Connect with us

Daily Agenda

Son Dakika | TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan Suriye mesajı: 10 Mart mutabakatına uyulmalı

Published

on


Son dakika… TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı rapora ilişkin “Çok uzun olmayan vadede ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerhinin ortaya konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak.” dedi.

Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla TBMM Basın Koridoru’ndaki parlamento muhabirlerini ve Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret etti.

Gazetecilerin gününü kutlayan Kurtulmuş, daha sonra PMD Başkanı Kemal Aktaş ve dernek yönetimiyle bir araya gelerek burada gazetecilerle sohbet etti, soruları yanıtladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ederek, parlamento muhabirlerinin önemli görev üstlendiğini belirtti.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun raporunun ne zaman hazırlanacağının sorulması üzerine Kurtulmuş, komisyonun, demokrasi göstergesi olarak kabul edildiğini vurguladı.

Komisyondaki katkıları nedeniyle siyasi partilere ve üye milletvekillerine teşekkür eden Kurtulmuş, komisyonda toplumun farklı kesimlerinin dinlendiğini hatırlattı.

Kurtulmuş, demokratik olgunluk ve katılım içerisinde komisyonun çalışmalarını sürdürdüğünü, nihai safhaya girildiğini ifade etti.

Siyasi partilerin kendi raporlarını hazırlayarak siyasi tutum belgelerini deklare ettiğini aktaran Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Partilerimizin ortaklaştığı, ayrıştıkları noktalar var. Bundan sonra çok titiz şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak, şu anda ayrılmış, ayrışmış gibi görünen noktalarda da eğer yapılabilirse mutabakat ortaya konularak nihai raporu hazırlayacağız. Bunun çok uzamayacağını ümit ediyorum. Komisyonda temsil edilen grubu bulunan siyasi partilerin temsilcileriyle iki toplantı yaptık. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, toplantıya katılan arkadaşlarımızın hepsi büyük bir iyi niyetle, uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan vadede ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerhinin ortaya konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak. Komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak yasal düzenlemelerle ilgili teklifler TBMM Genel Kuruluna sunulacak. Bundan sonrası Meclisin, Genel Kurulun işidir.”

“SDG’NİN SURİYE’NİN YENİ YÖNETİMİNE ENTEGRASYONUNUN SAĞLANMASI LAZIM”

Soru üzerine Kurtulmuş, Suriye’deki gelişmeleri gün gün, saat saat yakından takip ettiklerini vurguladı.

Kurtulmuş, Suriye’nin toprak bütünlüğünün, Suriye’nin ve bölgenin geleceği için hassas olduğuna işaret etti.

Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesinin Suriye halkının menfaatine olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Suriye’deki yeni yönetimin katılımcı, bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, sistemi inşa etmesinin Türkiye’nin önemli öncelikleri arasında yer aldığını söyledi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Suriye’de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği yönetim anlayışını teşvik ettiklerini, bu konudaki fikirlerini Suriye yönetimine ve taraflara ifade etmeye çalıştıklarını anlattı.

Türkiye’nin ve bazı ülkelerin bölge politikalarına yönelik yaklaşımları arasındaki zıtlığa dikkati çeken Kurtulmuş, bazı ülkelerin temel amacının bölgeyi daha fazla parçalamak ve bölmek olduğunun altını çizdi.

Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“İsrail, Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor, Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. İsrail için bölgenin bütün halkları kendi tabirleriyle, siyonist ideolojinin çarpık yaklaşımıyla kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Bölge halklarının, Suriye’deki bütün unsurların, birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım. 10 Mart Mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu, Suriye Türklerinin, Suriye Araplarının lehine olandır, Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan yaklaşımdır. Bizim için bu sürecin başlangıcındaki önemli noktalardan birisi İmralı’dan gelen çağrıydı. 27 Şubat çağrısında da esas mesele, artık örgütün silahlı mücadeleyi geride bıraktığı, bütün unsurlarıyla birlikte silah bırakmasının ortaya konulduğu iradeydi. Biz Türkiye olarak bunu esas alırız. Asıl olan PKK’nın bütün unsurlarıyla birlikte silah bırakması ve bunun için de sürecin hızlandırılarak, zaman zaman da kolaylaştırılarak tamamlanması lazım.”

Kurtulmuş, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi yakından ilgilendirdiğini, süreçle ilgili her türlü takibin yapıldığını belirtti.

“Bizim amacımız şu anda Halep’te görülen çatışmaların bir an evvel sonlandırılması” diyen Kurtulmuş, 10 Mart mutabakatına bütün tarafların uyması gerektiğini söyledi.

“EN UFAK İHMAL, KAYIRMA, ÖRTME YOKTUR”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “TBMM’de stajyer öğrenciye istismar” iddialarına ve yürütülen soruşturmaya yönelik soru üzerine, bu olayın herkesi derinden sarstığını ifade etti.

“Ailemizden birisine yapılmış mesele olarak algıladık.” diyen Kurtulmuş, kendisine konunun aktarılmasının ardından gerekli talimatları verdiğini aktardı.

Hızlı ve etkin soruşturma süreci başlatıldığını dile getiren Kurtulmuş, konunun kendilerine 19 Kasım 2025’te iletildiğini, 20 Kasım 2025 sabahında soruşturmaları başlattıklarını hatırlattı.

Adli soruşturma kapsamında 5 şüpheliden 4’ünün tutuklandığını dile getiren Kurtulmuş, ihmali görülen bir yöneticinin önce açığa alındığını sonra da görevinden uzaklaştırıldığını anlattı. Kurtulmuş, ilgili kişilerden 3’ünün devlet memurluğundan atıldığını, bir kişinin de kurum dışına çıkarıldığını söyledi.

İdari soruşturmanın süratli, etkin şekilde yerine getirildiğini ifade eden Kurtulmuş, “Bu süreçte Meclis olarak üzerimize düşeni yaptık. En ufak ihmal, kayırma, örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak en hafif tabiriyle usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir.” diye konuştu.

Yaşanan süreçte bazı dezenformasyon çalışmalarının yapıldığına işaret eden Kurtulmuş, “Dünyada parlamentosunda tecavüz vakası tek ülke” şeklinde ifadelerin kullanıldığını aktararak, bu söylemleri eleştirdi.

Kurtulmuş, konunun üzerine gittiklerini, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için Genel Sekreterliğin 3 basın açıklaması yaptığını belirtti.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu üyelerinin bilgilendirildiği, siyasi partilere takip için temsilci verebileceklerinin söylendiğini dile getiren Kurtulmuş, sürecin şeffaf şekilde yürütüldüğünü kaydetti.

Kurtulmuş, bu konudaki yargılamanın 16 Ocak’ta başlayacağını, TBMM Hukuk Bürosu’nun da mahkemeyi takip edeceğini ifade etti.

İddialarla ilgili önce bir kişinin şikayetçi olduğunu daha sonra 2 kişinin daha şikayette bulunduğunu, bir şikayetçi babayla görüştüğünü anlatan Kurtulmuş, bundan sonraki süreçlerle ilgili idari mekanizmaları kuracaklarını bildirdi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “7 bin kişinin çalıştığı bir yerden bahsediyoruz. Burada 5 kişi, bir kişi bile olsa yüz kızartıcı durumdur. Sanki Meclis’te tecavüz, istismar vesaire bunlar olağan işlermiş ve sürekli her gün, her daim oluyormuş gibi bir algıyı ortaya koymak TBMM’ye hakarettir, TBMM’nin manevi şahsiyetine karşı bühtandır.” değerlendirmesinde bulundu.

CHP’nin bugün Meclis’te emekli maaşlarına dikkati çekmek için eylem yapacağının anımsatılması üzerine Kurtulmuş, “Herhangi bir partinin nasıl eylem yapacağına ben karar verecek değilim. TBMM her fikrin konuşulabileceği yerdir. Ancak TBMM çalışmalarının nezaketi bakımından çalışmaların akışını bozmayacak şekilde partilerin bu sürece katkı sunmaları lazım. Yani Meclisi kilitlemek, Meclisin çalışmalarını gerçekleştirmemek gibi bir eylemi herhalde CHP’liler de düşünmez diye ümit ediyorum.” diye konuştu.

“MECLİS’İN İTİBARINI YÜKSELTMEMİZ LAZIM”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, “TBMM’nin işlevinin azaldığı” yönünde eleştiriler yapıldığının aktarılması üzerine, “Meclisin işlevsiz hale geldiği” görüşüne katılmadığını vurguladı.

Terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partilerin bir araya geldiğine dikkati çeken Kurtulmuş, “Bu Meclis mi etkisiz Meclistir?” sorusunu yöneltti.

Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Meclis, bütün yasal çalışmalara herkesin katıldığı, fikrini söylediği, zaman zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla müzakerelerin yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği Meclis. Belli dönemlerden kalan hastalıktır. Meclis’teki çay, çorba gündeme gelir. ‘Milletvekilleri bedava arabaya, uçaklara biniyor’ gibi algılarla Meclis’in itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir odak var Türkiye’de. Tam tersine Meclisin daha fazla, etkili çalışması için görev milletvekillerine düşüyor. Eksik taraflar varsa, ki var, eksik tarafların giderilebilmesi için çalışmak Meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır. Burayı en itibarlı hale getirmek, milletin nezdinde de problem çözen bir merci haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Bu çerçevede hepimizin, eylemlerimizle, söylemlerimizle Meclisin itibarını yükseltmemiz lazım.”

Üslup konusuna dikkati çeken Kurtulmuş, kadın milletvekillerinin aralarında bir inisiyatif başlatacağını söyledi.

Meclis’teki kavgayı, istenmeyen görüntüleri oluşturanların milletvekilleri olduğunu ifade eden Kurtulmuş, herkesin ne söylediğine dikkat etmesi gerektiğinin altını çizdi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ABD’nin Venezuela’ya askeri müdahalesine ilişkin, “Bu, tamamıyla uluslararası hukukun paramparça edilmesidir, ayaklar altına alınmasıdır. Bunun asla tasvip edilmesi mümkün değildir. Bu, orman kanunlarının işlerliğinin dünyanın büyük devletlerinden birisi tarafından ayan beyan gösterilmesidir. Fevkalade vahim bir durumdur. Bütün insanlığın yine ortak bir şekilde buna karşı durması gerektiği kanaatindeyim.” dedi.

