Connect with us

Daily Agenda

Bakan Fidan: ABD-İran savaşı felaket olur

Published

on


Bakan Fidan: ABD-İran savaşı felaket olur

“NÜKLEER ADALETSİZLİK”

Anlaşmaya göre, anlaşmanın imzalandığı tarih itibarıyla nükleer silah sahibi olan ülkelerin nükleer silah sahibi olmaya devam edeceği maddesine dikkati çeken Fidan, “Bunlar BM’nin 5 daimi üyesi. Diğer hiç kimse olamayacak. Bunun karşılığında da bu ülkelere barışçıl nükleer enerji için teknoloji aktarımında bulunacak ve nükleer silah sahibi olan ülkeler de bu silahlardan kurtulmak için ellerinden geleni yapacaklar. Ama son iki maddenin hiçbiri olmadı. Dolayısıyla bir nükleer adaletsizlik var.” değerlendirmesinde bulundu. Fidan, ABD’nin geleneksel müttefiklerine sağladığı koruma kalkanının kalkma ihtimaline yönelik birtakım senaryolardan hareketle, belli ülkelerin de hızla nükleerleşebileceğine ilişkin bazı senaryolar olduğunu belirterek, “İleride daha fazla sayıda ülkeyi nükleer silah ararken görebiliriz ve bu İran veya Orta Doğu’dan herhangi bir ülke olmayacak. Asya Pasifik’ten ve Avrupa’dan olacak.” dedi. Türkiye’nin İran’ın nükleer silah sahibi olmasına nasıl yaklaştığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, “Bölgede dengeyi değiştirecek dramatik değişimleri görmek istemiyoruz açıkçası. Yani bir güç dengesi var. Bunun bozulması bölgedeki işbirliği ruhunu ciddi oranda zedeler. İkincisi bunu farklı okuyan, İran’la birtakım daha farklı sorunları olan ülkeleri nükleer silah sahibi yapma çabası içine sokar ve aynı yarışa bizim de ister istemez katılmamız gerekebilir. Dolayısıyla bunun bölge için çok faydalı olacağını düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı. Fidan, Türkiye’nin nükleer silaha sahip olması gerekip gerekmediğine ilişkin soruya ise “Bunlar tabii birtakım stratejik yüksek konular. Bunlar geniş, büyük resim içerisinde düşünülmesi gereken hususlar.” yanıtını verdi.

Bakan Fidan: ABD-İran savaşı felaket olur

SURİYE’DEKİ GELİŞMELER

Suriye’nin esas itibarıyla önemli bir yol katettiğini dile getiren Fidan, “Suriye’nin birliği, bütünlüğü, istikrarı adına ve bunun kan dökülmeden, diyalog yoluyla gelişiyor olması bizim için önemli bir husus. Biraz daha gidilmesi gereken mesafe var ama.” diye konuştu. Fidan, “Büyük ölçüde YPG’nin işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve şu anda Kürt nüfusun yaşadığı yerde esas itibarıyla pozisyon alması, bir önceki haritaya göre çok daha sağlıklı olması gereken bir durum. Ama bu durumdan daha iyi duruma da gidilebilir.” dedi. Suriye’de terör örgütü YPG ile varılan mutabakat gereği tamamlanması gereken adımlar bulunduğuna dikkati çeken Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu adımlar her gün öyle veya böyle atılarak bir noktaya gidilmeye çalışılıyor. Burada iki tarafta da belli miktarda güvensizlik var ama belli adımlar atıp hayata geçtikçe güvenin artacağını düşünüyorum. Diğer taraftan YPG’nin de kendi içerisinde tarihi bir dönüşüm yaşaması gerekiyor ki o tartışmalar da şu anda orada oluyor. YPG’de bu tartışmaların olması önemli. Yani daha gerçekçi, daha Suriyeli, Türkiye’nin güvenlik tehdidiyle veya Irak’ın güvenliğiyle tehdit edecek bir durumda olmayan, yani PKK’nın kendi orijinal dört ülkedeki Kürt varlığına yönelik emellerinin artık bir parçası olmayan, bir durumda olurlarsa, bu hiç kimseye tehdit etmeden kendi ülkelerindeki Kürtlerin duruşuyla ilgili bir mücadele zemini olur. Burada siyasal mücadele esastır. Biz zaten Kürtlerin hakkını baştan beri destekliyoruz. (Suriye Cumhurbaşkanı) Ahmed Şara’ya hep nasihatimiz de bu oldu. Onun getirdiği başkanlık kararnameleri var, ama dediğim gibi yani bunu büyük bir dikkatle takip etmeye devam edeceğiz.” Fidan, terör örgütü YPG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin’in PKK’yla olan bağlantısının güçlü şekilde sürüp sürmediğine ilişkin soruya şu yanıtı verdi: “An itibarıyla sürüyor. Ama dediğim gibi alandaki değişimin önüne geçecek bir durumda da değil. Çünkü alandaki değişim kendini güçle veya güç kullanıp tekniğiyle dayatan bir konu. Bir de yani Amerikalıların durduğu yer, DEAŞ’lıların artık oradan istifade edilme sürelerinin dolmuş olması, birçok parametre var burada. Belli bir realiteye uyanmaları gerekiyor yoksa kayıpları daha büyük olurdu.”Suriye’de aşiretlerin ayaklandığına işaret eden Fidan, “Biz bu realitenin zaten hayata geçeceğini biliyorduk. Bakın böyle bir realite var. Bu realite, buralara gelmeden tatlılıkla hallolsun. Bir balon içerisinde yaşıyorsunuz, bir hayal içerisindesiniz. Bu realite kendisini dayatacak. Sadece zaman meselesi, an meselesi. Uyanın, daha büyük kayıp olmadan. Bunu hep söyledik.” dedi.

