Connect with us

Daily Agenda

MHP lideri Bahçeli: Terörsüz Türkiye kritik bir eşik

Published

on


MHP Genel Başkanı Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasi hayatındaki 57 yıllık şerefli yolculuğunun yıldönümünde hepinizi en iyi dileklerimle, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

“Şanla Şerefle” nice 57 yıllara diyorum.

Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından programımızı takip eden tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.

Türk milletinin yüzyıla damgasını vuracağı Türk ve Türkiye yüzyılının başında, yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz bir dönemde kutladığımız 57’nci yılımız hayırlı olsun, uğurlu olsun.

Bu yolculuk; yufka yüreklilerle çetin yolların aşılmayacağını bilenlerin onurlu ve kararlı yürüyüşüdür.

Vatanımızın her karışına, aziz milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür.

Bilge Kağan’dan, Alparslan’a;

Osman Gazi’den Fatih’e,

Kanuni’den Mustafa Kemal’e kadar;

Gaspıralı’dan Akçura’ya;

Mehmet Akif’ten Ziya Gökalp’e;

Mümtaz Turhan’dan Erol Güngör’e,

Osman Bölükbaşı’dan, Türkeş Bey’e kadar, elleri öpülesi isimli isimsiz sayısız ecdadımızın kutlu yürüyüşü ile bu günlere gelinmiş, “Devlet ebed müddet, millet ebed müddet” onlarla sağlanmıştır.

Ruhları şad mekânları Cennet olsun.

Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun.

Bu vesile ile Partimizin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i, rahmeti rahmana kavuşmuş tüm dava büyüklerimizi, aziz şehitlerimizi rahmet ve hürmetle yâd ediyorum.

Siyasi tarihimizin herhangi bir döneminde, üç hilali taşımış, hareketimizin yükselmesine omuz vermiş kıymetli dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

İlk günkü azim ve kararlılıkla, onurla mazimizi nice 57 yıllara taşıma kararlılığındayız.

Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel 57 senede ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik.

Fitneye gelmedik ihanete boyun eğmedik.

Ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk.

İmanla direndik, inançla güçlendik.

Hak’ka sığındık hakikatlilerle yürüdük.

Sabrettik, sebat ettik, desteği milletten, zaferi Allah’tan diledik.

Milletimize hizmet yolunda yılmadık yorulmadık.

İlk günkü azim ve kararla devletimizin bekası, milletimizin huzur ve refahı için gayret gösterdik.

Çok şükür ki başardık, mesafe aldık bu günlere ulaştık.

Kıymetli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Misafirler,

1948’de Millet Partisi’yle başlayan doğuş, Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’yle adım adım Milliyetçi Hareket Partisi’ne ulaşmış, 9 Şubat 1969’da Adana’da başlayan kutlu yolculuk, şeref dolu 57 yılı geride bırakmıştır.

Tarihten geleceğe giden yolculuğun son 57 yılına damgasını vuran Milliyetçi Hareket Partisi’nin öncelikli mücadele maksadı ve varlık nedeni, kahramanların taşıdığı milli bekanın kopartılmadan devamını sağlamaktır.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine layık bir istikbal meydana getirme davası olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasının yegâne siyasi temsilcisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinde yerini aldığı günden bu yana şartlar ne olursa olsun “önce ülkem ve milletim” düsturuyla, Türkiye’nin millî varlığına ve tarihî misyonuna sahip çıkmıştır.

Şüphesiz bugünlerin gerisinde mağduriyetler, çileler ve şahadetler vardır.

Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasi hayatında, milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın, ahlakçılığın ve Türk milletinin sinesinden doğmuş daha pek çok değerin temsilcisi olmuştur.

Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak görmüştür. Bizler, davasını ve ülkülerini hiçbir dünyevi menfaate değişmeyen, inanmış dava adamlarıyız.

Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir.

Bu şuurla, Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıldır Türk milletinin hizmetindedir. Siyasi yolculuğumuz acılı, çileli ve meşakkatli olsa da onur, şeref ve Türklüğe hizmet yolunda başarılarla da doludur.

Orhun vadisinde başlayan yolculuğumuz cihanşümul devletler kurarak sürmüş, Cumhuriyetimiz ile taçlanmıştır.

