Connect with us

Daily Agenda

Striking confession from the Israeli press: Erdogan has started to transform Türkiye into a regional superpower

Published

on


Striking confession from the Israeli press: Erdogan has started to transform Türkiye into a regional superpower

“Türkiye AIMS TO BE A FIRST CLASS MILITARY POWER IN THE WORLD”

Reminding that, according to the Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), the Turkish defense industry ranks 11th in the world and has 1.8 percent of the global arms market, the news stated that Türkiye’s defense industry exports will increase by 29 percent in 2024 and 48 percent in 2025.

The news underlined that, according to SIPRI data, Türkiye increased its military expenditures in 2025 by 7.2 percent in real terms compared to 2024, and that its defense budget has grown by 94 percent in the last 10 years.

Stating that Türkiye no longer desires to be just a military supplier, but also “aims to be a first-class military power in the region and perhaps even in the world,” the news report stated that Türkiye’s military expenditures will reach 30 billion dollars in 2025, exceeding the total defense expenditures of its close neighbors and causing a significant shift in the regional balance of power.

The news stated that Türkiye’s defense expenditures exceed the estimated total military budgets of Greece, Iraq, Azerbaijan, Bulgaria, Armenia, Georgia and other neighboring countries, which total approximately 25 billion dollars.


News Entry
Halil İbrahim Ğlkü – Editor



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

Başkan Erdoğan: Daha güçlü NATO’nun temelleri atıldı

Published

on


Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından basın toplantısı düzenledi.

Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hoş geldiniz. NATO Ankara Devlet ve Hükümet Başkanları 36. Zirvesi vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.” ifadesini kullandı.

Başkan Erdoğan’dan önemli açıklamalar!

Türkiye’de 22 yıl aradan sonra ikinci, başkent Ankara’da ise ilk defa tertipledikleri 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ni başarıyla tamamladıklarını söyleyen Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde, ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir külfet paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış buluyoruz. Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak soğuk savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere etrafımızdaki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerdeyiz. Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifak’a yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık. NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti.”

Başkan Erdoğan: Daha güçlü NATO’nun temelleri atıldı

“TARİHİ ŞANLI ZAFERLERLE İLMEK İLMEK DOKUNMUŞ BÜYÜK BİR MİLLETİZ”

“Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak etti. Bunu Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, “Biliyorsunuz Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü, değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan, Türkiye’nin 1952’den beri İttifak’ın üyesi olduğunu anımsatarak, şunları söyledi:

“Ama biz sadece Kara Kuvvetlerinin tarihi 2 bin 235 yılı geçen, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO’ya üye olmakla, İttifak’a yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda 2 bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan işte bu savaş sanatımızı da kazandırdık. Göz bebeğimiz olan Türk Silahlı Kuvvetleri, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdidi kaynağında bertaraf edecek kuvvet ve kudrete sahiptir.”

“Halihazırda NATO’nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. On yıllardır NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir.” diyen Erdoğan, Türkiye’nin bu emanete hakkıyla sahip çıktığını vurguladı.

Türkiye’nin, İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan, gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduğunu belirten Başkan Erdoğan, “NATO’nun harekat ve misyonları ile ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.” dedi.

İttifak’ın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduklarını bildiren Erdoğan, Türk Hava Kuvvetlerine ait F-16’ların ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği misyonu kapsamında, Estonya’da konuşlanacağını söyledi.

“NATO BİRBİRİNE GÜÇ KATAN MÜTTEFİKLERİN İTTİFAKI OLMALIDIR”

Türkiye’nin, 2025 Ekim ayında üstlendiği NATO Kosova Gücü (KFOR) komutasını 2026 Eylül sonuna kadar sürdüreceğini hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“2028-2029 yıllarında İttifak Mukabele Kuvvetine komuta edeceğiz. Daha burada sayamayacağımız, nice misyona ciddi katkılar sunuyoruz. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi, bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı, üç boyutlu derinlik yani, üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretim oluşturur. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın sacayakları olacaktır. Ülkemizin savunma sanayisi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur.

