In the arrest request, it was stated that Gökhan Cumalı, who was detained in another investigation file, was the driver of Turgut Koç and Veli Ağbaba. In the referral letter, it was noted that there were money inflows into Gökhan Cumalı’s account by Veli Ağbaba, Turgut Koç and Veli Ağbaba’s parliamentary employee Özlem Akyılmaz Mercan.
(Image: Private Secretary Sadık Can Köksal)
5 SEPARATE MONEY TRANSFERS TO COUNCIL EMPLOYEES
In the referral letter, it was stated that Turgut Koç sent money to Veli Ağbaba’s parliamentary employee Özlem Akyılmaz Mercan on different dates. Koç’s; It was determined that he sent 25 thousand TL on January 9, 2023, 10 thousand TL on August 15, 2023, 25 thousand TL on September 12, 2023, 100 thousand TL on July 4, 2024, and 100 thousand TL on July 26, 2024. It was also stated that Turgut Koç sent a lot of money to Gökhan Cumalı.
CONFESSION FROM TURGUT KOÇ “BROTHER VELI ASKED FOR MONEY”
According to the referral letter, Turgut Koç, who was arrested from another file, admitted in his statement at the prosecutor’s office that Veli Ağbaba asked him for money and that’s why he corresponded.
The prosecutor’s office stated that it was also determined that there were many photographs of Turgut Koç with Veli Ağbaba in his digital materials.
“WHERE IS THE MONEY” CORRESPONDENCE WAS ALSO IN THE FILE
Remarkable findings were also found in the examination of Gökhan Cumalı’s phone numbers. It was stated that there were conversations about money with Veli Ağbaba on Gökhan Cumalı’s phone. Accordingly, it was recorded that on January 16, 2024, Veli Ağbaba asked “where is the money?”, and in the WhatsApp correspondence with Veli Ağbaba on March 4, 2024, correspondence and photographs regarding 100 thousand dollars, which were considered to be in a cargo bag, were detected.
Daily Agenda
Historical threshold in the defense industry: National missile TAYFUN Block-3 broke new ground
Presidency Defense Industry President Haluk Görgün, in his post on his social media account, stated that the BLOK-3 version of the TAYFUN missile, developed with national resources, once again proved its success in the field by hitting a moving target with full accuracy in the test firing, which further advanced its long-range precision strike capability. Görgün made the following evaluations:
“Our TAYFUN missile will make significant contributions to our security architecture as one of our strategic capabilities that strengthens our country’s deterrence. On behalf of all stakeholders of our ecosystem, I would like to express my gratitude to our President Mr. Recep Tayyip Erdoğan, who has played a historical role in helping our defense industry reach these days with his strong leadership and unwavering support. I congratulate all our subcontractors, engineers, technicians and colleagues at the Presidency of Defense Industries who contributed to this success, especially the ROKETSAN family. I congratulate all our subcontractors, engineers, technicians and colleagues at the Presidency of Defense Industries who contributed to this success. Building the Century of Türkiye “We will continue to work non-stop, with all our strength, to further carry forward the trust we have undertaken to achieve this.”
In the post made by ROKETSAN, it was stated that the TAYFUN Block-3 missile, which reaches hypersonic speeds and offers high hitting power and precision, destroyed a moving surface target with surgical precision for the first time at long range. The post said, “We are increasing the capabilities of our products day by day and continuing to strengthen our strategic deterrence! May it be beneficial to our country and our beloved nation.” The statement was included.
ROKETSAN General Manager Murat İkin also stated the following regarding the test:
“TYFUN blew very hard again in the Black Sea. Our TAYFUN Block-3 missile, which hit the moving target with full accuracy at long range, once again showed the level our engineering capabilities have reached with the seeker head integration. I would like to thank all my colleagues who contributed to this critical success, which has few examples in the world and was realized for the first time in our country.”
THE FIRST TALENT IN Türkiye AND THE FEW EXAMPLES IN THE WORLD
Within the scope of the test, a free-floating unmanned marine vehicle/ship determined as an enemy element was engaged with a missile reaching hypersonic speeds. Within the scope of the test in which a live warhead was used, the target was locked with the seeker head and was successfully destroyed. With the firing test, a free-floating unmanned marine vehicle/ship at sea was targeted for the first time by a ballistic missile, and complete success was achieved.
With the launch, seeker head integration was achieved on a ballistic missile, which is the first in Türkiye and one of the few in the world, and a cruising surface target was successfully hit. The unmanned marine vehicle, approximately 7 meters long and representing a small fishing boat, was hit by TAYFUN BLOK-3 at very high speed and destroyed with surgical precision.
TAYFUN missile was developed by ROKETSAN, a rocket, missile and ammunition technologies company, as a highly reliable missile system that will have an impact on targets at depth.
TAYFUN, which is not affected by air defense system threats thanks to its cruising speed reaching hypersonic levels, also prevents unwanted damage with its high hit sensitivity.
News Entry
Daily Agenda
Earthquake victim mother got her bionic arm
Halime Nuray Tunç, whose left arm was amputated during the February 6 earthquakes in Kahramanmaraş, received a bionic arm prosthesis with the support of the Social Development Center Education and Social Solidarity Association (TOGEMDER). In the earthquake known as the “disaster of the century”, mother Tunç’s 2 daughters, who were trapped under the rubble in Hatay with their 3 children, lost their lives. Tunç lost one of his arms in the earthquake and his spinal cord was also damaged. Various campaigns were organized so that Tunç, who needed a myoelectrically controlled above-elbow bionic arm prosthesis, could have this prosthesis. In this context, TOGEM-DER, whose Honorary President is Emine Erdoğan, stepped in to supply the bionic elbow module of the prosthesis, which costs 2 million 100 thousand liras, and the microprocessor five-fingered hand component of the prosthetic system. The necessary money was covered by the association and the elbow module was ordered. After obtaining the missing part, Tunç got the prosthetic arm he dreamed of.