Kökümüz derindir, cihanın dört bir yanına yayılmıştır. Gövdemiz sağlamdır, adaletle sarılmıştır. Dallarımız birbirinden müstesna çiçeklerle doludur.

Asya bozkırlarından Cumhuriyete uzanan bu muazzam tarih, bizim kutbumuz ve beslendiğimiz ana membadır. Türk milliyetçiliğinin kaynağı Türk tarih ve kültürü, onun da sahibi Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, yüzyılların birikimiyle oluşmuş bir milli fikir müktesebatının siyasal arenadaki temsilcisidir.

Dünümüz bellidir ve görkemlidir. Yarınımız da Cenab-ı Allah’ın izni ve inayetiyle muhteşem olacaktır.

Milliyetçilik anlayışımız, milletimizin egemenliği ve bağımsızlığını her şeyin üzerinde gören, kültür, gelenek ve tarih temelli bir anlayıştır. Türk milliyetçiliğinde dışlayıcılığa, bağnazlığa, saldırganlığa asla yer yoktur. Cenab-ı Allah’ın yarattığı her insanı kıymetli sayar, her millete saygı duyarız. Türk milletini milletler camiası içinde layık olduğu yerde tutmanın mücadelesini veririz.

Türk milliyetçiliği merhum Ziya Gökalp’in ifadesiyle Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak ülkülerinin bir meczidir. Fikri temelleri çok daha eskide olan 57 yıllık siyasi yolculuğun başlangıcında, davamızın siyasi temsilcisinin muhteşem ve muteber adı “Milliyetçi Hareket Partisi” olarak konulmuştur.

1969, yeminimizin tazelendiği tarihtir. O yemin ki, Orhun’da taşlara kazınan söz, Yusuf Has Hacip’in öğüdü, Ahmet Yesevi’nin hikmetidir.

Mevlana’nın merhameti, Fatih’ın kılıcı, Süleyman’ın adaletidir.

Mustafa Kemal’in kararlılığı, Alparslan Türkeş’in cesaretidir.

Fikir dünyamız Ziya Gökalp ile mefkûre hamlesine dönüşmüş, “dilde, fikirde, işte birlik” diyen Gaspıralı İsmail ile sloganlaşmıştır. Osman Turan ve İbrahim Kafesoğlu ile tarih yolculuğuna çıkmış, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör ile doktrinini kuvvetlendirmiştir.

Kızılelma ve İlay-ı Kelimetullah ülkülerimiz aziz milletimizde karşılık bulmuş, gönüllere girmiş, Partimiz sayesinde de Türk siyasi hayatının değişmez parçaları olmuştur.

Böylesi bir tarihi mirasa sahip Partimiz, Türk milletinin bekası ve refahını ontolojik bir amaç olarak benimsemiştir.

Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir.

Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz.

Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye’nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır.

Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur.

Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir.

Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye’nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye’yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir.

Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur.

Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir.

Bu cümleden olarak Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir.

“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz, İstikrarlı Bölge” hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir.

Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir.

Türkiye’nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır. Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye’ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail’e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür.

Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti’nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur.

Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye’de yaşanan son gelişmeler, Türkiye’nin milli huzur ve güvenliği, “terörsüz Türkiye” hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir.

Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış “tek Suriye”nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.

Partimizin kuruluşunun 57’nci yıl dönümü de “terörsüz Türkiye” hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır.

Suriye’de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir.

Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye’nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir.

Gazze’de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir.

Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır.

Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır.

Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir.

Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir.

Aziz Milletim, Değerli Dava Arkadaşlarım,

Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul’un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye’nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır.

Bu amaçla 2053 yılına kadar olan “27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı” bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye’yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre “2053 Küresel Liderlik Yol Haritası” üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır.

Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan “Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi” dir.

Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye’nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile “birlikte yaşama arzusunu” güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye’nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır.

İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan “Merkez Ülke Türkiye Dönemi”dir.

Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir “merkez ülke” olacaktır.

Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, “Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi” olacaktır.

2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan “lider ülke” konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır.

Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz.

Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz.

2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz.

Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz.

Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir.

İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız.

Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır.

Muhterem Dava Arkadaşlarım, Saygıdeğer Misafirler,

Milliyetçi Hareket Partisi; asırlara sari Türk devlet geleneğinin fikri ve vicdani unsurlarını taşıyan; çağdaş gelişmelerle bunları buluşturan aklın siyasetteki tezahürüdür.

Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıllık mazisi, siyasi ve fikri mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muteber burcudur. Üç hilal, sadece bugünün değil, yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsü, milli umutların düşmeyecek sancağıdır.

57 yılda Partimiz büyüyerek, daha güçlenerek emin ve ehil ellerde geleceğe taşınmaktadır. Türk siyasetinde müstesna bir yere sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi, köklü bir siyasi gelenekle birlikte demokrasinin, milli birliğin ve toplumsal uzlaşmanın temsilcisi ve temincisi olmuştur.

Demokratik siyasi kültürü, uzlaşma ve sorumluluk ahlakını önde tutan bir siyaset ve yönetim anlayışının yerleşmesinde öncü rol oynamıştır. Şartlara göre şekil alan değil, ilkelere göre yön tayin eden bir anlayışa sahiptir. Partimizin siyasal duruşunun merkezinde milli birlik ve beraberlik yer almaktadır.

Bu yönüyle 57 yıldır, milli ve manevi değerlerin tamamını esas alarak siyasal ve toplumsal merkezin temsilcisi olmuş, ortak değerlerin bütünleştiriciliğine odaklanmıştır.

Türk milletine millî, manevî ve insanî açılardan seslenen; sevgiyi, adaleti, özgürlüğü, barışı ve güven içinde gelişimi amaçlayan Türk Milliyetçiliği anlayışı sorunlara bakışımızın ve çözüm önerilerimizin temelini oluşturmaktadır.

Partimiz temel görüş ve ilkelerine bağlı kalarak, dünyadaki değişimi ve gelişimi doğru okuyan, Türk milletinin beklentilerini en üst seviyede karşılamak için program, hedef, politika ve projelerini, milletimizin ve insanlığın yararını gözeterek sürekli geliştiren dinamik bir partidir.

Milliyetçilik anlayışımız, zamanlar üstü bir muhtevaya sahip olmasının yanı sıra çağın ruhunu da kavramaktadır. Tam bağımsız ve Lider Ülke Türkiye’nin tarih sahnesinde yerini alması için üzerimize ne düşüyorsa yapmanın azmindeyiz.

Milliyetçi Hareket Partisi, “devlet ebed müddet, millet ebed müddet” felsefesinin, tarihin derinlerinden duyulan Kızılelma çağrısının, Turan ülküsünün ve İ’la-yı Kelimetullah davasının teslim alınamaz siyasi burcudur.

Refah ve mutluluk, hak ve adalet, güçlü bir demokrasi, huzur içinde bir hayat, ahlaklı bir kalkınma için Türk milletinin ümididir. Şartlar ne olursa olsun bu güne kadar milli birlik ve dayanışma ruhumuzu zayıflatmak, bin yıllık kardeşlik hukukumuzu zaafa düşürmek için oyun içinde oyun kuranlara fırsat vermedik, göz açtırmadık.

Nerede bir zulüm varsa, hangi coğrafyada haksızlık yaşanmışsa, tarafımızı ve tercihimizi insanlıktan yana belirledik, demokrasi düşmanlarına karşı milli iradeden yana tavır aldık. Çünkü biz politikalarının merkezine insanı koyan, demokrasi ile milliyetçiliği ikiz kardeş kabul eden Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.

İnancımız odur ki; Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında, Türk ve Türkiye Yüzyılı, millet sevdalısı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı eliyle adım adım inşa ve ihya edilecek, lider ülke Türkiye ülkümüz gerçekleşecektir.

Bu doğrultuda, azimle, inançla, gayretle çalışıyoruz. Kem sözlere itibar etmiyoruz. Partimizi ve ülkemizi kötü gösterme yarışında olanlara dönüp bakmıyoruz.

Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmeye odaklanırken, milletimizin haklı taleplerini karşılamak ve toplumsal meselelere çözüm üretmek için çalışmayı ihmal etmiyoruz. Kim ne yaparsa yapsın tahriklere kapılmayacak, Türkiye ve Türk milleti için çalışmaya devam edeceğiz.

Yılmayacağız, yorulmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız. Ufkumuz aydınlık, geleceğimiz parlak, yarınımız bugünden daha iyi olacaktır.

Bu düşüncelerle konuşmama son verirken bu anlamlı günümüzü paylaşmak için burayı şereflendiren ve yürekleri bizimle beraber çarpan bütün dava arkadaşlarıma ve saygıdeğer misafirlere teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin daha nice 57 yıllara şanla şerefle, aynı şevk, aynı heyecan, aynı coşku, aynı ruhla erişmesini temenni ediyorum. Cenab-ı Allah’tan, Partimize ve bizlere Türkiye’nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olmasını, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmamasını niyaz ediyorum. Her birinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.

Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

Not accepting guests is a reason for divorce

Published

on


The couple, who have been married for 43 years, mutually applied to the Family Court and filed for divorce. The plaintiff woman, a retired teacher, claimed that her husband, a retired civil servant, was addicted to gambling and did not even pay the bills of the house. She stated that the husband filed a lawsuit to prolong the trial, that the parties got married in 1981, that the husband was gambling, and that he constantly made statements such as ‘Are you a woman, you are the most retarded’. The man who testified in court claimed that the wife’s attitude and behavior caused the marital union to be shaken, that the wife behaved badly and slandered, and that he had a simple life and was subjected to violence and insults.

The woman; It was decided that both cases were accepted and the parties were divorced on the grounds that he did not allow his wife to meet with his family, did not want guests to come to the house, constantly changed furniture and made expenses, and that although both parties were at fault, the woman was more seriously at fault than the man. It was decided to reject the wife’s request for material and moral compensation of 75 thousand liras and poverty alimony, and to award 5 thousand liras of material and 5 thousand liras of non-pecuniary compensation for the man. In the case, the General Assembly of the Supreme Court of Appeals made a precedent decision. In the decision, it was stated that “It is undisputed that the woman is seriously at fault and the man is slightly at fault in the events that led to the divorce. The decision to reject the male spouse’s compensation claims is not in accordance with the announced legal regulations and principles.”

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.


News Entry
Mete Efendioğlu – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

‘We must keep our traditional values ​​alive’ – Last Minute News

Published

on


Kökbörü League 2026 Semi-Final Competitions, organized by the Turkish Traditional Wrestling and Equestrian Sports Federation (TGASDF), were held in İbradı district of Antalya. Representatives of NGOs and political parties and many sports fans attended the competitions. Speaking here, World Ethnosport Confederation Chairman Necmettin Bilal Erdoğan stated that they started their traditional sports journey in 2015 and said, “We established the ethnosport union, we are the largest traditional sports umbrella organization in the world. We said let’s introduce the javelin in Anatolia to our compatriots in Central Asia, and let’s introduce the kokbörü sport of our compatriots in Central Asia to Anatolia.

“Our Kyrgyz brothers were already playing Kökbörü among themselves, and our teams that did not know Kökbörü also learned it,” he said. Noting that the world was going through a complicated process, wars and genocides were taking place, Erdoğan stated that we cannot remain silent about what is happening in the world with the strong heritage from history and that we must be strong as a nation. Emphasizing that culture, belief, traditions and customs should be kept alive, Erdoğan said, “Culture is reflected in our food, sports, clothes and everything else. Therefore, the more we carry our old customs, traditions and customs to future generations, the more chance we have of keeping alive the values ​​that make us who we are. We are who we are as long as the values ​​that make us who we are live. That’s why we remember and keep our traditional clothes alive, around our traditional sports, and we keep our traditional music alive,” he said.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.


News Entry
Mete Efendioğlu – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Fire solidarity – Breaking News

Published

on


Spain, which has been fighting forest fires for days, thanked Türkiye for sending support to the extinguishing efforts. Türkiye immediately responded to the call for help made through the European Union Civil Protection Mechanism due to uncontrolled forest fires in Spain. Ankara dispatched 2 fire extinguishing aircraft to the region with an emergency code to participate in fire extinguishing operations.

