Daily Agenda
MHP lideri Bahçeli: Terörsüz Türkiye kritik bir eşik
MHP Genel Başkanı Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türk siyasi hayatındaki 57 yıllık şerefli yolculuğunun yıldönümünde hepinizi en iyi dileklerimle, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
“Şanla Şerefle” nice 57 yıllara diyorum.
Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından programımızı takip eden tüm kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Türk milletinin yüzyıla damgasını vuracağı Türk ve Türkiye yüzyılının başında, yirmi birinci yüzyılın ikinci çeyreğine girdiğimiz bir dönemde kutladığımız 57’nci yılımız hayırlı olsun, uğurlu olsun.
Bu yolculuk; yufka yüreklilerle çetin yolların aşılmayacağını bilenlerin onurlu ve kararlı yürüyüşüdür.
Vatanımızın her karışına, aziz milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür.
Bilge Kağan’dan, Alparslan’a;
Osman Gazi’den Fatih’e,
Kanuni’den Mustafa Kemal’e kadar;
Gaspıralı’dan Akçura’ya;
Mehmet Akif’ten Ziya Gökalp’e;
Mümtaz Turhan’dan Erol Güngör’e,
Osman Bölükbaşı’dan, Türkeş Bey’e kadar, elleri öpülesi isimli isimsiz sayısız ecdadımızın kutlu yürüyüşü ile bu günlere gelinmiş, “Devlet ebed müddet, millet ebed müddet” onlarla sağlanmıştır.
Ruhları şad mekânları Cennet olsun.
Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun.
Bu vesile ile Partimizin kurucusu Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i, rahmeti rahmana kavuşmuş tüm dava büyüklerimizi, aziz şehitlerimizi rahmet ve hürmetle yâd ediyorum.
Siyasi tarihimizin herhangi bir döneminde, üç hilali taşımış, hareketimizin yükselmesine omuz vermiş kıymetli dava arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.
İlk günkü azim ve kararlılıkla, onurla mazimizi nice 57 yıllara taşıma kararlılığındayız.
Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel 57 senede ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik.
Fitneye gelmedik ihanete boyun eğmedik.
Ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk.
İmanla direndik, inançla güçlendik.
Hak’ka sığındık hakikatlilerle yürüdük.
Sabrettik, sebat ettik, desteği milletten, zaferi Allah’tan diledik.
Milletimize hizmet yolunda yılmadık yorulmadık.
İlk günkü azim ve kararla devletimizin bekası, milletimizin huzur ve refahı için gayret gösterdik.
Çok şükür ki başardık, mesafe aldık bu günlere ulaştık.
Kıymetli Dava Arkadaşlarım, Muhterem Misafirler,
1948’de Millet Partisi’yle başlayan doğuş, Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’yle adım adım Milliyetçi Hareket Partisi’ne ulaşmış, 9 Şubat 1969’da Adana’da başlayan kutlu yolculuk, şeref dolu 57 yılı geride bırakmıştır.
Tarihten geleceğe giden yolculuğun son 57 yılına damgasını vuran Milliyetçi Hareket Partisi’nin öncelikli mücadele maksadı ve varlık nedeni, kahramanların taşıdığı milli bekanın kopartılmadan devamını sağlamaktır.
Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in Türk milletinin büyük ve şanlı mazisine layık bir istikbal meydana getirme davası olarak ifade ettiği Türk Milliyetçiliği davasının yegâne siyasi temsilcisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinde yerini aldığı günden bu yana şartlar ne olursa olsun “önce ülkem ve milletim” düsturuyla, Türkiye’nin millî varlığına ve tarihî misyonuna sahip çıkmıştır.
Şüphesiz bugünlerin gerisinde mağduriyetler, çileler ve şahadetler vardır.
Milliyetçi Hareket Partisi Türk siyasi hayatında, milliyetçiliğin, mukaddesatçılığın, ahlakçılığın ve Türk milletinin sinesinden doğmuş daha pek çok değerin temsilcisi olmuştur.
Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak görmüştür. Bizler, davasını ve ülkülerini hiçbir dünyevi menfaate değişmeyen, inanmış dava adamlarıyız.
Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir.
Bu şuurla, Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıldır Türk milletinin hizmetindedir. Siyasi yolculuğumuz acılı, çileli ve meşakkatli olsa da onur, şeref ve Türklüğe hizmet yolunda başarılarla da doludur.
Orhun vadisinde başlayan yolculuğumuz cihanşümul devletler kurarak sürmüş, Cumhuriyetimiz ile taçlanmıştır.
Kökümüz derindir, cihanın dört bir yanına yayılmıştır. Gövdemiz sağlamdır, adaletle sarılmıştır. Dallarımız birbirinden müstesna çiçeklerle doludur.
Asya bozkırlarından Cumhuriyete uzanan bu muazzam tarih, bizim kutbumuz ve beslendiğimiz ana membadır. Türk milliyetçiliğinin kaynağı Türk tarih ve kültürü, onun da sahibi Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, yüzyılların birikimiyle oluşmuş bir milli fikir müktesebatının siyasal arenadaki temsilcisidir.
Dünümüz bellidir ve görkemlidir. Yarınımız da Cenab-ı Allah’ın izni ve inayetiyle muhteşem olacaktır.