Türkiye olarak, kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında, savaş gemilerinde, dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayisi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz. Bu sabahki konuşmamda da ifade ettim. Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri, NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği’nin liderliğinin dikkatine getiriyorum.”

Başkan Erdoğan, “Şurası bir hakikat ki, Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde, bu girişimlerin etkileri çok sınırlı olacaktır. Müttefikler arasında savunma sanayisi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler, her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor. Bunların amasız ve fakatsız biçimde bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu hususa Zirve Bildirisi’nde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık. Şunun altını bir kez daha çizmek durumundayım, NATO birbirine bağımlı ülkelerin değil birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erdoğan: Daha güçlü NATO’nun temelleri atıldı

“ADİL BİR BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ”

Başkan Erdoğan, zirve kapsamında ev sahipliği yaptıkları Savunma Sanayii Forumu vesilesiyle NATO’nun savunma sektörü ile daha sıkı işbirlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi’nin müttefiklerce kabul edildiğini hatırlattı.

Terörizmin NATO’ya yönelik iki ana tehditten biri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirve’mizde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kere daha vurguladık. Görüşmelerimizde Ukrayna’da 5’inci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratmaya yönelik bu muharebede savaş, her ay on binlerce zayiat verilen bir kıyım makinesine dönüşmüştür. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik. Bu ilkeli duruşumuzu hem Sayın Putin hem Sayın Zelenskiy hem de bu sabah belirttiğim üzere müttefiklerimiz çok iyi biliyor. Bugün bir kez daha şu çağrıyı yapmak istiyorum: Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Tarafları, Türkiye’de yeniden bir araya getirmeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.”

“GAZZE’DE İŞGAL VE ZULÜM HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR”

Başkan Erdoğan, bugün ayrıca Orta Doğu’da yaşanan güncel gelişmeleri de değerlendirdiklerini söyledi. Her aşamasına destek verdikleri İslamabad Mutabakatı’nı büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Müzakere sürecinin zorluklarının elbette farkındayız. Burada önemli olan çözüm iradesinin mutlaka korunmasıdır. Gelgitler yaşansa dahi neticede aklıselimin galip geleceğine inanıyorum. Dünyanın beklentisi de barışa fırsat tanınmasıdır. Şu gerçeği burada dikkatinize getirmekte fayda görüyorum, bir tarafta barış umutları yeşermekteyken öte tarafta 2 Mart’tan bu yana 5 bine yakın insanın hayatını kaybettiği Lübnan’a yönelik saldırılar halen durmuyor. İnsanlar göçe zorlanıyor, şehirler yıkılıyor, Lübnan toprakları adım adım gasbediliyor. Aynı şekilde çoğu çocuk ve kadın 73 bin masumun katledildiği Gazze’de işgal ve zulüm hız kesmeden sürüyor. Kendi güvenliğini, bölgenin istikrarsızlık içinde olmasında görenler, en küçük bir barış ışıltısını bile söndürmeye çalışıyor. Bu savaş bağımlısı zihniyete prim verilmemesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyorum. Bölgemizin şu anda ne yeni bir gerilime ne yeni bir çatışmaya tahammülü var. Tam tersine, insanlık olarak hava gibi, su gibi hepimiz, barışa, huzura, istikrara ihtiyaç duyuyoruz.”

