Connect with us

Daily Agenda

Bakan Gürlek’ten ‘suça sürüklenen çocuklar’ açıklaması: Komisyon kuruldu, bu düzenlemeyi hayata geçireceğiz

Published

on


Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları şu şekilde:

Biliyorsunuz kısa bir süre önce Adalet Bakanı olarak atandım. Öncelikli olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar şükranlarımı sunmak istiyorum. Daha sonra da tabii bir bakan yardımcılığı değişikliği oldu. Bugün bakan yardımcısı arkadaşlarımız burada. Hem sizinle tanıştırmak istedim hem de sizin sormak istediğiniz sorular varsa onlar da kendi alanları ile ilgili konulara cevap vermek istiyor.

Basın demokratik toplumun vazgeçilmez unsurudur. Kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında sizlerin üstlendiği rolü elbette biliyorum. Sizler toplumun gözü, kulağı, sesi gibi çok önemli bir görevi yerine getirmektesiniz. Gerçeğin ortaya çıkarılması, farklı görüşlerin ifade edilmesi ve aynı zamanda kamu vicdanının canlı tutulması elbette sizlerin en büyük görevidir. Bu sebeple öncelikle bu kutsal görevi yaptığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var. Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var. Sürekli olarak bir araya geleceğiz. Sizin fikirlerinizden görüşlerinizden istifade edeceğiz. Gündem çok yoğun biliyorsunuz Terörsüz Türkiye süreci bir yandan devam ediyor. Bir yandan biliyorsunuz bölgemizdeki sıcak çatışma alanı var. Sürekli olarak güncel konular özellikle 12. Yargı Paketiyle ilgili ben zaman zaman basın mensubu arkadaşlarımıza demeçler verdim.

Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor. Bu sırada ben şunu da tekrardan üzerinden geçmek istiyorum. Bu vesileyle Gazze’de İsrail saldırıları sonucunda hayatını kaybeden çok kıymetli gazeteci meslektaşlarınızı anıyorum. Meslektaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Görevini yapan gazetecilerin hedef alınması hiçbir şekilde kabul edilemez. Basın mensuplarının can güvenliği uluslararası hukukta insan haklarının ortak sorumluluğudur. Bunun tekrardan altını çizmek istiyorum. Basın mensupları bizim için çok kıymetli.

Ben adliyede çalıştım. Çoğunuzu adliye camiasından tanıyorum. İstanbul’a da geldiniz. Çoğunuza da teşrif oldum. Hakimlik, savcılık görevi gibi basın mensubu görevi de çok zor. Gece yarılarına kadar sizlerin özellikle adliye muhabiri arkadaşlarının mesai mefhumu olmaksızın çalıştıklarını biliyorum. Bir haber alıp o haberi anlık olarak canlı yayına aktarmak istediklerini biliyorum. Burada çok önemli bir görevi üstleniyorsunuz. Ancak şunun altını çizmek gerekiyor, mutlaka toplumun doğru bilgilendirme ihtiyacı var. Son zamanlarda maalesef sosyal medyada ya da diğer medya kuruluşlarında bazen yanlış haberler, algı haberleri çıkıyor. Bu tabii toplumu yanlış yönlendiriyor. Kamu vicdanını tatmin etmiyor. Bunu biz zaten hemen biliyorsunuz Dezenformasyonla mücadele birimiz var. Onlar hemen anlık olarak reaksiyon alıyorlar. Ben fazla uzun konuşmayacağım. Soru cevap şeklinde yapalım isterseniz.

Şimdi terörsüz Türkiye süreci var. Muhtemelen bununla ilgili sizin sorularınız olacaktır. Biliyorsunuz Dem Parti’nin kıymetli heyetiyle bir araya geldik. Önce İçişleri Bakanlığımızı ziyaret ettiler. Daha sonra da beni ve iki tane bakan yardımcısı arkadaşımızla birlikte toplantı yaptık. Biliyorsunuz orada Meclis’te çok güzel bir müzakere metni çıktı ortaya. Müzakere metninden sonra Adalet Komisyonu’na geldi. Bu aşamadan sonra Adalet Komisyonu’nun takdirinde biz Adalet Bakanlığı olarak Adalet Komisyonu’na teknik olarak özellikle kanunların yapılmasında arkadaşlarımız, hakim savcı arkadaşlarımız teknik olarak yardıma hazır olduğumuzu bildirdik. Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabi biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemleeri kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız.

Terörsüz Türkiye sürecini çok önemsiyoruz. Biliyorsunuz yıllardan beri, 40 yıldan beri. Terörden hepimiz çektik şu an. Çok güzel bir aşamaya geldi. Özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Sayın Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin de çok kuvvetli desteğiyle birlikte çok önemli bir aşamaya geldi. Artık Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplamak aşamasındayız. Bu bizim için önemli. Ama tabi burada şunun altını çizmek gerekiyor. Terörsüz Türkiye sürecinin olmazsa olması öncelikli olarak örgütün tamamen silah bırakması daha sonra da örgütün feshedilmesi bunu biliyorsunuz komisyon raporlarında da var. Örgütün silah bıraktığının ve aynı şekilde eylemlerini sonlandırdığının tasdiklenmesi gerekiyor. Ondan sonra da yasal düzenlemelere geçilmesi gerekiyor. Bu konuda da zaten ayrıntı olarak hepiniz de muhtemelen okumuşsunuzdur. Terörsüz Türkiye sürecinin biz nihayete ermesini istiyoruz. Dün Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimizle de görüştük. Dem Parti’nin heyetiyle de görüştük. Onlar da bir an önce artık yasal düzenlemenin yapılmasını istiyor. Çünkü artık toplumda bir beklenti de oluştu. Toplumumuz da hazır. Vatandaşlarımız da bu kardeşlik ortamının birlik ortamının artık yasal düzenlemeye erişmesini temenni ediyor. Bu terörsüz Türkiye süreciyle ilgili benim söyleyeceklerim bu kadar. Muhtemelen biz de sizin gibi takip edeceğiz. Tekrardan üzerimize düşen bir şey olursa da yardımcı olacağız.

Diğer bir konu biliyorsunuz öncelikli olarak maalesef etrafımızda bir savaş tehdidi var. Görüyorsunuz özellikle İran’da bir sıcak çatışma yaşanıyor. Biz de bu bölgenin bir parçasıyız ama özellikle ülkemiz şu an çok güvenli bir alan. Yani etrafımıza karışıklıklara rağmen hem Devletimiz hem askeriyemiz güçlü, Türkiye dirayetli bir ülke. Bölgedeki özellikle güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda gerek Cumhurbaşkanımız gerek de Dışişleri Bakanımız tüm bakanlarımız bu sürecin suhuletle sonlandırılması konusunda gerekli adımları attılar, gerekli görüşmeleri yaptılar. Biz bölgemizde özellikle istikrar istiyoruz, barışın kalıcı sağlanmasını istiyoruz. Bu konuda da gerekli görüşmeler yapıldı. İnşallah kısa sürede de sürecin tamamlanmasını istiyoruz. Çünkü burası bizim yaşadığımız coğrafya. Burada karışıklık olmasını elbette istemeyiz. Her zaman sulh kapısının, sulh yolunun işletilmesini istiyoruz. Bu konuda da Cumhurbaşkanımız da sürecin ilk anından beri sürekli olarak sıcak kapı diyaloğu güttü. Çeşitli dünya liderleriyle görüştü. İnşallah biz bu sürecin de bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Türkiye olarak da komşularımızla birlikte mutlu bir şekilde devam etmek istiyoruz.

Şimdi muhtemelen 12. Yargı Paketiyle ilgili sizler soracaksınız. Ben kısaca genel olarak anlatayım. 12. Yargı paketi biliyorsunuz 11. yargı paketi yasalaştı. 25 Aralık’ta yürürlüğe girdi. 12. Yargı Paketi Meclisteydi Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık. Kıymetli basın temsilcileri yani şunu unutmamamız gerekiyor. Şu an bizim 2025 yılında 12,5 milyon dosyamız var. Yani bu dosya sayısı çok fazla. Yani biz bunu mutlaka altını çizmemiz lazım. 12,5 milyon dosya dünyada hiçbir yerde yok. Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımlar atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor. Sekiz yıl, on yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketinde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu arabuluculuğa gönderecek. Biliyorsunuz arabuluculuğu da eğer boşanmayı kabul ediyorsa arabuluculuk tutanağı düzenleyip, bunu kesinleştirip nüfusa gönderdiği an boşanma hükümleri kesinleşecek. Ama tabi diğer hükümler yani fer’i hükümler dediğimiz nafaka, maddi manevi tazminat ya da velayet hükümleri devam edecek. Ama en azından boşanma yönünden dosyanın bir an önce kesinleşmesi kişinin hayatını idame ettirmesi için ya da geleceğine yön vermesi için önemli bir süreç. Bunu inşallah 12. Yargı Paketinde çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk hükümlerinin uygulanması olarak getirmek istiyoruz. Birinci konumuz bu.