Milliyetçilik anlayışımız, milletimizin egemenliği ve bağımsızlığını her şeyin üzerinde gören, kültür, gelenek ve tarih temelli bir anlayıştır. Türk milliyetçiliğinde dışlayıcılığa, bağnazlığa, saldırganlığa asla yer yoktur. Cenab-ı Allah’ın yarattığı her insanı kıymetli sayar, her millete saygı duyarız. Türk milletini milletler camiası içinde layık olduğu yerde tutmanın mücadelesini veririz.
Türk milliyetçiliği merhum Ziya Gökalp’in ifadesiyle Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak ülkülerinin bir meczidir. Fikri temelleri çok daha eskide olan 57 yıllık siyasi yolculuğun başlangıcında, davamızın siyasi temsilcisinin muhteşem ve muteber adı “Milliyetçi Hareket Partisi” olarak konulmuştur.
1969, yeminimizin tazelendiği tarihtir. O yemin ki, Orhun’da taşlara kazınan söz, Yusuf Has Hacip’in öğüdü, Ahmet Yesevi’nin hikmetidir.
Mevlana’nın merhameti, Fatih’ın kılıcı, Süleyman’ın adaletidir.
Mustafa Kemal’in kararlılığı, Alparslan Türkeş’in cesaretidir.
Fikir dünyamız Ziya Gökalp ile mefkûre hamlesine dönüşmüş, “dilde, fikirde, işte birlik” diyen Gaspıralı İsmail ile sloganlaşmıştır. Osman Turan ve İbrahim Kafesoğlu ile tarih yolculuğuna çıkmış, Mümtaz Turhan ve Erol Güngör ile doktrinini kuvvetlendirmiştir.
Kızılelma ve İlay-ı Kelimetullah ülkülerimiz aziz milletimizde karşılık bulmuş, gönüllere girmiş, Partimiz sayesinde de Türk siyasi hayatının değişmez parçaları olmuştur.
Böylesi bir tarihi mirasa sahip Partimiz, Türk milletinin bekası ve refahını ontolojik bir amaç olarak benimsemiştir.
Milletimiz ve devletimiz tarihin pek çok virajında uçurumun kenarına itilmiş, ancak feraseti, cesareti ve kimliğinin gücüyle her seferinde insanlık tarihindeki yolculuğunu kuvvetlenerek sürdürmeyi bilmiştir.
Ne zaman ve ne şekilde olursa olsun Türk milletini yok etmeye çalışanların ensesinde bozkurtun nefesini her daim hissettirmeye yeminliyiz.
Günümüzdeki savaş ve oyunlar insanlık tarihi boyunca görülen örneklerinden çok daha çetin ve çetrefillidir. Nitekim Türkiye bir yandan terör örgütleri eliyle yıpratılmaya çalışılmış, bir yandan da uluslararası yaptırımlar devreye girmiştir. Dış destekli demokrasi dışı girişimlerle istikrarsızlık oluşturulmuştur. Türkiye’nin şahlanışı her seferinde türlü oyunlarla engellenmeye çalışılmıştır.
Partimiz Türk siyasi hayatında yer aldığı dönemde gayri millî her türlü unsurun, Türk ve Türkiye düşmanlarının daima korkulu rüyası olmuştur. Büyük Türk milletini ve devletini yok etmek isteyen dahili veya harici mahfillerin karşısında en önemli caydırıcı güç olarak hep milliyetçi-ülkücü hareket durmuştur.
Bu şuurla Partimiz kökeni, anasının dili, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun muhterem vatandaşlarımızı hedef alan her türlü tehdit ve tehlike karşısında milletçe bir ve beraber olabilmek için siyasi mücadelesini sürdürmektedir.
Muradımız milli birliğimizi güçlendirmektir. Türkiye’nin ve Türk milletinin ayağındaki tüm prangaları söküp atmaktır. Bin yıllık kardeşliğimizden aldığımız ilhamla bu topraklarda barış ve huzuru baki kılmaktır. Türkiye’yi tehdit eden gelişmelere karşı daha güçlü mukabele edebilmek, hep birlikte Türkiye olabilmektir.
Terörsüz Türkiye derken kastettiğimiz budur.
Milli birliğini kuvvetlendirmiş bir Türkiye, ekonomik ve sosyal kalkınmasını elbette daha kolay bir şekilde gerçekleştirecektir.
Bu cümleden olarak Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir. Geleceğimize sahip çıkmak elimizdedir.
“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz, İstikrarlı Bölge” hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız sahip çıkma hamlesidir. Kim veya kimler bu hedefleri engellemek istiyorsa maksatlıdır. “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerini sekteye uğratmayı amaçlayanlar Türkiye ve Türk milletinin hasımları yahut onların işbirlikçileridir.
Bunlar ülke, millet hatta insanlık için faydalı işleri itibarsızlaştırma, toplumsal güveni aşındırma ve devlet kapasitesini zayıflatmaya memur edilmiş tiplerdir.
Türkiye’nin bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran, kurumsal olarak güçlenmiş, küresel ölçekte söz sahibi bir aktör hâline gelmesini hazmedemeyen zavallılardır. Ancak terörsüz Türkiye yolunda bir bir aşılan engeller sonucu alınan mesafe karşısında Terörsüz Türkiye’ye şaşı bakanlar, milli birliği sabote etmek için el ovuşturanlar ve İsrail’e kukla olanlar hepsi birden açığa düşmüştür.
