Daily Agenda
Emine Erdoğan’dan 2025 yılında Gazze diplomasisi: Zulmün sona ermesi için uluslararası topluma çağrıda bulundu
Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi, Birleşmiş Milletler (BM) Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Sıfır Atık Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, yıl boyunca yurt içi ve dışında katıldığı programlarda başta Gazze olmak üzere sıfır atık, ailenin önemi ve çocuk haklarının korunması gibi konularda farkındalığı artırmak için çalıştı. Emine Erdoğan, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da başta Gazze’deki durum üzere, sıfır atık konusuyla ilgili yurt içi ve dışında yoğun faaliyetlerde bulundu. Emine Erdoğan, Gazze’deki soykırıma ilişkin ulusal ve uluslararası kamuoyunun farkındalığını artırmak ve zulmün sona ermesi için faaliyetlerini yıl boyunca sürdürdü.
Vatikan’da 2 Temmuz’da Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile görüşen Emine Erdoğan, kalıcı ateşkes ve insani yardımların ulaştırılması için Papa’ya “Gazze konusunda Hristiyan dünyası daha gür sesle destek çıkmalı” çağrısı yaptı.
Emine Erdoğan, Filistin’de kalıcı ve sürdürülebilir barış için iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesinin ve Filistin Devleti’ni resmen tanıyan ülkelerin sayısının artmasının önemini dile getirdi.

MELANİA TRUMP’A GAZZE MEKTUBU
Emine Erdoğan, 23 Ağustos’ta ABD Başkanı Donald Trump’ın eşi Melania Trump’a, Ukrayna’daki savaş için gösterdiği hassasiyeti Gazze’deki insani kriz için de göstermesi çağrısında bulunduğu mektup gönderdi.
Gazze’nin tarihte benzeri görülmemiş zalimliğe, çağın en acı soykırımına sahne olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, mektubunda, BM Çocuk Fonu’nun, 45 dakikada bir çocuğun öldürüldüğü Gazze’de, yerin üstünü çocuklar için bir “cehenneme” yerin altınıysa bir “çocuk mezarlığına” benzettiğini aktardı.
Emine Erdoğan, kahkahaları susturulanların yalnızca Ukrayna’nın çocukları olmadığını, Filistin’in çocuklarının da aynı neşeyi, aynı özgürlüğü, aynı onurlu geleceği hak ettiklerini belirterek, “Gazze’deki insani krizin durdurulmasına yönelik güçlü çağrınızı içeren bir mektubu da İsrail Başbakanı Netanyahu’ya göndermeniz son derece anlamlı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
İspanya’nın Ankara Büyükelçiliği ve Muğla Fahri Konsolosluğunca, 8 Ekim’de CSO Tarihi Salon’da, flamenko gösterisinin de yer aldığı “Rüzgar Gibi Özgür Filistin İçin Tek Yürek” yardım etkinliği düzenlendi.
Tüm geliri Gazze halkına bağışlanacak etkinliğe katılan Emine Erdoğan, “Bu anlamlı etkinlikte, Filistinli kardeşlerimiz için buluştuk. Flamenko’nun zarafeti ve duygusu, Gazze’nin yaralı kalbine dokundu. Filistin’de devam eden soykırıma karşı sanatın birleştirici gücüyle bir araya gelip insanlığın vicdanına seslendik.” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 9 Aralık’ta düzenlenen “Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze’de Medya ve Direniş” programına katıldı.
Programda konuşan Emine Erdoğan, İsrail saldırılarında hayatını kaybeden Filistinlilerin insanlığa gönül koyarak hayata veda ettiklerini belirterek “O nedenle haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak hepimizin en meşru savaşıdır.” dedi.
İsrail ve onların enformasyon şiddetine ortak olan medya kuruluşlarıyla dünya kamuoyunun defalarca manipüle edildiğini ifade eden Emine Erdoğan, “Ne acı ki, dünyanın birçok yerinde bu yalanlara inanarak soykırıma alkış tutanlar oldu. Artık demokrasi ve insan hakları gibi evrensel değerlerin, ötekileştirilenler söz konusu olduğunda yalnızca bir tekerlemeden ibaret olduğunu biliyoruz. İnanıyorum ki biz hakikatin ışığını yansıttıkça bugün Gazze’nin üstüne çöken karanlık, yarın insanlığın topyekun direnişiyle inşallah aydınlığa dönüşecektir.” diye konuştu.
Emine Erdoğan, Gazze’de İsrail ateşi altında bir araçta mahsur kalarak hayatını kaybeden 6 yaşındaki Filistinli Hind Rajab’ın hikayesini anlatan “Hind Rajab’ın Sesi” filminin 16 Aralık’ta Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki gösterimine katıldı.
Emine Erdoğan filme ilişkin, “Gazze’de acımasızca hayattan koparılan 6 yaşındaki Hind Rajab’ın sesi, tüm dünyanın duyduğu ama kimsenin cevaplamadığı bir imdat çığlığıydı. O çığlığın karanlıkta kaybolmasına izin vermeyen, vicdanları uyandıran, hafızaları diri tutan ‘Hind Rajab’ın Sesi’ filmini boğazımızda düğümlenen bir acıyla izledik. Yavrumuzu ve şehit düşen tüm Filistinli kardeşlerimizi rahmetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, 26 Aralık’ta Kalyon Vakfı ve Türk Kızılay işbirliğinde, Gazze’de yıkımın içinden doğan vakur direnişi sanatın diliyle görünür kılma amacıyla Nişantaşı’nda Kalyon Kültür’ün bulunduğu Tarihi Taş Konak’ta düzenlenen “Kalanlar” Filistin Sergisi’nin açılışına katıldı.
Programda konuşan Emine Erdoğan, “Bizim televizyon ekranlarına yansıdığında bakmakta dahi zorlandığımız bu yakıcı acıların merkezinde yaşayan Filistinliler, dipdiri bir imanla ‘Allah bize yeter. O ne güzel vekildir’ diyorlar. O yüzden hala boyunlarında evlerinin anahtarlarını taşıyorlar. O anahtarlarla bir gün yeniden evlerinin kapılarını açmak için sabrediyorlar. Küllerinden doğacak bir Gazze’ye inanıyorlar. Biz de inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Filistin’i savunmanın, Filistinliler kadar tüm insanlığı, onu ayakta tutan değerleri ve en başta da insan kalma hakkını savunmak anlamına geldiğini kaydeden Emine Erdoğan, “Uluslararası topluma şu gerçeğin çok iyi anlatılması gerek, eğer bugün çocuklara kurşun sıkılabiliyorsa, açlığa mahkum edilen bebekler ağlamaktan katılıyorsa, kadınlar yoksulluk ve çaresizlik içinde çırpınıyorsa, hastalar ilaçsızlıktan ölüyorsa, erkekler İsrail zindanlarında ağza alınmayacak işkencelere maruz kalıyorsa ve tüm bunlar dünyanın gözü önünde olabiliyorsa, artık dünyada hiçbir insan güvende değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

SIFIR ATIK, SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ
Sıfır atık, sürdürülebilirlik ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda farkındalığı artırmayı hedefleyen Emine Erdoğan, bu kapsamda yurt içindeki programlara ev sahipliği yaptı, yurt dışında da çok sayıda programa katıldı. Emine Erdoğan, bu yıl da çok sayıda lider eşi ve uluslararası üst düzey temsilciyle görüştü.
Resmi temaslarda bulunmak üzere Pakistan’ın başkenti İslamabad’a giden Başkan Recep Tayyip Erdoğan’a eşlik eden Emine Erdoğan, 13 Şubat’ta “Döngüsel Ekonominin İlerletilmesi: Sürdürülebilirlik İçin Pakistan-Türkiye Ortaklığı” etkinliğine katıldı.
“Dönüşümsel Ekonomi ve Sıfır Atık” temasıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Emine Erdoğan, “Her alanda ekolojik dengeyi yeniden tesis edecek politikalar üretmeliyiz. Yapılacaklar listemizin en başında, döngüsel ekonomiyi bir an önce hayata geçirmek yer alıyor. Çünkü döngüsel ekonomi çevre dostudur. Daha az kaynak tüketir ve kaynakların önemli bir kısmını geri kazanmayı hedefler.” ifadelerini kullandı.

