Connect with us

Daily Agenda

Başkan Erdoğan yeni sosyal konut ve kiralık ev projesini açıkladı: Bundan böyle devlet yapacak

Published

on


Başkan Recep Tayyip Erdoğan, “Gazze’de buruk da olsa çocukların yüzleri gülüyor. Yardım görevlileri hamdolsun, şükür secdesi yapıyor. Anneler 2 yıl sonra ilk defa çocuklarını sokağa yukarıdan bomba yağar korkusu olmadan gönderebiliyor. Sadece bunları görmek bile bizim için bahtiyarlıktır.” dedi.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı Eğitim Programı’nda yaptığı konuşmada, programın ülke, millet, parti ve ekonomi için hayırlara vesile olmasını diledi.

“Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” ile başlatılan toplumun farklı kesimleriyle istişare sürecini genişleterek devam ettirdiklerini belirten Erdoğan, yılın tamamında sanayicilerden ticaret erbabına, çiftçilerden gençlere kadar tüm vatandaşların nabzını tuttuklarını dile getirdi.

Erdoğan, 24 yıldır daima milletin rehberliğinde yürüyen, milletle aynı ufka bakan, milletin rotasından hiç çıkmayan bir siyasi hareket olarak Ekonomi İşleri Başkanlığının rolünü bu bakımdan çok önemli bulduğunu söyledi.

“Sizler bizim sahadaki gözümüz, kulağımızsınız. Her biriniz aynı zamanda reel sektör ile partimiz arasında güçlü bir köprü vazifesi görüyorsunuz.” diyen Erdoğan, Ekonomi İşleri başkanlarının illerinde sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcileriyle sürekli temas halinde olduğunu, onların teklif ve tenkitlerine kulak kabarttığını, bunları genel merkeze düzenli raporladığını kaydetti.

“MİLLETLE İNATLAŞMA OLMAZ”

Erdoğan, “Biz de sizden gelen bu bilgiler çerçevesinde hem parti politikalarımıza hem de iktidar olarak attığımız ve atacağımız adımlara yön veriyoruz. Bizim prensibimiz 24 yıldır hiç değişmemiştir. Değerli kardeşlerim, milletle inatlaşma olmaz. Milletin rızası hilafına iş yapılmaz. Bugüne kadar ne yaptıysak hep bu hassasiyetle yaptık. Başkaları gibi yukarıdan aşağıya doğru dikte eden değil, her kademede istişare eden, farklı fikirleri can kulağıyla dinleyen bir yaklaşımla hareket ettik. İnşallah bundan sonra da aynı çizgide siyaset yapmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

AK Parti’nin aynı zamanda hem düşünen hem proje üreten hem de ürettiği projeleri uygulayan, sözlerini lafta ve rafta bırakmayan bir kadro olduğunun altını çizen Erdoğan, tam da kendilerine yakışan bir şekilde sadece Türkiye’yi düşündüklerini, Türkiye’nin menfaatleri için mücadele ettiklerini ve ülkenin geleceğini inşa ettiklerini dile getirdi.

Erdoğan, 21. yüzyılı Türkiye’nin yüzyılı yapma hedefine kilitlendikleri bir süreçte, bu hedefe giden yolun kilometre taşlarını döşediklerini belirterek, her bir yol arkadaşının da görevine bu zaviyeden bakmasını istedi.

Başkan Erdoğan, “Dün ve bugün gerçekleştirdiğimiz toplantılar, niçin daha fazla çalışmamız, daha fazla koşturmamız, milletimizle neden daha fazla hemhal olmamız gerektiğini, inancım odur ki, sizlere bir kez daha hatırlatmıştır. İllerinize döndüğünüzde her birinizin omuzlarınızdaki bu yükün bilinciyle daha fazla gayret göstereceğine yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

“GAZZE SOYKIRIMINI DURDURMA NOKTASINDA ÖNEMLİ BİR ADIM ATTIK”

Küresel ekonominin, koronavirüs salgınıyla yaşadığı şokun etkilerini halen atlatamadığına işaret eden Erdoğan, ticaret zincirinin kırılan halkalarının henüz tam manasıyla onarılamadığını kaydetti.

Erdoğan, dünyada bir ara son 60-70 yılın zirvelerini gören enflasyon ile üretim ve istihdam meselesinin birçok ülkenin başını ağrıtmaya devam ettiğini belirtti.

Batılı ülkeler dahil pek çok yerde enflasyonun endişe kaynağı olmaktan çıktığının söylenemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, nitekim bunun işaretlerini yapılan açıklamalarda yakinen gördüklerini, enflasyonla mücadelede belli bir aşama kaydeden ülkelerin dahi tedbiri, temkini ve teyakkuz halini elden bırakmadığını söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tabii bir de buna bizim coğrafyamızda yaşanan sıcak çatışmaları eklemek gerekir. Dördüncü yılına yaklaşan Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ekonomi ve finans piyasalarında yol açtığı tedirginliği hepimiz gayet iyi biliyoruz. Aynı şekilde Amerika ile Çin arasında son günlerde tekrar kızışan tarife gerilimi de küresel ekonomi üzerinde ilave bir baskı oluşturuyor.

Türkiye olarak işte böyle bir atmosferde hem ülkemizi çatışmalardan uzak tutmaya hem 6 Şubat felaketinin yaralarını sarmaya hem de ekonomide belirlediğimiz hedeflere ulaşmaya çalışıyoruz. Dün, bölgemizin son 2 yıldır kanayan en büyük yarası olan Gazze soykırımını durdurma noktasında önemli bir adım attık. Liderler olarak Şarm el-Şeyh’te güçlü bir irade ortaya koyduk. Amerikan Başkanı Sayın Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sayın es Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim ile birlikte imzaladığımız dörtlü deklarasyonun bölgemizde kalıcı barışa giden yolda yeni bir kilometre taşı olmasını ümit ediyorum. Hamdolsun, bugün Gazze’de buruk da olsa çocukların yüzleri gülüyor. Yardım görevlileri hamdolsun, şükür secdesi yapıyor. Anneler 2 yıl sonra ilk defa çocuklarını sokağa yukarıdan bomba yağar korkusu olmadan gönderebiliyor. Sadece bunları görmek bile bizim için bahtiyarlıktır.

Elbette bunları söylerken şu gerçeği de unutmuyoruz. Geride 68 bin şehit, 170 binden fazla yaralı, yıkılmış şehirler, paramparça olmuş hayatlar, yetim ve öksüz çocuklar bırakan soykırımın yol açtığı tahribatı ortadan kaldırmak belki de hiçbir zaman mümkün olmayacak. Annesi, babası, kardeşi gözlerinin önünde canice katledilen o masum yavrular hayatları boyunca bunun ızdırabını hep yüreklerinde hissedecek.”

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması konusunda, “Başta Amerika olmak üzere Körfez ülkeleri hep birlikte görüşecek, tartışacak ve bu konuda ne gibi adımlar atacağımızı bir karara bağlayacağız.” dedi.

Filistin’in yeniden ayağa kaldırılmasının muhtemelen yıllar alacağını belirten Erdoğan, “Olayın bir inşa süresi var, bir de ihya süresi var. İnşa ve ihya. Türkiye’nin üzerine burada önemli bir görev düşüyor. Tabii bunu başta Amerika olmak üzere Körfez ülkeleri hep birlikte görüşecek, tartışacak ve bu konuda ne gibi adımlar atacağımızı bir karara bağlayacağız.” ifadesini kullandı.

Bütün bunlara rağmen 2 yıllık acının, katliamın ve zulmün ardından Gazze’de ateşkesin sağlanmasını çok kıymetli bulduklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şimdi hep beraber Filistin’in yaralarını sarmamız, Gazze’yi yeniden ayağa kaldırmamız ve Gazzeli kardeşlerimize can suyu olmamız gerekiyor. Türkiye olarak bunun için çalışacak, bu anlayışla sürecin her aşamasını yakından takip edeceğiz. Filistinli kardeşlerimizin istikbali için bu süreci sabırla, basiretle, dirayetle ve suhuletle yönetmeye gayret edeceğiz. Arzumuz dün atılan anlamlı adımın kalıcı ve adil bir barışla taçlanmasıdır. Hiç şüphesiz bunun tek yolu da 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti’nin kurulmasıdır. İnşallah o güzel günleri de göreceğimize tüm kalbimle inanıyorum.”

“BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ HAYAT PAHALILIĞI SORUNUNU KÖKTEN ÇÖZMEK”

Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında uyguladıkları ekonomi programının etkilerini görmeye başladıklarını belirterek, “Enflasyon başta olmak üzere birçok alanda kayda değer sonuçlar aldık. Şüphesiz önümüzde katetmemiz gereken daha çok mesafe var. Hep söylediğim gibi bizim birinci önceliğimiz hayat pahalılığı sorununu kökten çözmektir.” dedi.

Kuraklık, zirai don ve bölgesel krizler gibi kontrolleri dışındaki engellere rağmen hedeflerine ulaşmakta kararlı olduklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“81 İLİMİZDE TOPLAM 500 BİN SOSYAL KONUT İNŞA EDECEĞİZ”

“Depremin yaralarını hızla sarmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar kamu olarak cari fiyatlarla 3,6 trilyon liralık, yani yaklaşık 90 milyar dolarlık harcama yaptık. Geçen ay Malatya’da 304 bininci afet konutumuzun anahtarını hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. 2025 sonunda da toplamda 453 bin bağımsız bölümü teslim ederek, deprem bölgemizi inşallah ayağa kaldırmış olacağız. Bu harcamaları önceliklendirirken, mali disiplinden ödün vermiyoruz. Halen yüksek seyreden kiralar ve konut fiyatlarıyla ilgili de çok önemli bir projeyi hayata geçiriyoruz. Bundan böyle kira konusunda işin planlamasını devlet yapacak. Yani vatandaş gelsin, kendisi kiraya versin ve yüksek kiralarla orada vatandaşı sömürsün. Bunlara fırsat vermeyip, devlet bu sosyal konutları kendisi kiraya verip, inşallah samimi olarak ucuz kiralama sürecini başlatacağız. Yüzyılın Konut Projesi adını verdiğimiz bu çalışmayla 81 ilimizde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz.”

Projede şehit yakını ve gazilere, emeklilere, 3 çocuğu olan ailelere, engelli vatandaşlara özel kontenjanlar ayıracaklarını bildiren Erdoğan, “Yine bu projemizde Türkiye’de ilk kez Kiralık Konut uygulamasını TOKİ’miz vasıtasıyla hayata geçireceğiz. Sosyal konutların bir kısmını vatandaşlarımıza uygun şartlarla kiralayacak, bilhassa dar gelirli ailelerimize rahat bir nefes aldıracağız. Konut projemiz sadece sosyal politikalarda değil, enflasyonla mücadelede de elimizi güçlendirecek, tek haneli enflasyon hedefine ulaşmamıza katkı sunacaktır. Ekim ayı sonunda inşallah projemizin detaylarını milletimizle paylaşacağız. Burada şu hatırlatmayı da yapmak durumundayım. Hükümetimizin üretimi yatırımı, istihdamı, ihracatı merkeze alan büyüme politikasında hiçbir değişiklik söz konusu değildir.” ifadelerini kullandı.