Bakan Fidan: ABD-İran savaşı felaket olur

SURİYE’DEKİ KÜRTLERE İLİŞKİN DURUM

Fidan, Şam’daki hükümetin bütün vatandaşlara sağladığı hak, eşitlik ve özgürlük ortamının önemli olduğuna dikkati çekerek, “Ülke olarak, devlet olarak, başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere, Suriye’deki Kürtlerle ilgili inanılmaz büyük hassasiyetimiz oldu.” ifadesini kullandı. MİT Müsteşarı iken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adına ülkede iç savaşın çıkmasını engellemek için Suriye’ye gittiğini anımsatan Fidan, “Kürtlerle ilgili durumu çok anlattık. Bakın bunların büyük bir kısmının vatandaşlıkları yok. Bunlar kendilerine ait hissetmiyorlar. Bu ait olmama hissinin getireceği çok fazla sıkıntı var. Bu kabul edilebilir bir durum değil. Bunun için çok fazla çalışmamız oldu. Bir de biz kendimiz için ne istiyorsak bölgemiz için de aynısını istiyoruz.” diye konuştu. Fidan, Suriye’deki Kürtlerin hala bir güvensizliği olduğuna işaret ederek, “Her Sünni Arap’ı, DEAŞ’lı ilan eden bir PKK propagandası oldu. Bugün bile bazı milletvekilleri veya PKK sözcüleri, Suriye hükümetine şey yaparken hep böyle DEAŞ’lı dediler. Her Sünni Arap’ı DEAŞ’lı ilan ettiler veya mukabilinde de her Kürt’ü PKK’lı, YPG’li gören bir anlayış iki taraflı pompalandı. Şimdi bu toksik anlayışların bir izale edilmesi gerekiyor ki yani güvende bir sıkıntı olmasın. Ben şuna seviniyorum açıkçası yani Ahmed Şara ve arkadaşlarının bu konudaki çizgisi, perspektifi düzgün. Şu ana kadar geldikleri yerlerde herhangi bir katliam veya halka gerçekten zulmeden bir durum da yok. Bu önemli. İnşallah bu sayfa da Kürtlerin ve Arapların lehine güzel bir şekilde kapanır. Türkiye de kendi milli güvenlik endişelerini artık giderilmiş varsayar ve Suriye daha iyi geleceğe yol alır.” görüşünü paylaştı. Bölgenin yeryüzü cenneti olmaması için hiçbir neden olmadığını vurgulayan Fidan, şöyle devam etti: “Suni kavgalar, tarihten devraldığımız anlaşmazlıklar, üstesinden gelemediğimiz kavram kargaşaları, çözemediğimiz siyasal problemler, etnik problemler, mezhebi kavgalar. Bunlardan dolayı öyle bir zaman kaybı, kan kaybı, enerji kaybı oluyor ki bölgede. Dünyanın birçok yerinde muazzam mesafeler katedilirken burada kan, gözyaşı oluyor. Aslında dünyanın insanlığın ürettiği diğer çözümlere de bakıp dersler alıp yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bence bu konuda epey bir mesafe katettik ve bölgenin en büyük şansı esas itibarıyla gerçekten uzun yıllardır Türkiye’de istikrarlı bir yönetimin olması ve Cumhurbaşkanı’mızın irade makamında bulunması. Bu gerçekten sadece Türkiye için değil, bölgenin de büyük bir şansı.”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Irak hükümeti kendi topraklarının başka bir silahlı unsur tarafından işgal edilmesine izin verir bir durumda. Bunu kendisinin bir milli güvenlik tehdidi olarak algılamıyor.” dedi. Bakan Fidan kendisinin Suriye hakkındaki politika ve söylemlerine ilişkin eleştirilere cevaben “Biz ne zaman YPG’yi eleştirsek, YPG’nin işgal ettiği yerlerden bahsetsek, bunlar şöyle diyorlar, ‘Kürtlerin kazanımlarına karşı bir hamle’ diyorlar.” dedi. “YPG’nin örgütsel aklının Kürtlerin bulundukları bölgede komşularıyla husumet ilişkisi geliştirmelerine, refahlarının gittikçe daha düşük olmalarına ve onları bulundukları bölgede çoğunluğun bir parçası değil, azınlık haline getirmeye yönelik bir ideoloji” olduğunu vurgulayan Fidan, örgütün küçük bir alan da olsa yönetme isteğinde olduğuna işaret etti.

