Connect with us

Daily Agenda

Son dakika: Bakan Tunç’tan Selahattin Demirtaş açıklaması

Published

on


Bakan Tunç, adalet sistemiyle ilgili dezenformasyonun, adalete güvensizliğe neden olduğunu belirterek, “Vatandaşlarımızın adalete güven duygusunun zedelenmemesi lazım. Özellikle yargıya güveni sarsmaya yönelik birtakım propagandalar da yapılıyor.” dedi.

Adalet Bakanı Tunç, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda gündemdeki konuları değerlendirdi.

Yargıya yönelik dezenformasyonun asıl amacının güvensizlik oluşturarak hükümeti yıpratmak olduğunu ve bunun neticesinde milletin zarar gördüğünü Vurgulayan Bakan Tunç, yargıya güvenin önemine dikkati çekerek, bu konuda kamuoyunda infiale neden olan somut bir örneği paylaştı.

Toplumda endişe yaratan bir dezenformasyon örneğine değinen Bakan Tunç, “Bir gazeteci, ‘Ceren Özdemir’in katili açık cezaevine çıktı. Yakında topluma karışacak. Katiller aramızda dolaşıyor’ şeklinde bir yayın yaptı. Bu iddia milyonlarca kişiye yayıldı ve ‘İşte adalet! Türkiye’de hukuk yok’ gibi yorumlara neden oldu.” ifadelerini kullandı.

Bu iddianın kamuoyunda yarattığı telaş üzerine bir araştırma yaptıklarını belirten Tunç, şunları kaydetti;

Gördük ki, bu kişi hala yüksek güvenlikli cezaevinde ve çıkması mümkün değil. Ama ne oldu o yayın? Milyonlarca yayıldı. O yayının altına yorumlar yapıldı. İşte adalet! Türkiye’de hukuk yok vesaire. Tabii, ne oluyor o zaman? Adalete güven zedeleniyor. Vatandaşlarımızın adalete güven duygusunun zedelenmemesi lazım. Bazı basın mensupları var ki konuyu gazeteciliğin ötesine taşıyor. Başka bir amaç taşıyor. O, onun bir dezenformasyon olduğunu, yalan haber olduğunu aslında biliyor.

“Yargıya güveni sarsmaya yönelik propagandalar yapılıyor”

Her meslekte olduğu gibi yargının içerisinde yanlış yapanlar da olabilir. Ama bunun sistem içerisindeki ayrışmasını gene yargı kendisi yapar. Gazetecilikte de öyle. Özellikle yargı ile ilgili, adalet ile ilgili konularda yorum yaparken ya da bir sosyal medya paylaşımını gördüğümüzde hemen inanmamamız lazım. ‘Acaba, bu böyle mi?’ diye doğruluğunu tespit etmek lazım. Özellikle yargıya güveni sarsmaya yönelik birtakım propagandalar da yapılıyor.

Bakan Tunç, açıklamalarına şöyle devam etti;

(Siber suçlar) Bunlar internet yoluyla örgütleniyorlar. Mesela İzmir’deki polis cinayeti, 3 polis şehit oldu. 16 yaşındaki bir çocuk bunu yapan. Bu çocuk tamamen kendi içine kapalı, hiç ailesinin bile haberi olmadan bilgisayar başında resmen bir eğitim almış ama ona eğitim verenleri de tanımıyor. Tamamen dijital ortamda, internet ortamında görüştüğü, suratını görmediği, yazışmalardan etkilenip kendisini adeta bir örgüt mensubu gibi görüyor. En son yaptığı paylaşımda, ‘İşte ben’ diyor, ‘Gideceğim, katliam yapacağım’ vesaire diye mesaj atıyor. Babasının silahını alıyor ve orada polislerimizi şehit etti.

Burada hem bu tür suçlar hem işte uyuşturucu ticareti, sanal bahis, sanal kumar, yasa dışı bütün faaliyetler, yani artık bu teknoloji çağında dolandırıcılık, kripto para vesaire tüm bunlar internet ortamında yapılan eylemler. Şimdi bunlar gerçek hayatta yapılırsa zaten suç. Gerçek hayatta bunları kovalamak daha kolay ama dijital ortamda bunların izini sürmek kolay değil.

“Siber suçlar ülke sınırlarını aşıyor”

2 hafta önce Vietnam’daydık, Siber Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni imzaladık. Bütün ülkelerin problemi. Bu suçlar sadece ülke sınırında değil, ülke sınırını aşıyor. Dolayısıyla, ülkelerin tek başına mücadele etmesi mümkün değil. O zaman oturup bir sözleşme yapalım, bu konuda yasalarımızı düzenleyelim, birlikte mücadele edelim düşüncesi hasıl oldu ve biz 80 ülkenin bakanı oradaydık. İlk imzalayan ülkelerden birisiyiz.

Bizim 11. Yargı Paketinde bilişim suçlarıyla ilgili düzenlemelerimiz var. Bilişim yoluyla işlenen suçların önlenmesi, internet yoluyla işlenen suçların önlenmesine dair bir kanunumuz var ama o genelde kişilik hakları, sosyal medyadaki erişimin engellenmesi falan onları düzenliyor. Türk Ceza Kanunu’nda bilişim suçlarıyla ilgili yapılan düzenlemeler, daha detaylı yapacağımız düzenlemeler.

“Çocukları suça sürükleyenlerin cezaları artırılacak”

Sanal ortamda suç tespit edebilmek için, nasıl sokakta gece bekçiler var, polis devriye geziyor aynı devriyelerin sanal ortamda da gezmesi lazım siber polislerin. Nasıl açık alanda güvenliğe önem veriyorsak, siber alemde de güvenliğe önem vermemiz lazım.

Bizim bu konuda adliyelerde bilişim suçları büroları var. Yeni nesil suç şebekeleri dediğimiz, TCK 220’de yer alan düzenlememiz var. Milletvekillerimiz şu anda bunu teklife daha dönüştürmediler. 11. Yargı Paketinde olacak. Çocukları suça sürükleyen, suçta çocukları araç olarak kullananlarla ilgili cezaların arttırılması söz konusu.