“ASLİ GÖREVİMİZ SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAKTIR”

Küresel ekonomideki belirsizliklere, ticaret ortaklıklarındaki düşük büyüme oranlarına rağmen Türkiye’nin ekonomisinin büyümesini sürdürdüğüne işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“2025’in ilk yarısında yıllık büyümemiz yüzde 3,6 olarak gerçekleşti. Milli gelirimiz yıllıklandırılmış bazda 1,5 trilyon dolara yaklaştı. Nereden nereye? Durmak yok, yola devam. Üretim cephesinde zirai dona bağlı olarak daralan tarım sektörü hariç tüm sektörlerde katma değer artışı oldu. İmalat sanayimiz son 12 çeyreğin en yüksek performansını sergiledi. İşsizlik oranımız 28 aydır tek haneli seviyelerde. Bütün bunları umut verici rakamlar olarak görüyoruz. Ama bu süreçte reel sektörümüzün talep ve beklentilerine de kulaklarımızı asla tıkamıyoruz. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki yaşanan her türlü sıkıntının, her türlü ihtiyacın, karşılaşılan her türlü zorluğun farkındayız. Ekonomik istikrar programımıza halel getirmeden, bu talepleri karşılamaya büyük önem veriyoruz. Hükümet ve siyaset kurumu olarak asli görevimiz sorunlara çözüm bulmaktır. 23 yıldır hep bunu yaptık, bundan sonra da çözüm üreten biz olacağız. Bu süreçte sizden gelen bilgilerin ve yapacağınız bilgilendirmelerin son derece mühim olduğunu tekrar hatırlatmak istiyorum. Ben sizlere, bu kadroya inanıyor ve sonuna kadar güveniyorum. Allah’ın izniyle Türkiye’yi başarıdan başarıya koşturacak, Türkiye’ye yeni rekorları, yeni sevinçleri, heyecanları sizlerle birlikte yaşatacağız.”

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik, “Bu ülkenin, halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı’nı batı başkentlerinde yoldaşlarına yuhalatmanın adı kusura bakmasın ama siyaset değildir, muhalefet etmek hiç değildir.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı Eğitim Programı’nda yaptığı konuşmada, iktidar olarak karşılarında sadece küresel ve bölgesel sınamaların olmadığını, bunlarla birlikte Türk ekonomisine çelme takmaya adeta ahdetmiş bir ana muhalefet partisinin de olduğunu söyledi.

“Yolsuzluk operasyonları başlayınca beytülmala çöreklenmiş yan kesicileri yargıdan kurtarmak için biliyorsunuz boykot diye bir şey uydurdular.” diyen Erdoğan, kendilerine destek vermeyen hangi marka, kurum, şirket, basın yayın kuruluşu varsa hepsini bu boykot torbasının içine doldurduklarını kaydetti.

CHP’nin mitinglerinde bu markaları yuhalatmaktan hedef göstermeye kadar akıl ve vicdanla bağdaşmayan her şeyi yaptığını dile getiren Erdoğan, “Fakat ne yaptılarsa muvaffak olamadılar. Ülkemiz genelindeki boykot çağrıları, diğer bütün işleri gibi hep ellerinde patladı.” diye konuştu.

Milletin, önünü arkasını düşünmeden yapılan ekonomiyi durdurma çağrılarına prim vermediğinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi anlaşılıyor ki boykottan amaçları, milli markaları tehdit edip haraca bağlamakmış. Suç örgütleriyle haşır neşir ola ola iyice onlara benzemeye başladılar. Milletimiz artık bunların siyasi parti mi, mafya mı olduğunu karıştırır oldu. Öyle ya önüne geleni tehdit eden bir siyasi parti olur mu? Kendine destek vermeyen herkesi, tetikçilerine linç ettiren bir siyasi parti olur mu? Sayın Özel’in yönetiminde CHP, siyasi parti kimliğini giderek kaybediyor. Daha önce de söyledim. CHP yönetilmiyor, dümeni kilitlenmiş gemi misali oraya buraya savruluyor. Kaptanın ise ne gemi ne de yolcular umurunda. O boş işlerle, boş gündemlerle günü kurtarmanın derdinde. Rakibimiz de olsa biz kimsenin böyle bir duruma düşmesini istemeyiz. Tam tersine biz rakibimizin kalite ve kalibremize uygun olmasını isteriz.”

“YANLIŞ, BİZİM REFERANSIMIZ OLAMAZ”

CHP’nin yaşadığı bu kimlik bunalımını bir an önce aşmasını temenni ettiklerini dile getiren Erdoğan, “Kimlik bunalımının yansımalarını sadece ekonomi politikalarında değil, dış politikalarında da görüyoruz. Yurt dışına gidince yabancılara kendi ülkelerini şikayet etme alışkanlığını bir türlü bırakamadılar. Güya başka ülkeleri ziyaretlerinde ana muhalefet partisi gibi değil, Türkiye partisi olarak hareket edeceklerdi.” şeklinde konuştu.

Başkan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Ama kendi ağızlarından çıkan bu sözü bile tutmadılar. CHP Genel Başkanı’nın son ziyareti, bu noktada kelimenin tam anlamıyla bir fecaat oldu. Bu ülkenin, halkın oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı’nı batı başkentlerinde yoldaşlarına yuhalatmanın adı kusura bakmasın ama siyaset değildir, muhalefet etmek hiç değildir. Türkiye’nin ana muhalefet partisine ve liderine yakışan, bırakın böyle bir rezalete zemin hazırlamayı, tam aksine buna karşı siper olmaktır. İç siyaset ayrı, dış politika ayrıdır. İçeri ayrı, yurt dışı ayrıdır.

Sayın Özel, bunun tefrikini yapmayı maalesef öğrenemedi. Akıl hocalarını değiştirmezse, korkarım hiçbir zaman da öğrenemeyecek. İnşallah çok geç olmadan, kendini daha fazla rezil etmeden Türkiye’nin de itibarına daha fazla zarar vermeden bunu öğrenme fırsatını bulur. Elbette biz ona kesinlikle bakarak tavrımızı belirleyecek değiliz. Yanlış, bizim referansımız olamaz. Yanlışa, bir başka yanlışla cevap vermek bize yakışmaz. Biz siyasette nezaket, saygı ve sağduyuyu korumaya özen göstereceğiz.”

Türkiye’nin itibarını ve marka değerini yüceltmeyi her türlü siyasi rekabetin ötesinde tutmaya bundan sonra da devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, yurt içi, yurt dışı fark etmeksizin bulundukları her yerde, katıldıkları her toplantıda milleti şanla, şerefle temsil etmenin mücadelesini vereceklerinin altını çizdi.



Source link

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Daily Agenda

Scandalous blunder from Özgür Özel: After the ‘Hamas’ disgrace, he now ignored the oppressed Palestinians

Published

on


Scandalous blunder from Özgür Özel: After the 'Hamas' disgrace, he now ignored the oppressed Palestinians

AK Party Deputy Chairman Faruk Acar also reacted to Özgür Özel’s scandalous attitudes with his post on his social media account.

REACTION FROM AK PARTY’S FARUK ACAR!

Faruk Acar said:

You cannot cover up the humiliation of being an “extra” at the gates and waiting rooms of Spain by criticizing our President, Özgür Özel!

“OPEN MENTALITY FIASCO”

The fact that you are so out of your mind that you call Palestinian babies “Israeli” is a complete mentality failure. Whatever is inside the cube leaks out; This unconsciousness coming out of your mouth betrays your true nature!

Your vision is shallow, your attitude is helpless… Know this well: While you are waiting for permission on the doorsteps, President Recep Tayyip Erdoğan continues to stand tall with the oppressed on every platform.

Scandalous blunder from Özgür Özel: After the 'Hamas' disgrace, he now ignored the oppressed Palestinians

“POLITICAL IGNORANCE”

AK Party Spokesperson Ömer Çelik also reacted by using the following statements:

CHP Chairman Özgür Özel’s words towards our President, our AK Party and the People’s Alliance are nothing more than proof of his own political inadequacy.

Özgür Özel’s attacks on our President’s astute politics are null and void. His words about Türkiye’s original and strong policies accepted by the whole world are nothing but an exposure of his political ignorance.

Özgür Özel is increasingly included in the lower league of far-right politicians in Europe with each passing day.

If Özgür Özel wonders who makes politics under his tutelage, it is enough to look at his own policies.

Scandalous blunder from Özgür Özel: After the 'Hamas' disgrace, he now ignored the oppressed Palestinians

“IT IS THE CLEAREST SUMMARY OF THE POLITICAL PIT TO WHICH CHP IS DRAWING”

AK Party General Secretary and Izmir Deputy Eyyüp Kadir İnan responded with harsh words on his social media account to the statements made by CHP Chairman Özgür Özel at the Ataşehir rally.

In his post, İnan targeted the CHP administration and said, “Bribery, extortion and corruption networks that have reached untenable levels; dark private lives financed with halal public resources… This corruption that the CHP mentality has fallen into is a bitter truth that no longer fits in the sack and that bleeds the conscience of our nation.”

Arguing that the CHP should confront the current situation and give self-criticism, İnan said, “Instead of confronting this rottenness and repenting and making a self-criticism on the basis of national morality, trying to overshadow the functioning of the law with political blackmail and threats of rematch can only be the product of a political mind completely disconnected from national values ​​and state etiquette.”

In his statement, İnan directly targeted CHP Chairman Özel and said, “This helpless situation, in which the mayors within the municipality attempt to threaten Özgür Özel, and Özgür Özel attempts to threaten the institutions of the state and us, is the clearest summary of the political pit into which the CHP has been dragged.”

Making evaluations in three items in his post, İnan said, “He owes money to the mayors. We do not owe money to anyone. We have been subject to threats of political rematch since the 1960 coup. It will come to a halt. By-election scenarios aimed at diverting the agenda, delusions of political rematch, or the theater tents you set up in front of Silivri…”

At the end of his statement, İnan said, “Your shows and blackmails will not stop the spear from tearing the sack and your corrupt mentality from falling into the pit it has dug.”



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

SON DAKİKA! Trump ateşkesi süresiz uzattığını duyurdu: “İran’dan teklif bekliyorum”

Published

on



PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF, TRUMP’A TEŞEKKÜR ETTİ

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İran’la geçici ateşkesin uzatılması yönündeki taleplerini kabul etmesi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump’a teşekkür etti.

Şerif, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu. Diplomatik çabaların devam edebilmesi amacıyla ateşkesin uzatılması yönündeki taleplerini kabul ettiği için Trump’a teşekkür ettiğini ifade eden Şerif, Pakistan’ın çatışmanın müzakere yoluyla çözümüne yönelik çabalarını sürdüreceğini belirtti. Şerif, “Her iki tarafın da ateşkesi sürdürmesini ve çatışmaya kalıcı bir son vermek amacıyla İslamabad’da yapılması planlanan ikinci tur müzakerelerinde kapsamlı bir ‘barış anlaşmasına’ varılmasını içtenlikle umuyorum.” ifadesini kullandı.


İRAN MECLİS BAŞKANI: KAYBEDEN TARAF ŞARTLARI BELİRLEYEMEZ

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD Başkanı Donald Trump’ın “İran ile varılan geçici ateşkesi uzattığına” yönelik açıklamasına ilişkin, “Kaybeden taraf şartları belirleyemez.” ifadesini kullandı.

Muhammedi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda devam ettirme kararı aldığı deniz ablukasının, bombardımandan farksız olduğunu ve askeri olarak karşılık verilmesi gerektiğini savunan Muhammedi, “Kaybeden taraf şartları belirleyemez.” dedi. Muhammedi, ABD’nin ateşkesin uzatılmasına yönelik kararının İran’a yönelik yeni saldırılar için zaman kazanma amacı taşıdığını vurguladı.

NE OLMUŞTU?

