Connect with us

Daily Agenda

MHP lideri Bahçeli: Türkiye krizin akıntısına kapılan bir ülke konumuna sürüklenemez

Published

on


MHP’den yapılan açıklamaya göre Devlet Bahçeli, partisinin belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında konuştu.

İçinden geçilen dönemin sıradan bir zaman dilimi olmadığının altını çizen Bahçeli, zamanın akışının hızlandığını, coğrafyanın dilinin sertleştiğini, siyasetin yükünün ağırlaştığını söyledi.

Haritalar yerinde duruyor gibi görünse de haritaların arkasındaki kudret terazisinin derin mahfiller tarafından yeniden kurulduğunu belirten Bahçeli, “Devletler aynı sınırlarla tanımlanıyor ve anılıyor olsa da güvenlik kuşakları yer yer daralmakta, yer yer genişlemekte ve yer yer de kırılmaktadır. Kısacası dünya, eski kavramlarla açıklanamayacak, eski ezberlerle yönetilemeyecek radikal bir kırılma eşiğine gelmiştir. Bu kırılma, yalnız birkaç bölgesel gerilimin toplamı değildir, Orta Doğu’dan Avrasya’ya oradan Pasifik’e uzanan geniş bir hatta güç dengelerinin yeniden tartıldığı, devletlerin iç dayanıklılığının sınandığı ve yeni bir jeopolitik düzenin ağır ağır şekillendiği tarihi bir eşiktir.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin önünde duran meselenin de tam olarak bu olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Bu sarsıntılı çağın kenarında bekleyen bir seyirci mi olunacaktır, yoksa devlet aklıyla yönünü tayin eden, iç cephesini tahkim eden ve bölgesel denklemin kurucu aktörlerinden biri haline gelen bir ülke mi olunacaktır. Tarihin ileride kayıt altına alacağı günleri yaşarken, bizler, bu sorunun cevabını aramak ve Türkiye’nin hangi istikamette yürümesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymak durumundayız.” diye konuştu.

“TÜRKİYE’NİN BUGÜN İHTİYAÇ DUYDUĞU ÇİZGİ DE TAM OLARAK BUDUR”

Bahçeli, Gazze’de yaşanan insanlık dramı, Lübnan sahasında derinleşen kırılma, İran merkezli gün geçtikçe kontrolden çıkarak tırmanan savaş hali, Suriye ve Irak zeminindeki kırılganlık, Ukrayna–Rusya savaşının Avrupa güvenlik mimarisini sarsan etkisi, Afganistan’dan Pakistan’a uzanan istikrarsızlık hattı, Çin ile Hindistan sahasındaki makro ve mikro stratejik rekabet, bunların hiçbirinin birbirinden kopuk ve tesadüfi hadiseler olmadığının altını çizdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Meselenin derininde enerji hatlarını ve ticaret koridorlarını kontrol etme mücadelesi, nüfuz alanlarının yeniden paylaşımı, vekalet ağları üzerinden yürüyen rekabet, mezhebi ve etnik fay hatlarının stratejik biçimde harekete geçirilmesi ve nihayetinde küresel güç mimarisinin yeni bir dizilişe doğru evrilmesi bulunmaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın dile getirdiği şu ikaz, bugün yaşadığımız çalkantılı dönemde ayrıca kıymet kazanmaktadır: ‘Karar vermek için acele etmeyiniz, fakat karar verdikten sonra tereddüt etmeyiniz.’ Devlet idaresinde mesele yalnız doğruyu bilmek değildir, doğruyu doğru zamanda söyleyebilmek, doğru tedbiri gecikmeden alabilmek, tehlikeyi kapıya varmadan sezebilmek ve fırsatı heba olmadan değerlendirebilmektir. Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu çizgi de tam olarak budur. Öfkeye kapılmayan, hamasetle savrulmayan, rehavete teslim olmayan, aklı, tecrübeyi ve milli menfaati merkeze alan soğukkanlı bir devlet çizgisi.”

