Connect with us

Daily Agenda

Başkan Erdoğan’dan Gazze açıklaması: Hamas İsrail’den önde gidiyor

Published

on


Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Başkan Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde;

Sayın Cumhurbaşkanım dünyada büyük gerilimler yaşanıyor. Bu gerilimlerin bir küresel çatışmaya dönüşme riski var. Bu kapsamda bazı ülkeler arasında savunma anlaşmaları yapılıyor. Türk Devletleri Teşkilatında savunma ve güvenlik konusunda daha ileri adımlar mümkün mü? Bu konuda bir değerlendirmeniz olur mu?

Değerli arkadaşlar öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı artık sadece kültürel bir birliktelik değil. Stratejik bir dayanışma platformudur. Dünyadaki gerilimler herkesi etkilediği gibi, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Çatışma bölgelerine yakınlıkları da hesaba katılırsa aile meclisimizin bu gerilimlerden dünyanın diğer ülkelerine nazaran daha fazla etkilendiğini söylemek mümkündür. Dolayısıyla riskin olduğu yerde tedbir de muhakkak beraberinde gelecektir. Ancak her türlü duruma karşı da hazırlıklıyız. İstihbarattan, sınır güvenliğinden siber alana kadar çok boyutlu iş birliğini konuşuyoruz. Dünyada savunma harcamalarını artırma ve güvenlik konusunda ileri adımlar atma hususunda bir eğilim söz konusu. Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri olarak bizler de bu yönde adımlar atıyoruz. İleri adımlar da her açıdan değerlendirilir ve gerektiğinde atılır.

Birleşmiş Milletler ziyareti dönüşünüzde ABD Başkanı Sayın Donald Trump’la görüşmenize ilişkin “hem Gazze ile hem de Filistin ile ilgili önce ateşkes, sonra kalıcı barışa ilişkin atılacak adımların yollarını anlattık” dediniz. Sonrasında arka arkaya adımlar geldi. Donald Trump Hamas’a geçtiğimiz cuma günü bir süre vermişti. Sonra sizinle telefon görüşmesi yaptılar. Bu süreçte Türkiye’nin hem Amerika Birleşik Devletleri’ni hem de Hamas’ı ikna yolları ne oldu?

Filistinlilerin tamamı bilir ki Türkiye, Filistin’in menfaatini korur ve gözetir. Gazzeli mazlumların hakkını da, Filistin’in diğer bölgelerindeki kardeşlerimizin hukukunu da kendimizi savunur gibi müdafaa ederiz. Gazze’de akan kanın durması, mazlumların güvenliğinin sağlanması için yıllardır çaba sarf ediyoruz. Hamas ile bu süreçte de hep temas halinde olduk. Şu anda yine temas halindeyiz. En makul yolun ne olduğunu, Filistin’in geleceğe emin adımlarla yürüyebilmesi için ne yapılması gerektiğini anlatıyoruz. İşte şu anda arkadaşlarımız Şarm El-Şeyh’teler. Tüm gün oradaydılar. Yarın sabahtan itibaren de görüşmelere başlayacaklar. Hem Amerika ziyaretimizde hem de en son telefon görüşmemizde Filistin’de çözümün nasıl gerçekleşebileceğini Sayın Trump’a izah ettik. Onun da bizden özellikle Hamas’la görüşme, Hamas’ın ikna edilmesi ricası oldu. Bu konuda muhataplarımızla süratle irtibata geçtik. Sayın Trump’ın barış çabalarını desteklediğimizi ben kendisine söyledim. Bunu ayrıca kamuoyuna da ilan ettik. Hamas verdiği cevapla barışa ve müzakerelere hazır olduğunu bize ifade etti. Yani ters bir söylem içerisine girmedi. Bu bana göre çok çok değerli bir adımdır. Hamas, İsrail’den önde gidiyor. Niye bunu söylüyorum? Çünkü bu kadar kayıp verdi. 100 binin üzerinde yaralısı var. Bütün kaldıkları yerler yer ile yeksan oldu. Artık başlarını sokacakları herhangi bir yerleri dahi yok. İsrail’in benzer ve yapıcı tavırlar sergilediğini biz şu ana kadar görmedik, görmüyoruz. Zaten onlardan böyle bir tutum da beklemiyoruz. İki devletli çözüm temelinde İsrail-Filistin sorununu ortadan kaldırmaya çalışacağız, gayret edeceğiz. Temennimiz odur ki; inşallah bunu sizlerin de verdiğiniz desteklerle başarırız.