ABD Başkanı Trump, Pakistan’ın da talebi üzerine, İran’ın anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını açıklamıştı. Trump, açıklamasında, şu ifadeleri kullanmıştı: “İran yönetiminin ciddi bir bölünme içinde olduğu gerçeği ve Pakistan’dan Mareşal Asım Münir ile Başbakan Şahbaz Şerif’in de talebi üzerine, liderleri ve temsilcileri ortak bir öneri sunana kadar İran’a yönelik saldırımızı askıya almamız istendi. Bu nedenle ordumuza ablukayı sürdürme ve her açıdan hazır kalmaları talimatı verdim; dolayısıyla (İran’ın) önerisi sunulana ve müzakereler bir şekilde sonuçlanana kadar ateşkesi uzatacağım.” ​​​​​​​​​​​​​​


“ATEŞKESİN UZATILMASINI İRAN TALEP ETMEDİ”

İran’ın ABD ile varılan ateşkesin uzatılması yönünde talebinin olmadığı bildirildi.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansında yer alan haberde, İran’ın, ABD ile varılan ateşkesin uzatılması yönünde bir talebi olmadığı belirtildi.

Haberde ayrıca Hürmüz Boğazı’nda ablukanın sürmesinin ABD’nin İran’a yönelik düşmanlığının devam ettiği anlamına geldiği ve İran’ın, deniz ablukası devam ettiği sürece Hürmüz Boğazı’nı açmayacağı kaydedildi.


İRAN SİLAHLI KUVVETLERİ: “ABD’Yİ UYARIYORUZ ELİMİZ TETİKTE”

İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargahı, İran’a yönelik herhangi bir olası saldırıya ilişkin, “ABD Başkanı ve o ülkenin saldırgan komutanlarını uyarıyoruz, elimiz tetikte.” açıklamasında bulundu.

İran basınına göre, Hatemül Enbiya Merkez Karargahı, ABD ile yaşanan gerginliğe ilişkin bildiri yayımladı. Bildiride, “ABD Başkanı ve o ülkenin saldırgan komutanlarını tekrar eden tehditleri üzerine uyarıyoruz. Elimiz tetikte. İran’a saldırı gerçekleşmesi halinde önceden belirlenmiş hedeflere daha sert şekilde saldıracağız.” İfadelerine yer verildi.

 


ABD’NİN İSRAİL BÜYÜKELÇİSİ’NİN WASHINGTON’A ÇAĞRILDIĞI BİLDİRİLDİ

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin, Beyaz Saray’da yapılacak görüşme için Washington’a geri çağrıldığı bildirildi.

İsrail’in Kanal 12 televizyonu, İran’daki gelişmeler ışığında ve Lübnan ile İsrail arasında yapılacak görüşmeler öncesinde Huckabee’nin ABD’ye geri çağrıldığı belirtildi. İran’daki gelişmeler ve Lübnan ile İsrail arasındaki müzakereler öncesinde, Beyaz Saray’da yapılacak görüşmeler için Huckabee’nin Washington’a çağrıldığı belirtilen haberde, yapılacak görüşmelerin detayına ilişkin bilgi paylaşılmadı.


İRAN ABD’NİN UMMAN’DA GEMİSİNE MÜDAHALEDE BULUNMASINI BM’YE ŞİKAYET ETTİ

İran, ABD’nin 19 Nisan’da Umman Denizi’nde kendisine ait kargo gemisine ateş açarak müdahalede bulunmasını BM’ye mektup göndererek şikayet etti. İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.
 

ABD”nin “Touska” kargo gemisine saldırıp “mürettebatını rehin aldığı” belirtilen açıklamada, “Bu, uluslararası hukukun ağır bir ihlali, ateşkesin açık bir ihlali ve korsanlığın özelliklerini taşıyan bir saldırganlık eylemidir.” ifadesine yer verildi. Açıklamada, ABD’nin “pervasız davranışının”, uluslararası seyrüseferleri doğrudan tehlikeye attığı ve deniz güvenliğini baltaladığı aktarılarak, İran’ın, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyine bu konuda mektup gönderdiği ifade edildi. Paylaşımda kopyasına yer verilen mektupta, “bu saldırganlık ve korsanlık eyleminin kesin ve net şekilde kınanmasının, sorumluların tam olarak hesap vermesinin ve geminin, mürettebatının ve etkilenen herkesin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasının talep edildiği” kaydedildi.

“TOUSKA” ADLI KARGO GEMİSİNE MÜDAHALEDE BULUNULMASI
 

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından, 19 Nisan’da Umman Körfezi’nden Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan İran bayraklı “Touska” adlı kargo gemisine müdahalede bulunularak el konulduğunu duyurmuştu.
Trump, “İranlı mürettebat dinlemeyi reddetti, bu yüzden donanma gemimiz makine dairesinde bir delik açarak onları durdurdu. Şu anda gemi, ABD Deniz Piyadelerinin gözetiminde.” ifadesini kullanmıştı.


TAHRAN’DA BİNLERCE KİŞİ ABD VE İSRAİL’İ FÜZELER EŞLİĞİNDE PROTESTO ETTİ

İran’ın başkenti Tahran’da bulunan İnkılap ve Venek meydanlarında ABD ve İsrail karşıtı gösteri düzenlendi.

İnkılap ve Venek meydanlarında toplanan binlerce kişi, ABD ve İsrail’i protesto etti. Ellerinde İran bayrakları taşıyan Tahranlılar, ABD ve İsrail aleyhine sloganlar attı. Protestolar devam ederken İran Silahlı Kuvvetleri gösteri alanlarına balistik füzeler getirdi. İnkılap Meydanı’ndaki gösteriye İran’ın “Hürremşehr” isimli balistik füze getirilirken, Venek Meydanı’ndaki gösteriye ise “Kadir” isimli balistik füze getirildi. Füzelerin meydanlara fırlatma rampalarıyla birlikte getirildiği görüldü.


TRUMP: “ATEŞKESİ SÜRESİZ UZATTIK”

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan’ın da talebi üzerine, İran’ın anlaşmaya yönelik önerisini sunana kadar ateşkesi uzatma kararı aldığını duyurdu.

ABD Başkanı Trump, İran’la müzakereler konusundaki belirsizlik sürerken, Truth Social hesabından önemli bir açıklama yaptı. Trump, İran yönetiminin “bölünmüş” olduğunu savunarak, Pakistan’ın da ateşkesle ilgili talebini dikkate alarak, bugün sona erecek olan geçici ateşkesi uzattığını açıkladı. ABD Başkanı Trump, açıklamasında, şu ifadeleri kullandı:

“İran yönetiminin ciddi bir bölünme içinde olduğu gerçeği ve Pakistan’dan Mareşal Asım Münir ile Başbakan Şahbaz Şerif’in de talebi üzerine, liderleri ve temsilcileri ortak bir öneri sunana kadar İran’a yönelik saldırımızı askıya almamız istendi. Bu nedenle ordumuza ablukayı sürdürme ve her açıdan hazır kalmaları talimatı verdim; dolayısıyla (İran’ın) önerisi sunulana ve müzakereler bir şekilde sonuçlanana kadar ateşkesi uzatacağım.”


İRAN MEDYASI: İRAN İSLAMABAD’A GİTMEYECEĞİNİ ABD’YE İLETTİ


 İran’ın, müzakere heyetinin yarın Pakistan’a gitmeyeceği yönündeki kararını ABD’ye ilettiği bildirildi.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, İran, müzakereler için Pakistan’a heyet göndermeyeceğini ABD’ye iletti. Buna göre, İran’ın çeşitli nedenlerle müzakerelerin ikinci turu için çarşamba günü Pakistan’da bulunmama kararının kesinleştiği ve söz konusu kararın Pakistan aracılığı ile ABD’ye iletildiği belirtildi. İranlı yetkililer daha önce yaptıkları açıklamalarda ateşkesin ilk günden itibaren sürekli ihlal edildiğini ve ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı deniz ablukasının da savaş girişimi olduğunu ve yine ateşkesi ihlal anlamı taşıdığını vurgulamıştı.


HİZBULLAH, İSRAİL’E AİT BİR NOKTAYI HEDEF ALDI

Hizbullah, ateşkes ihlallerine karşılık olarak İsrail ordusuna ait bir noktayı roket ve insansız hava araçlarıyla hedef aldığını duyurdu.

Hizbullah’ın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, “İsrail ordusunun 17 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesi 200’den fazla kez ihlal ettiği” ifade edildi. Açıklamada, bu ihlallere karşılık olarak Kfar Giladi yerleşiminde İsrail ordusuna ait topçu noktasının roket ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı belirtildi. Öte yandan İsrail ordusu, Hizbullah’ın ateşkesi ihlal ederek Lübnan’ın güneyindeki Rab Telatin bölgesinde İsrail askerlerine saldırdığını öne sürmüş ve buna karşılık roketlerin fırlatıldığı rampayı hedef aldığını açıklamıştı.


İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI’NDAN KÖRFEZ ÜLKELERİNE PETROL UYARISI

İran Devrim Muhafızları Ordusu Hava ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mecid Musevi​​​​​​​, Körfez ülkelerini, İran’a yönelik olası bir saldırıda topraklarını kullandırmamaları konusunda uyardı.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Musevi, Körfez ülkelerine uyarıda bulundu. Musevi, İran’a yönelik olası bir saldırıda “her yeri” hedef alacaklarını belirterek, “İran’ın güney komşuları bilsin ki eğer coğrafya ve imkanlarını İran’a saldırı için düşmanın emrine verirlerse, Orta Doğu’da petrol üretimi ile vedalaşmaları gerek.” dedi.


İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI: “İRAN SINIRLAMALARLA NASIL BAŞA ÇIKACAĞINI ÇOK İYİ BİLİYOR”

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı deniz ablukasına ilişkin, “İran, sınırlamalarla nasıl başa çıkacağını çok iyi biliyor.” dedi.

 

Arakçi, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, ABD’nin deniz ablukasına tepki gösterdi. İran limanlarının abluka altına alınmasının bir savaş girişimi olduğunu dolayısıyla ateşkesin ihlal edilmesi anlamına geldiğini söyleyen Arakçi, “Bir ticari gemiye saldırmak ve mürettebatını rehin almak ise çok daha büyük bir ihlaldir. İran, sınırlamalarla nasıl başa çıkacağını, menfaatlerini nasıl savunacağını ve zorbalığa karşı nasıl duracağını çok iyi biliyor.” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Donald Trump, dün Umman Körfezi’nden Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan İran bayraklı “Touska” adlı kargo gemisine müdahalede bulunarak el konulduğunu duyurmuştu. İran Silahlı Kuvvetleri’nin de buna misilleme olarak ABD’ye ait bazı savaş gemilerine İHA saldırısı düzenlediği bildirilmişti. Öte yandan İran güçleri, Hürmüz Boğazı’na yaklaşan Hindistan bandıralı iki gemiye ateş açarak gemileri dönmeye zorlamıştı.


İSRAİL BASINI: TEL AVİV YÖNETİMİ, ABD İLE İRAN’IN UZLAŞMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYOR

İsrail basınına göre, Tel Aviv yönetimi, ABD ile İran arasındaki müzakerelerde uzlaşma sağlanamayacağını düşünüyor.

İsrail devlet televizyonu KAN’ın konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı haberinde, geçici ateşkesin ilan edilmesinden beri ABD ve İsrail’in İran’a yeniden saldırılara başlamak için hazırlıklarını sürdürdüğü ileri sürüldü. Habere göre, üst düzey bir güvenlik kaynağı, ABD ile İran arasında yapılacak görüşmelerde herhangi bir uzlaşmaya varılamayacağını tahmin ettiklerini, İran’ın zaman kazanmaya çalıştığını ve farklı sesler çıktığını söyledi. Kaynak, ABD ile İsrail’in koordine bir şekilde hareket ettiğini ve saldırıları derhal yeniden başlatmaya hazır olduğunu öne sürdü. Haberde, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ın geçen haftaki İsrail ziyaretinde, İran genelindeki enerji altyapısına saldırıları da içeren plan ve hedeflerin onaylandığı iddia edildi. Bu adımın, İran’ı nükleer programından ve zenginleştirilmiş uranyumdan vazgeçmeye ikna etmek için baskı yapmak amacıyla atıldığı ileri sürüldü. Öte yandan Haaretz gazetesinin haberinde de ABD ve İsrail’in Orta Doğu genelinde savaş uçaklarıyla eğitim ve yakıt ikmali dahil olmak üzere İran’a yeni saldırılar için hazırlıklarını sürdürdüğü, bugün ABD’nin İngiltere semalarında 2 adet B-2 bombardıman uçağıyla tatbikat yaptığı aktarıldı.