Fidan, Kürt halkına imkan ve alternatif tanınırsa, duruma Türkiye’de olduğu gibi başka bir yerden bakacağını dile getirerek, “Bunu söylediğiniz zaman, bu fikrin sahibi olanlar, YPG’yle, örgütle Kürt’ü eşitleyen kafa buradan Kürtlerin kazanımını şey yapıyor diyor. Halbuki biz görüyoruz. Sen adamın olduğu yeri işgal etmişsin, Deyrizor’u, Rakka’yı. Burada yıllardır aşiretlerle ilişkilerimiz var. Hangi aktörün ne yaptığını, ne zaman olacağını da görüyoruz.” diye konuştu. Kürtleri örgüt adına birtakım politikaları uygulamak için daha fazla bölgede nefret objesi haline getirilmesine gerek olmadığının altını çizen Fidan, bölge halklarının başka ülkelere şikayet edilmesi ve bölgeye İsrail ile Fransa gibi ülkelerin çağrılmasına tepki gösterdi.

Fidan, “Bölgenin halkısınız. Herkes nasıl konuşuyor, siz de gelin konuşun aktörlerle. Gelin Türkiye’yle konuşun, gelin onunla konuşun, gelin bununla konuşun ama siz bir ön şartla geliyorsunuz.” diyerek, bu metodolojinin neyle sonuçlanacağını önceden gördüklerini belirtti.

IRAK’TAKİ TERÖR ÖRGÜTÜ PKK VARLIĞI

“Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak’ta buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı bir karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur.” ifadelerini kullanan Fidan, Irak’taki terör örgütü PKK varlığının da büyük bir mesele haline geleceğini kaydetti. Fidan, Irak hükümetinin PKK konusunda bir irade ortaya koymak zorunda kalacağını vurgulayarak, Sincar’daki yapılanmanın orada duramayacağı ve durmaması gerektiğini söyledi. “Irak, ben bir egemen devletim, benim topraklarımın içinde silahlı bir örgüt olamaz noktasına mı gelecek?” sorusuna “Evet.” yanıtını veren Fidan, “Irak hükümetinin özellikle PKK ile ilgili sorunu sahiplenmesi son 5 yılın bir meselesi, söylem bazında.” dedi. Fidan, eski Irak Başbakanı Mustafa Kazımi’nin göreve gelmesiyle Irak hükümetinin ilk defa bu konuyu dillendirmeye başladığına değinerek, şöyle devam etti:

“Sayın Sudani döneminde ve o günkü yapılan MGK toplantılarıyla PKK giderek daha fazla Bağdat merkezine oturmaya başladı. Bizim de hep argümanımız şu oldu: PKK Türkiye’ye karşı kurulmuş bir organizasyon ama Türkiye’de işgal ettiği, edebildiği hiçbir alan yok. Ama Irak’ta, buna mukabil, çok geniş toprak parçalarını işgal ediyor. Suriye’de işgal ediyor. Sorun benim sorunum olmaktan ziyade senin sorunun olmuş. Sen nasıl bir egemen devletsin ki bunu varlığına bu şekilde izin veriyorsun?” Irak’ın gücünün terör örgütüne yeteceğini belirten Fidan, bu yapılanmanın ülkede barındırılmasının sebebini bildiklerini ifade etti. Fidan, Sincar’ın etrafının Haşdi Şabi unsurlarıyla çevrelendiği ve Haşdi Şabi Komisyonu Başkanı Falih el-Feyyad ile yirmiye yakın toplantı yaptığı bilgisini paylaşarak, “Haşdi Şabi karadan ilerleyip biz havadan harekat yaptığımız zaman, olay 2 veya 3 gün. Fazla bir süresi yok. Bu kadar basit bir askeri operasyon.” diye konuştu. “Irak hükümeti kendi topraklarının başka bir silahlı unsur tarafından işgal edilmesine izin verir bir durumda. Bunu kendisinin bir milli güvenlik tehdidi olarak algılamıyor. Kimin milli güvenlik tehdidi olarak görüyor? Bilmiyorum. 6-7 sene önce Türkiye’ye yönelikti. Şimdi öyle bir husus da pratikte yok.” ifadelerini kullanan Fidan, ülke içerisinde başka dengeler bulunduğuna işaret etti. Fidan, Irak’ta Nuri el-Maliki’nin başbakan olması ihtimalinin ortaya çıkmasıyla ilgili soruyu yanıtlarken, “Bizim resmi politikamız hiçbir zaman için, özellikle Irak’ta seçimle gelen, parlamento yoluyla gelen bir hükümeti, bir başbakanı herhangi bir şekilde tercih etmeme gibi bir durumumuz yok. Kim gelirse gelsin, biz orada çalışırız.” dedi.