Şimdi ben daha önceki katılmış olduğum televizyon programlarında da söyledim yargının hızlandırılması için. Şimdi HSK’da Yargının Etkinliği Ve Verimliliği Bürosu var. Şimdi bu ne demek? Bu 2022 yılında bir büro kuruldu. Yani hakimlerin vermiş olduğu kararların denetlenmesi, gecikmenin ortaya çıkmaması ya da bölgesel olarak gecikme varsa bunun hangi sebepten dolayı ortaya çıktığının tespiti konusunda bir büro kuruldu. Tabii şu an bu büro işliyor. Bizim getirmek istediğimiz aslında yasal düzenleme yapmadan bu büronun şu an 3 tane pilot bölge seçtik. İstanbul, İzmir ve Ankara. Birer irtibat ofislerini yani bütün adliyelerde izdüşüm ofislerini kuracağız. “Alo Adalet” hattını da zaten buraya entegre edeceğiz.

Şimdi ne demek şu? Şu demek. Bir kira tespit davası ya da tahliye davası aslında çok kıymetli basın mensupları bunların ne kadar sürede bitirileceği bizde belli. Kira tespit davası 9 aylık sürede bitirilmesi gerekiyor. Bu yargıda hedef süre var. Yani hakim – savcı UYAP’tan dosyaya girdiği zaman kira tespit davasının 9 ayda bitirileceğini biliyor. Yani bu belli. Ama tabii şimdi şöyle oluyor genelde, bu süreye riayet edilmiyor. Yani neden riayet edilmiyor? İşte taraflar yeni delil sunuyor, avukatlar tanık getiriyor ya da işte bilirkişi incelemesi yapılması gerekiyor. Bu 9 aylık süre bir bakıyoruz 4 yıl olmuş bir bakıyoruz 5 yıl olmuş. Şimdi burada biz artık bu süreye riayet edilmesini denetleyeceğiz. Nasıl denetleyeceğiz? Vatandaş başvurdu dedi ki benim şu davamda 9 aylık sürede kira tespit davam sonuçlanmadı. Biz hemen burada Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu’nda hukukçulardan oluşan bir ekibimiz olacak bütün adliyelerde. Hemen irtibata geçeceğiz. Komisyon Başkanımız da biliyorsunuz hakimlerin idari amiri Komisyon Başkanı. Hakim arkadaşımıza, Komisyon Başkanımız soracak ya diyecek burada 9 ayda bitirilmesi gereken dava 4 yıl oldu. Neden devam ediyor? Burada tabii hakim arkadaşımız şunu diyebilir. Yani burada İstanbul’da iş yoğunluğu çok fazla. Tabii burada yapay zekada kullanacağız. Eğer iş yoğunluğu fazlaysa biz bunu otomatik olarak HSK’dan gördüğümüz için hemen oraya yeni bir mahkeme açacağız. Yeni bir sulh mahkemesi ya da yeni bir aile mahkemesi. Ya da şunu da diyebilir. İşte benim personel sayım az. Hemen bunu yapay zekayla göreceğiz. Oraya katip takviyesi yapacağız. Ya da şu da olabilir Hakim Bey’in ya da Hakime Hanım’ın şahsından kaynaklanan bir sorunu olabilir. Yani onu demeyelim ama yetersizliği olabilir. Bu sorunda da artık yani normalde ilke kararları var. Hakimler ve savcıların tabi olduğu disiplin hükümleri var. Yer değiştirme, terfi, atama bunlarla ilgili süreci başlatacağız. Sonuçta sen 9 ayda bitmesi gereken bir davayı 4 yılda bitirememişim. Yani kusura bakma sonuçlarına katlanacaksın. Bunu söyleyeceğiz, bunu sert işleteceğiz. Ben bu sürecin faydalı olacağını düşünüyorum.

Vatandaş açısından da “Alo Adalet” hattıyla hem cep telefonundan hem de mail ya da bizzat büroya giderek yapmış olduğu başvurudan anlık olarak vatandaş bir dönüş alacak. Yani vatandaşımızın da bu konuda bilgisi olacak. Vatandaşın başlamış olduğu numarayla kendisine biz tekrar geri dönüş yapacağız. Diyeceğiz ki senin boşanma davan henüz hedef süre içerisinde. Yani burada süreci beklemek lazım diyeceğiz. Ya da hedef süre aşılmışsa işte diyeceğiz ki hedef süre aşıldı. Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilecek.

Yani vatandaşımız davasının neden uzadığını anlık olarak bilgi alacak. Yani bu da bence vatandaşımız açısından bir kale alındığı için bir memnuniyet oluşturacak. Bu konuda çok kısa sürede uygulamaya geçmek istiyoruz. Bir kanun değişikliği yok. İrtibat büroları kurarak uygulamaya geçeceğiz. Bu sürecin ben özellikle hakimler açısından sürecin bir an önce kısa olması için faydalı olacağını düşünüyorum.

Bir başka somut örnek vermek gerekirse yine aynı şekilde ticaret mahkemeleriyle ilgili bir hemen zaten resmi gazetede yayınlandı. Ticaret mahkemelerini, İstanbul’da tek bir çatı altında topladık. Biliyorsunuz İstanbul’a ticaret mahkemeleri, Küçükçekmece, Bakırköy, Çağlayan ve Anadolu adliyelerinde var. Toplam 35 tane ticaret mahkemesi var. Her bir farklı yerde, her bir ticaret mahkemesinin farklı uygulamaları var. Yani burada avukat muhtemelen vardır, hepiniz gazetecisiniz ama bazı davalarda biliyorsunuz ihtiyati hacizler Anadolu Adliyesinden alınamıyor, gidiyor Çağlayan’dan alıyor ya da konkordato işte iflas davaları, şirket merkezi Çağlayan oradan alamıyor kararı, şube Anadolu’ya gidiyor. Yani kararlarda bir yeknesaklık yok. Özellikle ticaret mahkemelerini aynı çatı altına toplayarak biz uygulama birliğini getirmek istiyoruz. Kararlarda yeknesaklığı getirmek istiyoruz ve şunu kesinlikle yapacağız. Ticaret Mahkemesi’ne görev yapacak olan başkan arkadaşlarımız en az 10 yıl ticaret hakimliği yapmış olacak. Yani ticaret üyeliğinden başlayacak. Daha sonra ehliyete ve liyakate uymuşsa ticaret mahkemesi başkanı olacak. Çünkü ticari davalar şu an gündelik hayatın en önemli davaları. Yani İstanbul biliyorsunuz ticaret şehri, ticaret merkezi. Çok büyük şirketlerimiz var. Yatırımcılarımızın bize ilk başta yani gelirken işte sizin ticaret mahkemelerinize biz güvenmiyoruz davalar uzun sürüyor. Hukuki güvence hakkı yok diyorlar. Bu konuda kısa bir sürede adıma geçtik şimdi sadece fiziki olarak yer sağlayıp bütün mahkemeleri bir araya getireceğiz. Bu bir anlamda da hukuki güvence hakkı olmuş oluyor.

Biliyorsunuz dünkü resmi gazetede de yine bir karar yayınlandı HSK’nın. Bu kararda da idare mahkemelerinde bir ihtisaslaşmaya gittik. Özellikle biliyorsunuz idari yatırımcılar ÇED davaları var biliyorsunuz. Adam çok büyük yatırım yapıyor, geliyor Türkiye’ye. Maalesef bunun da kanun düzenlemesini yapmamız gerekiyor. İşte Martıları Koruma Derneği ya da yandaki bir köylü vatandaş ÇED raporuna karşı dava açıyor. Yani normalde taraf ehliyeti olması lazım ama tabi bu taraf ehliyeti çok geniş yorumlanıyor. Dava açtığı zaman bir ÇED raporuna karşı iptal davası idare mahkemesinin önüne geliyor. İdare mahkemesi de maalesef yürütmeyi durdurma kararı verdiği an bütün yatırım ortada kalıyor. Yani çok oldu bu. Yani çok büyük yatırımcılar geliyor. İstihdam sağlamak istiyor. Biz dünkü yayınlanan resimli gazetede ki kararla idare mahkemelerinde hangi uyuşmazlıklara ÇED iptallerine karşı hangi mahkemenin bakılacağını belirledik. Yani bir anlamda ihtisaslaşma belirledik ve burada bakın ivedi yargılama uygulanacak. Hızlı bir şekilde yargılama yapılacak, hızlı bir şekilde karar verilecek. Bu özellikle iş adamlarının bizden hukuki güvence anlamında istedikleri bir şarttı. Bunu da inşallah yerine getirdik.