“ORTA DOĞU COĞRAFYASININ KADERİ İKİNCİ KEZ DIŞ MERKEZLİ BİR DİZAYN GİRİŞİMİYLE KARŞI KARŞIYA”

Orta Doğu’da uzun yıllar vekalet hatları üzerinden yürütülen mücadelenin artık çevreden merkeze doğru yönelen daha doğrudan bir safhaya geçtiğine dikkati çeken Bahçeli, bu durumun bölgedeki her aktör için yeni riskler ürettiğini, Türkiye için de aynı gerçeğin geçerli olduğunu ifade etti.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İngiltere ve kısmen Fransa tarafından kurulan bölgesel statükonun, cetvelle çizilmiş sınırlar ve dış merkezli güvenlik mimarileri üzerine inşa edildiğini anlatan Bahçeli, bugün ise aynı coğrafyanın statükosunun bu defa ABD’nin stratejik yaklaşımı ve İsrail’i merkeze yerleştiren yeni bir güvenlik tasarımı üzerinden yeniden şekillendirilmek istendiğine işaret etti.

Orta Doğu coğrafyasının kaderinin ikinci kez dış merkezli bir dizayn girişimiyle karşı karşıya bırakıldığını dile getiren Bahçeli, “İran’da yaşanacak kontrolsüz bir zayıflama yahut çözülme yalnız Tahran’ın iç meselesi olarak kalmayacak, dalga dalga çevre ülkelere yayılan yeni bir istikrarsızlık kuşağı üretme potansiyeli taşıyacaktır. Mesele tam da budur. Türkiye’nin önündeki mesele, uzaktan izlenen bir sınır krizi meselesi değildir. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu tablo doğrudan doğruya milli güvenlik, sınır emniyeti ve bölgesel istikrar dosyasıdır.” ifadelerini kullandı.

“Suriye tecrübesi bize ağır bedeller ödeterek öğretmiştir ki devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar kısa sürede farklı silahlı grupların, vekalet unsurlarının, düzensiz göç hareketlerinin, kaçak ekonomi ağlarının ve dış müdahalelerin sahasına dönüşmektedir.” diyen Bahçeli, bugün İran merkezli gelişmelerin de aynı dikkatle okunması gerektiğini dile getirdi.

“LÜBNAN SAHASI GİDEREK DAHA FAZLA HEDEF HALİNE GELMEKTEDİR”

“Lübnan, Orta Doğu’nun küçültülmüş haritası, aynı zamanda büyütülmüş çelişkisidir.” diyen Bahçeli şöyle devam etti:

“Lübnan’a bakarken yalnız bugünün cari, sıcak çatışmasını görmek kafi gelmez. Osmanlı’nın son asrından manda yıllarına, iç savaştan 2006 krizine kadar uzanan çizgi, bize aynı ibret levhasını göstermektedir, iç denge bozulduğu an dış müdahale gecikmez. Dış müdahale yerleştiği an ülkenin kendi karar kudreti küçülür. Karar kudreti küçüldüğü an silahlı yapılar devletin önüne geçer. Bugün Lübnan sahasında yeniden görülen tablo da budur. Yanan yalnız bir cephe sayılmaz, aşınan aynı zamanda devlet fikridir. Bu sebeple Lübnan başlığı, Türkiye açısından yalnızca duygusal bir dayanışma meselesi olarak kalmamalı, aynı zamanda güvenlik, egemenlik ve bölgesel düzen hakkında ağır dersler taşıyan tarihi bir ibret sahası da olmalıdır. Lübnan’ın başına gelen her hadise Türkiye’ye şu gerçeği yeniden hatırlatmaktadır, devlet zayıflarsa coğrafya konuşur, softalık konuşur, mezhep konuşur, silah konuşur, yabancı başkentler konuşur. Devlet ayakta durursa millet nefes alır, sınırlar emniyet bulur, dış müdahale hevesi kırılır.”

Bölgesel güç dengelerini İsrail merkezli yeni bir güvenlik kuşağı üzerinden yeniden kurma arayışı giderek daha görünür hale geldiğini söyleyen Bahçeli, “Bu noktada şu soruyu açıkça sormak gerekir, eğer Filistin sahası fiilen daraltılmış ve parçalanmış bir alan haline getirilmişse, sıradaki baskı hattı neresidir? Bu sorunun cevabını görmek zor değildir. Lübnan sahası giderek daha fazla hedef haline gelmektedir. Bu durum yalnız Lübnan için değil, Doğu Akdeniz’in tamamı için ciddi bir jeopolitik kırılma anlamına gelmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan’ın aynı zamanda Doğu Akdeniz’in düğüm noktalarından biri olduğunu vurgulayan Bahçeli, Beyrut’un yalnız bir başkent değil, tarih boyunca ticaretin, kültürün ve jeopolitiğin kesiştiği büyük bir kapı olduğunu ifade etti.