Kırılganlıklar devam etse de artık Suriye terörden tamamen arındırılma aşamasına gelmiştir. Suriye Cumhuriyeti’nde üniter, tek Suriye yolunda yeni bir denklem, yeni bir yapı oluşmuştur. Terörün tasallutu sona ermiş, Suriye ikinci defa özgürleşmiş, bunun kazananı da tüm Suriye halkı olmuştur.
Zira barış ve huzur ortamında herkes kazanacaktır. Suriye’de yaşanan son gelişmeler, Türkiye’nin milli huzur ve güvenliği, “terörsüz Türkiye” hedefi ve bölgesel istikrarın tesisi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir.
Bu bağlamda, kapsayıcı, toplumsal uzlaşıyı önceleyen ve terör örgütlerinden arındırılmış “tek Suriye”nin inşası, söz konusu hedeflere doğrudan hizmet edecek stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.
Partimizin kuruluşunun 57’nci yıl dönümü de “terörsüz Türkiye” hedefinin somutlaştığı, bölgesel istikrarın milli güvenlikle bütünleştiği hayırlı bir döneme rastlamıştır.
Suriye’de olumlu gelişmeler yaşanırken Dünya huzursuz, başta İran olmak üzere bölgemiz yeni çatışmalara gebedir. Küresel sistem, son yıllarda eş zamanlı ve çok katmanlı krizlerin belirlediği istikrarsızlık sürecinden geçmektedir.
Benzer şekilde, Ukrayna–Rusya savaşı başta Türkiye’nin çabaları olmak üzere askeri ve diplomatik tüm girişimlere rağmen kalıcı bir barışla sonuçlandırılamamış, Avrupa güvenlik mimarisinde uzun vadeli belirsizlikleri derinleştirmiştir.
Gazze’de ilan edilen ateşkese karşın, sivil halkın beslenme, barınma ve temel insani ihtiyaçlara erişiminde yaşanan ciddi yetersizlikler, insani krizin yapısal niteliğini sürdürdüğünü göstermektedir.
Küresel adalet yerlerde sürünmekte, mazlumların feryatları her coğrafyadan duyulmaktadır.
Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde yeni bir çatışma iklimi oluşmaması için tüm insani ve diplomatik çabayı iyi niyetle ortaya koymaktadır.
Bu yönüyle Türkiye diplomasinin önemli merkezlerinden birisi haline de gelmiştir.
Dileğimiz aklın, izanın ve sağduyunun hâkim olması, bölgemizde huzurun ve barışın tesis edilmesidir.
Aziz Milletim, Değerli Dava Arkadaşlarım,
Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye’yi ve Türk milletini güvenli müreffeh bir geleceğe taşımaya yeminlidir. Uzun vadeli stratejik hedefimiz Türk ve Türkiye yüzyılını adım adım inşa ederek İstanbul’un fethinin 600. Yıldönümü olan 2053 yılında Türkiye’nin Dünyada süper güç ve lider ülke haline gelmesini sağlamaktır.
Bu amaçla 2053 yılına kadar olan “27 yıllık dönem dokuzar yıllık üç aşamalı” bir stratejik planlamayla ihya edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2053 yılına kadar küresel alanda güç merkezi haline gelmiş bir Türkiye’yi oluşturmaya kararlıyız. Bu doğrultuda küresel liderlik için bir yol haritası ortaya konulmalıdır. Bize göre “2053 Küresel Liderlik Yol Haritası” üç dönem halinde şu şekilde planlanmalıdır.
Birinci dokuz yıllık dönem 2026–2035 yıllarını kapsayan “Milli Birlik, Devlet kapasitesinde Stratejik Dönüşüm ve Kalkınma Hamlesi Dönemi” dir.
Bu dönem, demokratik hukuk devleti ilkelerinin güçlendiği, Türkiye’nin sosyo-ekonomik sorunlarının çözüldüğü, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile sosyal gelişmenin sağlandığı, milli bütünleşme ve kaynaşmanın tesis edildiği bir dönem olacaktır. Türkiye tüm vatandaşları ile “birlikte yaşama arzusunu” güçlendirerek bütün enerjisini Türkiye’nin kalkınmasına yöneltme başarısını bu dönemde gösterecektir. Bu dönem, ülkemizin milletler camiasında saygınlığı artarken toplumdaki yozlaşmanın önüne geçilerek ahlaki ve iktisadi temelde kalkınma hamleleriyle Türkiye sıçrama yapacaktır.
İkinci dönem 2036–2044 yıllarını kapsayan “Merkez Ülke Türkiye Dönemi”dir.
Bu dönem ekonomik ve sosyal kalkınmasında hamle yapmış, küresel rekabette ön almış, hem doğuya hem batıya bakan Selçuklu kartalı anlayışında kutupbaşı olmuş bir Türkiye dönemi olacaktır. Türkiye hem doğu ve batı arasında merkezi güç, hem de tüm jeopolitik ve ekonomik kuşakların merkezinde yer alan bir “merkez ülke” olacaktır.
Üçüncü dönem 2045–2053 yıllarını kapsayan, “Küresel Liderlik ve Medeniyet İnşa Dönemi” olacaktır.
