Daily Agenda
SON DAKİKA | TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ‘CHP grup toplantısı’ mesajı: Genel Başkan konuşabilir
Son dakika haberi… TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Avrupa’nın ‘Biz bize yeteriz.’ deme lüksü kalmamıştır. Avrupa’nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye’dir.” ifadesini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Yasal mevzuat açık, CHP’nin Genel Başkanı partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek madde yok. Buna göre hareket etmek durumundayız” dedi.
Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç’e yönelik resmi ziyaretinin dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Finlandiya ve İsveç’in NATO süreçlerinde birtakım gerilimlerin bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, NATO’ya girmesinden sonra her iki ülkenin Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını dile getirdi.
Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, her iki ülkenin meclis başkanının 28-29 Haziran’da İstanbul’da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi’ne katılacağını belirtti.
Bir gazetecinin “zirveye NATO ülkelerinin tamamının meclis başkanlarının gelip gelmeyeceğine” yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, 20’nin üzerinde meclis başkanının zirveye katılacağını bildirdiğini, daha zamanın olduğunu ve son ana doğru katılacak meclis başkanı sayısının artacağını söyledi.
İsveç Kralı Carl 16. Gustaf ile görüşmesinin sorulması üzerine Kurtulmuş, çok samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “Yaklaşık 40 dakika sürdü, bu da Türkiye’ye verdiği önemi gösteriyor. Hem ikili ilişkileri hem bölgesel konuları hem Avrupa’nın geleceğiyle ilgili konuları hem de dünyanın geleceğiyle ilgili konuları, özellikle Birleşmiş Milletlerin fonksiyonsuz hale gelmesi gibi başlıkları değerlendirdik. Büyük oranda müşterek fikirlere sahip olduğumuzu gördüm. İyi bir görüşme oldu.” diye konuştu.
Bir gazetecinin, yaptığı ziyaretlerdeki muhataplarına yönelik “Türkiye’nin etrafında ve küresel ölçekte yaşanan krizleri onlar da derinden hissediyor mu?” sorusu üzerine Kurtulmuş, bu konunun İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsündeki yuvarlak masa toplantısının soru cevap kısmında gündeme geldiğini hatırlattı.
Türkiye’nin şu anda dünyayı yakından ilgilendiren hangi küresel sorun varsa hepsinin fiziki, fikri ve siyasi olarak tam ortasında yer aldığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin, bu sorunların hiçbirine uzak duramayacağını, bigane kalamayacağını vurguladı. Kurtulmuş, bu nedenle ülkelerin, sorunların hepsiyle ilgili Türkiye’nin ne düşündüğünü öğrenmek istediğini söyledi.
Türkiye için dış politikanın sadece belli kurumlar aracılığıyla yapılacak bir iş olmadığını belirten Kurtulmuş, parlamenter diplomasinin öne çıktığını, parlamenter diplomasinin ağırlığını daha fazla artıracaklarını, bu çalışmaların Türkiye için milli bir vazife, zorunluluk olduğunu dile getirdi.
“AVRUPA’NIN ‘BİZ BİZE YETERİZ’ DEME LÜKSÜ KALMAMIŞTIR”
Bir gazetecinin Kurtulmuş’un Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile görüşmesini ve Stubb’ın “AB, üye sayısını 40 ülkeye çıkarmak için çaba göstermeli ve İngiltere, Kanada, Türkiye, Norveç ve İzlanda’yı potansiyel üye adayları olarak göstermelidir.” sözlerini sorması üzerine Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte Avrupa ile Amerika arasında, Avrupa’nın güvenliği konusunda ciddi ihtilafların ortaya çıktığını dile getirdi.
AB’nin yeni perspektiflere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Aynı tezleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Bunları çok net şekilde, açıklıkla söylüyoruz. Burada Avrupa’nın ‘Biz bize yeteriz.’ deme lüksü kalmamıştır. Avrupa’nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye’dir. Finlandiya’da Cumhurbaşkanı Sayın Stubb’ın bunu da açıklıkla kabul ettiğini ve etrafına anlatmaya başladığını da gördüm.”
“Görüşmelerde, Ukrayna konusunda özellikle Trump’ın tavrı Avrupa’da güvensizlik yaratıyor duygusu oluştu mu?” sorusu üzerine Kurtulmuş, ABD-AB ilişkilerine dair görüşlerine hiç kimsenin “Hayır, öyle değil.” demediğini, “Trump’ın özellikle ikinci döneminde Avrupa ile Amerika arasındaki görüş ayrılıkları NATO’yu da etkisizleştiriyor.” cümlesini bilerek kullandığını söyledi.
Türkiye’yi bu ülkelerin ileride vazgeçilmez görme ihtimallerinin olup olmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, “Oraya doğru ilerliyor.” ifadesini kullandı.
Artık ne iki kutuplu ne de tek kutuplu bir dünyanın var olduğunu dile getiren Kurtulmuş, hiçbir ülke, kıta ve bölgenin tek başına dünyayı yönetemeyeceğini, bunun açık bir gerçeklik olduğunu vurguladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Bu kadar çatışmanın, kavganın ve gürültünün olmasının temel nedenlerinden birisi de bu. Ortaya çıkmaya başlayan ‘çok kutupluluk’ dediğimiz hatta ben bu durumu ‘çok merkezlilik’ kavramının daha doğru ifade ettiğini düşünüyorum, dolayısıyla çok merkezli bir dünyaya doğru gidiyoruz. Batılıların ‘orta güç’ olarak tanımladığı ülkelerin ortaya çıkmakta olduğunu görüyoruz. Hiç şüphesiz Türkiye bunlardan birisi. Jeostratejik önemi, jeokültürel avantajları, tarihi birikimi ve potansiyeli itibarıyla Türkiye bu ülkelerden birisidir. Türkiye birçok ülke tarafından aranılan bir müttefik haline gelecektir.”
“SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAKTA AVRUPA KITASININ ÇARESİZ KALDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Bir gazetecinin Avrupa’da lider sorununun bulunduğunu belirtmesi ve görüşmelerde Türkiye’nin Sudan’da, Somali’de, Libya’da yaptıklarının görülüp görülmediğine yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa’da lider sorununun olduğunu, önemli liderlerin döneminin özellikle Angela Merkel’den sonra sona erdiğini söyledi.
Avrupa siyasetinin kayda değer lider çıkaramadığını dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bu sonucun Avrupa siyasetinin doğasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kendi içlerinde politik ihtilafları başarılı bir entegrasyon tecrübesi olan Avrupa Birliği ile belli bir aşamaya kadar getirdiler, siyasi entegrasyonu sağladılar. Avrupa Parlamentosuyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi birçok kurumla… Ekonomik açıdan para birliğini büyük oranda temin ettiler. Ama ortak bir savunma gücüne bundan 20 sene evvel sahip olabilselerdi bugün çok köklü bir Avrupa kimliğinden bahsedecektik ve bu kimlik doğal olarak da Avrupa’nın tamamına liderlik yapabilecek siyasi figürleri çıkaracaktı. Bu kadar dağınık ortamda Avrupa’yı kapsayacak kuvvetli bir siyasi figüre de çok ihtiyaçları yok. Çünkü kendi aralarında fikirleri farklılaştı. Daha kötü gelişmeler de oldu.
20 sene evvel Avrupa için düşünülemeyecek birçok çıkış, örneğin aşırı sağın bu kadar yükselmesi, yabancı düşmanlığının ana akım siyasetleri bu kadar etkiler hale gelmesi, İslam düşmanlığının artması aslında Avrupa Birliği ülkelerinin ‘ortak sözlü anayasası’ diyebileceğimiz değerler sisteminde büyük tahribatlara neden oldu. Dolayısıyla hem siyasi birliği gerektirecek siyasal birlik atmosferinde törpülenmeler oldu hem de toplumsal normlarda özellikle aşırı sağ akımlar Avrupa siyasetinin ana gövdesini büyük oranda tahrip etti. Rusya’nın Kırım’ı işgaliyle başlayan süreçte de bir tepki geliştiremedikleri için, sorunlara çözüm bulmakta Avrupa kıtasının çaresiz kaldığını düşünüyorum.”
Avrupa’nın bu tablodan çıkıp çıkamayacağına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, “Söylediklerimi zaten kendi aralarında konuşuyorlar. Benim söylediğim kadar açık söylemiyorlar belki ama gidişatın farkındalar ve bu durumdan çıkmak için gayret gösteriyorlar.” dedi.
“BATILI DOSTLARIMIZIN ARTIK BU MAZERETLERİ ESKİSİ GİBİ İFADE ETMEDİKLERİNİ GÖRÜYORUM”
Bir gazetecinin “İsrail’in Lübnan’a, İran’a bu şekilde saldırmasının, Gazze’de bunları yapmasının Avrupa’nın güvenliğini de tehdit edecek hale geldiğini düşünüyorlar mı?” sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa’nın güvenliğini tehdit edecek bir algının oluştuğunu zannetmediğini ancak bundan 1-2 sene önce Gazze konusunda, Filistin konusunda, İsrail’in saldırganlığı konusunda konuştuklarında “Öyle diyorsunuz ama şunlar da var.” diyerek mazeret üreten Batılı dostların artık bu mazeretleri eskisi gibi ifade etmediklerini söyledi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Ortada açık bir saldırganlık ve soykırım var. Gazze topraklarında başlayan çok sert bir ‘apartheid’ rejim uygulaması var. Lübnan’da fiili bir işgal var. Bunların hiçbirisinin Amerika ve İsrail’in İran’da başlattığı savaşla uzaktan yakından ilgisi yok. İsrail artık giderek savunulamaz bir ülke konumuna geliyor. Netanyahu ve çetesinin tamamen yalnızlaşacaklarını düşünüyorum.”
Bir gazetecinin, Türkiye’nin savaş ortamında peş peşe barış zirveleri gerçekleştirdiğini, dünya ölçeğinde 5-6 organizasyona ev sahipliği yaptığını belirtmesi üzerine Kurtulmuş, “Ortalama bir Avrupa ülkesi bunlardan bir tanesini bir yılda ancak yapabilir. Bu da Türkiye’nin gücünü gösteriyor, algıyı çok olumlu hale getiriyor. Dışarda yeni bir perspektif sunabilen, bu kadar türbülansın ortasında istikrarı koruyabilen bir ülke olarak Türkiye’nin hem Rusya-Ukrayna hem de Amerika-İran gibi konularda arabuluculuk yapabilen, en azından uzlaştırmacı, fikir üretebilen bir ülke görüntüsü var, bunlar çok kıymetli.” değerlendirmesinde bulundu.
Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulunun İstanbul’da yapıldığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, başarılı, herkesin memnun kaldığı bir organizasyonu tamamladıklarını vurguladı.
“ÇOK AÇIK ŞEKİLDE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR İŞLENİYOR”
Bir gazetecinin “Türkiye bu tür zirveleri peş peşe gerçekleştirirken İsrail’in bölgedeki saldırganlığının önüne nasıl geçeceğiz? İsrail’in Lübnan’a saldırıları var. Bu sorun nasıl çözülecek?” sorusu üzerine Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bunun çözümünde en kestirme yol, Netanyahu hükümetinin arkasındaki destekçilerinin bu desteklerinden vazgeçmeleridir. Çok açık şekilde insanlığa karşı suçlar işleniyor. Yapılan o kadar uluslararası müzakereye ve anlaşmalara rağmen bırakın Gazze’de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların yapılabilmesini, dediğiniz gibi yeni bir savaşı, işgali ısrarla sürdürüyorlar. Gazze’nin işgaline ilave olarak Batı Şeria’da köy köy, kasaba kasaba, ev ev işgali devam ettiriyorlar. Beyrut’u bombalıyorlar. Daha dün Litani Nehri’nin kenarındaki tarihi kaleyi işgal eden İsrail, dur durak bilmiyor. Başta ABD olmak üzere İsrail’in arkasında bu desteği veren ülkeler İsrail kadar sorumsuzluk içerisindeler. Burada özellikle İran’a yönelik savaşın başlatılması bir kere daha ortaya koydu ki bölgedeki savaşla ilgili Amerika ile İsrail arasında hedefleri bakımından çok ciddi farklılıklar var.