Doğu Akdeniz’in incisi olan bu şehir ve bu ülkenin, bölgesel dengelerin en hassas halkalarından birini teşkil ettiğini, bu nedenle Lübnan meselesinin artık yalnızca güncel çatışmaların dar çerçevesinde ele alınamayacağını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Lübnan’ın devlet kapasitesini güçlendirecek, egemenliğini tahkim edecek ve Doğu Akdeniz’de kalıcı istikrar sağlayacak daha cesur ve daha kapsamlı seçeneklerin açık biçimde tartışılması gerekmektedir. Lübnan’ın kendi içinde güçlendirilmesi, bölgesel istikrar mekanizmalarının kurulması ve gerekirse komşu coğrafyalarla yeni siyasi ve ekonomik işbirliği imkanlarının değerlendirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır. Çünkü gerçek şudur, denizden komşumuz olan Lübnan çökerse yalnız bir ülke çökmüş olmaz, Doğu Akdeniz’de yeni bir istikrarsızlık kuşağı doğar. Beyrut düşerse yalnız bir şehir yara almış olmaz, bölgenin jeopolitik dengesi sarsılır. Bu yüzden Lübnan meselesi yalnız Lübnan’ın meselesi değildir, aynı zamanda bölgenin geleceği ve Türkiye’nin güvenliği ile doğrudan bağlantılı bir stratejik meseledir.”

Bahçeli, Türkiye’nin izleyeceği siyasal ve stratejik hattın hayati önem taşıdığına dikkati çekerek, bugün meselenin yalnızca bölgesel bir kriz değil, güvenlik mimarisinin ve stratejik aklının sınandığı tarihi bir eşik olduğunu söyledi.

Türkiye’nin kriz akıntısına kapılan bir ülke konumuna sürüklenemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye’nin yangının büyümesine hizmet eden bir aktör haline gelemeyeceğini, bilakis yangını sınırlayan, gerilimi dengeleyen, kutuplaşmayı yatıştıran ve bölgesel aklı yeniden inşa eden merkez ülke konumunu güçlendirmek zorunda olduğunu ifade etti.

Bahçeli, Türkiye’nin stratejik istikametinin savrulma değil, düzen kuran bir denge siyaseti olduğunu belirterek, “Bu yaklaşım, Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını koruyan ve bölgesel istikrarın mimarları arasında yer almasını sağlayan devlet aklının tabii neticesidir.” diye konuştu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

“Stratejik sükunet mahcup bir bekleyiş anlamına gelmez, zamanın ruhunu doğru okuyarak doğru anda doğru ağırlığı sahaya koyabilme kudretidir. Soğukkanlılık tereddüt yahut gevşeklik sayılmaz, öfkenin bulanıklığından arınmış, hesaplanmış ve hedefe yönelmiş bir güç yoğunlaşmasıdır. Büyük devletler kriz zamanlarında hamasetle savrulmaz, kuvvet, zaman ve istikamet hesabını aynı anda yapar. Gürültülü sloganların cazibesine kapılmaz, stratejinin sükunetiyle hareket eder. Anlık tepkilerin dar ufkuna hapsolmaz uzun vadeli istikameti esas alır. Çünkü devlet dediğimiz yapı günü kurtaran reflekslerle varlığını sürdüren bir idare değildir. Devlet, zamanın akışını okuyabilen, tehlikeyi büyümeden sezen ve doğru anda bütün ağırlığını sahaya koyabilen tarihi bir akılla ayakta durur.”

Bahçeli, Türkiye’nin kendi güvenliğini tahkim eden, kendi ekonomisini güçlendiren, kendi jeopolitik alanını genişleten ve kendi iç cephesini sağlamlaştıran rasyonel bir devlet çizgisine sahip olduğunu dile getirdi.