NYT: JD VANCE’İN İRAN MÜZAKERELERİ İÇİN YAPACAĞI ZİYARET ASKIYA ALINDI

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran’la müzakereler için İslamabad’a yapacağı diplomatik ziyaretin geçici olarak askıya alındığı iddia edildi.
 

Amerikan New York Times (NYT) gazetesinin, ABD’li bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Vance’in Pakistan ziyareti askıya alındı. Yetkili, “Tahran’ın ABD’nin müzakere pozisyonlarına yanıt vermemesi” nedeniyle Başkan Yardımcısı Vance’in İran’la diplomatik görüşmeler için İslamabad’a gidişinin askıya alındığını ancak ziyaretin “her an yeniden gündeme gelebileceğini” ifade etti. Beyaz Saray, konuyla ilgili henüz resmi açıklama yapmadı. ABD medyasına yansıyan bazı haberlerde de Vance’in, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında gerçekleşen bir politika toplantısına katıldığı ve toplantının halen devam ettiği kaydedildi.


VANCE’İN HALEN WASHINGTON’DA OLDUĞU BELİRTİLDİ

ABD ile İran arasında İslamabad’da yapılacağı belirtilen görüşmelere katılması beklenen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in halen Washington’da olduğu kaydedildi.

İslamabad’da yapılacağı belirtilen ancak ne zaman gerçekleşeceği netlik kazanmayan ikinci tur görüşmeleri öncesinde Washington’da hareketli saatler yaşanıyor. ABD medyasına yansıyan ve Beyaz Saray yetkililerine dayandırılan haberlere göre, Başkan Yardımcısı Vance, bu sabah Başkan Donald Trump’ın başkanlığındaki bir politika toplantısına katıldı. ABD Başkanı Trump’ın açıklamalarının ardından İslamabad’daki toplantıya katılması beklenen ve bugün yola çıkabileceği kaydedilen Vance’in halen Washington’da olduğu, hatta İslamabad’daki görüşmelere gidip gitmeyeceğinin yeniden değerlendirildiği aktarıldı. Beyaz Saray henüz konuyla ilgili resmi açıklama yapmadı.


İSRAİL, HİZBULLAH’IN ATEŞKESİ İHLAL ETTİĞİNİ İDDİA ETTİ

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın ateşkesi ihlal ederek birliklerine yönelik saldırı düzenlediğini iddia etti.
 

Ordudan yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Rab Telatin bölgesinde İsrail askerlerinin saldırıya uğradığı öne sürüldü. Kısa bir süre önce Hizbullah’ın ateşkes ihlali yaparak işgal altındaki bölgedeki İsrail askerlerine birkaç roketle saldırı düzenlediği ileri sürülen açıklamada, İsrail ordusunun karşılık olarak roketlerin fırlatıldığı rampayı hedef aldığı kaydedildi. Açıklamada, İsrail’in kuzeyindeki Kfar Yuval ve Maayan Baruch bölgelerinde sirenlerin çaldığı hatırlatılarak daha önce bunun yanlış tanımlama nedeniyle olduğu belirtilmesine rağmen Lübnan’dan gelen bir insansız hava aracının sirenlerin çalmasına sebep olduğu öne sürüldü. İsrail ile Lübnan arasında 10 gün süreyle geçerli geçici ateşkes, 17 Nisan’da yürürlüğe girmişti. İsrail ordusu, 19 Nisan’da Lübnan’ın güneyinde işgal ettiği alanlarda Gazze Şeridi’ndeki “Sarı Hat” benzeri bir bölge oluşturduğunu açıklamıştı. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, yürürlüğe giren 10 günlük ateşkese rağmen oluşturulan bu hat çevresinde saldırılara devam edildiği belirtilmişti.


İRAN: PAKİSTAN’DAKİ GÖRÜŞMELERE KATILMA KONUSUNDA KESİN BİR KARAR ALINMADI

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran ile ABD arasında müzakerelerin ikinci turuna ilişkin, “Pakistan’daki görüşmelere katılıp katılmama konusunda henüz kesin bir karar alınmadı.” dedi.

İran devlet televizyonuna göre, Bekayi, İran ile ABD arasındaki olası müzakerelere ilişkin açıklamalarda bulundu. “Pakistan’daki görüşmelere katılıp katılmama konusunda henüz kesin bir karar alınmadı.” diyen Bekayi, şunları kaydetti: “Karar alınmamasının sebebi kararsızlık değil, ABD’nin çelişkili açıklamaları ve davranışlarıdır. Müzakereler sonuç eksenli olduğunda, İran katılma konusunda kararını verecektir.” Bekayi ayrıca, İran bayraklı Touska adlı kargo gemisine yönelik ABD müdahalesi ile alakalı, “İran gemilerine saldırmak, uluslararası hukukun ihlali, deniz korsanlığı ve devlet terörizmidir. En başından beri ateşkes ihlalleri ile karşılaştık. Deniz ablukası da bunun bir örneği.” ifadesini kullandı.


PAKİSTAN, İRAN’DAN MÜZAKERELER İÇİN RESMİ YANIT BEKLİYOR

Pakistan, İran heyetinin ​​​​​​​başkent İslamabad’da ABD ile müzakerelerin ikinci turuna katılımına ilişkin resmi yanıtın beklendiğini bildirdi.
 

Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasındaki ikinci tur müzakere olasılığına ilişkin güncel durumu değerlendirdi. Tarar, İran heyetinin, taraflar arasında İslamabad’daki olası ikinci tur görüşmelere katılımına yönelik Tahran tarafından resmi yanıtın beklendiğini aktardı. Pakistan Enformasyon Bakanı Tarar, Pakistan’ın arabulucu olarak İran ile temas halinde olup, “diplomasi ve diyalog” yolunu takip ettiğini vurguladı. İran’ın, ateşkes süresinin sona ermesinden önce müzakerelere katılma kararının “hayati” olduğuna işaret eden Tarar, ülkesinin, Tahran yönetimini ikinci tur müzakerelere katılmaya ikna etme konusunda samimi çabalarda bulunduğunu kaydetti.


“ANLAŞMA SAĞLANAMAZSA BOMBARDIMANLAR DEVAM EDER”

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yapılması beklenen ikinci tur müzakerelerinden umutlu olduğunu belirterek, Tahran yönetiminin anlaşmaya yanaşmaması halinde bombardımanların yeniden başlayacağını ifade etti.


TRUMP’TAN İRAN’DAKİ İDAM KARARLARI İÇİN AF ÇAĞRISI

ABD Başkanı Donald Trump, İran’da “idam cezasıyla karşı karşıya olduğu” iddia edilen 8 kadının serbest bırakılmasını istedi ve bunun müzakereler için “iyi bir başlangıç” olacağını belirtti.
 

ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’da idam edilmeyi beklediği iddia edilen bazı kişilere ilişkin bir açıklama yaptı. Trump, paylaşımında, İran’ın 8 kadını idam etmeye hazırlandığını iddia eden bir paylaşımı alıntılayarak, “Bu kadınlar serbest bırakılırsa çok memnun olurum. Lütfen onlara zarar vermeyin. Bu, müzakerelerimiz için harika bir başlangıç olur.” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı’nın, İsrail destekçisi “Eyal Yakoby” adlı bir sosyal medya kullanıcısının ABD merkezli X şirketinin sosyal paylaşım sitesindeki hesabından yaptığı ve 8 kadının görselinin bulunduğu paylaşımda yer alan iddianın doğruluğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve İran tarafından konuya ilişkin herhangi bir açıklama bulunmuyor.


ESKİ İSRAİLLİ YETKİLİLER NETANYAHU HÜKÜMETİNİN SAVAŞTA BAŞARISIZ OLDUĞUNU SAVUNDU

İsrail’de eski başbakan, savunma bakanı ve genelkurmay başkanı seviyesindeki 3 yetkili, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin İran’a karşı yürütülen savaşta hedeflerine ulaşamadığını savundu.

Eski genelkurmay başkanları Dan Halutz ve Moşe Yaalon, Haaretz gazetesinde yayımlanan ortak makalede, ülkenin “devlet kaynaklarını kendi özel mülkü gibi gören” Netanyahu yönetimi tarafından sömürüldüğünü ifade etti. Halutz ve daha önce savunma bakanı olarak da görev yapan Yaalon, hükümetin vatandaşların gerçekliğinden tamamen kopuk olduğunu ve ülkenin Başbakan Binyamin Netanyahu, eşi Sara ve Ulaştırma Bakanı Miri Regev’in kişisel mülkü gibi yönetildiğini savundu. Ekim ayında yapılması beklenen genel seçimlere işaret edilen yazıda, halka “ülkede kontrolü yeniden ele alma” çağrısında bulunuldu. Eski Başbakan Ehud Barak da aynı gazetede yayımlanan makalesinde, İsrail’in saldırdığı bölgelerin ağır darbeler aldığını ancak hükümetin hedeflerinden hiçbirinin gerçekleşmediğini dile getirdi. Hamas’ın Gazze’de, Hizbullah’ın ise Lübnan’da varlığını sürdürdüğünü ifade eden Barak, Tahran yönetimin İsrail ve ABD’nin ortak saldırısından kurtulduğunu ve nükleer ile balistik füze tehditlerinin ortadan kaldırılmadığını kaydetti. Netanyahu hükümetinin İran’a karşı yürütülen savaşta stratejik ve siyasi bir başarısızlık gösterdiğini ifade eden eski Başbakan Barak ayrıca İsrail’in, ABD’nin dayattığı “sert ve aşağılayıcı emirlerle bağımlı bir devlete dönüştüğü” eleştirisinde bulundu.


RUSYA’ DAN LÜBNAN’A 27 TONLUK YARDIM

Rusya Dışişleri Bakanlığı, İsrail saldırıları altındaki Lübnan’a mobil elektrik istasyonları, gıda, çadır, battaniye, yatak ve yastıkların da bulunduğu 27 tonluk yardım malzemesi gönderildiğini bildirdi.

Lübnan, İsrail’in saldırılarının yol açtığı insani krizle mücadele ediyor. İsrail ordusunun ateşkese rağmen sürdürdüğü saldırılar, sivil altyapının zarar görmesine ve temel ihtiyaçlarda ciddi sıkıntılar yaşanmasına neden oluyor. Yaşanan kriz nedeniyle birçok devlet bölgeye yardımlar gönderiyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Lübnan’a mobil elektrik istasyonları, gıda, çadır, battaniye, yatak ve yastıkların da bulunduğu 27 tonluk yardım malzemesi gönderildiğini bildirdi. Açıklamada, “Rusya Acil Durumlar Bakanlığı’na (EMERCOM) ait özel bir İl-76 uçağı, askeri çatışmadan etkilenen Lübnan halkına bugün insani yardım ulaştırdı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve EMERCOM Başkanı Aleksandr Kurenkov’un talimatıyla 27 tonluk yardım malzemesi Beyrut’a, Lübnan hükümetinin yetkili temsilcilerine teslim edildi” denildi.


İRAN: ŞU ANDA MÜZAKERE YOK


Tahran yönetimi, “Şartlarımız kabul edilince müzakere olacak. Şu anda müzakere yok” ifadelerini kullandı.


