Connect with us

Daily Agenda

Operation against FETO in 12 provinces – Last Minute News

Published

on


Under the coordination of the General Directorate of Security Intelligence Directorate, the Counter-Terrorism Department and the Chief Public Prosecutor’s Office, operations against FETO were carried out in 12 provinces centered in Izmir by the Anti-Terrorism Branch Directorates of the Provincial Police Departments. Within the scope of the operations, 80 suspects were caught and detained. It was determined that the suspects operated within the organization’s “current education structure and women’s and men’s structures”, continued their activities at a responsible level within the organization, provided financial support to the organization, participated in organizational training camp activities on different dates under the name of traveling abroad, and met the rent, subsistence and basic needs of the organization’s houses. During the searches carried out at the residences of the suspects, assets worth approximately 3 million 324 thousand 786 TL were seized.

EMPHASIS ON DETERMINATION
Making a statement on the subject, the Ministry of Internal Affairs said, “We continue our fight with determination against FETO and its structures, which threaten the peace and welfare of our citizens. We congratulate our Heroic Police, our Intelligence Directorate, our TEM Department, our Chief Public Prosecutor’s Office and those who contributed.”

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

CHP’s ‘128 billion dollars’ lie was registered in the Constitutional Court

Published

on


The “128 billion dollars” allegations, which CHP has been carrying out for a long time through former Treasury and Finance Minister Berat Albayrak and aimed at manipulating the public, have hit the judicial wall. Following the local court and appeal, the Constitutional Court (AYM) made a historic decision, documenting that CHP’s perception policy was not based on any factual basis. The Constitutional Court put an end to the case, which went down in Turkish political history as “the dirtiest slander of the recent period” and ruled that there was no violation of rights in the compensation decision given in favor of Albayrak.

The legal process started with the petition submitted by Berat Albayrak’s lawyer to the court on February 24, 2021. Stating that the CHP corporate account and party executives systematically targeted Albayrak’s honor, dignity and respect, the plaintiff’s attorney requested non-pecuniary damages. Istanbul Anatolian 29th Civil Court of First Instance, which examined the file, accepted some of the statements made by the CHP within the limits of freedom of opposition and political criticism.

However, the narrative style in the fictional video published on the party’s corporate social media account on February 19, 2021 was the element that crossed the line. The court ruled that the visuals and statements in question constitute a clear criminal accusation and defamation against Berat Albayrak, and sentenced the main opposition party to pay 40 thousand liras in non-pecuniary damages. CHP took the decision to appeal. In its review on June 22, 2022, the Regional Court of Justice did not accept the defense that the allegations were political criticism on the grounds of public interest and rejected the application on the merits. The file was later moved to the Constitutional Court. CHP claimed that the right to freedom of expression and fair trial was violated.

NOT BASED ON FACTS
In its assessment, the Constitutional Court stated that the balance established between freedom of expression and personal rights was appropriate. In the decision, it was stated that the video content in question was not based on factual basis and was a direct accusation of crime. In addition, drawing attention to the legally independent and autonomous structure of the Central Bank, it was emphasized that the allegations were not supported by any concrete data or official documents. The Constitutional Court ruled that the intervention was necessary and proportionate in a democratic society and that there was no violation. Thus, the compensation decision in favor of Berat Albayrak became final.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

MHP lideri Devlet Bahçeli: Ne Kılıçdaroğlu ne de Özel CHP’nin sorumluluğuna uygun görüntü veriyor

Published

on


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. MHP lideri Bahçeli, “Sayın Özel’in Yargıtay’ın kesin kararını beklemeden CHP’nin içinde bulunduğu krizi sürekli olarak derinleştirmesi hukuki süreci baltaladığı gibi kurucu değerleri de aşındırmaktadır. Her ne kadar Sayın Özel, hukuki bir meseleyi, siyasi bir mesele şeklinde tartışıp yaşanılanları araçsallaştırarak kendi lehine menfaat sağlama amacı gütse de bu yol doğru yol değildir.” dedi.

Bahçeli’nin açıklamaları şu şekilde:

“Değişim” insanlık tarihi kadar eskidir. Değişimi insanın çevreye çevrenin insana etkisi şeklinde değerlendirip, ilerlemenin bir aracı olarak kabul etmek mümkündür. Ancak değişim her zaman insanlığı daha iyiye, daha doğruya ve güzele ulaştırmayabilir, bunun bazen de daha kötüye götürme ihtimali söz konusudur.