“YENİ DENGELERİN MİMARI”

Bahçeli, “Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz, yön tayin eden devletler ise krizleri aşmakla kalmaz, yeni dengelerin mimarı haline gelir. Türkiye de tam olarak böyle bir devlet olma iradesine ve tarihi kapasiteye sahiptir.” dedi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tam da bu sebeple Türkiye’nin önündeki ödev ağırdır. İç siyasetin sığ ve gündelik polemiklerine sıkışmış zeminden süratle çıkılması zaruridir. Muhalefet adına yerel ölçekte dahi kalıcı bir eser ortaya koyamayan; bir yanda bir kifayetsiz, öte yanda bir muhteris figürün ve onların payandası, sözcüsü konumuna yerleşmiş sözüm ona bir liderin dar ufuklu rekabetinin Türkiye’nin stratejik atmosferini belirlemesine müsaade edilemez.”

Türkiye’nin iç cephesi sağlam olursa dış baskıların anlamını yitireceğini ifade eden Bahçeli, iç dayanıklılık güçlendiği takdirde de bölgesel krizlerin Türkiye için tehdit olmaktan çıkacağını kaydetti.

Bahçeli, devlet denilen yapının günü kurtarmak için kurulmuş bir idare mekanizması olmadığını, devletin tehlikeyi büyümeden sezebilen, fırsatı doğmadan görebilen ve milletin kaderini günübirlik hesapların üstünde tutabilen tarihi bir akıl olduğunu vurguladı.

“POLEMİKLERLE OYALANAN BİR SİYASET ÇİZGİSİ, MEMLEKETE YÜK OLUR”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bu akıl bazen sabretmeyi bilir, bazen konuşmayı bilir, bazen de doğru anda bütün ağırlığını sahaya koymayı bilir. Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet aklı da işte bu geleneğin devamıdır. Bu akıl ne hamasetin gürültüsüne kapılır ne de korkunun dar ufkuna sıkışır. Bu akıl, fırtınalı zamanlarda pusulasını kaybetmeyen bir milletin ortak iradesidir. Ve o irade bugün de Türkiye’ye şunu söylemektedir: İç cepheyi sağlam tut, devlet aklını diri tut ve büyük fırtınaların ortasında yön tayin eden ülkelerden biri ol. Buradan muhalefete açıkça seslenmek isterim, Türkiye’nin etrafında ateş çemberi daralırken, hala belediye kulisleriyle, kişisel ikbal hesaplarıyla, medya parıltısıyla, günübirlik polemiklerle oyalanan bir siyaset çizgisi, memlekete yük olur.”

Bahçeli, devletin önüne proje koyamayan, milletin önüne ufuk koyamayan, bölgesel kırılma anlarında tarih şuuruyla davranamayan kifayetsiz ve muhteris kadroların, Türkiye’yi büyük fırtınalardan sağ salim çıkarma kabiliyetinin bulunamayacağını ifade etti.

“İRAN SAHASINDA DOĞABİLECEK AĞIR BİR KIRILMANIN ETKİSİ”

“Muhalefetin bir kısmı, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu büyük jeopolitik sınamanın mahiyetini kavrayabilecek bir ufka sahip görünmemektedir.” diyen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Okyanuslar kabarırken ufukta, onlar kendilerince özgür bir halet-i ruhiye içinde sığ sularda çamurla oynamayı marifet saymaktadır. Ufku okuyamadıkları için küçümserler; kavrayamadıkları için basitleştirirler, idrak edemedikleri için meseleyi gündelik polemiklerin dar çerçevesine sıkıştırırlar.

Bu sığlığın etrafında bir de kulak entelektüelleri, meyhane malumatfuruşları ve isimlerini anmaya dahi değmeyecek bazı zevatın gürültülü yorumları dolaşmaktadır. Gürültü çoktur, idrak azdır, söz çoktur, kavrayış kıttır. Oysa burada konuşulan mevzu herhangi bir parti rekabeti, herhangi bir seçim hesabı yahut ekranlarda tüketilen bir polemik başlığı değildir. Burada konuşulan mevzu, Türkiye Cumhuriyeti’nin önümüzdeki yüz yılını şekillendirecek güvenlik ve jeopolitik eşiğin kendisidir. İran sahasında doğabilecek ağır bir kırılmanın etkisi yalnızca Tahran’ı ilgilendiren bir hadise olarak kalmaz, dalga dalga Türkiye’nin doğu sınırlarına, güvenlik mimarisine, göç hareketlerine, ekonomik dengelerine ve iç istikrarına kadar uzanabilecek bir sarsıntı üretir.”