2053 yılını hedefleyen uzun vadeli stratejimizin temel amacı; ülkemizin, çağdaş dünyayı Türkçe algılama ve değerlendirme yeteneğine sahip, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk sıralarında yer alan ülkelerinden biri olan “lider ülke” konumuna yükseltilmesidir. Böylesi bir Türkiye adalet ve ahlak temelinde insanlığın huzurunu sağlamaya dönük medeniyet telakkisini hayata geçirme imkanı da bulacaktır.
Bu stratejik uzun vadeli hedeflerle birlikte güncel meselelere yönelik çalışmalar yapıyor, projeler geliştiriyoruz.
Geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz.
2071 yılında cihan ve uzay hakimiyeti ülkümüzü inşallah gerçekleştireceğiz.
Ekonomisiyle, güvenliğiyle, göç ve sosyal politikalarıyla; Türk kuşağı stratejisiyle, Türkiye merkezli bir medeniyet anlayışıyla insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu huzuru hem içeride hem de dışarıda tesis etmeye çalışıyoruz.
Önümüzdeki dönemde Türk ve Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için kararlılıkla çalışacak milli birlikle gücümüze güç katacağız. Türkiye, bir kutup başı gibi sivrilirken küresel sistemde belirleyici bir aktör haline gelecektir.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlete kattığı değeri daha ileri taşımak zorundayız. Bu çerçevede demokratik hukuk devleti güçlendirilmeli, devlet ve toplum düzenini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle bütünüyle uyumlu hale getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ekonomik ve sosyal politikalar dar gelirli vatandaşlarımızı koruyacak şekilde belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Devlete yuvalanarak varlığımızı ve birliğimizi riske atan, hala aktif olan kripto damar FETÖ ile benzeri her türlü yapının kararlılıkla üzerine gidilmelidir.
İhanetlere karşı dikkatli olmalı, zalimlere karşı mazlumların safında buluşmalı, yanlışa karşı doğrunun şemsiyesi altında toplanmalıyız.
Amacımız; refahı artıran, ahlak ve istikrar temelli, katılımcı ve kapsayıcı bir kalkınma modelini hayata geçirmektir. Zira Türk siyasetinin bir ahlak reformuna, yeni bir kalkınma hamlesine, istikametini milletimizin hedef ve özlemlerinden alan muhtevalı bir toparlanmaya ihtiyacı vardır.
Muhterem Dava Arkadaşlarım, Saygıdeğer Misafirler,
Milliyetçi Hareket Partisi; asırlara sari Türk devlet geleneğinin fikri ve vicdani unsurlarını taşıyan; çağdaş gelişmelerle bunları buluşturan aklın siyasetteki tezahürüdür.
Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıllık mazisi, siyasi ve fikri mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muteber burcudur. Üç hilal, sadece bugünün değil, yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsü, milli umutların düşmeyecek sancağıdır.
57 yılda Partimiz büyüyerek, daha güçlenerek emin ve ehil ellerde geleceğe taşınmaktadır. Türk siyasetinde müstesna bir yere sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi, köklü bir siyasi gelenekle birlikte demokrasinin, milli birliğin ve toplumsal uzlaşmanın temsilcisi ve temincisi olmuştur.
Demokratik siyasi kültürü, uzlaşma ve sorumluluk ahlakını önde tutan bir siyaset ve yönetim anlayışının yerleşmesinde öncü rol oynamıştır. Şartlara göre şekil alan değil, ilkelere göre yön tayin eden bir anlayışa sahiptir. Partimizin siyasal duruşunun merkezinde milli birlik ve beraberlik yer almaktadır.
Bu yönüyle 57 yıldır, milli ve manevi değerlerin tamamını esas alarak siyasal ve toplumsal merkezin temsilcisi olmuş, ortak değerlerin bütünleştiriciliğine odaklanmıştır.
Türk milletine millî, manevî ve insanî açılardan seslenen; sevgiyi, adaleti, özgürlüğü, barışı ve güven içinde gelişimi amaçlayan Türk Milliyetçiliği anlayışı sorunlara bakışımızın ve çözüm önerilerimizin temelini oluşturmaktadır.
Partimiz temel görüş ve ilkelerine bağlı kalarak, dünyadaki değişimi ve gelişimi doğru okuyan, Türk milletinin beklentilerini en üst seviyede karşılamak için program, hedef, politika ve projelerini, milletimizin ve insanlığın yararını gözeterek sürekli geliştiren dinamik bir partidir.
Milliyetçilik anlayışımız, zamanlar üstü bir muhtevaya sahip olmasının yanı sıra çağın ruhunu da kavramaktadır. Tam bağımsız ve Lider Ülke Türkiye’nin tarih sahnesinde yerini alması için üzerimize ne düşüyorsa yapmanın azmindeyiz.
Milliyetçi Hareket Partisi, “devlet ebed müddet, millet ebed müddet” felsefesinin, tarihin derinlerinden duyulan Kızılelma çağrısının, Turan ülküsünün ve İ’la-yı Kelimetullah davasının teslim alınamaz siyasi burcudur.
Refah ve mutluluk, hak ve adalet, güçlü bir demokrasi, huzur içinde bir hayat, ahlaklı bir kalkınma için Türk milletinin ümididir. Şartlar ne olursa olsun bu güne kadar milli birlik ve dayanışma ruhumuzu zayıflatmak, bin yıllık kardeşlik hukukumuzu zaafa düşürmek için oyun içinde oyun kuranlara fırsat vermedik, göz açtırmadık.