Netanyahu kendi kişisel siyaseti bakımından olumlu bir sonuç elde etmeye çalışıyor. Rakip ve düşman olarak ilan ettiği İran’ı bir şekilde dizginlemek, yapabilirse İran’da bir rejim değişikliği yapmak, değişiklik olmayacağını gördükten sonra kendince kazanım olarak kabul ettiği Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve nükleer kapasitenin kısıtlanması gibi alanlarda alınacak kararlarla barış görüşmelerinden sonuç almak istiyor. İsrail’in aslında İran’la bir işi de yok. İsrail, bölgede Arz-ı Mevud’un artık son adımını atmak istiyor. Bölgeyi bu kadar parçalanmış bir halde bulmuşken, ABD’nin de sınırsız desteğini arkasına almışken her şeyi bitirmek istiyor. Yapabilirse Arz-ı Mevud toprakları içerisinde olan her yeri içine alabileceği son adımını atmak istiyor.”
CHP GRUP TOPLANTISI MESAJI: GENEL BAŞKAN KONUŞMA YAPABİLİR
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız.” dedi.
Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç’e yönelik resmi ziyaretinin dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Radikal Yahudi grupların Gazze’nin tamamının ilhak edilmesine yönelik açıklamaları hatırlatılarak “Gazze de mi ilhak edilecek?” sorusu yöneltilen Kurtulmuş, siyonist ideoloji içerisinde, Gazze’nin, Arz-ı Mevud’un tam göbeğinde bulunduğunu söyledi.
İsrail’in Gazze’nin yanı sıra Beyrut’u da bombaladığını çünkü kendileri için ideolojik formasyonları bakımından önemli yerler olduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’deki direnişin yok edilmesi için çalıştığını ancak Filistin halkının güçlü şekilde direndiğini belirtti.
Mısır’ın İsrail’e karşı tavrına ilişkin de değerlendirmelerini paylaşan Kurtulmuş, İsrail’in kurulma sürecinden önceki savaşlarda bugüne benzer şekilde direnen Filistin halkı bulunduğunu ancak Arap ülkelerinin duyarsızlığı, plansızlığı ve müşterek hareket edememesi nedeniyle İsrail devletinin kurulduğu süreci anlattı.
1967’deki Altı Gün Savaşı’nda aynı tutarsızlığın bir kere daha yaşandığını hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“İsrail’in gücü, karşısındaki Arap ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin bütünleşik bir şekilde hareket edememesidir. Bugün de öyledir. En büyük gücü kendi silahı, topu tüfeği, Amerika’nın gücü değil, Müslüman dünyasının bölünüp parçalanmış olmasıdır, iradesiz olmasıdır. Bugün de bu dağınıklık devam ediyor ama çok acı bir şekilde tecrübe edildi ki Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri şunu gördüler; ABD istese de bu ülkelerin güvenliğini sağlayamaz ya da sağlamaz. Özellikle Katar’daki müzakere heyetini İsrail’in bombalamasıyla birlikte bu, çok net ortaya çıktı. Orada mesaj ne Katar’aydı ne Filistinli müzakere heyetineydi, kanaatimce İsrail’in mesajı Amerika’yaydı. Amerika’ya dedi ki ‘Sen trilyon dolarlar alsan da bu ülkelerin güvenliğini sağlayamazsın.’ Dolayısıyla bu kadar acı tecrübelerden sonra artık ben tüm bölge ülkelerinde siyasetçilerin gözünün açılmış olduğunu ümit ediyorum, açılması gerektiğini düşünüyorum.”
Körfez ülkeleri ve Arap ülkelerinin ortak projelerle kendi güvenliklerini sağlamak için kendi iş birlikleriyle kendilerine özgün bir güvenlik şemsiyesi oluşturması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, bunun Mısır için de geçerli olduğunu, aksi takdirde İsrail’in “şımarıklığıyla” bu ülkelerden hiçbirini ciddiye almayacağını ve hiçbirini kendisi için ciddi bir tehdit olarak görmeyeceğini söyledi.
“Bölgenin kendi kaderini kendi tayin etmesine müsaade edilir mi?” sözleri üzerine Kurtulmuş, dünyanın bugün eskisi gibi hegemonist ülkelerin istediklerini yapabileceği bir yer olmadığını belirtti.
Güç dengelerinin çok değiştiğini, çok güçlü olduğu zannedilen ülkelerin artık kendi arka bahçeleri kabul ettikleri bölgelerde gelişmelere müdahale edemez duruma geldiğini aktaran Kurtulmuş, Afrika ve Asya’daki birçok ülkede yaşanan gelişmelerin bunun açık bir göstergesi olduğunu bildirdi.