Düşünce tarihi boyunca değişim kavramı sürekli olarak değerlendirme konusu kılınmış, üzerine birçok felsefi tartışma yapılmıştır. Tartışmaların felsefi içeriği bir tarafa, insanın içine doğduğu toplumda, ortak tecrübesi etrafında cereyan eden temel toplumsal kurumlarda dinamik bir sürecin işlediği ve sürekli bir değişimin gerçekleştiği muhakkaktır.

Toplumsal kurumlarda gerçekleşen değişim nedeniyle her an yeni problemlerin zuhur etmesi oldukça doğaldır. Milletimizi devamlılık esası içerisinde aydınlık geleceğe taşıyacak kurumlarda yaşanan değişime bağlı olarak ortaya çıkan problemlere çözüm aramak en büyük ödevimizdir. İçinde bulunduğumuz dönemde genel olarak siyaset kurumunda yaşanan problemlere karşı daha hassas olmamız ise zorunludur.

Çünkü millet varlığı, devlet gerçeği, siyasal ve toplumsal düzen siyaset kurumuyla doğrudan orantılıdır ve hatta bu kurum üzerine yükselmektedir. Bu gerçek göz önüne alındığına siyasetin bir amaçtan ziyade siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan devlet ve millet ile daha iyiye, daha ideale ulaşmanın bir aracı olduğu unutulmamalıdır.

Eğer siyaset kurumundan söz ediyorsak onun ahlaki yargılar ve sorumluluk ile olan ilişkisini mutlaka dikkate almamız, ortak bir tutumla korumamız gerekir. Siyasetçi de ahlaki değer yargıları ve sorumluluk duygusu ile hareket etmeli, ilkeli siyasetten taviz vermemelidir. Ahlaki yargılar ve sorumluluk duygusu gerçek siyasal davranışın ayrılmaz bir parçasıdır.

Bu bakımdan söz ve eylem arasında tutarlılık değerli, amaç ile araç ilişkisine temel değerlerimizi kurban etmemek önemlidir. Aksi takdirde siyaset kurumu devlet ve millet menfaatinden ziyade faydacı bir görünüm arz edecektir.

CHP hakkında mutlak butlan kararı verildiği andan itibaren tarihi bir sorumluluk ile sağduyu ve itidal çerçevesinde hareket edilmesi konusunda açıklamalarda bulunduk. Fakat bu meselenin akla, mantığa ve hukuka uygun bir biçimde çözüme ulaştırılmaktan ziyade parti içindeki bölünmeyi her geçen gün daha da derinleştirdiği görülmektedir.

Oysa CHP’nin Cumhuriyetle yaşıt olduğu gerçeği dikkate alındığında bu söylem sadece bir meşruiyet arayışı ve siyasi avantaj sağlama aracı olarak dillendirilmiyorsa CHP’nin toplumsal ve siyasal hayatta birleştirici ve bütünleştirici bir rolü olduğu göz ardı edilmemelidir. Dile getirilen tarihsel iddiaya rağmen CHP bugünkü durumuyla kurucu kodlarından çok uzakta bulunmakta, tarihi sorumluluğunu yüklenememektedir.

Ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ne de Sayın Özgür Özel söylem ve eylemleriyle CHP’nin tarihsel sorumluluğuna uygun bir görüntü ortaya koyamamaktadır. Hatta tavır, tutum ve kullandıkları üslup ile sosyolojilerini kendi içlerinde kutuplaştırmaktadır. Zaman bölünme değil birleşme vakti olsa da sürecin seyri ayrışmanın somut adımlarıyla şekillenmektedir.

ÖZGÜR ÖZEL KRİZİ DERİNLEŞTİRİYOR

Sayın Özel’in Yargıtay’ın kesin kararını beklemeden CHP’nin içinde bulunduğu krizi sürekli olarak derinleştirmesi hukuki süreci baltaladığı gibi kurucu değerleri de aşındırmaktadır. Her ne kadar Sayın Özel, hukuki bir meseleyi, siyasi bir mesele şeklinde tartışıp yaşanılanları araçsallaştırarak kendi lehine menfaat sağlama amacı gütse de bu yol doğru yol değildir.

