Daily Agenda
SON DAKİKA | TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ‘CHP grup toplantısı’ mesajı: Genel Başkan konuşabilir
Son dakika haberi… TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Avrupa’nın ‘Biz bize yeteriz.’ deme lüksü kalmamıştır. Avrupa’nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye’dir.” ifadesini kullandı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Yasal mevzuat açık, CHP’nin Genel Başkanı partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek madde yok. Buna göre hareket etmek durumundayız” dedi.
Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç’e yönelik resmi ziyaretinin dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Finlandiya ve İsveç’in NATO süreçlerinde birtakım gerilimlerin bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, NATO’ya girmesinden sonra her iki ülkenin Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını dile getirdi.
Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, her iki ülkenin meclis başkanının 28-29 Haziran’da İstanbul’da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi’ne katılacağını belirtti.
Bir gazetecinin “zirveye NATO ülkelerinin tamamının meclis başkanlarının gelip gelmeyeceğine” yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, 20’nin üzerinde meclis başkanının zirveye katılacağını bildirdiğini, daha zamanın olduğunu ve son ana doğru katılacak meclis başkanı sayısının artacağını söyledi.
İsveç Kralı Carl 16. Gustaf ile görüşmesinin sorulması üzerine Kurtulmuş, çok samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “Yaklaşık 40 dakika sürdü, bu da Türkiye’ye verdiği önemi gösteriyor. Hem ikili ilişkileri hem bölgesel konuları hem Avrupa’nın geleceğiyle ilgili konuları hem de dünyanın geleceğiyle ilgili konuları, özellikle Birleşmiş Milletlerin fonksiyonsuz hale gelmesi gibi başlıkları değerlendirdik. Büyük oranda müşterek fikirlere sahip olduğumuzu gördüm. İyi bir görüşme oldu.” diye konuştu.
Bir gazetecinin, yaptığı ziyaretlerdeki muhataplarına yönelik “Türkiye’nin etrafında ve küresel ölçekte yaşanan krizleri onlar da derinden hissediyor mu?” sorusu üzerine Kurtulmuş, bu konunun İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsündeki yuvarlak masa toplantısının soru cevap kısmında gündeme geldiğini hatırlattı.
Türkiye’nin şu anda dünyayı yakından ilgilendiren hangi küresel sorun varsa hepsinin fiziki, fikri ve siyasi olarak tam ortasında yer aldığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin, bu sorunların hiçbirine uzak duramayacağını, bigane kalamayacağını vurguladı. Kurtulmuş, bu nedenle ülkelerin, sorunların hepsiyle ilgili Türkiye’nin ne düşündüğünü öğrenmek istediğini söyledi.
Türkiye için dış politikanın sadece belli kurumlar aracılığıyla yapılacak bir iş olmadığını belirten Kurtulmuş, parlamenter diplomasinin öne çıktığını, parlamenter diplomasinin ağırlığını daha fazla artıracaklarını, bu çalışmaların Türkiye için milli bir vazife, zorunluluk olduğunu dile getirdi.
“AVRUPA’NIN ‘BİZ BİZE YETERİZ’ DEME LÜKSÜ KALMAMIŞTIR”
Bir gazetecinin Kurtulmuş’un Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile görüşmesini ve Stubb’ın “AB, üye sayısını 40 ülkeye çıkarmak için çaba göstermeli ve İngiltere, Kanada, Türkiye, Norveç ve İzlanda’yı potansiyel üye adayları olarak göstermelidir.” sözlerini sorması üzerine Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte Avrupa ile Amerika arasında, Avrupa’nın güvenliği konusunda ciddi ihtilafların ortaya çıktığını dile getirdi.
AB’nin yeni perspektiflere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Aynı tezleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Bunları çok net şekilde, açıklıkla söylüyoruz. Burada Avrupa’nın ‘Biz bize yeteriz.’ deme lüksü kalmamıştır. Avrupa’nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye’dir. Finlandiya’da Cumhurbaşkanı Sayın Stubb’ın bunu da açıklıkla kabul ettiğini ve etrafına anlatmaya başladığını da gördüm.”
“Görüşmelerde, Ukrayna konusunda özellikle Trump’ın tavrı Avrupa’da güvensizlik yaratıyor duygusu oluştu mu?” sorusu üzerine Kurtulmuş, ABD-AB ilişkilerine dair görüşlerine hiç kimsenin “Hayır, öyle değil.” demediğini, “Trump’ın özellikle ikinci döneminde Avrupa ile Amerika arasındaki görüş ayrılıkları NATO’yu da etkisizleştiriyor.” cümlesini bilerek kullandığını söyledi.
Türkiye’yi bu ülkelerin ileride vazgeçilmez görme ihtimallerinin olup olmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, “Oraya doğru ilerliyor.” ifadesini kullandı.
Artık ne iki kutuplu ne de tek kutuplu bir dünyanın var olduğunu dile getiren Kurtulmuş, hiçbir ülke, kıta ve bölgenin tek başına dünyayı yönetemeyeceğini, bunun açık bir gerçeklik olduğunu vurguladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu:
“Bu kadar çatışmanın, kavganın ve gürültünün olmasının temel nedenlerinden birisi de bu. Ortaya çıkmaya başlayan ‘çok kutupluluk’ dediğimiz hatta ben bu durumu ‘çok merkezlilik’ kavramının daha doğru ifade ettiğini düşünüyorum, dolayısıyla çok merkezli bir dünyaya doğru gidiyoruz. Batılıların ‘orta güç’ olarak tanımladığı ülkelerin ortaya çıkmakta olduğunu görüyoruz. Hiç şüphesiz Türkiye bunlardan birisi. Jeostratejik önemi, jeokültürel avantajları, tarihi birikimi ve potansiyeli itibarıyla Türkiye bu ülkelerden birisidir. Türkiye birçok ülke tarafından aranılan bir müttefik haline gelecektir.”
“SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAKTA AVRUPA KITASININ ÇARESİZ KALDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”
Bir gazetecinin Avrupa’da lider sorununun bulunduğunu belirtmesi ve görüşmelerde Türkiye’nin Sudan’da, Somali’de, Libya’da yaptıklarının görülüp görülmediğine yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa’da lider sorununun olduğunu, önemli liderlerin döneminin özellikle Angela Merkel’den sonra sona erdiğini söyledi.