TBMM İçtüzüğü’nün daha fazla söz almayı mümkün kılacak, birtakım uzun tartışma sürelerinden ziyade etkin tartışmayı sağlayacak güçlü bir şekilde ortaya konulması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, bazı meselelerin İçtüzük’teki eksikliklerden, bazılarının da İçtüzüğün doğru uygulanmamasından kaynaklandığını gördüklerini, bunların düzeltilebileceğini ifade etti.

Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışmasının şart olduğunun altını çizen Kurtulmuş, “Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri vardır. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerini yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada terörün sona erdirilmesi ve Terörsüz Türkiye’nin tahkim edilmesi olduğu için. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisinin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor.” diye konuştu.

“MİLLETVEKİLİNİN BAŞKA BİR PARTİYE GEÇMESİ KONUSUNDA EN UFAK BİR ENGEL YOKTUR”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, milletvekili transferlerine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtladı:

“Türkiye’de milletvekili transferi meselesi yeni karşımıza çıkmıyor. Her dönem, her zaman milletvekili transferleri oldu. Bu öncelikli olarak milletvekillerinin kendi kişisel tercihleridir. Dolayısıyla buna bizim söyleyecek bir durumumuz yok. Ancak birtakım yasal düzenlemeler yapılır, İçtüzük düzenlemeleri çerçevesinde bununla ilgili de bazı adımlar atılırsa, o başka bir konu. Ama bugün itibarıyla baktığınızda herhangi bir milletvekilinin başka bir partiye geçmesi konusunda en ufak bir engel yoktur ve bu durum doğrudan doğruya milletvekillerinin kendi tercihidir.”

“GAZZE’DEKİ SOYKIRIM İNSANLIK İÇİN FEVKALADE ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASIDIR”

“ABD’nin son günlerdeki pervasızlığı terörist İsrail’den ilham alır gibi. Gazze’deki soykırım ateşkese rağmen devam ediyor. 70 binden fazla insanın katledildiği, 250’den fazla gazetecinin şehit edildiği bir yerden bahsediyoruz. Maalesef dünya sessiz. Nasıl yorumlarsınız?” sorusu üzerine Kurtulmuş, ilk andan itibaren insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda Gazze’deki saldırılara karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdiklerini belirtti.

Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ilgili bakanların, TBMM Başkanı olarak kendisinin, katıldıkları her uluslararası toplantıda, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek orada işlenen insanlık suçlarına dikkati çektiklerini, İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırıma bir insan ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak her platformda karşı çıktıklarını ifade etti.

“Gazze’deki soykırım sadece Filistin davası, sadece Filistin halkı için önemli değil. Gazze’deki soykırım aynı zamanda insanlık için fevkalade önemli bir dönüm noktasıdır” diyen Kurtulmuş, Gazze soykırımının dünyada yeni bir dönemi başlattığına dikkati çekti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, uluslararası alanda kuralın esas olmadığı, sadece gücün ve güçlünün sözünün geçerli olduğu, arkasında siyasi ve askeri güç olanların dilediklerini dilediği gibi yaptığı bir dönemin kapısının sonuna kadar açıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Gazze soykırımına sessiz kalanlar en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Yarın bir güç tarafından kendileri de aynı şekilde muhatap olurlarsa artık sığınacakları, kuralların işletilmesini isteyecekleri bir uluslararası sistem kalmamıştır. Üzülerek ifade ediyoruz, başından beri on yıllardır söylediğimiz şey, artık ayan beyan ortada, Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya, artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil, orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır. Gazze’deki bu soykırıma taraf olanlar, destekleyenler ya da soykırıma sessiz kalanların en büyük yanlışlığı, dünyada orman kanununun geçerli olduğu bir dönemin açılmasına vesile olmalarıdır. Bu kapı açıldıktan sonra artık bu kapıdan kimlerin nasıl gireceğini bilmiyoruz.”

“VENEZUELA SALDIRISI, ‘DEVLETLERİN EGEMENLİKTE EŞİTLİĞİ’ PRENSİBİNİN ASLA GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMADIĞINI ORTAYA KOYDU”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, ABD’nin, orman kanunlarının geçerli olduğu döneme, hemen yeni yılın başıyla birlikte giriş yaptığını söyleyerek, ABD’nin, kendi egemenliği olan, bağımsız bir ülkenin devlet başkanını, hangi gerekçeyle olursa olsun, dünyanın gözü önünde naklen yayınlar yaparak, gece baskınıyla yatağından alarak yargılamaya başladığını belirtti.

Kurtulmuş, “Bu, tamamıyla uluslararası hukukun paramparça edilmesidir, ayaklar altına alınmasıdır. Bunun asla tasvip edilmesi mümkün değildir. Bu, orman kanunlarının işlerliğinin dünyanın büyük devletlerinden birisi tarafından ayan beyan gösterilmesidir. Fevkalade vahim bir durumdur. Bütün insanlığın yine ortak bir şekilde buna karşı durması gerektiği kanaatindeyim.” dedi.

Yeni bir küresel sisteme ihtiyaç olduğunu, “insanların yaratılışta eşitliği, devletlerin de egemenlikte eşitliği” prensibinin bu küresel sistemin ana kaidesi olması gerektiğinin altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“En son Venezuela saldırısı da, ‘devletlerin egemenlikte eşitliği’ prensibinin asla göz önünde bulundurulmadığını açıkça ortaya koydu. Kabul edilemez ve maalesef yeni bir döneme, yeni bir düzensizliğe doğru iş gidiyor. Sadece düzensizlik olsa, bundan sonraki dönem maalesef yeni bir kaos döneminin de eşiğidir. Üzülerek takip ediyoruz. Türkiye olarak bizim burada mutlaka doğru tarafta, haklı olan tarafta durmamız lazım. Bizim uluslararası meşruiyetten, devletlerin egemen eşitliğinden, halkların kendi özgür iradesiyle kendi siyasi geleceğini belirleme prensibinden ve insanların yaratılışta eşit olduğu prensibinden asla taviz vermeden dünyaya yeni şeyler söyleme döneminde olduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Hep bir motto olarak söylenen ‘Dünya 5’ten büyüktür’ün ne kadar önemli bir siyasal feveran olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Beş ülkeden herhangi birisi kendisini ya da kendi koruduğu ülkeyi korursa, onun aleyhine bir karar almak mümkün değil. Böyle bir sistem yürümez. Bundan sonra ise en tehlikeli dönemine girmiştir. Artık kaosun normal düzen haline geldiği bir devre doğru geçiyoruz.”

“HEM SURİYE İÇİ AKTÖRLER HEM DE SURİYE DIŞI AKTÖRLERİN HEPSİ TÜRKİYE’NİN BU KONUDAKİ HASSASİYETİNİN FARKINDA”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Suriye’deki gelişmelerle ilgili bir soru üzerine, 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasını Suriye’nin güvenliği için de elzem gördüklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Her yerde, her bölgede, her şehirde, her mahallede silahlı adamların, örgütlerin olduğu bir ülke düşünülemez. Böyle bir ülke olmaz, kim isterse istesin olmaz. Böyle bir ülkeye de kimse müsaade etmez. Dolayısıyla mesele Suriye’nin toprak bütünlüğüdür. Arap’ın da Kürt’ün de Türkmen’in de bütün etnik yapıların, bütün mezhebi yapıların sözünün itibarı olduğu, güçlü bir Suriye devlet yapılanmasına ihtiyaç var. Biz bunun için her türlü telkini, her türlü tavsiyeyi ortaya koymaya çalışıyoruz. Suriye’deki düzensizliğin de Türkiye için önemli, hayati bir güvenlik sorunu olduğunu hepimiz biliyoruz. Orada da hassasiyetlerimizin herkes farkındadır. Hem Suriye içi aktörler hem de Suriye dışı aktörlerin hepsi Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetinin farkındadır. Yani Türkiye, ‘Suriye’de birlik beraberlik olsun’ derken sadece bir temennide bulunmuyor, kendisi için yaşamsal bir sınırı ortaya koyuyor.”



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

BREAKING NEWS… Statement from the Ministry of Foreign Affairs! Necessary precautions are being taken

Published

on


BREAKING NEWS… The following statements were used by the Ministry of Foreign Affairs in its statement regarding the US/Israel-Iran War, which has entered its 7th day:

The situation of our citizens in the countries that are the targets of attacks in our region is closely monitored and necessary precautions are taken. The emergency lines of our representative offices and the Consular Call Center of our Ministry serve our citizens 24 hours a day, 7 days a week. It is possible to leave Iraq, Iran, Israel, Lebanon, Saudi Arabia, Syria, Oman and Jordan via different transportation routes. Our representatives in these countries provide the necessary guidance to our citizens. There is still no direct air transportation to our country from Bahrain, Qatar and Kuwait, and exceptionally, there are rarely flights to our country from the United Arab Emirates. Efforts are being carried out to organize bus services for the transportation of our citizens from the four countries mentioned above to Saudi Arabia and Oman by land. It will then be possible for our citizens to return to Türkiye by air from these two countries. The start of bus services is subject to the permission of local authorities. Since conditions change instantly, it is important for our citizens to follow the announcements of our diplomatic missions in the relevant countries.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Visit from Minister Çiftçi to the Coast Guard Command

Published

on


Minister of Internal Affairs Mustafa Çiftçi visited the Coast Guard Command and made evaluations.

LOCAL AND NATIONAL PROJECTS ON THE TABLE

At the meeting, floating and air elements planned to be included in the inventory with local and national resources, as well as modernization projects of existing vehicles and systems, were also evaluated. Technological projects developed to increase situational awareness at sea and strengthen the effectiveness of command and control systems were also on the agenda.