BM’DE “ULUSLARARASI SIFIR ATIK GÜNÜ ÖZEL ETKİNLİĞİ”NDE KONUŞTU
Emine Erdoğan, BM’nin 30 Mart “Uluslararası Sıfır Atık Günü Özel Etkinliği”nde konuşma yapmak üzere gittiği New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüştü.
Görüşmede Emine Erdoğan, iklim krizi ve çevre sorunlarının ancak kolektif bir çabayla çözülebileceğini belirterek, “Sıfır Atık” hareketini sadece bir çevre politikası olarak değil, insanlığın ortak geleceğini koruma sorumluluğu olarak gördüklerini vurguladı.
Emine Erdoğan, Guterres’in de katılımıyla BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin BM Daimi Temsilciliği, Sıfır Atık Vakfı, BM Çevre Programı ve BM-Habitat tarafından “Moda ve tekstilde sıfır atığa doğru” temasıyla düzenlenen 30 Mart “Uluslararası Sıfır Atık Günü Özel Etkinliği”nde katılımcılara hitap etti.
Moda ve tekstil sektörünün çevre kirliliğinde çok yüksek bir payı olduğuna işaret eden Emine Erdoğan “O nedenle, biz de bu yılki kutlamalar için ‘Moda ve Tekstilde Sıfır Atığa Doğru’ temasını seçtik. Bunun sebebi, kullan-at merkezli bir anlayışın ne yazık ki sektörün ana karakteri haline gelmesidir. ‘Yavaş ve sürdürülebilir modayı’ hayata geçirmek artık hepimiz için bir zorunluluktur.” dedi.
Emine Erdoğan, “30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü” dolayısıyla Türkiye’nin yurt dışında bulunan temsilciliklerinde yapılan özel etkinliklere de video mesaj gönderdi.
Mesajında bu yıl “Uluslararası Sıfır Atık Günü”nün 3’üncü yılının kutlandığını belirten Emine Erdoğan, “Her bir saniyede, bir çöp kamyonu dolusu giysi yakılıyor ya da dünyanın atık depolama sahalarına gönderiliyor. Üzerimizden kolayca çıkarıp attığımız kıyafetleri, doğa üzerinden çıkarıp atamıyor.” sözleriyle tekstil sektörünün yarattığı çevre kirliliğine dikkati çekti.
SIFIR ATIK ENSTİTÜSÜ KURULDU
Birleşmiş Milletler (BM), Sıfır Atık Vakfı ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) işbirliğinde 12 Mayıs’ta Sıfır Atık Enstitüsü kuruldu.
Emine Erdoğan, Türkiye ve dünya için hayırlı olması temennisinde bulunduğu Enstitü’nün, çevre alanında Türkiye’nin ilk akademik yapılanmalarından biri olarak büyük bir sorumluluğu omuzladığını vurguladı.
Sıfır Atık Vakfı, her türlü atığın, bilinçsiz su ve elektrik tüketiminin çevreye verdiği zararlara dikkati çekmek amacıyla 5 Haziran’da “Farkında mısın?” kampanyası başlattı.
Emine Erdoğan, Dünya Çevre Günü dolayısıyla hazırlanan kampanyaya ilişkin “Her yıl yaklaşık 11 milyon ton plastik atık, göllere, nehirlere, denizlere ulaşıyor. Plastiklerin parçalanmasıyla oluşan mikroplastikler, gıdamıza, suyumuza, hatta soluduğumuz havaya sızıyor. Yani farkında olmadan canımıza karışıyor. Bugün bu vahim tabloya ‘Dur’ demezsek, veriler yakın gelecekte çevreye sızan plastik miktarının yüzde 50 artacağını söylüyor.” ifadelerini kullandı.
Sıfır Atık hareketinin sadece bir proje değil farkındalığın, vicdan eksenli ve bilinçli bir insanlığın yol haritası olduğunu dile getiren Emine Erdoğan, “Tek yapmamız gereken, tamir ettirmek, dönüştürmek ve yeniden kullanmak. 5 Haziran Dünya Çevre Günü, hepimiz için bir milat olsun. Plastik kirliliğine karşı tek yürek mücadele edelim. Toprağın diliyle konuşalım, suyun çağrısına kulak verelim. Farkında olanlardan olalım. Zira gelecek, farkındalıkla yeşerecek.” çağrısında bulundu.

PAPA 14. LEO’DAN “SIFIR ATIK” HAREKETİNE DESTEK İSTEDİ
Emine Erdoğan, Vatikan’da 2 Temmuz’da Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile görüştü.
Görüşmede, Emine Erdoğan, uluslararası toplumun bugün pek çok hayati sınamayla karşı karşıya olduğunu belirterek, bunlardan birinin de iklim değişikliğiyle mücadele olduğuna işaret etti.
Kendisinin de kişisel olarak öncelik verdiği iklim değişikliği konusunda Türkiye’de başlattıkları “Sıfır Atık” hareketinden Papa’ya bahseden Emine Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadele meselesinin, Türkiye ile Vatikan arasında güçlü işbirliği potansiyeli taşıdığına inandığını belirtti.
Emine Erdoğan, Papa 14. Leo’ya, BM bünyesinde kurumsallaşan “Sıfır Atık” hareketine destek vermesinin önemli olduğunu söyledi. Papa 14. Leo’nun da buna karşılık “Kesinlikle birlikte çalışma yolları bulmalıyız.” dediği öğrenildi.
“SIFIR ATIK PROJEMİZİN BAŞLANGIÇ NOKTASI, İNSANLIĞA DUYDUĞUMUZ SADAKATTİR”
Emine Erdoğan, Vatikan’da Papalık Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde düzenlenen “Kardeşlik Temelli Ekonomi: Etik Çok Taraflılık” başlığıyla düzenlenen konferansa da katıldı.
Buradaki konuşmasında, Türkiye’nin 2017’de başlattığı ve bugün BM kararıyla küresel bir harekete dönüşen Sıfır Atık hareketine değinerek “Sıfır Atık Projemizin başlangıç noktası, insanlığa duyduğumuz sadakattir. Biz bu meseleyi, çevresel bir sorumluluk olduğu kadar, toplumlar ve nesiller arası adaletin sağlanması için, başarıyla geçmemiz gereken bir sınav olarak da görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
– “Geleneksel Türk mutfağının bilgeliği bile başlı başına bir sıfır atık yaşam modelidir”
Emine Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulu dolayısıyla 21 Eylül’de Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile New York’a gitti.
Devlet ve hükümet başkanlarının eşlerini, himayesinde yürütülen “Anadoludakiler” projesi kapsamında Türkevi’nde düzenlediği “Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler” programında ağırlayan Emine Erdoğan, programda konuşma yaptı.
Konuşmasında geleneksel Türk mutfağının tarladan tabağa uzanan bilgeliğinin bile başlı başına bir sıfır atık yaşam modeli olduğunu ifade eden Emine Erdoğan, “Çünkü döngüsellik, Anadolu’da üretimin ve tüketimin kalbindedir. Bununla beraber son günlerde tüm dünyada gündemde olan etik üretim, ileri dönüşüm, sıfır atık, sürdürülebilir moda, doğal malzemeler, kadın emeğinin desteklenmesi gibi yaklaşımların tamamı, yüzyıllardır Anadolu’da yaşatılmaktadır. Dolayısıyla sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin, adil ve barışçıl bir dünya geleceğinin, yerel kültürlerin yaşatılmasıyla doğrudan ilişkisi vardır.” diye konuştu.
Emine Erdoğan, himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca New York’ta oluşturulan “Sıfır Atık Mavi-Damla Damla Sergisi”nin açılışını da yaptı.
Programda konuşan Emine Erdoğan, “Ne mutlu ki Sıfır Atık, artık küresel bir harekettir.” dedi.