Eskiden Maliki’nin başbakanlığı döneminde ortaya çıkan problemlerin insanları aynı sorunların yeniden ortaya çıkacağı endişesine sevk ettiğini anlatan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Maliki’nin adaylığına karşı çıkmasının Irak’ta dikkate alınacağı değerlendirmesinde bulundu. Fidan, Irak’la ilgili alınmış Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının bulunduğunu ve Irak petrollerinin parasının hala ABD’ye gittiğini belirterek, “New York’tan her ay belli miktar dolar Irak bankalarına gelmezse Irak ekonomisinin yürüme şansı yok. Böyle bir mekanizma hala var. Amerika’nın elinde çok fazla şey var.” ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, ABD’nin elinde Irak’a yönelik yaptırım aracı bulunduğunu ve bunu belli noktalarda hatırlattığını dile getirdi. Mahmur’da genellikle terör örgütünün sivil organlarının, Sincar’da askeri unsurların, Kandil’de komuta kontrol unsurlarının bulunduğunu belirten Fidan, Pençe-Kilit Harekatı’nın kapsadığı alanın öbür tarafındaki Gare blokunda örgütün yüklenmelerinin bulunduğunu söyledi. Fidan, bu bölgelerde çok uzak olmayan bir zamanda da birtakım değişiklikler olabileceğini kaydetti.

TÜRKİYE, SURİYE’DE OLUMLU YAKLAŞIMLARIN ARKASINDA

Kendisinin SDG hakkındaki söylemlerine getirilen eleştiriler ve şikayetlere ilişkin konuşan Fidan, “Ben bu hükümetin Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) tarafından atanmış bir dışişleri bakanıyım. Belli bir hiyerarşi içerisinde çalışıyorum. Bu kadar hayati konularda Cumhurbaşkanımızın iradesi dışında bir çerçeve çizmemiz, bir görüş oluşturmamız mümkün değil.” dedi. Fidan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye konusunda isabetli ve dengeli yorumlarının bulunduğuna değindi. Suriye’deki gelişmelerin Kürtlerin ve bölge halkının lehine sonuçlandığından bahseden Fidan, kan dökülmeden bu aşamaya gelinmesinin iyi bir gelişme olduğunu söyledi ve diyalogla devam edilmesini temenni etti. Fidan, Türkiye’nin olumlu bütün yaklaşımların arkasında olduğunu vurgulayarak, 50-60 yıl önceki “kır gerillacılığının” oluşturduğu zihniyetle menfaat elde etme çabasının beyhude olduğunu anlattı.

TÜRKİYE VE ABD’NİN LİDERLER DÜZEYİNDEKİ İLİŞKİSİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun süreli mücadeleyle başarı elde etmesine ve oluşturduğu istikrarlı havzaya liderlik etmesinin ABD Başkanı Trump tarafından saygıyla karşılandığına işaret eden Fidan, muhalefetin “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump sayesinde ayakta durduğu” yönündeki eleştirilerine tepki gösterdi. Fidan, Trump’ın Gazze’deki ateşkes, Suriye’deki gelişmeler ve Ukrayna’da ortaya konan duruş konusunda Türkiye ile temas halinde olduğunu ve Türkiye’nin politikalarının Trump’ın bazı politikalarıyla örtüştüğünü dile getirerek, “Bu, Sayın Erdoğan’ın kişisel olarak lehine olan bir şey mi? Bu, bu milleti, bu devleti, bizim ali çıkarlarımızı ilgilendiren stratejik konular.” diye konuştu. Muhalefetin, ülkenin aleyhine de olsa iktidarın başarısızlığını dilemesinin sorunlu olduğunu vurgulayan Fidan, “Cumhurbaşkanımıza bu dış politikadaki genel uyum konuları, beraber hareket etme, bundan dolayı bölgesel liderliğine olan gösterilen saygı ve oradan bir uyum çıkmasının ülkemize kazandırdığı menfaat veya gelmesini önlediği diğer sıkıntılar dışında ne katkısı var şahsi olarak Cumhurbaşkanımıza? Cumhurbaşkanımızın bu türden şeylere ihtiyacı mı var?” dedi. Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu çabaların Gazze, Suriye, Ukrayna gibi bölgesel meseleleri çözmeye yönelik olduğundan bahsetti. Dışişleri Bakanı, Kafkaslar’daki barışa verilen destek ve Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi gibi gelişmelerin Türkiye ile ABD politikalarının örtüştüğü alanlar olduğuna değindi. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 19 Şubat’ta ABD’de düzenlenecek Gazze zirvesine davet aldığını ancak kimin katılacağının henüz belirlenmediğini söyledi. 19 Şubat’ın ramazan ayının başlangıcı olduğuna işaret eden Fidan, İslam dünyasından zirveye davet edilen diğer liderler de bulunduğunu ve bazı ülkelerden zirveye katılım olmama ihtimalinin olduğunu belirtti.