Türkiye’s air support move was welcomed in Spain. Spanish politician and European Parliament (EP) member Nacho Sanchez Amor thanked President Recep Tayyip Erdoğan and Türkiye for this solidarity move against the fire disaster.

IT’S NICE TO HAVE FRIENDS
Drawing attention to the solidarity between the two countries after the planes were sent in the message he shared on social media, Sanchez Amor said, “We thank Turkey and President Erdoğan for sending a plane to help the Spanish authorities in our fight against forest fires. It is nice to have friends around us. If the need arises (I hope such a situation does not happen), we are always ready to help you.”

THE FLAMES CANNOT BE EXTINGUISHED
The fight against ongoing forest fires in the capital cities of Madrid and Avila continues. Spain’s Military Emergency Unit (UME) announced that they were fighting three separate fires with 1,200 soldiers and 400 vehicles.

On the other hand, in France, which had difficulties in fighting fires, approximately 42 thousand hectares of land turned to ashes. The Ministry of Internal Affairs stated that the fire was now unpredictable. It has been reported that approximately 13 thousand fires have broken out since the beginning of the year in France, which is in the most difficult fire season in its history. More than 300 thousand people had to leave their homes in two countries, and thousands of people took shelter in emergency shelters.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.


News Entry
Mete Efendioğlu – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Extra fight between CHP and New Party

Published

on


The allegations that nearly 200 extras were brought to the badge-wearing ceremony attended by CHP Chairman Kemal Kılıçdaroğlu in Istanbul and that the hall was filled in this way were denied, accompanied by harsh criticism, from CHP Istanbul Provincial Chairman Gürsel Tekin and former CHP General Secretary Mehmet Sevigen. Gürsel Tekin, who held a press conference, said: “They did something that the devil would never think of.

We filed a criminal complaint immediately at night. At first, me and our friends were not involved in any dirty side. We did not set a trap for anyone. Whoever set this trap, even if it is my brother, dear prosecutors, you will go to the end. We will definitely find whoever is responsible for this FETO-like scheme. “What happens if there are 70 people missing in a huge hall, what happens if there are more?”

MEDIA TRACE FUNDS
Reacting to CHP Chairman Kemal Kılıçdaroğlu and the supporting media that broadcast bias against them, Tekin said, “700-800 of our friends around our hall could not even enter. Because the number of the hall was limited. Our kindness has reached the limit. We know what we have suffered from these for 10 months.” Tekin, who also revealed with his documents the invoices issued by Özel and his team to some media organs, said, “Burhanettin Bulut is looking at ‘media buying’. Aziz İhsan is buying Burhanettin, and Burhanettin is buying your news.

Yesterday the first two news were published by Akşam and BirGün. “Here are the invoices issued to Gazete Gündem,” he said. Tekin also showed the 3.5 million lira invoice that Özel and his team allegedly issued to BirGün Newspaper. Speaking to SABAH, former CHP General Secretary Mehmet Sevigen said, “I was there too. They tell stories. Don’t we have the power to find 200-300 people and give money to casting agencies? If we had such a problem, we would immediately bring 10 thousand men from the provinces and districts. I can’t understand what kind of CHP these people are creating in their minds. “I personally know 90 percent of the people in the hall,” he said. Meanwhile, the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office launched an investigation into the allegations upon the application of the CHP. In this crisis, which was reflected in the field after Özel and his team left the CHP and formed a New Party, there was no direct evaluation from the Özgür Özel front regarding the “extra” allegations.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.


News Entry
Mete Efendioğlu – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