Millete ait olan değerleri, ortak aklımızdan süzülerek gelen ve maddi somut varlıklarımız olan hafıza mekânlarını, müşterek kimliğimizi ve kişiliklerimizi amacı için araçsallaştırmak hiç kimsenin hakkı olmadığı gibi haddi de değildir. Mahkeme kararları elbette ki eleştirilebilir, hukuki yollardan değiştirilmeye de çalışılabilir. Ancak aksi karar çıkıncaya kadar mahkemenin verdiği kararlara her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının uyma zorunluluğu vardır.

Dolayısıyla ilgili mahkemeler yeni veya farklı bir karar verinceye kadar CHP’nin Genel Başkanı’nın Sayın Kılıçdaroğlu olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda sağduyu ile hareket edip ortak bir anlayış ile parti içerisindeki arınma ve durulmanın bir an önce gerçekleştirilmesi gerekirken, görünen o ki kendi içlerindeki hizipleşme günbegün artmaktadır.

Siyasetçi kamunun iyiliğini, devletin istikrarını gözettikçe kıymetlidir. Düşünceler aklın mayasıyla yoğruldukça anlamlıdır. CHP’de filmlerde veya kumar masalarında şahit olunabilecek, “restine rest” replikleri sorun çözme kabiliyetinden uzak, sanal ve gerçeği birbirine karıştıran, kitleleri manipüle etmeye yarayan, mahkemenin verdiği kararları hafife alan algı yönetimi ve propaganda faaliyetinden başka bir şey değildir.

Unutulmamalıdır ki CHP’nin iç sorunu gibi görünen meseleler aynı zamanda devlet ve milletin de sorunudur. Toplumsal huzuru bozan, siyasal istikrarı tehlikeye atan, hukuka güveni sorgulayan bu tavır sürdürülebilir değildir. Bunun için devlet ve milleti ilgilendiren her konu gerçekliğin ve sağduyunun zemininde tartışılmalı, istikrar ön planda tutulmalıdır.

Siyaset kurumu, toplumsal meselelere çözüm üretme sorumluluğunu göz önünde bulundurmalı, kabiliyetini ve buna sarf etmesi gereken enerjisini boşa harcamamalıdır. Meselenin sebeplerine eğilmeden, olayın seyrini göz önünde bulundurmadan sadece sonuç üzerinden yel değirmenleri ile kavga etmek ancak hakikati örtmenin ve saklamanın bir yöntemi olarak görülebilir.

Ortada duran soruna cevap veremeyen iddialar sadece temelsiz değil, aynı zamanda zihni bir kopuşu da ifade eder. Her iki taraf açısından da hayali kurbanlar belirleyip suçu kurbana yükleyerek ve gerçekliği reddederek varılacak yer yalnızca hüzündür. CHP aktörleri tarafından negatif bir dil üzerinden, asıl olana şiddetli bir hücum ile ayrışmanın meşruiyetine zemin hazırlanmaya çalışılmış, kurumsallık zayıflatılmış, bu da bölünmeyi hızlandırarak, istikrarı imkânsızlaştırmıştır.

Oysa meşru ile gayri meşru, yasal ile yasa dışı olan arasında yapılmayan sağduyulu analiz meselenin bu boyuta ulaşmasının ana nedenidir. Güvensizliği, belirsizliği, emniyetsizliği sürekli ve olağan bir durum haline getirmek, buradan “bir toplumsal muhalefet üreteceğine” inanarak siyaset yapmak ancak olgunlaşmamış bir aklın heyecanıdır.

Hep ifade edilegelmiştir, “Bir oyunun birinci perdesinde duvarda asılı bir tüfek varsa, o tüfek üçüncü perdede mutlaka ateşlenmek zorundadır.” Sürekli olarak bize operasyon yapıldı demek yerine biz birinci perdede ne yaptık sorusu çözüm için daha iyi bir kılavuz olacaktır.

Sayın Özel ve Sayın Kılıçdaroğlu’na düşen şapkalarını önlerine koyarak samimi bir özeleştiri yapmak ve hakikati perdelemeden soruna çözüm bulmaya çalışmaktır. Lakin şu ana kadar yaşanılanlar göstermektedir ki bir uzlaşı arayışı, bir konsensüs zemini oluşturma çabasından daha ziyade adım adım bölünme gerçekleşmekte, sürekli yeni parti isimleri zikredilmekte ve yeni adresler aranmaktadır.