Teklifle; örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarının hapis cezalarının alt ve üst sınırları artırılmaktadır. Böylelikle suçla daha etkin mücadele edilmesi ve toplumsal huzur ve sükûnun sağlanması amaçlanmaktadır. Buna göre; Örgüt kurma ve yönetme suçunun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis iken 5 yıldan 10 yıla çıkartılacak. Örgüt üyeliği suçunun cezasının üst sınırı 4 yıl hapis iken 5 yıl hapis cezası olarak belirlenmektedir.

Yine örgütün silahlı olması halinde cezada dörtte birinden yarısına kadar yapılan artırım, sadece yarısı oranında olacak şekilde düzenlenmektedir. Buna göre silahlı bir örgütü yöneten kişiye 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilirken Teklife göre 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilecektir. Diğer yandan, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine verilecek cezanın yarısından bir katına kadar artırılacağı kabul edilmektedir.

Örneğin örgüt faaliyeti çerçevesi çocuğa bir yeri silahla taratan, birini tehdit ettiren ya da yaralattıran örgüt yöneticisine yöneticilik suçundan dolayı verilecek ceza yarısından bir katına artırılabilecektir. Buna göre 7 yıl 6 ay olacak alt sınırdaki hapis cezası 1/2 oranında artırılırsa 11 yıl 3 ay; 15 yıl olacak üst sınırdaki hapis cezası bir kat artırılırsa 30 yıl olabilecektir. Mevcutta çocuğu araç olarak kullanma diye bir suç yoktu.

“Özgür Özel, algı çalışması yapıyor”

Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel, özellikle 19 Mart’ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili başlayan soruşturmaların başından itibaren tamamen konuyu, sanki bunlar bir adli soruşturmalar değilmiş, tamamen siyasi amaçla yapılmış soruşturmalarmış gibi bir algı çalışması yapıyor. 19 Mart’tan beri yaptığı bütün toplantılarda özellikle bu soruşturmaları eleştiriyor ama eleştirirken kamuoyuna yansıyan birtakım suçlamaları var.

İşte ortaya çıkan Beşiktaş iddianamesi var, İBB Başkanı’nın yaptığı, suç teşkil ettiği iddia edilen suçlamalar var. Bunların esasıyla ilgili herhangi bir şey söylemiyor. Tamamen suçlamaları reddediyor, bu doğru değil. Bunu yaparken de yargı mensuplarına hakaret ediyor, tehdit ediyor. Bunlar kabul edilebilecek bir şey değil.

Soruşturmaların sonucunu beklersiniz. Bu konuda iddialarla ilgili konulara açıklık getirirsiniz. İstanbul İl Başkanlığı ile ilgili olarak topladığınızı iddia ettiğiniz valiz dolusu paraların, nereden aldığınızı, nasıl toplandığını, kimlerin buraya getirdiğini gündeme getirmiyorsunuz. Sanki hiç ortada suç yokmuş; haksız bir şekilde üzerine gidiliyormuş bir algı oluşturuyor.

Yargılama aşamasında, iddianame ortaya çıktıktan sonra yargılama, ilk derecede de iş bitmiyor. Bunun istinafı var, itiraz süreçleriniz olacak, Yargıtay’ı var. Tüm bu süreçler kendi yargı mekanizması içerisinde yürüyecek konular. Ama tabii, olayı farklı bir tarafa çekerek, özellikle kamuoyunu bu davalar bakımından etkilemeye çalışan bir siyaset izleniyor. Bu doğru değil.

“Terörü sonlandırma noktasında önemli aşamalar kaydettik”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki komisyonda konuşulanları açıklayamıyoruz, basına kapalı. Ülkemiz, terörle mücadelede gerçekten çok enerji kaybetti. 41 yıl geçti. Şehitler verdik, trilyonlarca kaybımız oldu, ülkemizin gelişmesinin ve kalkınmasının önünde çok büyük engel oldu terör.

İstiyoruz ki bundan sonra terör diye bir problemimiz kalmasın. Güvenlik güçlerimiz, ülke içinde ve dışında büyük fedakarlıklar gösterdiler. Terörü sonlandırma noktasında önemli aşamalar kaydettik. Teröre zemin hazırlayan, o teröre mazeret olarak gösterilen bütün unsurları ortadan kaldırdık. Demokratikleşme adımlarının atılması, Kürtçe yasaklarının kaldırılması zaten İmralı’nın çağrısında da bunlar ifade ediliyor. Hepsini söylüyor, diyor ki; ‘Artık bir anlamımız kalmadı.’ ‘Demokrasi için, demokratikleşme için, kimliğimizin var olması için mücadele ettik ama şu anda Türkiye oraları aştı’ diyor.

“Milli İstihbarat Teşkilatımız, Milli Savunma Bakanlığımız süreci izliyor”

Sayın Devlet Bahçeli’nin gruptaki çağrısı çok cesurca, tarihi bir çağrıydı. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem Ahlat’ta ondan önceki konuşmalarıyla da bütünleştiği iç cephe vurgusu, milli birlik, kardeşlik vurgusu tüm bunlarla beraber yaklaşık işte 1 yıl geçti. Bu 1 yıllık süre içinde terör örgütü İmralı’da açıklama yapıldıktan sonra kendini feshetti. Silahları yakmayla ilgili bir görüntü gördük, çekilmeyle ilgili açıklamalar oldu. Burada silah bırakma süreci önemli. Milli İstihbarat Teşkilatımız, Milli Savunma Bakanlığımız süreci izliyor.

Diğer yandan Mecliste kurulan “Terörsüz Türkiye Komisyonu” dediğimiz, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da geniş kesimleri dinledi. Sivil toplumundan tutun da şehit ailelerine varıncaya kadar herkesi dinledi, bakanları dinledi. Meclisin yüzde 90’ının temsili sayesinde orada geniş bir mutabakat var. Bizler de Adalet Bakanlığı olarak bu süreci destekleyen, bu süreci kolaylaştıran, idari uygulamalarla neler yapıldığını Komisyona anlattık.

Mevcut mevzuatımız çerçevesi içerisinde yapılan çalışmaların çoğu kamuoyuna yansımadı. Ama uygulamalar, sürecin sağlıklı işlemesi ve sürecin kalıcı hale gelmesi bakımından da önemliydi. Gerek hasta hükümlü ve tutuklularla ilgili endişelerin ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar, gerek idare ve gözlem kurullarının, cezaevlerinde iyi hal değerlendirilmesine ilişkin yaptıkları çalışmalar.