AVRUPA BİRLİĞİ’YLE İLİŞKİLER

Son birkaç yıldır ortaya konan çalışmalarla Avrupa Birliği (AB)-Türkiye ilişkilerinin daha kötüye gitmediğini ve daha iyiye götürmenin yollarının arandığını ifade eden Fidan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konulara önem atfettiklerini aktardı. Fidan, Avrupa’nın kıta dışına çıkması ve bağlantısallık konuları gündeme geldiğinde önemli aktörlerden birisinin de Türkiye olduğunun altını çizerek, Rusya-Ukrayna Savaşı ile kuzeydeki doğu-batı aksının ortadan kalktığını ve Türkiye’nin bağlantısallık açısından coğrafi öneminin arttığını söyledi. AB ile 230 milyar dolar civarında ticaret hacmine sahip olduklarını hatırlatan Fidan, sağlıklı bir güncelleme olması durumunda bunun 2 katına çıkarak her iki tarafın lehine olabileceğini vurguladı. Fidan, Gümrük Birliği gibi konuların ilerletilebilmesi için AB’deki Güney Kıbrıs Rum Kesimi gibi tarafların rezervini kaldırması gerektiğine dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 Şubat’ta Türkiye’yi ziyaret etmesi beklenen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’e bu konuyu gündeme getirebileceğinden bahsetti.

YUNANİSTAN’LA TEMASLAR

Başbakan Miçotakis ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis’in sorunları çözecek niyet ve kapasiteye sahip olduğuna inandığını dile getiren Fidan, ülke içerisindeki siyasal ortamın stratejik sorunları çözmeye elverişli bir ortama imkan vermediğine değindi. Fidan, “(Yunanistan’dan) Gelen liderler bu tarihi sorunu çözmek ile siyasi bedel ödemek arasında sürekli bir ikilem içerisindeler.” diyerek, bu konuda muhataplarına yaratıcı çözümler sundukları bilgisini paylaştı. Avrupalı muhataplarla en çok konuştukları konuların başında vize sorununun geldiğini aktaran Fidan, vize serbestisinin dondurulması konusunu tartışmanın gündemine aldıklarını söyledi. Fidan, Avrupalıların Kovid-19 salgınında vize hizmetleri konusunda düşen kapasitenin güncellenmesi için çalıştığını dile getirerek, daha önce çoklu vize almış olan Türk vatandaşlarına kolaylık getirdildiğini hatırlattı. Türkiye’den Avrupa’ya vize taleplerinin arttığına dikkati çeken Fidan, “Vize politikalarında Avrupa’da çok ciddi bir sıkıntı var. Çünkü merkez sağ ve sol hükümetleri göçmen sorunundan dolayı politik zemini aşırı sağa kaybetmiş durumdalar.” dedi.

SAVUNMA SANAYİSİNDEKİ GELİŞMELER

Fidan, Dışişleri Bakanlığının mili güvenlik sisteminin bir parçası olduğunu belirterek, savunma sanayisinde geliştirilen yeteneklerin kullanılmasının terörle mücadelede avantaj sağladığını kaydetti. Savunma sanayisi ürünlerinin savaş şartlarında kullanıldığını ve güncellendiğini dile getiren Fidan, bu ürünleri satın alanların en az 1000 kez denenmiş ürünleri envanterine kattığını söyledi. Fidan, Dışişleri Bakanlığında İkili Savunma İşbirliğinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı kurulduğunu ifade ederek, “Başka ülkelerle olan savunma sanayi işbirliğimiz, askeri işbirliğimiz artık dış politikamızın önemli bir alanı oldu.” dedi. Afrika’dan birçok ülkenin Türkiye’den savunma sanayi ürünü almak ve işbirliği yapmak istediğini ve terörle mücadelede yanında olunmasını beklediğini ifade eden Fidan, bu kümenin giderek büyüdüğünü söyledi. Fidan, Türkiye’nin savunma sanayisinin büyümesi sayesinde havadan müdahale imkanlarının geliştiğine işaret ederek, bu imkanlara daha erkenden sahip olunsaydı Türkiye’nin terörden daha erken kurtulabileceğine değindi ve “Çünkü bunu bilen ülkeler vermiyorlar, müttefikiniz de olsa. Amerika vermedi bunu bize.” dedi.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