“Su, ortak yaşam kaynağımızdır” anlayışıyla 2019’da “Sıfır Atık Mavi” hareketini başlattıklarını anımsatan Emine Erdoğan, “Bugüne kadar 285 bin ton deniz çöpünü yani 22 bin kamyon dolusu atığı kıyılarımızdan ve denizlerimizden uzaklaştırdık. 551 mavi bayraklı plajımızla, dünyanın en fazla mavi bayraklı plaja sahip üçüncü ülkesiyiz. Bununla da yetinmedik, 2023’te ‘Su Verimliliği Kampanyası’nı başlattık. 2 milyardan fazla insanın güvenli içme suyuna erişemediği dünyamızda su verimliliği çalışmalarını insanlığa karşı bir görev addettik.” diye konuştu.
SIFIR ATIK AKTÖRLERİNİ “ULUSLARARASI SIFIR ATIK FORUMU”NDA BULUŞTURDU
Onursal Başkanlığını Emine Erdoğan’ın yaptığı Sıfır Atık Vakfı tarafından, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, BM Çevre Programı (UNEP) ve BM-Habitat işbirliğiyle 17-19 Ekim’de “Sıfır Atık Hareketi: İnsan, Mekan, Dönüşüm” temasıyla İstanbul’da Uluslararası Sıfır Atık Forumu düzenlendi.
Sıfır atık dünyası yönünde somut adımlar atmak amacıyla dünyanın dört bir yanından harekete geçen aktörleri bir araya getiren forumda konuşan Emine Erdoğan, “Sıfır atık, umut ürettiğimiz, yepyeni bir dönemin adıdır.” dedi.
Bazen sıfır atık yaşam modelini uygulamanın zor olduğu yönünde eleştiriler duyduğunu aktaran Emine Erdoğan, “Şunun altını çizmek isterim ki bizim sıfır atığı mükemmel bir şekilde uygulayan bir azınlığa değil, küçük adımları kararlılıkla atan, evindeki organik atıkları kompost yaparak gübreye dönüştüren, restoranda artan yemeğini çekinmeden yanında götüren, elektrikli cihazını bekleme modunda bırakmayıp kapatan, velhasıl, ‘Ben mi kurtaracağım dünyayı?’ demeden insanlığın iyiliği için elinden geleni geldiği kadarıyla yapma gayretinde olan milyonlara ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, Türkiye olarak, iklim krizindeki paylarının çok düşük olmasına rağmen çözümün parçası olmak için çalıştıklarını ve 2017’de başlattıkları Sıfır Atık hareketinin, bu hedefin en net göstergesi olduğunu belirterek “Bu yolun başında ülkemizde yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı yüzde 36 seviyesine çıkardık. Bugüne kadar 74,5 milyon ton atığı geri kazandık. Ekonomimize 256 milyar lira kazanç sağladık. Sıfır Atık Mavi hareketi kapsamında, yaklaşık 285 bin ton deniz çöpünü topladık.” dedi.
Uluslararası Sıfır Atık Forumu “Bakanlar Oturumu”nun açılışında da konuşan Emine Erdoğan, Türkiye olarak, iklim ve çevre sorunlarının çözümünde uluslararası işbirliğini ve ortak hedefler belirlenmesini önemsediklerini belirterek, bu buluşmanın, adil sorumluluk paylaşımına dayalı stratejik ortaklıkların başlayacağı bir zemin olması temennisinde bulundu.
“SIFIR ATIK HAREKETİ, 21. YÜZYILIN EN BÜYÜK İYİLİK HAREKETİ”
Emine Erdoğan, Uluslararası Sıfır Atık Forumu kapsamında düzenlenen “BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu 4. Resmi Toplantısı”na başkanlık etti.
Toplantının açılışında konuşan Emine Erdoğan, Sıfır Atık hareketinin, 21. yüzyılın en büyük iyilik hareketi olduğunu belirterek, Türkiye olarak, bu hareketin öncü ülkesi olmaktan ve sıfır atığı yerelden küresele taşımaktan büyük gurur duyduklarını bildirdi.
2022 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen sıfır atık kararının, artık bir Birleşmiş Milletler politikası ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin kilit unsuru olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
“2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için önümüzde yalnızca 5 yıl kaldı ve maalesef hedeflerin henüz yüzde 18’i gerçekleştirilebildi. Bu süreci hızlandırabilmek için farkındalık çalışmalarına ağırlık vermemiz gerektiği inancındayım. Kadınlar ve çocuklar ana hedef kitlemiz olmalıdır. Onların nesilleri ve geleceği şekillendiren gücünü Sıfır Atık hareketine etkin bir şekilde kanalize etmeliyiz. Birleşmiş Milletler Habitat ve Birleşmiş Milletler Çevre Programının koordinasyonunda, Sıfır Atık Vakfımızın da desteğiyle kalıcı bir Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Mekanizması kurulmalıdır. Sıfır Atık Forumu da bu platformun evrensel yüzü ve bilgi merkezi olmalıdır.”
Emine Erdoğan, bizzat katılamadığı programlara da video mesaj göndererek sıfır atık konusundaki düşüncelerini paylaştı.
Endonezya’nın Bali adasında düzenlenen “Asya Pasifik Sıfır Atık Uluslararası Seminer Programı”na 28 Ekim’de video mesaj gönderen Emine Erdoğan, “Medeniyet birikiminden beslenen ve sıfır atık ilkelerini temel alan yaşam modellerini bir an önce hayata geçirmeliyiz. Ancak bu sayede verimlilik ilkesiyle yönetilen atığın azaldığı ve geri dönüşüm uygulamalarının yaygınlaştığı döngüsel şehirler kurabiliriz.” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE, COP31’E EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
Brezilya’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı’nda (COP30) Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında yürütülen müzakereler sonucu, gelecek yıl düzenlenecek COP31 Taraflar Konferansı’nın, Türkiye’nin ev sahipliği ve başkanlığında yapılmasına karar verildi.
Emine Erdoğan, konuyla ilgili NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapacak olmasının, Türkiye ve tüm insanlık için hayırlı olmasını dileyerek şu ifadeleri kullandı:
“Hepimiz için gurur vesilesi olan bu önemli adım, sıfır atık hareketine küresel ölçekte yön veren Türkiye’nin, çevre bilincindeki kararlılığının dünyada karşılık bulduğunun bir göstergesidir. 196 ülkenin aynı masaya oturacağı tarihi zirvenin, iklim krizinin yükünü en fazla taşıyan ülkelere, güçlü bir rehberlik ve dayanışma sunulması için dönüm noktası olacağına inanıyorum. COP31’in daha adil, sürdürülebilir ve yaşanabilir bir dünya adına kararlı, etkili ve somut neticelere vesile olmasını diliyorum.”

“İSTANBUL, ARTIK ‘SIFIR ATIK’IN BAŞKENTİ”
Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sıfır Atık Vakfı işbirliğiyle “Gıda ve Su İsrafını Önlemek, Geleceği Sahiplenmek” temasıyla 28 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen Yüksek Düzeyli Tarım ve Orman Bakanları Paneli’ne katıldı.
Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nun tamamlayıcı oturumu olan panelin açılışında konuşan Emine Erdoğan, İstanbul’un artık “Sıfır Atık”ın başkenti, insanlığın sürdürülebilir gelecek vizyonunun merkezi olduğunu söyledi.
Emine Erdoğan, değişimin önce evlerde, sofralarda ve alışkanlıklarda başlaması gerektiğini belirterek “Sıfır atık prensiplerini uygulayarak kendimizi ve hayatlarımızı değiştirmeye başladığımızda göreceğiz ki dünya da bizimle birlikte değişecek. Çünkü bir dilim ekmeği çöpe atmadığımızda 40 litre suyu, bir yumurtanın bozulmasına izin vermediğimizde 196 litre suyu, bir elmayı buzdolabında çürütmediğimizde 822 litre suyu kurtaracağız.” ifadelerini kullandı.
Emine Erdoğan, sosyal medya hesaplarından zaman zaman yaptığı paylaşımlarda da atık krizinin üstesinden gelmek için sıfır atık bilincinin önemine işaret ederek sürdürülebilirlik vurgusu yaptı.
