Connect with us

Daily Agenda

MHP lideri Bahçeli: Terörsüz Türkiye kritik bir eşik

Published

on


MHP Genel Başkanı Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasi hayatındaki 57 yıllık şerefli yolculuğunun yıldönümünde hepinizi en iyi dileklerimle, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

“Şanla Şerefle” nice 57 yıllara diyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından programımızı takip eden tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.

Türk milletinin yüzyıla damgasını vuracağı Türk ve Türkiye yüzyılının başında, yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz bir dönemde kutladığımız 57’nci yılımız hayırlı olsun, uğurlu olsun.

Bu yolculuk; yufka yüreklilerle çetin yolların aşılmayacağını bilenlerin onurlu ve kararlı yürüyüşüdür.

Vatanımızın her karışına, aziz milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür.

Bilge Kağan’dan, Alparslan’a;

Osman Gazi’den Fatih’e,

Kanuni’den Mustafa Kemal’e kadar;

Gaspıralı’dan Akçura’ya;

Mehmet Akif’ten Ziya Gökalp’e;

Mümtaz Turhan’dan Erol Güngör’e,

Osman Bölükbaşı’dan, Türkeş Bey’e kadar, elleri öpülesi isimli isimsiz sayısız ecdadımızın kutlu yürüyüşü ile bu günlere gelinmiş, “Devlet ebed müddet, millet ebed müddet” onlarla sağlanmıştır.

Ruhları şad mekânları Cennet olsun.

Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun.

Bu vesile ile Partimizin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i, rahmeti rahmana kavuşmuş tüm dava büyüklerimizi, aziz şehitlerimizi rahmet ve hürmetle yâd ediyorum.

Siyasi tarihimizin herhangi bir döneminde, üç hilali taşımış, hareketimizin yükselmesine omuz vermiş kıymetli dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

İlk günkü azim ve kararlılıkla, onurla mazimizi nice 57 yıllara taşıma kararlılığındayız.

Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel 57 senede ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik.

Fitneye gelmedik ihanete boyun eğmedik.

Ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk.

İmanla direndik, inançla güçlendik.

Hak’ka sığındık hakikatlilerle yürüdük.

Sabrettik, sebat ettik, desteği milletten, zaferi Allah’tan diledik.

Milletimize hizmet yolunda yılmadık yorulmadık.

İlk günkü azim ve kararla devletimizin bekası, milletimizin huzur ve refahı için gayret gösterdik.

Çok şükür ki başardık, mesafe aldık bu günlere ulaştık.

Kıymetli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Misafirler,

1948’de Millet Partisi’yle başlayan doğuş, Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’yle adım adım Milliyetçi Hareket Partisi’ne ulaşmış, 9 Şubat 1969’da Adana’da başlayan kutlu yolculuk, şeref dolu 57 yılı geride bırakmıştır.

Tarihten geleceğe giden yolculuğun son 57 yılına damgasını vuran Milliyetçi Hareket Partisi’nin öncelikli mücadele maksadı ve varlık nedeni, kahramanların taşıdığı milli bekanın kopartılmadan devamını sağlamaktır.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine layık bir istikbal meydana getirme davası olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasının yegâne siyasi temsilcisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinde yerini aldığı günden bu yana şartlar ne olursa olsun “önce ülkem ve milletim” düsturuyla, Türkiye’nin millî varlığına ve tarihî misyonuna sahip çıkmıştır.

Şüphesiz bugünlerin gerisinde mağduriyetler, çileler ve şahadetler vardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasi hayatında, milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın, ahlakçılığın ve Türk milletinin sinesinden doğmuş daha pek çok değerin temsilcisi olmuştur.

Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak görmüştür. Bizler, davasını ve ülkülerini hiçbir dünyevi menfaate değişmeyen, inanmış dava adamlarıyız.

Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir.

Bu şuurla, Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıldır Türk milletinin hizmetindedir. Siyasi yolculuğumuz acılı, çileli ve meşakkatli olsa da onur, şeref ve Türklüğe hizmet yolunda başarılarla da doludur.

Orhun vadisinde başlayan yolculuğumuz cihanşümul devletler kurarak sürmüş, Cumhuriyetimiz ile taçlanmıştır.