Artık çok kutuplu, çok merkezli yeni bir dünyaya doğru geçildiğine işaret eden Kurtulmuş, “Bu sancılar da bu geçişin doğum sancısı. Bu süreçte çok farklı bölgeler, ağırlık merkezleri olarak ortaya çıkmakta. Dolayısıyla herkesin kendi milli ve bölgesel çıkarlarını önceleyerek, ittifaklarını genişleterek devam etmesi lazım. Artık hiçbir hegemon gücün başka bir ülkeye faydası olmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye açısından aydınlık bir gelecek, tablo var mı?” sorusuna ise Kurtulmuş, şöyle yanıt verdi:
“Türkiye doğru bir istikamette ilerliyor. Bu kadar büyük türbülansların yaşandığı bir dönemde inşallah siyasi istikrarımızı koruyarak, bütünlüğümüzü koruyarak, kendi problem alanlarımızı hızla çözmeyi başararak yolumuza devam edersek Türkiye çok iyi bir ivme yakalamıştır. Bu ivmeyi de inşallah yukarıya doğru sürdürebilecek güce, potansiyele sahiptir. Savunma sanayii başta olmak üzere birçok yüksek teknoloji alanında da Türkiye önemli bir merkez haline geliyor. Uluslararası çatışma çözümlerinde sözüne itibar edilir, ciddi bir arabulucu ülke konumunu güçlendiriyor. Bölgesindeki ve dünyadaki birçok çatışmaya yeni, barışçıl görüşler ve perspektifler geliştirebilmeyi başarabiliyor. Sözü, geçmişe göre daha itibarlı bir ülke konumundayız. Ümit ederim ki bu istikamette devam edersek daha etkili bir ülke olacağız.”
“CHP GENEL MERKEZİ VE GRUP BAŞKANLIĞI TARAFINDAN GELMİŞ YAZILAR VAR”
Meclis’te salı günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında konuşacağının açıklandığı hatırlatılarak, “Burada bir kargaşa olur mu, bu konuda bir düşünceniz var mı? Sizin tavrınız hala aynı mı?” şeklindeki soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, CHP içerisindeki çelişkiyi üzülerek takip ettiğini belirtti.
Meclis Başkanı olarak CHP içindeki bu konuların tarafı olmamaya ilk andan itibaren büyük özen gösterdiğini söyleyen Kurtulmuş, “Nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, bu konularda Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleriyle sınırlıdır. Oradan gelecek yazılara göre biz kararlarımızı almak durumundayız. Ortada CHP Genel Merkezi ve CHP Grup Başkanlığı tarafından gelmiş yazılar var. CHP Meclis Grup Başkanvekillerinin imzasıyla Grup Başkanı olarak geçen hafta Sayın Özel grup toplantısı yaptı. Aynı şekilde önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız.” dedi.
Geçmişte benzer bir uygulamaya ilişkin örnek veren Kurtulmuş, “Sayın Murat Karayalçın, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ama milletvekili değil. Sayın Karayalçın’a rağmen Aydın Güven Gürkan Meclis Grup Başkanı olarak seçiliyor. Bu konuyla ilgili nasıl hareket edileceğine ilişkin o zamanki TBMM Başkanı rahmetli (Hüsamettin) Cindoruk’a soruluyor. Cindoruk da biz “Meclis Başkanlığı olarak bir partinin iç işlerinde taraf değiliz” diye çok açık bir şekilde konumunu belli ediyor ve orada hem grup başkanlığından gelen yazıyı kabul ediyor hem de o zamanki Sayın Genel Başkan Murat Karayalçın meclis grubunda konuşma yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meclis Başkanlığı açısından konu dün de açıktı, bugün de açıktır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular, Meclis Başkanlığını bu konunun tarafı yapmaya kalkmasınlar. Bu meselenin çözüm yeri Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kimliğidir. Burada Meclis Başkanlığı olarak bizim mevzuat, kanunlar, kararlar çerçevesinde bir katkımız olacaksa samimiyetle Cumhuriyet Halk Partisinin kendi meselesini halletmesi için destek olmaya hazırız.”
“Bir yazı göndermiştiniz, bir yanıt geldi mi?” sorusu üzerine ise Kurtulmuş, “TBMM Genel Sekreterliği ile yazışmalar oldu; yurt dışı resmî ziyaretlerim sırasında takip ettim. Hangi yazıların geldiğine detaylıca bakmaya devam edeceğiz ama yasal çerçevede elimizdeki mevzuat açısından durum özetle anlattığım gibidir.” ifadelerini kullandı.
“Size yönelik birtakım eleştiriler oldu. Siz tam olarak burada ‘Neden eleştirildim?’ sorusunu kendinize sordunuz mu?” şeklindeki soruyu Kurtulmuş, “Siyasette eleştiri doğaldır ama herkes şunu bilsin ki Meclis Başkanlığı gündelik siyasetin, politik polemiklerin daha açık bir ifadeyle siyasi magazinin gündemi olamaz, olmamalıdır. Olmaması için şahsen büyük bir özen ve gayret gösteriyorum. Aynı şekilde yorumcu ve gazeteci arkadaşlardan da demokratik teamüller çerçevesinde hassasiyet bekliyorum.” diye yanıtladı.
“Meclis Başkanlığı kapıyı kapatabilir mi?” sorusuna ise Kurtulmuş, “Ben ne yapacağımı da yapmayacağımı da gayet iyi biliyorum. Meclis İçtüzüğü’nün ve partilerin grup iç yönetmeliklerinin hangi yetkileri verdiğinin farkındayım. Bu anlamda Meclis iç mevzuatı bakımından söylüyorum, herhangi bir partinin Meclisteki iç işleyişiyle ilgili TBMM Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif yoktur.” cevabını verdi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Pervin Buldan’ın ‘Yeni bir yasa taslağı gündeme gelecek, süreç en yakın zamanda ete kemiğe bürünecek.’ ifadesi var. Ne zaman ete kemiğe bürüneceğinin ötesinde burada sahadaki teyitleşme tamam mı? Silahların yakılması süreci bitti mi? Buna ilişkin elimizde bir done var mı? Meclis sonuçta bununla ilgili bir adım atacak mı?” sorusunu da yanıtladı.