Gelinen aşamada diğer partilerin bir kısmının ortaya koydukları politik tavır “selin önünden kütük kapma” siyasetidir. Kendilerinin içerisinde bulundukları varoluş kaygıları fırsatçı bir tavır ile meseleye yaklaşmaları neticesini vermektedir. Söz konusu partilerin çoğu zaten bir mefkûreden yoksun ve sadece konjonktürel bir varoluşa sahiptirler.

Bu anlayış kıtlığı ve mefkûre yoksunluğu ile konjonktürel olmaktan öteye geçip kitle partisi olmaları zor, mevzileri geçicidir. Bunların değişen şartlara değişmeyen tepkiler vermekle malul oldukları açıktır. Onlar egoları için fanatik, zihinleri için dogmatik, faydaları için eyyamcıdırlar. Toplumsal sorunların idrakinden ve çözüm önerisi üretme becerisinden yoksun olduklarından dolayı bir sağa bir sola savrulmaktadırlar.

Gerçeklikten yoksun sadece dar ölçekli bir toplumsal kesimi baştan çıkarıcı retorikten ibaret olan siyasi söylem heyecan verir ama ekmek vermez, arzu üretir ama sorun çözmez. Sebep sonuç analizinin yapılmadığı sadece basit ve günübirlik bir anlayışın hâkim olduğu siyasi dil, yapmak için değil bozmak ve hatta yıkmak için işlev görür. Bir kısım partinin görünümü yalnızca bundan ibarettir.

Kendi içine kapanmış, dünya, bölge ve ülkesinde ne olduğundan bihaber olan partilerin değil Türkiye’nin bugünü ve yarını adına politika üretmeleri, kendi programlarından dahi habersiz oluşları Türk demokrasisi için içler acısı bir durumdur.

Bu nedenle her türlü aymazlığa mahkûm olmasalar da mecbur oldukları ve hatta buna gönüllü bulundukları kesindir. Dolayısıyla biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu oportünist siyasetin de karşısındayız. Hukuka dayanmayan, meşruiyet zeminine oturmayan, düzen inşa edemeyen hiçbir siyasi yapının toplumsal meselelerimize çözüm üretmesi imkân dâhilinde değildir. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın var olduğunu bilmek önemlidir. Sorumluluk bilinci ile hareket edebilmek değerlidir. Kriz anlarında sağduyu ile hareket edebilmek ise anlamlıdır.

Batılı aklın dayattığı politikalara alternatif siyaset geliştirmek adına şartların uygun olduğu süreci, hamasete ve kibre dayalı politikaların kurbanı kılmak sorunludur. Bizim Milliyetçi-Ülkücü Hareket olarak her şeyden önce Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını kendimize amaç edindiğimiz ve tarihsel devamlılığını sağlama gayreti içerisinde bulunduğumuz aşikârdır.

Yüksek idealleri olmayan toplumları tarihin acımasız çarkı hep öğütmüş, beşeriyetin bir kalıntısı haline getirmiştir. Bu açıdan ideale uygun eylem, hayatın anlamı ve gücü olmuştur. İdeal ile temellendirildikçe hayat anlam kazanmıştır. Geçmişten günümüze büyük hedefler büyük hayallerin, büyük hayaller ise büyük düşüncelerin eseri olarak ortaya çıkmıştır. Biz de binlerce yıllık tarihimizdeki kutlu bir yemin olarak milli vicdanları mühürleyen “Millet ebed müddet, devlet ebed müddet” düşüncesinin taşıyıcısı olduk.

Hak ve hakikat davasının taşıyıcısı olarak Milliyetçi-Ülkücü Hareketin mensupları, Türk’ün tarihinde Nizam-ı Alem ve İlay-ı Kelimatullah davası için Alp olmuş, Alperen olmuş, yolbaşcılık yapmışlardır. Kutlu davayı Kızılelma ülküsü ile Adriyatik’ten Çin Seddi’ne, kadar bayrak misali taşımışlardır. Büyük ideallerimizi gerçekleştirme yolunda aramızda tefrikaya yer olmamalıdır.

İç cephemizi tahkim etme adına bir olacağız, birlikte olacağız, aramıza ayrıyı gayrıyı koymadan binlerce yıllık kardeşlik hukuku ve gelecek düşüncesi ile hep beraber daha güçlü yarınlara ulaşacağız. Türk dünyası ile kan kardeşliği, İslam dünyası ile din kardeşliği hukukumuz, çok güçlü bağlarımız var. Bunu asla unutmamak gerekir.