“TÜM ANKARALI KARDEŞLERİME ŞÜKRANLARIMI SUNUYORUM”

ABD Başkanı Donald Trump başta olmak üzere liderlerle ikili ve bölgesel meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Erdoğan, zirve marjında Bulgaristan, Kanada, Finlandiya, Fransa, İtalya, Almanya, Birleşik Krallık liderleriyle de görüşmeler gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın da Ankara’da olduğunu anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu akşam Avrupa Birliği liderliğiyle çalışma yemeğinde bir araya geleceğiz. Yarın da Karadağ, Slovakya ve Arnavutluk liderlerini ağırlayacağız. Malumunuz önümüzdeki yıl Türkiye’nin NATO üyeliğinin 75’inci yıl dönümü. Bu anlamlı yıl dönümünün arifesinde Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha vurgulamak istiyorum. Zirveye hazırlık bağlamında yakın işbirliği içinde olduğumuz NATO Genel Sekreteri Sayın Rutte ve ekibiyle zirvemizin başarıyla icra edilmesi için günlerdir büyük bir özveriyle çalışan görevlilerimizi tebrik ediyorum. Türkiye’nin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.”

Türkiye’nin 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağını dile getiren Erdoğan, “29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatımızın 13. Liderler Zirvesi’ni yine burada, başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 9-20 Kasım tarihlerinde COP 31 İklim Zirvesi’ni Antalya’da tertipleyeceğiz.” dedi.

Ankara Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, dünyanın dört bir yanından Ankara’ya gelen basın mensuplarına teşekkür etti.

Türkiye’ye F-35 satılmasına karşı çıkmalarına ilişkin, “Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis’in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından basın toplantısı düzenledi.

Bir basın mensubunun, “İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Türkiye’ye F-35 satılmasını istemedikleri” yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, “Bu açıklamalar F-35 sürecini sıkıntıya sokar mı?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Her iki açıklamanın da benim dünyamda yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü belli. Miçotakis’in böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Zira biz, Sayın Miçotakis’in Yunanistan için almış olduğu savunma araçlarına, ‘niçin bunları aldın?’ veya ‘niçin bunları alıyorsun?’ diye bugüne kadar bir düşünce sarf ettik mi? Hayır. Halbuki bizim kapı komşumuz. Bu tür şeyleri söyleme imkanımız da olabilirdi. Ama gerek yok. Alabilir de satabilir de. Türkiye ise şu anda bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında da tabii ki alma hakkına da sahiptir. Bizler de bunun görüşmelerini dünyanın değişik ülkeleriyle yapıyoruz. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz.”

Başkan Erdoğan’dan Reuters’a F-35 mesajı: “Bizi izlemeye devam edin”

“BİZİ İZLEMEYE DEVAM EDİN”

Başka bir basın mensubunun, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’nin F-35 tedariki konusunda yaptığı farklı açıklamalara dikkati çekerek, “F-35’lerle ilgili size ne söyledi?, Türkiye’nin F-35 alabilmesi için S-400’leri ne yapacak? Rusya’ya geri mi verecek? Başka bir ülkeye mi konuşlandıracak?” sorularına Erdoğan, “Bizi izlemeye devam edin.” karşılığını verdi.

Başkan Erdoğan SABAH Dijital’in sorusunu yanıtladı: Türkiye Çelik Kubbe’de her geçen gün mesafe alıyor

“BİRİLERİNİN ELİNDE FARKLI KUBBELER VARSA BİZDE DE ÇELİK KUBBE VAR”

Başkan Erdoğan, SABAH Dijital’in Çelik Kubbe Projesi’nin NATO’nun hava savunma kapasitesini nasıl etkileyeceği yönündeki bir sorusunu ise şöyle cevaplandırdı:

“Çelik Kubbe Projesi aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgelerdeki en güçlü bilek güreşidir. Bütün adımlarımızı attık ve Çelik Kubbe’de de şu anda Türkiye her geçen gün mesafe alıyor. Nitekim bunların da zaman zaman sergilenmesini de yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.”

“HER AN TRUMP İLE BU TÜR KONULARIN GÖRÜŞMESİNİ YAPARIZ”

Azerbaycanlı bir basın mensubunun, “ABD Başkanı Trump ile yapılan görüşmede Güney Kafkasya’daki gelişmelerin gündeme gelip gelmediğini” sorması üzerine Erdoğan, “O gündemimize gelmedi ama her an telefonla yine Sayın Trump ile bu tür konuların görüşmesini yaparız.” dedi.