Nerede bir zulüm varsa, hangi coğrafyada haksızlık yaşanmışsa, tarafımızı ve tercihimizi insanlıktan yana belirledik, demokrasi düşmanlarına karşı milli iradeden yana tavır aldık. Çünkü biz politikalarının merkezine insanı koyan, demokrasi ile milliyetçiliği ikiz kardeş kabul eden Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.
İnancımız odur ki; Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında, Türk ve Türkiye Yüzyılı, millet sevdalısı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı eliyle adım adım inşa ve ihya edilecek, lider ülke Türkiye ülkümüz gerçekleşecektir.
Bu doğrultuda, azimle, inançla, gayretle çalışıyoruz. Kem sözlere itibar etmiyoruz. Partimizi ve ülkemizi kötü gösterme yarışında olanlara dönüp bakmıyoruz.
Terörsüz Türkiye hedefini gerçekleştirmeye odaklanırken, milletimizin haklı taleplerini karşılamak ve toplumsal meselelere çözüm üretmek için çalışmayı ihmal etmiyoruz. Kim ne yaparsa yapsın tahriklere kapılmayacak, Türkiye ve Türk milleti için çalışmaya devam edeceğiz.
Yılmayacağız, yorulmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız. Ufkumuz aydınlık, geleceğimiz parlak, yarınımız bugünden daha iyi olacaktır.
Bu düşüncelerle konuşmama son verirken bu anlamlı günümüzü paylaşmak için burayı şereflendiren ve yürekleri bizimle beraber çarpan bütün dava arkadaşlarıma ve saygıdeğer misafirlere teşekkür ediyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin daha nice 57 yıllara şanla şerefle, aynı şevk, aynı heyecan, aynı coşku, aynı ruhla erişmesini temenni ediyorum. Cenab-ı Allah’tan, Partimize ve bizlere Türkiye’nin geleceğine sahip çıkma mücadelesinde yardımcı olmasını, heyecanımızı, azmimizi ve emeğimizi karşılıksız bırakmamasını niyaz ediyorum. Her birinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyor Cenab-ı Allah’a emanet ediyorum.
Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun.
Daily Agenda
Infrastructure went bankrupt in Ankara, Sözcü target surprised!
The heavy rain that hit Ankara last Saturday once again confirmed that the CHP Metropolitan Municipality was failing in infrastructure. The floods, which especially affected the districts of Mamak and Keçiören, gave the citizens and tradesmen of Ankara a difficult time.
Following the disgrace, Keçiören Mayor Mesut Özarslan reminded that the infrastructure responsibility lies directly with the Ankara Water and Sewerage Administration (ASKİ) and stated that the municipal teams are on the alert in the field. However, the subsidiary Sözcü newspaper, which tried to cover up the infrastructure weakness of the CHP administration, launched a perception operation by targeting Özarslan’s statements. The response to the media, which tried to exploit Özarslan’s thank you post to ASKİ last year, was not delayed.
HARD REACTION TO FONDAS MEDIA MANIPULATION
In his statement published under the title “Announced to the Public”, President Mesut Özarslan slammed the “excuse-finding” tactics of the supporting media and social media trolls. Emphasizing that they are grateful for the right work, but will not turn a blind eye to the suffering of the people, Özarslan said:
“The statement I made following the images of the flood yesterday had the aim of both sharing our work with our nation and revealing the reasons for the disruptions with public stance and public maturity. After our statement, they attacked through manipulative news sources such as Sözcü Newspaper and troll accounts, using the ‘excuse’ method they are very good at and publishing the thank you post I made last year. The post I made last year was very clear: I thanked ASKİ for the infrastructure works started in Keçiören. Because whoever does the right thing is better off thanking them.” “I have no hesitation, but it is our responsibility to our nation to criticize and share when we see shortcomings.”
“A WHOLE YEAR HAS PASSED BY, WHAT DID THE CHP ADMINISTRATION DO?”
Stating that the perception is being carried out under the name of infrastructure move and that no progress has been achieved in the past year, Özarslan revealed the inadequacy of the CHP administration with the following words:
We said, “The infrastructure work that has been initiated is valuable, we thank those who contributed.” A whole year has passed. So what changed? In the rain that fell yesterday, the streets were again submerged in water, our citizens were victimized again, and our tradesmen were heartbroken again. “So, no progress has been made in those studies that were initiated.”
“This means that there are serious deficiencies in infrastructure, lack of grids, manhole cleaning, preparation and crisis management. Those who change the agenda by discussing what was talked about in the past and what is talked about today will one day be embarrassed!”
“INCOMPATIBLE STAFFING AT ASKI IS VICTIMIZING THE PEOPLE OF ANKARA”
Emphasizing that they think about the life and property safety of the people of Keçiören, not politics, Özarslan concluded his statement by pointing out the incompetent structure in Ankara Metropolitan Municipality and ASKİ:
“Our problem is Keçiören, not politics. Our problem is our citizens who look out the window with fear when it rains. Yesterday we thanked for the goodwill. Today we criticize the work that was not done. Tomorrow, we will thank whoever does the right thing, and we will stand against whoever does not do their duty.
I repeat: Negativities in the infrastructure are experienced due to unqualified staffing and unplanned management approach in ASKİ. This is the truth whether you accept it or not. The people of Ankara face this reality every time it rains. “At least for the future, my only hope is that those who have the responsibility of managing the city will face this reality and do what is necessary.”