Avrupa siyasetinin kayda değer lider çıkaramadığını dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Bu sonucun Avrupa siyasetinin doğasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kendi içlerinde politik ihtilafları başarılı bir entegrasyon tecrübesi olan Avrupa Birliği ile belli bir aşamaya kadar getirdiler, siyasi entegrasyonu sağladılar. Avrupa Parlamentosuyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi birçok kurumla… Ekonomik açıdan para birliğini büyük oranda temin ettiler. Ama ortak bir savunma gücüne bundan 20 sene evvel sahip olabilselerdi bugün çok köklü bir Avrupa kimliğinden bahsedecektik ve bu kimlik doğal olarak da Avrupa’nın tamamına liderlik yapabilecek siyasi figürleri çıkaracaktı. Bu kadar dağınık ortamda Avrupa’yı kapsayacak kuvvetli bir siyasi figüre de çok ihtiyaçları yok. Çünkü kendi aralarında fikirleri farklılaştı. Daha kötü gelişmeler de oldu.
20 sene evvel Avrupa için düşünülemeyecek birçok çıkış, örneğin aşırı sağın bu kadar yükselmesi, yabancı düşmanlığının ana akım siyasetleri bu kadar etkiler hale gelmesi, İslam düşmanlığının artması aslında Avrupa Birliği ülkelerinin ‘ortak sözlü anayasası’ diyebileceğimiz değerler sisteminde büyük tahribatlara neden oldu. Dolayısıyla hem siyasi birliği gerektirecek siyasal birlik atmosferinde törpülenmeler oldu hem de toplumsal normlarda özellikle aşırı sağ akımlar Avrupa siyasetinin ana gövdesini büyük oranda tahrip etti. Rusya’nın Kırım’ı işgaliyle başlayan süreçte de bir tepki geliştiremedikleri için, sorunlara çözüm bulmakta Avrupa kıtasının çaresiz kaldığını düşünüyorum.”
Avrupa’nın bu tablodan çıkıp çıkamayacağına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, “Söylediklerimi zaten kendi aralarında konuşuyorlar. Benim söylediğim kadar açık söylemiyorlar belki ama gidişatın farkındalar ve bu durumdan çıkmak için gayret gösteriyorlar.” dedi.
“BATILI DOSTLARIMIZIN ARTIK BU MAZERETLERİ ESKİSİ GİBİ İFADE ETMEDİKLERİNİ GÖRÜYORUM”
Bir gazetecinin “İsrail’in Lübnan’a, İran’a bu şekilde saldırmasının, Gazze’de bunları yapmasının Avrupa’nın güvenliğini de tehdit edecek hale geldiğini düşünüyorlar mı?” sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa’nın güvenliğini tehdit edecek bir algının oluştuğunu zannetmediğini ancak bundan 1-2 sene önce Gazze konusunda, Filistin konusunda, İsrail’in saldırganlığı konusunda konuştuklarında “Öyle diyorsunuz ama şunlar da var.” diyerek mazeret üreten Batılı dostların artık bu mazeretleri eskisi gibi ifade etmediklerini söyledi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
“Ortada açık bir saldırganlık ve soykırım var. Gazze topraklarında başlayan çok sert bir ‘apartheid’ rejim uygulaması var. Lübnan’da fiili bir işgal var. Bunların hiçbirisinin Amerika ve İsrail’in İran’da başlattığı savaşla uzaktan yakından ilgisi yok. İsrail artık giderek savunulamaz bir ülke konumuna geliyor. Netanyahu ve çetesinin tamamen yalnızlaşacaklarını düşünüyorum.”
Bir gazetecinin, Türkiye’nin savaş ortamında peş peşe barış zirveleri gerçekleştirdiğini, dünya ölçeğinde 5-6 organizasyona ev sahipliği yaptığını belirtmesi üzerine Kurtulmuş, “Ortalama bir Avrupa ülkesi bunlardan bir tanesini bir yılda ancak yapabilir. Bu da Türkiye’nin gücünü gösteriyor, algıyı çok olumlu hale getiriyor. Dışarda yeni bir perspektif sunabilen, bu kadar türbülansın ortasında istikrarı koruyabilen bir ülke olarak Türkiye’nin hem Rusya-Ukrayna hem de Amerika-İran gibi konularda arabuluculuk yapabilen, en azından uzlaştırmacı, fikir üretebilen bir ülke görüntüsü var, bunlar çok kıymetli.” değerlendirmesinde bulundu.
Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulunun İstanbul’da yapıldığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, başarılı, herkesin memnun kaldığı bir organizasyonu tamamladıklarını vurguladı.
“ÇOK AÇIK ŞEKİLDE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR İŞLENİYOR”
Bir gazetecinin “Türkiye bu tür zirveleri peş peşe gerçekleştirirken İsrail’in bölgedeki saldırganlığının önüne nasıl geçeceğiz? İsrail’in Lübnan’a saldırıları var. Bu sorun nasıl çözülecek?” sorusu üzerine Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bunun çözümünde en kestirme yol, Netanyahu hükümetinin arkasındaki destekçilerinin bu desteklerinden vazgeçmeleridir. Çok açık şekilde insanlığa karşı suçlar işleniyor. Yapılan o kadar uluslararası müzakereye ve anlaşmalara rağmen bırakın Gazze’de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların yapılabilmesini, dediğiniz gibi yeni bir savaşı, işgali ısrarla sürdürüyorlar. Gazze’nin işgaline ilave olarak Batı Şeria’da köy köy, kasaba kasaba, ev ev işgali devam ettiriyorlar. Beyrut’u bombalıyorlar. Daha dün Litani Nehri’nin kenarındaki tarihi kaleyi işgal eden İsrail, dur durak bilmiyor. Başta ABD olmak üzere İsrail’in arkasında bu desteği veren ülkeler İsrail kadar sorumsuzluk içerisindeler. Burada özellikle İran’a yönelik savaşın başlatılması bir kere daha ortaya koydu ki bölgedeki savaşla ilgili Amerika ile İsrail arasında hedefleri bakımından çok ciddi farklılıklar var.
Netanyahu kendi kişisel siyaseti bakımından olumlu bir sonuç elde etmeye çalışıyor. Rakip ve düşman olarak ilan ettiği İran’ı bir şekilde dizginlemek, yapabilirse İran’da bir rejim değişikliği yapmak, değişiklik olmayacağını gördükten sonra kendince kazanım olarak kabul ettiği Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve nükleer kapasitenin kısıtlanması gibi alanlarda alınacak kararlarla barış görüşmelerinden sonuç almak istiyor. İsrail’in aslında İran’la bir işi de yok. İsrail, bölgede Arz-ı Mevud’un artık son adımını atmak istiyor. Bölgeyi bu kadar parçalanmış bir halde bulmuşken, ABD’nin de sınırsız desteğini arkasına almışken her şeyi bitirmek istiyor. Yapabilirse Arz-ı Mevud toprakları içerisinde olan her yeri içine alabileceği son adımını atmak istiyor.”