Emine Erdoğan’ın bu yıl yurt içi ve dışında görüştüğü devlet ve hükümet başkanlarının eşleri ile ülkelerin, kurum ve kuruluşların temsilcileri, 2023’te BM 78. Genel Kurulu’nda küresel düzeyde imzaya açılan ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk imzacısı olduğu “Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı”nı imzalayarak “Sıfır Atık” hareketine destek verdi.
AİLE VE ÇOCUK TEMALI ETKİNLİKLER
Emine Erdoğan, “Aile Yılı” kapsamında ailenin ve çocuk haklarının korunmasının önemine dikkat çekilen programlara da katıldı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu “Uluslararası Aile Forumu”nun gala yemeğine katılan Emine Erdoğan, konuşmasında, “Evlenme yaşını ileri atan bahanelere ve felaket kehanetleriyle doğum sayılarının geriletilmesine geçit vermemeliyiz.” dedi.
Emine Erdoğan, ailenin insan yaşamındaki önemine dikkati çekerek “Ailenin geleneksel yapısında çözülmeler meydana geliyor. Toplumlar bir erime potasına atılmaya çalışılıyor. Tüm bu girişimler ahlaki ve manevi değerlerimizi hedef almaktadır. Zira bizi bu olumsuz dış etkilere dirençli kılan milli kimliğimizdir.” ifadelerini kullandı.
Haliç Kongre Merkezi’nde 6 Aralık’ta “Dijital Çağda Çocuk Medyası: Aileyi Güçlendirmek, Değerler İnşa Etmek” başlığıyla düzenlenen TRT Uluslararası Çocuk Medyası Zirvesi’ne katılan Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzaladığını duyurdu.
Sözleşmeyi çocukların dijital ortamlarda güvenliğini sağlamak, haklarını korumak ve onları desteklemek için sözleşmeyi imzaladığını belirten Emine Erdoğan, herkesi sözleşmeyi imzalamaya davet etti.
Emine Erdoğan, NSosyal hesabından bu yıl katıldığı program ve etkinliklerden görüntülerin yer aldığı videoyu da paylaşarak şu ifadeleri kullandı:
“Yeni yılın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Birlik ve beraberlik içinde dayanışmamızı koruduğumuz, umudumuzun eksilmediği, huzurlu bir yıl temenni ediyorum. Bütün mazlum coğrafyalarda zulümlerin son bulduğu, barışın, mutluluğun, refahın hakim olduğu bir 2026’da buluşmak dileğiyle.”
Daily Agenda
Minister Işıkhan: “We are trying to include 200 thousand students in the internship program”
Minister of Labor and Social Security Vedat Işıkhan made statements and answered questions in the live broadcast he attended. Stating that, as the Ministry, “protecting and increasing employment” are their focus, Işıkhan said that the Youth Production Age (POWER) Project implemented by İŞKUR is important in this context.
Pointing out that the youth unemployment rate is above the general unemployment rate, Işıkhan said, “We have only focused on our youth here. Because young people are our future. We are a target group that creates our future. We need to connect young people with jobs before they fall into the trap of Neither Employment nor Education (NEET). In this context, we are running programs to help our young people become skilled through İŞKUR.” he said.
“WE RECEIVED 333 THOUSAND APPLICATIONS”
Işıkhan pointed out that high school and university students have difficulty finding institutions or businesses to do internships and said: “The internship program was previously carried out by the Presidential Human Resources Office. This started to be carried out with İŞKUR’s National Internship Program. While approximately 120 thousand young people were previously given employment internship opportunities, as İŞKUR, we have received 333 thousand applications so far. This year, we are trying to push our capacity and include 200 thousand students in the internship program.
Daily Agenda
AK Party Spokesperson Çelik: “There is no integrity within the EU”
“A VERY GREAT DISRESPECT, A VERY UNQUALIFIED APPROACH”
Referring to CHP Chairman Özgür Özel’s words towards President Recep Tayyip Erdoğan, Çelik said, “CHP Chairman Özgür Özel’s mentioning our President’s name side by side with a murderer like Netanyahu in the same sentence is both a great disrespect and a very politically unqualified approach.” made his assessment. Çelik stated that Özel’s words were a motto on how not to do politics. Stating that Özel frequently referred to Spanish Prime Minister Pedro Sanchez, but that Sanchez’s attitude on Palestine was very clear from the beginning, Çelik said, “Sanchez is one of the extremely valuable voices of the alliance of humanity, of which our President is the strongest voice. However, Özgür Özel called ‘Hamas a terrorist organization’ at the beginning of the events. He calls Palestinian children ‘Israeli children’. We do not see an approach that corrects this in any way. What did he say upon the subsequent reactions? ‘I call Hamas a terrorist organization.’ I didn’t say, I said he was committing terrorism.’ he said. Özgür Özel is one of the politicians who has made the most wasteful and unqualified statements since these events started, he has become a brand in this way and unfortunately he has brought himself to this situation.” he said. Calling on those speaking on behalf of the CHP to say these words questioning President Erdoğan’s sensitivity to Palestine in Palestine, Gaza, the West Bank and Jerusalem, Çelik noted that it would then be possible to see how the Palestinians would respond to the CHP members.
“I WOULD NOT WANT ÖZGÜR ÖZEL TO FALL INTO THIS SITUATION”
Çelik pointed out that the Netanyahu mentality finds support in two ways and continued his words as follows: “There are some leaders and politicians who directly support Netanyahu, and they call themselves zionists, even if they are from a different religion. There are many leaders, politicians, etc. who say ‘I am a Zionist’. They give direct support. There is also indirect support given to the Netanyahu mentality. That is, they try to wear down those who take a clear stance against Israel’s genocidal network, such as our President and Spanish Prime Minister Sanchez.” There are those who are trying to question their stance on this issue on a wrong basis, trying to cast a shadow. But for a long time, Özgür Özel’s biggest effort has been spent on questioning our President’s sensitivity to Palestine, rather than opposing Israel and the Netanyahu mentality. We do not see the software and attitude here. We do not see what outcome this is trying to achieve. What if Özgür Özel said these words in Gaza, the West Bank and Jerusalem? He knows this very well. The adjective that describes someone who questions our President in this way is ‘Netanyahu’s supporter’. Therefore, this partisanship sometimes appears in the form of direct support, and sometimes in the form of indirect support. In other words, the person who tries to express Türkiye’s President with these words turns those words into a label for himself, and it is a truly sad situation for him, for the situation his politics has fallen into, and for this tragedy. Çelik emphasized that our President should be careful about his words. “The natural consequence of questioning Palestinian sensitivity, whoever questions this, whoever attacks our President’s Palestinian sensitivity, is where he positions himself, being pro-Netanyahu, this is clear and obvious,” he said.
Daily Agenda
New development in the corruption operation against Uşak Municipality: 16 people were arrested!
29 suspects, who were detained in the second wave operation carried out yesterday within the scope of the investigation carried out by the Istanbul Chief Public Prosecutor’s Office against the Uşak Municipality for the crimes of “Bribery, Corruption, Extortion and Tender Rigging”, were sent to the courthouse in the morning after the legal procedures at the Istanbul Police Department.
19 SUSPECTS WERE REFERRED FOR ARREST
The statements of the suspects, including some employees of Uşak Municipality and some business people, have been completed. 19 suspects were referred to the Criminal Judgeship of Peace on Duty with a request for arrest. 9 suspects, including Uşak Mayor Özkan Yalım, who was detained in the first operation, were arrested, Özkan Yalım was suspended from his duty and his assets were confiscated.
16 SUSPECTS WERE ARRESTED
The interrogation of the suspects who were referred for arrest has been completed. The Criminal Judgeship of Peace on Duty decided to arrest 16 suspects. Three suspects were released on condition of judicial control. The other 10 suspects were released on condition of judicial control after their statements at the prosecutor’s office.