“TARAFLARIN ORTA YOLU BULMALARI BEKLENİYOR”

Pakistan hükümetinden ismi açıklanmayan iki yetkili, başkent İslamabad’da ABD ile İran arasındaki müzakerelerin beklenen ikinci turu öncesinde Anadolu Ajansı (AA) muhabirine açıklama yaptı.

Yetkililer, İran’ın nükleer programının askıya alınmasına yönelik ABD’ye teklif ettiği öne sürülen moratoryuma ilişkin konuştu.

Kıdemli bir hükümet yetkilisi, “Washington’ın önceliği, yaptırımların hafifletilmesi ve İran’ın dondurulan mali varlıklarının çözülmesi karşılığında İran’ın uranyum zenginleştirme programının en az 20 yıl süreyle askıya alınmasıdır.” ifadesini kullandı.

Öte yandan yetkililer, “Washington’un İran’dan nükleer silah endişelerine ilişkin güçlü garantiler alması halinde moratoryum süresini 20 yıldan 10 yıla düşürmeye şartlı olarak istekli olduğunu” gösterdiğini belirtti.

Yetkililer, ABD’nin sunduğu diğer teklifler arasında, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun 10 yıllığına “ABD veya üçüncü bir ülkeye” transfer edilmesinin de yer aldığını aktardı.

İran’ın, ABD’nin teklifine henüz yanıt vermediğini dile getiren yetkililer, Pakistan’ın da nükleer mesele konusunda iki ülke arasındaki fikir ayrılığını çözmek için çalıştığını ifade etti.

Yetkililer, Pakistan’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ortaklığındaki dört ülkenin İran’ın nükleer programını denetlenmesine yönelik teklifini ise Tahran’ın olumlu karşıladığını savundu.

Konuyla ilgili bilgi sahibi bir yetkili de tarafların “görünüşteki katılığına” rağmen “orta yolu” bulmalarının beklendiğini söyledi.


“BASRA KÖRFEZİ BÖLGESİNDEKİ KRİZE ÖZEL ÖNEM VERİYORUZ”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Libya Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakan Vekili Tahir el-Baour ile görüştü. Görüşmede açıklama yapan Sergey Lavrov, ABD-İran gerginliğine değindi.

Rus Bakan, İran çevresindeki durumun çözümüne ilişkin olumlu haberler beklediklerini vurgulayarak, “Bu aşamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik sebepsiz saldırganlığından kaynaklanan Basra Körfezi bölgesindeki krize özel önem veriyoruz. Hem Rusya hem de Libya, güç kullanımının her türlü tekrarının en kısa sürede sona erdirilmesini, sürdürülebilir bir siyasi ve diplomatik sürecin başlatılmasını savunmaktadır. Şu anda gelen haberlerin, diplomatik çabaların yeniden başlaması açısından olumlu olmasını umuyoruz. Çünkü mevcut anlaşmazlıklar, ancak bu şekilde çözülebilir ve Körfez’deki Arap dostlarımız da dahil olmak üzere bölgedeki herkesin çıkarı güvence altına alınabilir” dedi.

Körfez ülkeleriyle İran arasındaki ilişkilerin normalleşmesini kolaylaştırmaya hazır olduklarını söyleyen Sergey Lavrov, “Birkaç yıldır, Basra Körfezi için bir güvenlik çerçevesi oluşturmak amacıyla akademik ve siyaset bilimi çevrelerini harekete geçirmek için çalışıyoruz. İran’a yönelik saldırı ve bunun Körfez ülkeleri üzerindeki yıkıcı sonuçlarıyla ilgili son gelişmeler, Körfez kıyısındaki devletler arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik ilave çabaların gerekliliğini ve hatta aciliyetini ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Rus Bakan ayrıca Libya ile Rusya’nın, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgeleri de dahil olmak üzere dünyada yaşanan gelişmelere ilişkin benzer değerlendirmelere sahip olduğunu sözlerine ekledi.


KATAR EMİRİ İLE JAPONYA BAŞBAKANI TELEFONDA GÖRÜŞTÜ

Katar resmi ajansı QNA’da yer alan habere göre Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmede, ikili ilişkiler, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile bunların enerji piyasalarına yansımaları masaya yatırıldı.

İran’ın Katar’a saldırılarını kınayan Japonya Başbakanı, Katar’ın bölgede barış ve istikrarı destekleyen rolünü takdir etti.

Görüşmede bölgesel krizde Pakistan’ın arabuluculuk rolünden övgüyle söz eden liderler, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını, enerji güvenliğini ve piyasaların istikrarını sağlayacak, bölgesel istikrar ve küresel ekonomiyi destekleyecek kapsamlı bir anlaşmaya varılması gerektiğini vurguladı.


TRUMP: İRAN’A YÖNELİK ABLUKA BAŞARILI OLDU

ABD Başkanı Donald Trump, CNBC kanalında yayınlanan Squawk Box programına telefonla bağlanarak İran’la ilgili son durumu değerlendirdi.

İran ile yapılması beklenen ikinci tur müzakerelerine dikkati çeken Trump, bu görüşmelerin iyi geçeceğine inandığını kaydetti.

Tahran’ın söz konusu müzakerelere temsilcilerini göndermekten başka seçeneği olmadığını savunan ABD Başkanı, şu anda kendilerinin ateşkes öncesine göre çok daha güçlü bir pozisyonda olduğunu ifade etti.

Trump, “İyi bir anlaşma yapmak istiyorum. Zamanım bol. Sadece iyi bir anlaşma değil, harika bir anlaşma yapmak istiyorum. Bence (İran’la) sonunda çok iyi bir anlaşma yapacağız. Başka seçenekleri yok.” değerlendirmesini yaptı.

İran’la bir anlaşma sağlanamaması durumunda ne olacağına ilişkin soruya ise Trump, “O zaman bombalamaların devam edeceğini düşünüyorum çünkü bence uygun olan bu. Biz buna hazırız.” yanıtını verdi.

Geçici ateşkesi uzatmayı düşünmediğini vurgulayan Trump, Tahran’la bir anlaşma yapmanın şu an en doğru yol olduğunu vurguladı.

Ateşkes öncesine göre Amerikan ordusunun azalan silah stoklarını takviye ettiklerini anlatan Trump, silah ve mühimmat bakımından daha hazır durumda olduklarını ve İran’ın ise silah stoklarının sadece küçük bir kısmını yenileyebildiğini savundu.


ABD “YAPTIRIM UYGULANAN” GEMİYE BASKIN DÜZENLEDİ

ABD Savunma Bakanlığının (Pentagon), X sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, “devletsiz ve yaptırım uygulanan” M/T Tifani gemisine dün gece “bir olay yaşanmadan deniz müdahalesi ve gemiye çıkma operasyonu” yapıldığı kaydedildi.

Uluslararası suların “yaptırım uygulanan gemiler için bir sığınak olmadığı” belirtilen açıklamada, “Yasa dışı ağları bozmak ve İran’a maddi destek sağlayan, yaptırım uygulanan gemileri nerede faaliyet gösterirlerse göstersinler engellemek için küresel denizcilik uygulama çabalarını sürdüreceğiz.” ifadeleri kullanıldı.

Deniz trafiği takip platformu MarineTraffic kayıtlarına göre, söz konusu olay ABD Hint-Pasifik Komutanlığı sorumluluk alanında meydana geldi.

CNN televizyonunun haberinde olayın, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukanın devam ettiği bir dönemde gerçekleşmesinin dikkati çektiği aktarıldı.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) internet sitesine göre “M/T Tifani” isimli gemi “İran petrolü taşıdığı” gerekçesiyle yaptırım altında bulunuyor.


KATAR: HÜRMÜZ KRİZİ DEVAM EDERSE BU BÖLGESEL BOYUTTAN ÇIKARAK KÜRESEL BİR HAL ALIR

Katar, ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerinden sonuç alınmaması ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi durumunda bölgesel krizin küresel bir hal alacağı uyarısında bulundu.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, başkent Doha’da düzenlediği basın toplantısında bölgedeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının risklerine işaret eden Ensari, Katar’ın başta ABD olmak üzere tüm taraflarla iletişim halinde olduğunu ve İslamabad’da yürütülen ABD-İran müzakerelerini yakından takip ettiklerini ifade etti.

“HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPALI KALMASI KRİZİ BÖLGESEL OLMAKTAN ÇIKARARAK KÜRESEL BİR KRİZE DÖNÜŞTÜRÜR”

Katar’ın söz konusu müzakerelerde arabulucu olmadığını vurgulayan Ensari, buna karşın Pakistan’ın arabuluculuk çabalarını desteklediklerini ve taraflardan gelecek geri dönüşleri beklediklerini söyledi.

Ensari, “Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması krizi bölgesel olmaktan çıkararak küresel bir krize dönüştürür. Bu krizin çözümü yalnızca bir ülkenin değil, tüm ülkelerin sorumluluğundadır.” ifadelerini kullandı.

İSRAİL’İN LÜBNAN’A SALDIRILARI VE ATEŞKES

Ülkesinin Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne tam destek verdiğini yineleyen Katarlı Sözcü Ensari, İsrail’in ihlallerini kınadı ve ateşkes şartlarına tam uyulması çağrısı yaptı.

Washington’da yürütülen ateşkes çabalarının önemine değinen Ensari, bölgedeki saldırıların ekonomik etkilerine dikkati çekerek, çatışmaların durdurulması ve müzakere masasına geri dönülmesinin ehemmiyetini vurguladı.


TRUMP: İRAN ATEŞKESİ BİRÇOK KEZ İHLAL ETTİ

ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından İran gündemine ilişkin açıklama yaptı.

ABD heyetinin İran ile yürütülecek kalıcı ateşkes görüşmeleri için bugün İslamabad’a gitmesi beklenirken, Trump, “İran ateşkesi defalarca ihlal etti.” ifadesini kullandı.


İRAN: İRAN PETROL TANKERİ ABD TEHDİDİNE RAĞMEN ÜLKE KARA SULARINA GİRDİ

İran’a ait bir petrol tankerinin, ABD’nin deniz ablukasına rağmen dün gece İran donanmasının eskortluğunda ülke kara sularına girdiği ifade edildi.

İran devlet televizyonunun, ordudan yapılan yazılı açıklamaya dayandırdığı haberinde, “ABD Donanması’ndan gelen çok sayıda tehdide rağmen, İran Donanması tarafından eskort edilen İran tankeri Sili City, Arap Denizi’ni güvenli bir şekilde geçti ve İran karasularına girdi.” ifadelerine yer verildi. Adı geçen tankerin, İran’ın güney limanlarından birine yanaştığı belirtildi.

İran’a “deniz ablukası” kararı alan ABD, 19 Nisan’da Umman Körfezi’nden Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan İran bayraklı “Touska” adlı kargo gemisine ateş açtıklarını ve gemiyi ele geçirdiklerini duyurmuştu.


ABD-İRAN SAVAŞINDA YARALANAN AMERİKAN ASKERİ SAYISI 415’E ULAŞTI

ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre, 28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail-İran savaşında yaralanan Amerikan askeri sayısı 415’e yükseldi. Verilere göre, yaralananların 271’inin kara kuvvetlerinde, 63’ünün deniz kuvvetlerinde, 62’sinin hava kuvvetlerinde ve 19’unun da deniz piyadelerinde görev yaptığı belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı’nın ‘Savunma Kayıp Analiz Sistemi’ üzerinden yayımladığı raporda, Amerikan ordusunun kayıplarına ilişkin güncel veriler paylaşıldı. ‘Destansı Öfke Operasyonu’ kapsamında tutulan resmi kayıtlara göre, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta bugüne kadar toplam 13 Amerikan askeri yaşamını yitirdi, 415 ABD askeri de yaralandı.

Pentagon verilerinde, geçen hafta 398 olarak duyurulan yaralı asker sayısı, son güncellemeyle birlikte 415’e ulaştı.