Yunan bir basın mensubunun, “ABD Başkanı Trump ile yapılan görüşmede Ruhban Okulu meselesi gündeme geldi mi?” sorusuna Erdoğan, “Hayır, gündeme gelmedi” karşılığını verdi.

Aynı basın mensubunun, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in “Türkiye ile deniz yetki alanları meselesini çözmemiz gerekiyor” açıklamasını anımsatıp, “Türk-Yunan ilişkilerinde yeni atılacak adım ne olabilir?” şeklindeki sorusuna Erdoğan, şu cevabı verdi:

“Miçotakis ile özellikle Ege Denizi sorunlarını çözme konusundaki düşünceyi ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah birinci derecede Dışişleri Bakanlarımız daha sonra gerekirse biz de masaya otururuz ve bu konuyu görüşürüz ama şunu açık ve net söyleyeyim ki o suların sorununu çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.”

“DERDİ BARIŞ OLANLAR HER TÜRLÜ KATKIYI VERMELİ”

Başka bir basın mensubunun, “NATO ve Avrupa, ABD ve NATO arasındaki ihtilaflı alanlara” dikkati çekip, “bu konuda Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenip üstlenmeyeceği” yönündeki sorusuna Erdoğan, “Daha adil bir dünya mümkün. Ona çalışmamız gerekiyor. Onun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adımları atması gereken her siyasetçi bu sorunu çözmek için kararlı yürüyüşünü sürdürmeli. Ben ‘bu çözülemez’ demem. Tam aksine ‘çözeriz’ diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. İşte bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması lazım, el vermesi lazım. Derdi barış olanlar bu işe her türlü katkıyı vermeli.” cevabını verdi.

“ÇOK ÇOK VERİMLİ BİR TOPLANTI OLDU”

Bir basın mensubunun, “ABD Başkanı Trump ile nelerin görüşüldüğünü ve NATO Zirvesi’ne dair liderlerin geri dönüşlerinin neler olduğunu” sorması üzerine, Erdoğan şunları kaydetti:

“Sayın Trump ile özellikle Başkanlık makamında yaptığımız basın toplantımız çok geniş çerçevede bir basın toplantısıydı. Gerek Sayın Trump gerekse şahsım bu sorular karşısında gerekli olan her türlü cevabı verdik. Ama çok çok verimli bir toplantı oldu. Sayın Trump da o basın toplantısından çıktığımızda çok mutlu çıktı.”

“GEREKLİ CEVAPLARI ZAMANI GELİNCE VERECEĞİZ”

“Türkiye’nin İHA-SİHA teknolojilerindeki tecrübesini aktarmak üzerine NATO’ya akredite etmeyi planladığı İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezi teklifi müttefikler tarafından nasıl karşılandı?” sorusu üzerine Başkan Erdoğan, şu anda mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde olanların gerekli cevabı, gerekli zamanlarda verdiğini söyledi.

Türkiye’nin bu konuda da belli bir imkana ve güce sahip olduğunu belirten Erdoğan, “Gerek gücümüzü gerek imkanımızı gerekse bu mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmasını ve bunların artışını da tüm dünyaya gösteriyoruz, göstereceğiz. Bunun için Baykar önemli bir adım ve bu süreç devam ediyor. Çok ciddi dünyadan siparişler alıyorlar, almaya devam ediyorlar. Demek ki insansız hava araçlarımız İHA’lar, SİHA’lar dünyada karşılık buldu.” ifadelerini kullandı.

“Türk-Amerikan ilişkilerinde gelecek dönemde en öncelikli ortaklık alanının hangisi olmasının beklendiğine” yönelik soru üzerine Erdoğan, savunma sanayisinin önemli adımlardan bir tanesi olduğunu, bunun yanında ekonomik ilişkilerin de çok önemli olduğunu kaydetti.