Daily Agenda
Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy received US Ambassador Barrack
According to the statement made by the Ministry; Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy met with the United States Ambassador to Ankara Tom Barrack. During the meeting held at the Ministry, cooperation in the fields of culture and tourism within the framework of the deep-rooted relations between Türkiye and the USA was discussed. The meeting focused on the development of mutual tourism mobility, the protection of cultural heritage and the joint work carried out in the fight against cultural property smuggling. Cooperation opportunities that would strengthen dialogue and cultural ties between countries were evaluated.
‘WE CONSIDERED OUR COOPERATION’
In his post on his virtual media account after the meeting, Minister Ersoy said, “We hosted the Ambassador of the United States of America in Ankara, Mr. Tom Barrack, at our ministry. During our meeting, we comprehensively discussed our cooperation in the fields of culture and tourism within the framework of the deep-rooted relations between Turkey and the United States. We made evaluations on the development of mutual tourism mobility, the protection of cultural heritage and the joint work carried out in the fight against cultural property smuggling. We focused on collaborations that will further strengthen the dialogue and cultural ties between our countries. Kind visits and productive meetings.” “I thank Mr. Barrack for his purchase,” he said.
STATEMENT FROM BARRACK
US Ambassador Barrack also said on his virtual media account, “I was honored to meet with the Minister of Culture and Tourism, Mr. Mehmet Nuri Ersoy today. During our meeting, we discussed the importance of making the most of Türkiye’s unique history, culture, diversity, hospitality and geography as indispensable values in terms of tourism. Minister Ersoy’s determined leadership in maintaining and further strengthening Türkiye’s position in this sector, which is highly competitive in the international arena, is truly admirable.”
Daily Agenda
Statements from Ömer Çelik after MYK
AK Party Spokesperson Ömer Çelik made statements after the MYK.
Highlights from Ömer Çelik’s speech:
Our president made comprehensive evaluations of domestic and foreign policy. Two main issues were discussed today. The first is the event on our anniversary on August 14th. First of all, we congratulate the sultans of the net. They brought a magnificent championship, we are proud of them.
“WE ARE GOING TO A NEW STAGE”
We have reached a new stage in terrorism-free Türkiye. This stage was the emergence of a legal basis for disarmament. We hold many meetings. It is a very comprehensive process with political and legal dimensions. The will so far is carried out as a state policy, with the work of a commission in the Turkish Grand National Assembly, under the chairmanship of our Parliament Speaker, and the instructions of our President. Within this dynamism, nothing has been done to cast a shadow on the values of our state. What comes next is important. We are at the finer workmanship stage. The matter is just beginning. Creating a legal basis is important, but the political atmosphere created is also important. Contributions are very valuable in this process, and so is constructive criticism. Destructive criticism is extremely harmful.
“WE SHOULD BE JUDICIAL TO PROVOCATIONS”
We have undertaken strong reforms in the most difficult times. The greatest appreciation and greatest value belongs to the members of our nation. Our country has been the target of provocations that try to sow discord among the nation by calling them Turkish, Kurdish, Alevi and Sunni. He faced many operations. In the face of these provocations, not a single sensible individual looked askance at the other. The real heroes are this reasonable majority and foresight of our nation. Now we see this common sense in all segments of society, regardless of affiliation. Our names may be different, but we all have the surname Türkiye.
We must produce and embrace an approach that takes all these into consideration, goes beyond narrow neighborhood ideologies, and speaks in a constructive language. When we look at our nearby geography, we see that Türkiye is positively differentiated. There is the ballot box, there is democracy, the way for doing politics is open. These are great values. Now that these are large values, new dimensions have been added.
“THE POINT WE ARE NOW IS A MORE CRITICAL POINT”
We see that the institutions of high-capacity states that have achieved these have actually been emptied and democracy has turned into a propaganda activity. We must take a stronger approach to protecting these values. What is needed most in a terrorism-free Türkiye are approaches that will add more oxygen to the system. This is not the time for propaganda. It is time to reach each of our citizens with the right language. It is time to put forward a political approach where the only color is citizenship of the Republic of Türkiye. Avoiding extremes should be the most basic principle. Avoiding these extremes is something everyone should pay attention to. We said that no matter what, we would keep this issue on the main road and prevent it from straying into side roads. All parties participating in the commission in the Parliament and those using positive language contributed greatly to this. The point we have reached now is the more critical point. The lever has now lifted it into place and it is necessary to put it into orbit.
“THE NEED TO BE EXTREMELY SENSITIVE TO PROOF EFFORTS”
The spirit of unity and solidarity of the brotherhood on the streets in the most troubled times needs to be reflected in these issues. It is necessary to be extremely sensitive in the face of some proof efforts. There is no compromise on the qualities of the state and the sensitivity of the nation. A point will be reached where all our citizens will find themselves on better ground.
“TODAY IS THE TIME TO TALK BY SHAKING HAND, NOT WITH CLOSED FISTS”
There are some imperialist focuses. There may be extreme approaches in everyone’s own street, but when we meet in Cumhuriyet Square, we will see that there is a larger scale there. Today is the time to talk by shaking hands, not with clenched fists. If we can talk about difficult issues by shaking hands, it will be the beginning of walking arm in arm towards the historical horizons ahead. Our preparations for a terror-free Türkiye continue. We have meetings all the time. Sometimes we hold meetings in the morning and evening.