Yargılamaların hızlanması konusunda bu konuda faaliyetlerimiz var. İnşallah 12. Yargı Paketine koyacağız. Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketinde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama terfi de belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakim belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız. Anlık olarak sahadan bilgi alacağız. İşte bu Yargının Etkinliği ve Verimli Bürosu yapay zeka olduğu için atıyorum mesela İstanbul’da iş davaları ile ilgili çok fazla şikayet var. Hemen biz iş mahkemesi kuracağız. İzmir’de kira tespit davalarıyla ilgili çok fazla şikayet var. Hemen yeni bir kira mahkemesi kuracağız. Anlık olarak yani ihtiyaca cevap vermeye çalışacağız.

12. Yargı Paketinde bir başka getirmek istediğimiz konu biliyorsunuz maalesef geçenlerde de oldu. Bir öğretmenimiz hayatının baharında 44 yaşında, 17 yaşında bir öğrencisi tarafından hunharca saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Gerçekten üzüldük. Ben buradan öğretmenimize, kederli ailesine, öğrencilerine tekrardan başsağlığı diliyorum. Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çekmiştir. Özellikle çocukların işlediği bu tür olaylar eylemler arttı.

Şimdi kıymetli basın mensupları bu tabii çok geniş bir alan şöyle burada ailenin sosyal yapısı, eğitim düzeyi, bunların hepsinin incelenmesi gerekiyor. Yani bir çocuk neden şiddete meyleder, neden şiddete bulaşır? Bizim yargı olarak görevimiz aslında biliyorsunuz suç işlendiği andan itibaren görevimiz başlıyor. Burada özellikle ben görüştüm. Aile Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız onlarla bir geniş platform kurup özellikle çocukların aile yapısından itibaren, sosyal yaşamından itibaren, eğitim yaşamından itibaren suça iten nedenlerin öncelikli olarak bir masa yatırılması gerekiyor. Yani neden çocuk, suç örgütlerinin kucağına gidiyor? Neden çocuk şiddete meylediyor?

Bakın bu 17 yaşındaki öğrenci de siz de hepiniz muhtemelen biliyorsunuzdur. Daha önceden bir psikolojik sorunu var. Okulla ilgili bir uzaklaştırma cezası almış. Yani bu çocuğun bir eylem yapacağı aslında belli. Bunları bizim bir gözlemlememiz gerekiyor, süreç göstermemiz gerekiyor. Çok geniş katmanlı bir şekilde bunların sebeplerini araştıracağız.

Tabii çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var 12 – 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız.

Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz.

Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onların hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım. Hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor.

Ben İstanbul’da görev yaparken bu konuda çok gördüm. Maalesef işte bu yeni nesil sokak çeteleri diyorlar. İsim vermek istemiyorum. Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar. İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. “Aslansın, kaplansın” deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor.

Biz 11. Yargı Paketinde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin, çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketinde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz. Yani devlet sadece suç işlemeyi önlemez. Aynı zamanda kişiye sosyal anlamda bir gelecekte vaat eder. Biz de çocuklarımızın geleceği için bu önlemleri almamız gerekiyor. Çocuklarla ilgili de bu şekilde düzenleme yapmak istiyoruz.

SORU-CEVAP:

EKREM İMAMOĞLU’NA YENİ DÜZENLEME HEDİYESİ Mİ?

11. yargı paketinde geldik. Güzel bir soru sordunuz. Şunu ben katılıyorum, mesela tahliye davası az önce vatandaş davayı kazandı. Tahliye edilmesi gerekiyor. Ama tabii bunun istinaftan kesinleşmesi gerekiyor. Yani tahliye kararı var. Adamı çıkartamıyor. İstinafta da bekleme süresi var. 4 yılda istinafta bekliyor. Şimdi biz bunları kesinlikle artık istinafa da hedef süre istinaf işinde geçerli. İstinafa da diyeceğiz. Atıyorum mesela 20. Hukuk Dairesi bakıyor. Diyeceğiz ki 20. Hukuk Dairesi bu davayı senin 9 ayda bitirmen gerekiyor. Bitiremiyorsan yani İlk Derece ve İstinaf mahkemeleri de HSK’nın tabii hedef sürülmesi gerekiyor. Yani onlar tabi kesinleşmeden icraya konulamıyor. O sizin söylediğiniz ayrı bir şey. Onu değiştirmemiz gerekiyor. Yani hedef süre Emin Bey özellikle sorunuza cevap olarak hedef süre hem ilk derecede hem de istinafta uygulanacak. Onların da hedef süresi var, onlar da uymak zorunda. İstinafta eğer daire yeterli değilse yeni daire kuracağız. Yani 9 ayda ilk derecede bitmesi gereken dosya istinafta da en fazla 9 ayda bitecek. O 11. yargı paketinde kabul edildi ön ödemeyle ilgili hakaret. Faydası oldu, olumsuz yönleri oldu. Tekrardan değerlendirebilir.

TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİNİ İŞLEYEN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR

Bu çocukların ailesinin sorumluluğu bazı ülkelerde var. Ben onu bir basın programımızda söylemiştim televizyonda. Sizin dediğiniz var. Amerika’da var, Norveç’te var. Biz onu mukayeseli hukuk’ta araştırdık. Aile şöyle, sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım. Denetlemesi lazım. Yani hepimizin burada çocuğu var. Sadece çocuğu okula gönderip cebine harçlık koymak yeterli değil. Ailelerin mutlaka çocukları takip etmesi gerekiyor. Islah konusunda elbette o 12. pakette çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık. Yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var. Tahliye olmadan 6 ay öncesinde cezaevindeyken Amatem sürecinin başlatılmasını düşünüyoruz. Genelde biliyorsunuz dışarı çıktıktan sonra Amatem süreci başlıyor ama tabii gitmiyor. Serbest kalıyor. O zaman tekrar uyuşturucu arayışına başlıyor. Biz bu şahsın tahliyesine 6 ay kala cezaevindeyken, cezaevi içerisinde Amatem sürecine başlamasına ilişkin bir düzenleme yapmayı düşünüyoruz.

ÇOCUKLARIN KULLANDIĞI UYGULAMALAR VE İZLEDİĞİ VİDEOLARIN CEZAİ KISMI

Sosyal medyayla ilgili diyorsunuz herhalde ? Aile Bakanlığımız kanun teklifi olarak sundu. Onlar Aile Bakanlığımız 16 yaşını tamamlamamış kişiler için sosyal medyayla ilgili. Biz şu an henüz çalışıyoruz. 12. pakete de inşallah koymayı düşünüyoruz. Bizde de aynı şekilde 16 yaşı ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi işte bu konuda doğrulama kodu cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları; Youtuberlar, Influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununa şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmaya düşünüyoruz.

İMRALI STATÜ SORUNU

Okan Bey teşekkür ederim. Şimdi tabi burada o süreci biz takip etmiyoruz. Orada Yüce Meclisimiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Onu bilmiyorum yani. Artık o Meclis’in takdiri. Biz sadece şu an heyetlerin İmralı’ya gitmesine izin veriyoruz. Adalet ve kanun olarak onu şey yapıyoruz. Diğer sorunuz.

AKADEMİSYENLERİN VE GAZETECİLERİN İMRALI’YA GİTMESİ TALEBİ

Onlarla ilgili şu an düşünmüyoruz. Sadece heyetler belli. Onlara izin veriyoruz o konuda. O yüce Meclisimizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak o süreç.

TUTUKLAMA İSTİSNAİ BİR TEDBİR Mİ ?

Tutuklama genelde istisnai bir tedbir. Şartları aslında belli. CMK yüzde şartları var. Ama bazen çok rahat kullanılabiliyor. Bazen de toplumda infial oluşturan olaylar da kullanılmıyor diye eleştiriler var. Tutuklamada hakimin takdiri var elbette ama tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor. Katalog suçlar olması gerekiyor. Ama şuna dikkat ediyoruz. Yani toplumda infial oluşturan bir olay. Nedir infial oluşturan bir olay? Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır. Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor. Ölçülü bir tedbirdir. Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var. Yani biz buna karışamayız. Olaya göre bir şeydir. Ama şu oluyor algısızlık olarak. Genelde tutuklanmayınca toplumda sanki o kişi beraat etti, ceza almadı gibi algı yapıyor. Bu yanlış. Sosyal medyada bu algıların da düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü tutuklama bir takdir hakkıdır. Şartları varsa hakim tutuklar. Savcılık da tutuklama isteyip hakim Sulh Ceza Hakimliği reddetmişse ona itiraz etme hakkı vardır. Hukuk her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir. Yani hakimlerimiz uygulamaya dikkat ediyorlar bu konuda.