O zaman Türklük ve İslamlık adına aynı bedende toplu vuran bütün yüreklerin ayağa kalkma vakti gelmiştir. Bu ayağa kalkış sadece Türkiye adına değil Türk ve İslam coğrafyası adına olmalıdır. Emperyalizmin kıskacındaki mazlum milletlere Yunus, zalimlere Yavuz yüzümüzü göstererek; Batıdaki gelişmeleri de doğudaki gelişmeleri de mantıklı değerlendirmelere tabi tutarak; yabani otlar ayrılmalıdır. Türk – İslam’ın özü uyanmalıdır. Yeryüzü insanlığın hür meydanı olmalıdır.

Unutulmasın ki biz imdadı başka yerde aramaz, gücümüzü başkasından almayız. Bizim esin kaynağımız tarihimizdir. İlhamımızı Mete Han’dan, Sultan Alparslan’dan, Fatih Sultan Mehmet’ten ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alırız. Tarihimizde bazen geri çekilmeler olmuşsa da kılıcımız yeniden keskinleşmiş, yayımız gerilmiştir. Kim ki Türk’ün ve İslamlığın Anadolu’daki varlığına tehdit olursa yay ve kılıcımızı ona doğrultmaya muktediriz. Vakit gelmiş ve mekâna kavuşmuştur. Gelecek Türk ve Türkiye Yüzyılı’dır.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE VURGUSU

Terörsüz Türkiye politikasındaki kararlılığımızın herhangi dış bir etkiye bağlı olarak değişim göstermesi söz konusu olamaz. Bizim önceliğimiz birlik ve kardeşliğimizi teminat altına alacak terörsüz Türkiye hedefimizi başarıya ulaştırmaktır. Etrafımızdaki ateş çemberinden daha güçlü çıkmak, yeniden dünyaya nizam veren bir devlet ve millet haline gelmek için terörsüz Türkiye önemli bir eşiktir.

Bizim terörsüz Türkiye’den emelimiz içerideki barış ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmektir. Son dönemdeki gelişmeler terör belasının vatanımızda Türk’ün ve Kürt’ün arasına sokulmuş bir nifak tohumu olduğunu hepimize göstermiştir. Terör, emperyalizmin maşasıdır. Biz terörsüz Türkiye dedikçe yerinden zıplayanlar da emperyalizmin değirmenine su taşımakta, yelkenine rüzgâr olmaktadır.

Coğrafyamızda Türk’ün ve Kürt’ün birlikteliğine karşı olanlar müstevlilerin uşağı olmayı arzulayanlardır. Kim neyi arzularsa arzulasın biz hak yolunda hakikat yolunda yürümeye devam edeceğiz. “Türk ve Türkiye Yüzyıl’ının” yapısal sütunlarını oluşturmanın ve bölgesel huzurun en önemli adımının “Terörsüz Türkiye” olduğu gerçeğinin her daim altını çizeceğiz.

Amacımız; “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın” dayanaklarını oluşturmak, tarihsel birikim ve deneyimlenmiş geçmişi referans alıp günün gerçekleriyle sentezleyerek bir dünya inşa etmektir. Terörsüz Türkiye yol haritamızı bu doğrultuda hukuk, ahlak ve demokratik siyaset çerçevesinde belirleyip iyi niyetle uyguluyoruz. Çatışmayı değil uzlaşmayı, ayrıştırmayı değil bütünleşmeyi, kavgayı değil barışı savunuyor, Türkiye’yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesine güveniyoruz.

Terörsüz Türkiye’nin, ortak aklı ve toplumsal mutabakatı önceleyen, dürüst ve samimi adımlarla dış dayatmalara kapalı, bin yıllık kardeşliği daha da kuvvetlendirecek gelecek inşasının teminatı olduğuna inanıyoruz.

Hayatının sebep-sonuç ilişkisini karıştırmış, şaşırmış, enerjisini içeride sonu olmayan mücadelelere harcayan bir toplum olmayı asla kabul etmeyeceğiz. Varsa bir hastalığımız teşhisini biz koyacak ve tedavisini biz yapacağız. Kısır döngü içine hapsedilmiş bir Türkiye özlemi duyanlara sesleniyorum; buna izin vermeyeceğiz.