CHP GRUP TOPLANTISI MESAJI: GENEL BAŞKAN KONUŞMA YAPABİLİR
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız.” dedi.
Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç’e yönelik resmi ziyaretinin dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Radikal Yahudi grupların Gazze’nin tamamının ilhak edilmesine yönelik açıklamaları hatırlatılarak “Gazze de mi ilhak edilecek?” sorusu yöneltilen Kurtulmuş, siyonist ideoloji içerisinde, Gazze’nin, Arz-ı Mevud’un tam göbeğinde bulunduğunu söyledi.
İsrail’in Gazze’nin yanı sıra Beyrut’u da bombaladığını çünkü kendileri için ideolojik formasyonları bakımından önemli yerler olduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail’in Gazze’deki direnişin yok edilmesi için çalıştığını ancak Filistin halkının güçlü şekilde direndiğini belirtti.
Mısır’ın İsrail’e karşı tavrına ilişkin de değerlendirmelerini paylaşan Kurtulmuş, İsrail’in kurulma sürecinden önceki savaşlarda bugüne benzer şekilde direnen Filistin halkı bulunduğunu ancak Arap ülkelerinin duyarsızlığı, plansızlığı ve müşterek hareket edememesi nedeniyle İsrail devletinin kurulduğu süreci anlattı.
1967’deki Altı Gün Savaşı’nda aynı tutarsızlığın bir kere daha yaşandığını hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“İsrail’in gücü, karşısındaki Arap ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin bütünleşik bir şekilde hareket edememesidir. Bugün de öyledir. En büyük gücü kendi silahı, topu tüfeği, Amerika’nın gücü değil, Müslüman dünyasının bölünüp parçalanmış olmasıdır, iradesiz olmasıdır. Bugün de bu dağınıklık devam ediyor ama çok acı bir şekilde tecrübe edildi ki Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri şunu gördüler; ABD istese de bu ülkelerin güvenliğini sağlayamaz ya da sağlamaz. Özellikle Katar’daki müzakere heyetini İsrail’in bombalamasıyla birlikte bu, çok net ortaya çıktı. Orada mesaj ne Katar’aydı ne Filistinli müzakere heyetineydi, kanaatimce İsrail’in mesajı Amerika’yaydı. Amerika’ya dedi ki ‘Sen trilyon dolarlar alsan da bu ülkelerin güvenliğini sağlayamazsın.’ Dolayısıyla bu kadar acı tecrübelerden sonra artık ben tüm bölge ülkelerinde siyasetçilerin gözünün açılmış olduğunu ümit ediyorum, açılması gerektiğini düşünüyorum.”
Körfez ülkeleri ve Arap ülkelerinin ortak projelerle kendi güvenliklerini sağlamak için kendi iş birlikleriyle kendilerine özgün bir güvenlik şemsiyesi oluşturması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, bunun Mısır için de geçerli olduğunu, aksi takdirde İsrail’in “şımarıklığıyla” bu ülkelerden hiçbirini ciddiye almayacağını ve hiçbirini kendisi için ciddi bir tehdit olarak görmeyeceğini söyledi.
“Bölgenin kendi kaderini kendi tayin etmesine müsaade edilir mi?” sözleri üzerine Kurtulmuş, dünyanın bugün eskisi gibi hegemonist ülkelerin istediklerini yapabileceği bir yer olmadığını belirtti.
Güç dengelerinin çok değiştiğini, çok güçlü olduğu zannedilen ülkelerin artık kendi arka bahçeleri kabul ettikleri bölgelerde gelişmelere müdahale edemez duruma geldiğini aktaran Kurtulmuş, Afrika ve Asya’daki birçok ülkede yaşanan gelişmelerin bunun açık bir göstergesi olduğunu bildirdi.
Artık çok kutuplu, çok merkezli yeni bir dünyaya doğru geçildiğine işaret eden Kurtulmuş, “Bu sancılar da bu geçişin doğum sancısı. Bu süreçte çok farklı bölgeler, ağırlık merkezleri olarak ortaya çıkmakta. Dolayısıyla herkesin kendi milli ve bölgesel çıkarlarını önceleyerek, ittifaklarını genişleterek devam etmesi lazım. Artık hiçbir hegemon gücün başka bir ülkeye faydası olmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye açısından aydınlık bir gelecek, tablo var mı?” sorusuna ise Kurtulmuş, şöyle yanıt verdi:
“Türkiye doğru bir istikamette ilerliyor. Bu kadar büyük türbülansların yaşandığı bir dönemde inşallah siyasi istikrarımızı koruyarak, bütünlüğümüzü koruyarak, kendi problem alanlarımızı hızla çözmeyi başararak yolumuza devam edersek Türkiye çok iyi bir ivme yakalamıştır. Bu ivmeyi de inşallah yukarıya doğru sürdürebilecek güce, potansiyele sahiptir. Savunma sanayii başta olmak üzere birçok yüksek teknoloji alanında da Türkiye önemli bir merkez haline geliyor. Uluslararası çatışma çözümlerinde sözüne itibar edilir, ciddi bir arabulucu ülke konumunu güçlendiriyor. Bölgesindeki ve dünyadaki birçok çatışmaya yeni, barışçıl görüşler ve perspektifler geliştirebilmeyi başarabiliyor. Sözü, geçmişe göre daha itibarlı bir ülke konumundayız. Ümit ederim ki bu istikamette devam edersek daha etkili bir ülke olacağız.”
“CHP GENEL MERKEZİ VE GRUP BAŞKANLIĞI TARAFINDAN GELMİŞ YAZILAR VAR”
Meclis’te salı günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında konuşacağının açıklandığı hatırlatılarak, “Burada bir kargaşa olur mu, bu konuda bir düşünceniz var mı? Sizin tavrınız hala aynı mı?” şeklindeki soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, CHP içerisindeki çelişkiyi üzülerek takip ettiğini belirtti.
Meclis Başkanı olarak CHP içindeki bu konuların tarafı olmamaya ilk andan itibaren büyük özen gösterdiğini söyleyen Kurtulmuş, “Nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, bu konularda Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleriyle sınırlıdır. Oradan gelecek yazılara göre biz kararlarımızı almak durumundayız. Ortada CHP Genel Merkezi ve CHP Grup Başkanlığı tarafından gelmiş yazılar var. CHP Meclis Grup Başkanvekillerinin imzasıyla Grup Başkanı olarak geçen hafta Sayın Özel grup toplantısı yaptı. Aynı şekilde önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız.” dedi.