UMUT HAKKI

Şimdi bizde terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o ? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O meclisimizin takdiri.

MAĞDUR AİLELERİN TEHDİT ALMASI

Elbette sizin dediğinize katılıyorum. Bu oldu zaten biliyorsunuz Minguzzi’nin ailesinin tehdit olayları oldu yargılama sürecinde. Burada ayrı bir düzenlemeye gerek yok. Savcı arkadaşlarımız zaten dikkat ediyor. Hepsi tutuklandı. Ayrı bir düzenlemeye de gerek yok ama mağdur ve suçtan doğan bir yani suç mağdurunun elbette korunması gerekiyor. Bunda kanunlarımızla zaten ilgili düzenlemeler var. Hassasiyet göstermemiz gerekiyor. Bu konuda ben de sizin gibi düşünüyorum. Maalesef çirkin bir şekilde cenazesine saldırdılar, mezarlığına saldırdılar, ailesini tehdit ettiler ama savcılık olarak da biz gereğini yaptık.

ADALAET BAKANLIĞI MAAŞ ARTIŞI VE ÖZLÜK HAKLARI

Diğer konu bizim teşkilatımız 212 bin kişilik teşkilat. Adliye personelimiz var, ceza personelimiz var, hakim, savcımız var. Elbette gönlümüz düzenleme yapılmasından yana ama tabi biliyorsunuz bir de Maliye Bakanlığı ayağı var bunun. Orayı aşarsak inşallah düzenleme yapabiliriz. Teşekkür ederim.

15 BİN PERSONEL ALIMI

Nisan gibi 10 bin tanesini hemen alacağımızı söylediler. Nisan gibi ilana çıkacak. 5 bin tanesi de Haziran’da. 15 bin kadronun 10 bin tanesi bayramdan hemen sonra Nisan gibi ilana çıkacak. Kalan 5 bin tanesi de Haziran’da ilana çıkacak.

HÜKÜMLÜLERLE GÖRÜŞME ŞARTLARI

Bu soru daha önce basın mensupları tarafından sorulmuştu. Avukatlarımızın bir kısmı aslında yanlış anladı. Bizim zaten tutuklularda bir düzenlememiz var. Örgüt ve terör suçlarında tutuklular özellikle hükümlüler ile avukatlarımızın görüşmelerinde örgütün talimatını iletme, aynı şekilde örgütün kuryeliğini yapma gibi durumlar varsa bunlar bir mahkeme kararıyla ve somut deliller durumunda hükümlüyle avukatın yapmış olduğu görüşme kısıtlanabilir, sonlandırabilir ya da bir zaman dilimine sıkıştırılabilir. Bu bizim 5275 Sayılı Kanunun 59. maddesinde yapılan düzenleme zaten yıllardan beri uygulanıyor. Şimdi şunu demek istedik. Örgüt ve terör suçlarında tutuklular bakımından böyle bir düzenleme yok. Tamam elbette tutuklu masum. Yani sonuçta berat da edebilir durum farklı ama kötüye de kullanılabilir. Yani burada olay bazında değerlendirmek istemiyorum. Ben örnek de verdim. Adnan Oktar örgütüne 280 tane avukatta görüşme oldu. O da tutukluydu, hüküm kesinleşmedi. Ya da bir başka bir tutuklunun kendisine etkin pişmanlıktan vazgeçilmek için 3 günde 52 tane avukatın geldiğini söyledi. Bunların hepsi somut. Burada şuna dikkat etmek lazım. Birincisi bir mahkeme kararı olacak. İkincisi terör örgütü suçu olacak. Üçüncüsü de avukatın örgüt adına bir kuryelik yaptığı, örgütün talimatlarını dışarı taşıdığı, işte aynı şekilde içerideki kişiye etkin pişmanlıkla bulunmaması için baskı yaptığı gibi somut durumlar olursa mahkeme kararıyla birlikte burada da avukatla tutuklu arasındaki görüşme elbette kısıtlanabilir, denetlenebilir ya da belirli bir zaman periyoduna saklanabilir. Bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi incelemesini de yaptık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eğer bir mahkeme tarafından verilen bir karar ve somut bir delil varsa Örgüt ve terör suçlarında bu şekilde yapılan kısıtlamanın makul olduğunu söylemiş. Bunu 12. pakette bir eksiklik olarak gördüğümüzden getirmeyi düşünüyoruz.

CEZAEVİNDE YATAN KİŞİNİN BASINA DEMEÇ VERMESİ

Sosyal medyasını kullanıyor. Nasıl oluyor işte az önce söylemek istediğimize geliyor. Tabii yani normalde yapmaması lazım. İşte ama bizim tabii başka kanunlarda var. Yani tutuklu ya da hükümlünün sosyal medyadan kullanmama hakkı var. Bizde öyle bir şey yok. Bunu nasıl yapıyor? Biz araştırdık. Gazeteci içeri girmiyor. Genelde avukata verilen notlar da oluyor. Avukatla tutuklu arasındaki görüşmeler hiçbir şekilde denetlenemiyor. Vermiş olduğu notlar dışarıya özgür bir şekilde çıkartılabiliyor. Genelde bu şekilde oluyor. Gazetecinin içeri girip onunla röportaj yapması değil de. Avukatına verdiği notların dışarıya çıkartılması şekli oluyor.

KADINA ŞİDDET

En son sorudan başlayayım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. O konuda da elbette hassasız. Çocuklar gibi kadınlar da bizim hassas gruplarımızdan, biliyorsunuz bizim bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da. Kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanunda özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız. Birinci sorunuz yani orada bir sekreterya var mı yok mu? O dediğim gibi şu an öyle bir çalışma yok.

UZAYAN DAVALAR- HAKİM SAVCILARIN SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Yargın hızlandırılması konusunda 12. pakette somut olarak düzenlemelerimiz olacak. İşte az önce de anlattım Sinan Bey. Atlamalı Temyiz, Yargının Etkinliği Bürosu, hakimlerin terfisi, belirli kriterlerin getirilmesi, belirli kararı onanmayan Yargıtay’dan geçmeyen hakimlerin terfi edememesi. Ceza ödül sistemi. Bunlar elbette hızlanma için yapacağımız adımlar. Daha şu an henüz Kanun çalışmamız bitmedi. Özellikle arkadaşlarımız da hep birlikte toplumdan gelen şeye de bakıyoruz biz, taleplere de bakıyoruz. Bunlar mutlaka yapılacak.

Diğer dediğiniz konuda yani nüfus ticareti işte otonom yapılar elbette yani bunlara biz kesinlikle müsaade etmeyiz. Ben İstanbul’da çalışırken de bunlara müsaade etmedim. Ama bunların somut olarak delillenmesi gerekiyor. Belgelenmesi gerekiyor. Vatandaşlarımız bunlar varsa, biri nüfus ticareti yapıyorsa, birinin ismini kullanıyorsa ya da birinin hatrı gönlüyle bir savcının iş yaptığını, bir hakimin karar verdiğini iddia ediyorsa mutlaka yargıya başvursun. Sonuna kadar bu sürecin takipçisi oluruz. Hakimler, savcılar hakkında da biliyorsunuz Şikayet Bürosu var. Vatandaşlarımız herkes rahat bir şekilde şikayet edebiliyor. O konuda ben çok hassasım. HSK üyelerimizin de çok hassas olduğunu düşünüyorum. En ufak bir hakimliğe gölge düşürecek bir şey olduğu zaman kesinlikle müfettiş incelemesi için izin veriyoruz ve sonuna kadar da gidiyoruz. Yani Hakimlik mesleği kesinlikle gölge düşürülemeyecek bir meslektir. Hakimlik hem tarafsızlık konusunda gölge düşmemesi gerekiyor. Hem de hakimin baktığı dosyada şahsi siyasi görüşünü belirtmeyecek şekilde gölge düşmemesi gerekiyor. Bu konuda çok hassasız.

Buradan şunu da söylemek istiyorum. Özellikle dün de söylemiştim sosyal medyada son zamanlarında bazı hakim savcı arkadaşlarımız işte böyle fotoğraflar veriyorlar operasyonlarıyla ilgili işte polislerle fotoğraf çekiyorlar. Bunlar yapılıyor, açıklamalar yapılıyor. Bunlar yanlış. Bu süreçle de ilgili takip ediyoruz. Hakim savcıların sosyal medya kullanmasına karşıyız. Hakim savcı dosyasıyla, kararıyla konuşur. Yani bunların sosyal medyada boy göstermesi, açıklama yapması ya da işte şu operasyonu yaptık, bununla fotoğraf vermesi. Bunlar yanlış şeyler. Bunları da belirtmek istiyorum.