Temel toplumsal meselelerin yükünü omuzlarında hissetmeyen siyasetçi sadece sorun konuşur çözüm konuşamaz çünkü ona dair vicdanı gelişmemiştir. Sürekli bir şekilde hukuksuzluğu meşrulaştırma ve popülerleştirme arayışı, doğal olarak sorun çözmeyi değil temel meseleleri çarpıtmayı ve gerçeklerle bağı koparmayı tahkim etmektedir. Hiç kimsenin sahte dünyasında anlam aramayız, bizim seçimlerimiz tarihsel tecrübemizdir.

Çok defa herkes kendi ölümünü ölür başkası sizin yerinize ölemez denilir ve bu doğrudur. Lakin bu kutlu davada çok kişi milletimizin ve devletimizin geleceği için canlarından, yarlarından ve ailelerinden vazgeçmiştir. Hayatta her fedakârlık değerlidir ama hayattan feragat etmek yüksek bir cesarete sahip olanların nişanesidir.

Bunun ağırlığını omuzlarında hissetmeyen, bunun sorumluluğunu yüreğinde taşımayanın söze dayalı milliyetçilik sadece sesten ibarettir. Biz ise bu millet ve devlet uğruna gözünü kırpmadan canından vazgeçenlerin sorumluluğunu yüreğimizde taşıdığımız gibi gelecekte bu toprakların hiçbir evladının canından feragat etmesine meydan vermeyecek bir ideali hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Başkasının anlam sütunları üzerine değer inşa olunamaz ve gelecek kurulamaz. Her medeniyet kendi kökünden beslenir, karşılaşılan sorunlar aşıldıkça medeniyet yükselir.

Sözün var olduğu ama eylemin bulunmadığı, düşüncenin ifade edildiği ama davranışın gelmediği her siyasi dil boş laf üretmektir. Zira konuşmak farklı bir şey, anlatmak başka bir şey hem konuşmak hem yapmak bambaşka bir şeydir. Bu iki etkinliği bir araya getirmeden, ahenkli bir şekilde işletmeden sorunların çözülmesi imkan dahilinde değildir. Konuşmak sadece gürültü olarak kalabilir ama anlatmak ve dile getirdiğiniz şekilde ameli adımlarda bulunmak bir anlam dünyasının temsilidir.

Dünya ölçeğinde dile gelen, popüler olan, moda şeklinde ifade bulan kültürel sömürü pratiklerine kapılmadan, esir olmadan bir medeniyetin kodları üzerinden günün gerçeğini yorumlamak ancak Türkçe bir zihniyet ile mümkündür. Kelimenin tam anlamıyla düşüncelerimizi eylemler ile somutlaştırmadıkça, idealler ile gerçekler arasındaki mesafeyi kapatmak imkânsızlaşır.

Mefkûremizden aldığımız her türlü düşüncemize somut karakter kazandırmayı, ruh-beden, düşünce-eylem, mana-madde diyalektiğine düşmeden, birinden ötekine savrulmadan her iki gerçekliği kabul etmekte, aralarında var olan derin ahengi bilmekteyiz. İstekler, arzular ve ihtiyaçlar arasındaki dengeyi siyasi, iktisadi, ahlaki ve kültürel açıdan düşüncenin mihengine vurmalıyız. Zira idealler ve gerçekler hamurla maya gibidirler, bunlar ancak birleştikleri, yoğruldukları zaman yenecek kıvama gelir.

Bu nedenledir ki; başkasının elbisesini kendi derimiz zannetmeyiz Başkasının faydasını kendi doğrumuz olarak görmeyiz. Kendimize ait olmayan hiçbir formatı kabul etmez; Türk milletinin iman ve iradesinden başka hiçbir şeye güvenmeyiz.

En yakın tanığımız elli yedi yıllık mazimizdir.

Spor ve spora dair her türlü etkinlik kolektif bilincin sembolik yansımasıdır. Futbol da temsil niteliği çok daha güçlü olan spor dalıdır. Bu tür müsabakalar bizim açımızdan galibiyet ve mağlubiyet kavramları arasına sıkıştırılabilecek dar ölçekli faaliyetler değildir. Hiç kuşkusuz galibiyet ciddi bir mutluluk mağlubiyet sadece bir hüzün kaynağı olabilir. Lakin bizim açımızdan futbol bunları aşan bir gerçekliktir. Onda bir iradenin yansıması, disiplinin gösterimi ortak bir varoluşun tecellisi söz konusudur. İşte bu duygularla birer bayrak misali bizi sahada temsil edecek olan milli takım sporcularımıza başarılar diliyorum.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