PERSONNEL TRAINING AND INTERNATIONAL COOPERATION

On the other hand, cooperation studies carried out with the coast guard organizations of friendly and allied countries within the scope of personnel planning, training activities and international relations were also among the topics discussed at the meeting. Ongoing and planned investment projects within the scope of the “widely talk policy” were also evaluated in detail. During the meetings, evaluations were also made about the processes carried out for the effective, efficient and transparent use of public resources.

“ACTIVITIES CONTINUE UNINTERRUPTED”

Making a statement about the visit, the Ministry of Internal Affairs stated that the Coast Guard Command continues its work with determination to ensure Türkiye’s security at sea, and shared the message: “The activities of our heroic Coast Guard Command, working in the Blue Homeland for the peace and security of our beloved nation, continue uninterrupted.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

DMM’s denial of “MI6” allegations! – Breaking News

Published

on


The Center for Combating Disinformation (DMM) published a statement regarding the news served by a foreign news agency claiming that Türkiye requested protection for the Syrian President from British intelligence.

“THE NEWS DOES NOT REFLECT THE TRUTH”

In DMM’s statement, the allegations in foreign media were directly rejected and the following statements were made:

“The news published today in a foreign news agency that ‘Turkey asked the British MI6 to increase the protection of the Syrian President Shara’ does not reflect the truth. It is not true that the MIT made any requests from MI6 regarding the protection of the Syrian President or asked them to take on such a role, as claimed in the news in question.”

MIT’S EMPHASIS ON REGIONAL COOPERATION

Reminding that the main focus of Türkiye’s intelligence activities is the fight against terrorism, DMM clarified the work of the National Intelligence Organization (MİT) at both regional and international levels with the following words:

“The National Intelligence Organization (MİT) is in effective cooperation with both the international intelligence community and the security units of our neighbor Syria in the field of counter-terrorism. The recent successful operations carried out together with the Syrian authorities against the DAESH terrorist organization are among the most current examples of this cooperation.”

The Center for Combating Disinformation warns against manipulative content: “The public is kindly requested not to rely on unfounded claims, posts and content.” he warned.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister of Culture and Tourism Ersoy met with his fellow citizens at the iftar table

Published

on


In the spiritual atmosphere of Ramadan, Antalya’s İbradı district witnessed a meaningful meeting. Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy came together with his fellow citizens at the iftar table in his father’s house, İbradı.

Before the annual iftar program hosted by Minister Ersoy, inspections were made at İbradı Culture and Congress Center. After the investigations, Ersoy met with the headmen in the district and held an evaluation meeting. At the end of the day, the citizens broke the fast at the same table at the İbradı Wedding Hall.

In the iftar program attended by Antalya Governor Hulusi Şahin, AK Party Antalya Deputy Tuğba Vural Çokal, MHP Antalya Deputy Abdurrahman President, AK Party MKYK Member Menderes Türel, AK Party Antalya Provincial Chairman Ali Çetin and İbradı Mayor Hatice Sekmen, the spirit of unity and solidarity of Ramadan was emphasized and important messages were given regarding the tourism, culture and development vision of the region.

Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy, in his speech at the iftar, emphasized that it is not a coincidence that Ormana was chosen as the ‘World’s Best Tourism Village’.

NEW VISION IN TOURISM! ORMANA SET AN EXAMPLE TO THE WORLD

Minister Ersoy also drew attention to the changing understanding in world tourism and emphasized the importance of projects focused on sustainable tourism and local development.

Ersoy made the following evaluations:

“Today, world tourism is being shaped with a new understanding. Nowadays, not only the number of visitors but also the protection of cultural heritage, support of local development and sustainability are discussed. We are determinedly implementing projects that extend tourism to 12 months, take into consideration natural and cultural values, and prioritize qualified tourism. One of the best examples of this vision is İbradı and Ormana. The selection of Ormana as the ‘World’s Best Tourism Village’ is a concrete and proud result of this approach.”

Referring to the “World’s Best Tourism Villages Program” launched by the UN World Tourism Organization in 2021, Ersoy said, “The preparation process for Ormana, which started in 2021, has been strengthened with the improvements made over the years.” he said.

Ersoy noted that, as a result of the evaluation of the file prepared under the coordination of the Ministry of Culture and Tourism and the Turkish Tourism Promotion and Development Agency (TGA), by the international jury, Ormana was deemed worthy of this title as the only village selected from Türkiye in 2024, and said that this success is not a coincidence; He emphasized that it is the common result of planned investment, cooperation and everyone who works hard.

“OUR GREATEST WISH FOR OUR GEOGRAPHY TO BE STABLE”

Minister Ersoy pointed out the climate of brotherhood and solidarity of Ramadan and expressed his satisfaction in meeting his fellow citizens at the same table.

Wishing that the war raging in the region would end as soon as possible, Ersoy used the following expressions in his speech:

“I am very happy to share the same table with you in İbradı with the feelings of unity and solidarity. Ramadan is a holy month where sharing turns into abundance, solidarity is strengthened, and brotherhood is strengthened. This holy month is also the time to purify our hearts and leave resentments behind. This iftar table set here today is not just a meal; it is the best indicator of our unity and solidarity. With this iftar, the holy month of Ramadan “We have completed the 16th iftar, so we have left the half of Ramadan behind. May God allow us to celebrate the holiday in health and peace with our families and loved ones. May this holy month be a means of hope and prayer not only for us but also for the oppressed and victimized regions around the world. Our greatest wish is for the war in our region to end as soon as possible and for this region to achieve peace and stability.”

Türkiye IS THE CENTER OF TRUST AND STABILITY

Minister Ersoy, who also included Türkiye’s regional role in his speech, emphasized that Türkiye is on its way to becoming the center of stability under the leadership of President Recep Tayyip Erdoğan.

Stating that Türkiye is taking determined steps in every field under the strong leadership of President Recep Tayyip Erdoğan, Ersoy said, “Turkey is taking firm steps towards becoming a center of stability and trust, having a say in the region and in the world. Fortunately, despite all the tensions and wars in the region, our country maintains its quality of being a reliable port.” he said.

Stating that they are following the process closely as the Ministry of Culture and Tourism, Ersoy noted that they meticulously evaluate every development concerning the tourism sector, both its pros and cons.

Stating that they are in constant contact with relevant institutions and sector representatives to take all necessary measures in a timely manner, Ersoy continued as follows:

“In short, we are at the beginning. We continue to take every necessary step with determination to protect our country’s identity as a safe tourism destination and to maintain the strong momentum we have achieved in tourism.”

NEW GENERATION LIBRARY AND CULTURE INVESTMENTS IN İBRADI

In his speech, Minister of Culture and Tourism Ersoy also touched upon the cultural and education investments implemented in İbradı and explained the projects carried out in the district.

Ersoy continued his speech as follows:

“When we say ‘regional development’, we consider it together with culture, education, youth and social life. The steps we have taken in İbradı are concrete examples of this. For example, we opened our İbradı District Public Library in 2024. We have transformed the library services, which were previously provided with limited resources, into a structure compatible with the innovative librarianship approach. This work, which has a closed area of ​​approximately 2 thousand square meters, has special sections for babies, children and young people, playgrounds, event halls, workshops and “It has brought a new generation of culture and learning space to our district with its IT fields and serves our citizens of all ages with its collection of more than 30 thousand libraries.”

30 MILLION PROJECT FOR ALTINBEŞİK CAVE

Minister Ersoy also shared with the public the security and infrastructure works initiated for Altınbeşik Cave, one of the important natural heritage of İbradı.

Ersoy gave the following information:

“We are also taking a very important step for Altınbeşik Cave, which is one of the most important natural heritages of İbradı. Altınbeşik, known as Türkiye’s largest and Europe’s third largest underground lake cave, is the apple of our nature tourism with its unique geological structure. However, the most important issue in such areas is visitor safety. There may be a risk of falling stones and rocks from time to time on the route that provides access to the cave. For this reason, structural steel protection is required on the approximately 200-meter walking path extending to the cave entrance. “We started a project that will increase security with the system.”

Stating that they started working on this project on February 2, 2026, Ersoy said that the Ministry contributed 20 million lira to the financing of this investment of approximately 30 million lira.

Ersoy said, “Our goal is to bring Altınbeşik to tourism in a sustainable manner with safe access and to transfer this unique heritage to future generations in a healthy way.” he said.

HISTORICAL TEXTURE IS PROTECTED IN ORMANA

Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy stated that the street rehabilitation works carried out in Ormana District are continuing in stages.

Minister Ersoy continued his speech as follows:

“One of the most important elements that keep Ormana’s identity alive is the historical street texture and traditional residential architecture. For this reason, we are continuing the street improvement works step by step. We took action to repair the buildings in Ormana District in accordance with their original form. In the 1st stage of the ‘Street Improvement’ project, the maintenance and repair of 37 buildings and in the 2nd stage, 48 buildings were completed. Within the scope of the 3rd stage, the maintenance and repair of 50 buildings were completed this year. “We will continue to keep the cultural heritage alive with these works that increase the quality of life while preserving Ormana’s unique identity.”

ORMANA CULTURAL CENTER WILL OPEN IN JULY

Minister Ersoy also touched upon the Ormana Cultural Center, which he inspected before the iftar, and announced that the center will be put into service this year.

Culture is not just a memory of the past; Adding that they see it as an area that strengthens the social life of today and tomorrow, Ersoy said that with this understanding, the construction of our Ormana Cultural Center continues, that he examined the works carried out in the cultural center before the iftar, and that they will open the cultural center, which includes a foyer, library and cafeteria, as well as a multi-purpose hall for approximately 500 people, in July this year.

Ersoy gave the good news that Ormana will thus have a strong social infrastructure where cultural and artistic events can be organized.