“ISRAEL IS TRYING TO GAZAALIZE THE WEST BANK”
We follow the developments in the West Bank with sensitivity. Israel is trying to turn the West Bank into Gaza. The homeland of the Palestinians is being invaded before the eyes of the world. This is dangerous for the whole world. Even countries that think they are far from these crises tomorrow will have to face these crises one day tomorrow.
“WE CURSE THEIR ATTITUDE TOWARDS THE MASCID AND AQSA”
Netanyahu and his genocidal network are a big problem for the whole world. In order to protect international law, the first thing to do is to take concrete steps against this network. We condemn their attitude towards Al-Aqsa Mosque. They do this to churches too. This is a genocide network that appears to act as a hate network against all temples.
“WE ARE HONORED TO WALK WITH OUR PRESIDENT”
We will share our logo that we prepared specifically for the 25th anniversary of our party. Faruk Acar is making a presentation. In line with the decisions taken, we will share with our nation uninterruptedly until the date we will hold our event. Our corporate identity preparations will be shared with you. We are honored to walk with our President.
We are closely witnessing many of our President’s struggles, both known and unknown to the public. Today, in the presence of his nation, he alone reflects the pride of a quarter of a century with the whiteness of his forehead. He has encountered many attempts targeting him since July 15, which we have not shared. As a man of the nation, he has done his duty in the presence of the nation, in the presence of history, and continues to do so. The services we provided to our nation from August 1 to August 14 will be shared with various visuals. Loyalty meetings will be held in our provincial headquarters.
“IT WAS ONE OF THE LARGEST MEETINGS IN NATO HISTORY”
The ATO meeting continues to make a splash in the world. I attended almost all NATO meetings with our President. It was perhaps one of the largest meetings in NATO history. Those who say that NATO is brain dead have started to produce performances such as how to protect NATO. The critical issue here was whether to attend the summit or not. He said, “I wasn’t going to attend, but I am attending because of President Erdoğan’s invitation.” Perhaps it was going to be a summit where important leaders did not attend, but our president’s hosting prevented this. We saw in the meetings of our esteemed president that wherever there is an issue in the world, our president has become a reference by turning to us and asking how you can contribute to it, what is your evaluation, you would like to get it.
“WE REJECT THIS DECISION”
Our Turkish minority brothers in Western Thrace are suffering great injustice. Greek authorities make decisions that make their lives difficult on various occasions. Now they have decided to close 8 primary schools. We reject this decision. The number of primary schools belonging to minorities decreased to 76. When we went there, we saw it with our own eyes. This is not true. Mitsotakis says he is tired of these tensions. It is not right to do this, especially in education. Great powers are here today, gone tomorrow. At the end of the day, we will continue to share the Aegean Sea with Greece. Let’s sit at the table with the spirit of helping each other.
“WE WILL CONTINUE TO PROTECT SYRIA’S SOVEREIGNTY AND TERRITORIAL INTEGRITY”
After the fall of the Assad regime, Syria seeks stability. When you look at it from here, it is extremely valuable that the public assembly session was held for the first time under the leadership of Shara. We will continue to protect Syria’s sovereignty and territorial integrity. There is no problem that the European Union can solve by appointing a special representative to Southern Cyprus. We will pass this law before the parliament closes. The important thing is to carry out work in a qualified manner with fine workmanship. We will strive to get our basic will out before the Supreme Assembly is closed. There is no problem that the European Union can solve by appointing a special representative to Southern Cyprus. We will pass this law before the parliament closes. The important thing is to carry out work in a qualified manner with fine workmanship. We will strive to get our basic will out before the Supreme Assembly is closed.
NEW PARTY EVALUATION
There used to be a TV series called the Twilight Zone. People in CHP are starting to look like this. CHP’s internal conflict continues with other formulas. Political parties are indispensable for democracies. First, what is its contribution to the field of legitimate politics? Secondly, what is its contribution to clean politics? When all these events started, we said don’t get us involved. This is something that emerges from the attitudes of two different wings regarding these scandals. Now the debate continues between two CHP-based parties.
SPECIAL SURPRISES FOR THE 25TH ANNIVERSARY
From August 1 to August 14, you will see a lot of surprises.
Daily Agenda
BREAKING NEWS: MHP leader Bahçeli: It is Kılıçdaroğlu’s natural right to express his views
Regarding the New Party founded by Özgür Özel, who left the CHP, MHP Chairman Devlet Bahçeli said, “All parties, especially Mr. Kılıçdaroğlu and Mr. Özel, must act within the framework of common sense, maintain mutual respect and take the political struggle beyond personal showdowns.” he said.