They doubled the tweets – MELİH ALTINOK

Published

on


CHP journalists must be due to the unrest in their party, they are very aggressive.
Some people’s plans and dreams have been dashed. Some have wounds. Kılıçdaroğlu team shares the records of the money paid to CHP journalists, name by name, every day during the special period. Yılmaz Özdil confirms by saying, “They offered me money too.”
The reasons may be different, but the result is sad.
You may have noticed that recently, someone had a crisis while presenting news and started talking to himself. He took his anger out on Syrian President Shara:
“When you make a murderer president, you do not become a nation where everyone will applaud a murderer. You cannot make two terrorists respect you when you wear a tie like that. This is a state founded by the commander-in-chief, Gazi Mustafa Kemal Atatürk!”
Another one advised his colleagues in the media, “Let’s not even mention the name of CHP from now on, let’s talk about CHP as much as we do not write anything about small parties.”
Only CHP journalists?
Fugitive FETO members are also on the front.
Yesterday, CHP member Atilla Sertel exposed one of them with the following words: “Listen to this speech of the FETO fugitive traitor (Cevheri Güven). This FETO fugitive, who has sworn to destroy the CHP and is an enemy of Mustafa Kemal Atatürk, is giving advice to Özgür Özel and his friends. I bring it to the attention of those in the New Party. I hope they will give the necessary response to these FETO members.”
I opened the video shared by Sertel. The person he mentioned was giving the following tactics for the New Party to succeed:
“For Özgür Özel, the Republican People’s Party has no longer been the main opposition party, it is a party that will disappear with Kemal Kılıçdaroğlu. All these CHP cadres should now leave their agenda, they should not even mention their names. What should they focus on? Power. What they should focus on is the people. The CHP book should now be completely closed. CHP should be one of the parties that will be forgotten and destroyed. Just like ANAP, just like the True Path Party…”
The only chance for tens of thousands of fugitive FETO members to return to Türkiye is Erdoğan’s overthrow. They spend their time 24/7 on this job. This time, their only hope is not Kılıçdaroğlu’s CHP, but the New Party of the Özel-İmamoğlu duo.
The main opposition leadership, which will be a spare wheel for İmamoğlu, is enough for Özel in the first stage, but this target will no longer cut the strings of FETO, which was taken over by Israel; The owners want power.
That’s why they doubled down on tweets and unleashed their trolls on those who criticized the New Party.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister Kacır: “Terminal Istanbul will serve as the world’s largest entrepreneurship center”

Published

on


Kacır made a written statement regarding the Terminal Istanbul project. In the statement, Kacır gave information about the ongoing works of the Terminal Istanbul project at Atatürk Airport and said, “Terminal Istanbul is the initial stage. The first step of the world’s largest entrepreneurship center. Very soon.” he said.

Minister Kacır: Terminal Istanbul will serve as the world's largest entrepreneurship center

THE WORLD’S LARGEST ENTREPRENEURSHIP CENTER

On the other hand, according to the statement made by the ministry, Terminal Istanbul, which will be established at Atatürk Airport in line with the vision of the National Technology Move, will bring together Türkiye’s technology ecosystem and young entrepreneurs with world giants. The center, which aims to host thousands of entrepreneurs, technology companies and investors, will serve as the world’s largest entrepreneurship center with universal acceleration programs, co-working spaces and incubation centers. Terminal Istanbul will bring global knowledge, capital and experience directly to the Turkish ecosystem, thanks to the established strategic international collaborations. In this context, the partnership established with Techstars, one of the world’s largest accelerators, will be one of the strongest examples of global actors actively taking part within the center. Turkish enterprises’ access to global markets will be systematically supported, thanks to the contacts made in different geographies, especially Pakistan, Qatar, Paris and London, and the connections established with the Turkish diaspora and international technology platforms.

Minister Kacır: Terminal Istanbul will serve as the world's largest entrepreneurship center

A CLUSTER STRUCTURE WILL BE CREATED

With the Tech Visa program implemented by the Ministry of Industry and Technology, the way will be paved for high-potential startups from different geographies of the world to operate within Terminal Istanbul. While the rapid adaptation of foreign enterprises to the Turkish market will be ensured through “soft landing” programs, grants, exemptions and incentive mechanisms, domestic enterprises will also be supported to expand into global markets. The center will accelerate the commercialization processes of deep technology initiatives, especially with shared laboratories, common access to high-cost devices, consumable supply centers and digital infrastructure solutions. In this way, it is aimed to produce a direct solution to the problem of non-commercialization of academic studies and R&D outputs. In addition, thanks to the cluster structure that will be created with the contribution of domestic technology leaders and global companies in 34 different technology verticals, vertical expertise will be provided in a wide range of fields, from artificial intelligence to biotechnology, from mobility to space technologies.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Trending