Gazze için bir barış umudu doğdu. ABD Başkanı Trump’ın barış planını kabul ettiler. Gerçi bazı maddeler üzerinde müzakereler de sürüyor. Şimdi o barış planına baktığımızda dikkat çeken iki uluslararası oluşum var. Biri Filistin’deki geçici yönetiminin üzerine konumlanan bir Barış Konseyi. Diğeri de güvenlik için bir Uluslararası İstikrar Gücü… Siz her konuşmanızda “Gazze için, her türlü çaba için biz varız” diyorsunuz. Merak ettiğim bu iki uluslararası oluşumda Barış Konseyi ve Uluslararası İstikrar Gücü’nde Türkiye yer alabilecek mi? Ya da şöyle sorayım, Türk askeri Gazze’de olacak mı?

Önceliğimiz acil ve kapsamlı ateşkesin bir an önce sağlanması. Önce bunu başarmamız lazım. İnsani yardımların Gazze’ye bir an evvel kesintisiz biçimde ulaştırılması şart. Gazze’nin İsrail saldırıları neticesinde yok edilen alt yapısının bir an önce ayağa kaldırılması, bu da önceliklerimiz arasında. Bunun için yoğun bir diplomasi trafiği sürdürüyoruz. Gazze’nin Filistin halkının toprağı olarak kalması ise çok çok önemli. Gazze’yi nihayetinde Filistinlilerin yönetmesi de çok mühim. Güvenliğin hangi yolla sağlanacağı konusu, istikrar gücünün nasıl kurulup işletileceği konusu ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Bunun için ben doğrusu Şarm El-Şeyh’teki müzakereleri çok çok önemsiyorum. Bugün de görüşmeler başladı ama yarınki görüşmeler mühim. Bizim Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız da orada olacak. Oradan çıkacak netice büyük önem arz ediyor. “Her türlü çabaya destek veririz” derken tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak bu açıklamayı yaptım. Umarız İsrail verdiği sözleri tutar ve bu barışı sabote edecek adımlar atmaz. Biz kalıcı ateşkes ve barış için umutlu olduğumuz kadar aynı zamanda da ihtiyatlıyız.

Sayın Cumhurbaşkanım, Sumud Filosu’ndan 36’sı Türk, 137 aktivisti ülkemize getirdiniz. Yabancı aktivistler uçaktan Türkiye’ye teşekkür ederek indiler. Burada Türkiye’nin küresel gücü daha da belirginleşti. Ülkemizin bölgemizdeki tüm konularda etkin ve yetkin olduğu, ikili pozisyonda olduğunu görüyoruz. Bundan sonraki süreci nasıl okumalıyız?

Söylediğiniz ilk etaptı. İkinci etapta 14’ü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı toplam 16 kişi İsrail’den alındı. Ürdün’e geçtiler oradan da İstanbul’a geldiler. Yani iki ayrı parti halinde İsrail’deki Sumud gruplarını almış olduk. Bu filo İsrail’in Gazze’ye uyguladığı hukuksuz ablukanın görünür olmasını sağlamıştır. Bu bakımdan önem arz ediyor. Sadece insani yardım taşıyan gemilerini, Gazze karasularına kadar ulaştırmış ve ablukayı kırmışlardır. Başarının bana göre en önemli yanı bu. Türkiye olarak Sumud Filosu harekete geçtiği ilk andan itibaren insansız hava araçlarımız ve gemilerimizle süreci yakından takip ettik. Örneğin pazar günü Akıncılarımızın elde ettiği görüntülerden, ben de neredeyse sabahtan akşama kadar Sumud Filosunun nerede ne yaptığını, ne durumda olduğunu izledim. Ekiplerimiz zaten sürekli izliyorlardı. Dışişleri Bakanlığımız ve istihbaratımız bu süreçte gerçekten çok çalıştı. Maalesef İsrail, uluslararası hukuku çiğneyerek uluslararası sularda filoya müdahale etti. Hem kendi vatandaşlarımızı hem de filodaki diğer ülke vatandaşlarını İsrail’in elinden almak için yoğun çalıştık. Kısa sürede de vatandaşlarımızın tahliyesine başladık. Zaten ilk heyet geldiğinde arkadaşlarımız, kendi kızım da dahil olmak üzere, vatandaşlarımız ve diğer ülkelerden gelenler onları karşıladı. Türk Hava Yolları hepsi için gayet güzel bir şekilde hazırlıklarını yaptı. Onlar için giysiler hazırladı. Vejetaryen menüye varıncaya kadar yemekler sunuldu. “Hiçbir yerde görmediğimiz ilgi ve alakayı Türk Hava Yolları’ndan gördük” dediler. Orada uluslararası diplomasinin ötesinde farklı bir güzellik ortaya çıktı. Bütün arkadaşlardan Allah razı olsun. Türk Hava Yolları yöneticilerinden Allah razı olsun. İkinci etaptakiler de Ürdün üzerinden geldiler. Onlar da yine sahil-i selamete en güzel şekilde çıktılar. Türkiye’ye ulaşan aktivistlerin yaşadıklarını hem doktor raporları hem hukuki metinlerle kayıt altına aldık. Hem diplomasi hem hukuk cephesinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Bundan bir milim geri adım atmayacağız.