YARALANANLARIN 271’İ KARA KUVVETLERİNDE

Verilere göre, hayatını kaybedenlerin 7’sinin hava kuvvetlerine, 6’sının da kara kuvvetlerine mensup olduğu kaydedildi. Yaralananların ise 271’inin kara kuvvetlerinde, 63’ünün deniz kuvvetlerinde, 62’sinin hava kuvvetlerinde ve 19’unun da deniz piyadelerinde görev yaptığı belirtildi.


İRAN TELEVİZYONU: İRANLI HEYETİN ABD İLE GÖRÜŞMELER İÇİN İSLAMABAD’A GİTTİĞİNE DAİR HABERLER DOĞRU DEĞİL

İranlı müzakere heyetinin ABD ile Pakistan’da yapılması öngörülen görüşmeler için İslamabad’a gittiğine dair haberlerin doğru olmadığı bildirildi. Haberde, “İran’dan şu ana kadar ne birincil ne de ikincil diplomatik heyet Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gitti” denildi.

İran devlet televizyonunu, uluslararası medya kuruluşları tarafından İran heyetinin Pakistan’a gittiğine dair haberlerin doğru olmadığını duyurdu.

“İRAN’DAN ŞU ANA KADAR NE BİRİNCİL NE DE İKİNCİL DİPLOMATİK HEYET PAKİSTAN’IN BAŞKENTİ İSLAMABAD’A GİTTİ”

İranlı yetkililerin, “tehdit altında ve ateşkesi ihlal eden eylemlerin gölgesinde görüşmeleri kabul etmeyeceklerine” dair açıklamalarının hatırlatıldığı haberde, “İran’dan şu ana kadar ne birincil ne de ikincil diplomatik heyet Pakistan’ın başkenti İslamabad’a gitti.” ifadelerine yer verildi.

Katar’ın Al Jazeera televizyonu, Pakistanlı bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, İranlı “ön müzakere heyetinin” ABD ile müzakereler için İslamabad’a geldiğini iddia etmişti.


TRUMP: İRAN MÜZAKERE ETMEZSE HİÇ GÖRÜLMEMİŞ SORUNLARLA KARŞILAŞACAK

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın müzakere masasına oturacağından emin olduğunu ifade ederek, aksi takdirde Tahran yönetiminin ‘daha önce hiç görmediği türden sorunlarla karşılaşacağını’ söyledi. Trump, “Umarım adil bir anlaşma yaparlar ve ülkelerini yeniden inşa ederler. Ancak bunu yaparken nükleer bir silaha sahip olmayacaklar. Nükleer silaha erişimleri veya sahip olma ihtimalleri kalmayacak. Buna müsaade edemeyiz. Bu dünyanın yıkımı olabilir ve biz bunun yaşanmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Trump, ülkede yayın yapan bir radyo programına telefonla bağlanarak İran’la diplomasi sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. İran’ın masaya oturacağına inandığını dile getiren Trump, “Müzakere edecekler, eğer etmezlerse daha önce hiç görmedikleri türden sorunlarla karşılaşacaklar” dedi.

“UMARIM ADİL BİR ANLAŞMA YAPARLAR VE ÜLKELERİNİ YENİDEN İNŞA EDERLER”

Tahran yönetimi ile adil bir anlaşma yapmayı umduklarını belirten Trump, İran’ın nükleer kapasitesine yönelik kırmızı çizgilerini bir kez daha vurguladı. Trump, “Umarım adil bir anlaşma yaparlar ve ülkelerini yeniden inşa ederler. Ancak bunu yaparken nükleer bir silaha sahip olmayacaklar. Nükleer silaha erişimleri veya sahip olma ihtimalleri kalmayacak. Buna müsaade edemeyiz. Bu dünyanın yıkımı olabilir ve biz bunun yaşanmasına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“BUNU YAPMAK ZORUNDAYDIK”

ABD yönetiminin İran’a yönelik uyguladığı politikalara ve attığı adımlara da değinen Trump, bu konuda mecbur bırakıldıklarını savundu. Trump, “Şunu söylemeliyim ki, İran konusunda başka bir seçeneğimiz yoktu. Sanki bir seçeneğimiz varmış gibi bir durum söz konusu değildi. Bunu yapmak zorundaydık” diye konuştu.


İRAN CUMHURBAŞKANI PEZEŞKİYAN: İRANLILAR ZORBALIĞA BOYUN EĞMEZ

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, taahhütlere sadık kalmanın anlamlı bir diyaloğun temeli olduğunu vurgulayarak, ülkede ABD’nin tutumuna yönelik derin tarihsel güvensizliğin sürdüğünü kaydetti. Pezeşkiyan, “Amerikalı yetkililerden gelen yapıcı olmayan ve çelişkili sinyaller acı bir mesaj taşıyor; onlar İran’ın teslim olmasını istiyorlar. İranlılar zorbalığa boyun eğmez” ifadelerini kullandı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, sanal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD ile müzakere süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Anlamlı bir diyaloğun temel şartının verilen taahhütlere sadık kalmak olduğunu vurgulayan Pezeşkiyan, İran kamuoyunda ABD hükümetinin politikalarına ve eylemlerine yönelik derin tarihsel güvensizliğin halen devam ettiğine dikkati çekti.

“İRANLILAR ZORBALIĞA BOYUN EĞMEZ”

Açıklamasında ABD’li yetkililerin son dönemdeki söylemlerini eleştiren Pezeşkiyan, bu tutumun diplomasiye hizmet etmediğini savundu. Pezeşkiyan, “Amerikalı yetkililerden gelen yapıcı olmayan ve çelişkili sinyaller acı bir mesaj taşıyor; onlar İran’ın teslim olmasını istiyorlar. İranlılar zorbalığa boyun eğmez” ifadelerini kullandı.


İRAN: DÜŞMANIN TEHDİT VE EYLEMLERİNE KARŞI HER TÜRLÜ KARŞILIKLAR VERMEYE HAZIRIZ

İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaş yönetiminden sorumlu birimi Hatemu’l Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi, “düşmanın tehdit ve eylemlerine kararlı, belirleyici ve ani karşılıklar vermeye hazır olduklarını” söyledi.

İran’ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, Tümgeneral Abdullahi, Devrim Muhafızları Ordusu’nun kuruluş yıl dönümü vesilesiyle bir açıklama yayımladı.

Açıklamasında Abdullahi, “Devrim Muhafızları Ordusu ile ordunun halkın desteğiyle düşmanların saldırganlığına karşı koyduğunu ve onları çaresizce ateşkes talep etmeye zorladığını” ifade etti.

“İRAN SİLAHLI KUVVETLERİ ANİ YANITLAR VERMEYE HAZIRDIR”

ABD Başkanı Donald Trump’ın tehditlerine işaret eden Abdullahi, “Silahlı Kuvvetlerin, Trump’ın başta Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve kontrolü konusunda ve sahadaki durum hakkında yanlış ve asılsız anlatılar uydurmasına ve durumu kötüye kullanmasına izin vermeyeceğini” belirtti.

Abdullahi, “Cesur İran Silahlı Kuvvetleri, asil halkı ve hükümetiyle birlikte, Başkomutanın (İran lideri Ayetullah Mücteba Hamaney) tedbirlerine tam uyum ve birlik halinde düşmanın tehdit ve eylemlerine kararlı, belirleyici ve ani yanıtlar vermeye hazırdır” ifadelerini kullandı.


İRAN: ABD ORDUSUNUN TİCARİ GEMİMİZE EL KOYMASI ATEŞKESİN İHLALİDİR

İran, ABD ordusunun İran bayrağı taşıyan “Touska” adlı ticari gemiyi alıkoymasını en güçlü şekilde kınadığını ve bunun ateşkesin ihlali olduğunu bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ticari geminin alıkonulması “yasa dışı” ve “terörist” bir eylem olarak nitelendirildi.

“GEMİ İLE MÜRETTEBAT SERBEST BIRAKILMALI”

Gemi mürettebatı ile ailelerinin de gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, bu uygulamanın uluslararası hukukun ve son ateşkesin ihlali olduğu vurgulanarak, gemi ile mürettebatının derhal serbest bırakılması talep edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün Umman Körfezi’nden Hürmüz Boğazı’nı geçmeye çalışan İran bayraklı “Touska” adlı kargo gemisine müdahalede bulunarak el konulduğunu duyurmuştu. İran Silahlı Kuvvetleri’nin de buna misilleme olarak ABD’ye ait bazı savaş gemilerine İHA saldırısı düzenlediği bildirilmişti. Öte yandan İran güçleri, Hürmüz Boğazı’na yaklaşan Hindistan bandıralı iki gemiye ateş açarak gemileri dönmeye zorlamıştı.


TEHDİT GÖLGESİ ALTINDA MÜZAKEREYİ KABUL ETMİYORUZ

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda uyguladığı deniz ablukasına işaret ederek “Tehdit gölgesi altında müzakereyi kabul etmiyoruz.” dedi.

Kalibaf, ABD merkezli X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın deniz ablukası uygulayarak ve ateşkesi ihlal ederek müzakere masasını teslimiyet masasına dönüştürmek ve savaş kışkırtıcılığını meşrulaştırmak istediğini belirtti.

Meclis Başkanı Kalibaf, “Tehdit gölgesi altında müzakereyi kabul etmiyoruz ve son iki hafta içinde sahada yeni kartları devreye sokmaya hazırlandık.” ifadelerini kullandı.


İRAN: GÖRÜŞME OLMAYACAK

İran’ın Pakistan Büyükelçisi, müzakereler hakkında, “Görüşme olmayacak” ifadelerini kullandı.


ABD’DE SAVAŞ KARŞITI PROTESTODA ÇOK SAYIDA KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

ABD’nin başkenti Washington’daki Kongre binasının “Cannon Rotunda” isimli ana salonunda kendilerini “Savaş Karşıtı Gaziler” olarak tanıtan bir grup protesto gösterisi düzenledi.

Sosyal medyada yer alan görüntülerde, göstericilerin polis tarafından kelepçelendiği görüldü.

Kimisi engelli olduğu için koltuk değnekleri veya tekerlekli sandalyelerle protestoya katılan grubun çok sayıda üyesinin gözaltına alınması, bazı sosyal medya kullanıcılarının tepkisini çekti.

ABD askeri elbisesi giyen göstericilerin taşıdığı dövizlerde, “Bir diğer savaşı kaldıramayız”, “İran’a karşı savaşı durdurun” gibi ifadeler yer aldı.

Protesto sırasında ABD milli marşını çalan, savaşta ölen ABD askerleri için saygı duruşunda bulunan ve sembolik bayrak katlama töreni düzenleyen savaş karşıtları, başkent polisi tarafından plastik kelepçeler takılarak gözaltına alınırken protestocular polise direnmeden sessiz eylemlerine devam etti.

Söz konusu protesto, ABD’nin İran ile Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılacak ikinci tur müzakerelerin başlayacağı gün yaşandı.


BÖLGE ÜLKELERİ ABD-İRAN MÜZAKERELERİNİ GÖRÜŞTÜ

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin, Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ve Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile telefonda görüştü.

Bölgesel gelişmelerin ve yükselen tansiyonu düşürmek için yürütülen çalışmaların ele alındığı görüşmede, İran ile ABD arasındaki müzakere süreciyle ilgili görüş alışverişinde bulunuldu ve diplomatik sürecin başarılı olması için koordinasyonun önemine işaret edildi.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, müzakerelerin gerilimin azaltılmasını ve savaşın sona ermesini garanti altına alacak somut bir uzlaşmaya varmak için atılacak temel adım olduğunu kaydetti.

Bakanlar, “diplomatik çözümler ile diyalogun anlaşmazlıkların çözülmesi ve bölgenin daha fazla istikrarsızlığa sürüklenmemesi için tek seçenek olduğunu” vurguladı.