ARRESTED NAMES
Uşakspor President Özhan Özgöbek, CHP Uşak Provincial Chairman Celalettin Çoban, Ahmet Arslan Ahmet Yıldız, Ali Arı, Fahreddin Altundal, Ferhat Cucu, Mehmet Arslan, Mustafa Arslan, Rahmi Altundal, Sefa Taşcı Akın Cantürk, Celalettin Çoban, Cemal Ak, Ceren Yeşildağ, Özhan Özgöbek, Ulaş Küçükakın and Umut Demir.
Daily Agenda
DMM rejects the allegations that a citizen’s house in Elazığ “was intended to be demolished without notification”!
In the statement made on DMM’s virtual media account, “The allegations made by some news agencies that ‘the house of a citizen living in Maden district of Elazığ was intended to be demolished without notification to him’ are completely unfounded. It is planned to produce 255 houses in the ‘Reserve Building Area’ determined by the Urban Transformation Directorate of the Ministry of Environment, Urbanization and Climate Change in Maden district, in order for our citizens to have safe houses. In the examinations, it was determined that the citizen who made the allegations does not have any rights in the said area.” It has been determined that the relevant building is registered in the name of other citizens and that the citizen mentioned in the news resides in this building without any legal basis (as an occupier). However, in order to prevent the citizen in question from being victimized, he was provided with a shelter. “The statements made by the authorities are kindly requested to be taken into consideration.”
Daily Agenda
Doğum izni ve 15 yaş altı sosyal medya yasağı yasalaştı!
ÇOCUKLARIN AİLESİ VEYA YAKINI YANINDA BAKIMI VE DESTEKLENMESİ
Sosyal Hizmetler Kanunu’na eklenen hükümle, ekonomik desteğin üst sınırı en yüksek devlet memuru aylığı tutarı ile sınırlandırılıyor, yaş ve eğitim durumuna göre destek tutarının belirleneceği hüküm altına alınıyor. “Sosyal ve ekonomik destek” başlıklı hükme göre, çocukların kuruluş bakımına alınmaksızın ailesi veya yakını yanında bakımı ve desteklenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılacak. İhtiyaç duyulması halinde sosyal ve ekonomik sorunların çözülmesine yönelik bölgesel şartlar dikkate alınarak sosyal ve ekonomik destek sağlanacak. Sosyal ve ekonomik destek geçici ve süreli olarak sağlanabilecek. Destek ödemeleri en yüksek devlet memuru aylığı (ek gösterge dahil) tutarını aşamayacak. Yaş ve öğrenim durumuna göre verilecek destek, üst sınır üzerinden hesaplanarak belirlenecek. Aylık ödenecek süreli ekonomik destek 2 yıla kadar, tek seferlik ödenecek geçici ekonomik destek ise yılda en fazla 2 kez olmak üzere sağlanacak. Geçici ekonomik destek, belirlenen tutarın 3 katına kadar verilebilecek. Sosyal ve ekonomik destek aynı ailede en fazla 2 kişi için sağlanacak. Sosyal ve ekonomik destek, kural olarak destekten yararlanan çocuğun 18 yaşını doldurmasına kadar sağlanabilecek. Korunma kararı veya bakım tedbiri kararı, reşit olması nedeniyle sona eren kişiler ile sosyal ve ekonomik destek hizmetinden yararlanırken reşit olan ve aralık vermeksizin örgün yüksek öğrenim programlarına devam eden gençler sosyal ve ekonomik destekten 25 yaşını tamamlayana kadar yararlandırılabilecek. Sosyal ve ekonomik destekten yararlanacakların tespiti, verilecek sosyal destekler ile geçici ve süreli ekonomik destekten faydalananlara yapılacak ödemelere ve ödemelerin sürelerine ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, çocuğa bakmakla yükümlü olan kimsenin yönetmelikte belirlenen şartları taşımadığı halde aktif bir eylemiyle bundan haksız bir şekilde yararlandığının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca tespit edilmesi halinde devletçe ödenen meblağın tahsili için ilgililere rücu edilecek. İlgili hükümler uyarınca, kapatılmasına karar verilen yatılı kuruluşlarda, ihtiyaç duyulması halinde bakım faaliyetlerinin aksamaması ve hizmetin devamlılığını sağlamak üzere merkezin olağan idari, mali, hukuki, mesleki ve diğer tüm işleri valilikçe yürütülecek. Bu yetki çerçevesinde başka bir kuruluşa nakli hemen yapılamayan kişilere, durumlarına uygun bir kuruluşa yerleştirilinceye kadar ve azami 6 ay süreyle hizmet sunulmasına devam edilecek. Bu süreçte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı yatılı kuruluşlarda görev yapan personel geçici olarak görevlendirilebilecek. Gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerine ait sosyal hizmet kuruluşlarının kurucu müdürü hakkında, “kurucu müdürün kuruluşta hizmet verilen kişilere yönelik tehdit veya baskı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren fiziksel, cinsel, tıbbi, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren eylemlerden dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş olması” şeklinde belirtilen eylemlerden dolayı adli kovuşturma açılması halinde kovuşturma sonuçlanıncaya kadar valilikçe bu düzenleme kapsamında belirtilen tedbirlerin alınmasına karar verilebilecek.
DEVLET KORUMASI ALTINDA YETİŞEN GENÇLERİN İSTİHDAMINA YÖNELİK DÜZENLEME
Kanunla, devlet koruması altında yetişen gençlerin istihdamı için aranan şartlar somut hale getiriliyor. Buna göre, devlet koruması altında yetişen gençlerin hüküm kapsamında sağlanan istihdam hakkından yararlanması için “hakkında korunma kararı veya Çocuk Koruma Kanunu uyarınca bakım tedbiri kararı alınmış olması, korunma kararı veya bakım tedbiri kararı devam ederken fasılalı olarak geçen yararlanma süreleri dahil en az 5 yıl kuruluş bakımı veya koruyucu aile sosyal hizmet modellerinden fiilen yararlanması ve reşit olduğu tarih itibarıyla fiilen yararlanmaya devam ediyor olması, korunma, bakım tedbir kararı veya Kanun’un ilgili hükmünde belirtilen himaye onayının sona erdiği tarih itibarıyla Türk vatandaşı olması, 14 yaşını doldurduğu tarihten itibaren kuruluştan ya da koruyucu aile yanından hizmet aldığı süre boyunca fasılalı da olsa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kayıtlarına göre 90 günden fazla izinsiz ayrılmamış olması, en az ortaöğretim mezunu olması, 18 yaşın doldurulduğu ve korunma, bakım tedbir kararı veya himaye onayının sona erdiği tarihten itibaren 5 yıl içinde Bakanlığa başvuru yapmış olması ve başvuru tarihi itibarıyla 30 yaşından gün almamış olması” şartlarının tamamını taşınması gerekecek. Düzenlemeyle, söz konusu şartlar kapsamında, hak sahibi olanların işe yerleştirilmeleri için izlenecek usul ve esaslar da belirleniyor. Buna göre, kamu kurum ve kuruluşları tarafından hangi statüde olursa olsun dolu kadro ve pozisyonları toplamının binde biri, bu hüküm kapsamında istihdam edilecekler için ayrılacak ve her yıl belirtilen oranda kişi istihdam edilecek. Dolu kadro ve pozisyon toplamı binden az olan kamu kurum ve kuruluşlarına, talep edilmesi durumunda yerleştirme yapılacak. Hak sahipliği Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından onaylananların merkezi yerleştirme işlemleri, merkezi sınav sonuçlarına göre gerçekleştirilecek. Yerleştirme yapılacak kadro ve pozisyon sayısı 2 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne tabi kurumların dolu memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonları ve işçi kadro sayılarının toplamının binde biri olacak. Toplam kadro ve pozisyon sayısının belirlenmesinde yerleştirme yapılacak yılın başındaki veriler esas alınacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu hüküm kapsamında hak sahiplerinin istihdam edileceği toplam kadro sayıları her kurum için tespit edilerek kurumlara bildirilecek. Öğretmenlik alanları için Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenen yükseköğretim programlarından mezun olanlar Öğretmenlik Mesleği Kanunu hükümleri uyarınca istihdam edilecek. Milli Eğitim Akademisi ile ilişikleri disiplin soruşturması dışında bir sebeple kesilenler memur unvanlı kadrolara atanacak. Kurumlarca teşkilat bazında dağıtımın bildirilmemesi halinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar dahilinde resen yerleştirme yapılacak. Hak sahipleri bu hüküm kapsamındaki istihdam hakkından yalnızca bir defa faydalanabilecek. Hak sahiplerinden herhangi bir kamu kurum ve kuruluşuna yerleştirilip atama onayı alınanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadro ve pozisyonlara her ne surette olursa olsun atananlar ve Öğretmenlik Mesleği Kanunu’na göre hazırlık eğitimine alınanlar bu hükümde verilen hakkı kullanmış sayılacak. Öğrenim düzeyinin göreve başlama sonrasında değişmesi genel hükümler dışında bir atama veya unvan değişikliğine hak teşkil etmeyecek. Kamu kurum ve kuruluşları, bu hükümde belirtilen haktan yararlanarak yerleştirilenlerin atama işlemlerinin sonucunu, herhangi bir nedenle işten ayrılan personele ilişkin belirlenecek bilgileri ve halen çalışmakta olanların bilgilerini yönetmelikte belirlenecek zaman içerisinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Kamu Personel Bilgi Sisteminin bulunduğu Kuruma bildirecek. Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamı dışında kalan kurumların da bu hüküm kapsamında istihdamla yükümlü oldukları kadro ve pozisyonları Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bildirmeleri gerekecek. Ancak bu kurumlara yapılacak yerleştirmelerde ilgili kurumların talep ettikleri kadro ve statüler esas alınacak. Öğrenim durumlarına bakılmaksızın hüküm kapsamına giren kişilerin özel sektörde çalıştırılmaları halinde, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ilgili hükümlerine göre ödenmesi gereken ve belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, kısa vadeli sigorta kolları primi ve genel sağlık sigortası primi, sigortalı ve işveren hissesi primlerinin tamamı ile İşsizlik Sigortası Kanunu’na göre ödenmesi gereken işsizlik sigortası primi, sigortalı ve işveren hissesinin tamamı sigortalının işe giriş tarihinden itibaren 5 yıl süre ile Hazine tarafından karşılanacak. Bu kapsamda sağlanan prim teşvikinden işverenler yararlanacak ve Hazine tarafından işverene sağlanan sigortalı primi hissesi teşviki tutarının sigortalıya ödenmesi işverenden talep edilemeyecek. Bu kapsamdaki teşvikten faydalanabilmek için Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin kanuni süresi içinde verilmesi ve Hazine tarafından karşılanmayan primlerin kanuni süresi içinde ödenmesi gerekecek. İşe yerleştirme yükümlülüğünün takip ve denetimine, yerleştirme yapılacak kadro ve pozisyonların belirlenmesine, merkezi sınav ve yerleştirme işlemlerine ilişkin usul ve esasları belirlemeye Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkili olacak.
MERKEZİ İZLEME SİSTEMİ’NE BAĞLI KAMERA SİSTEMLERİYLE ELDE EDİLEN VERİLER
Kanunda yapılan değişiklikle, anayasal ilkeler gözetilerek, yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan sosyal hizmet kalitesinin artırılması, bireylerin ve kuruluşların güvenliğinin sağlanması, bireylerin iyi olma halinin temini, acil durumlara hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilmesi ve suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla yazılım destekli kamera sistemleri kurulacak. Yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında sunulan hizmetlerin kalite ve verimliliğinin artırılması, özel gereksinimli bireylerin ihtiyaçlarının tespit edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve acil durumlarda erken müdahalenin sağlanması amacıyla Merkezi İzleme Sistemi’ne bağlı yazılım destekli kamera sistemlerinden yararlanılacak. Bu çerçevede elde edilecek kişisel veriler adli veya idari soruşturmaya esas teşkil etmemesi halinde, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili mevzuatında gösterilen usul çerçevesinde, kayıt tarihinden 2 yıl geçtikten sonra silinecek. Bu veriler mahkeme kararı olmaksızın hiçbir kurum, kuruluş veya kişi ile paylaşılamayacak. Ancak kamu hizmetlerinin kalite ve verimliliğinin artırılması ile plan ve politika geliştirilebilmesi amacıyla bu verilerden anonim hale getirilmek suretiyle yararlanılabilecek. Buna göre, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, düzenleme ile diğer kanunlar ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile Bakanlığa verilmiş olan görevleri kapsamında sunulan hizmetlerden yararlanacak kişi ve hanelerin tespiti, ulusal politika ve stratejilerin oluşturulması ve sosyal yardımlardan yararlanacak kişilerin objektif ölçütlere göre belirlenmesinde kullanılmak üzere başvuru konusuyla ilgili olmak kaydıyla, sosyal yardım veya sosyal hizmet başvurusunda bulunan ya da halihazırda bu yardım ve hizmetlerden yararlanan kişiler ile bu kişilerin hanelerine ait taşınır, taşınmaz, sosyal güvenlik, sosyal yardım, sağlık, gelir, gider, varlık, nüfus ve mali durumlarına ilişkin her türlü veri ve bilgiyi gerçek ve tüzel kişilerden talep edebilecek. Söz konusu veri ve bilgiler, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurumlar ve sermayesinin yarısından fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bu kurum ve kuruluşlara ait ortaklıklar ile kamu hizmeti sunan diğer tüzel kişilerden de doğrudan istenebilecek. Bakanlık, bu kapsamda veri ve bilgilerin temin edilmesi, işlenmesi ve kaydedilmesi dahil bunlara ilişkin her türlü işlemi elektronik ortamda yapabilecek ve bunları arşivleyebilecek. Bu veri ve bilgiler, kullanıma açık hale gelmesi ya da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde imha edilecek. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkili olacak. Kanunda yapılan değişiklikle, kadın konukevi hizmetinden yararlanan ve geliri bulunmayan veya meslek elemanının görüşü ve değerlendirme komisyonunun kararına göre yeterli geliri olmadığı değerlendirilen kadınlara ve çocuklara, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmemiş olması halinde, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da belirtilen orana göre hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek. Konukevinde kalan kadınların beraberindeki öğrenim gören çocukları ile çeşitli nedenlerle öğrenimine devam etmeyen ve ücretli olarak bir işyerinde çalışmayan çocuklarına, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı çocuk bakım kuruluşlarında kalan çocuklara verilen miktar kadar hiçbir kesinti yapılmaksızın net harçlık verilecek. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikle belirlenecek.
GEÇİŞ HÜKÜMLERİ
Sosyal Hizmetler Kanunu’nda yapılan değişiklikler nedeniyle hak kaybı oluşmasının ve mağduriyet yaşanmasının önlenmesi için geçiş sürecine ilişkin düzenleme yapıldı. Buna göre, isteğe bağlı sigorta ödemelerine yönelik yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştirilen isteğe bağlı sigorta ile sosyal ekonomik destek bedelleri talep edilmeyecek. Korunma kararı veya Çocuk Koruma Kanunu uyarınca bakım tedbiri kararı alınmış olanlara ilgili düzenlemede 5 yıl olarak düzenlenen süre şartı, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihte 16 yaşını doldurmuş olanlar için 2 yıl, 15 yaşını doldurmuş olanlar için 3 yıl, 14 yaşını doldurmuş olanlar için 4 yıl şeklinde uygulanacak. Değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce hak sahibi olanlardan daha önce istihdam hakkından yararlanmamış olanlar, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 12 ay içinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına başvurmaları halinde söz konusu istihdam hakkından yararlanabilecek. Bu kişilerin işe yerleştirilmeleri, hüküm değiştirilmeden önceki usul ve esaslara göre yapılacak. Düzenlemenin “14 yaşını doldurduğu tarihten itibaren kuruluştan ya da koruyucu aile yanından hizmet aldığı süre boyunca fasılalı da olsa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kayıtlarına göre 90 günden fazla izinsiz ayrılmamış olmak” şartındaki sürenin hesabında hükmün yürürlük tarihinden önceki süreler dikkate alınmayacak. Kanunla, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, Darülaceze’ye yapılacak gıda, temizlik, giyecek ve yakacak bağışları ile diğer bağış ve yardımlar Katma Değer Vergisi’nden istisna tutulacak.