AVUKATLIK KANUNU

Avukatların bildiğim kadarıyla reklam ve etik kuralları var. Onlarla ilgili baro kendi sürecini başlatıyor. Avukatlar reklam yapamaz. Bu konuda etik kuralları var.

Tabi o bizi ilgilendiren bir konu değil. Baroların işlettiği bir süreç. Avukatlık Kanunu elbette güncellenebilir. Yani 206 bin tane şu an avukatımız var. Onların sorunlarını da biliyoruz. Özellikle ekonomik olarak zor durumda kaldıklarını da biliyoruz. Onlarla ilgili de dün de söyledim ben. Birtakım düşüncelerimiz var. Özellikle tapuda belirli miktarı geçen işlemlerin bizzat avukatların katılımıyla zorunlu getirilmesi gerekiyor. Avukatlıkta özellikle son zamanlarda kaliteyi artırdık. Biliyorsunuz Hukuk Fakültesi mesleğine giriş önce ilk 125 bindi. Bunu ilk 100 bine indirdik. Aynı şekilde dikey geçiş sınavlarında Hukuk Fakültesine girişi engelledik. Ve hukuk mesleklerine giriş sınavı getirdik. Bakın biliyorsunuz geçen sene uygulandı. Yüzde 23 başarı oranı var. Yani biraz zordu herhalde. Ama artık Hukuk Fakültesinin ve Avukatlık mesleğinin biz kesinlikle kaliteli bir meslek olmasını istiyoruz. Elbette Baroların bu konuda bir reklam yasağı ya da disiplin hükümleri uygulanacaktır.

Diğer konu belediyelerde kanunlarında bir boşluk olduğunu iddia ediyorsunuz. Belediyelerde sürekli olarak biliyorsunuz Sayıştay denetimi var. Aynı şekilde İçişleri Bakanlığı müfettişleri de denetleme yapıyor. Bunların aslında genelde savcılıkla entegre edilmesi gerekiyor. Sayıştay inceledikten sonra bir suç unsuru buluyorsa savcılığa ihbarda bulunması gerekiyor. Bunu bilmiyorum ben. Daha önce bizim operasyon yaptığımız Belediyelerde Sayıştay denetiminden geçti mi ya da bize bir ihbarda bulunuldu mu bu konu açıkçası bilmiyorum yani.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE-SELAHATTİN DEMİRTAŞ- ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Biz bu sürecin içinde değiliz. Tekrar söyleyeyim. Bu tamamen yüce Meclis’in yürütmüş olduğu bir süreç. Önce Adalet Komisyonu’na gidiyor. Adalet Komisyonu burada bir çalışma yapacak. Daha sonra da Genel Kurula gelecek. Biz sadece teknik olarak özellikle Hukuk İşleri Genel Müdürlüğümüz ve Kanunlar Genel Müdürlüğümüz bu konuda tecrübeli. Arkadaşlarımız teknik olarak yardım ediyor. Bu sürecin tamamen kanun yapılması, tasarrufu, takdiri, yöntemi nereleri kapsayacağı Meclis’e ait. Bu süreçte biz değiliz.

İkinci konu Selahattin Demirtaş’la ilgili süreç. O tabii şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var.

Anayasa değişikliğiyle ilgili yani bu özellikle terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor. Ama terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu, Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli.

İBB DAVASI

Bizim şahıslarla bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın Belediye Başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım. Sonuçta biliyorsunuz bir yargılama aşaması başlıyor. Yani hukukta şu var. Mutlaka her karar denetlenebilir. Benim mesela daha önceki işte televizyonlarda da işte şu kararı verdi. Bakın benim vermiş olduğum kararların hepsi Yargıtay’ın … geçti. Yani hukuk sistemi aslında birbirini tamamlıyor. Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet Savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. Masak raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşma bu şekilde ilerledi. Biz şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık.

ŞAHISLARIN SİZİ SÜREKLİ MİNDERE ÇEKME VE SİYASİ BİR PERSPEKTİF OLUŞTURMA STRATEJİSİ

Yani ben o soruya cevap vermek istemiyorum. Sürekli olarak yaptılar bize de aynı şekilde. Ben sadece biliyorsunuz bazen manevi tazminat davası açtım. Onlarla ilgili kazandıklarımız da oldu. Yani onlar, herkes bir şekilde yani savunma hakkı kutsaldır. O savunmasını yapacak. Ama burada benim olaya şahsımın karıştırılması yanlış bir duygu. Ben Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevimi yaptım. Yani onun Belediye Başkanı olması ya da başka bir görevde olması beni ilgilendirmiyor.

İBB DAVASI İÇİN MAKUL SÜRE

Makul süre biliyorsunuz yargılama başlayacak 19 Mart’ta. 40 Ağır Ceza Mahkemesi. O konuda. Yani yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla.

Tabi uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir Cumhuriyet Savcısı görevlendiriliyor savcılarda, şeyde, duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delilerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem.

12. YARGI PAKETİNDE BOŞANMA DAVALARI-NAFAKA KONUSU

Onu tartıştık. Yani zaten şimdi bizde iki türlü boşanma davası var. Bir tanesi anlaşmalı boşanma davası, bir de çekişmeli boşanma davası. Anlaşmalı boşanmada eğer her iki taraf her konuda anlaşırsa maddi manevi tazminat ya da vesaire orada zaten hemen duruşma gibi veriliyor. Karar bitiyor. Burada sizin demek istediğiniz herhalde anlaşmalı boşanmada taraflar bir aile arabuluculuğuna gitsin. Özellikle psikolog, pedagog çocuklar dinlensin. Sağlıklı kararlar verilsin. Bunu düşünüyoruz. Bizim de aklımızda var. Ama bizim getirmek istediğimiz asıl çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk sistemi.

Bu pakette yok, Nafaka ile ilgili yok. Çünkü Nafakanın biliyorsunuz çok farklı bir katman tabakası var. Bu pakette nafaka ile ilgili düzenleme yok.

Bireysel başvuru çok önemli bir kazanım. Özellikle Anayasa Mahkemesinde vatandaşlar ilk derecede kesinleşen ya da Yargıtay’da kesinleşen dosyalar için gidiyor. Burada tabii Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları biraz daha farklı yorumlayabiliyor. Bu konuda bir düzenleme yapmayı düşünmüyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar zaten bağlayıcı. Yani orada süper temyiz mahkemesi bu tartışmalarda bence anlamsız. Bu bireysel başvuru özellikle anayasa değişikliğinde elde edilmiş önemli bir kazanım. Başka bir sorunuz var mı? Bitti herhalde. O zaman kapanış konuşmasını yapalım. Kıymetli basın mensubu arkadaşlarımız, basın mensubu temsilcilerimiz. Öncelikli olarak tekrardan bizi onurlandırdığınız için, aynı sofrada sizinle iftar yaptığım için teşekkür ediyorum. Biz aynı aileyiz, biz çalışıyoruz, mutfaktayız. Siz de onu vatandaşa, kamuoyuna duyuruyorsunuz. Elimizden geldiğince birlikte beraber tekrardan bu süreçlere, toplantılara tanık olacağız. Tekrardan hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

Public Opinion – YAVUZ DONAT

Published

on


Vegetables, fruits… Cheese, olives… Shoes, bags… Home textiles… T-shirts, shirts, towels, sheets… Whatever comes to your mind.
Laleli District Market… It’s quite crowded.
– Hey market tradesmen… Your fellow countryman Özgür Özel left CHP… He founded a party… New Party… What do you say?

Cenk Gülçimen… He sells peaches and lemons… He said:
– A good opposition is always needed.
A customer… A retired teacher… He said, “That’s right.”
– It will not constantly fight and insult… It will call what is right right, it will criticize what is wrong… It will tell the truth… An opposition that will give confidence is truly Türkiye’s most important need.

***

HERE IS THE OPPOSITION

When I listened to the marketer Cenk Gülçimen and the customer, the retired teacher… I said, “The late Professor Turan Güneş also said that.”
The friends next to me… Ertuğrul Aytaç… Tarkan Kayhan… And the marketers… Those who came to shop… They asked:

– What did Turan Güneş say?
Legendary Minister of Foreign Affairs… Turan Güneş, a politician and statesman who was on duty during the 1974 Cyprus Peace Operation, said:
“In our country, opposition is divided into two as constructive and destructive… The opposition that says everything is right is constructive… The opposition that says everything is wrong is destructive.”

“He was right,” said someone in the crowd. The other said, “Where did he say it?” he asked. I explained… Prof. Güneş’s book… Analysis of Turkish Democracy.
Turan Güneş’s words are written in this book. This time everyone started asking me for this book… Maybe 10 people.
“Look at the bookstores,” I said:
– If you can’t find it, call Professor Hurşit Güneş… Have him send you his father’s book if he has extra.