PERSONAL SUPPORT TO YOUTH FROM MINISTER ERSOY: YOUTH CENTER FOR FATHER’S HEART IBRADI

“I would like to make a separate note for our youth and share with you a project that I have undertaken with my personal means.” Ersoy said:

“We are implementing the İbradı Youth Center project for our young people in İbradı. When the project is completed, we will have provided İbradı with a modern center that offers a wide range of facilities, from a conference hall to multi-purpose classrooms, from a computer room to a book café, from workshops to sports areas. We will then transfer this center, which we plan to put into service at the beginning of the summer, to our Ministry of Youth and Sports and put it at the service of our youth and fellow citizens of Ibradı.”

Minister Ersoy said that with this step, they have established together the infrastructure of an understanding that protects culture, supports youth, brings natural heritage to tourism safely and strengthens local development.

“WE WILL CONTINUE TO WALK TO OUR GOALS WITH DETERMINATION”

Emphasizing the spirit of unity and solidarity of Ramadan, Ersoy completed his speech as follows.

“Ramadan is a climate that reminds us of solidarity, sharing and unity of heart. Hopefully, with this spirit of unity, we will continue to produce services for our İbradı, for our Antalya and for our country, to invest, and to walk determinedly towards our goals in culture and tourism.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

How did Türkiye become a nuclear power? The first and most important breakthroughs took place during the Berat Albayrak period.

Published

on


News Agenda News
How did Türkiye become a nuclear power? The first and most important breakthroughs took place during the Berat Albayrak period.



While the world was shaken by the US and Israel’s attacks on Iran, nuclear energy came to the fore once again. While countries such as the USA, Russia, China, France, England, Israel and India have nuclear missiles, the detail of Pakistan in the list attracted attention. SABAH newspaper writer Mevlüt Tezel stated in his article today that Pakistan became a nuclear power thanks to the famous physicist Abdul Kadir Khan. Tezel pointed out that Türkiye made the first and most important breakthroughs when Berat Albayrak was the minister of energy. Stating that Türkiye will be the first country to produce electricity from a nuclear power plant or a nuclear reactor in 2026, Tezel said, “It is now better understood that Albayrak has undertaken many things that will disturb the dominant superpowers.” Here is Mevlüt Tezel’s article today…





How did Türkiye become a nuclear power? The first and most important breakthroughs took place during the Berat Albayrak period.










The USA, Israel and many Western countries are now dropping bombs on Iran, where they have imposed huge embargoes for years!

The aim is to prevent Iran from building nuclear missiles!

Owning a nuclear missile means gaining ‘immunity’ against attacks from abroad and the privilege of being able to resist the pressure of the dominant powers in the world!

The USA, Russia, China, France, England, Israel, India, Pakistan and North Korea have nuclear missiles in the world.

The most surprising country on the list is Pakistan.

How can Pakistan, which ranks 42nd in the world’s gross domestic product list, where Türkiye ranks 16th, with a population of 259 million and where the population is largely low-income, have nuclear missiles?

Thanks to one man; Thanks to the famous physicist Abdul Kadir Khan.

It was Khan who enabled Iran to establish nuclear facilities.

He even contributed to North Korea becoming a nuclear power!

Han has an interesting life story that is reminiscent of a James Bond movie:

Abdul Kadir Khan, who lived in Bhopal, India in 1947, was one of the Muslims who crowded into the train stations and tried to escape for fear of death when he was 11 years old.

He never forgot to take the fountain pen from an Indian guard’s pocket!

Han, who settled in Karachi, won a government scholarship thanks to his superior intelligence and went to Germany.

He studied at the universities of Berlin, Delft and Louvain.

After graduating from metallurgical engineering, he worked on uranium enrichment technologies at URENCO facilities in Amsterdam.





How did Türkiye become a nuclear power? The first and most important breakthroughs took place during the Berat Albayrak period.

PATIENT PHYSICIST

India’s nuclear missile test in 1974 was the event that spurred Khan into action.

He wrote a letter to Pakistani Prime Minister Benazir Bhutto and said, “I am at your service.”

He soon returned secretly to Pakistan, bringing centrifuge plans and technical documents with him.

Khan was provided with unlimited authority and budget.

Khan Research Laboratories was established.

Khan created an extensive supply network to obtain the parts needed to become a nuclear power.

In the process, he obtained everything needed for centrifuge production through his former colleagues and front companies.

In 1984, Pakistan opened its first uranium enrichment facility.

Pakistan joined the league of countries with nuclear missiles by conducting two separate nuclear tests in 1998.

Han was now a hero in his country.

Khan sold “P-1” type centrifuge plans and parts to Iran.

It supplied more advanced “P-2” centrifuges to Libya.

He exchanged nuclear technology with North Korea in exchange for missiles.

With the exposure of Libya’s secret nuclear program in 2004, Khan’s name was reflected in the world public opinion as a ‘nuclear lunatic’.

The US caught the ear of the Pakistani government, and Khan was accused of nuclear smuggling and kept under house arrest until 2009.

Even when he was released, his contact with the outside world was limited for many years.

Han died due to complications of covid-19 on October 10, 2021, at the age of 85, and was buried with a state ceremony.

Pakistan, which suffered constant defeats in the wars with India, is now in the league of countries that have gained ‘nuclear immunity’, thanks to the 165 nuclear missiles developed by Khan.

The lesson to be learned from this story might be; A scientist who loves his homeland can turn even a country with a bad economy into a nuclear power!





How did Türkiye become a nuclear power? The first and most important breakthroughs took place during the Berat Albayrak period.

HOW DID Türkiye BECOME A NUCLEAR POWER?

Abdul Kadir Khan’s work on uranium enrichment technologies at URENCO facilities in Amsterdam in the 1970s, after graduating from metallurgical engineering in Germany, played a key role in Pakistan becoming a nuclear power.

We live in a very different world from the 1970s. Now they won’t let a foreign national, especially a Muslim, near uranium enrichment facilities!

Even working on nuclear technology without the knowledge of the USA and Israel is now a reason to be killed!

There is no Iranian nuclear scientist left that MOSSAD did not kill!

It is known that Türkiye does not have its own nuclear missiles, except for the US bases in our country!

But we made the first and most important breakthroughs in nuclear energy when Berat Albayrak was the minister of energy.

On April 1, 2018, three days before the foundation of the Akkuyu Nuclear Power Plant was laid, Albayrak said, “Hopefully, with the participation of our President and Russian President Putin, we will realize the most important step of our 60-year nuclear dream by laying the foundation on Tuesday.”

And now, in 2026, there is little time left until Türkiye will be the first country to produce electricity from a nuclear power plant or a nuclear reactor.















Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Bakan Gürlek’ten ‘suça sürüklenen çocuklar’ açıklaması: Komisyon kuruldu, bu düzenlemeyi hayata geçireceğiz

Published

on


Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları şu şekilde:

Biliyorsunuz kısa bir süre önce Adalet Bakanı olarak atandım. Öncelikli olarak Sayın Cumhurbaşkanımıza tekrar şükranlarımı sunmak istiyorum. Daha sonra da tabii bir bakan yardımcılığı değişikliği oldu. Bugün bakan yardımcısı arkadaşlarımız burada. Hem sizinle tanıştırmak istedim hem de sizin sormak istediğiniz sorular varsa onlar da kendi alanları ile ilgili konulara cevap vermek istiyor.

Basın demokratik toplumun vazgeçilmez unsurudur. Kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında sizlerin üstlendiği rolü elbette biliyorum. Sizler toplumun gözü, kulağı, sesi gibi çok önemli bir görevi yerine getirmektesiniz. Gerçeğin ortaya çıkarılması, farklı görüşlerin ifade edilmesi ve aynı zamanda kamu vicdanının canlı tutulması elbette sizlerin en büyük görevidir. Bu sebeple öncelikle bu kutsal görevi yaptığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var. Adalet Bakanlığı olarak çok sıcak konularımız var. Sürekli olarak bir araya geleceğiz. Sizin fikirlerinizden görüşlerinizden istifade edeceğiz. Gündem çok yoğun biliyorsunuz Terörsüz Türkiye süreci bir yandan devam ediyor. Bir yandan biliyorsunuz bölgemizdeki sıcak çatışma alanı var. Sürekli olarak güncel konular özellikle 12. Yargı Paketiyle ilgili ben zaman zaman basın mensubu arkadaşlarımıza demeçler verdim.

Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor. Bu sırada ben şunu da tekrardan üzerinden geçmek istiyorum. Bu vesileyle Gazze’de İsrail saldırıları sonucunda hayatını kaybeden çok kıymetli gazeteci meslektaşlarınızı anıyorum. Meslektaşlarımıza başsağlığı diliyorum. Görevini yapan gazetecilerin hedef alınması hiçbir şekilde kabul edilemez. Basın mensuplarının can güvenliği uluslararası hukukta insan haklarının ortak sorumluluğudur. Bunun tekrardan altını çizmek istiyorum. Basın mensupları bizim için çok kıymetli.

Ben adliyede çalıştım. Çoğunuzu adliye camiasından tanıyorum. İstanbul’a da geldiniz. Çoğunuza da teşrif oldum. Hakimlik, savcılık görevi gibi basın mensubu görevi de çok zor. Gece yarılarına kadar sizlerin özellikle adliye muhabiri arkadaşlarının mesai mefhumu olmaksızın çalıştıklarını biliyorum. Bir haber alıp o haberi anlık olarak canlı yayına aktarmak istediklerini biliyorum. Burada çok önemli bir görevi üstleniyorsunuz. Ancak şunun altını çizmek gerekiyor, mutlaka toplumun doğru bilgilendirme ihtiyacı var. Son zamanlarda maalesef sosyal medyada ya da diğer medya kuruluşlarında bazen yanlış haberler, algı haberleri çıkıyor. Bu tabii toplumu yanlış yönlendiriyor. Kamu vicdanını tatmin etmiyor. Bunu biz zaten hemen biliyorsunuz Dezenformasyonla mücadele birimiz var. Onlar hemen anlık olarak reaksiyon alıyorlar. Ben fazla uzun konuşmayacağım. Soru cevap şeklinde yapalım isterseniz.