TOPLU TAŞIMA HİZMETİ VEREN İŞLETMECİLERE GELİR DESTEĞİ
Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’da değişikliğe gidiliyor. Buna göre, ilgili fıkra hükümleri kapsamında hizmet verecek toplu taşıma araçları, toplu taşıma hizmetlerinin kapsamı ile bu hizmetlerden ücretsiz ve indirimli yararlanmaya ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye, İçişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Ulaştırma ve Altyapı bakanlıklarının görüşleri alınarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarınca müştereken çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek. İlgili hükümler kapsamında, belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracı ile özel deniz ulaşımı aracı için bunların işletmecilerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten ilgili belediyeler aracılığıyla her ay gelir desteği ödemesi yapılacak. Yapılacak aylık gelir desteği ödemesini yıllık olarak belirlemeye, bu tutarı faaliyette bulunulan yere ve/veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehir içi toplu taşıma hizmeti veren her bir ulaşım aracını taşıma kapasitesine göre farklılaştırmaya ve yapılacak ödemeye ilişkin diğer esas ve usuller Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ile Hazine ve Maliye bakanlıklarınca müştereken belirlenecek.
ÇOCUK KORUMA KANUNU’NDA DÜZENLEME
Kanunla, İş Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, kadın işçinin doğum sonrası ücretli izin süresi 8 haftadan 16 haftaya çıkarılacak. Böylece kadın işçi doğumdan önce 8 ve doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta ücretli izinli olacak. Ancak sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçinin talep etmesi halinde doğumdan önce çalışabileceği süre 3 haftadan 2 haftaya düşürülecek. Bir veya daha fazla çocuğa eşiyle birlikte veya münferit olarak koruyucu aile olan işçiye, çocuğun teslim edildiği tarihten sonra isteği üzerine 10 gün ücretsiz izin verilecek. Kadın işçiye, isteği halinde, 24 haftalık, çoğul gebelik halinde ise 26 haftalık sürenin tamamlanmasının ardından ücretsiz izin verilecek. Kanunda yapılan değişiklikle, işçiye eşinin doğum yapması halinde verilen ücretli izin süresi 5 günden 10 güne çıkarılacak. Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen hükme göre, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti, kasten öldürme suçlarından haklarında adli sicil ve arşiv kayıtlarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar, kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri ve salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisleri olarak işletilen iş yerlerini şahsen işletemeyecek, bu iş yerlerinde çalıştırılamayacak ve herhangi bir sıfatla fiilen bu iş yerlerinde görev alamayacak. Bu kapsama giren kişilere aynı hükümde belirtilen iş yerlerinin açılması veya işletilmesi için izin ve ruhsat verilmeyecek. Söz konusu iş yerlerinin bu kapsamdaki kişilerce işletildiğinin tespit edilmesi halinde bu kişilere iş yerinin devri için 6 ay süre tanınacak ve bu sürede kişi iş yerini fiilen işletemeyecek. Bu süre içinde devir işlemi yapılmadığı takdirde verilen izin ve ruhsatlar, bunları veren kamu kurum ve kuruluşları tarafından iptal edilecek. Bu kapsamdaki iş yerlerinde çalışanlar, adli sicil ve arşiv bilgilerine dayanılarak oluşturulan bu iş yerlerinde çalışabileceğini gösterir resmi belgeyi 6 ayda bir işverene ibraz etmek zorunda olacak. Hükme aykırı olarak işçi çalıştıran kişiye, mahallin mülki idare amiri tarafından düzenlemeye aykırı olarak çalıştırdığı her bir kişi başına brüt asgari ücretin 3 katı tutarında idari para cezası verilecek. Aykırılığın cezanın tebliğinden itibaren 1 ay içinde giderilmediğinin tespiti halinde, hükme aykırı olarak çalıştırılan her bir kişi başına brüt asgari ücretin 7 katı tutarında idari para cezası kesilecek. Bu cezanın tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın halen giderilmemiş olması halinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen izin ve ruhsatlar iptal edilecek. Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Adalet ile Aile ve Sosyal Hizmetler bakanlıklarınca müştereken belirlenecek.
ÜCRETLİ DOĞUM İZNİNE YÖNELİK DİĞER DÜZENLEMELER
Kanunla, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Buna göre, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan sigortalı kadının veya sigortalı erkeğin sigortalı olmayan eşinin, kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alan kadının ya da gelir veya aylık alan erkeğin sigortalı olmayan eşinin gebeliğinin başladığı tarihten itibaren doğumdan sonra gebelik ve analık haliyle ilgili rahatsızlık ve engellilik hallerinin analık hali kabul edilmesinde süre 8 haftadan 16 haftaya çıkarılacak. Kanunda yapılan diğer bir değişikliğe göre ise hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan muhtarlar ile ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olan, gelir vergisinden muaf olup esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olan, tarımsal faaliyette bulunan sigortalı kadının analığı halinde, doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması şartıyla, doğumdan önceki 8 ve sonraki 16 haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki 8 haftalık süreye 2 haftalık süre eklenerek çalışmadığı her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilecek. Bu kapsamdaki sigortalı kadının erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma 3 hafta kalıncaya kadar çalışma süresi, “2 hafta kalıncaya kadar” şeklinde değiştirilecek. Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, Darülaceze’ye yapılacak bağış ve yardımlar kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da “oyun”, “oyun dağıtıcı”, “oyun geliştirici” ve “oyun platformu” tanımları hüküm altına alınıyor. Kanunun, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen, “içeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı hükümde düzenlemeye gidildi. Buna göre, sosyal ağ sağlayıcı 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bu hizmetin sunulmaması konusunda yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak. Sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alacak. Bu kapsamda alınan tedbirler sosyal ağ sağlayıcının kendi internet sitesinde yayınlanacak. Sosyal ağ sağlayıcı, açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlayacak. Ebeveyn kontrol araçları ise hesap ayarlarının kontrol edilmesine, satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına ve kullanım süresinin izlenmesi ve bu sürenin sınırlandırılmasına ilişkin mekanizmaları içerecek. Sosyal ağ sağlayıcı, aldatıcı reklamları engelleyici tedbirleri almakla yükümlü olacak. Türkiye’den günlük erişimi 10 milyondan fazla olan sosyal ağ sağlayıcı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen kararın gereğini derhal ve en geç bir saat içinde uygulayacak, Kanun uyarınca verilen içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararlarına konu yayının kendi internet sitesinde yayınlanmaması hususunda gerekli her türlü tedbiri alacak. Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı tarafından Türkiye’de mukim vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili sosyal ağ sağlayıcısına yeni reklam vermesi yasaklanacak, bu kapsamda yeni sözleşme kurulamayacak ve buna ilişkin para transferi yapılamayacak. Reklam yasağı kararının verildiği tarihten itibaren 3 ay içinde yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde BTK Başkanı, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50 daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Başvurunun kabulüne ilişkin hakim kararının uygulanmasından itibaren 30 gün içinde söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde BTK Başkanı, sosyal ağ sağlayıcının internet trafiği bant genişliğinin yüzde 90 oranına kadar daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Hakim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde 50’den düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilecek. Bu kararlara karşı BTK Başkanı tarafından itiraz yoluna gidilebilecek. Hakim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere BTK’ye gönderilecek. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhal ve en geç 4 saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilecek. Yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde, reklam yasağı kaldırılacak ve hakim kararları kendiliğinden hükümsüz kalacak. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara BTK tarafından bildirim yapılacak. Bu hüküm, düzenlemenin yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girecek.