“HERHANGİ BİR MÜZAKEREYİ KABUL ETMİYORUZ”

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf sosyal medya hesabından paylaştığı mesajda, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesine abluka uygulayarak ve ateşkesi ihlal ederek müzakere masasını bir teslimiyet masasına dönüştürmek veya savaş kışkırtıcılığını meşrulaştırmak istediğini belirterek, “Tehditlerin gölgesinde yapılacak herhangi bir müzakereyi kabul etmiyoruz. Son iki haftadır, savaş alanında yeni kozlarımızı oynamak için hazırlandık” dedi.


İSRAİL ORDUSU LÜBNAN’IN GÜNEYİNDE ÇOK SAYIDA EVE SALDIRI DÜZENLEDİ

İsrail ordusunun, geçici ateşkese rağmen Lübnan’ın güneyindeki El-Hıyam kasabasında çok sayıda eve bombalı saldırı düzenlediği bildirildi.

Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, İsrail ordusu kasabadaki birçok evi patlayıcılarla hedef aldı. İsrail ordusu güneyde Sayda kentine bağlı Haret Sayda kasabasında ise bir eczaneye saldırı tehdidinde bulundu.

Söz konusu eczanenin, belediye binasının karşısında yer alması nedeniyle bina tamamen boşaltıldı.

 


TRUMP OBAMA DÖNEMİ YAPILAN “İRAN ANLAŞMASINI” ELEŞTİRDİ

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Obama yönetimini hedef alırken kendilerinin İran’la anlaşmaya yakın olduğunu belirtti.

Trump, “İran ile imzalayacağımız anlaşma, Barack Obama ve Joe Biden tarafından kaleme alınan ve genellikle İran Nükleer Anlaşması olarak anılan Ortak Kapsamlı Eylem Planı’ndan (JCPOA) çok daha iyi olacak.” ifadesini kullandı.

Obama dönemindeki nükleer anlaşmanın, ABD ve Orta Doğu için “yapılmış en kötü anlaşmalardan biri” olduğunu savunan Trump, söz konusu anlaşmanın İran’a nükleer silah yolunu açtığını ileri sürdü.

Dönemin ABD yönetiminin, İran’a milyarlarca dolar nakit parayı uçakla gönderdiğini ifade eden Trump, ayrıca Tahran’a milyarlarca dolar paranın ödendiğini savundu.

ABD Başkanı, “Trump döneminde bir anlaşma yapılırsa, bu sadece İsrail ve Orta Doğu için değil, Avrupa, Amerika ve diğer her yer için de barış, güvenlik ve emniyeti garanti altına alacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

​​​​​​​


İSRAİL ORDUSUNDAN, LÜBNAN’IN GÜNEYİNDEKİ EVLERİNE DÖNMEK İSTEYEN SİVİLLERE ATEŞ AÇMA EMRİ

İsrail basını, ordunun geniş bir alanda işgali sürdürdüğü Lübnan’ın güneyindeki askerlerine, silahsız da olsa “yaklaşılması yasak belde ve köylere” yaklaşan kişilere ateş açılmasına dair genel emir verdiğini yazdı.

The Jerusalem Post gazetesinde yer alan haberde, geçici ateşkesin ardından Lübnan’ın güneyindeki evlerine dönmeye çalışan sivillerin “İsrail ordusunun bölgede yaşadığı en büyük zorluklardan biri” haline geldiği belirtildi. İsrail ile Lübnan arasında ABD arabuluculuğunda geçici ateşkese varılmasının ardından İsrail’in zorla yerinden ettiği Lübnanlılar ülkenin güneyindeki evlerine dönmeye başladı. Haberde, Lübnan’ın güneyindeki geniş bir alanın işgal altında tutulduğunu gösteren bir harita ve “yaklaşılması yasak” beldeler ve köyler listesi yayınlayan İsrail ordusunun, 19-20 Nisan’da geri dönüşü engelleme çabalarını yoğunlaştırdığı bildirildi. İsrail ordusunun, bölgedeki askerlere, silahsız dahi olsa “yaklaşılması yasak belde ve köylere” yaklaşan kişilere ateş açılmasına dair genel bir emir verdiği aktarılan haberde, uluslararası kamuoyunun İsrail’in Lübnan’daki işgaline karşı çıkması ve sivillere ateş açılması durumunda gösterilecek tepki nedeniyle bunun sürdürülebilir olmadığı değerlendirmesi yapıldı. İsrail ordusunun ateşkese rağmen Lübnan’da saldırılar düzenlemesine de dikkati çekilen haberde, Hizbullah’ın 16 Nisan’dan beri İsrail’e saldırı düzenlememesine karşın, ateşkesin Litani Nehri’nin kuzeyinde geçerli olduğu mesajı veren İsrail ordusunun, 19 Nisan’ı 20 Nisan’a bağlayan gece Litani Nehri’nin kuzeyinde bir roket fırlatıcısı tespit edildiği iddiasıyla düzenlediği saldırının, ateşkesin ihlali ve izah edilemez olduğuna işaret edildi. İsrail ordusu, Lübnan’a 2 Mart’ta başlattığı saldırılarla birlikte ülkenin güneyinde onlarca beldeyi işgal ederek halkını zorla yerinden etmişti. Lübnan ve İsrail arasında varılan 10 günlük geçici ateşkesin 17 Nisan’da yürürlüğe girmesinin ardından zorla yerinden edilen aileler güneydeki evlerine dönmeye başlamıştı.


“ABD’NİN TEHDİTLERİ SÜRECİN İLERLEMESİNİ SEKTEYE UĞRATIYOR”

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile yaptığı telefon görüşmesinde, ABD ile varılan ateşkesin devamlı ihlal edildiğini ve ABD’nin tehditlerinin diplomatik süreci sekteye uğrattığını söyledi. İran Dışişleri Bakanlığına ait internet sitesinde dün gerçekleşen telefon görüşmesinin detayları paylaşıldı. Buna göre Arakçi, Pakistan’ın ateşkes rolü için teşekkür ederken, ABD ile varılan ateşkesin devamlı ihlal edildiğini ve “ABD’nin tehditlerinin diplomatik sürecin ilerlemesini sekteye uğrattığını” vurguladı. Arakçi ayrıca, ülkesinin konunun tüm boyutlarını dikkate alarak sürecin nasıl devam edeceğine karar vereceğini söyledi. İki bakan görüşmede, bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlamak amacıyla istişarelerin sürdürülmesinin gerektiğini vurguladı. ​​​​​​​


PENTAGON: 415 ABD ASKERİ YARALANDI

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) verilerine göre ABD/İsrail-İran savaşında 415 Amerikan askeri yaralanırken, 13 asker de hayatını kaybetti.

Pentagon’un, askeri çatışma kayıplarını paylaştığı veri tabanındaki güncelleme ABD’nin İran’a yönelik “Destansı Öfke Operasyonu” sürecindeki kayıplarını ortaya koydu. Son güncellemeye göre 28 Şubat’ta başlayan saldırılar ve İran’ın misillemeleriyle devam eden “savaşta” şimdiye kadar 415 ABD askeri yaralanırken 13 asker hayatını kaybetti.


TRUMP: SAVAŞI BÜYÜK FARKLA KAZANIYORUM

ABD Başkanı Donald Trump müzakereler öncesi sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

“Savaşı büyük farkla kazanıyorum” diyen Trump açıklamasında, “işler çok iyi gidiyor, ordumuz inanılmaz derecede başarılı ve eğer başarısız New York Times, kesinlikle korkunç ve iğrenç Wall Street Journal veya neyse ki artık neredeyse yok olmuş Washington Post gibi sahte haberleri okursanız, aslında savaşı kaybettiğimizi düşünürsünüz. Düşman şaşkın, çünkü aynı medya “raporlarını” alıyorlar, ancak donanmalarının tamamen yok edildiğini, hava kuvvetlerinin daha karanlık pistlere geçtiğini, füze veya uçaksavar ekipmanlarının olmadığını, eski liderlerinin çoğunun gittiğini (bu, her şeye ek olarak, rejim değişikliğinden kaynaklanıyor!) ve belki de en önemlisi, bir “anlaşma” olana kadar kaldırmayacağımız ablukanın İran’ı tamamen mahvettiğini fark ediyorlar. Günde 500 milyon dolar kaybediyorlar, bu kısa vadede bile sürdürülemez bir rakam. Amerika karşıtı sahte haber medyası İran’ın kazanmasını istiyor, ama bu olmayacak, çünkü ben sorumluyum! Bu vatansever olmayan insanlar, seçimde bana karşı savaşmak için tüm sınırlı güçlerini kullandıkları gibi, İran’a karşı da aynısını yapmaya devam ediyorlar. Sonuç aynı olacak ,zaten oldu bile.” ifadelerine yer verdi.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Türkiye’s confession from the German and US press: Ankara is doing what the West cannot

Published

on


Türkiye's confession from the German and US press: Ankara is doing what the West cannot

In this context, it was stated that the presence of Russian Foreign Minister Sergey Lavrov in the forum is an indication of Türkiye’s open diplomatic approach to all parties. In the analysis, it was stated that Erdoğan defined Türkiye as “the key to peace” and described the organization as “a platform of hope for the future”.

Türkiye's confession from the German and US press: Ankara is doing what the West cannot

THOSE WHO HAD IT ARE SATISFIED, THOSE WHO DID NOT REGRET IT
Criticisms towards Europe were also included in the said analysis. “Türkiye brings the whole world together, why can’t Germany do something like this?” in the German press. and “Why didn’t Germany attend such a meeting?” There were reactions like: The evaluation noted that Europe played a limited role in the talks in Antalya, and the lack of high-level participation from major European countries was also criticized. It was stated that President Erdoğan demonstrated his wide international relations network through the forum, and Germany was excluded from this network.

‘KEY PLAYER’ EMPHASIS

German magazine Der Spiegel wrote that Türkiye created a Turkish version of the Munich Security Conference with the forum. The news said, “The Turkish government has created a ‘unique world order conference’ that attracts the attention of non-Western countries in particular. It is trying to build the image of a reliable partner and it seems that it is succeeding.”

Türkiye's confession from the German and US press: Ankara is doing what the West cannot

The American press also wrote that while the US-centered global order was collapsing, Türkiye was increasing its influence in diplomacy. The New York Times showed Türkiye not only as a regional actor but also as one of the most critical countries in the new multipolar world.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

New development in Gülistan Doku investigation: Arrest request for former Tunceli Governor Tuncay Sonel

Published

on


New development in Gülistan Doku investigation: Arrest request for former Tunceli Governor Tuncay Sonel

HEAVY ACCUSES: REQUEST FOR ARREST ON 5 SEPARATE ARTICLES

In the referral letter signed by Deputy Chief Public Prosecutor Harun Çetinkaya, it was stated that there was “strong criminal suspicion” that Tuncay Sonel had committed the following crimes:

1. Destroying, concealing or altering criminal evidence (TCK 281/1)
2. Blocking the system, disrupting it, destroying data (TCK 244/2)
3. Violation of privacy (TCK 134/1)
4. Unlawful seizure of personal data (TCK 136)
5. Damaging, destroying or concealing an official document (TCK 205)

New development in Gülistan Doku investigation: Arrest request for former Tunceli Governor Tuncay Sonel

REFERENCE TO ECHR DECISIONS: “ARREST IS ESSENTIAL FOR SOCIAL PEACE”

The prosecutor’s office referred to the precedent decisions of the European Court of Human Rights (ECHR) to strengthen the arrest request. In the referral letter, it was clearly stated that “Due to the gravity of the crime and the outrage it caused in society, social unrest can only be alleviated by arrest” and that there was a “danger of interference with the course of justice” if the suspect was released.