Yaklaşık 7 aylık bir çalışmanın, 21 toplantının sonucunda oluştuğunu, çok derin tartışmalarla ortaya çıkmış bir rapor ve esasında bir ittifak bulunduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“O raporun önemli başlıklarından birisi de altıncı ve yedinci bölümler. İlki terör örgütünün silahları bırakmasıyla birlikte yapılacak olan yasal düzenlemeler, yedinci bölümde de genel olarak demokratikleşmeyle ilgili yasal adımlar konusunda siyasi partilerin mutabakatı var. Dolayısıyla bu yeni bir durum değil. Bu mutabakatın gereğinin yapılması lazım. Benim de şahsi kanaatim, ‘Demir tavında dövülür.’ diye bir tabirimiz var. Mesele bu noktaya gelmişken, bölgesel şartlar ve Türkiye’nin siyasi dengeleri de fevkalade olumlu bir atmosfer oluşturuyorken bu adımların atılması lazım ki kimseye mazeret kapısı açık bırakılmasın.
Raporun en kritik noktalarından birisi, herkesin ittifakla kabul ettiği, ‘kritik eşik’ tanımlamasıdır. Raporun kritik eşiği olarak da örgütün silahlarını bıraktığı, kendisini tasfiye ettiğinin güvenlik birimlerince ölçülebilir, denetlenebilir bir şekilde ortaya konulması ve hatta orada kurulacak olan bir mekanizmanın zaman zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de bilgi vermesi… Bunların hepsi raporumuzda kabul edilen konular. Burada sorumluluk ilgili güvenlik birimlerindedir. Onlar ‘Evet, bu konularda yeterli adımlar atıldı. Türkiye’nin terörden kurtulması ve terör riskinin ortadan kalktığını gösteren, yeterli ölçülebilir emareler vardır.’ derse bu süreç hızlanır. Hayırlı işte acele etmek lazım.”
“Nerede duraksıyor? Siz söylüyorsunuz, Devlet (Bahçeli) Bey ‘Hadi artık.’ diyor, Feti Bey öyle, Sayın Cumhurbaşkanı benzeri… Peki bu ‘Hadi’ dediğimiz kişiler kim? Yani örgüt mü silahı bırakmıyor yoksa bizim güvenlik birimlerimiz hala emin değil mi? Sözünü ettiğiniz mekanizma henüz daha kurulmadı herhalde. Silahları bırakmıyorlar mı bunlar?” sorusu yöneltilen Kurtulmuş, “Süleymaniye’de silahların yakılması çok sembolikti ama çok değerliydi. Eğer ondan sonra örgüt, üzerine düşen sorumlulukları hızlı bir şekilde yerine getirmeye devam etseydi zaten bu iş çoktan bitmişti, yasal düzenlemelerin hepsi yapılmış olurdu. Dolayısıyla burada silahların bırakılması, teslimi konusunda İmralı’nın iradesinin dışında da ciddi bir gecikme olduğunu görüyoruz. Ümit ederim ki buradaki gecikme bir an evvel kaldırılır. Direnç varsa örgüt, bu direncini artık tamamen kaldırır ve adımlar atılır.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başlayarak aşağıya kadar çok sağlam bir irade bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Siyaset üzerine düşen görevi yaptı, rapor yerine geldi. Neler yapılabileceği, ne tür bir yasa yazılacak o bile raporda ana hatlarıyla ortaya konuldu. Burada ‘Tamam, artık silahlar bırakılmıştır.’ konusunun yerine getirilmesi lazım.” dedi.
Hem İsrail’in Lübnan saldırıları hem de Suriye’deki bazı ayrılıkçı grupların, Dürzi grupların silahlanması süreçlerinin “muhtemelen” örgütün içerisindeki bazı gruplara “Acaba bize buradan bir pozisyon doğuyor mu?” gibi bir ümit ortaya çıkardığını ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Ancak Ahmed Şara hükümetinin ve orada PYD ile birlikte yeni Suriye yönetiminin çok hızlı bir entegrasyon sürecinin, beklenenden de başarılı bir şekilde devam ediyor olması oradaki ümidi suya düşürmüş oldu örgüt bakımından. İkincisi de İran’daki olaylar. Özellikle başlangıçta rejim değiştirilmesi hedef alındığı için Amerika tarafından, oradaki gruplar, PJAK silahlandırılıp, onların da halkı silahlandırması beklentisi muhtemelen oluştu ama o konunun da öyle olmadığı anlaşıldı. Zaten tüm gruplar için detayları ayrı konu olmak üzere Trump kendisi söyledi. Silah verdik, silahları cebine attılar, halka vermediler gibi bir şey söyledi. Dolayısıyla oradan da bir ümit ışığı olmadığı için artık silah bırakma konusunda örgütün herhangi bir başka yanlış yola sapmayacağını düşünüyorum.”
İsrail’in bölgedeki gelişmelere yönelik “el atından müdahalelerinin olduğuna” yönelik iddiaların bulunduğu, bunun da Türkiye’deki yeni anayasa adımlarına engel olup olmayacağı sorusuna Kurtulmuş, “Olmaz.” yanıtını verdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Terör meselesinde de şöyle görmek lazım. PKK cebindeki son tabancaya kadar getirip teslim etse bile Allah muhafaza yarın bir gün herhangi bir terör örgütünün güçlenmesine neden olacak toplumsal ve siyasi şartlar ortaya çıkarsa, zaten bu örgüte şimdiye kadar silah verenler yarın çok daha gelişmiş silahları, çok daha fazla miktarda verirler, bunu ya da başka bir örgütü Türkiye’nin başına bela etmek isteyebilirler. Burada siyasi akıl şunu gerektiriyor, herhangi bir örgütün, herhangi bir Kürt gencini artık yönlendirerek, eline silah vererek dağa süremeyeceği bir siyasal ortamın oluşturulması. Demokratik siyasal akıl bunu gerektiriyor. O da Türkiye’nin sadece Türkiye Kürtleri için değil bütün bölge Kürtleri için de yüzünü döneceği, demokratik bakımdan, kalkınma bakımından itibar edeceği çekim merkezi olan bir ülke haline getirilmesidir. Fiilen böyledir, oluşmuş tortunun da ortadan kaldırılması, bölgedeki insanların hepsinin gerçekten yüzünü döndürdüğü bir Türkiye’nin oluşturulması, bence esas mesele odur. İmralı’nın söylediği, ‘eldeki silahı bırakmaktan daha önemli olan zihinlerdeki silahı bırakma meselesi’ de aslında böyle bir şeydir. Yani yarın bir gün herhangi bir devletin, ülkenin araya girip burada insanları silahlandırmayacağı bir ortamı sağlamak, herkesin ‘Burası benim ülkem, benim vatanım, burada bulunmaktan bu kültürün, bu devletin, bu milletin içinde yaşamaktan huzur duyuyorum.’ diyebileceği bir ortamı tesis etmek zorundayız.”