Şimdi terörsüz Türkiye süreci var. Muhtemelen bununla ilgili sizin sorularınız olacaktır. Biliyorsunuz Dem Parti’nin kıymetli heyetiyle bir araya geldik. Önce İçişleri Bakanlığımızı ziyaret ettiler. Daha sonra da beni ve iki tane bakan yardımcısı arkadaşımızla birlikte toplantı yaptık. Biliyorsunuz orada Meclis’te çok güzel bir müzakere metni çıktı ortaya. Müzakere metninden sonra Adalet Komisyonu’na geldi. Bu aşamadan sonra Adalet Komisyonu’nun takdirinde biz Adalet Bakanlığı olarak Adalet Komisyonu’na teknik olarak özellikle kanunların yapılmasında arkadaşlarımız, hakim savcı arkadaşlarımız teknik olarak yardıma hazır olduğumuzu bildirdik. Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabi biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemleeri kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette Yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız.

Terörsüz Türkiye sürecini çok önemsiyoruz. Biliyorsunuz yıllardan beri, 40 yıldan beri. Terörden hepimiz çektik şu an. Çok güzel bir aşamaya geldi. Özellikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde, Sayın Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin de çok kuvvetli desteğiyle birlikte çok önemli bir aşamaya geldi. Artık Terörsüz Türkiye sürecinin meyvelerini toplamak aşamasındayız. Bu bizim için önemli. Ama tabi burada şunun altını çizmek gerekiyor. Terörsüz Türkiye sürecinin olmazsa olması öncelikli olarak örgütün tamamen silah bırakması daha sonra da örgütün feshedilmesi bunu biliyorsunuz komisyon raporlarında da var. Örgütün silah bıraktığının ve aynı şekilde eylemlerini sonlandırdığının tasdiklenmesi gerekiyor. Ondan sonra da yasal düzenlemelere geçilmesi gerekiyor. Bu konuda da zaten ayrıntı olarak hepiniz de muhtemelen okumuşsunuzdur. Terörsüz Türkiye sürecinin biz nihayete ermesini istiyoruz. Dün Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimizle de görüştük. Dem Parti’nin heyetiyle de görüştük. Onlar da bir an önce artık yasal düzenlemenin yapılmasını istiyor. Çünkü artık toplumda bir beklenti de oluştu. Toplumumuz da hazır. Vatandaşlarımız da bu kardeşlik ortamının birlik ortamının artık yasal düzenlemeye erişmesini temenni ediyor. Bu terörsüz Türkiye süreciyle ilgili benim söyleyeceklerim bu kadar. Muhtemelen biz de sizin gibi takip edeceğiz. Tekrardan üzerimize düşen bir şey olursa da yardımcı olacağız.

Diğer bir konu biliyorsunuz öncelikli olarak maalesef etrafımızda bir savaş tehdidi var. Görüyorsunuz özellikle İran’da bir sıcak çatışma yaşanıyor. Biz de bu bölgenin bir parçasıyız ama özellikle ülkemiz şu an çok güvenli bir alan. Yani etrafımıza karışıklıklara rağmen hem Devletimiz hem askeriyemiz güçlü, Türkiye dirayetli bir ülke. Bölgedeki özellikle güvenlik ve istikrarın sağlanması konusunda gerek Cumhurbaşkanımız gerek de Dışişleri Bakanımız tüm bakanlarımız bu sürecin suhuletle sonlandırılması konusunda gerekli adımları attılar, gerekli görüşmeleri yaptılar. Biz bölgemizde özellikle istikrar istiyoruz, barışın kalıcı sağlanmasını istiyoruz. Bu konuda da gerekli görüşmeler yapıldı. İnşallah kısa sürede de sürecin tamamlanmasını istiyoruz. Çünkü burası bizim yaşadığımız coğrafya. Burada karışıklık olmasını elbette istemeyiz. Her zaman sulh kapısının, sulh yolunun işletilmesini istiyoruz. Bu konuda da Cumhurbaşkanımız da sürecin ilk anından beri sürekli olarak sıcak kapı diyaloğu güttü. Çeşitli dünya liderleriyle görüştü. İnşallah biz bu sürecin de bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Türkiye olarak da komşularımızla birlikte mutlu bir şekilde devam etmek istiyoruz.

Şimdi muhtemelen 12. Yargı Paketiyle ilgili sizler soracaksınız. Ben kısaca genel olarak anlatayım. 12. Yargı paketi biliyorsunuz 11. yargı paketi yasalaştı. 25 Aralık’ta yürürlüğe girdi. 12. Yargı Paketi Meclisteydi Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık. Kıymetli basın temsilcileri yani şunu unutmamamız gerekiyor. Şu an bizim 2025 yılında 12,5 milyon dosyamız var. Yani bu dosya sayısı çok fazla. Yani biz bunu mutlaka altını çizmemiz lazım. 12,5 milyon dosya dünyada hiçbir yerde yok. Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımlar atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor. Sekiz yıl, on yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketinde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu arabuluculuğa gönderecek. Biliyorsunuz arabuluculuğu da eğer boşanmayı kabul ediyorsa arabuluculuk tutanağı düzenleyip, bunu kesinleştirip nüfusa gönderdiği an boşanma hükümleri kesinleşecek. Ama tabi diğer hükümler yani fer’i hükümler dediğimiz nafaka, maddi manevi tazminat ya da velayet hükümleri devam edecek. Ama en azından boşanma yönünden dosyanın bir an önce kesinleşmesi kişinin hayatını idame ettirmesi için ya da geleceğine yön vermesi için önemli bir süreç. Bunu inşallah 12. Yargı Paketinde çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk hükümlerinin uygulanması olarak getirmek istiyoruz. Birinci konumuz bu.

Şimdi ben daha önceki katılmış olduğum televizyon programlarında da söyledim yargının hızlandırılması için. Şimdi HSK’da Yargının Etkinliği Ve Verimliliği Bürosu var. Şimdi bu ne demek? Bu 2022 yılında bir büro kuruldu. Yani hakimlerin vermiş olduğu kararların denetlenmesi, gecikmenin ortaya çıkmaması ya da bölgesel olarak gecikme varsa bunun hangi sebepten dolayı ortaya çıktığının tespiti konusunda bir büro kuruldu. Tabii şu an bu büro işliyor. Bizim getirmek istediğimiz aslında yasal düzenleme yapmadan bu büronun şu an 3 tane pilot bölge seçtik. İstanbul, İzmir ve Ankara. Birer irtibat ofislerini yani bütün adliyelerde izdüşüm ofislerini kuracağız. “Alo Adalet” hattını da zaten buraya entegre edeceğiz.

Şimdi ne demek şu? Şu demek. Bir kira tespit davası ya da tahliye davası aslında çok kıymetli basın mensupları bunların ne kadar sürede bitirileceği bizde belli. Kira tespit davası 9 aylık sürede bitirilmesi gerekiyor. Bu yargıda hedef süre var. Yani hakim – savcı UYAP’tan dosyaya girdiği zaman kira tespit davasının 9 ayda bitirileceğini biliyor. Yani bu belli. Ama tabii şimdi şöyle oluyor genelde, bu süreye riayet edilmiyor. Yani neden riayet edilmiyor? İşte taraflar yeni delil sunuyor, avukatlar tanık getiriyor ya da işte bilirkişi incelemesi yapılması gerekiyor. Bu 9 aylık süre bir bakıyoruz 4 yıl olmuş bir bakıyoruz 5 yıl olmuş. Şimdi burada biz artık bu süreye riayet edilmesini denetleyeceğiz. Nasıl denetleyeceğiz? Vatandaş başvurdu dedi ki benim şu davamda 9 aylık sürede kira tespit davam sonuçlanmadı. Biz hemen burada Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu’nda hukukçulardan oluşan bir ekibimiz olacak bütün adliyelerde. Hemen irtibata geçeceğiz. Komisyon Başkanımız da biliyorsunuz hakimlerin idari amiri Komisyon Başkanı. Hakim arkadaşımıza, Komisyon Başkanımız soracak ya diyecek burada 9 ayda bitirilmesi gereken dava 4 yıl oldu. Neden devam ediyor? Burada tabii hakim arkadaşımız şunu diyebilir. Yani burada İstanbul’da iş yoğunluğu çok fazla. Tabii burada yapay zekada kullanacağız. Eğer iş yoğunluğu fazlaysa biz bunu otomatik olarak HSK’dan gördüğümüz için hemen oraya yeni bir mahkeme açacağız. Yeni bir sulh mahkemesi ya da yeni bir aile mahkemesi. Ya da şunu da diyebilir. İşte benim personel sayım az. Hemen bunu yapay zekayla göreceğiz. Oraya katip takviyesi yapacağız. Ya da şu da olabilir Hakim Bey’in ya da Hakime Hanım’ın şahsından kaynaklanan bir sorunu olabilir. Yani onu demeyelim ama yetersizliği olabilir. Bu sorunda da artık yani normalde ilke kararları var. Hakimler ve savcıların tabi olduğu disiplin hükümleri var. Yer değiştirme, terfi, atama bunlarla ilgili süreci başlatacağız. Sonuçta sen 9 ayda bitmesi gereken bir davayı 4 yılda bitirememişim. Yani kusura bakma sonuçlarına katlanacaksın. Bunu söyleyeceğiz, bunu sert işleteceğiz. Ben bu sürecin faydalı olacağını düşünüyorum.

Vatandaş açısından da “Alo Adalet” hattıyla hem cep telefonundan hem de mail ya da bizzat büroya giderek yapmış olduğu başvurudan anlık olarak vatandaş bir dönüş alacak. Yani vatandaşımızın da bu konuda bilgisi olacak. Vatandaşın başlamış olduğu numarayla kendisine biz tekrar geri dönüş yapacağız. Diyeceğiz ki senin boşanma davan henüz hedef süre içerisinde. Yani burada süreci beklemek lazım diyeceğiz. Ya da hedef süre aşılmışsa işte diyeceğiz ki hedef süre aşıldı. Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilecek.