2023 7 Ekim’inden bu yana Gazze’de olanlar nedeniyle hem uluslararası sistem hem insanlık ailesi hem de tek tek her birimiz çok sarsıcı ve yaralayıcı bir iki yıl geçirdik. Lakin kuşkusuz siz konumunuz, Filistin davasına sadakatiniz ve tecrübeniz gereği olup bitenleri farklı bir yüzünü, perdesiz bir şekilde gördünüz. Bizim gördüğümüzden farklı bir boyutunu arka bahçeyi de gördünüz. Tarihe kayıt düşmek bakımından sormak istiyorum. Gazze özelinde siz ne gördünüz? Değerlendirmeniz ne olur?

Gazze diyebilirim ki; adeta kıyametin dünyada görünen bir ön yüzü oldu. Düşünün, 67 bin Gazzeli şehit. Öbür tarafta 169 binden fazla yaralı. Fakat çok daha enteresanı var. Bugün yanımdaki arkadaşlardan bir tanesi “Bu rakamlar yanlış” dedi. “Neden?” dedim. “Rakamlar böyle değil. Enkaz altında kalanları da masaya yatırdığımız zaman rakamların 600 bin civarında olduğu söyleniyor.” dedi. Hadi biz şu anda sadece 169 bin yaralıyı konuşuyoruz. Şehitlerimizi konuşuyoruz. Ama insanlık bütün bu olanlar karşısında sessiz. Yapılan herhangi bir şey ne yazık ki yok. Acı dolu, kan ve gözyaşı dolu iki yılı artık geride bıraktık. Gazze’de büyük bir drama, soykırıma şahit olduk. İsrail’in uluslararası hukuku ayaklar altına alan saldırıları tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İsrail’in yaptıkları meşru müdafaa değil, planlı bir soykırımdır ve terördür. İsrail’in gözler önünde pervasızca gerçekleştirdiği katliamları ve onları görmezden gelenler, insanlık tarihinin utanç kayıtlarına geçmiştir. Bunların affedilir yanı yok. İsrail bebekleri öldürürken, hastaneleri, ambulansları, pazar yerlerini, mülteci çadırlarını, Birleşmiş Milletler misyonlarını, okulları, ibadethaneleri hedef alırken, “ama”lı “fakat”lı cümleler kuranlar, gelecek nesillere bu tutumlarını izah edemeyeceklerdir. Tarih doğru tarafta duranları da yanlışta ısrar edenleri de kayda alıyor. Nazilerin soykırımında kimin nerede durduğu ortadadır. Bosna’da ve diğer coğrafyalarda soykırımlar yaşanırken görmezden gelenler de ortadadır. Onları bizim jenerasyon gayet iyi biliyor. Bugün onlar nasıl bir utanç yaşıyor ise Gazze soykırımına sessiz kalanları da yarın benzer bir akıbet beklemektedir. Biz dün de bugün de tarihin doğru tarafında durmanın övüncünü yaşıyoruz. Bundan dolayı huzurluyuz.