Geçmişte benzer bir uygulamaya ilişkin örnek veren Kurtulmuş, “Sayın Murat Karayalçın, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ama milletvekili değil. Sayın Karayalçın’a rağmen Aydın Güven Gürkan Meclis Grup Başkanı olarak seçiliyor. Bu konuyla ilgili nasıl hareket edileceğine ilişkin o zamanki TBMM Başkanı rahmetli (Hüsamettin) Cindoruk’a soruluyor. Cindoruk da biz “Meclis Başkanlığı olarak bir partinin iç işlerinde taraf değiliz” diye çok açık bir şekilde konumunu belli ediyor ve orada hem grup başkanlığından gelen yazıyı kabul ediyor hem de o zamanki Sayın Genel Başkan Murat Karayalçın meclis grubunda konuşma yapıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Meclis Başkanlığı açısından konu dün de açıktı, bugün de açıktır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular, Meclis Başkanlığını bu konunun tarafı yapmaya kalkmasınlar. Bu meselenin çözüm yeri Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kimliğidir. Burada Meclis Başkanlığı olarak bizim mevzuat, kanunlar, kararlar çerçevesinde bir katkımız olacaksa samimiyetle Cumhuriyet Halk Partisinin kendi meselesini halletmesi için destek olmaya hazırız.”
“Bir yazı göndermiştiniz, bir yanıt geldi mi?” sorusu üzerine ise Kurtulmuş, “TBMM Genel Sekreterliği ile yazışmalar oldu; yurt dışı resmî ziyaretlerim sırasında takip ettim. Hangi yazıların geldiğine detaylıca bakmaya devam edeceğiz ama yasal çerçevede elimizdeki mevzuat açısından durum özetle anlattığım gibidir.” ifadelerini kullandı.
“Size yönelik birtakım eleştiriler oldu. Siz tam olarak burada ‘Neden eleştirildim?’ sorusunu kendinize sordunuz mu?” şeklindeki soruyu Kurtulmuş, “Siyasette eleştiri doğaldır ama herkes şunu bilsin ki Meclis Başkanlığı gündelik siyasetin, politik polemiklerin daha açık bir ifadeyle siyasi magazinin gündemi olamaz, olmamalıdır. Olmaması için şahsen büyük bir özen ve gayret gösteriyorum. Aynı şekilde yorumcu ve gazeteci arkadaşlardan da demokratik teamüller çerçevesinde hassasiyet bekliyorum.” diye yanıtladı.
“Meclis Başkanlığı kapıyı kapatabilir mi?” sorusuna ise Kurtulmuş, “Ben ne yapacağımı da yapmayacağımı da gayet iyi biliyorum. Meclis İçtüzüğü’nün ve partilerin grup iç yönetmeliklerinin hangi yetkileri verdiğinin farkındayım. Bu anlamda Meclis iç mevzuatı bakımından söylüyorum, herhangi bir partinin Meclisteki iç işleyişiyle ilgili TBMM Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif yoktur.” cevabını verdi.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Pervin Buldan’ın ‘Yeni bir yasa taslağı gündeme gelecek, süreç en yakın zamanda ete kemiğe bürünecek.’ ifadesi var. Ne zaman ete kemiğe bürüneceğinin ötesinde burada sahadaki teyitleşme tamam mı? Silahların yakılması süreci bitti mi? Buna ilişkin elimizde bir done var mı? Meclis sonuçta bununla ilgili bir adım atacak mı?” sorusunu da yanıtladı.
Yaklaşık 7 aylık bir çalışmanın, 21 toplantının sonucunda oluştuğunu, çok derin tartışmalarla ortaya çıkmış bir rapor ve esasında bir ittifak bulunduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“O raporun önemli başlıklarından birisi de altıncı ve yedinci bölümler. İlki terör örgütünün silahları bırakmasıyla birlikte yapılacak olan yasal düzenlemeler, yedinci bölümde de genel olarak demokratikleşmeyle ilgili yasal adımlar konusunda siyasi partilerin mutabakatı var. Dolayısıyla bu yeni bir durum değil. Bu mutabakatın gereğinin yapılması lazım. Benim de şahsi kanaatim, ‘Demir tavında dövülür.’ diye bir tabirimiz var. Mesele bu noktaya gelmişken, bölgesel şartlar ve Türkiye’nin siyasi dengeleri de fevkalade olumlu bir atmosfer oluşturuyorken bu adımların atılması lazım ki kimseye mazeret kapısı açık bırakılmasın.
Raporun en kritik noktalarından birisi, herkesin ittifakla kabul ettiği, ‘kritik eşik’ tanımlamasıdır. Raporun kritik eşiği olarak da örgütün silahlarını bıraktığı, kendisini tasfiye ettiğinin güvenlik birimlerince ölçülebilir, denetlenebilir bir şekilde ortaya konulması ve hatta orada kurulacak olan bir mekanizmanın zaman zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de bilgi vermesi… Bunların hepsi raporumuzda kabul edilen konular. Burada sorumluluk ilgili güvenlik birimlerindedir. Onlar ‘Evet, bu konularda yeterli adımlar atıldı. Türkiye’nin terörden kurtulması ve terör riskinin ortadan kalktığını gösteren, yeterli ölçülebilir emareler vardır.’ derse bu süreç hızlanır. Hayırlı işte acele etmek lazım.”
“Nerede duraksıyor? Siz söylüyorsunuz, Devlet (Bahçeli) Bey ‘Hadi artık.’ diyor, Feti Bey öyle, Sayın Cumhurbaşkanı benzeri… Peki bu ‘Hadi’ dediğimiz kişiler kim? Yani örgüt mü silahı bırakmıyor yoksa bizim güvenlik birimlerimiz hala emin değil mi? Sözünü ettiğiniz mekanizma henüz daha kurulmadı herhalde. Silahları bırakmıyorlar mı bunlar?” sorusu yöneltilen Kurtulmuş, “Süleymaniye’de silahların yakılması çok sembolikti ama çok değerliydi. Eğer ondan sonra örgüt, üzerine düşen sorumlulukları hızlı bir şekilde yerine getirmeye devam etseydi zaten bu iş çoktan bitmişti, yasal düzenlemelerin hepsi yapılmış olurdu. Dolayısıyla burada silahların bırakılması, teslimi konusunda İmralı’nın iradesinin dışında da ciddi bir gecikme olduğunu görüyoruz. Ümit ederim ki buradaki gecikme bir an evvel kaldırılır. Direnç varsa örgüt, bu direncini artık tamamen kaldırır ve adımlar atılır.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başlayarak aşağıya kadar çok sağlam bir irade bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Siyaset üzerine düşen görevi yaptı, rapor yerine geldi. Neler yapılabileceği, ne tür bir yasa yazılacak o bile raporda ana hatlarıyla ortaya konuldu. Burada ‘Tamam, artık silahlar bırakılmıştır.’ konusunun yerine getirilmesi lazım.” dedi.