“FETÖ, DİĞER TÜM ÖRGÜTLERDEN FARKLI BİR YAPI”
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun partisindeki bazı kişileri FETÖ ile ilişkilendiren açıklamaları hatırlatılan Kurtulmuş, “Hayatım boyunca başka bir siyasinin söylediği şeyi yorumlamadım, neyi kastetti, kimi kastetti bilmem.” dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçtiğini anımsatan Kurtulmuş, “10 sene geçmiş olmasına rağmen FETÖ’nün artıklarının birtakım yerlerde, birtakım köşelerde sinsi sinsi varlıklarını sürdürdükleri hatta el altından birtakım örgütlenmelere devam etmeleri muhtemeldir. Bu konuda da devlet kurumları büyük bir titizlikle, dikkatle meselenin üstüne gidiyor.” diye konuştu.
Zaman zaman yapılan operasyonlarla FETÖ’nün artıklarının ayıklanmaya çalışıldığına işaret eden Kurtulmuş, “FETÖ diye bahsettiğimiz örgüt, diğer tüm örgütlerden farklı bir yapı. Elle tutamadığınız bir örgüt. 15 Temmuz’dan önce de tanımlamıştım. Duman gibi bir şey, yakaladım zannettiğiniz yerde kaçıyor. Dolayısıyla buna karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük bir devlet aklıyla ve kararlılıkla mücadele ediyor. Bu herhangi bir siyasi partinin, herhangi bir siyasi görüşün mücadelesi değil, Türkiye’nin tamamının ortak mücadelesi olarak görülmelidir.” açıklamasında bulundu.
Televizyon kanallarını da ilgilendiren sosyal medyaya yönelik kanun teklifi çalışmaları hatırlatılarak “Buna ilişkin bir gelişme olabilir mi?” şeklinde soruya Kurtulmuş, “Olur, neden olmasın. Sizlerin de medya olarak bütün siyasi gruplar üzerinde tabiri caizse bu fikri olgunlaştırarak neye ihtiyaç varsa o yasayı çıkarmak mümkündür. Meclis bunu yapar.” yanıtını verdi.
Kurtulmuş, soru üzerine söz konusu yasanın bu yasama döneminde de olabileceğini bildirdi.
Daily Agenda
TR IZMIR 18th FAMILY COURT
Entry Date: 07.06.2026 00:00
ADVERT
TC
IZMIR
18. FAMILY COURT
MAIN NUMBER: 2019/203 Principles
DEFENDANT: DILDORA MAMATOVA KALPAK (Nationality of the Republic of Tajikistan)
Abdullah and Dilbar’s daughter, born on 14/03/1992.
A divorce case was filed in our court by the attorney of the plaintiff SERKAN KALPAK against the defendant DILDORA MAMATOVA KALPAK, and since the address of the defendant could not be determined despite all the research, it was decided to notify the date of the investigation hearing.
Among other matters regarding the hearing invitation and its results;
In accordance with Article 147 of the Civil Code; If the defendant is not present in court without a valid excuse, the hearing will continue in his absence and he will not be able to object to the actions taken, the oral trial will begin at the hearing where the investigation ends, if the hearing is postponed for oral trial, no new invitation will be sent and the verdict will be given in his absence, without prejudice to the provision of Article 150 of the Civil Procedure Code, and the investigation hearing will be held at 10:30 on 02/07/2026 instead of notification of the investigation hearing day. to be valid The defendant will be deemed to have made the notification seven days after the last announcement date. DILDORA MAMATOVA TO KALPAK It is notified publicly in accordance with Article 28 and the following articles of Law No. 7201.. 04/06/2026
#ilan.gov.tr Press Number: ILN02481981
Daily Agenda
BREAKING NEWS I President Erdoğan: Zero Waste movement has turned into a global mobilization
“43 MILLION CHILDREN ARE WRITING IN THE CLAWS OF HUNGER IN DIFFERENT REGIONS OF THE WORLD”
President Erdoğan stated that, according to the report published by the United Nations World Food Program, 43 million children are currently suffering from hunger in different parts of the world and said, “One third of the food produced in a year, that is, 1.3 billion tons, is wasted. Every year, more than 3 million children die in the prime of their lives as a result of hunger-related diseases.” he said.
Pointing out that the waste problem is also an important threat on a global scale, Erdoğan said, “This is a truly frightening example that reveals the dire dimensions of the problem of the 1.6 million square kilometer ‘garbage continent’ in the north of the Pacific Ocean, consisting of tons of waste and plastic, which my wife Emine Erdoğan brought up at the opening of the forum. The data we have shows that this problem will deepen rather than decrease. Solid waste, which is 2.1 billion tons in 2023.” “The amount is expected to increase to 3.8 billion tons in 2050 if no measures are taken.” he said.