In his written statement regarding the New Party, Bahçeli emphasized that the State of the Republic of Turkey and the Turkish nation are above political parties, and underlined that the Turkish nation is at the center of politics and above all political structures. Stating that no intra-party struggle, no seat conflict and no personal resentment can be considered more important than Türkiye’s common future, Bahçeli made the following evaluations: “The Republican People’s Party is one of the deep-rooted institutions of Turkish political life, founded by our first President and eternal Commander-in-Chief, Gazi Mustafa Kemal Atatürk. It is clear that there are deep differences between the Nationalist Movement Party and the Republican People’s Party in terms of ideas, politics and worldview at the point reached today. These differences are natural of democratic life.” This result is of course valid for other parties that are the motifs of our political life. The existence of differences cannot be considered a sign of weakness. On the contrary, every thought that remains within national borders and democratic legitimacy has never been in a colorless and soulless ground where all parties repeat the same words. Democratic life is a common place where different voices are heard and different ideas compete in the presence of the nation. “It is a great national consensus where the will is demonstrated. Making political differences an excuse for conflict will not serve Türkiye. Carrying the separation to the level of hostility, poisoning the competition with a sense of revenge and turning intra-party conflicts into social tension will harm the reputation of Turkish politics.” Bahçeli expressed his opinion that it is CHP Chairman Kemal Kılıçdaroğlu’s natural right to express the injustices he thinks he has suffered, to take legal action and to express his views on the future of his party, of which he has been chairman for many years.
“REOPENING OLD ACCOUNTS WILL NOT BENEFIT ANYONE”
Stating that Kılıçdaroğlu has assumed responsibility in Turkish politics for many years and received the democratic support of millions of citizens, Bahçeli said, “It is not right that the evaluations against him turn into a campaign of insult, belittlement and discrediting. However, it will not benefit anyone to carry all the resentments of the past to today’s political arena, to reopen old scores at every opportunity and to constantly make wounds bleed. If politics becomes an area of showdown where anger never subsides, the competitive environment, whose framework is drawn with red and sharp lines of democracy, will increasingly turn into hostility.” “Reckoning the past should not turn into a search for revenge that holds the future hostage.” made his assessment. Bahçeli reminded that New Party Chairman Özgür Özel took part in Turkish political life both with his political work under the umbrella of CHP and with his post as chairman of the recently established New Party, and that there were 91 deputies who trusted Özel’s policies and a potential electorate who wished him well. Expressing that they do not want Özel’s political personality to be eroded in daily discussions, Bahçeli said, “Just as Mr. Kılıçdaroğlu’s rights were legally respected, Mr. Özel’s knowledge and position should also be respected. Turkish politics does not allow a shallow understanding that concedes one right while sacrificing the other.” made the statement.
Daily Agenda
Drug investigation against celebrities: 11 names tested positive! İlyas Yalçıntaş, Asude Mercan….
Breaking news: Within the scope of the drug operation against celebrities carried out by the Bakırköy Chief Public Prosecutor’s Office, 25 suspects were detained and 4 suspects, including singer İlyas Yalçıntaş, were arrested.
The results of the tests submitted by the celebrities to the Forensic Medicine Institute are out. According to the information obtained, the test results of Akın Altan, Asude Mercan, Ayşenur Balcı, Buğra Balkaya, Büşra Tata, Cenk Çöteli, Emre Avar, Hilal Zeynep Hedbe, İlyas Yalçıntaş, Orhan Yıldız and Şefik Ömer Dolman were positive.
THE ACTIVE SUBSTANCE OF CANNABIS WAS DETECTED IN THE TEST OF İLYAS YALÇINTAŞ
As a result of the analysis, it was determined that Yalçıntaş’s blood, urine and hair samples contained the active ingredient of marijuana, THC (tetrahydrocannabinol). Arguing that he used the sensitive scale seized from his home as part of a “sports diet”, Yalçıntaş claimed that the substances in the jars were thyme sent by his mother from the village.
COCAINE WAS DETECTED IN MODEL AYŞENUR BALCI’S URINE AND HAIR
The test result of model Ayşenur Balcı, who was detained within the scope of the operation, was positive. It was learned that cocaine was found in Balcı’s urine and hair.
Daily Agenda
Our young scientists collected medals
Minister of Industry and Technology Mehmet Fatih Kacır congratulated the students who won awards at the international Olympics. In his post on his virtual media account, Minister Kacır said, “Our young people continue to return with medals from the international science Olympiads. Our students won 1 gold medal, 3 silver medals and 2 bronze medals at the 67th International Mathematics Olympiad held in Shanghai, China, where 666 students from 117 countries competed. At the 37th International Biology Olympiad held in Vilnius, Lithuania, where 302 students from 78 countries competed, our students won 2 medals. “Our students won 4 silver medals at the 58th International Chemistry Olympiad, held in Tashkent, Uzbekistan, where more than 360 students from 93 countries competed. Our students won 5 silver medals at the 56th International Physics Olympiad, held in Bucaramanga, Colombia, where 381 students from 87 countries competed. I congratulate all our students who made us proud by successfully representing our country.”
News Entry
-
Daily Agenda3 days agoThere may be new arrests – Breaking News
-
Politics2 days agoEU eyes say in Cyprus while ignoring Turkish Cypriots
-
Daily Agenda3 days agoMay the resurrection of Hagia Sophia be blessed – Breaking News
-
Daily Agenda2 days agoInterior Minister Çiftçi emphasizes determination in the fight against crime
-
Daily Agenda3 days agoBREAKING NEWS… Separation debate in CHP! Voters evaluated the seat fight to AHaber: They do not represent the will of the nation!
-
Daily Agenda3 days agoIsrael is stuck, Greece is trapped: Dirty plans in the Eastern Mediterranean are stuck in the ‘Blue Homeland’!
-
Politics2 days agoKılıçdaroğlu hails purifying Türkiye’s CHP of corruption
-
Daily Agenda1 day agoExtra fight between CHP and New Party