Erdoğan, ekonomik ilişkileri Amerika’yla geliştirmenin Türkiye’nin ciddi manada menfaatine olduğuna işaret ederek, “Bu konuyu aynen Amerika da kabul ediyor. Bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz. Bu ikili görüşmelerimizde gerek Sayın Başkan gerekse bizler bu konularda mutabıkız. İşte en önemlisi az önce de gündeme geldi, F-35 konusu. F-35 konusunda da Sayın Trump, aslında Türkiye’ye yönelik olumlu bir yaklaşımın içerisinde. İnşallah, F-35’lerin Türkiye’ye teslimi gerçekleştiği anda da bütün dünya ‘Amerika verdiği sözü tuttu.’ diyecek.” diye konuştu.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİ HÜKÜMETİMİZ BAŞARDI”

“Türkiye’nin demokrasi ve savunma sanayisi konusunda geldiği noktanın” sorulduğu Erdoğan, şunları kaydetti:

“Terörsüz Türkiye sürecini hükümetimiz başardı. Şu anda artık Güneydoğu’da, Doğu’da çobanlarımız yaylada rahatlıkla yaylak yapıyor, sürülerini otlatıyor. Bakıyorsunuz, yavrularına o sürüleri teslim edebiliyor. Böyle bir gündemi artık yakaladık. Aynı şekilde nehirlerde, ırmaklarda herkes yüzebiliyor. Bugünlere geldik. Bölgede toplantılarımızı, mitinglerimizi en geniş anlamda yapıyoruz, yapabiliyoruz. Demek ki süreci Terörsüz Türkiye olarak ciddi bir noktaya taşıdık. Bizler de örneğin partim, bütün ekibiyle bölgede mitinglerini yapıyor, mitinglerimizi yapıyoruz. Bu güzelliklere kavuşturan Allah’a hamdolsun diyorum.”

“YAPTIRIMLAR BÜYÜK ORANDA KALKMIŞ VAZİYETTE”

Bir gazetecinin, “ABD Başkanı Donald Trump ‘Yaptırımları kaldırdık.’ dedi ama somut bir takvim belli mi? Yaptırımların ne zamana kadar kaldırılmasını bekliyorsunuz? ABD’deki seçimden önce kalkar mı?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda, büyük ölçüde bunlar kalkmış vaziyette. Şu anda Milli Savunma Bakanım, Genelkurmay Başkanım, Dışişleri Bakanım ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye’ye uygulanmadığını bizzat yaşıyorlar, görüyorlar. Böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı anında da Sayın Trump sağ olsun aradığımız zaman 24 saat içerisinde bize döner. 24 saat içerisinde de gerekli olan cevabı alırız.”

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.


Haber Girişi
Halil İbrahim Ğlkü – Editör



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Ay Yıldız Joint Headquarters opened its doors to NATO for the first time! Minister of National Defense Yaşar explained: Uninterrupted dispatch in crisis and war scenarios!

Published

on


As part of the 36th NATO Heads of State and Government Summit hosted by Türkiye, a reception was held yesterday for NATO defense ministers at the Crescent and Star Joint Headquarters, which is under construction.

Ay Yıldız Joint Headquarters opened its doors to NATO for the first time! Minister of National Defense Yaşar explained: Uninterrupted dispatch in crisis and war scenarios!

AY YILDIZ HEADQUARTERS OPENED ITS DOORS FOR THE FIRST TIME

Crescent and Star Joint Headquarters, which is under construction, opened its doors for NATO defense ministers for the first time. At the reception held in the Yıldız section of the new headquarters, Minister of National Defense Yaşar Güler welcomed the guest ministers at the door accompanied by the military band.