Bu süreçte özellikle yargı kurumlarının da sürece hassasiyetle baktıklarına şahit olduk. Sürecin kolaylaştırılması konusunda ki yapılan çalışmaları anlattık. Bir pazarlık değil, sürecin getirdiği adımlar olabilir. Yani terör örgütü silah bırakırsa kanun çıkacak gibi pazarlık söz konusu değil böyle hukuk devleti olmaz. Böyle bir pazarlık sürecine devlet girmez. Komisyon süreci önemli, herkes dinlendi. Rapor hazırlayacak ve orada çizilecek yol haritası çerçevesinde yasal düzenleme gerekiyorsa zaten Meclis bu konuda adım atacaktır. Burada özellikle milletimizin hassasiyetleri bizim için önemli. Bu sürecin onları rahatsız edecek bir noktaya gelmemesi önemli. Bu konuda özellikle hassas davranarak milletimizin isteği doğrultusunda biz yol alacağız.

“Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararı değerlendirilecek”

Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararı ulaştı mı istinafa? Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin tek kararı değil bu biliyorsunuz. Yani Öcalan kararı da var geçmişte, Kavala kararı da var. Bakanlar Komitesi’nde görüşmeleri devam edenler de var. Burada Demirtaş ile ilgili dava Kobani Davası. Hepinizin bildiği gibi, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 16 Mayıs 2024 tarihinde Demirtaş ve arkadaşları mahkum olmuştu. Bir kısım sanıklar süreli hapis cezaları ve beraatler de almıştı. Kobani olaylarının azmettiricisi açılan dava 22. Ağır Ceza Mahkemesinde sonuçlanmıştı. Şimdi bu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinde görülüyor.

Burada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin özgürlük ve güvenlik hakkı ihlal edildi. Tutuklamaya yönelik ihlaller nedeniyle, iddia nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesi’nin 5. maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle yapılan başvuruyu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Dairesi ihlal kararı verdi. Bu daire kararına itiraz edilecek mi, edilmeyecek mi gibi bir kamuoyunda tartışmalar oldu.

Burada bu süreçlerde biz daire kararlarının Genel Büyük Dairede görüşülmesini istiyoruz. Büyük Daireye gitmeden önce 5 kişilik bir panel var. Bu panel ‘Görüşülmesine gerek yok’ dedi ve daire kararı bu anlamıyla kesinleşti. Daire kararı şu anda Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından değerlendirilecek.

“Türkiye’nin AİHM kararlarına uyma oranı yüzde 91”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uymayan bir ülkeyiz şeklinde bir genelleme yapılıyor. Bu doğru değil. Bütün ülkelerin uymadığı kararlar var. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelerin karara uyma ortalaması yüzde 79. Türkiye’nin uyma oranı ise yüzde 91.

Türkiye’de bazı davalar, özellikle dışarıdan da çok siyasallaştırılıyor. O siyasallaştırılan davalar öne çıkarılarak sanki Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hiçbirine uymuyor gibi bir algı çalışması yapılıyor.

İlk dereceden hüküm verildi, bu hüküm istinafta hükümözlü olarak devam ediyor. Yani dolayısıyla buradaki değerlendirme şu anda mahkemenin önünde. Mahkeme ne karar verecek hep beraber bekleyeceğiz.

“‘Artık darbeler devri kapanmıştır’ diyoruz”

Yeni Anayasa konusu Türkiye için önemli. ‘Türkiye Yüzyılı, Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına girdik’ diyoruz. ‘Artık darbeler devri kapanmıştır’ diyoruz. Biz darbecilerin yazdırdığı bir Anayasayla yönetiliyoruz. Millet tarafından milletin temsilcileri tarafından yazdırılan bir anayasa değil. Millet oy verip kabul etmek zorunda kaldı ama bir an önce demokratik siyasi hayata geçebilmek için kabul ettiği bir anayasa. Sadece darbeciler tarafından yazdırılmış olması bile tek başına Anayasanın değişmesi için yeterli bir sebeptir.

Diğer yandan, yamalı bohça gibi; 170 küsur madde var, 180 değişiklik var. Yani, maddeden fazla değişiklik yapılmış. Mülga maddeler var, sıkıyönetimle ilgili maddeler var ama hep boş maddeler.

Bizim amacımız hem yeknesaklığı oluşturmak, sonradan oluşan kurumların diğer maddelerle uyumunu sağlamak, yeni krizlere yol açmamak, hem de demokratik, sivil, katılımcı bir anlayışla yeni anayasayı milletin temsilcileri ile yazıp millet tarafından onaylanmasını sağlamak.

Böyle bir Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ikinci yüzyılının başlangıcında çok büyük kazanç olur. Temel hak ve özgürlükleri önceleyen, her kesimin kendini içinde bulduğu bir toplum sözleşmesi hüviyetinde bir anayasayı bu ülke yapabilir. Darbe anayasasından da kurtulmuş oluruz. Darbeleri anmak kötü bir şey. O eski karanlık günlere bir daha geri dönmeyelim, bu ülkede bir daha darbe olmasın diye önemli yapısal reformlar da yaptık.

İç Hizmet Kanunu 35. maddeyi hep darbelere gerekçe gösterirlerdi. Biz bu maddeyi 14 Temmuz’da yürürlükten kaldırdık. Ertesi gün darbe kalkışması oldu. En son görüştüğümüz kanun oydu Meclis’te. Sıkıyönetimi düzenleyen maddeler kaldırıldı, darbeciler yargılanamaz denilen maddeler kaldırıldı. Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı, Yüksek Askeri Şura’nın yapısı, askeri yargının kaldırılması bunlar çok demokratik adımlar. Ama bunlar hep muhtelif zamanlarda farklı gerekçelerle yapabildiğimiz ilerlemeler. Ama diyoruz ki artık topyekun millet Meclisinde milletvekillerimizin uzlaşmasıyla bir Anayasa yapalım. İnşallah olur.

Terörsüz Türkiye konuştuğumuz şu ortamda, milletvekillerimiz yeni anayasa çalışması içerisinde olursa ve bu konuda uzlaşma sağlanırsa inşallah milletimize olan borcumuzu yerine getirmiş oluruz.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

President of the Turkish Grand National Assembly Digital Channels Commission Elmas: Platforms will support the work done by the state

Published

on


In his statement, Chairman of the TBMM Digital Media Commission and AK Party Giresun Deputy Nazım Elmas wished God’s mercy to those who lost their lives in the armed attack on a school in Kahramanmaraş and wished a speedy recovery to the injured.