Hem İsrail’in Lübnan saldırıları hem de Suriye’deki bazı ayrılıkçı grupların, Dürzi grupların silahlanması süreçlerinin “muhtemelen” örgütün içerisindeki bazı gruplara “Acaba bize buradan bir pozisyon doğuyor mu?” gibi bir ümit ortaya çıkardığını ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Ancak Ahmed Şara hükümetinin ve orada PYD ile birlikte yeni Suriye yönetiminin çok hızlı bir entegrasyon sürecinin, beklenenden de başarılı bir şekilde devam ediyor olması oradaki ümidi suya düşürmüş oldu örgüt bakımından. İkincisi de İran’daki olaylar. Özellikle başlangıçta rejim değiştirilmesi hedef alındığı için Amerika tarafından, oradaki gruplar, PJAK silahlandırılıp, onların da halkı silahlandırması beklentisi muhtemelen oluştu ama o konunun da öyle olmadığı anlaşıldı. Zaten tüm gruplar için detayları ayrı konu olmak üzere Trump kendisi söyledi. Silah verdik, silahları cebine attılar, halka vermediler gibi bir şey söyledi. Dolayısıyla oradan da bir ümit ışığı olmadığı için artık silah bırakma konusunda örgütün herhangi bir başka yanlış yola sapmayacağını düşünüyorum.”
İsrail’in bölgedeki gelişmelere yönelik “el atından müdahalelerinin olduğuna” yönelik iddiaların bulunduğu, bunun da Türkiye’deki yeni anayasa adımlarına engel olup olmayacağı sorusuna Kurtulmuş, “Olmaz.” yanıtını verdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Terör meselesinde de şöyle görmek lazım. PKK cebindeki son tabancaya kadar getirip teslim etse bile Allah muhafaza yarın bir gün herhangi bir terör örgütünün güçlenmesine neden olacak toplumsal ve siyasi şartlar ortaya çıkarsa, zaten bu örgüte şimdiye kadar silah verenler yarın çok daha gelişmiş silahları, çok daha fazla miktarda verirler, bunu ya da başka bir örgütü Türkiye’nin başına bela etmek isteyebilirler. Burada siyasi akıl şunu gerektiriyor, herhangi bir örgütün, herhangi bir Kürt gencini artık yönlendirerek, eline silah vererek dağa süremeyeceği bir siyasal ortamın oluşturulması. Demokratik siyasal akıl bunu gerektiriyor. O da Türkiye’nin sadece Türkiye Kürtleri için değil bütün bölge Kürtleri için de yüzünü döneceği, demokratik bakımdan, kalkınma bakımından itibar edeceği çekim merkezi olan bir ülke haline getirilmesidir. Fiilen böyledir, oluşmuş tortunun da ortadan kaldırılması, bölgedeki insanların hepsinin gerçekten yüzünü döndürdüğü bir Türkiye’nin oluşturulması, bence esas mesele odur. İmralı’nın söylediği, ‘eldeki silahı bırakmaktan daha önemli olan zihinlerdeki silahı bırakma meselesi’ de aslında böyle bir şeydir. Yani yarın bir gün herhangi bir devletin, ülkenin araya girip burada insanları silahlandırmayacağı bir ortamı sağlamak, herkesin ‘Burası benim ülkem, benim vatanım, burada bulunmaktan bu kültürün, bu devletin, bu milletin içinde yaşamaktan huzur duyuyorum.’ diyebileceği bir ortamı tesis etmek zorundayız.”
“FETÖ, DİĞER TÜM ÖRGÜTLERDEN FARKLI BİR YAPI”
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun partisindeki bazı kişileri FETÖ ile ilişkilendiren açıklamaları hatırlatılan Kurtulmuş, “Hayatım boyunca başka bir siyasinin söylediği şeyi yorumlamadım, neyi kastetti, kimi kastetti bilmem.” dedi.
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçtiğini anımsatan Kurtulmuş, “10 sene geçmiş olmasına rağmen FETÖ’nün artıklarının birtakım yerlerde, birtakım köşelerde sinsi sinsi varlıklarını sürdürdükleri hatta el altından birtakım örgütlenmelere devam etmeleri muhtemeldir. Bu konuda da devlet kurumları büyük bir titizlikle, dikkatle meselenin üstüne gidiyor.” diye konuştu.
Zaman zaman yapılan operasyonlarla FETÖ’nün artıklarının ayıklanmaya çalışıldığına işaret eden Kurtulmuş, “FETÖ diye bahsettiğimiz örgüt, diğer tüm örgütlerden farklı bir yapı. Elle tutamadığınız bir örgüt. 15 Temmuz’dan önce de tanımlamıştım. Duman gibi bir şey, yakaladım zannettiğiniz yerde kaçıyor. Dolayısıyla buna karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük bir devlet aklıyla ve kararlılıkla mücadele ediyor. Bu herhangi bir siyasi partinin, herhangi bir siyasi görüşün mücadelesi değil, Türkiye’nin tamamının ortak mücadelesi olarak görülmelidir.” açıklamasında bulundu.
Televizyon kanallarını da ilgilendiren sosyal medyaya yönelik kanun teklifi çalışmaları hatırlatılarak “Buna ilişkin bir gelişme olabilir mi?” şeklinde soruya Kurtulmuş, “Olur, neden olmasın. Sizlerin de medya olarak bütün siyasi gruplar üzerinde tabiri caizse bu fikri olgunlaştırarak neye ihtiyaç varsa o yasayı çıkarmak mümkündür. Meclis bunu yapar.” yanıtını verdi.
Kurtulmuş, soru üzerine söz konusu yasanın bu yasama döneminde de olabileceğini bildirdi.
Daily Agenda
KADES continues to save lives! It was downloaded 10 million times: More than 200 thousand reports were received!
According to the information obtained, the number of downloads of KADES, which was launched in 2018 within the scope of the Ministry of Internal Affairs’ efforts to combine technological opportunities with security services, has reached 10 million with 9 million 859 thousand 147 times.