President Erdoğan continued as follows:
“As Turkey, we see nature both as a legacy entrusted to us by our Lord and as a legacy that must be handed over to future generations, and we meticulously take the necessary steps in terms of environment, climate and waste management. We act with an approach based on green transformation, circular economy and sustainable development, and make intense efforts to minimize the effects of the climate crisis. The Zero Waste Movement, which was launched in 2017 under the leadership of my wife Emine Erdoğan, is today a global environment accepted by the United Nations.” “In 2022, Türkiye was the main presenter and 105 countries were the co-hosts, and the declaration of March 30 as International Zero Waste Day was the most valuable fruit of sincere efforts in this direction.”
“WE WILL CONTINUE OUR WORK WITH DETERMINATION IN LINE WITH OUR 2053 NET ZERO EMISSION TARGET”
President Erdoğan continued his words as follows:
“With the projects and practices implemented with the zero waste movement, we contributed 365 billion liras to our economy. We recycled 90 million tons of waste. We prevented the cutting down of 613 million trees. We prevented the emission of 180 million tons of greenhouse gases, which corresponds to the carbon emissions of 36 million trees. We saved 2 trillion liters of water, 270 billion kilowatt-hours of energy, 60 billion liters of oil and 390 million cubic meters of waste storage space. “Our recovery rate, which was 13 percent in 2017, increased to 37.53 percent in 2025, almost 3 times. We will increase this rate to 60 percent in 2035 and hopefully to 70 percent in 2053. We will continue our work determinedly in line with our 2053 net zero emission target.”
Erdoğan, who turned the Zero Waste Movement, which started in 2017 as a symbol of environmental sensitivity and a deep awareness of responsibility towards future generations, into a global environment and climate struggle in a short period of 9 years, wholeheartedly thanked all the workers, especially those who inspired and pioneered the movement, and hoped that the forum would be beneficial.
President Erdoğan was accompanied by his wife Emine Erdoğan at the gala dinner.
In the program where the short film “Türkiye with Seasons” was watched, Zero Waste Foundation President and COP31 High Level Climate Champion Samed Ağırbaş also made a speech.
A video about the Zero Waste Movement and the vision of the forum was also shown in the program.
News Entry
Daily Agenda
Election excitement in three provinces: Voting has ended in 6 towns
Ballot boxes were set up for local elections in three cities of Türkiye. Local by-elections were held in a total of six towns in Tokat, Gümüşhane and Nevşehir.
In which towns were the elections held?
Election excitement took place in the towns of Yolüstü and Çevrecik in Reşadiye district of Tokat, Bağtaşı in Almus district, Kuşçu in Yeşilyurt district, Tekke in Gümüşhane and Mustafapaşa in Nevşehir’s Ürgüp district and in 362 neighborhoods from various regions of the country.
As a result of the elections, the mayors and municipal council members of six towns will be determined. In the neighborhoods, ballot boxes were established for the headman and the councils of elders.
Voting in the elections started at 8 o’clock. The polls closed at 17:00.
Nevşehir-Muratpaşa
Mayoral and municipal council member elections started today in Mustafapaşa town of Ürgüp district of Nevşehir. Voters in Mustafapaşa, which regained its town status, started going to the polls in the morning to elect the new mayor and council members.
12 political parties and 1 independent candidate are competing in the elections. Voting was cast in a total of 7 ballot boxes, 5 in Mustafapaşa town and 2 in Ayvalı District.
Gümüşhane-Tekke
Voting for the mayoral and municipal council elections has started in Tekke Town of Gümüşhane, which regained town status with the decision of the Supreme Electoral Board. Citizens started to go to the polls and cast their votes from the early hours of the morning.
There is election excitement in the Tekke town of Gümüşhane, which regained town status with the decision of the Supreme Election Board. Within the scope of the voting process, which started at 08.00 in the morning, voters cast their votes in 9 ballot boxes set up in the town.
Which parties are entering?
27 political parties participated in the local by-elections to be held in the towns
The places of the parties participating in the election on the combined ballot paper were determined by a draw on April 21.
Daily Agenda
BREAKING NEWS I President Erdoğan: Waste problem is a global threat
Breaking News… President Recep Tayyip Erdoğan made important statements at the gala dinner of the ‘Zero Waste Forum’ held at Istanbul Atatürk Airport…
Highlights from President Erdoğan’s speech:
“I wholeheartedly congratulate you on your Istanbul Zero Waste Week. I hope that our exhibitions that raise the awareness of both our children and our visitors will bring good things.
This forum, attended by more than five thousand participants, shows the level Türkiye has reached. I would like to express my gratitude to everyone who contributed to the forum with their ideas and criticism. I hope that the new steps to be taken will be beneficial in advance.
The climate issue is a serious problem that threatens all of humanity, just like war and global epidemics. The impact of these problems is felt even more in a very wide area. Throughout billions of years of world history, the climate has changed in every era. The main issue here is to solve it without causing a crisis.
The countries that have the biggest share in the deepening of the climate crisis are also the countries least affected by this crisis. While there is no drinking water on one side, luxury and rudeness continue on the other side. 43 million children are in the grip of hunger.
We are living in a period where artificial intelligence and new technologies accelerate production and unconscious consumption habits harm nature.
With the Zero Waste movement, 365 billion liras were contributed to our economy. “We prevented 180 million tons of greenhouse gas emissions.”
News Entry
Daily Agenda
Huge investment from Governor Davut Gül to the children of Istanbul
In Istanbul, where approximately 4 million children live, projects targeting the development of children in many areas from education to sports, from culture to social support have gained momentum in the last three years. Within the scope of the studies carried out by the Governorship of Istanbul, increasing the habit of reading books, popularizing sports, supporting music education and social assistance for disadvantaged children came to the fore.
THEY EXCEEDED THE NUMBER OF BOOKS IN 100 YEARS IN 3 YEARS
One of the most striking projects of the Istanbul Governorship was school libraries. While the number of books in school libraries was 6.5 million in the nearly 100-year period from the establishment of the Republic until 2023, 7 million 300 thousand new books were added to schools in the last three years. It was aimed to strengthen the reading culture with libraries consisting of works appropriate to children’s ages and interests.