182 thousand 304 messages from Minister Gürlek to the judicial community on International Women’s Day

Published

on


In his message to the judicial organization, Minister Gürlek said, “You are one of the strongest representatives of the justice service with your hard work, determination and sense of responsibility,” and in his message to female lawyers, “The determination and sense of justice that our female lawyers display while practicing their profession contributes to the strengthening of trust in the law in society.” he emphasized.

182 THOUSAND 304 MESSAGES WERE TRANSMITTED

In the message sent to 81 thousand 928 female judicial members and staff at the Ministry of Justice, Minister of Justice Akın Gürlek emphasized that women who serve devotedly make a significant contribution to the strengthening of the justice organization. Minister Gürlek said, “You, our valued female members working in our justice organization, are among the strongest representatives of the justice service with your diligence, determination and sense of responsibility. With your contribution, our justice organization becomes stronger day by day. On the occasion of March 8, International Women’s Day, I would like to thank our female judges, prosecutors and all our female staff who serve with great devotion to establish justice. I sincerely congratulate all our female members working in our justice organization on March 8, International Women’s Day.” he said. Minister Gürlek also included the following statements in his message sent simultaneously to 100 thousand 376 lawyers: “Our female lawyers, who work devotedly for the administration of justice, represent the power of the defense with their knowledge, effort and determination, and make significant contributions to the strengthening of the rule of law. The determination and sense of justice that our female lawyers display while practicing their profession contribute to the strengthening of trust in the law in society. I sincerely wish March 8, International Women’s Day, to all our female lawyers, who are the honorable representatives of the defense.” I congratulate you and wish you, our valued lawyers, success in your work.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Flight planning statement from Minister Uraloğlu: Flights are canceled until March 13!

Published

on


Minister of Transport and Infrastructure Abdulkadir Uraloğlu made a statement about the developments in the Middle East on his social media account. Stating that they are closely following the developments in the airspace, Uraloğlu announced that flights to Iraq, Syria, Lebanon and Jordan have been postponed again due to the ongoing conflicts between the USA, Israel and Iran.

Flight planning statement from Minister Uraloğlu: Flights are canceled until March 13!

“RISKS CONTINUE”

Stating that risks continue in the region, Minister Uraloğlu said, “Currently, airspace closure NOTAMs continue in Iran, Israel, Iraq, Qatar, Bahrain, Kuwait and Syria (except Aleppo). While partial civilian flights continue in Oman, Jordan and Saudi Arabia, air transportation continues in a controlled and limited manner in the United Arab Emirates.”

Flight planning statement from Minister Uraloğlu: Flights are canceled until March 13!

FLIGHTS WERE CANCELED AGAIN

Stating that the flights carry a security risk, Uraloğlu said, “In line with the developments in the airspace, our airline carriers stopped their flights to some points in the region until the end of the day on March 9, due to security risks. However, as a result of the evaluations, due to the ongoing risks, flights to Iraq, Syria, Lebanon and Jordan by THY, AJet, Pegasus and SunExpress were canceled until the end of the day on March 13, 2026.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Head of Communications Duran: Strong women build a strong society

Published

on


The opening of the photography exhibition titled “Women Touching Life” was held at the Presidency Directorate of Communications building on the occasion of March 8, International Women’s Day.

Speaking at the opening, Duran said that the event was organized not only to commemorate a calendar day, but also to emphasize the active role of women in social life.

Referring to the historical transformation of women’s labor, Duran said, “Women’s dignity, labor and social value are, for us, an expression of a deep-rooted understanding that is among the fundamental values ​​of our civilization, beyond a modern search for rights. In our culture, women are an essential subject that establishes and transforms society.” he said.

“STRONG WOMEN BUILD A STRONG SOCIETY”

Duran emphasized that Turkish women took responsibility in the fateful moments of the nation, from the War of Independence to July 15.

Reminding that with the Republic, women gained the right to vote and be elected before many Western countries, Duran reminded that there were also periods in the past when women were excluded from education and business life due to their beliefs.

Duran said:

“Thankfully, the obstacles that occurred during the February 28 period, ranging from university life to the public and private sectors, have been overcome one by one today. Under the leadership of our President, all obstacles to freedom of belief have been eliminated. Turkey has taken important steps to establish equality between men and women, especially in the last 24 years, with public policies and constitutional regulations aimed at strengthening women’s rights.