Böyle bir meselenin sloganla yürütülemeyeceğini belirten Bahçeli, devlet aklının bu zamanlarda polemik üretmeyeceğini aksine istikamet tayin edeceğini söyledi.

Bahçeli, “Türkiye’nin etnik fay hatlarıyla, mezhebi gerilimlerle, siyasi kutuplaşmayla ve kültürel ayrıştırmalarla zayıflatılmasına dönük her girişim doğrudan doğruya milli güvenlik meselesidir.” diye konuştu.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:

“İçinde bulunduğumuz jeopolitik eşik refleksle değil, stratejiyle hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede atılması gereken adımlar da son derece açıktır. Her şeyden önce sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir. İran hattında doğabilecek her ihtimal için çok katmanlı bir hazırlık yapılmalıdır. Muhtemel göç baskısı, kaçakçılık ağlarının genişlemesi, vekil silahlı yapıların hareket alanı kazanması, terör sızmaları ve ekonomik yansımalar eş zamanlı bir güvenlik perspektifi içinde ele alınmalıdır. Devlet aklı ihtimalleri küçümsemez, en kötü senaryoyu dahi hesaba katarak hazırlığını yapar. İkinci olarak Avrupa Birliği ile erken hazırlık ve koordinasyon mekanizmaları kurulmalıdır. Suriye krizinde Avrupa hazırlıksız yakalanmış, ortaya çıkan insani ve güvenlik maliyetinin önemli bir kısmını Türkiye taşımıştır. Yeni bir bölgesel sarsıntıda aynı tablonun tekrarına fırsat verilmemelidir. Türkiye, Avrupa karşısında yalnız yük taşıyan bir sınır ülkesi konumuna sıkışamaz. Tam tersine, riskleri yöneten, sahayı okuyabilen ve kriz yönetiminde merkez rol üstlenen bir aktör konumunu tahkim etmelidir.

Üçüncü olarak Birleşmiş Milletler zemininde insani güvenlik başlığı güçlü biçimde sahiplenilmelidir. Sivillerin korunması, kitlesel yerinden edilmenin yönetimi, insani yardım koridorlarının açık tutulması ve bölgesel istikrarın muhafazası için uluslararası eşgüdüm çağrısı yapılmalıdır. Türkiye bu başlıkta yalnız bir tarafın sesi olarak değil, bölgesel vicdanın ve uluslararası sorumluluğun temsilcisi olarak hareket etmelidir. Dördüncü olarak Körfez ülkeleriyle güvenlik, enerji ve insani meseleler konusunda daha yakın ve kurumsal bir istişare mekanizması kurulmalıdır. Bu ilişki dar bloklaşma mantığıyla yürütülmemeli, gerilimi azaltan, maliyetleri düşüren ve bölgesel istikrarı güçlendiren bir işbirliği zemini üzerinden şekillenmelidir.”

Orta Doğu’nun istikrarının rekabetin derinleşmesiyle değil, rasyonel işbirliği kanallarının güçlenmesiyle mümkün olacağının altını çizen Bahçeli, “Beşinci olarak, Türkiye onay bekleyen, işaret arayan bir ülke psikolojisiyle hareket edemez. Ankara artık yalnızca sınır komşuluğu yapan yahut sığınmacı baskısı taşıyan bir ülke gibi konuşamaz. Türkiye sahayı bilen, geçiş dönemi risklerini tanıyan ve bölgesel istikrarın maliyetini fiilen üstlenmiş bir devlet olarak hareket etmek zorundadır. Bu nedenle Türkiye’nin rolü pasif bir gözlemci rolü olmamalıdır, Türkiye’nin düzen kurucu ve denge sağlayıcı bir merkez ülke rolüdür. Türkiye krizin akıntısına kapılan bir ülke olmaktan masundur. Türkiye, krizlerin ortasında istikamet tayin eden bir devlettir.” diye konuştu.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

BREAKING NEWS I Investigation into the detention of the Sumud Fleet

Published

on


Breaking News… The Global Sumud Flotilla, which set out to break Israel’s blockade of Gaza and bring humanitarian aid there, was intervened in international waters by the Israeli navy.