Suriye’de SDG zaten 10 Mart mutabakatına ısrarla uymuyor. Hatta dün itibarıyla da Suriye ordusuna bir saldırı da gerçekleştirdiler. Ortam şimdilik durulmuş gibi görünüyor ama herhalde devamı da gelecek. En azından işaretler öyle. Siz defalarca uyarılarınızı yaptınız. Farklı gruplarla birlikte SDG’yi de İsrail’in kışkırttığı ortada. Bugün bazı görüşmeler de var. Onun ötesinde de Suriye ile İsrail arasında güvenlik görüşmelerinden, anlaşmalarından da bahsediliyor. Bizim bundan sonraki süreçte hareket planımız ne olacak?

Biz bu konuda net bir duruş sergiliyoruz. Suriye’nin yeniden istikrarsızlığa sürüklenmesine asla müsaade etmeyiz. Türkiye, sahadaki tüm gelişmeleri yakından izliyor. Sabırlı, sağduyulu, vakur tavrımız, bir acziyet olarak asla algılanmamalıdır. Suriye Demokratik Güçleri verdiği sözü tutmalı. Suriye ile bütünleşmeyi tamamlamalıdır. Ortak tarih, ortak gelecek ruhuyla hareket edilirse inanıyorum ki birçok sorun çözülür. Daha önce söyledim. Yönünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır. Türk, Kürt ve Arap ittifakı bölgede ebedi barışın ve huzurun anahtarıdır. Kimse provokasyonlara gelmemeli, yanlış heveslere kapılmamalı. Halep’teki gerginlikte Suriye yönetimi hassasiyetini korumuş ve Suriye Demokratik Güçlerinden 10 Mart mutabakatına uygun davranmasının beklendiğini de ilan etmiştir. Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için olmazsa olmazdır. Bunun aleyhine tutumları kabul etmemiz mümkün değildir. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetimi de bizimle aynı görüşte. Türkiye olarak Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.

Amerika’dan döndükten sonra Trump’la bir görüşme daha gerçekleştirdiniz. Bu görüşmede hangi konuları ele aldınız? F-35 konusu gündeme geldi mi? CAATSA yaptırımları kalkacak mı?

Türkiye ile Amerika arasında her alanda olduğu gibi savunma sanayii alanında da bir iş birliği mevcut. Bu ilişkileri geliştirmek amacıyla her iki konuyu da Amerika ile müzakere ediyor ve olumlu sonuçlar bekliyoruz. Sayın Trump’la yaptığımız görüşmede bu yönde müspet mesajlar aldık. F-35 konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirdik. Bunun yanında Türkiye bu projede ortak, parasını ödemiş, yükümlülüklerini yerine getirmiş bir ülke. Bizi bu programdan çıkaran gerekçelerin hiçbir meşruiyeti yok. Bunu Sayın Trump da daha önce dolaylı olarak dile getirmişti. Somut adımların atılması için gerekli teknik görüşmeler de her düzeyde yapılıyor. Umarız neticede hem F-35 konusu çözülür, hem de CAATSA yaptırımlarının kaldırılması sağlanır. Bunu da başarmamız gerekiyor. Ziyaretimiz, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemi başlatmış, aramızdaki diyalog ve dostluğu daha da güçlendirmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanım, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığınız görüşmelerde gündeme gelen önemli konulardan biri de Halk Bankası’nın durumuydu. Bu görüşmeden acaba nasıl bir sonuç elde edildi?

Sayın Trump gerek Amerika’daki temaslarımızda gerek son telefon görüşmemizde “Halk Bankası’nın problemi bizim için bitmiştir” dedi. Tabii bu önemli bir siyasi irade beyanıdır, bizim için de kıymetlidir. Diğer yandan, tamamlanması gereken bazı süreçlerin olduğunu da biliyoruz. Temennimiz, bu süreçlerin bir an önce olumlu şekilde neticelenmesidir.

Sayın Cumhurbaşkanım, saygılar sunuyorum. Meclisin açıldığı 1 Ekim resepsiyonunda bir fotoğraf verildi. Bu fotoğrafı çok kamuoyunda tartışıldığını da gördük. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Meclis açılış resepsiyonu davetine katılanların oradaki yer alışı bizim için çok çok önemliydi. DEM Grubuyla da orada bir araya geldik, sohbetlerimiz oldu. Bu sohbetlerin dışında da geleceğe yönelik neler yapılabilir? Bunları konuşma, görüşme fırsatımız oldu. Bundan sonrası da inşallah hayır olur diye düşünüyorum. Resepsiyonda çekilen fotoğraf karesine gelirsek. O kare, gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Birileri Türkiye’yi kamplara bölünmüş, paramparça gibi göstermeye çalışıyor, ancak hakikat oradaki birlik ve beraberlik tablosudur. O tablonun parçası olamayanlar, oturup kendilerini hesaba çekmelidir.