***

NOTES FROM THE MARKET

Keep wandering… The market is clean… Prices are cheaper than Istanbul… Bodrum.
– Hey market tradesmen… More… What else do you say?

A bunch of the answers we received:

Mr. Özgür did the right thing by establishing a new party… Congratulations.

Its name is the New Party, but… Those with it are old… Some of them have been members of parliament for three or five terms.

If I were Özgür Özel, I would not establish the party with 90 MPs… Tomorrow, they will all want to be MPs.

Özgür Bey is loyal… That’s why he took 90 MPs with him.

***

CHAT WITH ÖZGÜR ÖZEL

It’s around 11:00… Continue chatting with the marketers.
And the phone… In front of us is Özgür Özel.

– Mr. Özgür… I’m in Manisa… I’m at the neighborhood market… With your permission, I’ll turn up the phone… Hear what the market vendors say.
Özgür Özel, “Hello friends, how are you?” he said.
Marketers… Some thanked… Some wished success… Meanwhile… Customers in the market also joined the conversation. Özgür Özel and the people in the market liked the phone call.

***

ENGINEER SAID…

After the phone was hung up… An engineer… He came to market with his wife… He said:
– I wish you hadn’t hung up the phone… I was going to say a few words to Mr. Özgür.
– What were you going to say?
– I was going to say the following… Don’t speak for those who remain in the CHP… Don’t say hurtful words… Don’t insult… Conditions may change tomorrow… You may need to see them face to face again.
The engineer’s words… found a response in the crowd.
Ertuğrul Aytaç handed over a pen and paper:
– Write these down too… Write them in the newspaper… True words.

***

COMMON SENSE

Interestingly… We heard similar words from the engineer from Manisa from CHP Istanbul Deputy Oğuz Kaan Salicı a few days ago:

What happened went beyond division… The pomegranate peel cracked.

While some of the social media are shouting cheerful slogans, we are heartbroken.

The MPs who left are sad, and so are those who remain.

Let’s not break each other’s hearts.

Yesterday we were seeing each other face to face… We will greet each other again tomorrow.

***

WRITING IS A MUST

There are also retirees in the market.
No… We are not talking about retirees who come to market. Retired marketers… BAĞ-KUR retirees… SGK retirees… Civil servant retirees… EYT retirees.
I congratulated… There is no shame in marketing… They do it well… It’s their bread and butter. But I also have to write this… Retirees are in trouble… I listened to retirees in Manisa the other day… They are in trouble.

***

NEW PARTY’S ‘LUGGAGE’ PROBLEM

Market shopkeeper… He refers to Özgür Özel as “Brother”… He says his name but does not want it to be written:
– Abi Özgür would have done better if he had not taken some MPs with him when establishing the New Party.
– For example, who?
– They have heavy baggage… When the election comes up tomorrow, they will all be a burden on Özgür Abi… Is the Chairman obliged to carry these on his back?
– Who?
The marketer starts laughing… And other marketers. Just marketers? Both the friends we went to the market with… And the customers.

***

‘GAS’ CASE

It’s past 12:00… And our phone is ringing.
The caller is İbrahim Onaylı… Kebab shop.
“I’m waiting” he says:
– Manisa kebab is ready… And your dessert… Also, there are customers who want to talk to you.
– Thank you, İbrahim… All of them are prohibited… We will stop by to drink tea another time.
Marketers… They are glad we didn’t go to dinner. But… They don’t want us to go hungry either. Some want to offer peaches… Some want to offer cherries.
And… The conversation goes on and on. This time the speaker is a businessman… His business is olives and olive oil:
– Mr. Özgür should not listen to the words of the trolls… He should not get angry… He should not act with someone else’s mind.

***

TOMORROW… ‘LIKE A MOVIE’

Party provincial-district chairmanship… It’s me… No, it’s me… Get out… I won’t go out… You will… I’m not going out, the police will take it out.
The problem experienced in many provinces of Türkiye… It’s like a movie… There is both fighting and laughter.
We will tell you tomorrow…



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

AK Party Eskişehir Provincial Minister Gürhan Albayrak: We will not let Eskişehir residents lose their rights! Public receivables of 550 thousand liras must be accounted for

Published

on


AK Party Eskişehir Provincial Chairman Gürhan Albayrak made remarkable statements about the three political programs held at the Atatürk Culture Art and Congress Center (AKM) belonging to Eskişehir Metropolitan Municipality, during the term of former CHP Eskişehir Provincial Chairman Talat Yalaz. Albayrak stated that the CHP Provincial Congress held on October 19, 2025, the program held on March 8, 2026 with the participation of CHP Chairman Özgür Özel, and the local organization of the group meeting held in the past weeks were carried out by the then CHP Provincial Chairman Talat Yalaz and his team.

NO PRICE HAS BEEN PAID

Reminding that according to the fee tariffs published by Eskişehir Metropolitan Municipality, AKM’s rental fee for 2025 is 150 thousand TL and the rental fee for 2026 is 200 thousand TL per program, Albayrak stated that a total of 550 thousand TL rental fee should be collected for the three programs in question. Albayrak claimed that, according to the information they obtained, none of these fees were paid, and also said that there were claims that there was no previously prepared request letter, contract or protocol regarding the allocation of the halls.

IF PAYMENT HAS BEEN MADE, SHARE THE DOCUMENTS

Albayrak called on both Talat Yalaz and Eskişehir Metropolitan Municipality Mayor Ayşe Ünlüce on the issue and asked the following questions: “Who applied to the Metropolitan Municipality for these three programs? Have the rental fees of the halls been paid? If so, will the invoices and payment receipts be shared with the public?” Addressing the municipal administration, Albayrak said, “With what written request, decision and legal basis was the AKM allocated? Has a total of 550 thousand TL been accrued and collected? If not, why was this fee not collected? Who gave the instruction for free use?” he said.

ESKİŞEHİR PEOPLE’S RIGHTS WILL NOT BE Abolished

Arguing that Talat Yalaz’s expulsion from CHP or turning to a new political formation will not eliminate his financial and political responsibility for the programs carried out in the past, Albayrak said, “Parties may change, signs may change; the rights of Eskişehir residents will not be eliminated.” he said.

WE WILL BRING THE ISSUE TO THE ASSEMBLY AGENDA

In his statement, Albayrak also stated that they will bring the issue to the agenda of Eskişehir Metropolitan Municipality Council and stated that they will demand official and written answers to all questions. Gürhan Albayrak said, “Our expectation is clear. If payment has been made, disclose the documents to the public. If not, hold the people of Eskişehir accountable for why the public receivable of 550 thousand liras has not been collected.” He completed his statement by saying.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

The Iraqi Minister first insisted and then signed! Who did the Development Road Project disturb? Here’s what’s behind the scenes

Published

on


After President Recep Tayyip Erdoğan and Iraqi Prime Minister Ali al-Zaydi had a one-on-one meeting at the Presidential Complex and chaired the meeting between delegations, agreements were signed between the two countries.

“Education and Academic Cooperation Memorandum of Understanding” was signed by Police Academy President Murat Balcı and Iraqi Prime Minister and Armed Forces Commander’s Private Secretary General Abdulemir Shammari. The “Memorandum of Understanding in the Fields of Youth and Sports” was signed by Minister of Youth and Sports Osman Aşkın Bak and Iraqi Minister of Foreign Affairs Fuad Hüseyin. The “Memorandum of Understanding on Cooperation in the Field of Industrial Property” was signed by the Minister of Industry and Technology Mehmet Fatih Kacır and the Iraqi Minister of Finance Falih Sari. The “Memorandum of Understanding on Railway and Road Transport through the Fishhabur-Ovaköy Border Gate” and the “Framework Memorandum of Understanding on the Development of Transportation Infrastructure within the Republic of Iraq in Exchange for Natural Resources” were also signed by Minister of Transport and Infrastructure Abdulkadir Uraloğlu and Iraqi Minister of Transport Veheb Selman Muhammed.

The agreement ceremony was marked by Iraqi Minister of Transport Veheb Salman Muhammed’s insistence on signing the Memorandum of Understanding regarding the Development Road Project. Following the intervention and instruction of Iraqi Prime Minister Ali Zaydi, the relevant agreements were signed.

(Minister of Transport and Infrastructure Abdulkadir Uraloğlu and Iraqi Minister of Transport Veheb Selman Muhammed signing the agreement)

It was noteworthy that President Recep Tayyip Erdoğan also warned about what happened during the signing ceremony and asked for additional information from the Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan.