Ay Yıldız Joint Headquarters opened its doors to NATO for the first time! Minister of National Defense Yaşar explained: Uninterrupted dispatch in crisis and war scenarios!

‘IT WAS INSPIRED BY THE CRESCENT AND STAR ON OUR FLAG’

Minister Güler stated that he was very happy to host the guest ministers at the Ay Yıldız campus and said, “This campus, which we are in and designed with inspiration from the crescent and star on our flag, will now unite our entire defense and military command structure under a single roof. This headquarters will be operational soon and will be one of the largest headquarters in the world. By gathering our General Staff and Force Commands under one roof, we will maximize our joint operation capability and accelerate bureaucratic processes.” “We aim to achieve maximum speed and efficiency,” he said.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

First Lady Erdoğan hosted the leaders’ wives at Çankaya Mansion

Published

on



First Lady Erdoğan hosted the leaders' wives at Çankaya Mansion

“OUR INTENTION IS NOT TO DEPRIVE OUR CHILDREN FROM THE POSSIBILITIES OF THE AGE”

Reminding that history has repeatedly shown that creating a power requires embracing its consequences, First Lady Erdoğan said, “Every understanding that escapes this responsibility has made humanity pay a heavy price in the end. However, no law, no filter can fill the void in a child’s heart like love and genuine human relations. What protects against techno-colonialism stronger than the laws is a heart that has established solid bonds and a questioning mind.” made his assessment.

Stating that children who acquire these developmental achievements at an early age will be conscious subjects, not objects of the digital world, Erdoğan said, “Our intention here is not to deprive our children of the opportunities of the age, but to make these opportunities worthy of their dignity, security and development.” he said.

Reminding that he mentioned 60 children at the beginning of his speech, Erdoğan said:

“While I was making this speech, more than 300 more children walked through that door. What will greet them behind the door depends on the will we will show today. I wholeheartedly believe that we will undertake this responsibility together, which cannot be carried by a single shoulder, and that we will build a safer and more humane digital future for our children, free from all kinds of colonialism.”

First Lady Erdoğan hosted the leaders' wives at Çankaya Mansion

LEADERS’ WIVES ALSO MADE A SPEECH

After her speech, First Lady Erdoğan gave the first word to Brigitte Macron, the wife of the French President, who she said is an experienced educator who has been drawing attention to the effects of the digital world on children for a long time.

After Macron’s speech, Lithuanian President’s wife Diana Nausediene, Finnish President’s wife Suzanne Elizabeth Innes-Stubb, Romanian President’s wife Mirabela Gradinaru, Polish President’s wife Marta Nawrocka, Ukrainian President’s wife Olena Zelenska, South Korean President’s wife Kim Hea Kyung, Slovenian Prime Minister’s wife Urska Bacovnik Jansa, Albanian Prime Minister’s wife Linda Rama, Monika Babisova, the wife of the Czech Prime Minister, Bo Tengberg, the wife of the Danish Prime Minister, Mareva Grabowski-Mitsotakis, the wife of the Greek Prime Minister, Milena Spajic, the wife of the Montenegrin Prime Minister, Evelin Oras, the partner of the Estonian Prime Minister, Diana Fox Carney, the wife of the Canadian Prime Minister, Charlotte Merz, the wife of the German Prime Minister, and Heiko von der Leyen, the wife of the President of the European Union Commission, also made speeches.

Veerle Hegge, wife of the Prime Minister of Belgium, and Marjolijne Frieden, wife of the Prime Minister of Luxembourg, also attended the meeting.

Kim Hea Kyung came to the program with a shawl and bag made of sof fabric, which were gifted by First Lady Erdoğan during her previous visit to Türkiye.

First Lady Erdoğan hugged and chatted with Olena Zelenska for a long time, as well as with Brigitte Macron, whom she greeted by saying “Welcome” in French.


First Lady Erdoğan hosted the leaders' wives at Çankaya Mansion

THEY TASTED THE TASTES OF TURKISH CUISINE

After the round table meeting, First Lady Erdoğan met with the leaders’ wives for lunch.