Yani vatandaşımız davasının neden uzadığını anlık olarak bilgi alacak. Yani bu da bence vatandaşımız açısından bir kale alındığı için bir memnuniyet oluşturacak. Bu konuda çok kısa sürede uygulamaya geçmek istiyoruz. Bir kanun değişikliği yok. İrtibat büroları kurarak uygulamaya geçeceğiz. Bu sürecin ben özellikle hakimler açısından sürecin bir an önce kısa olması için faydalı olacağını düşünüyorum.

Bir başka somut örnek vermek gerekirse yine aynı şekilde ticaret mahkemeleriyle ilgili bir hemen zaten resmi gazetede yayınlandı. Ticaret mahkemelerini, İstanbul’da tek bir çatı altında topladık. Biliyorsunuz İstanbul’a ticaret mahkemeleri, Küçükçekmece, Bakırköy, Çağlayan ve Anadolu adliyelerinde var. Toplam 35 tane ticaret mahkemesi var. Her bir farklı yerde, her bir ticaret mahkemesinin farklı uygulamaları var. Yani burada avukat muhtemelen vardır, hepiniz gazetecisiniz ama bazı davalarda biliyorsunuz ihtiyati hacizler Anadolu Adliyesinden alınamıyor, gidiyor Çağlayan’dan alıyor ya da konkordato işte iflas davaları, şirket merkezi Çağlayan oradan alamıyor kararı, şube Anadolu’ya gidiyor. Yani kararlarda bir yeknesaklık yok. Özellikle ticaret mahkemelerini aynı çatı altına toplayarak biz uygulama birliğini getirmek istiyoruz. Kararlarda yeknesaklığı getirmek istiyoruz ve şunu kesinlikle yapacağız. Ticaret Mahkemesi’ne görev yapacak olan başkan arkadaşlarımız en az 10 yıl ticaret hakimliği yapmış olacak. Yani ticaret üyeliğinden başlayacak. Daha sonra ehliyete ve liyakate uymuşsa ticaret mahkemesi başkanı olacak. Çünkü ticari davalar şu an gündelik hayatın en önemli davaları. Yani İstanbul biliyorsunuz ticaret şehri, ticaret merkezi. Çok büyük şirketlerimiz var. Yatırımcılarımızın bize ilk başta yani gelirken işte sizin ticaret mahkemelerinize biz güvenmiyoruz davalar uzun sürüyor. Hukuki güvence hakkı yok diyorlar. Bu konuda kısa bir sürede adıma geçtik şimdi sadece fiziki olarak yer sağlayıp bütün mahkemeleri bir araya getireceğiz. Bu bir anlamda da hukuki güvence hakkı olmuş oluyor.

Biliyorsunuz dünkü resmi gazetede de yine bir karar yayınlandı HSK’nın. Bu kararda da idare mahkemelerinde bir ihtisaslaşmaya gittik. Özellikle biliyorsunuz idari yatırımcılar ÇED davaları var biliyorsunuz. Adam çok büyük yatırım yapıyor, geliyor Türkiye’ye. Maalesef bunun da kanun düzenlemesini yapmamız gerekiyor. İşte Martıları Koruma Derneği ya da yandaki bir köylü vatandaş ÇED raporuna karşı dava açıyor. Yani normalde taraf ehliyeti olması lazım ama tabi bu taraf ehliyeti çok geniş yorumlanıyor. Dava açtığı zaman bir ÇED raporuna karşı iptal davası idare mahkemesinin önüne geliyor. İdare mahkemesi de maalesef yürütmeyi durdurma kararı verdiği an bütün yatırım ortada kalıyor. Yani çok oldu bu. Yani çok büyük yatırımcılar geliyor. İstihdam sağlamak istiyor. Biz dünkü yayınlanan resimli gazetede ki kararla idare mahkemelerinde hangi uyuşmazlıklara ÇED iptallerine karşı hangi mahkemenin bakılacağını belirledik. Yani bir anlamda ihtisaslaşma belirledik ve burada bakın ivedi yargılama uygulanacak. Hızlı bir şekilde yargılama yapılacak, hızlı bir şekilde karar verilecek. Bu özellikle iş adamlarının bizden hukuki güvence anlamında istedikleri bir şarttı. Bunu da inşallah yerine getirdik.

Yargılamaların hızlanması konusunda bu konuda faaliyetlerimiz var. İnşallah 12. Yargı Paketine koyacağız. Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketinde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama terfi de belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakim belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız. Anlık olarak sahadan bilgi alacağız. İşte bu Yargının Etkinliği ve Verimli Bürosu yapay zeka olduğu için atıyorum mesela İstanbul’da iş davaları ile ilgili çok fazla şikayet var. Hemen biz iş mahkemesi kuracağız. İzmir’de kira tespit davalarıyla ilgili çok fazla şikayet var. Hemen yeni bir kira mahkemesi kuracağız. Anlık olarak yani ihtiyaca cevap vermeye çalışacağız.

12. Yargı Paketinde bir başka getirmek istediğimiz konu biliyorsunuz maalesef geçenlerde de oldu. Bir öğretmenimiz hayatının baharında 44 yaşında, 17 yaşında bir öğrencisi tarafından hunharca saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Gerçekten üzüldük. Ben buradan öğretmenimize, kederli ailesine, öğrencilerine tekrardan başsağlığı diliyorum. Son zamanlarda sizin de dikkatinizi çekmiştir. Özellikle çocukların işlediği bu tür olaylar eylemler arttı.

Şimdi kıymetli basın mensupları bu tabii çok geniş bir alan şöyle burada ailenin sosyal yapısı, eğitim düzeyi, bunların hepsinin incelenmesi gerekiyor. Yani bir çocuk neden şiddete meyleder, neden şiddete bulaşır? Bizim yargı olarak görevimiz aslında biliyorsunuz suç işlendiği andan itibaren görevimiz başlıyor. Burada özellikle ben görüştüm. Aile Bakanımız, Milli Eğitim Bakanımız onlarla bir geniş platform kurup özellikle çocukların aile yapısından itibaren, sosyal yaşamından itibaren, eğitim yaşamından itibaren suça iten nedenlerin öncelikli olarak bir masa yatırılması gerekiyor. Yani neden çocuk, suç örgütlerinin kucağına gidiyor? Neden çocuk şiddete meylediyor?

Bakın bu 17 yaşındaki öğrenci de siz de hepiniz muhtemelen biliyorsunuzdur. Daha önceden bir psikolojik sorunu var. Okulla ilgili bir uzaklaştırma cezası almış. Yani bu çocuğun bir eylem yapacağı aslında belli. Bunları bizim bir gözlemlememiz gerekiyor, süreç göstermemiz gerekiyor. Çok geniş katmanlı bir şekilde bunların sebeplerini araştıracağız.

Tabii çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var 12 – 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız.

Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz.

Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onların hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım. Hem de daha sonra da suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor.

Ben İstanbul’da görev yaparken bu konuda çok gördüm. Maalesef işte bu yeni nesil sokak çeteleri diyorlar. İsim vermek istemiyorum. Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar. İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. “Aslansın, kaplansın” deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor.

Biz 11. Yargı Paketinde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin, çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketinde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz. Yani devlet sadece suç işlemeyi önlemez. Aynı zamanda kişiye sosyal anlamda bir gelecekte vaat eder. Biz de çocuklarımızın geleceği için bu önlemleri almamız gerekiyor. Çocuklarla ilgili de bu şekilde düzenleme yapmak istiyoruz.

SORU-CEVAP:

EKREM İMAMOĞLU’NA YENİ DÜZENLEME HEDİYESİ Mİ?

11. yargı paketinde geldik. Güzel bir soru sordunuz. Şunu ben katılıyorum, mesela tahliye davası az önce vatandaş davayı kazandı. Tahliye edilmesi gerekiyor. Ama tabii bunun istinaftan kesinleşmesi gerekiyor. Yani tahliye kararı var. Adamı çıkartamıyor. İstinafta da bekleme süresi var. 4 yılda istinafta bekliyor. Şimdi biz bunları kesinlikle artık istinafa da hedef süre istinaf işinde geçerli. İstinafa da diyeceğiz. Atıyorum mesela 20. Hukuk Dairesi bakıyor. Diyeceğiz ki 20. Hukuk Dairesi bu davayı senin 9 ayda bitirmen gerekiyor. Bitiremiyorsan yani İlk Derece ve İstinaf mahkemeleri de HSK’nın tabii hedef sürülmesi gerekiyor. Yani onlar tabi kesinleşmeden icraya konulamıyor. O sizin söylediğiniz ayrı bir şey. Onu değiştirmemiz gerekiyor. Yani hedef süre Emin Bey özellikle sorunuza cevap olarak hedef süre hem ilk derecede hem de istinafta uygulanacak. Onların da hedef süresi var, onlar da uymak zorunda. İstinafta eğer daire yeterli değilse yeni daire kuracağız. Yani 9 ayda ilk derecede bitmesi gereken dosya istinafta da en fazla 9 ayda bitecek. O 11. yargı paketinde kabul edildi ön ödemeyle ilgili hakaret. Faydası oldu, olumsuz yönleri oldu. Tekrardan değerlendirebilir.

TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİNİ İŞLEYEN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR

Bu çocukların ailesinin sorumluluğu bazı ülkelerde var. Ben onu bir basın programımızda söylemiştim televizyonda. Sizin dediğiniz var. Amerika’da var, Norveç’te var. Biz onu mukayeseli hukuk’ta araştırdık. Aile şöyle, sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ama ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım. Denetlemesi lazım. Yani hepimizin burada çocuğu var. Sadece çocuğu okula gönderip cebine harçlık koymak yeterli değil. Ailelerin mutlaka çocukları takip etmesi gerekiyor. Islah konusunda elbette o 12. pakette çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık. Yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var. Tahliye olmadan 6 ay öncesinde cezaevindeyken Amatem sürecinin başlatılmasını düşünüyoruz. Genelde biliyorsunuz dışarı çıktıktan sonra Amatem süreci başlıyor ama tabii gitmiyor. Serbest kalıyor. O zaman tekrar uyuşturucu arayışına başlıyor. Biz bu şahsın tahliyesine 6 ay kala cezaevindeyken, cezaevi içerisinde Amatem sürecine başlamasına ilişkin bir düzenleme yapmayı düşünüyoruz.