Stating that they are trying to take precautions against negativities within the legal framework by working on social events in the digital field, Elmas touched upon the Social Services Law and the Bill on Amendments to Some Laws, which also includes regulations on social media and maternity leave.

Elmas said, “Articles 21, 22, 23 and 24 of this package introduce some regulations related to digital channels. This was a law study planned before the tragic events.” shared his knowledge.

Stating that technological changes are experienced very rapidly in this age, Elmas made the following evaluations:

“WE SEE THAT CHILDREN ARE DRAWN INTO NEGATIVENESS”

“Within these changes, it becomes clear that our children need education and awareness, especially regarding technology and the digital field, as well as a need for guidance and protection. Because we see that some games and some programs, which were first offered innocently to children, are later shifted to very different areas with commercial concerns, and children are sometimes drawn into such negativities for profit and profit purposes. Of course, this legal regulation we have made alone may not be enough to solve all the problems. This is a start, it is a responsibility that falls on this Parliament.”

Emphasizing the importance of families guiding and educating their children well, Elmas stated that the measures taken for children in schools are also valuable.

Regarding the collection of phones in schools, Elmas said, “We cannot hear from our children, their freedom is restricted.” Stating that he received criticisms, he said, “The measures taken are the studies that emerged by making some analyzes on the events encountered. It is useful to support and assist and to be in communication with the state, the school and the social environment by reading the measures to be taken in the future carefully and analyzing very well that these measures are planned for the benefit of young people and children.” he said.

Stating that non-governmental organizations should direct children to art, sports and positive activities against the negativities of the digital space, Elmas stated that families should be made aware of the digital space.

Nazım Elmas continued as follows:

“The child has his own room. The child has his own private life. Of course, the child will have a private life and a room of his own, but there are limits. Of course, he will continue to guide the child in a period when the family needs guidance and control. Maybe we set a goal for our children to be more free, but it is useful to remember that freedom is intertwined with responsibility.”

“DIGITAL MEDIA MUST ESTABLISH A CERTAIN PUBLICATION POLICY”

Pointing out the importance of communicating with digital platforms that do not have representatives in Türkiye, Elmas said:

“We invited digital space platforms from time to time in our Parliament and listened to them. They also answered the questions of our members of other political parties. Thus, we presented Türkiye’s demands and some of our expectations within the legal environment at this point. Of course, the commercial organization in front of us can set its own goals, but as a country, we also have to protect our children, think about the future of our children and announce that the Republic of Turkey is making some plans within itself. We are such a country and we work on it. “It continues, legal regulations are being made for it.”

Explaining that digital media also have responsibilities regarding the events that come to the fore in Türkiye, Elmas said, “Digital media have to put forward a certain broadcasting policy. In other words, each field has its own ethical principles. It must broadcast within the framework of these ethical principles.” he said.

Stating that it has become easier for digital media to use filtering systems using artificial intelligence in today’s age, Elmas said, “But apart from that, if a platform has a principled stance, it is certain that there will be no intention or effort to put in a broadcast from outside that is contrary to the principles of the platform within that principled stance, or to damage the reputation of the platform with that broadcast. Here, the platforms must first of all do something for the sake of humanity, for the sake of children. They need to show sensitivity for the sake of generations. There may be platforms that have certain expectations with commercial concerns, but these should not be the case either.” “There is a Turkey that has the power to always announce to them that it must control itself with ethical principles, that it must first control itself with ethical principles, and if it does not, it must comply with the laws, legislation, customs, traditions and traditions of the country in which it broadcasts.” he said.

Elmas, “Will Telegram representatives make a presentation at the Digital Mediums Commission?” In response to the question, he stated that the negotiations are continuing and said, “No matter what platform it is, if they show an attitude that will support the work done by the state and avoid giving the requested information in any way, at this point, there may be a new attitude, a new reaction or a new regulation with them based on this attitude.” he said.

Evaluating President Recep Tayyip Erdoğan’s statement that “it is important to implement technical measures against attempts to circumvent VPN attempts,” Elmas said, “Every regulation is made for a social benefit. Every regulation is made to achieve results at 100 percent efficiency. If there are other practices that will affect this result, it is natural to prevent them.” he said.

Elmas stated that everyone should see the issue of digital media as a national issue and said, “Without creating any unnecessary conflict or agenda on this issue, ‘What can I do?’ We want everyone to mobilize with this problem. There is definitely something that every single one of us, 86 million of us, can do for this. “I invite everyone to take part at this point.” he said.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Son Dakika | MSB’den Ankara’daki helikopter kazasıyla ilgili açıklama: Herhangi bir olumsuz durum yok

Published

on


Son dakika haberi! Milli Savunma Bakanlığı (MSB), geçen hafta 3 PKK’lı teröristin daha teslim olduğunu, mağara, sığınak, barınak, mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ile imha çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile Gazi Meclisin açılışının 106’ncı yıl dönümünü kutlayan Aktürk, Bu kapsamda 23 Nisan’da Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 23 gemi ile 23 liman ziyareti yapılacağını ve gemilerin halkın ziyaretine açık olacağını söyledi.

Tuğamiral Aktürk, ayrıca Türk Yıldızları tarafından Çanakkale’de, SOLOTÜRK tarafından da Antalya’da gösteri uçuşları gerçekleştirileceğini, İstanbul Hava Kuvvetleri Müzesi’nde de çeşitli etkinlikler düzenleneceğini ifade etti.

Çanakkale Kara Muharebeleri’nin 111’inci yıl dönümü kapsamında 25 Nisan’da Çanakkale’de “57’nci Alay Vefa Yürüyüşü Etkinliği” düzenleneceğini ve Türk Yıldızları tarafından Şehitler Abidesi’nde gösteri uçuşu yapılacağını belirten Aktürk, “Bu vesileyle, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza böyle bir bayram armağan eden ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Çanakkale’yi geçilmez kılan kahramanlarımız ile tüm şehit ve gazilerimizi, ayrıca, 1915 olaylarında katledilen savunmasız ve masum Türkleri rahmet ve minnetle anıyoruz.” ifadelerini kullandı.