After the images attracted the attention of the world media; SETA Foreign Policy Researcher Can Acun gave striking answers to Sabah.com.tr’s questions about the Development Path Project, the changing balances in the Middle East and President Erdoğan’s determined diplomatic moves.

SETA Foreign Policy Researcher Can Acun

WHAT LIES BEHIND THE SCENES?

Can Acun emphasized the importance of the Development Road Project in terms of the national security and commercial interests of both Iraq and Türkiye. He pointed out that the project is at a critical angle for the continuity of global logistics lines. Can Acun said, “A while ago, I carried out various field studies in Iraq in the context of the Development Road Project. I had the chance to meet with many main actors there. I also met with the officials of the Bedir organization and political structure, to which the Minister of Transport is affiliated. All of them stated that they definitely supported the project in these meetings and that it was seriously important for the future of Iraq.” he said.

Can Acun said, “There is a new government in Iraq, a new Prime Minister, a cabinet formed by him and a certain struggle within the framework of internal political balances.” he said.

Stating that highways, train lines, various industrial zones and new agricultural areas will be created with the Development Road Project, Can Acun said, “We see that it is a project exceeding 20 billion dollars.” he said.

Drawing attention to the closure of the Strait of Hormuz and the events in Babülmendep, Can Acun said, “In this sense, we can talk about an equation in which the Development Road Project has become much more important. Apart from the highway and train line, it is also very possible to transport oil here.” he used his words.

THE AXIS OF THE DISCUSSIONS IN IRAQ

Emphasizing the size of the economic volume that will be created with the Development Road Project, Acun pointed to Iraq’s internal balance. He stated that there are discussions between different political groups in the country on many issues, from how the process will work to the routes to be used, whether Hashd al-Shaabi elements will play a role in security or not, to the sharing of the financial share and revenue that will arise.

Can Acun said, “This signature issue in Türkiye should be evaluated in this context. We should not read it as a party against the project, but on the contrary, we can read it as a manifestation of Iraq’s internal balances in the context of sharing the new wealth that may occur here.” He included his statements.

HOW DOES IRAN APPROACH THE PROJECT?

While many evaluations were made on social media about its closeness to Iran after Iraqi Minister of Transport Veheb Salman Muhammed resisted signing, Can Acun touched on Tehran’s approach. Acun noted that Iran has an ambivalent position. Can Acun said, “Although Iran seems to support the project from the outside, it may have an impact in terms of breaking the blockade it has currently created in the context of the Strait of Hormuz. It can also be seen as a project that can reduce Iran’s strategic importance in the connectivity corridors. In this context, it may try to use various influence forces within Iraq. However, almost all the actors within Iraq, that is, even the groups working closely with Iran, have to officially support the project. Because I think this project is really critical for the future of Iraq.”

The multilateral diplomacy traffic that President Recep Tayyip Erdoğan has recently established with Iraq, Gulf countries (UAE, Qatar) and regional actors plays an important role in creating both peace and economic prosperity in the Middle East. While Türkiye’s role in the international arena becomes stronger day by day, the Development Path Project will make a significant contribution to these steps.

Can Acun opened a separate parenthesis to the developments in the Middle East and said, “There is currently chaos in the Middle East in the context of the aggressive policies of the United States and Israel. We see that Iran has responded to this and closed the Strait of Hormuz, which is the biggest trump card it has, and the conflicts have even deepened, and in the context of Yemen, the Houthis have started to cut off the Bab al-Mandeb, and ships belonging to various countries, especially Saudi Arabia, have begun to blockade.” he said.

“THE ALTERNATIVES PUT OUT BY Türkiye ARE CRITICALLY IMPORTANT”

Noting that America’s blockade against Tehran has created a very serious global energy crisis in the region and the world, Can Acun said, “We see that 20% of the world’s oil and petrochemical industry is produced in the region and exported to the world through these straits. But now there is a serious interruption and there is uncertainty about the future. Therefore, I think the new global logistics lines put forward by Türkiye and new alternatives in terms of new energy supply security are of critical importance for the world and the region.” he said.

President Erdoğan emphasized the Development Road Project at the joint press conference with Iraqi Prime Minister Ali al-Zaidi:

The war environment drives us to deepen our cooperation not only in defense but also in the fields of energy and transportation. The Development Road Project has become more important than ever in the face of current developments.

Can Acun noted that President Recep Tayyip Erdoğan demonstrated the geographical and strategic importance of Türkiye with the diplomatic steps he took. Acun said that Türkiye has emerged as a country that can protect these lines with both its political will and military deterrent power.

Can Acun said:

Zangezur Corridor seriously manifests itself as the Middle Corridor. At the same time, Türkiye attaches strategic value, attaches importance and seriously supports the Development Road Project. However, there are alternative corridors. The Hejaz Line from Saudi Arabia to Türkiye again passing through Syria; Again, transportation of oil and energy resources in Kirkuk to the world via Türkiye and Ceyhan; In fact, Türkiye has serious proposals and efforts to open the oil produced on a scale that can include Kuwait in the Persian Gulf with the Development Path to the world from here via the Iraq-Türkiye line.

PRESIDENT ERDOĞAN’S REGIONAL ADOPTION POLICY…

Now we see that the world attaches great importance to this. Because the current situation does not seem sustainable in any way. There is an outage that could cause a global energy crisis. Therefore, the security of the region and these straits and the possibility of supply shortages for the future will always be on the table, and investment in alternative corridors will increase. In this sense, I think the strong political will and strong military deterrent power of Türkiye, which President Erdoğan has included with his regional ownership policy, will enable alternative corridors to be implemented in this sense.

1 million barrels of oil per day will flow to Türkiye

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister Tekin evaluated the international reflections of Türkiye’s new practices in education

Published

on


The new curriculum, digitalization steps and the rise in international student success research that the Ministry of National Education has implemented in education in recent years are reflected in the reports of international organizations and attract the attention of education circles. Türkiye’s rising graph, revealed by the new curriculum within the scope of the Turkey Century Education Model, the steps taken in the field of digitalization, and research such as the Program for International Student Assessment (PISA) and the International Mathematics and Science Trends Survey (TIMSS) conducted by the Organization for Economic Co-operation and Development (OECD), are among the headlines that attract attention in the international arena. The Turkey Century Education Model, which emerged as the product of a ten-year long-term study by the Ministry and started to be gradually implemented in the 2024-2025 academic year, centers on skill-based learning, values ​​education and the holistic development of students as well as knowledge transfer. In various international meetings and diplomatic contacts between countries, Türkiye’s new curriculum approach is followed by many countries, especially OECD member countries, and evaluations are made that the skill-oriented structure of the model is compatible with global education trends.

At the G20 Education Ministers Meeting held in the Republic of South Africa in November last year, the Ministry of National Education’s breakthroughs and outstanding practices in the field of education were cited as an example to the world by UNICEF. UNICEF Global Education and Adolescent Development Director Pia Britto stated that the “value and skill-based” Türkiye Century Education Model has been appreciated internationally. Pointing out that face-to-face training for teachers to prepare for the new curriculum stands out as exemplary practices, Britto stated that Türkiye is among the countries that successfully implement national standards in early childhood education with its centralized education system. In the news made by an agency from Azerbaijan, it was stated that the Turkish Century Education Model deals with value education, character development and national spiritual identity together with academic development, thus Türkiye has achieved a comprehensive transformation not only in infrastructure but also with an education model that overlaps with its own values.

“WE EXPECT Türkiye’S SUPPORT ON THE USE OF TECHNOLOGY IN THE FIELD OF EDUCATION”

While positive opinions about Türkiye’s progress in the field of digitalization in education were included in some reports, it was stated that Türkiye’s experiences in this regard were appreciated in the meetings held at the ministerial level. While the United Nations Development Program (UNDP) reports draw attention to Türkiye’s global leadership in educational technologies, the report emphasizes that Turkey is the only country in the world with interactive whiteboards and internet infrastructure in almost all of its classrooms. In her meeting with Minister of National Education Yusuf Tekin, Kyrgyzstan Minister of Education Dogdurkul Kendirbaeva stated that they watched Türkiye’s use of artificial intelligence and technology in education with appreciation and said, “We expect Türkiye’s support in the use of technology in the field of education.” he said. Former Head of the European Union Delegation to Türkiye, Ambassador Thomas Ossowski, also stated that they are proud of the successful projects carried out with the Ministry of Education and that Türkiye can be a role model for other countries in many areas, especially digitalization in education. In the “Education at a Glance 2025 Report” published by the OECD and presenting comparative data on education systems, it was emphasized that Türkiye showed a strong increase in education. The report revealed that Türkiye stands out among OECD countries in increasing inclusiveness in education and bringing the young population into education.