Son dönemde terör örgütleri ve çetelerin çocukları ve genellikle 18 yaşın altındaki çocukları kullanmaları, ailelerimizde hassasiyetle karşılanıyor. Bu konuyla ilgili biliyorum ki 11. Yargı Paketinde, cezalandırmalarda artış sağlanacak. Ama bunların yanı sıra başka yaptırımlar da olacak mı?

18 yaş altı kişilerin işlediği cinayetler yüreğimizi yaktı, yakıyor. Çocuklarımızı terör örgütlerinin, suç çetelerinin elinden kurtarmakta kararlıyız. Devlet olarak bu konuda topyekün bir mücadele içindeyiz. 11. Yargı Paketiyle cezalarda caydırıcılığı arttırıyoruz. Ama sadece ceza yetmez. Aileyi güçlendirmeden, eğitimi desteklemeden, sosyal dayanışmayı büyütmeden kalıcı çözüm olmaz. Yalnızca ceza ile, yalnızca eğitim sisteminde yapılacak düzenlemelerle çözülemeyecek kadar komplike bir sorunla maalesef karşı karşıyayız. Ceza düzenlemelerinin yanı sıra yalnızlaşan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların suça bulaşmadan korunmasını önceleyen tedbirler üzerinde çalışıyoruz. Yani suça bulaşan çocukların yanı sıra suça sürükleyen etkenlere de yoğunlaşmış durumdayız.

Enflasyon eylül ayında beklentilerin üzerinde çıktı. Bunun üzerine malum çevreler, ekonomik yapı üzerinde, yeniden eleştirilere başladılar. Bu karamsarlık üreten merkezlere ve sağduyulu vatandaşlarımıza bu konuda bir mesaj vermek ister misiniz?

Dönemsel etkilerden dolayı eylül ayında enflasyon, beklentilerin üzerinde geldi, doğru. Ama kimse bu durumu, Türkiye ekonomisine yönelik bir karamsarlık tablosuna dönüştürmesin. Çünkü biz günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir program yürütüyoruz. Programımızı kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya da devam ediyoruz. Bütün bunlarla beraber dönemsel dalgalanmalara değil, ekonomide tablonun tamamına odaklanmış durumdayız. Enflasyonla mücadele şüphesiz ki kolay değil. Geçmişte bu mücadeleyi biz başarıya ulaştırdık. Bugün yine biz ulaşırız. Çünkü biz bu konuda deneyimliyiz. Bu işi biliyoruz ve bundan nasıl sıyrılırız, bunun gayreti içerisindeyiz. Türkiye ekonomisi, hiç endişe etmeyin, güçlü temeller üzerinde yükseliyor.

Sizin çocuklar konusunda Filistin konusundaki hassasiyetiniz kadar anneniz konusundaki hassasiyetinizi de biliyoruz. Bugün sosyal medyada rastlamıştık. Bugün 7 Ekim. Hiç şüphesiz unutmamışsınızdır.

Allah razı olsun. Kolay değil. Rabbim annesiz bir yaşamı kimseye vermesin. Onunla da imtihan etmesin. Yani bu kadar süre geçti ama bütünüyle ilk andan itibaren buraya gelene kadar annesiz yaşam çekilir gibi değil. Rabbim cennetiyle, cemaliyle annelerimizle beraber bizleri haşru cem eylesin.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