Guest leader spouses had the opportunity to get to know Turkish cuisine closely by tasting the flavors that reflect Turkish gastronomy.

During the meal, guests were served unique delicacies including fava, Urla artichoke, Anatolian style stuffed zucchini flower and stuffed vine leaves, keskek and Emiralem strawberry.

The leaders’ wives ate their meals in the hall containing Iznik tile samples and on tablecloths reflecting Turkish embroidery culture.

After lunch, First Lady Erdoğan and the leaders’ wives took a family photo.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Praise for Turkish coffee from Japanese Foreign Minister Motegi

Published

on


Japanese Foreign Minister Motegi Toshimitsu shared a video about the moments when he drank Turkish coffee in Ankara, where he was invited as part of the 36th NATO Heads of State and Government Summit.

Minister Motegi shared a video from Ankara on his social media account. In his post, Motegi said, “In Türkiye, I drank authentic Turkish coffee during breaks between various meetings and meetings. Turkish coffee is unique not only in its preparation and drinking, but also in how it continues to give pleasure after drinking.” he said.

Praise for Turkish coffee from Japanese Foreign Minister Motegi

The video in the post featured the moments when Motegi experienced Turkish coffee in Ankara, where he was invited as part of the 36th NATO Heads of State and Government Summit. Stating that Turkish coffee comes to mind when Türkiye is mentioned, Motegi explained that Turkish coffee is made by boiling directly with water, without using a filter, and that the clear part on top is drunk after the grounds settle to the bottom.

Motegi, who later tasted the coffee, made the following evaluation:

“It is not as bitter as I thought, but it seems to have a natural smell. One of the characteristics of Turkish coffee is that it continues to enjoy after drinking it. What to do? You turn the cup upside down and wait. Then, fortune telling is done with the coffee grounds left in the cup. I will try to predict how international situations will develop from now on, by reading fortunes.”

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Threat from İmamoğlu to the President of the Court: “I will judge you”

Published

on


The hearing of the case regarding the allegation of corruption with the criminal organization founded by Ekrem İmamoğlu, who was suspended from his post as the President of Istanbul Metropolitan Municipality and arrested, continues on its 64th day. At the hearing held in the hall of the Marmara Prison campus in Silivri, the defendant İmamoğlu, whose turn it was to defend, took the podium.

Defendant İmamoğlu said that he wanted to express some of his objections regarding the decision of the court panel to end the hearing on the 9th of the month. The presiding judge said, “We said we would finish it on July 9, it is your discretion whether to make a defense or not. If you do not want to make a defense, let’s write down the minutes stating that you have exercised your right to remain silent, and let’s close the session. This is not the place for you to bargain.” he said.

İmamoğlu: “I do not use my right to remain silent.” When he reacted by saying, the President said, “Mr. Ekrem, why are you insistently trying to avoid making a defense? Let’s get your identification and start your defense. I have never bargained with any defendant on the stand, ‘Will you defend me?’ he said. Thereupon, İmamoğlu said, “I will not defend, I will judge, I will judge. I will also judge those who made the indictment.” he said.

The president of the court said, “This is not the office where you will judge, you came here to be tried. This is not the office where you will judge, and we do not sit in the office where you will judge. I applied Article 203 on him, let’s take him out of the courtroom. Let’s take his lawyers too.” Using his statements, he decided to remove İmamoğlu from the courtroom on the grounds that he disrupted the order of the hearing.

Meanwhile, the president said, “This will not become normal with your attitudes.” When asked, İmamoğlu said, “What a shame for you.”

The court adjourned the hearing and the hall was evacuated.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

President Erdoğan’s emphasis on defense in the opening speech of the historic summit! Türkiye made a breakthrough in defense

Published

on


President Erdoğan spoke at the opening of the 36th NATO Heads of State and Government Summit.