MORE THAN 200 THOUSAND NOTIFICATIONS WERE RECEIVED
A total of 239 thousand 356 reports have been made through KADES to date. 152 thousand 974 of the notices were recorded as real and 86 thousand 382 as false. Accordingly, 64 percent of the notifications reaching the application were original notifications.
THE CLOSEST SECURITY TEAM IS BEING DIRECTED TO THE AREA
By turning on location information through the application, the help button can be tapped in case of violence or threat. After the notification reaches the security units with the location, the nearest law enforcement team is directed to the area.
IT IS USED IN 10 DIFFERENT LANGUAGES
Since the nature of the notification cannot be determined with certainty before the teams arrive at the scene, every notification made through KADES is evaluated as a risk to life safety, regardless of whether it is genuine or unfounded, and the intervention process is initiated. The application can be used in 10 different languages in addition to Turkish.
“DIRECT SECURITY LINE BETWEEN WOMEN AND THE STATE”
In his evaluation to the AA correspondent, Minister of Internal Affairs Mustafa Çiftçi stated that KADES allows women to quickly reach security units whenever they need.
Calling on those who have not downloaded the application yet, Minister Çiftçi said:
“Making women feel safe is an uninterrupted state responsibility that is not limited to intervention at the time of the incident. We see KADES as more than a mobile application, as a direct security line established between women and the state in case of danger. I ask women who have not yet used the application to keep KADES ready and use it without hesitation when they feel threatened.”
Daily Agenda
Infrastructure went bankrupt in Ankara, Sözcü target surprised!
The heavy rain that hit Ankara last Saturday once again confirmed that the CHP Metropolitan Municipality was failing in infrastructure. The floods, which especially affected the districts of Mamak and Keçiören, gave the citizens and tradesmen of Ankara a difficult time.
Following the disgrace, Keçiören Mayor Mesut Özarslan reminded that the infrastructure responsibility lies directly with the Ankara Water and Sewerage Administration (ASKİ) and stated that the municipal teams are on the alert in the field. However, the subsidiary Sözcü newspaper, which tried to cover up the infrastructure weakness of the CHP administration, launched a perception operation by targeting Özarslan’s statements. The response to the media, which tried to exploit Özarslan’s thank you post to ASKİ last year, was not delayed.
HARD REACTION TO FONDAS MEDIA MANIPULATION
In his statement published under the title “Announced to the Public”, President Mesut Özarslan slammed the “excuse-finding” tactics of the supporting media and social media trolls. Emphasizing that they are grateful for the right work, but will not turn a blind eye to the suffering of the people, Özarslan said:
“The statement I made following the images of the flood yesterday had the aim of both sharing our work with our nation and revealing the reasons for the disruptions with public stance and public maturity. After our statement, they attacked through manipulative news sources such as Sözcü Newspaper and troll accounts, using the ‘excuse’ method they are very good at and publishing the thank you post I made last year. The post I made last year was very clear: I thanked ASKİ for the infrastructure works started in Keçiören. Because whoever does the right thing is better off thanking them.” “I have no hesitation, but it is our responsibility to our nation to criticize and share when we see shortcomings.”
“A WHOLE YEAR HAS PASSED BY, WHAT DID THE CHP ADMINISTRATION DO?”
Stating that the perception is being carried out under the name of infrastructure move and that no progress has been achieved in the past year, Özarslan revealed the inadequacy of the CHP administration with the following words:
We said, “The infrastructure work that has been initiated is valuable, we thank those who contributed.” A whole year has passed. So what changed? In the rain that fell yesterday, the streets were again submerged in water, our citizens were victimized again, and our tradesmen were heartbroken again. “So, no progress has been made in those studies that were initiated.”
“This means that there are serious deficiencies in infrastructure, lack of grids, manhole cleaning, preparation and crisis management. Those who change the agenda by discussing what was talked about in the past and what is talked about today will one day be embarrassed!”
“INCOMPATIBLE STAFFING AT ASKI IS VICTIMIZING THE PEOPLE OF ANKARA”
Emphasizing that they think about the life and property safety of the people of Keçiören, not politics, Özarslan concluded his statement by pointing out the incompetent structure in Ankara Metropolitan Municipality and ASKİ:
“Our problem is Keçiören, not politics. Our problem is our citizens who look out the window with fear when it rains. Yesterday we thanked for the goodwill. Today we criticize the work that was not done. Tomorrow, we will thank whoever does the right thing, and we will stand against whoever does not do their duty.
I repeat: Negativities in the infrastructure are experienced due to unqualified staffing and unplanned management approach in ASKİ. This is the truth whether you accept it or not. The people of Ankara face this reality every time it rains. “At least for the future, my only hope is that those who have the responsibility of managing the city will face this reality and do what is necessary.”
Daily Agenda
Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy received US Ambassador Barrack
According to the statement made by the Ministry; Minister of Culture and Tourism Mehmet Nuri Ersoy met with the United States Ambassador to Ankara Tom Barrack. During the meeting held at the Ministry, cooperation in the fields of culture and tourism within the framework of the deep-rooted relations between Türkiye and the USA was discussed. The meeting focused on the development of mutual tourism mobility, the protection of cultural heritage and the joint work carried out in the fight against cultural property smuggling. Cooperation opportunities that would strengthen dialogue and cultural ties between countries were evaluated.
‘WE CONSIDERED OUR COOPERATION’
In his post on his virtual media account after the meeting, Minister Ersoy said, “We hosted the Ambassador of the United States of America in Ankara, Mr. Tom Barrack, at our ministry. During our meeting, we comprehensively discussed our cooperation in the fields of culture and tourism within the framework of the deep-rooted relations between Turkey and the United States. We made evaluations on the development of mutual tourism mobility, the protection of cultural heritage and the joint work carried out in the fight against cultural property smuggling. We focused on collaborations that will further strengthen the dialogue and cultural ties between our countries. Kind visits and productive meetings.” “I thank Mr. Barrack for his purchase,” he said.
STATEMENT FROM BARRACK
US Ambassador Barrack also said on his virtual media account, “I was honored to meet with the Minister of Culture and Tourism, Mr. Mehmet Nuri Ersoy today. During our meeting, we discussed the importance of making the most of Türkiye’s unique history, culture, diversity, hospitality and geography as indispensable values in terms of tourism. Minister Ersoy’s determined leadership in maintaining and further strengthening Türkiye’s position in this sector, which is highly competitive in the international arena, is truly admirable.”
Daily Agenda
Statements from Ömer Çelik after MYK
AK Party Spokesperson Ömer Çelik made statements after the MYK.