“NOT BECAUSE THEY FOUND A MAGIC WAND, BUT BECAUSE THEY BUILT CONSISTENT SYSTEMS”

Türkiye’s ranking in the latest application of TIMSS, conducted by OECD as well as PISA, attracted the attention of representatives of many countries and institutions. The Japanese education delegation visited the Ministry and examined Türkiye’s rising success in PISA research and its practices in the field of measurement and evaluation. In his meeting with Minister Tekin, OECD Secretary General Mathias Cormann stated that Türkiye is one of the few countries showing a trend in the right direction in the last 10 years of PISA results. OECD Director of Education Andreas Schleicher pointed out that Türkiye’s moves in the field of education show that it can turn things around in crises, and said, “Not because they found a magic wand, but because they built consistent systems, mobilized local resources to make education sustainable, and invested in workforce policies where better skills translate into better jobs and better lives…” UNESCO Deputy Director-General for Education and former Italian Minister of Education Stefania Giannini also emphasized that Turkey is one of the bright examples of countries that come from different perspectives and challenges, produce solutions and make progress.

STUDENTS WERE MONITORED WITH THE MONUMENT RESEARCH IN THE YEARS WHEN PISA AND TIMSS WERE NOT APPLIED

Minister of National Education Tekin made statements about the practices implemented by Türkiye in education and their reflections in the international arena. Tekin explained that they have improved the education and training system since the 2010s, both with the monitoring and evaluation units they established within the Ministry and in terms of international indicators. Stating that they have established a system within the Ministry that analyzes, monitors, evaluates and reports physical infrastructure, academic success and human resources practices through artificial intelligence, Tekin said, “Where, which of our schools needs what, all our general manager friends and friends in relevant units can see it electronically. This is about physical infrastructure and technological infrastructure.” made his assessment. Reminding that they started the Monitoring and Evaluation of Academic Skills (ABIDE) research, which is one of the national monitoring research of the Ministry, regarding their academic achievements, Tekin stated that they monitored the academic achievements of students by conducting this research in the years when PISA and TIMSS were not implemented.

Reminding that organizations such as OECD and UNESCO publish reports on education and training processes at routine intervals, Tekin said, “These organizations publish reports with names such as ‘Education Outlook’ and implement cycles to monitor academic skills, as in the PISA and TIMSS examples. In these two evaluations, we were determining and implementing our policies based on both internal and external evaluations.” shared his knowledge.

“THE POINT WE HAVE REACHED IN TERMS OF INDICATORS IS IMPORTANT”

Tekin said, “Especially during the July 15 period, with the tutelage structures and practices over the Ministry blocked, Türkiye’s achievements in international reports began to gain upward momentum.” he said. Referring to the international reports published on education in Türkiye, Tekin continued his words as follows: “It is clearly stated that Türkiye exceeds the international averages in issues such as the schooling rate, the number of students per classroom, the number of students per teacher, the use of technology in education. This is important for us and we continue to take steps to ensure its continuation and not fall behind in this sense. This will continue as education and training has been given first priority in all our budgets since the date our President became prime minister. Therefore, physical and technological infrastructure and similar financial resources.” “The problems related to these issues have been largely solved. I say largely because we live in an earthquake zone. Such needs will arise as earthquake strengthening, earthquake controls and analyzes are carried out. We have schools that have completed their economic life, the process of demolishing and rebuilding them will continue, but the point we have reached in terms of indicators is important.”

“WHEN OUR CURRICULUM BECAME SKILL-FOCUSED, THESE ACHIEVEMENTS STARTED TO INCREASE”

Minister Tekin told them in international environments in 2013-2014, “Since your programs are still focused on providing information to children, there is no possibility of your children being successful in international exams.” He reminded me that it was said. Stating that when they wanted to make a skill-oriented program, they encountered obstacles from the tutelage forces whose interests were harmed, Tekin said, “When those structures were closed and our education programs and curriculum became skill-oriented, these successes began to increase.” expressed his opinion. Türkiye Century Education Model regarding Türkiye’s education system: “You do not have a skill-oriented structure.” Emphasizing that they prepared it to eliminate criticism, Tekin said that the new curriculum was prepared by taking the opinions of international structures, teachers and academics.

Reminding that the 59th PISA Board of Directors Meeting was held in Türkiye in May last year, Tekin continued his words as follows: “After the presentation we made to them there, it was decided that these program changes should be translated into different languages ​​and explained to different countries. Delegations from many countries started to be requested from us to explain these, and our friends are telling this. This has started to be reflected in the scores.” Tekin stated that Türkiye achieved great success in terms of international indicators in the recently announced TIMSS scores and emphasized that it ranked 4th in 4th grade science, 7th in 8th grade science, 8th in 4th grade mathematics and 10th among OECD countries in 8th grade mathematics.

“WE WANT OUR CHILDREN TO BE STRONG WHILE COMPETING IN THE INTERNATIONAL ARENA”

Reminding that PISA 2025 results will be announced in Bratislava, the capital of Slovakia, on September 8, Tekin stated that OECD has high expectations from Türkiye. Minister Tekin said, “We want our children to be strong while competing in the international arena, but on the other hand, we do not want them to move away from the values ​​that make us who we are. Therefore, we look at the issue in this way. While talking to the officials of other countries, we share that these should be included in education programs in order for that country’s own future to be embraced by its children, for children to internalize world peace, and for ending human rights violations and wars in the world.” he said.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Clear statement from the Ministry of Foreign Affairs: We confirm our full support to the Turkish Cypriot people.

Published

on


In his statement on his social media account, Ministry of Foreign Affairs Spokesperson Öncü Keçeli said, “We appreciate the efforts made by UN Secretary General Antonio Guterres regarding the Cyprus issue since the beginning of his duty. In this period when there is still no common ground for a solution between the two parties on the island, we believe that focusing on progress in important areas of cooperation within the scope of the process initiated by Secretary General Guterres in 2025 will serve to build trust.” he said.

Öncü Keçeli said:

On the other hand, we emphasize once again that the solution perspective will not materialize unless the uncompromising attitude of the Greek Cypriot side changes and its actions that negatively affect regional security are stopped. We hereby draw attention once again that solution models that have been tried and exhausted over decades are a thing of the past. As the homeland and guarantor state, we reiterate that a fair, comprehensive and sustainable solution to the Cyprus issue can be reached on the basis of the realities on the Island, the sovereign equality and equal international status of the Turkish Cypriot people. As always, we confirm our full support for the Turkish Republic of Northern Cyprus and the Turkish Cypriot people.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

President of Religious Affairs Safi Arpaguş: We must be able to introduce our children to our own civilization values

Published

on


According to the statement made by the Diyanet, Arpaguş spoke at the Childhood Quran Teaching Workshop themed “Educational Activities for Children in Quran Courses: Evaluation and Future Perspective” organized by the General Directorate of Educational Services.

Stating that early childhood is the most critical phase in which a person’s identity, personality and character are shaped, Arpaguş said, “In this respect, we see Quran courses for ages 4-6 as not only a teaching process in which the skill of reading the Quran is acquired, but also as a strategic education area that aims to protect the child’s nature, support his spiritual and moral development, and contribute to the construction of a solid identity and personality.” made his assessment.

Drawing attention to the importance and sensitivity of childhood, Arpaguş continued as follows:

“We should measure our success in teaching the Quran not by how much students memorize, but by their ability to establish a relationship of love and trust with the Quran that will last a lifetime. What is more important than a child of four or five years old knowing all the letters is that he comes running to the Quran lesson. What is more valuable than memorizing long surahs for a child at that age is that he can learn the love of Allah in a compassion-centered way. Therefore, we measure our success criteria not only on the amount of memorization, recognition of letters or the level of applying the rules of tajwid, but also on participation in the lesson, desire to learn, social “We have to read through multidimensional indicators such as interaction and positive attitudes towards the Quran.”

Arpaguş stated that they aim to develop a Quran education model that brings together knowledge and wisdom and transforms it into morality, and said, “In order to bring our children together with our own civilization values, we have to develop a strong pedagogical approach centered on wisdom, as in the Islamic education tradition. When we can do this, we will achieve great success in Quran education and we will have come a long way towards raising faithful, knowledgeable, moral and personality generations.” he said.

Emphasizing that they are trying to make the most of the realities revealed by science and the possibilities and opportunities of the age in terms of preparing children for the future in the best possible way, Arpaguş said, “We are constantly trying to update our educational programs and course materials with the contributions of child psychologists, child development experts, pedagogues, academics and educators in the field. Our workshop held here today is a manifestation of this sensitivity.” made his assessment.

Deputy President of Religious Affairs Hüseyin Harikalar, Chairman of the Mushaf Examination and Reading Board Osman İyişenyürek and General Director of Educational Services Sedide Akbulut also attended the workshop.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Trending