Kökümüz derindir, cihanın dört bir yanına yayılmıştır. Gövdemiz sağlamdır, adaletle sarılmıştır. Dallarımız birbirinden müstesna çiçeklerle doludur.

Asya bozkırlarından Cumhuriyete uzanan bu muazzam tarih, bizim kutbumuz ve beslendiğimiz ana membadır. Türk milliyetçiliğinin kaynağı Türk tarih ve kültürü, onun da sahibi Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, yüzyılların birikimiyle oluşmuş bir milli fikir müktesebatının siyasal arenadaki temsilcisidir.

Dünümüz bellidir ve görkemlidir. Yarınımız da Cenab-ı Allah’ın izni ve inayetiyle muhteşem olacaktır.

Milliyetçilik anlayışımız, milletimizin egemenliği ve bağımsızlığını her şeyin üzerinde gören, kültür, gelenek ve tarih temelli bir anlayıştır. Türk milliyetçiliğinde dışlayıcılığa, bağnazlığa, saldırganlığa asla yer yoktur. Cenab-ı Allah’ın yarattığı her insanı kıymetli sayar, her millete saygı duyarız. Türk milletini milletler camiası içinde layık olduğu yerde tutmanın mücadelesini veririz.

Türk milliyetçiliği merhum Ziya Gökalp’in ifadesiyle Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak ülkülerinin bir meczidir. Fikri temelleri çok daha eskide olan 57 yıllık siyasi yolculuğun başlangıcında, davamızın siyasi temsilcisinin muhteşem ve muteber adı “Milliyetçi Hareket Partisi” olarak konulmuştur.

1969, yeminimizin tazelendiği tarihtir. O yemin ki, Orhun’da taşlara kazınan söz, Yusuf Has Hacip’in öğüdü, Ahmet Yesevi’nin hikmetidir.

Mevlana’nın merhameti, Fatih’ın kılıcı, Süleyman’ın adaletidir.

Mustafa Kemal’in kararlılığı, Alparslan Türkeş’in cesaretidir.

Fikir dünyamız Ziya Gökalp ile mefkûre hamlesine dönüşmüş, “dilde, fikirde, işte birlik” diyen Gaspıralı İsmail ile sloganlaşmıştır. Osman Turan ve İbrahim Kafesoğlu ile tarih yolculuğuna çıkmış, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör ile doktrinini kuvvetlendirmiştir.

Kızılelma ve İlay-ı Kelimetullah ülkülerimiz aziz milletimizde karşılık bulmuş, gönüllere girmiş, Partimiz sayesinde de Türk siyasi hayatının değişmez parçaları olmuştur.

Böylesi bir tarihi mirasa sahip Partimiz, Türk milletinin bekası ve refahını ontolojik bir amaç olarak benimsemiştir.

Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir.

Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz.

Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye’nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır.

Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur.

Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir.

Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye’nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye’yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir.

Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur.

Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir.

Bu cümleden olarak Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir.

“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz, İstikrarlı Bölge” hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir.

Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir.

Türkiye’nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır. Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye’ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail’e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür.

Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti’nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur.

Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye’de yaşanan son gelişmeler, Türkiye’nin milli huzur ve güvenliği, “terörsüz Türkiye” hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir.

Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış “tek Suriye”nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.

Partimizin kuruluşunun 57’nci yıl dönümü de “terörsüz Türkiye” hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır.

Suriye’de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir.

Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye’nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir.

Gazze’de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir.

Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır.

Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır.

Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir.

Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir.

Aziz Milletim, Değerli Dava Arkadaşlarım,

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul’un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye’nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır.

Bu amaçla 2053 yılına kadar olan “27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı” bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye’yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre “2053 Küresel Liderlik Yol Haritası” üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır.

Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan “Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi” dir.

Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye’nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile “birlikte yaşama arzusunu” güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye’nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır.

İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan “Merkez Ülke Türkiye Dönemi”dir.

Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir “merkez ülke” olacaktır.

Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, “Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi” olacaktır.

2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan “lider ülke” konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır.

Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz.

Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz.

2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz.

Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz.

Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir.

İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız.

Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır.

Muhterem Dava Arkadaşlarım, Saygıdeğer Misafirler,

Milliyetçi Hareket Partisi; asırlara sari Türk devlet geleneğinin fikri ve vicdani unsurlarını taşıyan; çağdaş gelişmelerle bunları buluşturan aklın siyasetteki tezahürüdür.

Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıllık mazisi, siyasi ve fikri mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muteber burcudur. Üç hilal, sadece bugünün değil, yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsü, milli umutların düşmeyecek sancağıdır.

57 yılda Partimiz büyüyerek, daha güçlenerek emin ve ehil ellerde geleceğe taşınmaktadır. Türk siyasetinde müstesna bir yere sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi, köklü bir siyasi gelenekle birlikte demokrasinin, milli birliğin ve toplumsal uzlaşmanın temsilcisi ve temincisi olmuştur.

Demokratik siyasi kültürü, uzlaşma ve sorumluluk ahlakını önde tutan bir siyaset ve yönetim anlayışının yerleşmesinde öncü rol oynamıştır. Şartlara göre şekil alan değil, ilkelere göre yön tayin eden bir anlayışa sahiptir. Partimizin siyasal duruşunun merkezinde milli birlik ve beraberlik yer almaktadır.

Bu yönüyle 57 yıldır, milli ve manevi değerlerin tamamını esas alarak siyasal ve toplumsal merkezin temsilcisi olmuş, ortak değerlerin bütünleştiriciliğine odaklanmıştır.

Türk milletine millî, manevî ve insanî açılardan seslenen; sevgiyi, adaleti, özgürlüğü, barışı ve güven içinde gelişimi amaçlayan Türk Milliyetçiliği anlayışı sorunlara bakışımızın ve çözüm önerilerimizin temelini oluşturmaktadır.

Partimiz temel görüş ve ilkelerine bağlı kalarak, dünyadaki değişimi ve gelişimi doğru okuyan, Türk milletinin beklentilerini en üst seviyede karşılamak için program, hedef, politika ve projelerini, milletimizin ve insanlığın yararını gözeterek sürekli geliştiren dinamik bir partidir.

Milliyetçilik anlayışımız, zamanlar üstü bir muhtevaya sahip olmasının yanı sıra çağın ruhunu da kavramaktadır. Tam bağımsız ve Lider Ülke Türkiye’nin tarih sahnesinde yerini alması için üzerimize ne düşüyorsa yapmanın azmindeyiz.

Milliyetçi Hareket Partisi, “devlet ebed müddet, millet ebed müddet” felsefesinin, tarihin derinlerinden duyulan Kızılelma çağrısının, Turan ülküsünün ve İ’la-yı Kelimetullah davasının teslim alınamaz siyasi burcudur.

Refah ve mutluluk, hak ve adalet, güçlü bir demokrasi, huzur içinde bir hayat, ahlaklı bir kalkınma için Türk milletinin ümididir. Şartlar ne olursa olsun bu güne kadar milli birlik ve dayanışma ruhumuzu zayıflatmak, bin yıllık kardeşlik hukukumuzu zaafa düşürmek için oyun içinde oyun kuranlara fırsat vermedik, göz açtırmadık.

Nerede bir zulüm varsa, hangi coğrafyada haksızlık yaşanmışsa, tarafımızı ve tercihimizi insanlıktan yana belirledik, demokrasi düşmanlarına karşı milli iradeden yana tavır aldık. Çünkü biz politikalarının merkezine insanı koyan, demokrasi ile milliyetçiliği ikiz kardeş kabul eden Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.

İnancımız odur ki; Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında, Türk ve Türkiye Yüzyılı, millet sevdalısı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı eliyle adım adım inşa ve ihya edilecek, lider ülke Türkiye ülkümüz gerçekleşecektir.

Bu doğrultuda, azimle, inançla, gayretle çalışıyoruz. Kem sözlere itibar etmiyoruz. Partimizi ve ülkemizi kötü gösterme yarışında olanlara dönüp bakmıyoruz.

Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmeye odaklanırken, milletimizin haklı taleplerini karşılamak ve toplumsal meselelere çözüm üretmek için çalışmayı ihmal etmiyoruz. Kim ne yaparsa yapsın tahriklere kapılmayacak, Türkiye ve Türk milleti için çalışmaya devam edeceğiz.

Yılmayacağız, yorulmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız. Ufkumuz aydınlık, geleceğimiz parlak, yarınımız bugünden daha iyi olacaktır.

Bu düşüncelerle konuşmama son verirken bu anlamlı günümüzü paylaşmak için burayı şereflendiren ve yürekleri bizimle beraber çarpan bütün dava arkadaşlarıma ve saygıdeğer misafirlere teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin daha nice 57 yıllara şanla şerefle, aynı şevk, aynı heyecan, aynı coşku, aynı ruhla erişmesini temenni ediyorum. Cenab-ı Allah’tan, Partimize ve bizlere Türkiye’nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olmasını, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmamasını niyaz ediyorum. Her birinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

MHP’s Yalçın: There is no excuse for withdrawing from the case

Published

on


MHP’s Yalçın made evaluations regarding the country’s agenda in his written statement. Yalçın said, “The decline and internal interregnum in the CHP is a harbinger of difficult and damaging days for both the political future of the party, the situation of those who adhere to this party for various reasons, and the individuals, groups and circles that base their political calculations on partnership with it. What happened in the CHP has been an example, especially for the nationalist/conservative community, whose cumulative vote potential reaches 30 percent. By deviating from the line of Turkish nationalism with various excuses, the CHP and other “It has been clearly seen that those who seek adventure and success in political parties not only throw themselves into the fire, but also fuel the fire of discord in the groups they join,” he said.

‘THEY ARE Stuck in the dead ends of our political lives’

Yalçın said, “The painful story of ‘patchwork politicians’ who are being attacked by CHP extremists or who cannot hold on to this party these days is a part of the impasse that those who turned away from MHP’s 57-year-old struggle and ran away from the fight have fallen into. The vicious circle experienced by some so-called nationalist parties that once flourished under the wings of CHP and gained political party identity is another lesson in the same impasse. Getting stuck in the pit of heedlessness and misguidance.” Those who forget the thousands of martyrs of the Nationalist-Idealist Movement and the love of the struggle, those who deny the fact that the MHP is a cause party, those who seek cover for their own apostasy, those who seek success in other circles, are stuck in the dead ends of our political life, and the efforts of some separatist micro parties to gain political prestige and position in the eyes of the society by finding the square empty and those who are positioned in nationalist/conservative circles and delusions of miracles. “In short, renegades are painted in every color, they take the form of every mold they enter. They become members of every political party or a candidate. There is no excuse for breaking one’s word or abandoning the cause. Those who fall from the cause can find their part,” he said.

‘MHP IS AGAINST UNPRINCIPLES POLITICS’

Yalçın stated that those who left MHP have now lost the right to carry the title and identity of Idealists and said, “The exemplary stories of those who forgot the oath of Idealistism and their sense of belonging while being among us in the past and returned from the cause are well known in the Nationalist-Idealist Movement and MHP. MHP has always stood against unprincipled and slippery politics since its founding days. MHP has not changed its basic political principles, its consistent stance and stable politics It is time for those who turned away from the Nationalist-Idealist Movement and MHP, either due to economic concerns and reactions, or out of resentment or punishment, to put their hats on their backs and take stock of the nationalist/conservative masses who have supported the people and parties in question to date, and will definitely make a serious assessment of the situation and self-criticism in the face of the current political situation, leaving Türkiye’s future in the hands of incompetent ambitious people. “As MHP, we believe in our nation’s foresight and trust in its foresight,” he said.