Highlights from Ömer Çelik’s speech:
Our president made comprehensive evaluations of domestic and foreign policy. Two main issues were discussed today. The first is the event on our anniversary on August 14th. First of all, we congratulate the sultans of the net. They brought a magnificent championship, we are proud of them.
“WE ARE GOING TO A NEW STAGE”
We have reached a new stage in terrorism-free Türkiye. This stage was the emergence of a legal basis for disarmament. We hold many meetings. It is a very comprehensive process with political and legal dimensions. The will so far is carried out as a state policy, with the work of a commission in the Turkish Grand National Assembly, under the chairmanship of our Parliament Speaker, and the instructions of our President. Within this dynamism, nothing has been done to cast a shadow on the values of our state. What comes next is important. We are at the finer workmanship stage. The matter is just beginning. Creating a legal basis is important, but the political atmosphere created is also important. Contributions are very valuable in this process, and so is constructive criticism. Destructive criticism is extremely harmful.
“WE SHOULD BE JUDICIAL TO PROVOCATIONS”
We have undertaken strong reforms in the most difficult times. The greatest appreciation and greatest value belongs to the members of our nation. Our country has been the target of provocations that try to sow discord among the nation by calling them Turkish, Kurdish, Alevi and Sunni. He faced many operations. In the face of these provocations, not a single sensible individual looked askance at the other. The real heroes are this reasonable majority and foresight of our nation. Now we see this common sense in all segments of society, regardless of affiliation. Our names may be different, but we all have the surname Türkiye.
We must produce and embrace an approach that takes all these into consideration, goes beyond narrow neighborhood ideologies, and speaks in a constructive language. When we look at our nearby geography, we see that Türkiye is positively differentiated. There is the ballot box, there is democracy, the way for doing politics is open. These are great values. Now that these are large values, new dimensions have been added.
“THE POINT WE ARE NOW IS A MORE CRITICAL POINT”
We see that the institutions of high-capacity states that have achieved these have actually been emptied and democracy has turned into a propaganda activity. We must take a stronger approach to protecting these values. What is needed most in a terrorism-free Türkiye are approaches that will add more oxygen to the system. This is not the time for propaganda. It is time to reach each of our citizens with the right language. It is time to put forward a political approach where the only color is citizenship of the Republic of Türkiye. Avoiding extremes should be the most basic principle. Avoiding these extremes is something everyone should pay attention to. We said that no matter what, we would keep this issue on the main road and prevent it from straying into side roads. All parties participating in the commission in the Parliament and those using positive language contributed greatly to this. The point we have reached now is the more critical point. The lever has now lifted it into place and it is necessary to put it into orbit.
“THE NEED TO BE EXTREMELY SENSITIVE TO PROOF EFFORTS”
The spirit of unity and solidarity of the brotherhood on the streets in the most troubled times needs to be reflected in these issues. It is necessary to be extremely sensitive in the face of some proof efforts. There is no compromise on the qualities of the state and the sensitivity of the nation. A point will be reached where all our citizens will find themselves on better ground.
“TODAY IS THE TIME TO TALK BY SHAKING HAND, NOT WITH CLOSED FISTS”
There are some imperialist focuses. There may be extreme approaches in everyone’s own street, but when we meet in Cumhuriyet Square, we will see that there is a larger scale there. Today is the time to talk by shaking hands, not with clenched fists. If we can talk about difficult issues by shaking hands, it will be the beginning of walking arm in arm towards the historical horizons ahead. Our preparations for a terror-free Türkiye continue. We have meetings all the time. Sometimes we hold meetings in the morning and evening.
“ISRAEL IS TRYING TO GAZAALIZE THE WEST BANK”
We follow the developments in the West Bank with sensitivity. Israel is trying to turn the West Bank into Gaza. The homeland of the Palestinians is being invaded before the eyes of the world. This is dangerous for the whole world. Even countries that think they are far from these crises tomorrow will have to face these crises one day tomorrow.
“WE CURSE THEIR ATTITUDE TOWARDS THE MASCID AND AQSA”
Netanyahu and his genocidal network are a big problem for the whole world. In order to protect international law, the first thing to do is to take concrete steps against this network. We condemn their attitude towards Al-Aqsa Mosque. They do this to churches too. This is a genocide network that appears to act as a hate network against all temples.
“WE ARE HONORED TO WALK WITH OUR PRESIDENT”
We will share our logo that we prepared specifically for the 25th anniversary of our party. Faruk Acar is making a presentation. In line with the decisions taken, we will share with our nation uninterruptedly until the date we will hold our event. Our corporate identity preparations will be shared with you. We are honored to walk with our President.
We are closely witnessing many of our President’s struggles, both known and unknown to the public. Today, in the presence of his nation, he alone reflects the pride of a quarter of a century with the whiteness of his forehead. He has encountered many attempts targeting him since July 15, which we have not shared. As a man of the nation, he has done his duty in the presence of the nation, in the presence of history, and continues to do so. The services we provided to our nation from August 1 to August 14 will be shared with various visuals. Loyalty meetings will be held in our provincial headquarters.
“IT WAS ONE OF THE LARGEST MEETINGS IN NATO HISTORY”
The ATO meeting continues to make a splash in the world. I attended almost all NATO meetings with our President. It was perhaps one of the largest meetings in NATO history. Those who say that NATO is brain dead have started to produce performances such as how to protect NATO. The critical issue here was whether to attend the summit or not. He said, “I wasn’t going to attend, but I am attending because of President Erdoğan’s invitation.” Perhaps it was going to be a summit where important leaders did not attend, but our president’s hosting prevented this. We saw in the meetings of our esteemed president that wherever there is an issue in the world, our president has become a reference by turning to us and asking how you can contribute to it, what is your evaluation, you would like to get it.
“WE REJECT THIS DECISION”
Our Turkish minority brothers in Western Thrace are suffering great injustice. Greek authorities make decisions that make their lives difficult on various occasions. Now they have decided to close 8 primary schools. We reject this decision. The number of primary schools belonging to minorities decreased to 76. When we went there, we saw it with our own eyes. This is not true. Mitsotakis says he is tired of these tensions. It is not right to do this, especially in education. Great powers are here today, gone tomorrow. At the end of the day, we will continue to share the Aegean Sea with Greece. Let’s sit at the table with the spirit of helping each other.