‘Israel’s genocidal regime must be prevented’ – Breaking News

Published

on


The 217th Executive Council Meeting within the scope of the 152nd General Assembly of the IPU, hosted by the Grand National Assembly of Turkey, was held under the chairmanship of IPU President Tulia Ackson. Speaking at the ceremony, Speaker of the Turkish Grand National Assembly, Numan Kurtulmuş, said, “I think this meeting is a meeting with the highest participation in the recent history of the IPU (Inter-Parliamentary Union). Nearly 155 countries are represented here. We are hosting an extremely important, large international meeting with 80 Parliament Speakers, nearly 800 deputies and 2420 registrations.” Kurtulmuş said, “The old era is behind us. We see that a new era is opening in front of us. We will decide together as humanity how the new era will be. Unfortunately, the United Nations has become an international institution that is governed and directed by those in power as they wish. And unfortunately, these double standards in the world continue to be exposed to all of us through the human tragedies we all witness. More than 75 thousand people were killed in 3 years, and 70 percent of them were women and children. I wonder who used which institution. “Will Israel be able to put a stop to these apartheid practices? Especially the rules that we would all sign under today. However, with the collapse of the institutions, the rules have also collapsed. In short, the global system is in a state of complete decay. It is obvious that we need extraordinary efforts to get rid of this decay.” “It is our duty to put forward a new, fair global political architecture and a fair economic architecture that will ensure economic justice in the world,” he said.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Israel is the biggest obstacle to peace

Published

on


President Recep Tayyip Erdoğan attended the dinner held in honor of the 152nd Inter-Parliamentary Union (IPU) General Assembly at Dolmabahçe Palace. Erdoğan briefly said the following in his speech here:

It is my great pleasure to host you in Türkiye on the occasion of the 152nd General Assembly of the Inter-Parliamentary Union. I hope that the General Assembly, convened with the theme of “Growing hope for future generations, ensuring peace and ensuring justice”, will be beneficial for all humanity.

The international system established by the victors 80 years ago today faces a major crisis of legitimacy. Common sense is suspended, dialogue is disabled; In such an environment where diplomacy and negotiation are replaced by weapons, missiles and bombs, no one is safe. It is clear that no equation in which the regional countries are not the main actors can respond to the search for peace and security. The essence of the peace initiatives we have undertaken in Gaza, Ukraine, Iran, Africa and many other regions; It is a principled and realistic approach.

AID TO GAZA IS BEING BLOCKED

Although the international public opinion shows the will to stop the tragedies in the Middle East, we witness that governments are far behind at this point. While the world’s focus shifted to the war in Iran, thousands of people lost their lives in the attacks of the Israeli government in Palestine and Lebanon. The Israeli government, which is the biggest obstacle to peace and tranquility for its own people, Palestine and our region, does not stop and cannot be stopped despite all the efforts of the international community. The same violation of law and rule continues in Palestine. The Israeli administration, which does not comply with its commitments within the framework of the ceasefire, also prevents humanitarian aid from entering Gaza. Israel, which has openly voiced its plan to turn the West Bank into the new Gaza, is seeking to revive the shame of apartheid in South Africa, 32 years after its collapse, by imposing the death penalty on Palestinian prisoners. I invite all parliamentarians to join forces and raise the voice of peace in order to implement the two-state solution, which is the only formula for a just and lasting peace in Palestine, as soon as possible.

The conflict environment in our region is the biggest obstacle to the peace and stability that the Syrian people, who have been liberated after 13.5 years of oppression, deserve. Constructive and continuous support from international actors is needed in the recovery of Syria. We have, and will continue to provide, all the support we can to our Syrian brothers on the basis of national unity and territorial integrity.

A FAIR AND PERMANENT SOLUTION IS REQUIRED IN CYPRUS
It is high time to reach a fair, permanent and sustainable solution to the Cyprus issue, which has been on our agenda since 1963. From here, I once again call for an end to the unlawful isolation to which the Turkish Cypriots are subjected, and I would like to express that we expect your support in this regard. Dear guests, our Africa policy is shaped by the understanding of equal partnership; It is getting stronger day by day with the support of friendly and brotherly African countries. We support all diplomatic efforts to end instability in Sudan. In cooperation with our African friends, we will continue to provide all the support needed to help the continent achieve a brighter future.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Police patrol to all schools – Breaking News

Published

on


At the online meeting held with the participation of Minister of Internal Affairs Mustafa Çiftçi and Minister of National Education Yusuf Tekin, the measures to be taken in schools and their surroundings were evaluated. Governors, provincial police chiefs, provincial gendarmerie commanders and provincial national education directors also attended the meeting. In the statement made after the meeting, it was stated that “The internal and external security of our schools has been reviewed in terms of entrance and exit arrangements, environmental inspections, camera systems, visitor applications, service routes and areas where our students are concentrated. In addition to increasing physical security measures, a common assessment has been made that any area that drags our children and young people to violence or encourages violence should be carefully addressed.” At the meeting with wide participation from governors to police and gendarmerie officials, current risks were evaluated and new measures were decided. While an agreement has been reached on a multi-layered action plan, the aim is to quickly implement short, medium and long-term steps.