“WOMEN ARE NOW INVOLVED MORE EFFECTIVELY IN DECISION-MAKING MECHANISMS”

In this process, incentives to increase women’s employment have been implemented, loan and grant programs have been offered to entrepreneurial women, and the actual basis of legal equality has been strengthened with practices such as maternity-nursing leave and child allowance. “Women in Türkiye are now more actively involved not only in the field but also in decision-making mechanisms.”

Stating that the empowerment of women and the strengthening of the family are complementary elements, Duran drew attention to the importance of a life free from violence and economic security.

The exhibition, which was opened to visitors at the Presidential Directorate of Communications Exhibition Hall, includes 41 photographs taken between 1934 and 1986.

In the selection, the stories of women who left their mark in every field of life, from tea harvest workers to ceramic factory employees, from the first female announcers at Ankara Radio to Türkiye’s first female taxi driver, are told.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Minister Göktaş: Our goal; Transforming women’s labor into the production power of the Turkish Century

Published

on


Minister Göktaş published a video message on his virtual media account on the occasion of ‘8 March International Women’s Day’. Stating that women are the essence of life, the basis of the family, the power of society, Göktaş said, “If women are strong, society is strong. If society is strong, Turkey is strong. Under the leadership of our President, Mr. Recep Tayyip Erdoğan, we continue our work with determination to ensure that women exist more effectively in all areas of life.

It implements projects that increase women’s employment; We popularize women’s cooperatives and support our female entrepreneurs to help them grow their businesses. We strengthen our social service models with a women-oriented approach. This year, we are presenting our vision of ‘Women’s Move in Sustainable Development’ with a development approach based on innovation, competitiveness and efficiency. By transforming women’s potential into a strategic power, we create an ecosystem that directs development. Our goal; To transform women’s labor and courage into the production power of the Turkish Century. “I congratulate March 8 International Women’s Day with my sincerest wishes and express my gratitude to all the women who add value to our lives,” she said.





Source link

Continue Reading

Daily Agenda

International Women’s Day message from Minister Gürlek!

Published

on


Minister of Justice Akın Gürlek published a message on the occasion of March 8 International Women’s Day. In his message, Minister Gürlek pointed out that women are the symbol of labor, courage and sacrifice, and the foundation of the family and society, and said, “Women, who have beautified the world with their hard work, determination and success in every period of history, are today the strongest representatives of justice, mercy and hope.”

WE REJECT ALL KINDS OF DISCRIMINATION AND OTHERALIZATION

Gürlek said, “As members of a civilization that always gives importance to women and puts heaven at the feet of mothers, we reject all kinds of discrimination and marginalization against women,” and emphasized that the fight against the mentality that excludes women, damages their dignity, uses violence and acts unfairly is continuing with determination.

WE REMOVED THE TRACES OF THE COUP DELIVERED BY THE TUTORIALISTS ON FEBRUARY 28

Gürlek said that under the leadership of President Recep Tayyip Erdoğan, they have implemented many important regulations, both legal and administrative, to protect and strengthen women’s rights. “We have eliminated the traces of the blow dealt by tutelage to beliefs and lifestyle on February 28. We have eliminated the grievances of women who were discriminated against because of their headscarves and clothing style, and we have eliminated the obstacles to their rights to education and work,” he said.

WE ARE STRONGER IN THE JUDICIARY WITH 10 THOUSAND 358 WOMEN JUDGES-PROSECUTORS, 1,211 CANDIDATES AND 46 THOUSAND 572 WOMEN STAFF

Stating that they have taken steps to increase the role of women and strengthen their rights in every field, especially in politics, justice, education and working life, Gürlek said, “We are stronger with our 10 thousand 358 female judges and prosecutors, 1,211 judge-prosecutor candidates and assistants, and 46 thousand 572 female personnel working in our justice and judicial organization. With the principle of “zero tolerance to violence”, women do not shed even a drop of tears; justice, equality and respect prevail. We will continue to work for a future. Happy March 8 International Women’s Day to all women who work in all areas of life, especially our mothers of martyrs and veterans, and who enlighten the future with their success.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Discord to the Turkish-Azerbaijani brotherhood! Ugly support for MOSSAD’s black propaganda: Guliyev’s immoral slander against Berat Albayrak and Turkuvaz Media

Published

on


Discord to the Turkish-Azerbaijani brotherhood! Ugly support for MOSSAD's black propaganda: Guliyev's immoral slander against Berat Albayrak and Turkuvaz Media

October 19, 2018: STAR Refinery, built by Azerbaijani state oil company SOCAR in Aliağa/Izmir, was opened with a ceremony.

The refinery, where President Erdoğan and President Aliyev cut the ribbon together, became the largest real sector investment made at once in Türkiye with an investment of 6.3 billion dollars.