‘TERRORISM-FREE Türkiye MEANS STABILITY’

Also touching on the ‘Terror-free Türkiye’ target, Yalçın said:

“The goal of a terror-free Türkiye is to first remove terrorism from Türkiye’s agenda forever, and then to be conducive to the spread of an environment of peace and stability throughout the region. Terror-free Turkey means political stability both in the country and in the region. Thanks to Türkiye’s moves, the terrorist swamps surrounding us have begun to be drained one by one. The new regional picture that is coming into being under the leadership of Türkiye will set an example for all countries and the journey from a terror-free Middle East to a terror-free world will begin. The phenomenon of terrorism-free Turkey will be a part of the society’s society.” “Various events and political activity programs have been carried out by MHP for a long time to explain this to all segments of society. Our council and board members, deputies, and members of the organization at all levels meet with different segments of the society, organize conversation meetings and visit homes and workplaces. On this occasion, the reasons and justifications for the Terror-Free Turkey step are expressed.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Transportation is a pain in the pocket in CHP municipalities

Published

on


While the most expensive water in Türkiye is sold by CHP municipalities, the most expensive public transportation service among the 30 metropolitan municipalities across Türkiye is also offered by CHP municipalities. Many transportation promises made by CHP’s Istanbul Metropolitan Municipality Mayor Ekrem İmamoğlu before the election were not realized. Instead of promises such as free transportation for under 12s, 50 TL subscription for students, free transfers and discounts for young people, transportation fees in Istanbul were increased again. With the latest decision, the full ticket price was increased to 42 TL and the student ticket was increased to 20.50 TL. Ankara Metropolitan Municipality Mayor Mansur Yavaş, who said “We will not give raises, we will support transportation tradesmen if necessary” during the election process, abolished the free transfer right of Ankara residents after his duty. With the latest increase, the full ticket price in Ankara was increased from 26 TL to 35 TL. Thus, an increase of approximately 35 percent was made on a single item. 17 of the transfers, which were free during the AK Party period,

With the increase to TL, the cost of commuting to and from work for an Ankara resident exceeded 100 TL per day, including transfers. With these prices, Ankara has become one of the cities using one of the most expensive transportation services in Türkiye.

THEY COMMITTED TO THEIR WORDS

It was once again seen that CHP administrations, which frequently emphasize social municipalism, quickly forget the promises they made when it comes to cheap service. Mansur Yavaş made a statement during the municipal budget negotiations, “I will buy 1000 new buses and transport the people of Ankara free of charge.” However, just a month after this promise, transportation prices increased. Yavaş’s promise during the election period that “Ankara will be the city with the cheapest service in Türkiye” was completely wasted with the price increases. Increasing ticket prices have left especially low-income citizens and students in an economic difficult situation. A similar picture also draws attention in other CHP metropolitan cities.

THE RACE FOR THE RAISE CONTINUES

There is literally a “transportation price increase race” between CHP’s metropolitan cities. Istanbul provides the most expensive transportation in Türkiye with 42 TL. The full ticket price is 40 TL in Bursa, and 35 TL in Ankara and Antalya. It is 33 TL in Tekirdağ and 32 TL in Adana. Student tickets cost around 17 TL on average in CHP municipalities. On the other hand, transportation prices are noticeably lower in metropolitan cities under AK Party rule. While the full ticket in Sakarya is 20 TL, the full ticket in Trabzon and Kahramanmaraş is 22 TL, and the student ticket is 10-11 TL. In AK Party’s Konya, which is Türkiye’s largest province by surface area, the full ticket is 22.50 TL and the student ticket is 9 TL.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

True love connected the veteran to life

Published

on


Gendarmerie Petty Officer Hasan Arısoy and Bircan Arısoy got married in 2006. The couple had a son. Arısoy became a veteran after losing both his eyes and his right hand as a result of the explosion of a mine laid by the separatist terrorist organization PKK during his duty in the Köprülü area of ​​Çukurca district of Hakkari in 2010. Arısoy, who was seriously injured, returned to his hometown Adana after 2 years of treatment at Gülhane Military Medical Academy. During this difficult process, he received the greatest support from his wife. Bircan Arısoy became her husband’s eyes and hands and did not leave him alone even for a moment.