VIOLENCE IN 81 PROVINCES

Comprehensive inspections were initiated in all educational institutions in 81 provinces upon the instructions of the Ministry of Internal Affairs. The school surroundings were closely monitored by police and gendarmerie teams. Patrols around the school have been increased. Security measures have been noticeably increased in Erzincan, Gaziantep, Iğdır, Siirt, İslahiye, Kars and Karabük. Bülent MAVZER / Volkan KARABAĞ / SABAH

HE WILL BE ACCOUNTABLE IN THE ASSEMBLY

The connection between the Telegram group C31K, which came to the fore with the attack in Kahramanmaraş, and the events will be examined. Stating that they will contact Telegram, which does not have a representative in Türkiye, and that the commission will hold a meeting next week for this purpose, Nazım Elmas, Chairman of the Digital Media Commission of the Grand National Assembly of Turkey, said, “We will ask those messages that everyone is talking about on the platform, one by one. What are their control systems, what precautions are they taking, we will ask for answers.” ANKARA

SCHOOL ENTRANCES WILL BE REGULATED

School entrance systems will be rearranged. Police and gendarmerie inspections will be intensified around schools. Monitoring capacity in and around schools will be expanded. Service routes will be checked. Access to unlicensed weapons will be prevented. Risk behaviors in students will be detected earlier. Parents, teachers and guidance services will take a more active role. Psychosocial support will be expanded. Support will be provided to students and teachers affected by the events. Crisis intervention capacity will be increased. A faster and more coordinated response to possible incidents will be provided.

WE WILL MAKE LEGAL REGULATIONS

According to the minutes of the meeting held by the Minister of Justice Akın Gürlek with the Grand National Assembly of Turkey Investigation Commission on Children Driven to Crime, the ministry is preparing for the legal regulation. Accordingly, Gürlek said, “Unfortunately, the perception of impunity disturbs the society. Of course, we will make legal regulations on this issue. Preventive mechanisms should come into play. We are working together with the ministries of Family and National Education.” Önder YILMAZ / ANKARA

DIGITAL MEDIUMS LEAD TO VIOLENCE

Necmettin Erbakan University Radio, Television and Cinema Department Head Assoc. Dr. Salih Gürbüz: The underlying thing is the language of hate and the aesthetics of violence pumped by the media. Highlighting this language in TV series and programs and offering young people a false sense of belonging on the internet and digital networks can turn them into suicide bombers. Rana BÜYÜKTAŞ / ANKARA

PLATFORMS TRIGGER CHILDREN

Kastamonu University Artificial Intelligence Studies Coordinator Prof. Dr. Tunay Kamer: Closed communities established on platforms such as Discord, Telegram and Reddit produce uncontrolled structures. Users who watch violent content on platforms such as TikTok and YouTube are constantly exposed to similar content through the algorithm. The digital world can turn into a “zone of radicalization” for these children. Ceyda KARAASLAN



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Appointment decisions are in the Official Gazette! Flag change at embassies

Published

on


According to the appointments, Yasin Akar, General Director of Disabled and Elderly Services of the Ministry of Family and Social Services, was dismissed and Taha Kürsad Sezen was appointed in his place. In addition, Ertan Yalçın, who continues to serve as the Ambassador of the Republic of Turkey to the Multinational State of Bolivia, and Makbule Başak Yalçın, who continues to serve as the Ambassador of the Republic of Turkey to the Republic of Ecuador, were taken to the center.

Mehmet Cem Kahyaoğlu, Ambassador of the Republic of Turkey to the Republic of Guinea-Bissau,

Gülsun Erkul, General Manager of Consular Services and Citizens Living Abroad at the Embassy of the Republic of Turkey in Hungary,

Özgür Arslan, Deputy Director General of OIC and Muslim Minorities, to the Embassy of the Republic of Turkey in the Republic of Niger,

Nevzat Uyanık, General Manager of Public Diplomacy Strategic Communications, to the Embassy of the Republic of Turkey in Malaysia,

Korhan Karakoç, General Manager of Humanitarian and Technical Assistance to the Embassy of the Republic of Turkey to the Kingdom of Sweden,

Halime Ebru Demircan, Deputy Director General of the Council of Europe and Human Rights, was appointed as the Ambassador of the Republic of Turkey to the Republic of Madagascar.