INVESTIGATION HAS BEEN STARTED

An ex officio investigation was launched by the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office regarding the acts of violence committed by Israel against the Global Sumud Flotilla, which was heading towards Gaza in order to break the blockade and deliver humanitarian aid.

BREAKING NEWS I Investigation into the detention of the Sumud Fleet

DETAINED ACTIVISTS ARE BEING TAKEN TO GREECE

Israeli Foreign Minister Gideon Saar announced that they will deliver the activists they detained from the Global Sumud Fleet, which they attacked a few miles off Greek territorial waters, to Greece in the coming hours, in accordance with the agreement made with the Greek government.

Minister Saar, in his statement on the social media platform of US-based company

Saar thanked the Greek government for its willingness to accept activists in the Global Sumud Flotilla.

BREAKING NEWS I Investigation into the detention of the Sumud Fleet

GLOBAL SUMUD FLEET

The Global Sumud Fleet 2026 Spring Mission, which aims to break Israel’s blockade of Gaza and deliver vital humanitarian aid, sailed to the Mediterranean from Barcelona, ​​Spain, on April 12. While the fleet set out again on April 26 with the participation of the Italian island of Sicily, on the night of April 29, in the international waters off the island of Crete, the Israeli army illegally intervened and attacked the boats carrying activists.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Cevdet Yılmaz: “We are taking our steps with determination”

Published

on


In his post on his NSosyal account, Vice President Cevdet Yılmaz evaluated the tourism statistics for the first quarter of the year announced by TÜİK today. Stating that tourism revenues continue their strong performance, Yılmaz stated that the annualized value of tourism revenues, which increased by 4.2 percent on an annual basis in the first quarter of 2026, reached 65.6 billion dollars.

“WE WILL CONTINUE STRENGTHENING THE RESILIENCE OF OUR ECONOMY”

Pointing out that the increase in the number of visitors and the increase in expenditure per capita supported this performance, Yılmaz said:

“Despite the increasing geopolitical tensions in our region, we are taking determined steps to limit the effects on economic activity and strengthen our resilience. In this context, we have launched the Tourism Support Package in order to support the tourism sector, which is an important component of our foreign exchange-earning service exports, and thus provided the sector with an additional guarantee and credit facility of 60 billion lira. We will continue to support our sectors that contribute to reducing the current account deficit, strengthening employment and growth, and strengthen the resilience of our economy without compromising the basic priorities of our program, despite the increasing regional risks.” “We will continue to strengthen it.”


News Entry
Muhammed Emin Akyıldırım – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

11 countries condemn the attack on the Global Sumud Fleet: Clear violation of international law

Published

on


In the joint statement made by the foreign ministers of 11 countries, the following statements were made:

“WE CONDEMN THE ISRAELI ATTACK IN THE STRONGEST WAY”

“The Foreign Ministers of the Republic of Turkey, the Federal Republic of Brazil, the Hashemite Kingdom of Jordan, the Islamic Republic of Pakistan, the Kingdom of Spain, Malaysia, the People’s Republic of Bangladesh, the Republic of Colombia, the Republic of the Maldives, the Republic of South Africa and the State of Libya condemn in the strongest terms the Israeli attack on the Global Sumud Flotilla, a peaceful and civil humanitarian initiative aimed at drawing the attention of the international community to the humanitarian disaster in Gaza.

“NECESSARY PRECAUTIONS SHOULD BE TAKEN”

Israeli attacks on the ships in question and the unlawful detention of humanitarian aid activists in international waters are clear violations of international law and international humanitarian law. Ministers are deeply concerned about the safety of civilian activists and call on the Israeli authorities to take the necessary measures to ensure their immediate release.

“Ministers also call on the international community to fulfill its moral and legal obligations to uphold international law, protect civilians and ensure accountability for these violations.”