BOOK FAIRS WERE HELD IN 39 DISTRICTS
Thanks to book fairs organized in all districts of Istanbul, students’ access to books and authors was facilitated. Children, who previously had difficulty reaching large fairs in the city center, had the opportunity to meet the world of books through organizations held in their own districts.
SPORTS CITY ISTANBUL PROJECT
One of the areas that the governorship prioritized was sports. Within the scope of the “Sports City Istanbul” project, sports clubs were created in all schools. While the number of school sports clubs, which was previously approximately 30, increased to 2 thousand 700, the number of licensed student athletes increased from 12 thousand to 875 thousand. Necessary equipment and material support for sports activities was also provided.
MUSIC WORKSHOP FOR 500 SCHOOLS
Within the scope of the work carried out with the understanding of “No School Left Without an Instrument”, music workshops were established in 500 schools across Istanbul. The project aimed to introduce children to at least one musical instrument and to become more involved with art.
REPRESENTATIVES WERE ELECTED FROM 115 THOUSAND CLASSES
Student assemblies were established to increase children’s participation in decision-making processes. Representatives elected from 115 thousand classes in Istanbul had the opportunity to express their opinions on education and social life by taking part in assemblies at school, district and provincial levels.
253 HOMEWORK HOUSES WERE ESTABLISHED
Within the scope of projects for disadvantaged children, 253 homework houses were opened by using suitable public areas. In these centers, safe environments were created where students could study, use computers and receive educational support.
CANTINE CARD SUPPORT FOR 42 THOUSAND STUDENTS
The canteen card application for students in need was also implemented. Monthly canteen support was provided to 42 thousand students, especially children of martyrs and veterans, orphans, children staying with foster families, children of disabled individuals and economically disadvantaged students.
SCHOLARSHIP FOR SUCCESSFUL STUDENTS
Istanbul Governorship also created scholarship programs for successful students. Scholarships began to be given to students who got full scores in LGS and young people who ranked in the top 1000 in the university exam, regardless of their economic situation. More than 1400 students currently benefit from these supports.
GOVERNOR GÜL: “CHILDREN ARE OUR FUTURE”
Istanbul Governor Davut Gül stated that investing in children is an investment in the future of the city and the country, and that children who meet with books, sports, music and social support hold on to life stronger.
Daily Agenda
AK Party Deputy Chairman Yayman spoke in Kütahya: The issue of Türkiye without terrorism is a very important issue for Türkiye.
In his speech at his party’s Kütahya Provincial Advisory Council Meeting, Yayman said that, as the AK Party, they are always at the command and service of the nation.
Stating that very important gains were made during the AK Party governments, Yayman said: “They say ‘There are difficulties in the economy’. Yes, the AK Party has been in power for 24 years, and there have been very serious economic gains and breakthroughs in approximately 22 of those 24 years. In the last two years, there have been problems in the balance of the economy due to the problems arising from the Russia-Ukraine War, the problems in the Middle East, the problems left over from the coronavirus period and the killer Israel and America’s attack on Iran, but I hope these will be resolved.” “We will overcome it again under the leadership of our President.”
YAYMAN NOTED THAT CHP HAS ENTERED AN EXISTENTIAL CRISIS.
Emphasizing that the complainant, the person making the criminal complaint and the person being complained about are CHP members, Yayman said, “The one who gives bribes is a CHP member, the one who takes bribes is a CHP member, the confessor is a CHP member, the secret witness is a CHP member. In other words, the incident takes place within the CHP. There is such a disrespectful image within themselves that they call their leader, whom they previously tried to explain to Türkiye as a candidate of the six-party table, ‘traitor’. What our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan, said AK Party is not and will not be anywhere in these discussions that spill over from the court corridors to the streets.” he said.
“LAWAY OF WEAPONS IS A MUST”
Yayman underlined that the Terror-Free Türkiye process is very important and continued as follows:
“The issue of Turkey without terrorism is a state and nation project of the National Solidarity, Fraternity and Democracy Commission. It is an issue of ending terrorism and laying down the weapons of the terrorist organization. It is a very important issue for Turkey, carried out under the chairmanship of our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan, and MHP Chairman, Mr. Devlet Bahçeli. Our issue is to raise the standard of Türkiye’s democracy. Our issue is to increase Türkiye’s problem-solving ability. Our issue is a “It is essential to establish a climate of brotherhood and end terrorism not in words but in substance. In this issue, which is being followed by our National Intelligence Directorate and the relevant institutions of the state, it is essential to lay down the weapons. Weapons must not only be laid down, but also burned and removed from circulation forever.”
Stating that the report of the commission, which includes AK Party, MHP, CHP and DEM Party, is important, Yayman emphasized that it is indispensable to lay down weapons as signed by the parties. At the meeting, AK Party Kütahya Deputies İsmail Çağlar Bayırcı, Adil Biçer and Mehmet Demir and AK Party Kütahya Provincial Chair Ceyda Çetin Erenler also made speeches.
-
Politics3 days agoArmenians’ choice may set course of ties with Türkiye
-
Daily Agenda2 days agoReference from Bahçeli to Özgür Özel: Adolescent revolutionary
-
Daily Agenda3 days agoBREAKING NEWS… Minister Akın Gürlek announced! Detention decision for 104 suspects: A transaction volume of 193 billion 367 million TL was determined!
-
Daily Agenda3 days agoBREAKING NEWS… Ministry of National Defense: Our country will continue to protect its rights and interests in the Aegean and Eastern Mediterranean with determination.
-
Economy2 days agoErdoğan announces merger of Türkiye’s state participation banks
-
Economy2 days agoHigh prices pressure airlines, but EU sees no jet fuel shortage
-
Politics2 days agoTurkish mayor admits secret funds, likely of illegal origin, for CHP
-
Economy3 days agoTürkiye’s inflation slightly up to 32.6% in May