The highlights of President Erdoğan’s statements are as follows:

As Türkiye, we have taken measures to increase the rate of our defense expenditures to 3.5 percent before 2030. We have already reached a 1.5 percent budget share in expenditures related to security and durability. Thus, we aim to reach the 5 percent target 5 years before 2035, determined in The Hague.

“WE ALLOCATED A BUDGET OF 24 BILLION DOLLARS FOR OUR STEEL DOME PROJECT”

Undoubtedly, the real success of our country lies in the breakthrough in the defense industry. We are among the top 10 countries in the world in terms of production and export capacity. We will have met almost all of the 361 talent targets allocated to us in the alliance within 3 years, before the committed date. With our Steel Dome project, we allocated an additional budget of 24 billion dollars for air and missile defense capabilities, the lack of which is felt the most in our alliance.

As the country with the largest land army in Europe, we strive to put our capabilities at the service of the Alliance when needed. We are one of the leading allies contributing to the Alliance’s operations, missions and exercises in Kosovo, the Black Sea, the Baltics and other geographies. As an ally that successfully uses UAVs and UCAVs in real battlefields, we hope to accredit our Center of Excellence for Countering Unmanned Systems, which we envision to be established, to NATO. I believe that this center will support our response capability, especially against air and sea drone threats.

President Erdoğan’s emphasis on defense in the opening speech of the 36th NATO Summit: “Türkiye has made a breakthrough in defense” | Video

“RESTRAINTS BETWEEN ALLIES MUST BE REMOVED”

In order to achieve the NATO 3.0 goal as soon as possible, I would like to draw particular attention to the following two issues: The first is the removal of restrictions between allies in defense cooperation, especially in the defense industry. He welcomes the fact that this message was highlighted by both industry and government officials at the Defense Industry Forum. Secondly, as European allies, we must take on greater responsibility for continental defense while avoiding actions that could weaken the integrity of the Alliance and transatlantic relations. Here, I would especially like to address our allies who are members of the European Union. Maximum benefit in the Union’s efforts in the field of security can only be achieved by avoiding unnecessary duplications with NATO.

“WE WILL GUIDE RUSSIA TO PEACE”

While a cooperation model dictated by reason and logic is possible, the exclusion of allies who are not members of the union will lead to wasted limited resources and an artificial division in Europe, which we do not want at all. It is clear that this attitude does not serve the Transatlantic Defense Industrial Infrastructure that the Secretary General pointed out. I share Mr. Trump’s vision of peace in the Ukraine War and declare my support for Ukraine’s priority needs lists initiative. In addition to the military support we provide to Ukraine from our own national inventory, we will continue our contribution within the scope of Puer El access. While we support Ukraine, we also use our communication channels to guide Russia towards peace.

“WE ARE READY TO CONTRIBUTE TO THE CLEANING OF MINES”

I appreciate the determined attitude of my friend Mr. Trump in helping to resolve the Iranian crisis, despite the sabotage attempts. In addition to our diplomatic efforts, we are ready to make the necessary contribution to clearing the Strait of Hormuz of mines. On this occasion, I would like to express my gratitude to America and Spain, especially Germany and Italy, who deployed additional air defense batteries, for the support provided by NATO elements against the missiles targeting Türkiye.

“WE ALL HAVE A DUTY IN GAZA AND LEBANON”

I attach importance to the fact that our partners from the Istanbul Cooperation Initiative are with us today, as I believe it is essential for us to increase our participation. I emphasize once again that the key to lasting peace in the Middle East is the two-state solution. I would like to express that we all have a duty to ensure peace, especially in Gaza and Lebanon. Finally, I remind you that we must be in full solidarity in the fight against all forms and manifestations of terrorism, I hope that the Ankara Summit will be beneficial, and I would like to thank those who contributed to the preparations of the summit.

Follow Sabah to see all developments in a single source on Google News.



Source link

Continue Reading

Trending