CHP’s “128 billion dollars” lie collapsed once again! Berat Albayrak decision from the Constitutional Court

Published

on



CHP's 128 billion dollar lie collapsed once again! Berat Albayrak decision from the Constitutional Court

THE SUPREME COURT REGISTERED: “DEFAMATION CANNOT BE PROTECTED UNDER FREEDOM OF EXPRESSION”

Receiving a rejection response from the appeal, CHP took the final compensation decision to the Constitutional Court and made an individual application, alleging “violation of freedom of expression”. Examining the application on its merits, the Constitutional Court emphasized CHP’s position as the main opposition party and Berat Albayrak’s identity as a former minister and politician, and reminded that people in such positions should have wide limits of criticism.

Despite this, the Supreme Court stated that it is a democratic obligation to protect the rights of public figures not to be tarnished, to honor and reputation. In its justification, the Constitutional Court underlined that statements that are not based on a factual basis and directly contain concrete criminal charges cannot benefit from the constitutional protection shield.

CHP's 128 billion dollar lie collapsed once again! Berat Albayrak decision from the Constitutional Court

EMPHASIS WAS MADE TO THE INDEPENDENT AND AUTONOMOUS STRUCTURE OF THE CENTRAL BANK

In the decision of the Constitutional Court, it was determined that the allegations in the publication carried out by the CHP could not be described as simple value judgments, on the contrary, they were factual accusations indicating direct action.

It was also reminded that the Central Bank has a completely independent and autonomous structure in terms of administrative and financial terms in accordance with the legal legislation, and its own monetary policies and all financial transactions are decided by the bank’s own authorized boards. Acting within this legal framework, the Constitutional Court registered that no direct and legal connection could be established between the allegations made by CHP as propaganda material and the person of former Minister Berat Albayrak, that is, the allegations produced were completely empty.


CHP's 128 billion dollar lie collapsed once again! Berat Albayrak decision from the Constitutional Court

APPROVAL OF THE COMPENSATION DECISION FROM THE Constitutional Court

As a result, the Constitutional Court confirmed that the local courts made a very fair and balanced assessment between the CHP’s right to express its opinion and Berat Albayrak’s personal rights. Stating that the 40 thousand lira non-pecuniary damage awarded was proportionate and the intervention was lawful, the Constitutional Court ruled by majority vote that the freedom of expression regulated in Article 26 of the Constitution was not violated.

Other claims of CHP lawyers that the principles of fair trial and equality of arms were violated were unanimously rejected by the Supreme Court as clearly unfounded. Thus, the judicial bodies, which found the compensation decision in favor of Berat Albayrak appropriate, confirmed at the highest level that the lie of 128 billion dollars, which the main opposition has been maintaining for a long time, is unfounded.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister Ersoy’s emphasis on cultural cooperation in Rome: “We will continue to make Türkiye’s heritage visible”

Published

on


Minister Ersoy's emphasis on cultural cooperation in Rome: We will continue to make Türkiye's heritage visible

TRUST IS THE BASIS OF COLLABORATION IN THE COLOSSEUM

Reminding that the Göbeklitepe Exhibition held in the Colosseum last year attracted great attention, Ersoy stated that the exhibition in question reached millions of visitors and made a significant contribution to the international visibility of Türkiye’s cultural values. Stating that the cooperation that started with Göbeklitepe was carried forward with the Troy Exhibition, Ersoy said that organizing exhibitions in such prestigious areas cannot be explained only by financial means. Pointing out that strong relations and mutual trust between relevant institutions are decisive, Ersoy noted that collaborations established in the field of cultural diplomacy produce long-term results.

Minister Ersoy's emphasis on cultural cooperation in Rome: We will continue to make Türkiye's heritage visible

TROY EXHIBITION WILL ALSO CONTRIBUTE TO CULTURAL TOURISM

Stating that he believes that the Troy Exhibition will continue the success of the Göbeklitepe Exhibition, Ersoy said that the visitor profile of the Colosseum and the interest they have received so far support this expectation. Emphasizing that such international exhibitions make significant contributions not only to cultural visibility but also to Türkiye’s cultural tourism and international promotion, Ersoy stated that making cultural heritage visible in different geographies of the world strengthens Türkiye’s brand value.