In his speech at the opening, Erdoğan stated that the STAR Refinery took the relations between the two countries “one step further” and that the economic partnership deepened.

Following previous projects such as the Baku-Tbilisi-Ceyhan (BTC) oil pipeline and Baku-Tbilisi-Erzurum (BTE) gas line, the STAR Refinery formed a new link of the strategic energy projects implemented by the two countries with TANAP, which came into operation in June 2018.

30 November 2019: The European connection of the TANAP natural gas pipeline was completed and an opening ceremony was held in İpsala district of Edirne.

At the ceremony attended by President Erdoğan and President Aliyev, most of the Southern Gas Corridor project was completed with the connection of the TANAP line to the Trans-Adriatic Pipeline (TAP) on the Greek border.

Thus, all infrastructural obstacles to the transmission of Azerbaijani gas to Europe via Turkey were removed.

As of the end of October 2019, Türkiye received a total of 3.18 billion m³ of gas from TANAP, and this amount was planned to be gradually increased to 6 billion m³ per year.

2019 (Commercial Relations): During this period, the trade volume between Türkiye and Azerbaijan increased steadily.

In 2019, bilateral foreign trade volume reached approximately 4.5 billion dollars.

2019 (Investments): Azerbaijan’s direct investments in Türkiye reached historical levels in this period. Especially thanks to energy projects such as the STAR Refinery and Petkim petrochemical facilities, Azerbaijan became one of the countries that invested the most in Türkiye between 2015-2020.

By 2020, Azerbaijan’s total investment in Türkiye approached 20 billion dollars (about 17 billion dollars in energy and 3 billion dollars in non-energy sectors). Similarly, Turkish companies have expanded their activities in Azerbaijan in sectors such as energy, construction, infrastructure, telecom and banking.





Discord to the Turkish-Azerbaijani brotherhood! Ugly support for MOSSAD's black propaganda: Guliyev's immoral slander against Berat Albayrak and Turkuvaz Media

February 25, 2020: Important agreements were signed between the two countries within the scope of the 8th High Level Strategic Cooperation Council meeting held in Baku.

The most notable was the Preferential Trade Agreement.

With this agreement signed in the presence of President Erdoğan and President Aliyev, it was decided to set annual tariff quotas in 15 mutual product groups and reset customs duties.

The Preferential Trade Agreement is a historic step that aims to remove obstacles to trade between the two countries and increase the volume.

During the same visit, various memorandums of understanding, including an action plan, were signed between the Foreign Economic Relations Board (DEIK) and Azerbaijan’s Export and Investment Promotion Fund (AZPROMO).

September – November 2020: During the Second Karabakh War, which started on September 27, 2020 and lasted 44 days, Türkiye provided strong diplomatic support to Azerbaijan.

Turkish officials defended the territorial integrity of Azerbaijan at the highest level and reiterated their calls for an end to the occupation of Armenia.

Türkiye declared that it considered Azerbaijan’s operations based on international law as “its own case”.

After the war ended with Azerbaijan’s victory on November 10, 2020, Türkiye expressed its satisfaction with the result and once again showed that it stood by Azerbaijan in its rightful struggle.




Discord to the Turkish-Azerbaijani brotherhood! Ugly support for MOSSAD's black propaganda: Guliyev's immoral slander against Berat Albayrak and Turkuvaz Media

This process reinforced the strategic alliance dimension of the two countries and further strengthened the sense of brotherhood in the public opinion.

As a matter of fact, President Erdoğan expressed this closeness in his statement right after the victory, saying, “Azerbaijan’s joy is our joy, its sorrow is our sorrow.”

(2015-2020): Concrete projects and agreements implemented during this period show that Türkiye-Azerbaijan relations have reached a historical peak.

The opening of the TANAP natural gas pipeline and SOCAR investments in the field of energy, the commissioning of the BTK railway in transportation, close cooperation in the field of defense and diplomacy, preferential agreements and increasing volume in trade were evaluated as practical reflections of the “one nation, two states” approach.

ONE OF TANAP’S ARCHITECTS; BERAT ALBAYRAK…

Berat Albayrak, who was slandered as “anti-Azerbaijan”, left his name on the pages of history as one of the architects of the Trans-Anatolian Natural Gas Pipeline (TANAP) project, which is the symbol of the Turkish-Azerbaijani brotherhood. Albayrak said about TANAP in 2018, “TANAP is also an investment in brotherhood. It is the ideal of two states and one nation crossing borders and reaching new geographies and new people. It is the greatest legacy that the true friendship and affection between the two countries will leave to the future.”

Moreover, the Azerbaijani press describes TANAP as the “project of the century”. In such an environment, attributing “anti-Azerbaijan” to Berat Albayrak is nothing more than a huge contradiction.






Source link

Continue Reading

Trending