ÇOCUKLARIN KULLANDIĞI UYGULAMALAR VE İZLEDİĞİ VİDEOLARIN CEZAİ KISMI

Sosyal medyayla ilgili diyorsunuz herhalde ? Aile Bakanlığımız kanun teklifi olarak sundu. Onlar Aile Bakanlığımız 16 yaşını tamamlamamış kişiler için sosyal medyayla ilgili. Biz şu an henüz çalışıyoruz. 12. pakete de inşallah koymayı düşünüyoruz. Bizde de aynı şekilde 16 yaşı ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi işte bu konuda doğrulama kodu cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları; Youtuberlar, Influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununa şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmaya düşünüyoruz.

İMRALI STATÜ SORUNU

Okan Bey teşekkür ederim. Şimdi tabi burada o süreci biz takip etmiyoruz. Orada Yüce Meclisimiz ne tür düzenleme yapacak bilmiyoruz. Statü sorunu ile ilgili ben de basından takip ediyorum. Onu bilmiyorum yani. Artık o Meclis’in takdiri. Biz sadece şu an heyetlerin İmralı’ya gitmesine izin veriyoruz. Adalet ve kanun olarak onu şey yapıyoruz. Diğer sorunuz.

AKADEMİSYENLERİN VE GAZETECİLERİN İMRALI’YA GİTMESİ TALEBİ

Onlarla ilgili şu an düşünmüyoruz. Sadece heyetler belli. Onlara izin veriyoruz o konuda. O yüce Meclisimizin çizeceği bir rotaya göre belli olacak o süreç.

TUTUKLAMA İSTİSNAİ BİR TEDBİR Mİ ?

Tutuklama genelde istisnai bir tedbir. Şartları aslında belli. CMK yüzde şartları var. Ama bazen çok rahat kullanılabiliyor. Bazen de toplumda infial oluşturan olaylar da kullanılmıyor diye eleştiriler var. Tutuklamada hakimin takdiri var elbette ama tabii kuvvetli suç şüphesi olması gerekiyor. Katalog suçlar olması gerekiyor. Ama şuna dikkat ediyoruz. Yani toplumda infial oluşturan bir olay. Nedir infial oluşturan bir olay? Mesela bir trafikte eşinin çocuğunun yanında diğer bir araç sürücüsünün onu dövmesi, yumruklaması bu bize göre toplumda infial oluşturan bir olaydır. Burada hakimlerimiz tutuklama tedbirine başvuruyor. Ölçülü bir tedbirdir. Bu şekilde tutuklamada hakim takdiri var. Yani biz buna karışamayız. Olaya göre bir şeydir. Ama şu oluyor algısızlık olarak. Genelde tutuklanmayınca toplumda sanki o kişi beraat etti, ceza almadı gibi algı yapıyor. Bu yanlış. Sosyal medyada bu algıların da düzeltilmesi gerekiyor. Çünkü tutuklama bir takdir hakkıdır. Şartları varsa hakim tutuklar. Savcılık da tutuklama isteyip hakim Sulh Ceza Hakimliği reddetmişse ona itiraz etme hakkı vardır. Hukuk her zaman birbirini denetleyen ve tamamlayan bir sistemdir. Yani hakimlerimiz uygulamaya dikkat ediyorlar bu konuda.

UMUT HAKKI

Şimdi bizde terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o ? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı almışsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası olarak infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarını ağırlaştırılmış müebbet hapis cihazı alan aynen infaz ediyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O meclisimizin takdiri.

MAĞDUR AİLELERİN TEHDİT ALMASI

Elbette sizin dediğinize katılıyorum. Bu oldu zaten biliyorsunuz Minguzzi’nin ailesinin tehdit olayları oldu yargılama sürecinde. Burada ayrı bir düzenlemeye gerek yok. Savcı arkadaşlarımız zaten dikkat ediyor. Hepsi tutuklandı. Ayrı bir düzenlemeye de gerek yok ama mağdur ve suçtan doğan bir yani suç mağdurunun elbette korunması gerekiyor. Bunda kanunlarımızla zaten ilgili düzenlemeler var. Hassasiyet göstermemiz gerekiyor. Bu konuda ben de sizin gibi düşünüyorum. Maalesef çirkin bir şekilde cenazesine saldırdılar, mezarlığına saldırdılar, ailesini tehdit ettiler ama savcılık olarak da biz gereğini yaptık.

ADALAET BAKANLIĞI MAAŞ ARTIŞI VE ÖZLÜK HAKLARI

Diğer konu bizim teşkilatımız 212 bin kişilik teşkilat. Adliye personelimiz var, ceza personelimiz var, hakim, savcımız var. Elbette gönlümüz düzenleme yapılmasından yana ama tabi biliyorsunuz bir de Maliye Bakanlığı ayağı var bunun. Orayı aşarsak inşallah düzenleme yapabiliriz. Teşekkür ederim.

15 BİN PERSONEL ALIMI

Nisan gibi 10 bin tanesini hemen alacağımızı söylediler. Nisan gibi ilana çıkacak. 5 bin tanesi de Haziran’da. 15 bin kadronun 10 bin tanesi bayramdan hemen sonra Nisan gibi ilana çıkacak. Kalan 5 bin tanesi de Haziran’da ilana çıkacak.

HÜKÜMLÜLERLE GÖRÜŞME ŞARTLARI

Bu soru daha önce basın mensupları tarafından sorulmuştu. Avukatlarımızın bir kısmı aslında yanlış anladı. Bizim zaten tutuklularda bir düzenlememiz var. Örgüt ve terör suçlarında tutuklular özellikle hükümlüler ile avukatlarımızın görüşmelerinde örgütün talimatını iletme, aynı şekilde örgütün kuryeliğini yapma gibi durumlar varsa bunlar bir mahkeme kararıyla ve somut deliller durumunda hükümlüyle avukatın yapmış olduğu görüşme kısıtlanabilir, sonlandırabilir ya da bir zaman dilimine sıkıştırılabilir. Bu bizim 5275 Sayılı Kanunun 59. maddesinde yapılan düzenleme zaten yıllardan beri uygulanıyor. Şimdi şunu demek istedik. Örgüt ve terör suçlarında tutuklular bakımından böyle bir düzenleme yok. Tamam elbette tutuklu masum. Yani sonuçta berat da edebilir durum farklı ama kötüye de kullanılabilir. Yani burada olay bazında değerlendirmek istemiyorum. Ben örnek de verdim. Adnan Oktar örgütüne 280 tane avukatta görüşme oldu. O da tutukluydu, hüküm kesinleşmedi. Ya da bir başka bir tutuklunun kendisine etkin pişmanlıktan vazgeçilmek için 3 günde 52 tane avukatın geldiğini söyledi. Bunların hepsi somut. Burada şuna dikkat etmek lazım. Birincisi bir mahkeme kararı olacak. İkincisi terör örgütü suçu olacak. Üçüncüsü de avukatın örgüt adına bir kuryelik yaptığı, örgütün talimatlarını dışarı taşıdığı, işte aynı şekilde içerideki kişiye etkin pişmanlıkla bulunmaması için baskı yaptığı gibi somut durumlar olursa mahkeme kararıyla birlikte burada da avukatla tutuklu arasındaki görüşme elbette kısıtlanabilir, denetlenebilir ya da belirli bir zaman periyoduna saklanabilir. Bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi incelemesini de yaptık. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eğer bir mahkeme tarafından verilen bir karar ve somut bir delil varsa Örgüt ve terör suçlarında bu şekilde yapılan kısıtlamanın makul olduğunu söylemiş. Bunu 12. pakette bir eksiklik olarak gördüğümüzden getirmeyi düşünüyoruz.

CEZAEVİNDE YATAN KİŞİNİN BASINA DEMEÇ VERMESİ

Sosyal medyasını kullanıyor. Nasıl oluyor işte az önce söylemek istediğimize geliyor. Tabii yani normalde yapmaması lazım. İşte ama bizim tabii başka kanunlarda var. Yani tutuklu ya da hükümlünün sosyal medyadan kullanmama hakkı var. Bizde öyle bir şey yok. Bunu nasıl yapıyor? Biz araştırdık. Gazeteci içeri girmiyor. Genelde avukata verilen notlar da oluyor. Avukatla tutuklu arasındaki görüşmeler hiçbir şekilde denetlenemiyor. Vermiş olduğu notlar dışarıya özgür bir şekilde çıkartılabiliyor. Genelde bu şekilde oluyor. Gazetecinin içeri girip onunla röportaj yapması değil de. Avukatına verdiği notların dışarıya çıkartılması şekli oluyor.

KADINA ŞİDDET

En son sorudan başlayayım. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. O konuda da elbette hassasız. Çocuklar gibi kadınlar da bizim hassas gruplarımızdan, biliyorsunuz bizim bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da. Kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanunda özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız. Birinci sorunuz yani orada bir sekreterya var mı yok mu? O dediğim gibi şu an öyle bir çalışma yok.

UZAYAN DAVALAR- HAKİM SAVCILARIN SOSYAL MEDYA KULLANIMI

Yargın hızlandırılması konusunda 12. pakette somut olarak düzenlemelerimiz olacak. İşte az önce de anlattım Sinan Bey. Atlamalı Temyiz, Yargının Etkinliği Bürosu, hakimlerin terfisi, belirli kriterlerin getirilmesi, belirli kararı onanmayan Yargıtay’dan geçmeyen hakimlerin terfi edememesi. Ceza ödül sistemi. Bunlar elbette hızlanma için yapacağımız adımlar. Daha şu an henüz Kanun çalışmamız bitmedi. Özellikle arkadaşlarımız da hep birlikte toplumdan gelen şeye de bakıyoruz biz, taleplere de bakıyoruz. Bunlar mutlaka yapılacak.