THE MEANING OF FEBRUARY 14 HAS CHANGED

Describing the process he went through, Gazi Hasan Arısoy said, “The process I went through was very troublesome. It was not easy for me to get used to the new situation. I got back on my feet with the support of my family, colleagues and our state.” Arısoy said, “My wife has always been with me since the first day of the incident. I lost my eye and my hand, but my wife completed all my shortcomings. She was always with me in my stance against life and my struggle. She took care of both our child and me. She also took care of her own business during this process. I can say that my wife is the pillar of our family. Valentine’s Day was different for me before 2010. After this incident happened, the power of that love kept me alive. Valentine’s Day shows how important love is.” “And now it’s different because I feel my wife’s love for me,” he said. UAV

I AM WITH YOU IN GOOD AND BAD DAYS

Stating that her husband’s injury did not change anything for him, Bircan Arısoy said, “When we got married, we promised each other that we will be together in good times and bad times. My wife’s injury did not change much for me. He was always Hasan for me and remained that way after the incident. He calls me ‘my eye, my arm’. I believe that Hasan completes me. We love each other very much. We complete each other.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

More than 4 million applications to TEKNOFEST in 7 years

Published

on


TEKNOFEST, where millions of technology lovers come together every year, will be the meeting point for young people in 2026. Technology competitions will attract attention at TEKNOFEST, which will be held at Şanlıurfa GAP Airport. YOUNG PEOPLE WILL HAVE THE OPPORTUNITY TO APPLY

TEKNOFEST, which has been the meeting point of ideas since 2018, has hosted more than 4 million applications to date. At TEKNOFEST 2026, thousands of young people from all education levels, from primary school to postgraduate, will have the opportunity to apply to technology competitions in different categories to turn their dreams into projects.

4 NEW CATEGORIES ADDED

This year, unlike previous years, “Electronic Warfare Competition, Advanced Autonomous Systems Design and Operation Competition, TEKNOFEST Mining Technologies Competition, FPV Drone Tracking Competition and Technologies for the Benefit of Humanity Competition” were opened for applications for the first time. 52 DIFFERENT

WILL BE COMPETED IN THE CATEGORY

At TEKNOFEST 2026, technology competitions will be held in a total of 52 different categories in many fields such as “Rocket Competition, Agricultural Technologies Competition, Unmanned Aerial Vehicles Competitions, Steel Dome Air Defense Systems Competition, Artificial Intelligence Competition in Health and Secure Satellite Communication Competition”, which young people follow with great interest.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

“The lands of Gaza have turned into a children’s cemetery”

Published

on


Emine Erdoğan, wife of President Recep Tayyip Erdoğan, attended the TRT World Citizen Award Ceremony held at a hotel in Beşiktaş. In her speech at the ceremony, First Lady Erdoğan stated that TRT World Citizen Awards is a very valuable project that draws attention to global problems and raises awareness since 2017, and said, “There are more than 130 ongoing conflicts in many parts of the world. More than 676 million women and children are struggling to survive in the shadow of weapons. It is really difficult not to be pessimistic in the face of such a picture.” Stating that humans are the epitome of hope, First Lady Erdoğan said:

PEOPLE ARE FREEZING TO DIE

“We have a ‘World Citizen of the Year’ award winner who cannot be with us today. Our brother was one of the approximately 300 journalists murdered by Israel. Despite the ceasefire, attacks on Gaza still continue. It is a pity that when it comes to Palestine, the common conscience of humanity can remain silent despite universal values. While the lands of Gaza are turning into a children’s cemetery, in the region where the destruction reaches ninety percent, people freeze to death in winter conditions without even finding a tent. The pain of a child is a human being’s pain.” “It is one of the hardest trials anyone can experience; in Gaza, this pain has become a part of daily life. Unfortunately, these images are lost in the flow of social media, videos and promotions. Let’s not surrender to the fatigue of compassion. Let’s continue to be a voice for the oppressed, to correct the wrongs, to act with empathy and to stand against the oppressor wholeheartedly.” First Lady Erdoğan, who took a photo with the award winners at the end of the ceremony, said in her social media post, “I wholeheartedly congratulate the valuable names who were deemed worthy of the award and wish their courage and success on behalf of humanity to be permanent.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Türkiye’s star is shining – Last Minute News

Published

on


President Recep Tayyip Erdoğan spoke at the Boğaziçi University Boys’ and Girls’ Dormitories Opening Ceremony held at Boğaziçi University South Campus Albert Long Hall:

I am a brother of yours who has always walked with young people and tried to pave the way for them throughout my half-century of politics and government life. I am sensitive to frequently meet with young people, who are the future of our country, on different occasions. I would especially like to point out that I experienced the same excitement and joy today. As we see the brightness on our young people’s faces, the light and determination in their eyes, we renew our strength and energy every time. As we look at you and meet with our young people, we strengthen our belief in the future, our love for the great and powerful Türkiye, and our passion for the Turkish Century. I pray that God will open your path and your fortune. Together with my young friends here, I pray to God Almighty for a good, healthy and fruitful life for all our young people whose hearts beat for Türkiye.