Minister Ersoy's emphasis on cultural cooperation in Rome: We will continue to make Türkiye's heritage visible

NEW INTERNATIONAL EXHIBITIONS ARE ON THE WAY

Stating that they will continue to carry Türkiye’s cultural heritage to the most important museums and cultural centers of the world, Ersoy announced that new exhibitions are planned in Denmark, England, Italy and the USA after the ongoing Göbeklitepe and Stone Hills Exhibition in Berlin. Noting that a memorandum of understanding was signed with Japan in this field and that negotiations are continuing with China and Austria, Ersoy said that their goal is to bring the thousands of years of experience of Anatolia to wider audiences.

A NEW ERA IN PROMOTION: STORYTELLING

Pointing out that the concept of promotion has changed in the world, Ersoy stated that nowadays people not only want to see a destination, but also want to be a part of a story. Pointing to the work of the Turkey Tourism Promotion and Development Agency (TGA) in this regard, Ersoy said that they implemented a new model in the promotion of Türkiye that centers the digital world, is data-based and follows global trends.

Stating that they carry out promotional activities in approximately 200 countries of the world with the GoTürkiye brand, Ersoy noted that they have developed new projects centered on storytelling as well as commercials. Stating that they also benefited from the worldwide influence of Turkish TV series, Ersoy stated that the cities, cultural heritage and life culture were brought to millions of people with the mini series projects prepared under the coordination of TGA. Ersoy emphasized that Türkiye stands out today as a destination that is not only visited but also experienced, and said that they will continue to explain culture, history, gastronomy and life culture to the world with the communication tools of the age.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister Memişoğlu’s emphasis on Türkiye’s century: “We will be a center that produces health technology”

Published

on


Minister of Health Kemal Memişoğlu attended the opening ceremony of the Vital Simulation Center at Lokman Hekim University.

Minister Memişoğlu's emphasis on Türkiye's century: We will be a center that produces health technology

IN 24 YEARS, Türkiye HAS BEEN UPGRADED IN THE FIELD OF HEALTH

In his speech, Minister Memişoğlu stated that the human capital in the country also played an important role in the success Türkiye has achieved in the field of health in the last 24 years under the leadership of President Recep Tayyip Erdoğan and said, “We, healthcare professionals, are people who work to heal people, do them good, and heal them. We thank everyone, from doctors to nurses, from healthcare officers to healthcare administrators, for their efforts in this regard.” he said.

“We will develop people, make people valuable, and they will do good to people. This is what health is like.” Memişoğlu emphasized that knowledge, skills and practice should be strengthened together in health education.

Addressing the young people, Memişoğlu said, “We want you to be better than us. We want you to receive better education, be more knowledgeable and more competent than us, because you will be better than us, so that we can ensure the development of this country together.” he said.

Minister Memişoğlu's emphasis on Türkiye's century: We will be a center that produces health technology

“Türkiye HAS THE CAPABILITY”

Pointing out the importance of information, Memişoğlu said, “As the Ministry of Health, one of our biggest goals is for Türkiye to be a center that produces not only health services but also health technology. Türkiye has the ability to do this with both its health infrastructure and health manpower. We need to create this ecosystem together. With our universities, researchers, scientists, youth, investors and industrialists.” he said.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Gift song from AK Party to the National Team and all fans: ‘You are all, we are Türkiye’

Published

on


According to the statement made by the AK Party, the work, which was implemented with the instructions of President Recep Tayyip Erdoğan, brings together Türkiye’s common excitement, unity spirit and national pride with the universal language of music.

The work, produced by Polat Yağcı and arranged and vocalized by Ceyhun Çelik, was prepared by reinterpreting Hadi Gülüm Yandan Yandan, one of the popular folk songs of Turkish folk music, in accordance with the enthusiasm of the National Team and the atmosphere of the tribune.

In the special clip prepared for the work, the struggles of the football players who proudly wear the crescent-star jersey, the atmosphere created by the fans in the stands and the moments of joy experienced by the nation were brought together.

The clip also included images of President Erdoğan from the football fields and the enthusiasm of the fans who shared the national excitement.

The work, which aims to give morale and support to the National Team on the way to the World Cup, was prepared as a special work that reflects Türkiye’s power, faith and common joy.

Follow Sabah to see all the developments in a single source on Google News.


News Entry
Muhammed Emin Akyıldırım – Editor





Source link

Continue Reading

Trending