TERÖRLE MÜCADELE

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) milletin huzuru ve devletin bekası için ülkeye yönelik risk ve tehdit unsurlarıyla mücadelesini sürdürdüğüne dikkati çekerek, “Hafta içerisinde, 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir.” bilgilerini verdi.

Son bir haftada imha edilen 5 kilometre tünel ile Münbiç’te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 98’inin başarıyla imha edildiğini belirten Aktürk, Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğunun 777 kilometreye ulaştığını kaydetti.

Aktürk, kesintisiz bir şekilde devam eden hudut güvenliği faaliyetleri kapsamında hafta boyunca, sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 8’i terör örgütü mensubu olmak üzere 140 kişinin yakalandığını, 1552 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini ifade etti.

Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 2 bin 232 olduğunu bildiren Aktürk, engellenen kişi sayısının da 24 bin 169 olduğunu söyledi.

BÖLGESEL VE KÜRESEL BARIŞA KATKILAR

Tuğamiral Aktürk, TSK’nın uluslararası görevler ve ikili ilişkiler kapsamında üstlendiği sorumluluklarla bölgesel ve küresel güvenlik ile istikrara önemli katkılar sağlamaya devam ettiğini söyledi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, 17-19 Nisan’da Antalya Diplomasi Forumu’na katıldığını hatırlatan Aktürk, şunları kaydetti:

“Sayın Bakanımız forum kapsamında, Kosova Başbakan Yardımcısı, Nijerya Savunma Bakanı ve IKBY Başkanı ile ikili görüşmeler gerçekleştirmiş, Sayın Cumhurbaşkanımızın Azerbaycan, Suriye ve Moldova cumhurbaşkanları ve Pakistan, Gürcistan ve Libya Milli Birlik Hükümeti başbakanları ile gerçekleştirdiği görüşmelere refakat etmiştir. 20 Nisan’da, ABD Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren ABD-Türkiye İş Konseyi heyetini kabul eden Sayın Bakanımız, 21 Nisan’da, resmi davetlisi olarak ülkemize gelen Kongo Savunma Bakanı ile görüşmüş, aynı gün Bakanlığımızda, NATO Genel Sekreteri ile Ankara’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi hazırlıkları ile NATO gündeminde yer alan konuların ele alındığı bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bugün, şehit ve gazilerimizin kıymetli çocukları ile Bakanlığımızda bir araya gelen Sayın Bakanımız, ardından Zambiya Savunma Bakanı’nı ağırlayacak, müteakiben Sayın Cumhurbaşkanımızın NATO Genel Sekreteri’ni kabulüne refakat edecektir. Sayın Bakanımız yarın, Ulus’taki Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlenen törene ve Meclis’teki özel oturum ile resepsiyona katılacaktır.”

Tuğamiral Aktürk, Orta Doğu’daki gelişmeler kapsamında, İran ile ABD arasında Pakistan’ın ev sahipliğinde yürütülen müzakerelerde sağlanan geçici ateşkese tam olarak uyulmasının, kalıcı barışa ulaşılması adına büyük önem taşıdığına işaret etti.

Tarafların sağduyulu ve yapıcı davranmasını, ateşkesin uzatılarak müzakerelere devam edilmesini temenni ettiklerini belirten Aktürk, şöyle devam etti:

“Öte yandan, Gazze’deki soykırımla başlayan ve ardından Lübnan ve Suriye’ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı da devam etmektedir. İsrail’in bu saldırıları yalnızca bölgesel güvenliği tehdit etmemekte, aynı zamanda barış çabalarını da sekteye uğratmaktadır. Ayrıca, Lübnan’da bulunan Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nde görevli Fransız askerin hayatını kaybetmesinden üzüntü duyuyor, tüm tarafları Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün dokunulmazlığına saygı duymaya ve Birleşmiş Milletler personelinin görevlerini tehlikeye atacak adımlardan kaçınmaya bir kez daha davet ediyoruz. Diğer yandan İsrail’in, Gazze Barış Planı’nın insani ve tıbbi yardımların ulaştırılması ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi bölgede yaşanan insani krizi her geçen gün derinleştirmektedir. Uluslararası toplumun, İsrail yayılmacılığına ve saldırılarına ‘dur’ demesi gerekmektedir.”

EĞİTİM VE TATBİKAT FAALİYETLERİ

Tuğamiral Aktürk, TSK’nın eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürdüğünü aktardı.

Konya’da düzenlenen Uluslararası Anadolu Ankası Tatbikatı’nın 17 Nisan’da tamamlandığını hatırlatan Aktürk, Türkiye ev sahipliğinde Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen ve 20 Nisan’da TCG Alemdar’da icra edilen Seçkin Gözlemci Günü’ne Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu’nun iştirak ettiği Kurtaran Denizaltı Arama-Kurtarma Tatbikatının dün sona erdiğini söyledi.

Tuğamiral Aktürk, TSK’nın katılım sağladığı tatbikatlara ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“13-30 Nisan tarih aralığında Libya ve Fildişi Sahili’nde düzenlenen Flintlock Tatbikatı’na katılım sağlanmaktadır. Estonya’da bulunan NATO Siber Savunma Mükemmeliyet Merkezi koordinatörlüğünde, 20-24 Nisan’da, yerinden katılımla icra edilen NATO Kilitli Kalkan (Locked Shields) Tatbikatı’na; Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, siber savunma alanında görev ve sorumluluğu bulunan kamu kurum ve kuruluşlarımız ile savunma sanayi firmalarımız 200’den fazla personel ile katılmaktadır. Ayrıca, tatbikat kapsamında işbirliği yaptığımız Azerbaycan ve Bulgaristan personeli de tatbikata ülkemizden katılım sağlamaktadır. 27 Nisan-8 Mayıs’ta İspanya ev sahipliğinde Batı Akdeniz’de Spanish Minex Mayın Harekatı, 27 Nisan-13 Mayıs’ta Norveç’te Steadfast Deterrence tatbikatlarına katılım sağlanması planlanmaktadır. 16 Nisan-3 Haziran’da NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) görevine katılan TCG Amasra mayın avlama gemimizin; denizde durumsal farkındalık faaliyetleri icra etmesi, İtalya ve İspanya’da iki Mayın Karşı Tedbirleri tatbikatına katılması ve üç ülkede altı liman ziyareti gerçekleştirmesi planlanmaktadır.”

Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından, Orman Haftası ve Ağaçlandırma Bayramı kapsamında 48 ağaçlandırma bölgesi ve kışlada şehit ve gazi aileleri, gaziler, öğrenciler, personel ve ailelerinin katılımıyla 20 bin fidan dikimi gerçekleştirildiğini ifade eden Aktürk, “Diğer yandan, 23 Nisan Kosova Türkleri Milli Bayramı Etkinlikleri kapsamında 21-25 Nisan arasında Kosova’da Mehteran Birlik Komutanlığımız tarafından konser verilmekte, Bosna Hersek’te Bahar Şenlikleri kapsamında 27 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında Armoni Mızıkası Komutanlığı Türk Armoni Yıldızları (TÜRKAY) Orkestrası tarafından konserler icra edilmesi planlanmaktadır.” şeklinde konuştu.

ÖĞRENCİ VE PERSONEL TEMİN FAALİYETLERİ

Tuğamiral Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin, belirlenen ihtiyaçlar ve planlanan takvim doğrultusunda devam ettiğini belirterek, “Bu çerçevede, 2026 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askeri Öğrenci Aday Tercih İşlemleri 24 Nisan’da, 2026 Yılı Milli Savunma Bakanlığına Sözleşmeli Bilişim Personeli Temini başvuruları 4 Mayıs’ta sona erecektir.” ifadelerini kullandı.

Resmi Gazete’nin 17 Nisan’daki sayısında yayımlanan 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12’nci maddesi ile Askeralma Kanunu’nda değişiklik yapıldığını hatırlatan Aktürk, bedelli askerlik tutarının 416 bin 361 lira 30 kuruş olduğunu söyledi.

SAVUNMA SANAYİ

Tuğamiral Aktürk, yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle TSK’nın imkan ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmalarının da devam ettiğine dikkati çekerek, “Liman donatım faaliyetleri tamamlanarak, 17 Nisan’da törenle Türk bayrağı çekilen Yeni Tip Denizaltı Projesi’nin üçüncü denizaltısı Muratreis, 20 Nisan’da ilk seyrine çıkmıştır.” ifadesini kullandı.

Deniz Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının karşılanması ve harekat etkinliğinin artırılması amacıyla yürütülen 4 yerli ve milli kıyı römorkörü inşa projesine devam edildiğini hatırlatan Aktürk, şöyle devam etti:

“Bu kapsamda birinci gemi Gökırmak 23 Şubat’ta, ikinci gemi Fırat 24 Mart’ta, üçüncü gemi Dicle ise 15 Nisan’da denize indirilmiştir. Projenin son gemisi olan Seyhan’ın inşasına planlandığı şekilde devam edilmekte olup yakın zamanda denize indirilmesi planlanmaktadır. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından hafta içerisinde başta nüfuz edici bomba (NEB) olmak üzere çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmıştır.”

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Ankara’da dün eğitim uçuşu sırasında kaza kırıma uğrayan, Kara Havacılık Komutanlığına ait CH-47 ağır nakliye helikopterine ilişkin, “Helikopterde görevli 5 personelimizin sağlık durumu ile ilgili herhangi bir olumsuz durum yoktur. Olayın ardından arama ekipleri derhal bölgeye sevk edilerek gerekli inceleme çalışmalarına başlanmıştır.” bilgilerini verdi.

MSB’de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamada bulunuldu.

Dün, Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan ve sert iniş yapan CH-47 ağır genel maksat helikopterine ilişkin “Helikopterde görevli 5 personelimizin sağlık durumu ile ilgili herhangi bir olumsuz durum yoktur. Olayın ardından arama ekipleri derhal bölgeye sevk edilerek gerekli inceleme çalışmalarına başlanmıştır. Konuya ilişkin idari ve teknik süreçler titizlikle yürütülmektedir.” denildi.

LİBYA

Flintlock-2026 Çok Uluslu Özel Kuvvetler Tatbikatı’na ilişkin yapılan açıklamada, dost ve müttefik ülkelerin özel operasyon unsurlarını bir araya getirerek Libya’nın egemenliği ve bağımsızlığına verilen güçlü desteği ortaya koyduğu belirtildi.

Ayrıca, müşterek harekat kabiliyetinin geliştirilmesine de katkı sağlandığı vurgulandı.

Libya ve Fildişi Sahili’nde gerçekleştirilen tatbikata Türkiye’nin aktif katılım sağladığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“14 Nisan’da Libya’da düzenlenen açılış törenine Sayın Genelkurmay İkinci Başkanımız onur konuğu olarak iştirak etmiştir. Tatbikat kapsamında bir AKSUNGUR ve bir AKINCI, Dalaman’dan kalkarak kıtalar arası uçuşla Libya’ya intikal etmiştir. Deniz safhasında ise 18 Nisan’da, TCG Gelibolu fırkateynine konuşlu SH-70 helikopteri ve gemide görevli SAT timinin katılımıyla Sirte Deniz Eğitim Sahası’nda Helikopterden Halatla İniş Eğitimi gerçekleştirilmiş, 19 Nisan’da SAT timi ile Libyalı personelin müşterek katılımıyla Gemi Zapt ve Müsadere (VBSS) Eğitimi icra edilmiştir. Ülkemiz, Libya’ya yönelik yaklaşımını ‘Tek Ordu, Tek Libya’ anlayışı çerçevesinde sürdürmekte, ülkenin batısı ve doğusuyla birlik, beraberlik, barış ve istikrar içerisinde varlığını devam ettirmesini desteklemektedir. Bu doğrultuda öncelik, en geniş diyalog ve uzlaşı temelinde sahadaki istikrar, sükunet ve dengenin korunmasıdır.”

“TERÖRLE MÜCADELE GİBİ ALANLARDA DESTEK FAALİYETLERİ KARARLILIKLA DEVAM ETMEKTEDİR”

Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yürütülen süreçlere destek verildiği ifade edilen açıklamada, Libya’daki tüm taraflarla temas ve iletişimin sürdürüldüğü vurgulandı.