EMINE ERDOĞAN’S INSTRUCTION
TOGEM-DER President Mihrimah Belma Sekmen said, “Emine Erdoğan watched Ms. Halime on television programs. They instructed us to contact her and do whatever was necessary. We did the necessary work.” Halime Nuray Tunç, who received her prosthesis, expressed her feelings as follows: “I received a phone call. They said, ‘We are calling from TOGEMDER. First Lady Erdoğan is calling us, they want us to take care of it’. When they said that the prosthesis would be completed, we were very surprised, very emotional, we did not know what to do, we were very happy. I feel very different now, I cannot express it, frankly, I am so happy.” TOGEM-DER President Sekmen also gifted a computer to Tunç’s 10-year-old daughter İrem.
Daily Agenda
He wrote to CİMER, the ambulance returned to the country by plane.
Upon the request of the person who applied to the Presidential Communication Center (CİMER) for his mother, who became ill in Saudi Arabia, where he went to perform the pilgrimage, NA (70) was taken by ambulance plane and brought to the dormitory within 48 hours and received treatment. The citizen, who applied to CİMER on June 5, stated that his mother fell ill in Mecca, Saudi Arabia, while performing the pilgrimage in the organization of the Presidency of Religious Affairs, and was taken for treatment at the Saudi German Hospital, where she was diagnosed with Covid and tuberculosis and was under treatment in intensive care, and requested that their application for an ambulance plane to bring her mother to Türkiye and continue her treatment there be accepted and urgently transferred. Upon request, the necessary procedures were carried out by the Jeddah Consulate.
An ambulance plane operation was organized under the coordination of the Presidency of Religious Affairs, the Ministry of Foreign Affairs and the Ministry of Health to transport NA to Türkiye. The patient, who was reported to be ill with a diagnosis of pneumonia, was taken from Saudi Arabia by ambulance plane on June 7, after completing his technical and flight permits, and was transferred to Istanbul Başakşehir Çam and Sakura City Hospital. It was learned that NA’s treatment continued in the intensive care unit and that he was conscious.
Daily Agenda
Adıyaman rose from where it collapsed – Last Minute News
Minister of Environment, Urbanization and Climate Change Murat Kurum, in his speech at the Housing Determination Draw Ceremony and Square Opening program held in Adıyaman, made comprehensive evaluations about the reconstruction works carried out after the February 6 earthquakes. Citizens showed great interest in the program, which started with a moment of silence and the reading of the National Anthem. Speaking at the program where the draw for 5 thousand 41 social houses built in Adıyaman Central İndere was held, Minister Kurum stated that 455 thousand houses have been completed in the earthquake zone so far and said, “Adıyaman has risen from the place it was destroyed.”
WE KEPT OUR PROMISE
Stating that they had an exciting and enthusiastic day in Adıyaman, Minister Murat Kurum said, “Adıyaman is rising from the place where it was destroyed. Thank God, we did not embarrass you. Under the leadership of our President, we have completed 455 thousand houses in 11 provinces in 2 years. Within the scope of the Housing Project of the Century, we are building 500 thousand social houses in 81 provinces, as the biggest move in the history of the republic. In this project, ‘Our 11 provinces will be privileged.’ We said and kept the quotas high. Remember, we first drew the draw for the rightful owners here, and we also determine the location rules for our residences here for the first time. 5 thousand 41 social houses in Adıyaman Merkez İndere find their owners today. “In our city, where we provided 43 thousand disaster residences, we are now providing safe homes for approximately 20 thousand citizens with our social housing,” he said.
WE APPROACHED HOLISTICALLY
The institution said, “We approached our city with a holistic structure. We said, ‘While completing the houses, it is necessary to consider the daily life, commerce, production and social fabric of the city together.’ Our square project and works we carry out in Adıyaman Center are an important part of this integrity. Within the scope of the project, we provide 554 offices and 167 commercial areas. A parking lot for 580 vehicles means a more orderly life in the city center. We are implementing a grant project worth approximately 3.5 million dollars in our city.” he said. The institution also said that 4.5 million beverage packages were collected in 2 days with DOA machines. He stated that citizens earned 4.5 million in this context.
-
Economy3 days agoTrump earned about $1.2 billion from crypto last year: Filling
-
Refugees2 days agoErdogan’s ties to Trump helped get the US leader to NATO summit
-
Daily Agenda2 days agoNational memory will be refreshed in 81 provinces
-
Economy3 days agoTürkiye says interested in joining EU’s payment system
-
Daily Agenda2 days agoFather of July 15 martyr police officer Fırat Bulut: “I lost my son, but I gained my homeland”
-
Daily Agenda2 days agoMSB’s reaction to Israel in 1915: Nothing but an effort to cover up their crimes!
-
Daily Agenda3 days agoHarsh reaction from AK Party Spokesperson Ömer Çelik to Özgür Özel: He cannot go beyond being a personnel of the tutelage mentality!
-
Sports2 days agoSuperb Zverev, Swiatek cruise into Wimbledon last 32