News Entry
Halil İbrahim Ğlkü – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

BREAKING NEWS… MSB: This attack is a clear violation of international law

Published

on


Rear Admiral Zeki Aktürk, Press and Public Relations Advisor of the Ministry of National Defense and Spokesperson of the Ministry, spoke at the weekly press briefing held at the ministry. Stating that the Turkish Armed Forces (TAF) continues its duties and activities in order to establish permanent security, Aktürk said, “During the week, 6 more PKK terrorists surrendered, the work to detect and destroy mines and improvised explosives and caves, shelters and shelters in the operation areas continued, and the length of the tunnels destroyed in the Syrian operation areas reached 785 kilometers with the 8 kilometers of tunnels destroyed in Manbij.” he said. Stating that security at the borders has been established at the highest level on a 24/7 basis, Aktürk said, “198 people were caught in the last week, the number of people caught while trying to cross our borders illegally from January 1 to today is 2 thousand 430, and with 1449 people blocked, the number of people blocked at our borders this year has reached 25 thousand 618.” shared his knowledge.

Pointing out that the border troops continue their reconnaissance, surveillance and patrol activities uninterruptedly, Aktürk stated that 388 kilos of narcotics and 3 thousand 485 narcotic pills were seized during the search and screening activities carried out on the Van and Hatay border lines.

Aktürk said that while the Turkish Armed Forces guarantee national security with its high deterrence capacity, it continues to make strong contributions to regional and global peace with its cooperation with friendly and allied countries, training-consultancy activities and its active role in multinational missions.

BREAKING NEWS... MSB: This attack is a clear violation of international law

TRAINING AND DRILLS

Rear Admiral Aktürk said that the Turkish Armed Forces continues its training and exercise activities uninterruptedly in order to maintain its high level of readiness.

Stating that the EFES-2026 Exercise, which was carried out between April 20 and May 21, under the command and management of the Aegean Army Command, with the participation of friendly and allied country elements, continued successfully in Western Anatolia, Central Aegean, Izmir Bay and Doğanbey Firing and Exercise Zone, Aktürk said:

“Our national elements and observers, troops and elements from 45 countries are participating in EFES-2026, which is one of the largest combined and joint exercises of our Turkish Armed Forces. TurAz Eagle Air Defense Exercise is being held in Azerbaijan between 27 April and 2 May, Flintlock held in Libya and Ivory Coast between 13-30 April, and Spanish held in the Western Mediterranean between 27 April and 8 May, hosted by Spain.” Participation in Minex Mine Operation exercises is provided. Our TCG Amasra mine hunting ship, which is in the NATO Standing Mine Countermeasures Task Group-2 (SNMCMG-2) participating in the Spanish Minex Exercise, will make a port visit to Spain between 1-3 May. Participation in Steadfast Deterrence in Norway and Ukrainian Volunteers Coalition Computerized Command Post exercises to be held in France between 5-13 May. is planned.”

Aktürk also stated that the Turkish Stars aerobatic team will perform a demonstration flight in Konya as part of the “Mevlana Welcoming Ceremonies” on May 3.

Stating that the General Directorate of Mapping continues to offer accurate, up-to-date and reliable data to the public by constantly improving its institutional capacity in the field of geographical information production and cartography, Aktürk said, “Our General Directorate of Mapping has updated the 1/1,000,000 scale Turkey Population Distribution and Density Map, the Turkey Population Change Map has been prepared and the Turkey Building Density Map has been published, thus three more valuable studies have been made available to the public.” he said.

Rear Admiral Aktürk also congratulated the Turkish Armed Forces Sports Force Shooting Team, which participated for the first time in the “Lapua Berlin 2026 International Shooting Competition”, which was held in Germany between 19-27 April and included 450 athletes from 22 countries, and became the champion in the Air Rifle Mixed Team category.

BREAKING NEWS... MSB: This attack is a clear violation of international law

DEFENSE INDUSTRY

Stating that the modern and effective defense force of the Turkish Armed Forces continues to be strengthened with the high-tech products of the domestic and national defense industry, Aktürk said:

“Various quantities of KARAOK Anti-Tank Weapon Systems have been completed and taken into inventory by the Land Forces Command after the inspection and acceptance activities have been completed. Today, the first delivery of the GÖKBEY General Purpose Helicopter, produced by TAI with local and national resources, to our Land Forces Command will be made. The delivery of various quantities and diameters of weapons and ammunition has been completed by our Machinery and Chemical Industry (MKE) Joint Stock Company within the week, and the HAR-66 Light Anti-Tank Rockets Deliveries for export to Malaysia continued, and a Memorandum of Understanding covering the maintenance, repair and technical support processes of defense products jointly produced and sold in the field of defense industry was signed between our company and the Malaysian public company ‘Melaka Corporation’ at the Asian Defense Services Fair and Conference held in Malaysia between 20-23 April.