OYUN PLATFORMLARININ YÜKÜMLÜLÜKLERİ
Kanunla, oyun platformlarına ilişkin düzenlemeler de yapıldı. Buna göre, oyun platformu usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamayacak ancak derecelendirilmeyen oyunları en yüksek yaş kriterine göre derecelendirmek kaydıyla sunabilecek. Oyun platformu içerik veya yer sağlayıcı olmasından doğan sorumluluk ve yükümlülükleri saklı kalmak kaydıyla, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen içerikleri çıkarmakla yükümlü olacak. Türkiye’den günlük erişimi 100 binden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun platformu, BTK, Erişim Sağlayıcıları Birliği, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya taleplerin gereği ile düzenleme kapsamındaki diğer yükümlülüklerin yerine getirilmesini temin için Türkiye’de gerçek veya tüzel kişi temsilci belirlemekle ve bu temsilciye dair bilgileri BTK’ye bildirmekle yükümlü olacak. Oyun platformu, temsilcinin iletişim bilgilerine kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde internet sitesinde yer verecek. Oyun platformu, açık, anlaşılır ve kullanıma elverişli ebeveyn kontrol araçları sağlayacak. Ebeveyn kontrol araçları, hesap ayarlarının kontrol edilmesine, satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına ilişkin mekanizmaları içerecek. BTK, oyun platformunun bu düzenlemeye uyumuna ilişkin olarak oyun platformundan kurumsal yapı, bilişim sistemleri, veri işleme mekanizmaları dahil olmak üzere bu düzenlemenin uygulanmasıyla doğrudan ilgili açıklamaları talep edebilecek. Oyun platformu, BTK tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri derhal ve 15 günü geçmemek üzere BTK tarafından belirlenecek süre içinde vermekle yükümlü olacak. Bu düzenlemenin uygulanmasına, oyun platformunun uyması gereken yükümlülüklere ve yaş kriterlerine göre derecelendirmeye dair usul ve esaslar, BTK tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenecek. Bu kapsamdaki yükümlülükler ile Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikte yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen oyun platformuna BTK tarafından bildirimde bulunulacak. Bildirimden itibaren 30 gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde oyun platformuna BTK Başkanı tarafından 1 milyon Türk lirasından 10 milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilebilecek. Verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde 10 milyon Türk lirasından 30 milyon Türk lirasına kadar bir kez daha idari para cezası verilebilecek. İdari para cezası miktarı ihlalinin niteliği, ağırlığı, kullanıcılar üzerindeki etkisi veya meydana gelen zarar dikkate alınarak takdir edilecek. İkinci kez verilen idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde BTK Başkanı, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde 30 oranında daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Başvurunun kabulüne ilişkin hakim kararının uygulanmasından itibaren 30 gün içinde bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde BTK Başkanı, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde 50 oranına kadar daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvurabilecek. Hakim ikinci başvuru üzerine vereceği kararında, yüzde 30’dan düşük olmamak kaydıyla, sunulan hizmetin niteliğini de dikkate alarak daha düşük bir oran belirleyebilecek. Bu kararlara karşı BTK Başkanı tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilecek. Hakim tarafından verilen kararlar erişim sağlayıcılara bildirilmek üzere BTK’ye gönderilecek. Kararların gereği, bildirimden itibaren derhal ve en geç 4 saat içinde erişim sağlayıcıları tarafından yerine getirilecek. Bildirime konu yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde, verilen idari para cezalarının 4’te biri tahsil edilecek ve hakim kararları kendiliğinden hükümsüz kalacak. İnternet trafiği bant genişliğine yapılan müdahalenin sona erdirilmesi için erişim sağlayıcılara BTK tarafından bildirim yapılacak. Bu hüküm, düzenlemenin yayımı tarihinden 6 ay sonra yürürlüğe girecek.
ASKERİ PERSONELİN ÜCRETLİ DOĞUM İZNİ SÜRESİ
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nda yapılan değişiklikle kadın personele sağlanan ücretli doğum sonrası izin süresi 8 haftadan 16 haftaya, toplam ücretli doğum izni süresi 24 haftaya çıkarılıyor. En fazla 3 yaşında bir çocuğu eşiyle birlikte veya münferit olarak evlat edinen askeri personele çocuğun teslim edildiği tarihten itibaren 8 hafta süreyle izin verilecek. Bu izin evlatlık kararı verilmeden önce çocuğun fiilen teslim edildiği durumlarda da uygulanacak. Bir veya daha fazla çocuğa eşiyle birlikte veya münferit olarak koruyucu aile olan askeri personele çocuğun koruyucu aile yanına teslim edildiği tarihten sonra isteği üzerine 10 gün izin verilecek. Kanunla, Darülaceze Nizamnamesi’nde değişikliğe gidildi. Buna göre, Darülaceze yurt içinde ve ilgili mevzuata göre yurt dışında hizmet verebilecek. Darülaceze, ihtiyaç sahiplerine yardım amacıyla ilgili mevzuat hükümlerine göre gıda bankacılığı faaliyetinde bulunabilecek ve ihtiyaç sahiplerine aşevi hizmeti verebilecek. Genel Kurulda AK Parti milletvekillerinin kabul edilen önergesiyle, analık izin süreleri yeniden düzenlenen ve düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilgili mevzuat uyarınca öngörülen analık izin süresi dolan ancak 1 Nisan 2026 itibarıyla doğumun gerçekleştiği tarihten itibaren 24 haftalık süreyi henüz tamamlamamış personele, hükmün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 10 iş günü içinde talep etmeleri halinde 8 hafta ilave analık izni verilecek. Genel Kurul’da teklifin kabul edilerek yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, gündemde yer alan diğer kanun tekliflerinin isimlerini okudu. Komisyonun yerini almaması üzerine Adan, birleşimi, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla yapılacak özel oturum için yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
Daily Agenda
Ministry of Internal Affairs announced! Ataşehir Mayor Onursal Adıgüzel was suspended from duty
In the statement made by the Ministry of Internal Affairs, “Ataşehir Mayor Onursal Adıgüzel was suspended from duty as a temporary measure after he was arrested within the scope of the investigation carried out against him for the crimes of “Establishing an Organization for the Purpose of Committing a Crime and Accepting Bribes”.” statements were included.
19 SUSPECTS WERE ARRESTED
19 of the 20 suspects, including Mayor Onursal Adıgüzel, who were detained within the scope of the investigation carried out for allegedly taking bribes regarding tenders, zoning and settlement transactions in Ataşehir Municipality, were arrested.
The names of those arrested are as follows:
Onursal Adıgüzel, Oğuz Kaya, Orhan Aydoğdu, Birkan Birol Yıldız, Mürteza Kutluk, Alpay Arslan, Aysun Gökçen, Basri Onur Dedetaş, Gülbin Ergünay, Ezgi Nur Yılmaz, Aslı Sevinç Afat, Mehmet Yılmaz, Çağlar Kaya, Doğancan Topal, Mesut Bayram, Fatih Velioğlu, Haydar Battal, Murat Gerger and Cengiz Gundogan.
WHAT HAPPENED?
An investigation was launched by the Istanbul Anatolian Chief Public Prosecutor’s Office for the crimes of “bribery”, “establishing, leading and being a member of an organization for the purpose of committing a crime” and “tender rigging” upon notices that Ataşehir Mayor Onursal Adıgüzel, Deputy Mayors Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu and Oğuz Kaya and the relevant unit heads and staff had received bribes regarding tenders, zoning and settlement transactions.
Within the scope of the investigation, MASAK reports and HTS records of the suspects were obtained, and it was found that transactions were made in exchange for bribes in the settlement and building license transactions.
As a result of the work carried out by the Istanbul Police Department’s Financial Crimes Department, the elements and organizational structure of the crime were determined in detail.
-
Economy3 days agoTürkiye rolling out incentives to ease Istanbul’s development burden
-
Politics3 days agoTürkiye rallies int’l community for protection of children in digital age
-
Economy3 days agoUK on brink of recession, 250,000 jobs could be lost by 2027: Report
-
Daily Agenda2 days agoEşme Mayor Yılmaz Tozan was arrested
-
Economy3 days agoOil prices jump on US-Iran talks uncertainty, stocks hold up
-
Daily Agenda3 days ago7th International award in 9 years for ‘Zero Waste’
-
Politics2 days agoTurkish-Hungarian ties likely to strongly prevail in Magyar era
-
Sports3 days agoCity extend Arsenal’s April nightmare to grab title race by scruff of neck