BM’nin Libya Destek Misyonu liderliğinde, halkın iradesine dayanan, kapsayıcı ve dış müdahalelerden arındırılmış bir siyasi sürecin tesisini desteklediği belirtilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“Ayrıca Libya’nın savunma ve güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla eğitim, danışmanlık ve teknik destek faaliyetleri yürütülmekte, bugüne kadar 23 binden fazla Libyalı askeri personel hem Türkiye’de hem de Libya’daki eğitim merkezlerinde eğitilmiştir. Bununla birlikte mayın, el yapımı patlayıcı ve patlamamış mühimmatın imhasına yönelik çalışmalar ile kaçakçılık, yasa dışı göç ve terörle mücadele gibi alanlarda destek faaliyetleri kararlılıkla devam etmektedir.”

NATO GENEL SEKRETERİ RUTTE’NİN ZİYARETİ

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile görüştüğü hatırlatıldı.

Görüşmede, müttefiklik ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik önemli başlıklar ele alındığı bilgisi verilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Ülkemizin 2027 yılı savunma harcamalarını NATO’nun Lahey hedeflerine yaklaştırmasından duyulan memnuniyet ifade edilmiş, NATO Çok Uluslu Kolordu çalışmaları ele alınmıştır. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte tarafından, Türk hava sahasının güvenliği ile Türkiye’nin hava savunma sistemlerinin NATO Entegre Hava ve Füze Savunması (IAMD) mimarisiyle başarılı entegrasyonu vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilecek ‘Savunma Sanayii Forumu’nun, müttefikler arasında savunma sanayisi alanındaki iş birliğinin geliştirilmesine sağlayacağı katkı teyit edilmiştir.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

April 23 enthusiasm in the Parliament! Speaker of the Grand National Assembly of Turkey, Numan Kurtulmuş, received children from 26 countries at the Parliament Ceremony Hall.

Published

on


Speaker of the Turkish Grand National Assembly, Numan Kurtulmuş, addressed the children who came to Türkiye from different countries of the world on the occasion of April 23 National Sovereignty and Children’s Day, at the Parliament Ceremony Hall. Stating that the world is going through a very difficult period, Kurtulmuş said, “We need to work hard to restore hopes for the future in many parts of the world. Because we are going through a period in the world where wars, famines and poverty negatively affect especially young people and children of your age. Approximately 234 million school-age children are unfortunately far from basic education needs.

April 23 enthusiasm in the Parliament! Speaker of the Grand National Assembly of Turkey, Numan Kurtulmuş, received children from 26 countries at the Parliament Ceremony Hall.

“49 MILLION CHILDREN ARE TRYING TO SURVIVE IN THE DIFFICULT CONDITIONS OF WAR”

Approximately 49 million children are trying to survive in conflict zones under the harsh conditions of war. We are again going through a period when millions of children have to leave their homes, grow, live and play in order to protect themselves from these conflicts, and have to move away from their environment and go to other places. The heavy picture that conflicts and wars reveal is heartbreaking for all of us. Our hearts are bleeding. We know that more than 21 thousand children have died in Palestine alone in the last 3 years. For this reason, we all see that throughout human history, children have been going through difficult times. “Therefore, I would like to underline that Türkiye’s April 23rd Holiday is important, especially for future generations, under today’s turbulent and conflictual conditions,” he said.

April 23 enthusiasm in the Parliament! Speaker of the Grand National Assembly of Turkey, Numan Kurtulmuş, received children from 26 countries at the Parliament Ceremony Hall.

“ANOTHER FEATURE OF APRIL 23 IS THAT IT IS THE ONLY FESTIVAL IN THE WORLD DEDICATED TO CHILDREN”
Stating that April 23 National Sovereignty and Children’s Day was the date when the steps were taken to establish the Republic of Turkey, Kurtulmuş said, “The feature of this Assembly was not only to establish the state, but also to wage the national liberation struggle of this country. The heroes who came together there first established the strategy of the War of Independence to liberate this country. And they laid the foundation of the new state by establishing the Assembly on April 23, 1920. In addition, another feature of April 23 is to give children around the world “It is the only holiday dedicated to National Sovereignty and Children’s Day. This holiday was also declared as a children’s day, both with an understanding that cares about our national sovereignty and independence, and also to present this great work to the future generations of the Republic of Turkey and to draw attention to the fact that the future of the world and our country is in the hands of children.”

At the end of the ceremony, the children presented gifts of their country’s culture to the Speaker of the Grand National Assembly of Turkey, Kurtulmuş.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Vice President Cevdet Yılmaz: Long-Term Care Insurance System studies continue

Published

on


Vice President Cevdet Yılmaz and Minister of Family and Social Services Mahinur Özdemir Göktaş attended the closing program of the 2nd Council on Old Age, held in a hotel under the auspices of the Presidency.

Speaking here, Yılmaz stated that the issue of old age has begun to be addressed as a more specific policy area, and that the steps taken within the scope of the “Year of Pensioners”, “Year of the Family” and “10 Years of Family and Population 2026-2035” in the ongoing process have brought this approach to a broader ground.

Pointing to the demographic transformation process, Yılmaz noted that while the child and young population rate decreased, the elderly population rate increased rapidly and the fertility rate decreased.

Yılmaz stated that Türkiye ranks 75th among 194 countries according to the 2025 elderly population rate, and that the elderly population rate, which was 5.7 percent of the total population in 2000, will exceed 10 percent for the first time in 2023, moving the country into the category of very old countries, and said, “This 10 percent is a critical threshold. When the ratio of the population over the age of 65 to the total population exceeds 10 percent, that country is now in the very old country category. We “Interestingly, we have crossed such a threshold in the 100th anniversary of our Republic. According to TÜİK estimates, if the current structure in demographic indicators continues, this rate will increase to 11.1 percent in 2025, 13.5 percent in 2030, and almost one-third of our population in 2100.” made his assessment.

Stating that the rate of elderly population increased over 10 percent in 62 provinces last year, Yılmaz stated that there is at least one elderly person in more than 7 million households, and that approximately 2 million households consist of elderly individuals living alone.

“WE CONTINUE WORK ON THE LONG-TERM CARE INSURANCE SYSTEM”

Referring to the Active Aging Index data, Yılmaz said that active and productive aging is important for the happiness of the individual and his/her self-image in a better position, as well as for the society at large.