Stating that the products of the Ministry of National Defense and its affiliates will also be exhibited at the SAHA-2026 Defense, Aerospace Industry Fair, which will be held in Istanbul under the auspices of the Presidency, Aktürk said, “Our TCG Anadolu and TCG Istanbul ships belonging to our Naval Forces Command and our TCG Pirireis submarine will also participate in SAHA-2026 and will be opened to the public. During the fair, our Mehteran Unit Command and the 1st Army, Northern Sea Field and Air Forces Command will participate in SAHA-2026.” Concerts will be performed by our Military Academy band commands.” he said.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister of Internal Affairs Çiftçi: Our country has become a role model for the whole world in the fight against irregular migration.

Published

on


Çiftçi, who attended the Türkiye-Bulgaria-Greece Tripartite Mechanism Meeting held yesterday in Athens, the capital of Greece, answered the questions of the Turkish press in Athens after the meeting.

Minister Çiftçi said about the meeting held within the framework of the tripartite mechanism: “This meeting was a very productive meeting, mostly in terms of combating irregular migration between Turkey, Greece and Bulgaria, preventing pushbacks as much as possible, and further deepening the fight against irregular migration.” he said.

Stating that they decided to hold the next meeting in Istanbul, Çiftçi said the following regarding the continuation of this mechanism:

“We decided to continue the relations at this meeting because all countries have a common interest in this. Our country has become a role model for the whole world in the fight against irregular migration. Irregular immigrants can no longer enter our country easily. They cannot move around freely, and when they are caught somehow, they are deported. Our country is now carrying out a very successful fight against irregular migration in this regard.”

The first of the tripartite mechanism meeting, which was held for the third time in Athens yesterday, was held in Istanbul on January 14, 2025, and the second was held in Sofia on June 24, 2025.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

BREAKING NEWS… The crisis in CHP is growing after the boat scandal! Özgür Özel and Veli Ağbaba were harsh on Ali Mahir Başkar

Published

on


BREAKING NEWS... The crisis in CHP is growing after the boat scandal! Özgür Özel and Veli Ağbaba were harsh on Ali Mahir Başkar

While the accident took place in Antalya, the location where the images were taken was Göcek Merdivenli Bay, which brought about a debate about distance. The minimum journey time of 4 hours indicates a time period that can extend up to 5-6 hours with the preparation and sailing processes. This picture strengthened the claims that they left the region during the crisis.

BREAKING NEWS... The crisis in CHP is growing after the boat scandal! Özgür Özel and Veli Ağbaba were harsh on Ali Mahir Başkar

“WE WERE FAMILY” DEFENSE STARTED A NEW DEBATE

Basarir’s words, “We were with our family”, opened the door to a new discussion rather than a defense. The resulting picture was interpreted as indicating that a previously planned organization was not cancelled. While a great disaster was occurring, the continuation of the program started a “priority questioning” in the public.

The distance between the accident point and the boat became one of the most critical topics of the discussion. Allegations intensified that some people left the crisis area early and participated in the program. This situation raises the question “was the priority rescue efforts or the planned event?” brought the question to the agenda.

TENSION IS INCREASING WITHIN CHP; EYES ON THE ORGANIZATION: “IS THE LEAK FROM THE INTERNAL?”

According to what is said behind the scenes in Ankara, it is stated that CHP Chairman Özgür Özel and Veli Ağbaba openly reacted to Basarir due to the images. The assessment that the images harmed the party and that serious mistakes were made in crisis management comes to the fore.

Allegations that the boat organization was organized by businessman Hazım Giray drew attention to this name. Giray, who is known to be close to Basarir, asked “were the images served from the inside?” The question began to be voiced louder behind the scenes.



Source link

Continue Reading

Trending