ISTANBUL IS THE HOME OF KNOWLEDGE AND SCIENCE

For us, university; It is the center where science, ideas, that is, information, are produced and processed. For us, a student, that is, a student; It is valuable because it demands knowledge and aspires for knowledge. Look, these lands have hosted students, teachers, scientists and cultural experts from all over the world for centuries. Our scientists; He made valuable contributions to the world in every field of science and art, from medicine to geography, from architecture to poetry and literature. The light that illuminates the path of humanity has risen from the east for many years. Istanbul, in particular, became the home of knowledge and science; It has become a center, a source of light in every field. With the Republic period, these achievements were tried to be preserved as much as possible and the academic acquis was further strengthened. In other words, the link between the past and the future somehow continued to be maintained, even though it had its flaws.

WARM WELCOME

Erdoğan was welcomed with carnations by students at the university

Now we need to further strengthen this knowledge and move it to a better point by eliminating the shortcomings and completing the deficiencies. Especially our universities; I believe that it is essential that they focus on research, producing original and qualified information, and developing projects that open Türkiye’s path and horizons in accordance with its primary missions. Whether we have well-established universities like Boğaziçi or new universities opened during our governments; We sincerely hope that all of our 208 higher education institutions become Türkiye’s vision centers. The world is changing rapidly. While our society, private sector and business circles in Türkiye keep up with this change, and there is a reality of Türkiye becoming increasingly popular on a global scale, our universities also need to adapt, renew and update themselves. We should never be afraid of change, transformation and evolution. I find it useful to remind you that:

It should not be forgotten that if there is movement somewhere, there will be abundance. In the opposite case, regression becomes inevitable. Stagnant water gathers moss; After a while it starts to rot. We view all our universities, including Boğaziçi, with this perspective. We are working as hard as we can to ensure that our universities achieve this atmosphere. Of course, in this process, are there those who block our way or create obstacles for us? It’s happening. Especially those who see universities as the backyard of their ideology and establish a feudal order as they please, to be frank, do not want to lose their privileges. Unfortunately, the diversification of Türkiye’s cultural and artistic life and the focus of our universities on their primary missions rather than ideological formatting do not suit these groups.

UNIVERSITIES ARE HOMES OF SCIENCE, NOT BATTLEFIELDS

Universities are not free centers of science; Despite this so-called libertarian but essentially oppressive mentality, which sees us as a battlefield of ideologies and positions to be controlled, we are walking determinedly towards our goals. Hopefully, we will continue to move forward without stopping or hesitation until we reach the destination. I would also like to emphasize this here: We attach great importance to the fact that our university professors continue their localization efforts while doing universal work.

WE WILL SAVE A LABORATORY BUILDING WORTH 3 BILLION LIRAS

23 years ago, the budget allocated to education was only 7.5 billion lira. I would like to share two more important good news with you here. Hopefully, we will rebuild the Boğaziçi University Library, which was destroyed last year because it was not earthquake resistant, in the very near future. We hope that our new library, which has an investment value of 2 billion liras, will be beneficial for our university and our students. Next year, we will provide Boğaziçi University with a fully equipped and modern laboratory building with an investment of 3 billion liras.

TOTAL COST OF 2 COUNTRIES IS 1.1 BILLION LIRA

The men’s dormitory built within Boğaziçi University has 55 rooms and a capacity of 210 students. The total cost of the dormitory is 350 million TL. North Campus Girls’ Dormitory has 135 rooms and a capacity of 706 students. The cost of the project was stated as 800 million TL.



Source link

Continue Reading

Trending