In addition, the Ambassador of the Republic of Turkey to the Republic of Angola, Muhammet Mustafa Çelik, was taken to the center and Özgür Uludüz was appointed in his place.

Rıfkı Olgun Yücekök, Deputy Director General of Migration Policies, was appointed to the vacant Deputy Director General of Personnel position at the Ministry of Foreign Affairs. Mert Doğan was appointed as Deputy General Director of Immigration Policies.

In addition, there are vacancies in the Disaster and Emergency Management Presidency; Cengiz Gevrek, General Manager of Management Services, was appointed as Vice President, Mehmet Ali Öncü was appointed as General Manager of Management Services, and Bayram İzzet Taşçı was appointed as Head of Guidance and Supervision.

Mahmut Çolak was appointed as Deputy General of Innovation and Educational Technologies, which was vacant in the Ministry of National Education.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

The subject “Arbitration Center of the Organization of Islamic Cooperation” is generally published in the Official Gazette.

Published

on


In the circular signed by President Recep Tayyip Erdoğan, it was stated that the OIC Arbitration Center was established in Istanbul with the “Agreement between the Government of the Republic of Turkey and the Islamic Chamber of Commerce, Industry and Agriculture on the Establishment of the Organization of Islamic Cooperation Arbitration Center in Türkiye”, approved by the Presidential Decree No. 2064 dated January 24, 2020.

The circular reminded that the OIC Arbitration Center, which is the first arbitration center established in Türkiye through an international agreement, serves to resolve trade and investment disputes submitted to it by natural or legal persons from all states, whether members of the OIC or not, through arbitration or alternative dispute resolution methods, and emphasized that the center carries out its services within the framework of confidentiality principles by independent, impartial and expert persons in the field.

In the circular, it was stated that the OIC Arbitration Center, which was established by taking into account modern arbitration and mediation norms, offers an effective, fast and economic negotiation, mediation and trial environment in line with arbitration and mediation rules and international standards, and the following was noted:

“In addition, the OIC Arbitration Center provides secretariat support in arbitration and mediation processes, serves as the appointment authority for the determination of mediators and arbitrators, and provides training and guidance services on arbitration practices. In order to benefit from the arbitration and alternative dispute resolution services of the OIC Arbitration Center, it is sufficient for the parties to agree that the disputes that have arisen or may arise between them will be resolved in accordance with the arbitration or mediation rules of the OIC Arbitration Center and to state this in their contracts or specifications. In this context, public institutions and organizations are parties to “I kindly request your information and advice regarding the evaluation of the arbitration method in question in the conclusion of national and international agreements.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

221 arrests made in the operation against the “Bayğaralar” criminal organization

Published

on


Minister of Justice Akın Gürlek used the following statements in his statement on his social media account:

221 SUSPECTS WERE ARRESTED

We said, “We will not tolerate street gangs.” We fulfill this promise with determination. Within the scope of the investigation carried out by our Adana Chief Public Prosecutor’s Office, 296 suspects and 6 children who were dragged into crime were caught as a result of the operations carried out in 8 provinces centered in Adana on April 13 against the “Bayğaralar” armed criminal organization for profit.

233 of the captured suspects and 6 children who were dragged into crimes were referred to the court for arrest; 216 suspects and 5 children who were dragged into crime were arrested, and a judicial control order was given for 17 suspects and 1 child who was dragged into crime. Within the scope of the investigation, strong findings were made that the organization laundered the proceeds of crime through the relatives of the fugitive suspects; In this context, 40 vehicles, 14 plots and lands, 15 houses and many bank accounts worth approximately 276 million TL were seized.

“WE WILL CONTINUE WORKING TO MAKE Türkiye’S CENTURY THE CENTURY OF JUSTICE”

I would like to thank our Adana Chief Public Prosecutor’s Office, who carried out this successful operation, and the Adana Provincial Police Department, who served devotedly in the field. Under the leadership of our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan, we will continue to work to make the Türkiye Century the century of justice; We will continue our fight uninterruptedly and determinedly against organized crime organizations that threaten our streets and exploit our children.



Source link

Continue Reading

Trending