Lawyers consider the fact that a governor was referred to arrest on allegations such as “destroying an official document” and “favoring the criminal” as the most critical turning point in the course of the case.

Breaking news | Former Tunceli Governor Tuncay Sonel was brought to Erzurum Courthouse | Video

WHAT HAPPENED?

Her family, who had not heard from their daughter Gülistan Doku (21), a university student studying in Tunceli, since January 5, 2020, came to Tunceli from their hometown Diyarbakır and filed a missing person complaint with the police on January 6, 2020, and the search efforts were unsuccessful.

New development in Gülistan Doku investigation: Arrest request for former Tunceli Governor Tuncay Sonel

In line with the new information obtained, 15 suspects, including the then Governor of Tunceli, Tuncay Sonel, were detained within the scope of the investigation carried out by the Tunceli Chief Public Prosecutor’s Office for the crimes of “deliberate murder”, “sexual assault”, “concealing-destroying of criminal evidence”, “destroying-corrupting data by illegally entering the information system”, “depriving the person of his/her freedom”, “failure to report the crime” and “favoring the criminal”.



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

A two-stage system will come to social media platforms! Violent games will be blocked

Published

on


According to the bill, the gaming platform will not be able to offer games that are not properly rated. Usta said, “Social media companies will not be able to provide services to children under the age of 15.

“THE SAME GAME SHOULD NOT BE PLAYED WITH ADULTS”

They will be obliged to provide content that is differentiated between the ages of 15-18. In other words, they will design a system that does not contain violence and does not allow children to be manipulated. Currently, children can play the same game with an adult. “The adult should not access the environment where the child is playing,” he said.

A two-stage system will come to social media platforms! Violent games will be blocked

“INFORMATION WILL NEVER BE SHARED”

Emphasizing that the information will not be shared with third parties, Usta said, “The age verification technique will be applied. There are question marks in everyone’s mind, such as ‘Will children’s data and information be shared?’ It will never be like this. The information will be verified only through e-Government. Then, entry will be allowed by establishing a token, that is, a key lock system, for both social media and games. We expect appropriate content to be presented on social media and game platforms to provide the right service for our children.

A two-stage system will come to social media platforms! Violent games will be blocked

They should have representatives in Türkiye so that we can reach them if there is a problem. The European Union has designed apps to protect children online. Actually, we will do this too. We will follow the actions of the media. We also talked to the platforms. They say bring the law, we are ready. They will provide 6-month reports. We will give time as long as we see any deficiencies. “If they do not fix it, they will face sanctions,” he said.


News Entry
Erkan Kızmaz – Editor



Source link

Continue Reading

Daily Agenda

Breaking news | Important statements from MHP leader Devlet Bahçeli: Our future is under digital siege

Published

on


Breaking news | Important statements from MHP leader Devlet Bahçeli: Our future is under digital siege

Emphasizing that space should be made for languages ​​solved with poetry, for minds that shine with mathematics, for wrists that gain discipline through sports, for hearts that gain courage on the stage, Bahçeli said, “Because every opportunity that we do not provide for our children today will be a heavy price that we will pay as a nation tomorrow.” he said.

MHP leader Bahçeli pointed out the events that took place in schools in Şanlıurfa and Kahramanmaraş and underlined that these events cannot be glossed over with shallow and superficial evaluations.

Expressing that these grave developments have opened deep cracks in the conscience, Bahçeli said, “It is essential that the process be handled with a cool, common sense and multifaceted perspective, with all its causes, consequences and developments in the background. Here, the issue cannot be handled only as a public order file. The picture before us should be evaluated together with the pressures of our age on the child’s psyche, the loosening in family ties, the support needed by the school climate, the uncontrolled areas of the digital world and the breaks in the transfer of social values. Violence in the mind of a child, “If anger, loneliness and the desire to imitate accumulate at the same time, not only does an act that is the subject of criminal law occur, but also a sign that society must read carefully.” made his evaluations.

“OUR CHILDREN, OUR FUTURE ARE UNDER A DIGITAL SIEGE”

Emphasizing that with the widespread use of digitalization, the time children spend in front of the screen has increased, Bahçeli continued his words as follows:

“Our children weigh their own values with the number of likes they receive on social media platforms, think that they have gained reputation with the increasing number of followers, and inevitably confuse real emotions with instant reactions given with a finger movement. Our children, our future, are under a digital siege. Momentary and temporary victories that put exposure over privacy overtake effort and patience. It is difficult to close the pure heart of a child who is systematically exposed to ridicule, lynching, humiliation and exclusion among his peers.” “Our children, who are fascinated by the universe presented by bright screens, are lost in attention deficit and sleep problems. We must understand, together with our children, the thin red line between blessing and threat. In the chaos of the digital age, we have to remember the advice of our ancestors who said ‘Less is more, more is harmful.’

Reminding that access to hundreds of social media accounts was blocked following the tragic events in Şanlıurfa and Kahramanmaraş, Bahçeli said, “The closure of many Telegram groups and the initiation of legal proceedings against dozens of individuals have clearly shown that digitalization, when left uncontrolled, can turn into a scheme of mischief that poisons not only the individual but also the life of society.” he said.

Emphasizing that digital channels, chat rooms, chat groups, applications and channels are no longer an innocent communication area, Bahçeli noted that the danger is not only screen addiction, but also a climate of digital subversion that multiplies evil, encourages violence, legitimizes crime, exploits pain and targets the pure conscience of children. Bahçeli used the following statements:

“We cannot abandon our children to the vulgar and violence-normalizing language of social media and television screens, to the destructive structures clustered in closed-circuit dark channels, to the anonymous climate of the virtual world, to the unresponsible calls of those who lack dignity. As the screen light increases, so that the light in our children’s eyes does not fade away, so that the invasion of applications does not steal the time spent with our families, as connections increase, friendship requests increase, and the circle of followers expands, we become lonely, alienated, withdrawn from their roots, “We have to take action today to prevent a generation that moves away.”

“THE STRUGGLE IS NOT TO SAVE THE DAY, BUT TO BUILD THE FUTURE”

MHP Chairman Bahçeli stated that the disintegration that started in the individual will spread to the society, and the weakness growing in the society will threaten the future of the nation, and said, “When digitalization erodes our values, as the time spent in front of the television increases, as the silence within the family increases, as the words of so-called social media phenomena take precedence over the teachings of our valuable teachers, as the ideas of unlimited and uncontrolled freedom prune the educational power of the school, as our children are thrown into the deluge of unpredictable content, such tragedies will occur.” “The ground is expanding.” he said.

Emphasizing that the solution cannot be provided only by security guards waiting at the school gates and cameras hung on the walls, Bahçeli stated that it is not their job to take dressing measures after the incident occurs and lives are lost.

Pointing out that the issue is deeper, more serious and broader, Bahçeli said, “We will not be among those who cover up this issue, but will be among those who will root it out, and this struggle is not a struggle to save the day, but to build the future. There is no rest for us without strengthening the family, restoring schools to their primary role of building education and personality, and strengthening guidance and psychosocial support mechanisms.” he said.

Bahçeli said that what needs to be done cannot be limited to surrounding children with discipline alone and said, “It is necessary to listen to children, understand them, direct them, keep them busy, raise them in a safe world of meaning and make them have a personality. A child is not a being that only requires orders, it is a trust that requires attention, belonging, wanting to be seen and trust.” made his assessment.

Emphasizing that the education system should center this truth, Bahçeli said, “Education cannot be seen as just the transfer of knowledge, it is the art of establishing the inner order of the human being. Compassion, measure, patience, dignity, responsibility and the inviolability of human life should be taught as much as mathematics, history, science and literature. Our teachers are not only officials teaching in the classroom, but exceptional personalities who touch the moral backbone of the society and build the personality world of our children.” he said.

“THE FUTURE OF A NATION THAT WEAKS TEACHERS CANNOT BE STRONG”

MHP Chairman Bahçeli emphasized that the cause of education would be stillborn from the very beginning with an understanding that trivializes the teacher, and described the teacher as “the dignity of the school, the carrier column of education, the soldier of knowledge and wisdom that guides the future of the nation.”

Underlining that it is an inexplicable heedlessness to break away from a tradition that regards the teacher as a second parent, exalts, honors, and respects the teacher and drags him/her into the position of a lecturer and a civil servant, Bahçeli said, “In a system where the teacher’s reputation is damaged, his words are devalued, and his authority in the classroom is eroded, neither a solid educational system can be established nor a generation shaped by national and moral values ​​can be built. The future of a nation whose teachers are weakened cannot be strong.” he said.

Pointing out that supporting families is equally vital, Bahçeli said, “Modern city life, work pace, economic pressures, the invasion of the digital world and the weakening of social ties often leave the family alone. When the family is alone, the child is also lonely. Therefore, instead of targeting the family, it is necessary to strengthen the family, expand guidance systems, make child and adolescent mental health services accessible, and make school-family-state cooperation more functional.” he said.

Expressing that the responsibility on this issue belongs to everyone, Bahçeli asked the political establishment not to produce conflicting language on this issue and the academy to guide with real information. Stating that the bureaucracy should strengthen inter-institutional coordination, Bahçeli continued his words as follows:

“Families should look at the inner world of their children more carefully and the digital awareness capacity of families should be increased. The media should stay away from a publishing approach that increases pain. Access to weapons, the language of violence, peer bullying, digital radicalization and social isolation should be evaluated within a common child protection architecture, not as individual files. The current meaning of April 23 is hidden in this balance. National sovereignty is not only the right to sovereignty, but also the regime of responsibility. Everyone who makes decisions on behalf of the nation is responsible before history for the safety, peace and future of children. “As much as the Parliament represents the will of the nation, it also entrusts the future of children. Therefore, our call today is a call for common sense.”

“THE COMMISSION HAS TO BE A MOBILIZATION DESK THAT DETECTS THE THREAT AT ITS SOURCE”

MHP leader Bahçeli said that every prejudice made, every opportunistic sentence made, every political drift made before all aspects of the events are clarified will serve no purpose other than covering up the truth, exploiting the pain, and causing another wound in the lives of children.

“No one should try to make a statement based on the lives of our children, to create politics based on the tears of the nation, and to add such painful events to the mix of daily polemics.” Bahçeli said, “Our demand is clear, our expectation is clear, our call is an obligation that cannot tolerate delay: The reasons must be investigated to the end. If there are negligences, they must be revealed one by one. The chain of responsibility must be determined without hiding.” he said.

Bahçeli, who wanted permanent measures to be taken without delay to protect school security, children’s mental health, and the peace of teachers and families, reminded that the school attacks in Şanlıurfa and Kahramanmaraş will be discussed in the General Assembly of the Turkish Grand National Assembly. Bahçeli said:

“It is undoubtedly an accurate and appropriate step that our Gazi Assembly has demonstrated a common and supra-political will to establish an investigation commission after the heinous school attacks in Şanlıurfa and Kahramanmaraş. The work of the previously established and completed investigation commission on children dragged into crime has also created an important preparation ground in this sense. From this point on, the issue is not about the heat of an individual attack, but about the situation of our children trapped in the clutches of crime and violence by considering multi-front risk factors. “This commission to be established must be a mobilization table that does not waste time and multiply words, but takes our children under its wing and identifies the threat at its source. Our children are our future, and our future is above all kinds of political calculations and all kinds of polemics.”

Bahçeli expressed his condolences to those who lost their lives in the school attack, his condolences to their grieving families, and wished a speedy recovery to those who were injured.

On the other hand, it was seen that Bahçeli was wearing a badge prepared in the same concept as the ring, which included the lines “When you wake up, the essence of the Turk/The word of God comes true” from Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’s poem “Meydan”, and on the side surfaces of which star and crescent motifs were embroidered in geometric decorations specific to the Seljuk period.



Source link

Continue Reading

Trending