Vice President Cevdet Yılmaz said:

“Within the framework of our Medium-Term Program, adapting to the changing demographic structure of our country and strengthening care services for our elderly population are among our primary goals. In this direction, we continue to work on the implementation of the Long-Term Care Insurance System. When these mature, they will definitely come to the agenda at a suitable time. Such insurance systems will both give our people much greater power in old age and will support Türkiye’s financial system by increasing the general savings rate. Thanks to this system, our citizens will need nursing, care services and services in old age, either at home or in care centers.” “We aim to provide them with easier, safer and sustainable access to support such as medical equipment.”

Yılmaz stated that the studies carried out by the Ministry of Family and Social Services for the elderly are based on the elderly individuals living an active and healthy life in their own living environment with their families, and said:

“Today, we have significantly improved the scope and quality of the services we offer to our elderly individuals. While we provided services to approximately 5 thousand elderly people in 63 official nursing homes in 2002, today we provide services to 15 thousand citizens from 178 official nursing homes. In addition, when we add up the services provided by private nursing homes and other public institutions, we offer this service to around 30 thousand citizens. We will continue to expand the infrastructure of these services with an additional capacity of 900 in 8 provinces in 2026.”

Yılmaz emphasized that they have strongly developed community-based services based on supporting elderly individuals in their own living environments and said, “We aim to strengthen the family structure, increase the participation of our elderly in social life, and reduce the need for institutional care, thanks to the home care assistance offered to our elderly citizens, day care and active life centers. We have created a strong service network by handling home care, psychosocial support and cultural activities in an integrated structure with our elderly support program, which also includes our local governments in the process.” he said.

“WE TRANSFORMED THE GOAL OF AN AGE-FRIENDLY SOCIETY INTO A CONCRETE ROADMAP”

Cevdet Yılmaz stated that digital literacy training was provided to approximately 2 thousand elderly people in 43 provinces, and with 21 “Digital Spring Rooms” established in 19 provinces, they facilitated the elderly’s access to technology, supported their independent living skills and strengthened their adaptation to digital life.

Stating that they have created comprehensive new standards in care services starting from 2021 to increase service quality, Yılmaz said, “We prepared the Vision Document on Aging in order to strengthen our policy framework, and in line with this vision, we implemented the Elderly Rights National Action Plan, which includes 16 goals and 51 actions. With these plans, we turned the goal of an age-friendly society based on the rights of elderly individuals into a concrete road map.” he said.

Stating that they have created a strong data infrastructure that addresses the needs, risk areas and expectations of elderly individuals in a holistic manner with the Turkey Elderly Profile Survey, Yılmaz said that they aim to develop protective and preventive policies in line with this data and to continue services on a more accurate basis.

Vice President Yılmaz stated that the main issue in the coming period is to make permanent an order that makes the later years of life more qualified, independent and safe, and said, “I wholeheartedly believe that this council, which deals with the phenomenon of aging with a holistic approach and develops data-based and predictable policies, will be the road map of the coming period.” he said.

Before the program, Yılmaz and Göktaş examined the handmade products prepared by the residents of Seyranbağları, 75. Yıl and Ümitköy Nursing Home, Elderly Care and Rehabilitation centers and chatted with the residents of the nursing home for a while.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

AK Party’s reaction to Özgür Özel: This is the clearest proof of the incompetence in CHP

Published

on


AK Party Deputy Chairman, Promotion and Media Chairman Faruk Acar reacted with harsh words to CHP Chairman Özgür Özel’s words targeting President Erdoğan and MHP Chairman Devlet Bahçeli.

“IT IS THE CLEAREST PROVIDENCE OF THE IMPORCEMENT IN CHP”

This unconscious and reckless mentality, which is unaware of even the words coming out of its own mouth and does not know what it is talking about, is the clearest proof of the incompetence in the CHP. This incompetence that the CHP Chairman is accused of is now an eclipse of reason. The frivolity of the short-sighted person who has been calling Palestine Israel for two days clearly shows how much we should take him into consideration on other issues of which he is ignorant.

“The place where those ugly expressions suit is next to him”

Another reaction to Özel came from AK Party Deputy Chairman and Party Spokesperson Ömer Çelik. Çelik made the following statements:

CHP Chairman Özgür Özel should be very careful about the expressions he uses when talking about our President and Mr. Devlet Bahçeli. We return those ugly statements to Özgür Özel himself. The place where those ugly expressions suit him is next to himself. Özgür Özel’s mentioning of our President in the same sentence as Netanyahu is an example of political folly. The Özgür Özel mentality is an unqualified and unconscious mentality that calls Hamas a terrorist organization, calls Palestinian children Israelis, and still shows its side today. Let Özgür Özel make the indefinite statements that attempt to question our President’s sensitivity towards Palestine in Gaza, the West Bank or Jerusalem, and let him see the response he will receive from our Palestinian brothers. It is very clear that our Palestinian brothers will regard anyone who tries to question our President’s Palestinian sensitivity as a “collaborator of the Netanyahu mentality”.

NEW GAF FROM ÖZGÜR ÖZEL: WE ARE TOGETHER WITH ISRAEL

CHP Chairman Özgür Özel, who said “71 thousand Israeli babies died” instead of “71 thousand Palestinians died” in a speech, made another blunder less than 24 hours after these words. The CHP leader, who tried to put President Erdoğan on the same side with Netanyahu at his party’s group meeting, said, “We are on the same side with Israel and we are together.”





Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister Akın Gürlek: The trial process in the Sumud Fleet file has officially started

Published

on


Minister of Justice Akın Gürlek, in his post on his social media account, stated that he hosted the valuable lawyers of Sumud Fleet, which has become one of the symbols of the struggle for humanity, at the Ministry. Stating that the blocking of humanitarian aid intended to be delivered to Gaza once again clearly reveals Israel’s approach to systematically violating international humanitarian law, Gürlek said, “The indictment prepared by our Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office regarding the attack on the Sumud Flotilla has been accepted; the trial process has officially started in the file containing the most serious accusations such as crimes against humanity, genocide, torture and plunder.” he said.

“STRONG WILL FOR THE BUILDING OF A JUST WORLD”

Minister Gürlek stated that in the face of attacks targeting the right to life of Gaza civilians, determined struggles continue to hold those responsible accountable before international law. Gürlek said, “Under the leadership of our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan, our country will continue to defend the just cause of the Palestinian people on every international platform; to stand by the Palestinians against oppression and to demonstrate a strong will for the construction of a more just world.” he said.


News Entry
Halil İbrahim Ğlkü – Editor



Source link

Continue Reading

Trending