“WE WILL CONTINUE TO PROTECT SYRIA’S SOVEREIGNTY AND TERRITORIAL INTEGRITY”
After the fall of the Assad regime, Syria seeks stability. When you look at it from here, it is extremely valuable that the public assembly session was held for the first time under the leadership of Shara. We will continue to protect Syria’s sovereignty and territorial integrity. There is no problem that the European Union can solve by appointing a special representative to Southern Cyprus. We will pass this law before the parliament closes. The important thing is to carry out work in a qualified manner with fine workmanship. We will strive to get our basic will out before the Supreme Assembly is closed. There is no problem that the European Union can solve by appointing a special representative to Southern Cyprus. We will pass this law before the parliament closes. The important thing is to carry out work in a qualified manner with fine workmanship. We will strive to get our basic will out before the Supreme Assembly is closed.
NEW PARTY EVALUATION
There used to be a TV series called the Twilight Zone. People in CHP are starting to look like this. CHP’s internal conflict continues with other formulas. Political parties are indispensable for democracies. First, what is its contribution to the field of legitimate politics? Secondly, what is its contribution to clean politics? When all these events started, we said don’t get us involved. This is something that emerges from the attitudes of two different wings regarding these scandals. Now the debate continues between two CHP-based parties.
SPECIAL SURPRISES FOR THE 25TH ANNIVERSARY
From August 1 to August 14, you will see a lot of surprises.
Daily Agenda
BREAKING NEWS: MHP leader Bahçeli: It is Kılıçdaroğlu’s natural right to express his views
Regarding the New Party founded by Özgür Özel, who left the CHP, MHP Chairman Devlet Bahçeli said, “All parties, especially Mr. Kılıçdaroğlu and Mr. Özel, must act within the framework of common sense, maintain mutual respect and take the political struggle beyond personal showdowns.” he said.
In his written statement regarding the New Party, Bahçeli emphasized that the State of the Republic of Turkey and the Turkish nation are above political parties, and underlined that the Turkish nation is at the center of politics and above all political structures. Stating that no intra-party struggle, no seat conflict and no personal resentment can be considered more important than Türkiye’s common future, Bahçeli made the following evaluations: “The Republican People’s Party is one of the deep-rooted institutions of Turkish political life, founded by our first President and eternal Commander-in-Chief, Gazi Mustafa Kemal Atatürk. It is clear that there are deep differences between the Nationalist Movement Party and the Republican People’s Party in terms of ideas, politics and worldview at the point reached today. These differences are natural of democratic life.” This result is of course valid for other parties that are the motifs of our political life. The existence of differences cannot be considered a sign of weakness. On the contrary, every thought that remains within national borders and democratic legitimacy has never been in a colorless and soulless ground where all parties repeat the same words. Democratic life is a common place where different voices are heard and different ideas compete in the presence of the nation. “It is a great national consensus where the will is demonstrated. Making political differences an excuse for conflict will not serve Türkiye. Carrying the separation to the level of hostility, poisoning the competition with a sense of revenge and turning intra-party conflicts into social tension will harm the reputation of Turkish politics.” Bahçeli expressed his opinion that it is CHP Chairman Kemal Kılıçdaroğlu’s natural right to express the injustices he thinks he has suffered, to take legal action and to express his views on the future of his party, of which he has been chairman for many years.
“REOPENING OLD ACCOUNTS WILL NOT BENEFIT ANYONE”
Stating that Kılıçdaroğlu has assumed responsibility in Turkish politics for many years and received the democratic support of millions of citizens, Bahçeli said, “It is not right that the evaluations against him turn into a campaign of insult, belittlement and discrediting. However, it will not benefit anyone to carry all the resentments of the past to today’s political arena, to reopen old scores at every opportunity and to constantly make wounds bleed. If politics becomes an area of showdown where anger never subsides, the competitive environment, whose framework is drawn with red and sharp lines of democracy, will increasingly turn into hostility.” “Reckoning the past should not turn into a search for revenge that holds the future hostage.” made his assessment. Bahçeli reminded that New Party Chairman Özgür Özel took part in Turkish political life both with his political work under the umbrella of CHP and with his post as chairman of the recently established New Party, and that there were 91 deputies who trusted Özel’s policies and a potential electorate who wished him well. Expressing that they do not want Özel’s political personality to be eroded in daily discussions, Bahçeli said, “Just as Mr. Kılıçdaroğlu’s rights were legally respected, Mr. Özel’s knowledge and position should also be respected. Turkish politics does not allow a shallow understanding that concedes one right while sacrificing the other.” made the statement.
Daily Agenda
Drug investigation against celebrities: 11 names tested positive! İlyas Yalçıntaş, Asude Mercan….
Breaking news: Within the scope of the drug operation against celebrities carried out by the Bakırköy Chief Public Prosecutor’s Office, 25 suspects were detained and 4 suspects, including singer İlyas Yalçıntaş, were arrested.
The results of the tests submitted by the celebrities to the Forensic Medicine Institute are out. According to the information obtained, the test results of Akın Altan, Asude Mercan, Ayşenur Balcı, Buğra Balkaya, Büşra Tata, Cenk Çöteli, Emre Avar, Hilal Zeynep Hedbe, İlyas Yalçıntaş, Orhan Yıldız and Şefik Ömer Dolman were positive.
THE ACTIVE SUBSTANCE OF CANNABIS WAS DETECTED IN THE TEST OF İLYAS YALÇINTAŞ
As a result of the analysis, it was determined that Yalçıntaş’s blood, urine and hair samples contained the active ingredient of marijuana, THC (tetrahydrocannabinol). Arguing that he used the sensitive scale seized from his home as part of a “sports diet”, Yalçıntaş claimed that the substances in the jars were thyme sent by his mother from the village.
COCAINE WAS DETECTED IN MODEL AYŞENUR BALCI’S URINE AND HAIR
The test result of model Ayşenur Balcı, who was detained within the scope of the operation, was positive. It was learned that cocaine was found in Balcı’s urine and hair.
-
Daily Agenda3 days agoThere may be new arrests – Breaking News
-
Daily Agenda3 days agoMay the resurrection of Hagia Sophia be blessed – Breaking News
-
Politics2 days agoEU eyes say in Cyprus while ignoring Turkish Cypriots
-
Politics2 days agoKılıçdaroğlu hails purifying Türkiye’s CHP of corruption
-
Daily Agenda2 days agoExtra fight between CHP and New Party
-
Daily Agenda3 days agoMasterful restoration of the main dome
-
Daily Agenda3 days agoMinisters Tekin and Çiftçi attended the mass opening ceremony of Aziziye Municipality
-
Daily Agenda2 days agoGürsel Tekin: Two people can know something that the devil cannot think of