Diğer dediğiniz konuda yani nüfus ticareti işte otonom yapılar elbette yani bunlara biz kesinlikle müsaade etmeyiz. Ben İstanbul’da çalışırken de bunlara müsaade etmedim. Ama bunların somut olarak delillenmesi gerekiyor. Belgelenmesi gerekiyor. Vatandaşlarımız bunlar varsa, biri nüfus ticareti yapıyorsa, birinin ismini kullanıyorsa ya da birinin hatrı gönlüyle bir savcının iş yaptığını, bir hakimin karar verdiğini iddia ediyorsa mutlaka yargıya başvursun. Sonuna kadar bu sürecin takipçisi oluruz. Hakimler, savcılar hakkında da biliyorsunuz Şikayet Bürosu var. Vatandaşlarımız herkes rahat bir şekilde şikayet edebiliyor. O konuda ben çok hassasım. HSK üyelerimizin de çok hassas olduğunu düşünüyorum. En ufak bir hakimliğe gölge düşürecek bir şey olduğu zaman kesinlikle müfettiş incelemesi için izin veriyoruz ve sonuna kadar da gidiyoruz. Yani Hakimlik mesleği kesinlikle gölge düşürülemeyecek bir meslektir. Hakimlik hem tarafsızlık konusunda gölge düşmemesi gerekiyor. Hem de hakimin baktığı dosyada şahsi siyasi görüşünü belirtmeyecek şekilde gölge düşmemesi gerekiyor. Bu konuda çok hassasız.

Buradan şunu da söylemek istiyorum. Özellikle dün de söylemiştim sosyal medyada son zamanlarında bazı hakim savcı arkadaşlarımız işte böyle fotoğraflar veriyorlar operasyonlarıyla ilgili işte polislerle fotoğraf çekiyorlar. Bunlar yapılıyor, açıklamalar yapılıyor. Bunlar yanlış. Bu süreçle de ilgili takip ediyoruz. Hakim savcıların sosyal medya kullanmasına karşıyız. Hakim savcı dosyasıyla, kararıyla konuşur. Yani bunların sosyal medyada boy göstermesi, açıklama yapması ya da işte şu operasyonu yaptık, bununla fotoğraf vermesi. Bunlar yanlış şeyler. Bunları da belirtmek istiyorum.

AVUKATLIK KANUNU

Avukatların bildiğim kadarıyla reklam ve etik kuralları var. Onlarla ilgili baro kendi sürecini başlatıyor. Avukatlar reklam yapamaz. Bu konuda etik kuralları var.

Tabi o bizi ilgilendiren bir konu değil. Baroların işlettiği bir süreç. Avukatlık Kanunu elbette güncellenebilir. Yani 206 bin tane şu an avukatımız var. Onların sorunlarını da biliyoruz. Özellikle ekonomik olarak zor durumda kaldıklarını da biliyoruz. Onlarla ilgili de dün de söyledim ben. Birtakım düşüncelerimiz var. Özellikle tapuda belirli miktarı geçen işlemlerin bizzat avukatların katılımıyla zorunlu getirilmesi gerekiyor. Avukatlıkta özellikle son zamanlarda kaliteyi artırdık. Biliyorsunuz Hukuk Fakültesi mesleğine giriş önce ilk 125 bindi. Bunu ilk 100 bine indirdik. Aynı şekilde dikey geçiş sınavlarında Hukuk Fakültesine girişi engelledik. Ve hukuk mesleklerine giriş sınavı getirdik. Bakın biliyorsunuz geçen sene uygulandı. Yüzde 23 başarı oranı var. Yani biraz zordu herhalde. Ama artık Hukuk Fakültesinin ve Avukatlık mesleğinin biz kesinlikle kaliteli bir meslek olmasını istiyoruz. Elbette Baroların bu konuda bir reklam yasağı ya da disiplin hükümleri uygulanacaktır.

Diğer konu belediyelerde kanunlarında bir boşluk olduğunu iddia ediyorsunuz. Belediyelerde sürekli olarak biliyorsunuz Sayıştay denetimi var. Aynı şekilde İçişleri Bakanlığı müfettişleri de denetleme yapıyor. Bunların aslında genelde savcılıkla entegre edilmesi gerekiyor. Sayıştay inceledikten sonra bir suç unsuru buluyorsa savcılığa ihbarda bulunması gerekiyor. Bunu bilmiyorum ben. Daha önce bizim operasyon yaptığımız Belediyelerde Sayıştay denetiminden geçti mi ya da bize bir ihbarda bulunuldu mu bu konu açıkçası bilmiyorum yani.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE-SELAHATTİN DEMİRTAŞ- ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Biz bu sürecin içinde değiliz. Tekrar söyleyeyim. Bu tamamen yüce Meclis’in yürütmüş olduğu bir süreç. Önce Adalet Komisyonu’na gidiyor. Adalet Komisyonu burada bir çalışma yapacak. Daha sonra da Genel Kurula gelecek. Biz sadece teknik olarak özellikle Hukuk İşleri Genel Müdürlüğümüz ve Kanunlar Genel Müdürlüğümüz bu konuda tecrübeli. Arkadaşlarımız teknik olarak yardım ediyor. Bu sürecin tamamen kanun yapılması, tasarrufu, takdiri, yöntemi nereleri kapsayacağı Meclis’e ait. Bu süreçte biz değiliz.

İkinci konu Selahattin Demirtaş’la ilgili süreç. O tabii şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var.

Anayasa değişikliğiyle ilgili yani bu özellikle terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor. Ama terörsüz Türkiye süreci için Ceza Kanunu, Ceza Güvenlik İnfaz Kanunu ve diğer kanunlarda değişiklik yapılması yeterli.

İBB DAVASI

Bizim şahıslarla bir Cumhuriyet Savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet Savcısı şuna bakar. Ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın Belediye Başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması Cumhuriyet Savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın Belediye Başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece Cumhuriyet Savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım. Sonuçta biliyorsunuz bir yargılama aşaması başlıyor. Yani hukukta şu var. Mutlaka her karar denetlenebilir. Benim mesela daha önceki işte televizyonlarda da işte şu kararı verdi. Bakın benim vermiş olduğum kararların hepsi Yargıtay’ın … geçti. Yani hukuk sistemi aslında birbirini tamamlıyor. Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz dosyanın şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın Belediye Başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet Savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. Masak raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları. Soruşma bu şekilde ilerledi. Biz şahıslarla ilgili bir şeyimiz yok, çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık.

ŞAHISLARIN SİZİ SÜREKLİ MİNDERE ÇEKME VE SİYASİ BİR PERSPEKTİF OLUŞTURMA STRATEJİSİ

Yani ben o soruya cevap vermek istemiyorum. Sürekli olarak yaptılar bize de aynı şekilde. Ben sadece biliyorsunuz bazen manevi tazminat davası açtım. Onlarla ilgili kazandıklarımız da oldu. Yani onlar, herkes bir şekilde yani savunma hakkı kutsaldır. O savunmasını yapacak. Ama burada benim olaya şahsımın karıştırılması yanlış bir duygu. Ben Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevimi yaptım. Yani onun Belediye Başkanı olması ya da başka bir görevde olması beni ilgilendirmiyor.

İBB DAVASI İÇİN MAKUL SÜRE

Makul süre biliyorsunuz yargılama başlayacak 19 Mart’ta. 40 Ağır Ceza Mahkemesi. O konuda. Yani yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla.

Tabi uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir Cumhuriyet Savcısı görevlendiriliyor savcılarda, şeyde, duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delilerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem.

12. YARGI PAKETİNDE BOŞANMA DAVALARI-NAFAKA KONUSU

Onu tartıştık. Yani zaten şimdi bizde iki türlü boşanma davası var. Bir tanesi anlaşmalı boşanma davası, bir de çekişmeli boşanma davası. Anlaşmalı boşanmada eğer her iki taraf her konuda anlaşırsa maddi manevi tazminat ya da vesaire orada zaten hemen duruşma gibi veriliyor. Karar bitiyor. Burada sizin demek istediğiniz herhalde anlaşmalı boşanmada taraflar bir aile arabuluculuğuna gitsin. Özellikle psikolog, pedagog çocuklar dinlensin. Sağlıklı kararlar verilsin. Bunu düşünüyoruz. Bizim de aklımızda var. Ama bizim getirmek istediğimiz asıl çekişmeli boşanma davalarında arabuluculuk sistemi.

Bu pakette yok, Nafaka ile ilgili yok. Çünkü Nafakanın biliyorsunuz çok farklı bir katman tabakası var. Bu pakette nafaka ile ilgili düzenleme yok.

Bireysel başvuru çok önemli bir kazanım. Özellikle Anayasa Mahkemesinde vatandaşlar ilk derecede kesinleşen ya da Yargıtay’da kesinleşen dosyalar için gidiyor. Burada tabii Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruları biraz daha farklı yorumlayabiliyor. Bu konuda bir düzenleme yapmayı düşünmüyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar zaten bağlayıcı. Yani orada süper temyiz mahkemesi bu tartışmalarda bence anlamsız. Bu bireysel başvuru özellikle anayasa değişikliğinde elde edilmiş önemli bir kazanım. Başka bir sorunuz var mı? Bitti herhalde. O zaman kapanış konuşmasını yapalım. Kıymetli basın mensubu arkadaşlarımız, basın mensubu temsilcilerimiz. Öncelikli olarak tekrardan bizi onurlandırdığınız için, aynı sofrada sizinle iftar yaptığım için teşekkür ediyorum. Biz aynı aileyiz, biz çalışıyoruz, mutfaktayız. Siz de onu vatandaşa, kamuoyuna duyuruyorsunuz. Elimizden geldiğince birlikte beraber tekrardan bu süreçlere, toplantılara tanık olacağız. Tekrardan hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.



Source link

Continue Reading

Trending